İstanbul BAM 13. HD 2021/1574 E. 2024/206 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/1574
2024/206
8 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1574
KARAR NO: 2024/206
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARI VEREN
MAHKEME: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/03/2021
DOSYA NUMARASI: 2020/99 Esas - 2021/197 Karar
DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)
KARAR TARİHİ: 08/02/2024
İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından 01/01/2019-01/01/2020 tarihleri arasında geçerli nakliyat emtea blok sigorta poliçesi ile sigorta ettirilen ... A.Ş.'ne ait 2 adet refrakter emtiasının taşımasının davalı şirket tarafından üstlenildiğini, ... plaka sayılı araca yüklenerek taşındığını, 28/02/2019 tarihinde fabrikaya gelen malzemenin fiziki kontrollerinde emtianın bulunduğu sandık açıldığında her iki malzemenin de ortadan kırık olduğunun tespit edildiğini, söz konusu emtiaların müvekkili şirketin sigortalısına hasarlı olarak teslim edildiğini, davalı taşıyıcı şirketin taşıma sürecinde meydana gelen hasardan TTK. 875. Maddesi gereği sorumlu olduğunu, müvekkili şirket tarafından sigortalanan emtia hasarı için 23/07/2019 tarihinde 29.616,00 TL hasar tazminatı ödendiğini beyanla, 29.616,00-TL tazminatın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 23/07/2019 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu malın teslim tarihi ile hasar tespit tarihinin 28/02/2019 olduğunu, zarar tarihi itibariyle 3 aylık sürenin 28/05/2019 tarihinde sona erdiğini, dava dilekçesine göre ödeme tarihinin 23/07/2019 olarak belirtildiğini, buna göre sigortalının dava açma süresinin 23/10/2019 tarihinde sürenin sona erdiğini, zarar ihbarının yasal süresinde yapılmadığından dava hakkının düşmüş olduğunu, 28.02.2019 tarihli tutanak ile sigortalının öğrendiği hasarı müvekkiline arabulucu aşamasında bildirdiğini, müvekkilinin TTK m.876 gereği sorumlu tutulamayacağını, zararın taşıma sırasında değil, yükleme ve boşaltma sürecinde olma ihtimalinin yüksek olduğunu, müvekkilinin sınırlı sorumlu tutulabileceği miktarın 221 kg emtia için birim kg başına 8,33 SDR hesabı ile ancak 1.840 SDR kadar olabileceğini, davacı ödemesinin sigorta kapsamında olup olmadığının araştırılması gerektiğini beyanla, davanın usul ve esastan reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 10/03/2021 tarih ve 2020/99 Esas - 2021/197 Karar sayılı kararı ile; " Dava; Davacı Sigorta Şirketi tarafından sigortalısı ...A.Ş.'ne ait emtianın davalı Şirket tarafından taşınması sırasında zarara uğradığı belirtilerek, meydana gelen zarar nedeniyle sigortalısına ödediği bedelin rücuen tahsili istemine ilişkindir. Dava dilekçesinde delil olarak; Arabuluculuk son tutanağı, Nakliyat Emtea Taşıma Sigorta Poliçesi, ekspertiz raporu, hasar tespit tutanağı, hasar beyanı, hasar fotoğrafları, rücu yazısı, ödeme belgesi, emteaların alış/satış evrakı, bilirkişi incelemesi belirtilmiştir. Cevap dilekçesinde delil olarak; Taşıma belgeleri, müvekkiline ait ... A.Ş ... numaralı sigorta poliçesi, bilirkişi incelemesi, tanık, yemin belirtilmiştir. Davacı Sigorta Şirketi tarafından 01/01/2019-01/01/2020 tarihlerini kapsayan ve ...Anonim Şirketi'nin sigortalısı olduğu Nakliyat Emtea Blok Sigorta Poliçesi düzenlenmiştir. Dava dilekçesi ekinde sunulan 28/02/2019 tarihli tutanakta, "... Firması'ndan, ... sipariş numarası ile satın alınarak 28.02.2019 tarihinde ... Fabrikası'na gelen 2 adet Lip Block refrakter malzemenin teslimindeki fiziki kontrollerinde, sandıkda kırılma olmamasına rağmen sandık açıldığında Lip Block refrakter malzemelerin her ikisinde ortalarından kırık olduğu tespit edilmiştir. İş bu tutanak aşağıda isimleri bulunan kişiler tarafından imza altına alınmıştır. 