İstanbul BAM 13. HD 2021/1547 E. 2024/198 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/1547
2024/198
8 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1547
KARAR NO: 2024/198
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARI VEREN
MAHKEME: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/01/2021
DOSYA NUMARASI: 2019/366 Esas - 2021/42 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
KARAR TARİHİ: 08/02/2024
İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... A.Ş. ile davalı ... Ltd. Şti. arasında 15.10.201 S tarihinde "... Finlandiya Tampere Boşaltma" işi için 2S.500.00 EURO bedelli taşıma anlaşmasının İmzalanmış olduğunu, işbu anlaşma uyarınca yükleme esnasında Ödenmesi gereken 14.250,00 EURO bedelin ödendiğini, boşaltma esnasında Ödenmesi gereken 14.250,00 EURO bedelin ise ödenmediğini, davalı borçluya boşaltmada ödenecek bedel için tanzim edilen 19/10/2018 tarih ... seri/sıra nolu 14.250,00 EURO miktarlı faturanın gönderildiğini, davalı tarafın fatura içeriğine itirazda bulunmadığı gibi, müvekkili şirket ile cari hesap mutabakatı yaptığını, vergi dairesine BA-BS formlarım da ibraz ettiğini, taşıma sözleşmesi uyarınca Ödenmesi gereken 19/10/2018 tarih ... seri/sııa nolu 14.250,00 EURO miktarlı faturanın Ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğfl'niln ... E. sayılı dosyası ile 14.250,00 EURO asıl alacak ve ferileri Özerinden icra takibi başlatıldığım, borçlu tarafça 29.11.2018 tarihinde; '14.250,00 EURO borcu olmadığı, 10.805,00 EURO borcu bulunduğu, 3.445.00 EURO tutarındaki borcu kabul etmedikleri" gerekçesi ile itirazda bulunulduğunu, 30.11.2018 tarihinde ise icra takip dosyasına 71.831,29 TL kısmi ödeme yapıldığını, davalı borçlu tarafın icra takip dosyasından talep edilen borcu tam ve eksiksiz ödemediği gibi, yapılan icra takibine de haksız ve hukuki dayanaktan yoksun şekilde ve kötüniyetli olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu, müvekkili tarafından İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğümün ... E. sayılı dosyasından yapılan icra takibinde fazlaya dair haklan saklı tutularak; davalı .... Ltd. Şti. aleyhine faturaya dayanan cari hesap alacağı için, 19/10/2018 tarih ... seri/sıra nolu 14.250,00 EURO miktarlı fatura, ticari defler ve kayıtlar, taşıma sözleşmeleri dayanak gösterilmek sureti ile takip tarihinden itibaren işleyen yıllık % 6,00 Euro -Merkez Bankası Azami Mevduat Faiz Oranlan (Kamu Bankalarınca Uygulanacağı Bildirilen) takipten sonra işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TL karşılığı olarak talepte bulunulduğunu, yapılan kısmi ödemenin TBK 100. mad. gereğince öncelikle işlemiş faiz, masraf ve ferilere mahsup edilecek olduğunu, borçlunun itiraz dilekçesinde belirttiği hesaplama]an, döviz kurlanıu, eksik yapılan hiçbir ödemeyi kabul etmediklerini, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı haline getirilmiş olması nedeniyle arabuluculuğa başvurulduğunu, davalının taleplerini kabul etmemesi Üzerine Arabuluculuk Son Tutanağı tanzim edildiğini, davalının icra takibine kötüniyetli şekilde yapılan itirazla alacağın tahsilini imkansız hale getirmeye çalıştığını belirterek, fazlaya ilişkin haklan saklı kalmak kaydı ile; davalı-borçlunun İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun kısmi itirazın iptali ile takibin devamına, davalı-borçlunun asıl alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile aralarında bir taşıma sözleşmesi bulunduğunun çekişme konusu olmadığını, çekişmenin davacının sözleşmeye aykırı davranışlarım inkar etmesinden kaynaklandığını, davacı vekilinin dava dilekçesinde ileri sOrdflğü iddialarının gerçek dışı olduğunu, bu iddialan kabul etmediklerini, davacı ile aralarında TTK kapsamında bir cari hesap anlaşması olmadığım, davacı vekilinin hizmet karşılığı navlun