İstanbul BAM 13. HD 2021/1561 E. 2024/202 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/1561
2024/202
8 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1561
KARAR NO: 2024/202
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
KARAR TARİHİ: 08/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 12/02/2024
İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı, davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 17/08/2014 günü saat 14:00'de ...in üç arkadaşları ile birlikte ... isimli işletmeden deniz bisikleti kiraladıklarını, işletme sahibinin ... olduğunu, deniz bisikletinin işletmede çalışan... ve ... tarafından iki saatliğine kiralandığını, saat 16:00'da teslim edilmesi gereken deniz bisikletinin dönmediğini ve denizde fırtına başladığını, deniz bisikleti dönmeyince orada bulunan cankurtaran ....un deniz bisikletini kiralayan beş genci değil de deniz bisikletinin kaybolduğunu anons ettiğini, mesai saati dolunca da görev yerini terk ettiğini, aynı gün öğleden sonra beş gençten ikisinin 19:48 – 20:00 sıralarında Avşa – Yenikapı seferini yapmakta olan ve davalılardan İDO'ya ait ... adlı deniz otobüsü kaptanı ... tarafından görüldüğünü, yolculardan ... tarafından ısrarla uyarıldığını, buna rağmen bu iki kişiyi almayarak sorumsuz bir şekilde yoluna devam ettiğini, 23/08/2014 günü ...'in cesedinin bulunduğunu ancak kardeşi .... ile diğer üç arkadaşının cesedinin bulunamadığını, maktül .... ve denizde kaybolan kardeşi ...'in müvekkilleri ... ve ....n müşterek çocukları diğer müvekkilleri ...'in kardeşi olduklarını, olay nedeniyle müvekkillerinin kolu kanadının kırıldığını, evlerinin iki temel direğinin yıkıldığını ve dayanılması olanaksız bir acıya boğulan müvekkillerinin manen tükendiklerini, davalılardan ...'in 8 yıldır ruhsatsız olarak çalıştırdığı işletmenin turistik hizmet sunmasına rağmen Büyükçekmece Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü tarafından hiçbir inceleme, araştırma, denetim ve ruhsatlandırma görev ve yetkisi kullanılmadığını, işyeri sahibi ve işveren olan .. .'in Bakırköy 7.Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/58 Esas sayılı dosyasında olaya ilişkin 29/02/2016 havale tarihli bilirkişi kurulu raporu kapsamına göre asli kusurlu olduğunu, gemi kaptanı ...ın da Denizde Can ve Mal Koruma Kanunu'na muhalefet ettiğinden müşterek ve müteselsilen tazmin sorumluluğu altında olduğunu belirterek davanın kabulü ile 1.000.000,00 TL manevi tazminatın ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek olan faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, 15/03/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile de maktül ....'in yaşamını yitirmesi nedeniyle anne .... için 150.000-TL ve baba ...için 150.000-TL manevi tazminat, kardeşler ...çin 100.000-TL ve .... için 100.000-TL olmak üzere 500.000-TL manevi tazminat; diğer maktül ....'in yaşamını yitirmesi nedeniyle annesi... için 150.000-TL, babası .... için 150.000-TL manevi tazminat, kardeşler ....için 100.000-TL ve ...için 100.000-TL olmak üzere 500.000-TL olmak üzere toplam 1.000.000-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek olan ve Merkez Bankasının mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faiz de eklenerek davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkillerine ödenmesini, maddi tazminat talebi itibariyle davalılardan ...in ağır kusuru nedeniyle hayatını kaybeden ....için babası .... 86.764,69 TL ve annesi ...e 86.764,69 TL olmak üzere 173.529,38 TL, hayatını kaybeden .... için babası ...e 129.020,83 TL ve annesi ....'e 133.273,80 TL olmak üzere 262.294,63 TL, anne ve babanın destekten yoksun kalması nedeniyle toplam olarak 434.824,01 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek olan (Merkez Bankasının mevduata uyguladığı) en yüksek faiz oranı da eklenerek müvekkillere ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar...ile ... Tic AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu olay üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/27445 soruşturma nolu dosyasında soruşturma yürütüldüğünü, yürütülen soruşturma sırasında kaptan...ın kendi isteği ile Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurarak ifade verdiğini, soruşturma kapsamında tüm şüpheli ve tanıkların alınan ifadeleri ve dosyaya sunulan bilirkişi raporu sonucunda gemi kaptanı ... hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, geminin kaptanının sanık olmadığı gibi müvekkili şirketin başka herhangi bir çalışanının da sanık sıfatına haiz olmadığını, ... gemisi kaptanı ...n olayda basiretli bir gemi adamı gibi davrandığını, yolcuların, gemi adamlarının ve kendi gemisinin güvenliğini gözönüne alarak hareket ettiğini, kendisine kusur atfedilmesinin kanuna aykırı olduğunu, ...'a bir yolcunun deniz yüzeyinde bir tekne içerisinde iki kişinin el salladığının görüldüğünü bildirildiğini, ...n ve yanında çağırdığı gözcünün gerekli aramaları yaptığını ancak deniz yüzeyinde kimseyi göremediğini, müteveffaların denizde kaybolduğu olay günü Avşa- Marmara- Yenikapı- Bostancı seferininin hava koşullarının çok kötü olması nedeniyle zorlukla bitirildiğini, kaptan tarafından yolcuların ve geminin güvenliği gözönüne alınarak normal rotaya göre daha güvenli bir rota olacağı düşüncesiyle farklı bir rota izlendiğini ve bunun sonucunda seferin olağan sürecinden 45 dakika gecikmeyle bitirildiğini, ... gemisinin seferini gerçekleştirdiği saatlerde fırtına sebebiyle 13 adet seferin saat 18:00 itibariyle bizzat kaptanların talebiyle iptal edildiğini, olayda ulusal ve uluslararası mevzuata tamamen uygun hareket eden ve hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına yönelik verilmiş karar kesinleşen müvekkili şirket çalışanı kaptan ...'a ve müvekkili şirkete kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 26/05/2021 tarih ve 2018/433 Esas - 2021/242 Karar sayılı kararı ile; " Dava; Davacılardan... ve ...in çocukları ...in kardeşleri olan ...ve ... 17.08.2014 tarihinde 3 arkadaşlarıyla birlikte Büyükçekmece ilçesinde bulunan ... isimli işletmeden deniz bisikleti kiralayarak denize açıldıktan sonra yaşamlarını yitirmiş olmaları nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacılar tarafından Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/9 Esas sayılı dosyası üzerinden açılan davada anılan mahkeme tarafından davalılardan Büyükçekmece Belediye Başkanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne karşı açılan davada idari yargının görevli olduğundan bahisle bu davalılar hakkındaki davanın görev yönünden reddine, diğer davalılar ... Ticaret A.