4 nüsha olarak düzenlenmiştir. Ekte 2 adet fotoğraf ile durum tespiti sunulmuştur" belirtilmiştir. Davacı Sigorta şirketi tarafından 23/07/2019 tarihinde 29.616,00-TL'sı ödeme yapıldığına dair dekont dosyaya sunulmuştur.Mahkememizce bilirkişi olarak görevlendirilen Dr. Öğr. Üyesi ... tarafından sunulan 21/10/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacının TTK m.1472 gereği, ödemesi miktarı ile sınırlı olarak sigortalısına halef olduğu ve işbu rücuen tazmin talebi ve davası bakımından rücuen tazminat alacaklısı olduğu, davalının pasif husumete itirazı bulunmadığı, somut olayda gerek zamanaşımı gerekse bildirim sürelerine riayet edilerek hasar takip ve dava süreci işletildiğinin değerlendirildiği, meydana gelen zararın somut olaya uygun olduğu, davacı ödemesinin tamamının tam zayi kaynaklı zarar olarak gözetilmesi gerektiği, zararın sebebinin ambalaj içi istifleme ve sabitleme kaynaklı olduğu CMR m. 17. gereği meydana gelen zararın taşıyıcı sorumluluğunda olduğunun sabit olmadığı, taşıyıcının ambalaj içini denetleme veya yükün ambalajına dair bir sorumluluğunun ancak özel anlaşma veya talimatla mümkün olabileceği, dosyada bunun sabit olmadığı, davalının ambalaj ve ambalaj içi istiflerden sorumlu olduğu sonucuna varılacak olursa, bu durumda 1.840,93 SDR karşılığı TL zarardan sorumlu tutulabileceği, davacının lehine tazminata hükmedilecek olursa, ancak dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi talep edebileceği belirtilmiştir. Davacı tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilmesi üzerine, yeni bir bilirkişi görevlendirilerek yeniden inceleme yaptırılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce bilirkişi olarak görevlendirilen Öğr. Görevlisi ... tarafından sunulan 10/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Dava konusu uyuşmazlığa CMR Konvansiyon hükümlerinin tatbikinin gerektiği, somut olayda yapılması gereken bildirimlerin CMR Konvansiyonunda belirtilen sürelere riayet edilerek yapıldığı, taşıyıcının ambalaj ve ambalaj içi sabitleme ve istiflemenin denetleme yükümlülüğünün bulunmadığı, taşıyıcının CMR Md 17/2'de belirlenen sorumluluktan kurtulma hallerinden (b) bendi olan hatalı ambalajlama durumu ile örtüşebileceği, sandıklarda hasar olmamasına rağmen içindeki malzemenin kırılmasının ambalaj içi sabitleme hatasından olabileceği kanısını oluşturduğunu ancak bu konuda net bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, yukarıda belirtilen sebeplerle, taşıma konusunda ticaret yapan taşımacının (davalının) zarara kasten veya pervasızca bir davranışla sebep olmadığı kanaati ile davalı taraf olan taşımacının CMR Konvansiyonu Madde 23. sınırlı sorumluluk maddesi uyarınca sorumlu tutulabileceği, bu bedelin de incelemeler kısmında hesaplandığı üzere 14.437,4935 TL'den tazminat hakkının doğduğu, davalının tazminat ödemesine hükmedildiği durumda, davacının dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi talep edebileceği belirtilmiştir. Tarafların iddiaları ile delilleri ve alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; Dava dilekçesi ekinde sunulan 28/02/2019 tarihli tutanakta malzemenin teslimindeki fiziki kontrollerinde, sandıkda kırılma olmamasına rağmen sandık açıldığında Lip Block refrakter malzemelerin her ikisinde ortalarından kırık olduğunun tespit edildiği belirtilmiş olup, taşıyıcının ambalaj ve ambalaj içi sabitleme ve istiflemenin denetlenmesi yükümlülüğü bulunmamaktadır. Dava konusu alacak talebine dayanak hasarın oluşmasında taşıyıcının kusurunun ve sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçeleri ile; " 1-Davanın REDDİNE, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil sigorta şirketi tarafından sigortalanan ... A.Ş.'ne ait emtiaların davalı ... A.Ş tarafından taşınması sırasında hasara uğraması ve bu hasar neticesinde meydana gelen zararın tazmini için müvekkil sigorta şirketinin sigortalısına ödediği bedelin rücuen tahsili istemine ilişkin açmış oldukları davada, yerel mahkemenin "Dava konusu alacak talebine dayanak hasarın oluşmasında taşıyıcının kusurunun ve sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekmiş" şeklinde hüküm kurulduğunu, verilen kararın kabulünün mümkün olmadığını, açıklanacak sebeplerle davanın reddine dair kararın kaldırılarak işbu haklı davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, Yerel mahkemenin gerekçeli kararında " Tarafların iddiaları ile delilleri ve alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; Dava dilekçesi ekinde sunulan 28/02/2019 tarihli tutanakta malzemenin teslimindeki fiziki kontrollerinde, sandıkda kırılma olmamasına rağmen sandık açıldığında Lip Block refrakter malzemelerin her ikisinde ortalarından kırık olduğunun tespit edildiği belirtilmiş olup, taşıyıcının ambalaj ve ambalaj içi sabitleme ve istiflemenin denetlenmesi yükümlülüğü bulunmamaktadır." şeklinde zararın meydana gelmesinde davalı şirketin