bedeli faturalarım taraflarına tebliğ ettiği ve müvekkilinin de bu faturalara itiraz etmediğine dair iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacı tarafın da kabulünde olduğu ve dava dilekçesinde ifade ettiği Özere, sözleşme kapsamında taşıma ücretinin yansının yükleme tarihini müteakip 19.10.2018 tarihinde 14.250,00 EUR olarak ödenmiş olduğunu, diğer yansının 02.11.2018 tarihinde gerçekleştirilecek boşaltma CMR'sinin davalıya bildirilmesini müteakip (09.11.2018 tarihinde boşaltmanın gerçekleştirilebildiğini) ödeneceğine göre, davacının aynı tarihli (yükleme tarihi olan 19.10.2018) ikinci bir faturayı nasıl tanzim etmiş olduğunu ve neden tahsile kalkıştığım, ikinci ödemenin boşaltma tarihinden sonra fatura edilmesinin gerektiğini, her iki faturanın da 19.10.2018 tarihli olmasının mükerrer tahsil anlamına geldiğini, davacının usulüne uygun yeni bir fatura tanziminin şart olduğunu, her ne kadar davacının giriştiği İcra takibinde ödemede bulunmuş olsalar da, bu ödemenin icra baskısı altında yasal haklar saklı tutularak yapıldığım, davacının davaya ve icra takibine konu ettiği faturanın düzenlenme tarihi itibariyle mükerrer olduğunu, fatura niteliğine haiz olmadığını, muaccel olmayan doğmamış bir borca yönelik olduğunu ve sözleşmede şart koşulan hizmetin tamamlanması şartının yerine getirilmesinden önce tanzim edilmiş bulunduğundan geçersiz say İması gerektiğini, zira doğmamış bir alacağın önceden fatura edilmesinin mümkün olmaması gerektiğini, öncelikle davaya konu bu faturanın geçerli bir fatura olup olmadığının karara bağlanması gerektiğini, faturanın tanımının ve asgari niteliklerinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 229. ve 230. maddesinde sayıldığım ve emsal Yargıtay kararlarında bu şartların kabul edildiğini, vadesi gelmeyen bir alacağın fatura edilip tebliğ edilmesine de yasal imkan olmadığını, faturanın şekil şartlarından olan düzenleme tarihi gerçek dışı olan bu faturanın yok hükmünde sayılması gerektiğini, aksi dOşflncenin gerçeğe aykın düzenlenmiş bir belgeye hukuki değer vermek anlamına geldiğini, davacının da kabulünde olduğu ve dayandığı taşıma sözleşmesinde de yazdığı üzere, davacının ... ve ... plakalı iki aracıyla 19.10.2018 tarihinde göndericinin adresi olan Düzce'den yüklediği taşıma eşyalarını karayolundan taşımak suretiyle 14 gttn içerisinde Finlandiya Tampere adresinde bulunan alıcıya teslim edeceğini, davacının karayolu güzergahını kullanarak Kapıkule sınır kapısından çıkış yapacağı hususunda davalı müvekkili ile anlaştığını, davacının geç teslim nedeniyle davalı müvekkilini zarara uğrattığını bildiğini» gemi ücretim davalı müvekkilinin ödemek zorunda kaldığım ve bu ücretin kendisine ait olduğunu da bildiğim, buna rağmen kütü niyetli olarak icra takibine girişmiş olduğunu, kendince alacağım vereceğine sayışmalarına engel olmaya kalkıştığını, bu şekilde ticari ahlaka uymayan girişimde bulunan davacı aleyhine % 20'den az olmamak üzere İcra inkar tazminatına hükmedilmesi talepleri olduğunu belirterek, Öncelikle haksız davanın reddini, 3.357,00 EUR takas def-i talepleri yününden de yargılama yapılarak davacı talebiyle alacaklarının mahsubu neticesi davanın reddini, takas alacaklarına Ödeme tarihi olan 782,00 EUR için 07.11.2018 ve 2.475,00 EUR için 14.11.2018 tarihlerinden itibaren % 5 EUR cinsinden faiz işletilerek mahsup taleplerine eklenmesini, kütü niyetli takibe girişen davacı aleyhine % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına bükmedi lmesini, yargılama harç ve giderlerine resen karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 19/01/2021 tarih ve 2019/366 Esas - 2021/42 Karar sayılı kararı ile; " Dava, hukuki niteliği itibari ile davacı tarafça alacaklı sıfatı ile bakiye fatura alacağından kaynaklı icra takibine davalı tarafça yapılan kısmi itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasından ibaret olduğu görüldü.Kadıköy ... Noterliği'ne yazılan müzekkereye ikmalen cevap verildiği, müzekkere yazı cevabının dosya arasına alındığı görüldü. Davalı tarafın Ekim, Kasım 2018 yılına ait BA/BS formlarının celbi amacıyla Kozyatağı Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye ikmalen cevap verildiği, müzekkere yazı cevabının dosya arasına alındığı görüldü. Dosyamız arasına alınan İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasının yapılan incelemesinde takibin 15/11/2018 tarihinde takip başlatıldığı ödeme emrinin davalı/borçluya 24/11/2018 tarihinde tebliğ edildiği davalının süresinde 29/11/2018 tarihinde takibe itiraz ettiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.Davacının; borçlu tarafından yapılan 29/11/2018 tarihli itirazın davacı-alacaklıya tebliğinden itibaren İİK.nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık süre içerisinde mahkememize davayı açtığı anlaşıldığından, açılan davanın süresinde olduğu görülmüştür. Davada aktif ve pasif taraf husumetinin sağlandığı anlaşılmış olup taraflar arasında bu hususta çekişme yoktur.Taraflar tacir olup, delil olarak ticari defterlere dayandıklarından; taraflara inceleme gün ve saatinde belirtilen yıllara ilişkin ticari defter ve kayıtlarını hazır etmeleri aksi halde HMK 220 ve devamı maddeleri gereğince defterlerini sunmayan tarafın ticari defterlerine lehine delil olarak dayanamayacağının ve tekrar sunamayacakları usulüne uygun biçimde ihtar edilmiş; defter inceleme neticesinde dosyamız bilirkişiye tevdii edilmiş olup , bilirkişi mahkememize hitaben sunmuş olduğu raporunda özetle: Davacı tarafin incelenen 2018 yılına ait ticari defterlerinin açılı; onaylarının yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, yevmiye defterinin kapanış onayının yaptırılmamış olduğu, ticari defterlerin kanana göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutukluğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, davalı tarafın incelenen 2018 yılına ait ticari defterlerinin açılı? ve kapanı; onaylarının yaıal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, kanuna güre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, defter kayıtlanma birbirini doğruladığı, icra takibine konu alacağın dayanağı olan belgelerin, davacı ... A.Ş. tarafından davalı ... Ltd. Şti. adına düzenlenmiş 19.10.2018 tarihli, ... numaralı, 14.250,00 EURO tutarlı, 19.10.2018 tarihli, 32522 numaralı, 14.250,00 EURO tutarlı 2 adet fatura olduğu, icra takibine konu alacağın dayanağı olan 2 adet Çatanda yazıtı olan hizmetlerin davalı tarafa teslimine ilişkin 2 adet Beynelmilel Hamule Senedininin alıcının imza ve mühdrü bölüntünde alıcımı» kaşe ve imzasının bulunduğu, davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde takibe konu faturalara ilişkin hizmetlerin davacı tarafta dan davalı tarafa teslim edildiğinin kabul edilmiş olduğu, fakat taşımanın 8 ftzl eşmeye uygun şekilde yapılmadığı, geç teslim ve gereksiz masraflar yapılması nedeniyle ahciya ceza Ödemek zorunda kalındığı, sözleşmeye uygun taşıma yapılmaması nedeniyle gemi ücreti Ödemek zorunda kalındığının iddia edilmiş olduğu, takip konusu faturalara ilişkin hizmetlerin davacı tarafta dan davalı tarafa teslim edildiğinin davalı vekilinin cevap dilekçesindeki beyanı ile sabit olduğa, bu konuda taraflar arasında İhtilaf bulunmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın taşımanın sözleşmeye uygun şekilde yapılıp yapılmadığı, davalının bu taşıma nedeniyle talep edebileceği bir zararının bulunup bulunmadığı ile ilgili olduğu, icra takibine konu alacağın dayanağı olan 2 adet faturanın davalı tarafa teslimine ilişkin dava dosyasında bir belge bulunmadığı, ancak dayanak faturaların davalı tarafin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve davalı tarafından ilgili ayda bağh olduğu vergi dairesine BA formuyla da bildirildiği, bu dnrnmnn dayanak faturaların davalı tarafından teslim alındığını gösterdiği, icra takibine konu alacağın dayanağı olan 2 adet faturaya davalı tarafından itiraz edildiğine dair dava dosyasında bir belge bulunmadığı. icra takibine konu alacağın dayanağı olan 2018 yılına ait 2 adet faturanın davacı ve davalı tarafta 2018 yılma ait ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı ... Ltd. Şti. tarafından davacı ... A.