ş. ile ...e karşı açılan davada da İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle verilen görevsizlik kararından sonra dosya mahkememize intikal etmiştir. Dava konusu olay nedeniyle Bakırköy 7.Ağır Ceza Mahkemesinde açılan kamu davasının neticesinde, Büyükçekmece de deniz kenarında deniz bisikleti kiralama işi yapan sanık ...nin olayın meydana geliş şekli ve beyanlardan anlaşıldığı üzere deniz bisikleti kiralayan müteveffaların ölebileceklerini ön görüp bu durumu kabullendiği veya böyle bir kazanın meydana gelebileceğini öngörerek hareket ettiğinden söz edilemeyeceği kanaatine varıldığı, ancak su sporları faaliyeti yapan bir işletmenin sahibi olan sanığın bu faaliyetin barındırdığı tehlikeyi bertaraf etmek için gerekli dikkat ve özeni göstermeyip yönetmeliklerde belirtilen önlemleri almayarak taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet verdiği gerekçesi ile sanığın kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu kabul edilerek TCK'nın 85/2. Maddesine göre takdiren ve teşriden cezalandırılmasına karar verildiği söz konusu karara ilişkin istinaf talebinin reddinden sonra dosyanın Yargıtaya gönderildiği anlaşılmıştır. Savcılık soruşturması aşamasında uzak yol kaptanı ... A sınıfı iş güvenliği uzmanı Dr Yüksek Mühendis ... ile birlikte mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen 12.01.2015 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Kültür ve Turizm Bakanlığının su üstü sporlarıyla ilgili güvenlik kurallarını belirleyen 23.05.2005 tarih ve 2005/1 sayılı genelgesinde; " Su üstü sporlarını organize eden kişi ve kuruluşlar can ve mal tehlikelerine karşı müdahalede kullanılmak üzere kıyıda bir can kurtamra botu ve enaz bir adet 6 kg'lık yangın söndürücü hazır bulunduracaktır. Faliyet esnasında gerek müşteri gerekse personel can yeleği giyecek, ayrıca can ve mal emniyetinin sağlanması maksadıyla kıyıda bulundurulan can kurtarma botunda ilk yardım ve can kurtarma konusunda eğitim aldığını belgeleyen personel ile yeterli miktarda ilk yardım malzemesi, yeterli sayıda imdat fişeği ( en az üç adet ), Can yeleği ( en az üç adet ) ve can simidi ( en az bir adet ) bulundurulacaktır. Faliyet alanında can güvenliği açısından yeterli yükseklikte portatif veya sabit bir gözetleme kulesi ve dürbünlü bir nöbetçi bulundurulacaktır." Hükümlerinin mevcut olduğu. Deniz bisikletini kiralayan beş kişi olmasına rağmen 4 adet can yeleği verildiği, deniz bisikletini kiraya veren ... isimli iş yerinin sahibi ve işleteni olan sanığın deniz bisikletinin dörtten fazla kişiye kiraya verilmemesini sağlaması, niteliği gereği dört kişinin kullanımına göre imal edilmiş deniz bisikletine dörtten fazla kişinin binmemesi hususunda gerekli gözetimin yapılmasını sağlaması, deniz bisikletine binen her kişinin can yeleğini giymesinden sonra deniz bisikletinin denize açılmasına izin vermesi, deniz bisikletinin denizde seyri esnasında kontrol ve gözetim altında tutulmasını sağlaması, deniz kenarında can kurtarma konusunda eğitim almış personel ile can kurtarma botu bulundurması, sabit bir gözetleme kulesi ve dürbünlü nöbetçi görevlendirmesi, deniz bisikletinin takip edilmesini sağlayarak kiralandığı yerden takip edilemeyecek şekilde uzaklaşmasını önlemesi gerektiği, ayrıca sanığın olay günü saat 16:00 sıralarında deniz bisikletinin gelip gelmediğini ve deniz bisikleti kiralayan kişilerin kayıp olduğunu dikkate dikkate alarak derhal Sahil Güvenliğe ve Kolluk Kuvvetlerine haber vermesi, kayıp kişileri arama kurtarma çalışmasının biran önce başlatılmasını sağlaması gerektiği, eğer bu hususa riyayet etseydi kayıp şahısların kıyıdan fazla uzaklaşmasından önce arama kurtarma faaliyetlerinin başlatılmasının sağlanabileceği ve bulunma olasıklarının artabileceği, söz konusu sahilde İstanbul Büyükşehir Belediyesince görevlendirilmiş cankurtaran bulunmakla birlikte sanık ...n'in kendi yaptığı deniz bisikleti kiralama işine ilişkin cankurtaran ve can kurtarma botu bulundurma yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, sanığın bahsedilen tedbirleri almayarak dikkat özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek olayda asli kusurlu olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Ceza Mahkemesinde oluşturulan bilirkişi kurulunun hazırlamış olduğu 01.03.2016 tarihli raporda özetle ; Sanığın kiralama sırasında iş yerinin mutfağında olduğu, ancak buna rağmen kiralama işini yanında kendisine yardım eden ve işle ilgili eğitim ve bilgisi bulunmayan tanık ...ve ...e bıraktığı kendisinin de bisiklet kullanma veya can kurtaran hizmetleri hakkında eğitim ve bilgisinin olmadığı deniz bisikletinin dört kişiden fazla insana kiralanmasını sağlamayıp gerekli denetimi yapmadığı, deniz bisikletine binen kişilerin can yeleklerini takmalarını sağlamadığı, seyir esnasında gerekli gözetim ve kontrolü sağlaması için deniz kenarlarında can kurtarma botu bulundurması, sabit bir gözetleme kulesi ile dürbünlü bir nöbetçi görevlendirilmesi ve deniz bisikleti ile şahısların uzaklaşmasını önlemesi gerekirken, ilgili personel, ekipman ve malzemeyi bulundurmadığı, uzaklaşmayı önlemediği, su sporları faaliyeti yapan bir iş yerinde yönetmelik hükümlerine aykırı davrandığı, olay günü 16:00 sıralarında geri gelmeyen deniz bisikletini kiraya verdiği kişilerin kayıp olduğunu dikkate alarak, kolluk kuvvetlerine haber vermesi ,arama kurtarma çalışmalarını başlatması gerekirken ertesi güne kadar haber vermediği, olay yerinde belediyeye ait can kurtaran ve cankurtaran botu bulundurma yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı, netice olarak sanığın belirtilen tedbirleri almayarak, yasa ve özen yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı, netice olarak sanığın belirtilen tedbirleri almayarak, yasa ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek asli kusurlu olduğu, müteveffaların olaydaki ihmal ve kusurları dolayısıyla tali kusurlu oldukları kanaati bildirdikleri anlaşılmıştır. Görevsiz Mahkemede alınan 05.03.2018 tarihli bilirkişi raporunda, davalı ...ait işletmeden kiralanan deniz bisikletinde 4 adet oturma yeri olduğu halde 5 kişinin bisiklete bindiği yeterli can yeleğinin verilmediği, dubaları terk etmemeleri hususunda gereken uyarının yapıldığı ancak deniz bisikleti kullanmak veya can kurtaran hizmetleri hakkında acil eylem planı ve olası diğer riskler konusunda riskler konusunda işletme personelinin eğitilmediği bu şekilde yürürlükteki 6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliği yasasına uyulmadığı, diğer yandan Kemal Reis 5 gemisinin fırtına sebebiyle rotasını değiştirdiği için müteveffaların görüldüğü iddia edilen bölgeden saat 19:45 sularında geçen İDO işletmesine ait yolcu gemisinin 5442 sayılı yasa ile 3086 sayılı Kıyı kanunun 14. Maddesi ile birlikte 4922 sayılı kanunun 14.maddesi ve mevcut olan yönetmelik hükümlerini ihlal ettiği bu nedenle işletme sahibi ... ve kaptan .... birlikte müteselsilen kusurlu oldukları sonuç itibariyle .... ve İDO' nun %90 oranında can kurtaran ve İstanbul Büyükşehir Belediyesininde %10 oranında kusurlu olduğu yönünde rapor tanzim edilmiştir. Olayın sorumluları ile kusur oranlarının tespiti konusunda mahkememiz tarafından görevlendirilen bilirkişi kurulunun hazırlamış olduğu 18.