kusur ve sorumluluğu olmadığına kanaat getirerek davanın reddi yönünde hüküm kurduğunu, Yerel mahkemenin de ispat külfeti hususunda dosyada mübrez bilirkişi raporunda olduğu gibi yanılgıya düştüğünü, bu yanılgı neticesinde de hatalı bir hüküm tesis ettiğini, davalı şirket aleyhine ikame etmiş oldukları davanın temel dayanağının taşıyıcının ziya, hasar ve gecikmeden kaynaklanan sorumluluğu olduğunu, ilgili düzenlemeleri detaylıca izah edecekleri üzere gerek TTK, gerek CMR konvansiyonunda taşıyıcının sorumluluğu düzenleyen hükümlerin birbirleri ile paralellik arz etmekte olup mevzuat düzenlemelerinin yanı sıra Yargıtay içtihatları ile de sabit olduğu üzere taşıyıcının zıya, hasar ve gecikmeden kaynaklanan sorumluluğunun hukuki niteliğinin kusursuz sorumluluk olduğunu, taşıyıcının bu sorumluluktan kurtulabilmesi için ancak kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği bir somut olgunun varlığını ispat etmesi gerektiğini, bu noktada ispat yükünün tamamı ile taşıyıcıya ait olup gönderene herhangi bir külfet yüklenemeyeceğini, Taşıyıcının kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği duruma dayanarak sorumluluktan kurtulabilmesinin, ancak en üst düzeyde özeni göstermiş ve gerekli tüm tedbirleri almış olduğunu kanıtlaması halinde mümkün olduğunu, bu çerçevede taşıyıcının yalnızca zarara neden olan olaydan değil, olayın sonuçlarından kaçınmak için de en üst düzeyde özeni göstermiş olması gerektiğini, ayrıca TTK' da taşıyıcının eşyanın zıyaa ya da hasara uğraması yahut teslim süresinin aşılmasından kaynaklanan sorumluluktan kurtulabilmesi için zararın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını değil, kanunda öngörülen sorumsuzluk hallerinden birinin mevcudiyetini kanıtlamasının aranmakta olduğunu, şayet taşıyıcının kusura dayanan bir sorumluluğu olsaydı kanunun taşıyıcının sorumluluktan kurtulabilmesi için zarara sebep olan olayın meydana gelişinde kusuru bulunmadığını ispatlamasının yeterli olacak olduğunu, bu hususun dahi tek başına taşıma hukukunda taşıyıcının sorumluluğunun kusursuz bir sorumluluk hali olduğunu ortaya koymakta olduğunu, Taşıyıcının; yol şartları, iklim şartları, ulaşım güzergahı ve ulaşım süresini de en iyi bilen kişi konumunda olduğunu, bu konuda göndericinin bilgi sahibi olması beklenemeyeceğinden taşıyıcının göndereni bilgilendirme, istif ve ambalajın emtiayı yerine sağlam olarak ulaştırma mükellefiyeti nedeniyle doğru yapılıp yapılmadığını kontrol etme ve gözetme, yanlış istif ve ambalaj olması halinde bunu göndericiye bildirme yükümlülüğü bulunmakta olduğunu, bu yükümlülüğüne aykırı davranışı nedeniyle meydana gelecek zarardan taşıyıcının doğrudan ve kusursuz olarak sorumlu olduğunu, bu hususun Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ile sabit olduğunu, taşınan eşyanın ambalajlama işlemine eksiklik bulunması halinde taşıyıcının durumu gönderene duyurarak onu uyarmasının, her konuda aranan ve mahkemece de resen göz önünde bulundurulması gereken Türk Medeni Yasası’nın 2. maddesinde açıklanan dürüstlük ilkesinin bir gereği olduğunu, nitekim taşıyıcının yükü teslim aldığı sırada yükün ve ambalajın görünürdeki durumunu kontrol yükümlülüğü altında olup buna ilişkin çekincelerini gerekçeleriyle birlikte belirtmesi, göndereni bu konuda bilgilendirmesi gerektiğini, şayet taşıyıcı taşıma konusu eşyanın teslim tutanağına çekince koymamış ise yükün ve ambalajın görünüş itibarıyla iyi durumda olduğunun varsayılacağı hususunun genel kabul görmekte olduğunu, Benzer konuda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu' nun 13.05.2015 tarih ve 2013/2206E- 2015/1324K. sayılı kararı ile; " - Dava, taşıma sigorta poliçesine dayalı rucuan tazminat istemine ilişkindir. Davacı nezdinde sigortalı emtianın davalı tarafından İtalya’dan Türkiye’ye taşınması sırasında hasarlandığı, bu taşımanın CMR hükümlerine tabi olduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir. CMR hükümlerine tabi taşımalarda da taşıyıcının eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten gönderilene teslim edildiği tarihe kadar meydana gelen hasar ve kayıplardan sorumlu olacağı esastır. Ancak, anılan Konvansiyonun 17/4-c maddesinde, yükün gönderici, alıcı veya bunların adına hareket eden kişiler tarafından alınması, yüklenmesi, istiflenmesi veya boşaltılması özel bir risk durumu olarak kabul