Ş. adına 15.11.2018 tarihli, ... numaralı, "Navlun Ücreti DOzce-Tampere Finlandiya arasında ...-... plakalı araçlarla yapılan ...-... nolu fatura la ruıız ile ilgiKi yüklemelerin geç teslimi nedeni ile 08/11/2018-09/11/2018 tarihlerinde oluşan vinç kiralama, işçilik ve feribot fleret iadesi" açıklamalı, 2.475,00 EURO tutarlı, 16.11.2018 tarihli, ... numaralı, Dûzce-Flnlandiya Feribot Ücreti Gelir" açıklamalı, 485,00 EURO tutarlı ve 16.11.2018 tarihli, ... numaralı, "DOzce-Finlaudiya Feribot Ücreti Gelir" açıklamalı, 485,00 EURO tutarlı olmak üzere toplam 3.445,00 EURO tutarında 3 adet fatura düzenlendiği, söz konusu faturaların dayanağı olan faturaların; dava dışı yabancı firma ... taralından davalı adına düzenlenmiş, 14.11.2018 tarihli, 160265 numaralı, "Düzenleme için vinç ve inaan gücüne talep edilen maliyet 0&11.2018 ile 09.1U018 açıklamalı, 2.475,00 EURO tutarlı ve dava dışı yabancı firma ... tarafından davalı adına düzenlenmiş, 09.11.2018 tarihli, 333202 numaralı, "Feribot Ücreti Aşırı Geniş* açıklamalı, 8.585,00 EURO tutarlı 2 adet fatura olduğu, 8.585,00 EURO tutarlı faturanın ekinde feribot geçişlerine ait bilgilerin yer aldığı dökümün bulunduğu« dökümde dava konusu taşımayı gerçekleştiren .../... ve .../... plakalı araçlar için 07.11.2018 tarihinde her bir araç için 391,00 EURO feribot geçiş ücreti tahakkuku yapıldığına dair bilgilerin yer aldığı, davalı tarafından davacı tarafa noter aracılığıyla 05.12.2018 tarihinde gönderilen faturalara davacı tarafından noter aracılığıyla 13.12.2018 tarihinde itiraz edildiğinden, süz konusu faturalara davacı tarafından sekiz günlük yasal süresi içinde itiraz edildiği» bu faturaların davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ancak davacı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin yabancı para İle gerçekleştirildığmin faturalar, davacı ve davalı tarafın ticari defterler kayıtları, davalı vekilinin itiraz ve cevap dilekçelerinin içeriğinden anlaşılmakta olduğu, davalı tarafın 2018 yılma ait ticari defterlerinin, davacı tarafından yabancı para olarak düzenlenen faturaların ve davalı tarafından yabancı para olarak yapılan Ödemeye ilişkin banka dekontunun incelenmesinde; davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla 14-250 EURO alacaklı olduğu, davalı tarafın 2018 yılına ait ticari defterlerinin, davacı tarafından yabancı para olarak düzenlenen faturaların ve davalı tarafından yabancı para olarak yapılan ödemeye İlişkin banka dekontunun incelenmesinde; davalının davacıya takip tarihi itibarıyla 11.775 EURO borçlu olduğu, tarafların yabancı para açısından cari/açık hesaplan arasında takip tarihî İtibarıyla 2.475,00 EURO fark bulunduğu, bu farkın nedeninin; davalmm ticari defin1 kayıtlarında yer alan davab tarafından davacı adına düzenlenmiş 15.11.2018 tarihli, ... numaralı» "Navlun Ücreti Düzce-Tampere Finlandiya aramda ...- plakalı araçlarla yapılan ...