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda özet olarak; Davalı ... İstanbul Deniz Otobüslerine ait ... gemisinde kaptanlık yaptığı 17/08/2014 günü saat 17:00 sularında 450 yolcu ile birlikte Avşa'dan hareket ederek Marmara/Yenikapı/Bostancı seferine çıktığı hava şartlarının bozulması nedeniyle, rotasını kuzeye, kıyıya yakın olarak denizlerden daha az etkilenmek maksadıyla değiştirdiği saat 19:40 sularında gemideki ... isimli yolcunun bir tekne üzerinde 2 kişinin el salladığı ihbarının gemi personeli kanalıyla kaptana ilettiği 4922 sayılı Denizde Can ve Mal Koruma hakkındaki kanun gereğince gemi kaptanının denizde can tehlikesi içerisinde bulunan kişilere rastlaması durumunda yolcularını ciddi bir tehlikeye atmaksızın gerekli her yardımı yapmakla yükümlü olduğu, tanık ... ifadesinde " Birkaç kişinin el sallayıp yardım istediğini gördüğünü, bu şahısların bir şeyin üzerinden el sallıyor olduklarını ancak bu vasıtanın ne tür bir deniz aracı olduğunu bilmediğini ve renginine hatırlamadığını yardım isteyen kişilerin yüzlerinide görmediğini kendisinin gördüğünün sadece 2 den fazla elin havada sağa sola sallanması şeklinde olduğunu yaklaşık 250-300 metre sağ tarafta yani Deniz Otobüsünün sahil tarafı değil deniz tarafından tam olarak göremediği bir deniz aracının dalgalar üzerinde, dalgalar arasında bir kaç kişinin el sallayarak yardım istediğini gördüklerini" beyan ettiği Sahil Güvenlik ile tanık ....arasındaki konuşma dökümüne ilişkin CD açılım tutanağında ... " 10 dakika önce yardım isteyen bir motor gördük" dediğinin tespit edildiği, olayda kayıp olan 5 şahsın üzerinde oldukları deniz aracının turuncu renkte deniz bisikleti olduğunu Turuncunun dikkat çeken ve denizde kolayca fark edilen bir renk olduğu bu sebeple tanık ... gördüğü kişilerin Turuncu renkli deniz bisikletinin üzerinde olması halinde tanığın deniz bisikletini kolayca fark etmesinin beklenen bir durum olduğunu dolayısıyla tanığın ifadesine göre kendisinin gördüğünü beyan ettiği kişilerin olaydaki kayıp kişiler olduğuna dair net verilerin mevcut olmadığı davalı ... ile tanık ... ifadelerinde " hem radar hem dürbün ve hemde çıplak gözle arama yapıldığını ancak ihbarda bahsedilen tekne ve kişilere rastlanılmadığını" beyan ettikleri deniz üzerinde bulunan cisimlerin geminin üstünde bulunan radarda görülmesi gerektiği oysaki ...'un ifadelerinde radarda teknenin görülmediğinin ifade edildiği, Kaptan ....ın 4922 sayılı denizde can ve mal koruma hakkında kanun kapsamında yardım etmesi oluşması için denizde can tehlikesine uğramış kişilere rastlamış olması gerektiği bu durumda yardım edilirken de gemideki yolcuların ciddi bir tehlikeye atılmamasının beklendiği, davalı ...ın olayda sorumluluğundan bahis edilmesi için tanık ... iddia ettikleri kişilerin deniz bisikleti ile kaybolan kişiler olduğunun ortaya konması gerektiği mevcut ifadeler ve veriler ışığında bu sonuca varılamadığı ...'ın basiretli bir gemi kaptanı olarak ihbarı değerlendirip gerekli kontrolleri yaptıktan ve herhangi bir bulgu elde edemedikten sonra olay günü meteorolojik veriler ve ifadelerdende anlaşıldığı üzere yaklaşık 8-9 bofor kuvvetinde fırtına şeklinde esen rüzgar ve kaba dalgalı denizde geri dönüp arama yapmamış olmasının isabetsiz görülemeyeceği, ... isimli geminin katamaran sınıfı bir gemi olduğu nedeniyle rüzgara ve denize başka tip gemilerden daha fazla tabi olduğu gemide 450 yolcunun bulunduğu ve kaptanın olayı ...'ye derhal rapor ettiği de düşünüldüğünde ...ın kaptan olarak olaydaki kişilere rast geldiğine ve denizde can tehlikesi altındaki kişilere yardım etmediğine dair bir kanaatin oluşmadığı, mahkeme aksi kanaatte olsa dahi 4922 sayılı kanunun 14. Ve 15. Maddeleri gereği kendi taşıdığı yolcuların canını tehlikeye atamayacağıda göz önünde bulundurularak kurtarma yükümlüğünün doğmadığı ve her iki olasıktada kusurlu olmadığının değerlendirildiği belirtilmiştir. Sözkonusu raporda, davalı .... hakkında yapılan değerlendirmede ise, bu davalının müteveffaların deniz bisikleti kiraladıkları ... isimli iş yerini çalıştırdığı ancak söz konusu iş yerine ait iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatının bulunmadığı, Büyükçekmece Belediye Başkanlığı ruhsat ve denetim müdürlüğünün 21.08.2014 / 694730 tarih ve sayılı yazı ekindeki vergi levhasından anlaşıldığı üzere işletmeninin kısa bir süre önce 26.06.2014 tarihinde çay ocağı olarak vergi açılışını yaptırdığı ancak faaliyeti konusunda herhangi bir bilgiye rastlanılmadığının belirtildiği, kültür ve turizm bakanlığının su üstü sporlarıyla ilgili güvenlik kurallarını belirleyen 23.05.2005 tarihli 2005/1 sayılı genelgesinin bulunduğu ....nin söz konusu genelgeye aykırı olarak Deniz Bisikletinin kiraya verildiği ... isimli iş yerinin sahibi ve işleteni olduğu dosyadaki delillerden olay günü müteveffaların bu iş yerinden 4 kişilik turuncu renkli deniz bisikletini kiralayarak 5 kişi olarak bindikleri kiralayan kişi sayısı 5 olmasına rağmen işletmeden 4 adet can yeleği verildiği,...in deniz bisikletine 4 den fazla kişinin binmemesi konusunda gerekli gözetiminin yapılmasını sağlamak deniz bisikletine binen her kişinin can yeleğini giymesinden sonra denize açılmasına izin verilmesi deniz bisikletinin kontrol ve gözetim altında tutulmasını sağlaması, deniz kenarında can kurtarma konusunda eğitim almış personel ile can kurtarma botu bulundurması, sabit bir gözetleme kulesi ve dürbünlü nöbetçi görevlendirmesi , deniz bisikletinin takip edilmesini sağlayarak kiralandığı yerden takip edilmeyecek mesafede uzaklaşmasını önlemesi gerektiği ayrıcada olay günü saat 16:00 sularında deniz bisikletinin geri gelmediğini ve kiralayan kişilerin kayıp olduğunu dikkate alması ve derhal olayı Sahil Güvenliğe ve kolluk kuvvetlerine haber vermesi kayıp kişilerin arama - kurtarma çalışmalarının bir an önce başlatılmasının sağlaması gerektiği halde tüm bu yükümlülüklerini yerine getirmediği sahilden İstanbul Büyükşehir Belediyesince görevlendirilmiş can kurtaran bulundurmakla birlikte bu durumun ... kendi iş yerinde can kurtaran ve can kurtarma botu bulundurma yükümlülüğünü de ortadan kaldırmayacağı sonuç itibariyle taktiri mahkemeye olmak üzere ...nin söz konusu tedbirleri almayarak söz konusu izinlere başvurmadan ve ruhsatları almadan dikkat ve özen yükümlüğüne aykırı hareket etmek suretiyle ... ve ... deniz bisikletiyle denizde kaybolarak denizde vefat etmeleri konusunda asli kusurlu olduğu kanaatine varıldığı öte yandan İstanbul 9 .İdare mahkemesine sunulan bilirkişi raporunda da vurgulandığı üzere can kurtaran .... bisikletini kiralayan kişileri değilde " Komşu ....n'e ait deniz bisikletinin kaybolduğunu" anons etmesi , deniz bisikletinin üzerinde insan olup olmadığının sorgulamaması ve sahil güvenliğe haber vermemiş olmasının İstanbul Büyükşehir Belediyesinin sorumluluğunu doğurduğu açıklanan nedenlerle Büyükşehir belediyesinin olaydan tali kusurlu bulunduğu, olay günü meteorolojinin tahlillerinde öğleden sonrası için kuvvetli rüzgar ve yağış beklendiği bu tahlillerin yayımlandığı, yaşları 20 ile 30 arasında değişen müteveffaların bu tehlikeyi bilecek ve algılayabilecek durumda kişiler oldukları olay günü havanın ve denizin durumunu dikkate alarak deniz bisikleti ile sahilden tehlikeli şekilde uzaklaşmamaları, 4 kişilik deniz bisikletine 5 kişi binmemeleri, ve işletmeden kendilerine uygun nitelikte can yeleği verilmesini istemeleri can yeleğini giydikten sonra deniz bisikletine binmeleri gerektiği halde söz konusu tedbirleri almayarak dikkat ve özen yükümlüğüne aykırı hareket ettiklerinden olaydan tali kusurlu oldukları tüm bu değerlendirmeler sonucunda müteveffaların olayda %10 oranında ... ile İstanbul Büyükşehir Belediyesinin'de %90 oranında kusurlu oldukları yönünde görüş beyan edilmiştir. Raporda ayrıca 20.11.1989 doğumlu müteveffa...n kaza tarihi itibariyle 25 yaşında olduğu ( 24 yıl 8 ay 27 gün ) SGK Avcılar sosyal güvenlik merkezinin 15.01.2020 tarihli yazısında müteveffanın sağlığında ve vefat ettiği