edilmiş, hasar veya kaybın anılan nedenlerden kaynaklanması halinde taşıyıcının sorumlu olmayacağı hükme bağlanmıştır. Fakat, bu halde de taşıyıcının yükün sağlıklı taşınabilmesi için yükleme ve istiflemeye gerekli özeni gösterme, nezaret etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bahse konu yükümlülüğün ihlali, taşıyıcı bakımından kusur oluşturmaktadır. Somut olayda taşınan emtianın özellikli yük olduğu ve araca yüklenmesinin gönderici firma tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporu ile ekspertiz raporunda emtiaların hasara uğramasının nedeni, paletlerin gereği gibi sabitlenmemesi olarak açıklanmıştır. Nitekim, dosya kapsamından da aracın ani fren yapması sonucu emtianın sabitlendiği paletlerden kurtularak devrildiği ve hasarın bu şekilde meydana geldiği anlaşılmaktadır. Davalı taşıyıcı tacir olup, basiretli şekilde hareket etmek zorundadır. Bu durum karşısında, davacı vekilinin rapora yönelik itirazları dikkate alınıp, davalı taşıyıcının yükleme ve istifleme bakımından nezaret yükümlülüğünü ihlal ettiği ve kusurlu olduğu kabul edilip, kusur oranları bakımından gerektiğinde ek rapor alınması veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle karar bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.. ”Direnme kararı üzerine avalı taşıyıcı tacir olup, basiretli şekilde hareket etmek zorunda olduğundan, davacı vekilinin rapora yönelik itirazları dikkate alınıp, davalı taşıyıcının yükleme ve istifleme bakımından nezaret yükümlülüğünü ihlal ettiği ve müterafik kusurlu olduğu kabul edilip, kusur oranları bakımından gerektiğinde ek rapor alınması veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Hal böyle olunca; yerel mahkemece, aynı yöne işaret eden ve Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. " şeklinde hüküm tesis edilmiş olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05.12.2016 tarih ve 2016/1927 E- 2016/9321 K sayılı kararında da; "Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminatın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davadışı sigortalıya ait su preformu emtiası davalılarca taşınmış olup, varma yerinde yapılan incelemede bir kısım emtianın hasarlı olduğunun tespit edildiği, dosya kapsamında bulunan tutanak, ekspertiz raporu ve diğer belgelere göre hasarın yükleme ve istif hatasından kaynaklandığı sabittir. Davalılar, yükleme ve istiflemenin gönderene ait olduğunu, gönderene istifleme ve sabitlemeye dair gerekli uyarıları yaptıklarını ancak müdahale edemediklerini savunmuştur. Mahkemece davalıların savunması kapsamında alınan bilirkişi raporuna da itibar edilerek, yükleme ve istifin gönderen tarafından yapıldığı, malın hassasiyeti konusunda davalıların uyarılmadığı, taşıma esnasında da aracın herhangi bir kazaya karışmadığı, davalıların gerçekleşen hasara ilişkin kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 6762 sayılı TTK'nın 781/1. maddesi hükmü uyarınca, taşıyanlar eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten gönderilene teslim olunduğu tarihe kadar geçen süre içinde uğradığı zıya ve hasardan sorumlu olup, Dairemizin yerleşik kararlarında da ifade edildiği üzere; her ne kadar yükleme ve istif gönderene ait olsa da, yükün sağlıklı taşınabilmesi ve hasara uğramaması için taşıyıcının yükleme ve istiflemeyi basiretli bir tacir gibi gözetmesi, hatalı bir yükleme varsa buna karşı çıkması ve yükün güvenli taşınabilmesi için gereken her türlü tedbiri alması gerekir. Yüke nezaret etme yükümlülüğünü yerine getirmeyen taşıyıcı, en azından müterafik kusurlu kabul edilmelidir. Taşıyıcının, genel olarak gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini kanıtlaması yeterli olmayıp, ziya ve hasara neden olan olayın doğumunda da kusurlu olmadığını kanıtlaması gerekmektedir. Bu durumda, mahkemece, davalıların yüke nezaret yükümlülüklerini ihlal ettiği ve müterafık kusurlu oldukları gözetilerek davalıların sorumluluklarının bu kapsamda değerlendirilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA", şeklinde hüküm tesis edilmiş olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28.04.2005 tarih ve 2004/7918E- 2005/4352K sayılı bir başka kararında ise; " Mahkemece, sunulan kanıtlara ve bilirkişi raporuna dayanılarak, trafik kazası sonucu (19.809) kg. sigortalı ham petrolün yanarak zayi olmasında davalı