-... nolu faturalarınız ile Ugll yüklemelerin geç teslimi nedeni ite 08/11/2018-09/11/2018 tarihlerinde oluşan vinç kiralama, işçilik ve feribot Ocret İadesi* açıklamalı» 2.475,00 EURO tutarlı 1 adet faturanın davacının ticari defter kayıtlarında bulunmaması olduğu, takip tarihi olan 15.11,2018 tarihinden sonra; davalı tarafından davacı adına 1&İ1.2018 tarihli, ... numaralı, "Düzce-Finlandiya Feribot Ücreti Gelir" açıklamalı, 485,00 EURO tutarlı ve 16.11.2018 tarihti, ... numaralı, "Düzce-Finlandiya Feribot Ücreti Gelir1* açıklamalı, 485,00 EURO tutarlı olmak üzere toplam 970,00 EURO tatarında 2 adet fatura düzenlendiği, ayrıca takibe yapılan kum i itirazdan sonra, takip tutarmın itiraz edilmeyen ve kesinleşen kısmı ve ferileri İçin davalı tarafından icra dosyasına 30.112018 tarihinde 71.831,29 TL ödeme yapıldığı, davalı vekili tarafından icra dosyasına snnalan itiraz dilekçesinde 14,250,00 EURO olan takip tutarmın 3.445,00 EURO'luk kısmına itiraz edilinİq olduğu, cevap dilekçesinde ise taşımanın stizl eşmeye uygun şekilde yapılmadığı, geç teslim ve gereksiz masraflar yapılması nedeniyle ahciya ceza ödemek zorunda kalındığı, «Özleşmeye uygun taşıma yapılmaması nedeniyle gemi ücreti Ödemek zorunda kaklıklarının iddia edilmiş olduğu, bu zararlar nedeniyle davalı tarafından davacı adına toplam 3.445,00 EURO tutarında 3 adet fatura düzenlendiği, taraflar arasındaki İhtilafa konu tutana, davalı tarafından davacı adına düzenlenmiş 3 adet faturanın toplam tutarı olan 3.445,00 EURO kadar olduğu, davacı tarafin 14250,00 EURO asıl alacaktan oluşan takip tutan Özerinden başlatmış olduğu icra takibine davalı taralından 3.445,00 EURO yönünden kısmi olarak itiraz edilmesi Özerine açmış olduğu itirazın iptali davasında davalının icra takibine yaptığı kısmı itirazın iptaline karar verilmesini istediği, harca esas değeri 3.445,00 EURO (21.407,02 TL) olarak gösterdiği, hertürlü hukuki tavsif; İİK rad.67/11 kapsamına giren taleplerin takdiri ile nihai karar tamamıyla Yüce Mahkeme ye ait olması kaydıyla; derdest davanın dayandığı icra takibine davalı tarafindan 3.445,00 Euro yönünden yapılan kısmi itirazın İptali istemi İle ikame edilmiş olan işbu davanm kabulü halinde, "davacının fiilen icra edildiği çekişmesiz olan uluslararası karayolu taşıma İşinin Euro bazında faturaya bağladığı anlaşmalı navlun ücretlerinden kaynaklanan bakiye alacağım" (ayrıntıları raporumuzun V. bölümünde açıklanan nedenlerle) davalı taraftan 3.445,00 Euro olarak talep edebileceği ve davacının bu alacağına miktarı İııfaz aşamasında belirlenmek üzere (her ne kadar CMR Md. 27'de hak sahibine ödenecek "tazminat0 için yılda % 5 Özerinden &iz öngörülmüş ise de; derdest davada hak sahibine ödenecek "hasar m™ ¡""ti değir navlun teminden kaynaklanan "ticari alacak" tartışıldığından; oranında maktu friz yerine) 3095 SK* MdL4/a hfikmfi uyarınca, kamu bankalarının 1 yıllık vadeli Euro mevduatlarına uyguladıkları faiz oram üzerinden "takip tarihinden itibaren" döviz faizi de yürütülebileceği yönünde mütalaa etmişlerdir.Bilirkişi raporu HMK 280. Maddesi uyarınca taraflara tebliğ edilmiştir. Bilirkişi raporu yeterli, denetlenebilir ve hüküm kurmaya elverişli olduğundan itibar edilerek hükme esas alınmıştır.Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ,aşamalarda aldırılan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı ile yapılan değerlendirmede,davacı ile davalı arasında 15.10.2018 tarihinde ‘lowded Finlandiya Tampere Boşaltma ‘işi için taşıma sözleşmesi akdedildiği,bakiye fatura bedelinin tahsili için davacı tarafça başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine mahkememizde itirazın iptali davası açıldığı,davacı ve davalı tarafın incelenen 2018 yılı ticari defterlerinin açılış onaylarının süresi içerisinde yapılmış olduğu,ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu,defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, icra takibine konu faturaların davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olup, davalı tarafindan ilgili ayda bağlı olduğu vergi dairesine BA formu ile bildirildiği,Yargıtay içtihatları doğrultusunda bu durumda dayanak faturalarınn davalı tarafça teslim alındığının kabulünün gerektiği,davalı tarafından taşıma işinin geç ifa edilmesinden bahisle uğradıkları zarar için düzenledikleri 3 adet faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ancak davacı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı,dolayısıyla davacı ile davalının ticare defterleri arasında 2.475,00 EURO’luk bir farkın olduğu, farkın nedeninin; davalının ticari defter kayıtlarında yer alan davalı tarafından davacı adına düzenlenmiş 15.11.2018 tarihli, ... n om aralı, "Navlun Ücreti Düzce-Tampere Finlandiya aramda ...