gün ... ünvanlı iş yerinde sigortalı kaydının bulunduğu belirtilerek hizmet döküm cetveli ile iş yerine ait bilgi ve belgelerin gönderildiği buna göre müteveffanın 12.09.2015 tarihinden itibaren vefat ettiği halde aramaların devam etmesi nedeniyle 26.08.2014 tarihine kadar söz konusu iş yerinde SGK'lı olarak kayıtlı göründüğü müteveffa ...in Atatürk Üniversitesi Elektronik Önlisans 2.Sınıf öğrencisi olduğu aynı zamanda Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Adalet Meslek Yüksek Okulu öğrencisi olduğu ancak Atatürk Üniversitesinden gelen yazıda 2007 ÖSS ile kayıt yaptırdığı halde hiç ders almadığı 16.02.2010 tarihinde kaydını geri aldığının belirtildiği bu nedenle öğrenci olduğuna dair belge bulunmadığı ancak SGK'dan gelen hizmet döküm cetveline göre ... Beyaz Eşya servisinde kurulum ve bakım elamanı olarak çalıştığı Ağustos 2014 ücretinin 1.1134 TL olduğu (982,80 TL / 26x30 ) olduğu anlaşıldığından buna göre değerlendirme yapıldığı, müteveffa ...in ise İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığının 19.09.2019 tarihli yazısına göre İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1.sınıf öğrencisi olarak öğrenim gördüğü anlaşıldığından buna göre tazminat hesabının yapılması gerektiği Aktüerya uzmanı tarafından yapılan hesaplamaya göre davacı baba ...in müteveffa ...in vefatı nedeniyle davacı anne ve babanın nihai ve gerçek zarar miktarının maddi zararının 96.405,21 'er TL olduğu %90 kusur oranına isabet eden miktarın ise her bir davacı açısından 86.764,69 TL olarak tespit edildiği, ...'in vefatı nedeniyle davacı baba ...in maddi zararının 148.082 TL olup %90 kusur oranına isabet eden tutarın 133.273,8 TL olarak hesaplandığı babanın bakım ve yetiştirme giderleri tenzil edildikten sonra nihai gerçek zarar miktarının 129.020,83 TL olarak belirlendiği davacı ....'in zararının 148.082 TL olup %90 kusur oranına göre 133.273,8 TL olarak tespit edildiği belirtilmiştir.Dosya kapsamından, 17.08.2014 olan olay günü saat 14:00 sularında ... ve ...'in arkadaşları ... ve ...i ile birlikte davalı ...n'in işletmekte olduğu ...'den deniz bisikleti kiralayarak Büyükçekmece kıyılarından denize açıldıkları ancak ilerleyen saatte havanın kötüleşmesi üzerine kendilerinden bir daha haber alınamadığı, 23.08.2014 tarihinde Balıkesir Marmara ilçesi açıklarında ...in cesedine ulaşıldığı, otopsi raporunda ölüm nedeninin suda boğulma olarak tespit edildiği, olaydan sonra yapılan tüm aramalara rağmen diğer 4 kişinin bulunamadığı, Büyükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/580 Esas sayılı dosyasından ...n gaipliğine karar verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda müteveffalar ...ve arkadaşlarının olay günü davalı ....in işletmekte olduğu ... den deniz bisikleti kiralayarak denize açıldıkları belirli olduğundan bu davalı hakkındaki dava BK'nın 114.maddesine göre sözleşmeye aykırılık hukuki nedenine dayanmaktadır. Diğer davalı ...'ın ise olay günü İDO tarafından işletilen ... isimli deniz otobüsünün kaptanlığını yaptığı, olay günü yapılan yolculuk sırasında deniz otobüsünde bulunan kişilerce denizde gördükleri bir kaç kişinin yardım istediği bilgisinin kendisine iletildiği halde gemi kaptanının ...ve arkadaşları olduğu sanılan bu kişilere geriye dönüp yardım etmemekle müteveffaların ölümünde sorumlu olduğu ileri sürüldüğünden bu davalı hakkındaki dava ise TTK'nın 1317/1.maddesine dayanmakta olup Davalı İDO nunda işleten sıfatı ile gemi kaptanı ile birlikte sorumlu olduğu ileri sürülmektedir. Büyükçekmece Belediyesi ruhsat ve denetim müdürlüğünün 21.08.2014 tarihli 694730 sayılı yazısına göre müteveffaların deniz bisikleti kiraladıkları ... ile ilgili herhangi bir iş yeri ruhsatının bulunmadığı, ruhsat başvurusunda da olmadığı, yazı ekindeki vergi levhasından olaydan yaklaşık 2 ay önce söz konusu iş yeri ile ilgili olarak ... tarafından çay ocağı vasfı ile vergi açılışının yaptırıldığı anlaşıldığından bu durumda ...in deniz bisikletinin kiralandığı iş yerini ruhsatsız olarak çalıştırdığı tespit edilmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığının su üstü sporları ile ilgili güvenlik kurallarını belirleyen 2005/1 sayılı 23.05.2005 tarihli genelgesinde, su üstü sporlarını organize eden kişi ve kuruluşların can ve mal tehlikelerine karşı müdahalede kullanılmak üzere kıyıda bir can kurtarma botu ve en az 1 adet yangın söndürücü bulundurması, faaliyet esnasında da müşteri ve personellerin can yeleği giymesi gerektiği, ayrıca can ve mal emniyetinin sağlanması amacıyla kıyıda bulundurulan can kurtarma botunda ilk yardım ve can kurtarma konusunda eğitim aldığını belgeleyen personel ile yeterli miktarda ilk yardım malzemesi, yeterli sayıda imdat fişeği, can yeleği, ( en az 3 adet ve can simidi) olması, faaliyet alanında can güvenliği açısından yeterli yükseklikte portatif veya sabit bir gözetleme kulesi ile dürbünlü bir nöbetçinin bulundurulması gerektiği hükmü düzenlenmiştir. Dava dosyasında toplanan deliller ile bilirkişi raporundaki tespitlere göre; Somut olayda ...nin deniz bisikletinin kiralandığı ... isimli iş yerini ruhsatsız olarak gayrı resmi olarak işlettiği, 4 kişinin kullanacağı şekilde imal edilmiş olan deniz bisikletine 4 den fazla kişinin binmemesi gerektiği hususunda kendisi ve işyeri personeli tarafından gerekli uyarının yapılmadığı, deniz bisikletine 5 kişi bindiği halde 4 adet can yeleğinin verildiği bu şekilde bisiklete binen her kişinin can yeleği giymesinden sonra bisikletin denize açılmasına izin verilmesi kuralının ihlal edildiği, bisikletin denizde kontrol ve gözetim altında tutulmadığı, deniz kenarında can kurtarma konusunda eğitim almış personel ile can kurtarma botunun hazır bulundurulmadığı sabit bir gözetleme kulesi ve dürbünlü nöbetçinin olmadığı, deniz bisikletinin takip edilmesini sağlayacak şekilde uzaklaşmasının önlenmesi konusunda gerekli uyarı ve denetiminin yapılmadığı, olay günü saat 16:00 sıralarında deniz bisikletinin geri dönmediği anlaşıldığında bisikleti kiralayan kişilerin kayıp olduğunun ...ve çalışanları tarafından dikkate alınarak derhal Sahil Güvenliğe ve kolluk kuvvetlerine haber verilmesi bu şekilde kayıp kişilerin arama ve kurtarma çalışmalarının biran önce başlatılması gerekirken bu konularda tamamen kayıtsız kalındığı, sahilde İstanbul Büyükşehir Belediyesinin görevlendirdiği can kurtaran olsada bu durumun ...nin kendi işletmesinde can kurtaran ve can kurtarma botu bulundurma yükümlüğünün ortadan kaldırmayacağı anlaşıldığından, tüm bu eylemlerinden dolayı ...nin müteveffaların denizde kaybolarak vefat etmelerinden dolayı asli kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. TTK'nın 1317. maddesinde "Her kaptan aracını ve araçta bulunan kişileri ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya bırakmadan, denizde kaybolma tehlikesi altında bulunan her insana yardım etmek zorundadır. Aracın maliki kaptanın sadece bu yükümlülüğünü ihlal etmesinden dolayı sorumlu sayılamaz" hükmü düzenlenmiş olup 4922 sayılı denizde can ve mal koruma hakkındaki kanunun 14. ve 15. Maddelerinde de " her kaptan denizde can tehlikesine uğramış olarak rast geldiği kimselere düşman bile olsa kendi gemisini gemi adamlarını ve yolcusunu ciddi bir tehlikeye atmaksızın elinden gelen her yardımı yapmakla