işletenin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, kaldı ki kazada ölen sürücünün kusursuz olduğunun da ispatlanamadığı, rizikodan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle (3707) USD karşılığı (5.078.590.000) TL.nin faiziyle davalıdan rücuan tahsiline karar verilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davanın taşımadan kaynaklanması sebebiyle mahkemenin taşıyıcının sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğuna ilişkin gerekçesi taşıyanın sorumluluğunun ispat külfeti ters çevrilmiş kusur sorumluluğu olması nedeniyle yerinde değil ise de, kusursuzluğunun kanıtlama yükümlülüğü kendisine olan davalı taşıyıcının olayda kusursuz bulunduğunu kanıtlayamamış olmasına göre, davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalının bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA " karar verilmiş olduğunu, Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında da itirazlarının gerektiği gibi incelenmediğini ve hüküm kurmaya elverişli olmayan rapora göre karar tesis edilmiş olduğunu, dosya kapsamında iki farklı bilirkişi tarafından iki rapor ibraz edilmiş olduğunu, raporlar incelendiğinde birbirleri ile tutarsızlıklar ve bir takım çelişkiler ihtiva ettiklerinin görüleceğini, yerel mahkemeye sunulan ilk bilirkişi raporunun hatalı ve objektiflikten uzak değerlendirmelerle oluşturulmuş olduğunu, Bilirkişi raporunun D-4 bölümünde "CMR 17.bakımından(TTK 875 hükmü ile uyumlu içeriği ile ) hasarın taşıma sürecinde meydana geldiğinin ispatı davacı yan üzerindedir." ifadesinin yer almakta olduğunu, oysa TTK 875. maddesinin; MADDE 875– (1) Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. (2) Zararın oluşmasına, gönderenin veya gönderilenin bir davranışı ya da eşyanın özel bir ayıbı sebep olmuşsa, tazminat borcunun doğmasında ve kapsamının belirlenmesinde, bu olguların ne ölçüde etkili olduğu dikkate alınır. (3) Gecikme hâlinde herhangi bir zarar oluşmasa da taşıma ücreti gecikme süresi ile orantılı olarak indirilir; meğerki, taşıyıcı her türlü özeni gösterdiğini ispat etmiş olsun." şeklinde olduğunu, Yine bilirkişinin atıf yaptığı CMR konvensiyonunun 17. maddesinin; "1. Taşımacı, yükü teslim aldığı andan teslim edinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumludur. 2. Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan yüke has bir kusurdan yahutta taşımacının önlemesine olanak bulunmayan durumlardan ileri geliyorsa, taşımacı sorumlu tutulamaz. 3. Taşımacı taşımayı yapmak için kullandığı kusurlu taşıttan, bu taşıtı kiraladığı kişinin veya vekilinin yahutta çalışanlarının hata veya ihmallerinden dolayı sorumludur. 4. Madde 18 paragraf 2 ila 5'şe uygun olmak üzere kayıp veya hasar durumları aşağıda belirtilen koşullardan bir veya bir kaçının doğal sonucu olan özel risklerden doğmuş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz. a) Kullanılmasında anlaşmaya varılmış ve sevk mektubunda açıkca belirtmiş olduğu üzere, madeni levha ile kaplanmamış açık taşıtlar kullanılması, b) Ambalajlanmadıkları veya kötü ambalajlandıkları zaman, özellikleri gereği fire veren veya hasara uğrayan malların ambalajllanmaası veya hatalı ambalajlanmış olması, c) Yükün gönderici, alıcı veya bunlar adına hareket eden kişiler tarafından alınması taşınası, yüklenmesi, yığılması veya boşaltılması, d) Özellikle kırılma, paslanma, çürüme, kuruma, normal fire yahutta güve haşerattan kısmen veya tamamen zarar görebilecek malların özelliği, e) Sandık veya paketlerin üzerindeki marka veya numaraların yetersiz veya hatalı oluşu, f) Canlı hayvan nakli, 5. Kayıp, hasar ve gecikmeye neden olan faktörlerden bazıları bakımından bu maddeye göre taşımacının sorumlu olmadığı hallerde, yine maddeye göre sorumlu olduğu faktörlerin kayıp, hasar ve gecikmeye yaptıkları katkı oranında sorumlu olacaktır." şeklinde olduğunu, Her iki madde incelendiğinde ne maddenin lafzından ne de anlamından bilirkişinin ulaştığı kanaate varmanın mümkün olmadığını, hatta söz konusu maddenin bilirkişinin varmış olduğu kanının aksini işaret etmekte olduğunu, madde hükmünde açıkça taşıma süresi içerisinde eşyanın zıyaı, hasarı ve geç teslim edilmesinden doğan zararlardan taşıyıcının sorumlu olduğu, taşıyıcının sorumluluktan kurtulması için aksini kendisinin ispat etmesi gerektiği sonucuna varılmakta olduğunu, Bilirkişinin, görev tanımının dışına