-... plakalı araçlarla yapılan ...-... nolu faturalar ile ilgili yüklemelerin geç teslimi nedeni ite 08/11/2018-09/11/2018 tarihlerinde oluşan vinç kiralama, işçilik ve feribot ücret İadesi* açıklamalı, 2.475,00 EURO tutarlı 1 adet faturanın davacının ticari defter kayıtlarında bulunmaması olduğu, davaya konu olayın CMR konvansiyonu hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, Konvansiyonda öngörülen sorumluluk sistemine göre, taşıdığı (ya da alt taşıyıcıya taşıttığı) eşyayı varma yerinde ,teslim aldığı haliyle alıcısı emrine veya onun temsilcisine teslim borcunu üstlendiği gibi yükün güzergâh üzerinde yaptığı aktarmalar dâhil olmak üzere taşıma süresi içerisinde eşyayı gözetim sorumluluğunun da altında olduğu, kural olarak yükleme yerinden varış mahalline kadar taşıdığı eşyaya gelecek zararlardan mesul olduğu, Ancak, taşımanın kararlaştırılan veya güzergâh için makul sayılabilen sürede tamamlanamaması halinde dahi gecikmenin ,tazminatı doğuracak türde bîr zarara sebep olduğunun soyut iddialarla veya somut olayda olduğu gibi davalı ... adma taşıma ilişkisinin tarafi olmayan dava dışı ... tarafından, "Düzenleme için vinç ve insan gûcüne talep edilen maliyet 08.11.2018 ile 09.11.201 B" açıklaması ile düzenlenmiş faturanın ya da ... tarafından davalı adına tanzim edilmiş faturanın karşılığına göre değil; denetime elverişli verilerle kanıttan matuf gecikmenin "zarara sebep olduğu ile ilgili olarak taşıyana 21 gün içinde yazılı bildirimde bulunulması gerektiği,aksi takdirde CMR md.30/3'e göre taşıyıcıdan gecikmeye bağlı zarar için tazminat talep hakkı ortadan kalkacağı,somut olayda davalı 21 günlük süre içerisinde gecikmenin davacı tarafa bildirilmediği,davalı tarafından sözkonusu zararın talep şartlarının oluşmadığı, davacının navlun ücretlerinden kaynaklanan bakiye alacağını davalı taraftan 3.445,00 Euro olarak talep edebileceği anlaşıldığından, davanın kabulüne,alacak likit olduğundan hüküm altına alınan 3.445,00 USD alacağın takip tarihindeki -TL karşılığı üzerinden hesaplanacak şartlara göre %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ancak 2 numaralı hükümde icra inkar tazminatının 'Euro alacağı ' yazılması gerekirken sehven 'USD' olarak yazılmışsa da hüküm ile gerekçe arasında çelişki yaratmamak adına değinilmekle yetinilmiştir." gerekçeleri ile; " 1-Davacının DAVASININ KABULÜ ile Davalı borçlunun İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı İTİRAZIN İPTALİNE ,takibin 3.445,00 EURO asıl alacak üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren bu bedele 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince faiz uygulanmasına, 2-Alacak likit olduğundan hüküm altına alınan 3.445,00 USD alacağın takip tarihindeki -TL karşılığı üzerinden hesaplanacak şartlara göre %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kendileri tarafından, bilirkişi listesine kayıtlı CMR uluslararası karayolu taşımacılığı bilirkişiliği yapan Avukat ...'dan iş bu dava dosyası hakkında uzman raporu alınmış olup ekte sunulmuş olduğunu, Usule İlişkin Olarak; Hüküm yönünden; Yerel mahkemenin denetime elverişli, usulüne uygun yazılı gerekçeli kararı olmadığını, yerel mahkeme hakimi usul ve esas yönlerinden gerçek bir yargılama faaliyeti yürütemediğinden, yetersiz ve ehliyetsiz kişilerce tanzim edilen bilirkişi raporunu hüküm gibi tekrarlamakla yetindiğini, bu nedenle dosyanın gerekçeli karar yazılmak üzere iadesi gerektiğini, 6100 sayılı usul yasasının 5. kısmında yer alan "hükmün kapsamı" başlıklı 297. Maddesinin hükümde yer alması gereken hususları düzenlediğini, 297/1-C maddesinin; " (c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. " şeklinde olduğunu, İş bu yerel mahkeme hükmünden