ödevlidir. Başka gemiden imdat işareti alan bir geminin kaptanı tehlikede bulunan kimselerin yardımına bütün hızı ile gitmekle yükümlüdür ancak kaptan bu türlü hareket etmeyi imkansız görür veya içinde bulunduğu özel haller dolayısıyla makul veya faydalı görmez veya 17 ve 18.maddeler gereğince ödevden muaf tutulur ise yardım yapmayabilir ve bu hali hemen imdat işareti veren geminin kaptanına bildirmekle beraber kendisini yardıma gitmekten alıkoyan sebepleri gemi jurnaline kayıt eder " hükmüne yer verilmiştir. Bahsedilen yasal hükümler gereğince bir gemi kaptanının denizde can tehlikesi içerisinde bulunan kişilere rastlaması durumunda yolcularını ciddi bir tehlikeye atmaksızın gerekli her yardımı yapma yükümlülüğü bulunmaktadır. Olay günü davalı ...n kaptanlığını yaptığı ... isimli deniz otobüsü yolcularından ... tanık olarak alınan ifadelerinde " ... bir kaç kişinin el sallayıp yardım istediğini gördüğünü, bu şahısların bir şeyin üzerinden el sallıyor olduklarını ancak bu vasıtanın ne tür bir deniz aracı olduğunu bilemediğini rengini hatırlamadığını beyan etmiştir. Sahil güvenlik ile tanık recep çelik arasındaki konuşmanın yer aldığı CD açılım tutanağında da ...'in " 10 dakika önce yardım isteyen bir motor gördük" ifadesinde bulunduğu tespit edilmiştir.Somut olaya ilişkin olarak ceza mahkemesi dosyasında yer alan bilirkişi raporları ile mahkememiz tarafından alınan bilirkişi raporlarındaki tespit ve değerlendirmelere göre, olayda kullanılan deniz bisikletinin turuncu renkli olduğu bu bakımdan tanık ....in gördüğü kişilerin turuncu renkli deniz bisikletinin üzerinde olmaları söz konusu olsa idi tanığın bu renkteki bir bisikleti kolayca fark etmesinin beklenen bir durum olduğu, öte yandan deniz bisikletinde kaybolan kişi sayısının 5 olduğu halde tanığın ifadesinde iki kişiden bahsedildiği, diğer 3 kişinin düşmüş olması olasılık dahilinde sayılmakla birlikte olay günü denizde fark edilen kişilerin deniz bisikletini kiralayan kişiler olduğuna dair net verilerin mevcut olmadığı, davalı ... ile tanık ....'un ifadelerinde hem radar hem dürbün hemde çıplak gözle denizde arama ve gözleme faaliyetlerinde bulunulduğu ancak ihbarda bahsedilen tekne ve kişilere rastlanılmadığının beyan edildiği, kaptanın 4922 sayılı denizde can ve mal koruma hakkındaki kanun kapsamında yardım etme görevinin oluşması için denizde can tehlikesine uğramış kişilere rastlamış olması gerektiği, ancak olayda yolcuların haber vermesi üzerine kaptan tarafından radar ve dürbünle yapılan taramada herhangi bir kişinin veya deniz aracının tespit edilemediği, olay gününe ait meteorolojik veriler ve ceza dosyasında alınan ifadelerden anlaşıldığı üzere denizde yaklaşık 8-9 bofor kuvvetinde fırtına olduğu, şiddetli rüzgarın etkisi ile denizde kaba dalgalar oluştuğu, bu deniz ve hava koşullarında kaptanın gemide bulunan 450 yolcu ile birlikte geri dönerek arama yapmasının yolcuların canını tehlikeye atabilecek risk oluşturduğu, yine bilirkişi raporuna göre ... isimli geminin katamaran sınıfında bir gemi olmasından dolayı rüzgara ve denize diğer gemilerden daha fazla tabi olması ve kaptanın olayı ...'ye derhal rapor etmeside dikkate alındığında davalı gemi kaptanının 4922 sayılı Denizde Can ve Mal Koruma Kanunun da düzenlenen kurtarma yükümlüğüne aykırı hareket ettiği sonucuna varılamadığından, olayda kusursuz olduğu kanaatine varılmıştır. Meteoroloji tahminlerinde olay günü öğleden sonra bölgede kuvvetli rüzgar ve yağış beklendiğinin olay öncesinde yayımlandığı, müteveffaların meteorolojik verilere göre denizdeki olası tehlikeyi bilebilecek ve algılayabilecek durumda kişiler oldukları, bu nedenle havanın ve denizin durumunu dikkate alarak deniz bisikleti ile sahilden uzaklaşmamaları, 4 kişilik deniz bisikletine 5 kişi binmemeleri, deniz bisikletine binmeden önce işletmeden kendilerine uygun veyeter sayıda can yeleği istemeleri ve can yeleklerini giydikten sonra denize açılmaları gerektiği halde belirtilen tedbirleri almayarak kendilerine düşen dikkat ve özen yükümlüğüne aykırı hareket ettiklerinden olayda tali kusurlu oldukları değerlendirilmiştir.Olayda yaşamanı yitiren ... anne baba ve kardeşleri olan davacıların kusurlu olan davalıdan TBK'nın 53 ve 56.maddelerine göre tazminat talep etme hakları bulunmaktadır. Aktüerya bilirkişisi tarafından yapılan müteveffalar ile davacı anne babanın yaşları, tespit edilen sosyal ve ekonomik durumları ile Yargıtay uygulamaları ışığında yapılan hesaplama neticesinde, müteveffa ....n vefatından dolayı davacı anne ve babanın her biri için 96.405,21 TL, müteveffa ... yönünden de anne ve baba için ayrı ayrı 148.082 TL destekten yoksun kalma tazminatının tespit edildiği, .... yönünden babanın yapması gereken 4.252,97 TL bakım ve yetiştirme gideri tenzil edildikten sonra olayda asli kusurlu kabul edilen davalı .. .n %90 oranındaki kusur oranına göre .... yönünden anne ve baba için ayrı ayrı 86.764,69 TL ....yönünden de baba ... için 129.020,83 TL anne ... için 133.273,80 TL olarak nihai ve gerçek zarar tespit edilmiştir.Bilirkişi raporunda dosyamız davalısı ...in %70 oranında, (idari yargıda halen yargılaması devam eden) İstanbul Büyükşehir Belediyesinin'de %30 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiş ise de, kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TBK' nın 61 ve 62. maddelerinde birden çok zarar verenin zarar görene karşı müteselsil sorumluluğu hükme bağlanmış olup, sözkonusu kanunun 61.mad.de "birden çok kişi birlikte zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümlerin uygulanacağı" hükmü düzenlenmiştir. TBK 'nın 62. Mad. de " tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında bütün durum ve koşullar özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğunun göz önünde tutulacağı, tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişinin, bu fazla ödemesi için diğer müteselsil sorumlulara karşı rucu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olacağı" kabul edilmiştir. Somut olayda İstanbul Liman Başkanlığı ile ... dışındaki davalıların bir kısmı taşıma sözleşmesine istinaden, bir kısmı haksız fiil hükümlerine göre sorumlu olup, davacının olayda müterafik kusurunun bulunmadığı da belirlendiğine göre farklı hukuki sebeplerle sorumlu bulunan İstanbul Liman Başkanlığı ile ... dışındaki davalılar davacıya karşı müteselsilen sorumludurlar. Müteselsil sorumluluk, zarar görene, diğer borç ilişkilerine oranla zarar verenler karşısında güçlü ve ayrıcalıklı bir durum sağlar. Buna göre, zarar gören tazminatın tamamını, dilediği takdirde zarar verenlerin tamamından talep edebileceği gibi, bir kısmından veya sadece birinden de talep edebilir. (Eren, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt I, 1998, s.811) Bu durumda davacıların çocukları ve kardeşleri olan ...'in ölümü ile sonuçlanan olayda müteveffaların %10 oranında tali kusurlu oldukları, olayın diğer sorumlularının ise asli kusurlu olmaları nedeniyle davacıların maddi ve manevi zararlarından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Büyükçekmece Belediye Başkanlığının idari yargıdaki davalarının halen devam ettiği, burada yapılan yargılama neticesinde kusurlu oldukları kesinleştiğinde davalı ... ile birlikte davacıların zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu hale geleceklerinden bu aşamada .... %90 kusur oranına isabet eden zararının tamamından (rücu hakkı baki olmak üzere) sorumlu olması gerektiği değerlendirilmiştir. Dava dilekçesinde destekten yoksun kalma tazminatıyla ilgili olarak davacı ....için 1.000 TL üzerinden belirsiz alacak davası açıldıktan sonra davacı vekili tarafından sunulan 15.03.2021 tarihli dilekçe ile bilirkişi raporunda müteveffa ...yönünden baba ...için tespit edilen 86.764,69 TL,... için 86.764,69 TL olmak üzere 173.529,38 TL'ye, müteveffa ... yönünden baba ...için 129.020,83 TL, anne ...için 133.273,80TL olmak üzere toplam 262.294,63 TL 'ye yükseltilerek dava harcı yatırılmış olduğundan davacıların maddi tazminat davasıyla ilgili olarak artırılan dava değeri üzerinden davanın kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır. TBK'nın 56/2. maddesinde ağır bedensel zarar veya ölüm halinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebileceği hükmü düzenlenmiş olup müteveffalar ... ile ...'in vefatından dolayı davacı anne baba ile kardeşlerin büyük elem ve üzüntü yaşamaları, anne babanın aynı anda iki çocuğunu diğer davacılarında kardeşlerini kaybetmelerinin yaratacağı derin üzüntü ve keder,... tüm aramalarına rağmen cesedine ulaşılamaması bu nedenle bir mezar yerinin dahi bulunmaması bu durumun davacılar üzerinde yarattığı ağır manevi travmalar göz önüne alınarak davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulü ile anne babanın her biri için 150.000'şer TL, kardeşler içinde 100.000'er TL manevi tazminata hükmetmek gerektiği kanaatine varılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalılardan ... ile İstanbul ... Tic AŞ hakkında açılan davanın REDDİNE, Davalı ... hakkındaki maddi tazminat davasının sonradan artırılan dava değeri üzerinden KABULÜ ile davacı ... için 215.785,50 TL, davacı ... için 220.038,50 TL maddi tazminatın 17/08/2014 olan olay tarihinden( HGK nun 28.02.2018 T. 2015/9-3157E. Ve 365K.sayılı kararı) itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle (İstanbul 9.İdare Mahkemesinin 2020/515 esas sayılı derdest davası yönünden tahsilde tekerrür olmamak üzere) davalı ...'den tahsil edilerek davacılara ödenmesine, davacıların davalı ... hakkındaki manevi tazminat davasının KABULÜ ile davacı .. .için 150.000,00TL, davacı ...için 150.000,00 TL, davacı ... için 100.000,00TL ve davacı ...için 100.000,00 TL olarak takdir edilen manevi tazminatın olay tarihi olan 17/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (İstanbul 9.İdare Mahkemesinin 2020/515 esas sayılı derdest davası yönünden tahsilde tekerrür olmamak üzere) davalı ...n'den tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar vermek gerekiştir. " gerekçeleri ile; " 1-Davalılardan ...ile İstanbul ...AŞ hakkında açılan davanın REDDİNE, 2-Davalı ... hakkındaki maddi tazminat davasının ıslah edilen tutar üzerinden KABULÜ ile davacı ... davacı ... için 220.038,50 TL maddi tazminatın, 17/08/2014 olan olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle (İstanbul 9.İdare Mahkemesinin 2020/515 esas sayılı derdest davası yönünden tahsilde tekerrür olmamak üzere) davalı ...den tahsil edilerek davacılara ödenmesine, 3-Davacıların davalı ... hakkındaki manevi tazminat davasının KABULÜ ile davacı .... için 150.000,00 TL, davacı ... için 150.000,00 TL, davacı ....için 100.000,00 TL ve davacı ... için 100.000,00 TL olarak takdir edilen manevi tazminatın olay tarihi olan 17/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (İstanbul 9.İdare Mahkemesinin 2020/515 esas sayılı derdest davası yönünden tahsilde tekerrür olmamak üzere) davalı ...'den tahsil edilerek davacılara ödenmesine, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davalı... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı .... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararının kanuna ve usule aykırı olup; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/433 E- 2021/242 K sayılı kararının kaldırılması ile davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya yargı çevresinde uygun görülecek başka bir yer mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, İşbu davada hükme esas alınan ceza davasının halen derdest olduğunu, ceza mahkemesi tarafından fiilin hukuka aykırılığına ilişkin verilecek kararın hukuk mahkemesinde yeniden tartışılamayacak olması dolayısıyla ceza davasının halen derdest olduğunu, ceza mahkemesi tarafından fiilin hukuka aykırılığına ilişkin verilecek kararın hukuk mahkemesinde yeniden tartışılamayacak olması dolayısıyla ceza davasının sonucunun beklenmesi, bu doğrultuda karar verilmesi gerekirken; ceza davasında müvekkil yönünden kesinleşen bir mahkumiyet kararı bulunmamasına karşın, ceza davasına konu fiil yönünden görülen tazminat davasında aleyhe karar verilmesinin kanuna ve usule aykırı olduğunu, Mahkemenin gerekçeli kararında belirtildiği üzere, maddi tazminat davasının kabulüne ilişkin kararın somut olaya ilişkin Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/58 E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporları ve bu doğrultuda verilen mahkumiyet kararına dayanmakta olduğunu, Ancak, Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/58 E. sayılı kararının müvekkil aleyhine temyiz edilmiş olup; halen kesinleşmediğini, buna göre müvekkil aleyhine görülen ceza yargılamasında somut olayda müvekkilin hukuka aykırı bir fiili bulunup bulunmadığına ilişkin kesinleşen bir karar bulunmadığını, Hukuk Mahkemesi'nde ceza yargılamasına konu olan fiilin hukuka aykırılığının tartışılma imkanı bulunmadığını, Hukuk Mahkemesi'nin, Ceza Mahkemesi'nin fiilin hukuka aykırılığına ilişkin yapmış olduğu yargılama neticesinde oluşturduğu kanaatiyle bağlı olduğunu, Hal böyle iken; ceza davasında kesinleşen bir mahkumiyet kararı bulunmaksızın yargılamanın devam etmesine karşın; Hukuk Mahkemesi'nde ceza yargılamasında alınan bir kısım bilirkişi raporunun hükme esas alınması ile aleyhe tazminata hükmedilmesinin kanuna ve usule aykırı olduğunu, Konuya ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.04.2014 tarihli 2013/4-1008 E. 2014/490 K. sayılı kararına göre: " ... 818 Sayılı B.K.nun "Ceza Hukukuyla Medeni Hukuk Arasında Münasebet" başlıklı 53. maddesinde: "Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla da mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez." hükmü yer almaktadır (6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi hükmü de paralel bir düzenlemeyi içermektedir.). Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak, hemen belirtilmelidir ki, gerek öğretide ve gerekse Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle "fiilin hukuka aykırılığı" konusuyla hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. (Yargıtay H.G.K.'nun 10.1.975 gün ve 1971/406 E., 1975/1 K.; H.G.K.'nun 23.1.1985 gün ve 1983/10-372 E., 1985/21 K.; H.G.K.'nun 27.4.2011 gün ve 2011/17-50 E., 2011/231 K. sayılı ilamları). Vurgulamakta yarar vardır ki, hukuk usulü bir şekil hukukudur. Davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesi belirli süre koşullarına bağlı kılındığı gibi, 2. tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi, yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesiyle belirli kısıtlamalar getirilmiştir. Bunun sonucunda, hukuk hakimi şekli gerçeği arayacak, maddi gerçek öncelikli hedef olmayacaktır. Ancak ceza hakimi bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacaktır. O halde ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hakimini bağlamasına, 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi bir engel oluşturmaz. (H.G.K.'nun 16.9.1981 gün 1979/1-131 E., 1981/587 K. sayılı ilamı; M. Çenberci, Hukuk Davalarında Kesin Hüküm, 1965, s.22 vd.; H.G.K.'nun 27.4.2011 gün ve 2011/17-50 E., 2011/231 K. sayılı ilamı). Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine dair ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (H.G.K.'nun 11.10.1989 gün ve 1989/11-373 E., 472 K.; H.G.K.'nun 27.4.2011 gün ve 2011/17-50 E., 2011/231 K. sayılı ilamları). Tüm bu açıklamalar ışığında somut durum değerlendirildiğinde; Davacılardan ...'ın şikayeti üzerine, davalının hakaret suçundan dolayı Ankara 10. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2007/1122 E. sayılı ceza davasında yargılandığı ve davanın derdest olduğu dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere 818 Sayılı B.K.'nun 53. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilecek mahkumiyet kararının hukuk hakimini bağlayacağından, mahkemece, ceza davasının sonucunun beklenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. O halde, yerel mahkemece, aynı yönlere işaret eden Özel Daire bozma kararına uyularak; ceza davasının sonucunun beklenmesi, ceza davalarında tespit edilen maddi olgular çerçevesinde varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu sebeple direnme kararı bozulmalıdır..." Yukarıda sunulan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında da belirtildiği üzere, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle "fiilin hukuka aykırılığı" konusuyla hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağının kabul edilmekte olduğunu, bu nedenle somut olayda Hukuk Mahkemesi'nde görülen davada, Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılamanın sonucunun beklenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken aksi yönde hüküm kurulmasının kanuna ve usule aykırı olduğunu, Belirtilen nedenlerle, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/433 E- 2021/242 K sayılı kararının kaldırılması ile davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya yargı çevresinde uygun görülecek başka bir yer mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, İş yeri tarafından deniz bisikletine binecek kişilere can yeleği verildiğini, deniz bisikletinin uzaklaşmaması için gerekli uyarıların yapıldığını, deniz bisikletinin teslim edilmesi gereken saatte dönmemesi üzerine müvekkil tarafından sahil güvenliğe ve can kurtarana haber verildiğini, bununla birlikte müvekkilin kendi imkanları ile denizde arama yaptığını, Sahil güvenliğin kaybolan deniz bisikletine ilişkin ihbar doğrultusunda bir başka deniz bisikletini ve müşterilerini kurtarıp; bu bisikletin ve kişilerin ihbara konu bisiklet veya kişiler olup olmadığını değerlendirmemesi, aramalarını sonlandırması somut olayda deniz bisikletinin bulunamamasına neden olduğunu, Müvekkilin iş yeri sahibi olarak tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş olup; mahkemenin sahil güvenliğin olaydaki kusurunu değerlendirmeksizin aksi yöndeki kanaatinin kanuna ve usule aykırı olduğunu, Mahkemenin, iş yeri sahibi müvekkilin somut olayda üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği gerekçesi ile müvekkil aleyhine davanın kabulüne karar verdiğini, Ancak, tanık anlatımları ile de sabit olduğu üzere deniz bisikletini kiralamaya bir kişinin geldiğini, 4 adet yer bulunan deniz bisikleti için 4 adet can yeleği verildiğini, bununla birlikte, deniz bisikletinin uzaklaşmaması ve belirlenen saat aralığında dönüş yapması için gerekli uyarıların yapıldığını, müşterilerin deniz bisikletini teslim aldıktan sonra, kiralama yapmış oldukları saat aralığında 5. bir kişiyi bisiklete almalarının iş yeri çalışanlarının müdahale edebileceği bir husus olmadığını, kiralama yapan kişilerin deniz bisikletinin kullanım kurallarına uygun davranması gerektiğini, Bu bağlamda deniz bisikletinin güvenli kullanımı yönünden iş yerinin sorumluluğunun, deniz bisikletinin kullanımına ilişkin gerekli bilgilerin verilmesi, can yeleklerinin temin edilmesi ve kiralama yapılan saat aralığının tamamlanması halinde deniz bisikletinin dönüş yapıp yapmadığına ilişkin takibin yapılması ile sınırlı olduğunu, İş yeri nezdinde yukarıda açıklanan yükümlülüklerin yerine getirilmiş olup, iş yerinin kiralanan deniz bisikletinin her hareketini takip etme, deniz bisikletini gözetleme yükümlülüğü bulunmadığını, bu sebeple deniz bisikletine 4 kişiden fazla binilmiş olmasının iş yeri ve iş yeri sahibi müvekkilin sorumluluğunda olmadığını, iş yeri ve iş yeri sahibi müvekkilin sorumluluğu kapsamında olan 4 kişilik deniz bisikletinin 4 kişiden fazla kişiye kiralanmaması yükümlülüğünün; somut olayda deniz bisikletinin esasen bir kişi tarafından kiralanması ile yerine getirilmiş olduğunu, Öte yandan, Mahkemenin saat 16:00 sularında deniz bisikletinin geri dönmediği anlaşıldığında ... ve çalışanlarının sahil güvenliğe ve kolluk kuvvetlerine haber verilmesi gerekirken kayıtsız kaldığına yönelik kanaatinin gerçeği yansıtmadığını, Müvekkilin, kiralama saatinin tamamlanmasını takiben deniz bisikletinin geri dönmediğinin anlaşılması üzerine derhal sahil güvenliğe ve sahilde bulunan cankurtaran ...'a haber verdiğini, bu hususun cankurtaran ...'un 18.08.2014 tarihli ifadesinde yer alan: " ... n bana deniz bisikletinin gelmediğini bildirdi, ben de diğerlerine telsizle tüm kulelere anons ettim. " şeklindeki beyanı ile ispat edilmiş olduğunu, Bununla birlikte, müvekkilin sahibi olduğu iş yerinde çalışan ... isimli çalışanın da sahil güvenliğe ve cankurtarana haber verdiğini, konuya ilişkin beyanının Mahkemece alınmış olduğunu, Bununla birlikte, müvekkil tarafından sahil güvenliğe ve cankurtaran ...'a haber verilmesinden sonra müvekkile bir deniz bisikletinin bulunduğu haberi geldiğini, müvekkil tarafından olay yerine gidilmesi ile bu deniz bisikletinin kendilerine ait olmadığı ve üzerinde başka yolcuların bulunduğunun anlaşıldığını, bu deniz bisikletinden kurtarılan ...'nın mahkemece alınan beyanlarında hava bozduğu için sahile gelemediklerini, cankurtaran botunun kendilerini kurtarmak için gelmesi ile kurtulduklarını, ancak cankurtarana kendilerinin haber vermediğini beyan ettiğini, Müvekkil ve müvekkilin iş yeri çalışanı ...in sahil güvenliğe ve....'a yapmış olduğu bildirim neticesinde yola çıkan kurtarma botunun yine hava durumu nedeniyle zor durumda olan ve sahile dönüş yapamayan bir başka deniz bisikleti ve müşterilerini kurtarmış olduğunu, buna göre kurtarma botunun gelen ihbarın kurtarılan deniz bisikletine ilişkin olduğu kanaati ile aramalara devam etmediğini, esasen kurtarılması için ihbarda bulunulan deniz bisikletinin ise aranmaksızın kayıplara karıştığını, Hal böyle iken, somut olayda müvekkilin iş yeri nezdinde çalışanı ve kendisinin dönüş yapmayan deniz bisikletinin aranmasına ilişkin cankurtarana ve sahil güvenliğe derhal haber verme yükümlülüğünü yerine getirdiğine ilişkin şüphe bulunmadığını, bu noktada gelen ihbar doğrultusunda yola çıkan kurtarma botunun ihbarın kaynağını