çıkarak hukuki değerlendirme yapması yetmezmiş gibi madde metninde tamamen tersini ifade eden ispat külfeti ile ilgili olarak hatalı değerlendirmelerde bulunduğunu, zararın ambalajlama yahut istiflemeden kaynaklandığını ispat külfetinin taşıyıcıda olduğunu, ki taşıyıcının buna ilişkin herhangi bir delil ibraz edemediğini, Raporun D-4 bölümünün devamında " CMR'de açık hüküm bulunmamakta ise de TTK 862 gereği "ambalaj ve işaretleme" gönderenin yükümlülüğüdür. Somut olayda hasarın sebebi ambalaj içinde kırılma ve, bu da ambalaj içinde istifleme-sabitleme hatasına işaret etmektedir" şeklinde yer alan ifadede de bilirkişinin yine tamamen hatalı değerlendirme yaptığını, madde metnini bir hukukçu olarak yorumlaması mümkün olmayan bilirkişinin kendisini hakim yerine koymak sureti ile ispat külfetinin kime ait olduğu hususunda yorum yaptığını, bunun kabulünün mümkün olmadığını, Şöyle ki; TTK 862'ye göre VII – Ambalaj ve işaret MADDE 862– (1) Eşyanın niteliği, kararlaştırılan taşıma dikkate alındığında, ambalaj yapılmasını gerektiriyorsa, gönderen, eşyayı zıya ve hasardan koruyacak ve taşıyıcıya zarar vermeyecek şekilde ambalajlamak zorundadır. Ayrıca gönderen, eşyanın sözleşme hükümlerine uygun şekilde işleme tabi tutulabilmesi için işaretlenmesi gerekiyorsa, bu işaretleri de koymakla yükümlüdür. Bahsedilen maddenin lafzından da açıkça anlaşılacağı üzere gönderene genel bir yükümlülük yüklenmemekte olduğunu, bazı şartların varlığı halinde gönderene yüklenebilecek özel bir yükümlülükten bahsedilmekte olduğunu, maddenin gerekçesinin şöyle ifade edilmekte olduğunu, eşyanın ambalajlanmasına ve işaretlenmesine ilişkin olarak, gönderene yükletilmiş genel bir yükümlülük olmadığını, bu yükümlülüğün bazı şartların varlığında doğacağını, eşyanın kararlaştırılan taşıma dikkate alındığında ve eşyanın niteliği ile özelliği gerektiriyorsa ambalajlanması ve sözleşmede öngörülmüşse işaretlenmesi gerektiğini, ambalajlamanın eşyanın niteliğine göre olması gerektiğini (sıcak/soğuk tutma) ve taşımanın özelliğinin de dikkate alınması gerektiğini, istisnai olarak belli şartların varlığı halinde göndericiye yüklenen yükümlülüğün raporda göndericinin genel yükümlülüğü gibi belirtilmiş olduğunu, Bununla birlikte raporda hatalı değerlendirilen bir diğer hususun ise CMR Konvansiyonu 17. maddesinin 2. fıkrası olduğunu, CMR konvansiyonu madde 17/2' de; "Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan yüke has bir kusurdan yahutta taşımacının önlemesine olanak bulunmayan durumlardan ileri geliyorsa, taşımacı sorumlu tutulamaz." denilmekte olduğunu, madde hükmüne göre taşıyıcının sorumluluğunun doğmaması için zararın ya göndericinin taşıyıcıya vermiş olduğu talimat sebebiyle yüke has bir kusurdan meydana gelmesi ya da taşıyıcının önlenmesine imkan bulunmayan bir sebepten ileri gelmesi gerektiğini, bu sebeplerin ispatının da taşıyıcıya ait olduğunu, Taşıyıcının sorumluluktan kurtulma sebeplerinin mevcudiyetinin ispatını göndericiye yüklemenin hukuk mantığına aykırı olduğu gibi bu hususta bilirkişinin değerlendirme yapma gibi bir yetkisi de mevcut olmadığını, yetki sınırlarını aşmak suretiyle değerlendirme yapan bilirkişinin bu değerlendirmelerinin nazara alınmaması gerektiğini, nitekim CMR Konvansiyonu 18. maddesine göre de kayip hasar ve gecikmenin madde 17 paragraf 2'de öngörülen nedenlerden birinden doğduğunu kanıtlamanın taşımacıya ait olduğunu, CMR hükümleri ve TTK hükümleri son derece açık ve anlaşılır olmasına rağmen bilirkişinin raporunda, meydana gelen zararın ambalaj-istifleme ve sabitleme kusurlarına dayandırılarak bunun da ispatının kendilerine yüklenmeye çalışıldığını, mahkemece de bu denli hatalı bir rapor hükme esas alınarak karar tesis edilmiş olduğunu, Raporda "ambalaj yüke uygun ve sağlam taşınmış, dıştan hasar olmamasına rağmen iç yükün hasarlı olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda taşıma süreci hasarı sabit değildir. Yük daha batan ambalaj içinde hasarlı yüklenmiş, istifleri bozuk yüklenmiş olabilir. Varma yerinde boşaltma sırasında ya da depo aktarmasında dahi hasarlanmış olabilir. Hangi sebeple hasarlanmış olursa olsun sebebi AMBALAJ İÇİ İSTİFLEME VE SABİTLEME KUSURLARINA dayanmaktadır. Bu da yük ilgilisinin sorumluluk alanında kalan bir kusur olup, taşıyıcının sorumlu olmadığı değerlendirilmelidir." ifadelerine yer