A) Davanın konusunun belirli olmadığını, takipte dayanılan 32521 seri numaralı ticari faturanın mı, yoksa takip dayanağı yapılmayan 32522 seri numaralı ticari faturanın mı yargılama konusu yapıldığı, alacak davası mı, yoksa itirazın iptali davası mı görüldüğü hususlarının anlaşılamadığını, B) Tarafların anlaştıkları hususların belirli olmadığını, C) Tarafların anlaşamadıkları hususların da tam belirli olmadığını, D) Çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin neler olduğunun hükümde yer almadığını, E) Toplanan ve toplanmayan delillerin belirsiz olması, hangi delilin neden toplanıp hangilerinin neden toplanmadığının da belirsiz olması nedeniyle delillerin tartışılmasının hükümde yer almadığını, F) Hal böyle olunca, olmayan delilden herhangi bir delil tartışması yapılamadığını ve sabit görülen vakıalar ve hukuki sebeplerin de gösterilmediğini, bilirkişi raporundan hüküm yaratılmak zorunda kalındığını, G) Böyle bir hükmün ne kanun yolunda incelenebileceğini, ne yargılamaya hakim olan temel ilkeleri karşılayacağını, ne tarafın ispat hakkını karşılayacağın, ne de yasa ve anayasada güvence altına alınan adil yargılanma hakkını karşılayacağını, Yüksek mahkemenin benzer durumlarda konuya yaklaşımından da bahsetmek gerektiğini, Yüksek mahkemenin emsal nitelikte birçok kararında mahkeme hükmünün nasıl olması gerektiğini yasal dayanaklarıyla birlikte çok güzel açıkladığını, {Hukuk Genel Kurulu 2017/2289 E. , 2020/939 K. "17. Yasal düzenlemeye göre bir mahkeme kararında; tarafların iddia ve savunmalarının özetlerinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hâkimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hâkim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuki sebepleri) kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hâkimin, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendi kendini denetleyeceğini, üst mahkemenin de bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebileceğini, tarafların da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabileceklerini, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olmasının yanında, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyan, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösteren nitelikte olması gerektiğini, zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenine hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunmasının zorunlu olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19.03.2008 tarih, 2008/15-278 E. ve 2008/254 K.; 21.10.2009 tarih, 2009/9-397 E. ve 2009/453 K.; 07.05.2014 tarih, 2013/4-1121 E. Ve 2014/626 K.; 13.04.2016 tarih, 2014/11-638 E. ve 2016/501 K.; 31.05.2017 tarih, 2017/12-1151 E. ve 2017/1053 K.; 08.11.2017 tarih ve 2017/13-1699 E., 2017/1300 K.; 04.04.2018 tarih, 2015/9-2883 E. ve 2018/675 K. sayılı kararlarında yazılı hususlar aynen benimsendiği gibi 07.06.1976 tarih ve 1976/3-4 E., 1976/3 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Karar gerekçesinde yer alan “…Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir,…” şeklindeki açıklama ile gerekçenin önemine vurgu yapıldığını, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiği öngören Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 Sayılı HMK’nın 297. maddesinin işte bu amacı gerçekleştirmeye yönelik olduğunu, anılan hususların kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi kanun ile hâkime yükletilmiş bir ödev olduğunu, aksine düşünce ve uygulamanın gerek yargı erki ile hâkimin, gerek mahkeme kararlarının saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmayacağını, { 16. Hukuk Dairesi 2016/16251 E.