araştırmaksızın, kurtarmaya geldiği deniz bisikleti ve müşterilerinin aranması talep edilen deniz bisikleti ve müşteriler olup olmadığını değerlendirmeksizin denizde karşı karşıya geldiği bir başka deniz bisikletini ve müşterilerini kurtardıktan sonra aramalarını sonlandırmasının aranmayan deniz bisikletindeki kişilerin kaybına neden olduğunu, Müvekkilin ilgili ihbarlarda bulunmasına karşın, zorlu hava muhalefetinde kendi canını tehlikeye atarak kendi teknesi ile deniz bisikletini ve müşterilerini aradığını, ancak bulamadığını, Açıklanan nedenlerle, somut olayda müvekkilin iş yeri sahibi olarak üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirmiş olmasına karşın; konuya ilişkin sahil güvenliğin eksik arama kurtarma çalışmaları nedeniyle meydana gelen kayıptan sorumluluğunun mahkemece değerlendirilmediğini, Olay günü, sahil güvenliğin ihbarın kaynağını araştırması neticesinde kaybolan deniz bisikletinin kurtarılan deniz bisikleti olmadığını değerlendirmesi üzerine somut olayda kaybolan deniz bisikletindeki kişileri profesyonel arama kurtarma imkanları ile bulma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu, ancak sahil güvenliğin görevini eksiksiz ve özenli yapma yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle olayın ölüm ve kayıp kişilerle sonlandığını göz ardı etmemek gerektiğini, Bu nedenle, öncelikle müvekkilin olaydaki kusursuzluğunun tespiti ile sahil güvenliğin kusurunun değerlendirilmesi gerekmekte iken; eksik inceleme ile aleyhe verilen kararın kanuna ve usule aykırı olduğunu, Belirtilen nedenlerle; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/433 E.- 2021/242 K. sayılı kararının kaldırılması ile davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya yargı çevresinde uygun görülecek başka bir yer mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini beyanla; Açıklanan nedenlerle; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/433 E.- 2021/242 K. sayılı kararının kaldırılması ile davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya yargı çevresinde uygun görülecek başka bir yer mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; olay tarihi olan 17/08/2014 tarihinde davalı ...'in işlettiği işletmeden davacıların murisleri ...'in arkadaşları ile birlikte kiraladıkları deniz bisikleti ile denize açılmalarından sonra fırtına başlaması sebebiyle muris ...'in ölmesi ve diğer muris ...'a ulaşılamaması ve hakkında gaiplik kararı verilmesinde davalı ...'ın hizmet kusuru olduğu iddiası ile haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı ... Davalı... vekili, olaya ilişkin Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/58 esas ve 2017/175 karar sayılı ilamı ile müvekkili hakkında verilen mahkumiyet hükmünün temyiz aşamasında olup henüz kesinleşmediğini, hukuk hakiminin ceza mahkemesinin fiilin hukuka aykırılığına ilişkin kararı ile bağlı olduğunu ve ceza yargılamasının sonucunun bekletici mesele yapılması ve kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini, müvekkilinin üzerine düşen tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve olayın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, davacıların murislerinin kusurlu olduğunu, ayrınca üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyen sahil güvenliğin olayda kusurlu olduğunu, Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin müvekkili aleyhine hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6098 sayılı TBK’nın 74. maddesinde; “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz” hükmü yer almaktadır. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hâkiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.1.975 tarihli, 1971/T-406 E. ve 1975/1 K; 23.1.1985 tarihli, 1983/10-372 E. ve 1985/21 K.; 27.04.2011 tarihli, 2011/17-50 E. ve 2011/231 K.; 03.04.2013 tarihli, 2012/19-873 E.,2013/433 K. sayılı kararları). Somut uyuşmazlıkta; Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/58 esas ve 2017/175 karar sayılı ilamı ile davacıların murisinin vefatında davalının asli kusurlu olduğu gerekçesi ile mahkumiyetine karar verilmiş, verilen karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi'nin 26/12/2017 tarih, 2017/3861 esas ve 2017/4163 karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş ve kararın temyiz edilmesi üzerine dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay'da olduğu görülmüştür. Ceza Mahkemesi yargılamasında olayın oluşuna ilişkin kabul ve bu kabule göre davalının olayda asli kusurlu olduğunun ve fiilin hukuka aykırı olduğu kabul edilerek mahkumiyetine karar verilmiştir. İş bu hukuk yargılamasında da olayın oluş şekli ve fiilin hukuka aykırı olduğu hususu ceza yargılamasındaki kabul ile aynı şekilde kabul edilmiş ve her iki yargılamada bu hususlarda ve raporlarda çelişki bulunmadığı, gibi olayın oluş şekline ve davalının kusurlu olduğuna ilişki bir belirsizlik ve tereddütte bulunmamaktadır. Mahkemece de olayın oluş şekline ve fiilin hukuka aykırılığına ilişkin tespiti dosya kapsamı ile uyumlu olup, usul ve yasaya uygundur. Bu sebeple Mahkemece usul ekonomisi gereğince de ceza yargılamasının bekletici mesele yapılmasının sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Mahkemece ceza yargılamasının sonucu beklenmeden hüküm verilmesi isabetli olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalının asli ve % 90 oranında, cankurtaranın eylemleri sebebiyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın tali ve % 90 oranında, murislerin ise tali ve % 10 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Davalı vekili tarafından istinaf dilekçesinde ileri sürülen kusura ilişkin sebepler bilirkişi raporunda ve Mahkeme gerekçeli kararında değerlendirilmiş, murislerin ve can kurtaranın eylemi sebebiyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın eylemlerine ilişkin kusur irdelemesi yapılmıştır. Olayın oluş şekli dikkate alındığında yapılan kusur değerlendirilmesi dosya kapsamı ve olayın oluş şekli ile uyumlu olup, usul ve yasaya uygundur. Davalıların kendileri arasındaki kusur oranları davacılara karşı ileri sürülemeyecek olup, birbirlerine karşı açtıkları rücu davasında tartışılacak hususlardandır. Bunun yanında en önemlisi davalı tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporu kendisine usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen süresi içerisinde itirazda bulunmamış ve kendisi aleyhine, davacılar lehine kesinleşmiştir. Dolayısıyla istinaf aşamasında aleyhine kesinleşen hükme esas alınan bilirkişi raporunun ve kusura ilişkin tespitin kamu düzenine bir aykırılık bulunmadığı sürece usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülemez. Bu sebeple davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, istinaf sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin yargılama aşamasında bilirkişi heyeti ve Mahkemece değerlendirilmesine, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... in istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 63.926,13 TL nispi istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 15.982,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 47.944,13 TL harcın davalı ...'den tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 08/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20