verildiğini, sadece bu bölüm incelendiğinde dahi bilirkişinin yetki ve görevlerini aşacak şekilde hukuki kanaatte bulunduğu, bunun yanı sıra objektif olguları değerlendirmeden birtakım varsayımlara dayanarak kusur tespiti yaptığı, neden-sonuç ilişkisine yer verilmeden kanaatte bulunduğu hususlarının görülmekte olduğunu, Davalı şirketin, zararın taşıma sırasında değil yükleme ve boşaltma sırasında meydana gelmiş olabileceğini ileri sürmekle birlikte malların yüklenmesi veya boşaltılması sırasında yükleme ya da boşaltmanın hatalı yapıldığına dair bir tutanak, yazılı bir delil sunamamış olduğunu, bununla birlikte davalı şirket tarafından malın teslimi sırasında taşıma senedi düzenlendiğine dair herhangi bir bilgi ve belge sunulamamış olup davalının, malın teslimi sırasında ilgili senede ihtirazi kayıt koymak suretiyle yüklemenin ya da boşaltmanın hatalı olduğunu ileri sürebilecekken hiçbir yazılı delil sunmaksızın sorumluluktan kurtulmak amacıyla hasardan göndericinin sorumlu olduğunu ileri sürmekte olduğunu, ancak davalının hasarın göndericinin kusurundan kaynaklandığını ispat edemediğini, bu itirazlarının göz ardı edilerek bir değerlendirme yapılmadan eksik inceleme ile rapor hazırlanmış olduğunu, Kusur tespiti yönünden hatalı, objektiflikten uzak, dosyadaki ispat şartları gözetilmeksizin hazırlanan rapora itirazları doğrultusunda kusur tayini yönünden yeni bir bilirkişiden rapor alınmasını talep etmeleri üzerine dosyaya ibraz edilen ikinci raporda taşıyıcının CMR md 17/2' de belirlenen sorumluluktan kurtulma hallerinden b bendi olan hatalı ambalajlama durumu ile ile örtüşebileceği, sandıklarda hasar olmamasına rağmen içindeki malzemenin kırılmasının ambalaj içi istifleme hatasından olabileceği kanısı oluşturduğunu ancak bu konuda net bir bilgi ve belge bulunmadığı şeklinde kanaat oluşturularak ilk rapordaki eksikliklerin bir kısmı giderilmiş olsa da mahkemece bu hususun hiçbir şekilde irdelenmediğini, nitekim bu yönü ile raporlar arasında çelişki bulunmakta olup bu çelişki giderilmeden taşıyıcının sorumluluğunu kaldıracak hallerden herhangi biri tek bir somut delille ispat edilmeden ispat yükünün mantığa aykırı bir şekilde kendilerine yüklenerek esasında bir gerekçe barındırmayan bir hüküm tesis edilmiş olduğunu, Yukarıda açıklandığı üzere davalı şirketin sorumluluğu taşıyıcının kusursuz sorumluluğuna dayandığından ve taşıyıcının kurtuluş beyyinesi getiremediği, hasarın ambalajlama veya istifleme hatasından kaynaklandığının somut delile ispatlanamadığı, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte ambajlama ve istifleme hatası neticesinde hasar meydana gelse dahi bunu taşıyıcının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı nedenleri ve re'sen gözetilecek tüm nedenlerle İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/99 E- 2021/ 197 K sayılı kararının istinaf incelemesinden geçirilmesini ve davanın reddine dair verilen hatalı kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini beyanla;Açıklanan nedenlerle; İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/99 E- 2021/ 197 K sayılı davanın reddine dair verilen hatalı kararın kaldırılarak davanın kabulüne, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davacı sigorta şirketi tarafından nakliyat emtea blok sigorta poliçesi ile sigortalanan ve taşıma sırasında hasarlandığı iddia edilen emtia nedeniyle dava dışı sigortalısına ödenen bedelin emtianın hasarlanmasından davalı taşıyıcının kusurlu ve sorumlu olduğu iddiası ile ödenen bedelin rücuen tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Taraflar arasında, dava dışı sigortalı tarafından Fransa'da bulunan yurt dışı firmasından satın alınan dava konusu emtianın davalı tarafından Fransa'dan Türkiye'ye taşındığına, dava dışı sigortalının davacı nezdinde 01/01/2019-01/01/2020 tarihleri arasında geçerli nakliyat emtea blok sigorta poliçesi ile sigortalı olduğuna, hasarın sigorta poliçesi geçerlilik tarihleri arasında meydana geldiğine ve davacı tarafından sigortalısına hasar bedeli ödemesi yapıldığına ilişkin ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf; dava konusu emtianın taşıma sırasında hasarlanıp hasarlanmadığı, hasarlanmış ise sebebi ve kusurun hangi tarafta olduğu, hasar miktarı hususlarındadır. Somut uyuşmazlığa dava konusu emtianın Fransa'dan Türkiye'ye taşınması ve her iki ülkenin taraf olması sebebiyle CMR Konvansiyonu hükümleri uygulanarak sonuca gidilmesi gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta; davacının sigortalısı tarafından Fransa'da bulunan yurtdışı firmasından satın alınan iki adet lıp block refrakter emtiası davalı taşıyıcı tarafından 13/02/2019 tarihinde taşınmak üzere teslim alınmış ve 28/02/2019 tarihinde alıcısına teslim edilmiştir. 28/02/2019 tarihinde alıcı tarafından yapılan incelemede emtianın ambalajlarında herhangi bir hasarın ve kırılmanın olmadığı, ambalaj açılıp içerisi kontrol edildiğinde emtiaların ortalarında kırık olduğu tespit edilmiş ve tutanak tutulmuştur. Nitekim bu husus taraflar arasında ihtilaf konusu da değildir. CMR 17 maddesine göre taşıyıcının, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumlu olduğu, eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşıyıcının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşıyıcının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşıyıcının sorumluluğunun söz konusu olmayacağı, yine anılan Konvansiyonun 17/4-b-c maddesine göre ambalajlanmadıkları veya kötü ambalajlandıkları zaman özellikleri gereği fire veren veya hasara uğrayan malların ambalajlanmaması ve hatalı ambalajlanmış olması, yükün gönderici, alıcı veya bunlar adına hareket eden kişiler tarafından alınması, taşınması, yüklenmesi, yığılması veya boşaltılması halinde taşıyıcının sorumlu olmayacağı kabul edilmiştir. Ancak, yükün ambalajının kifayetsiz ya da ambalajsız olmasından veya araca hatalı istiflenip, sabitlenmesine bağlı tertipleme hatalarından dolayı vuku bulan hasarlardan taşıyıcı sorumlu tutulamayacağı öngörülmüş olmakla birlikte ambalaj, yükleme, boşaltma ve istifleme gönderici ve alıcıya ait olsa bile taşıyıcının basiretli bir tacir gibi davranarak nezaret görevi ve sorumluluğunun bulunduğu yerleşik yargı uygulamalarıyla kabul edilmektedir. Taşınacak emtianın ambalajsız veya ambalajının kifayetsiz olması ya da araca ve güzergaha uygun olmayan şekilde sabitlenmesi halinde taşıyıcı göndereni uyarmadan ve CMR' nin 8 ve 9. maddelerine uygun olarak taşıma senedine çekince koymadan yükü teslim alır ve yükte bu sebepten hasar meydana gelirse; öncelikle zarara sebep olan hatayı taşıyıcının nezaret borcu esnasında kendi bilgisiyle fark edip edemeyeceğinin tespiti gerekecek; fark edebileceği durumlarda ise hasar kifayetsiz ambalaj veya istif hatasından ya da yükün usulüne uygun bir şekilde sabitlenmemesinden kaynaklansa da zararın taşıyan ve gönderen arasında paylaştırılması ve taşıyıcıya müterafik kusur atfı gerekmektedir. Davalı taşıyan tarafından yük taşınmak üzere teslim alındığı sırada CMR'nin 8. ve 9. maddelerine uygun şekilde ambalajın kontrol edildiği ve ambalajın dış görünüşü itibariyle hasarlı olduğuna dair bir çekince ileri sürülmemiştir. Nitekim dava dilekçesi ekinde dosya kapsamına sunulan hasara uğrayan emtialara ilişkin fotoğraflar incelendiğinde dava konusu emtiaların tahta sandıklar içerisinde olduğu, tahta sandık ambalajında herhangi bir hasarın olmadığı ve bu hususun alıcı tarafından tutulan tutanakta da belirtildiği ve davacının da kabulünde olduğu, sandıkların açılması ile içerisindeki emtianın kırıldığının tespit edildiği, taşıma sonrası da ambalajda herhangi bir hasarın olmamasının taşıyıcı tarafından araç içi istifleme ve sabitlemenin emtiaya uygun olarak yapıldığını ve taşımaya nezaret yükümlülüğüne uygun hareket ettiğini gösterdiği, ambalajlı şekilde teslim edilen emtianın dış görünüş itibariyle ambalajının kontrol edilebileceği, ayrıca her bir ambalajın içinin açılarak ambalaj içi sabitlemenin yeterli şekilde yapılıp yapılmadığının taşımacı tarafından kontrol edilemeyeceği, esasen taşımacıyı bu şekilde sorumlu tutan bir düzenlemede bulunmadığı ve gönderici ve alıcı tarafından böyle bir yükümlülük yüklendiğinin iddia ve ispat edilmediği, ambalajın görünürdeki durumunda yüke ve yolculuğa elverişsiz bir durum bulunmadığı, hasarın emtianın ambalaj içinde yeterince sabitlenmemesinden kaynaklandığı, hasarın araç içi sabitleme veya istifleme gibi taşıyıcının da müterafik sorumluluğunu doğuracak bir nedende kaynaklanmadığı ve emtianın hasarlanmasında göndericinin kusurlu olup, davalının kusurlu olmadığı anlaşılmakla Mahkemece bu hususlar gözetilerek davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20