- 2020/353 K. "Mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiği 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesinde belirtilmiş olup, aynı zamanda Anayasa'nın 141/3. maddesinin de amir hükmü gereğidir. Mahkeme kararları; tarafların iddia ve savunmalarının özetini, tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri mutlaka kapsamalıdır. Tarafların hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilmeleri ve Yargıtay'ca kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığının denetlenmesi ancak kararın gerekçeli olmasıyla mümkündür. Ne var ki; somut olayda mahkemece, hiçbir somut gerekçe gösterilmeden, yukarıda açıklanan ilkelere aykırı şekilde karar verilmiş olup, hükmün hangi maddi ve hukuki gerekçe ve nedenlere dayandığı tartışılarak değerlendirilmemiştir. Hal böyle olunca; taraflara tebliğ edilen kararda Yasa’nın aradığı anlamda gerekçeli bir hüküm mevcut olmaması ve ortada denetlenebilecek gerekçeli bir karar bulunmaması nedeniyle mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olup, temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davalılar ... ve...'e iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.02.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi."} Dava itirazın iptali davası olduğu, takip dayanağı belgenin 32521 seri numaralı ticari faturadan ibaret olduğu, davanın ise takip dayanağı yapılmayan ... seri numaralı ticari fatura yönünden açıldığı halde, takibe konu edilmeyen ticari fatura hakkında hüküm kurulması dava konusu edilmeyen hususta hüküm kurulması anlamına gelmekle hükmün bu yönüyle de (6100 S.K. 24/1. MD. Tasarruf ilkesi; 26/1. MD. Taleple bağlılık ilkesi; 25/1-2. MD. taraflarca getirilme ilkesi; 114/1-H. Dava şartları-hukuki yarar ilkesi.) usule aykırı ve yok hükmünde olduğunu, bu yönde yüksek mahkeme emsal kararının (Hukuk Genel Kurulu 2017/2076 E.- 2020/117 K.) ışığında esasa dair beyanlarında irdeleneceğini, Delillerin toplanması yönünden; Yerel mahkemenin davacı tarafın tanzim ettiği dava dilekçesini müvekkil davalı tarafa tebliğ ettiğini, davalı taraf olarak yasal süresinde davaya cevap verildiğini ve yine yasal süresinde savunma delillerinin bildirilmiş olduğunu, Yerel mahkemenin ön inceleme sürecinde taraf delillerini toplaması gerekirken, davacı tarafın tüm delillerini toplayıp, davalı tarafın tek bir delilini dahi toplamadığını, yerel mahkemenin gerekçeli kararında davalı delillerini neden toplamadığının anlaşılamadığını, üstelik dava itirazın iptali davası olduğu halde takip dayanağı yapılmayan ... seri numaralı fatura hakkında hüküm kurulmasının 2004 sayılı yasanın 67. maddesine uygun olmadığını, Öte yandan, davacı tarafın delillerinin dayanağı-açıklamaları da bulunmadığı halde davacı delillerinin toplanmış olduğunu, bu hususun 6100 sayılı yasanın 119/1-E madde düzenlemesine açıkça aykırı olduğunu, kaldı ki dava niteliği gereği basit yargılama usulüne tabi olduğu halde, davacı tarafın cevaba cevap dilekçesinin de usulünce verilmiş bir dilekçe olarak kabul edildiğini, alınan bilirkişi raporunda ve mahkeme hükmünde rapora ve hükme esas alındığını, Cevap dilekçesinde listelenen delillerden "9" numaralı delilde geç teslimden dolayı davacı tarafa 19.11.2018 tarih ve "..." taahhütlü numarasıyla gönderilen ihbarnamenin iadeli taahhütlü posta gönderisine dayanıldığını, posta kartının dilekçe ekine eklendiğini, ancak her nasılsa yerel mahkemenin bu belgeyi görmediğini, tebliğ mazbatasının onaylı bir örneğini veya aslını ilgili posta idaresinden istemediğini, mahkemenin görmediği, tüm ısrarlara rağmen dikkate almadığı bu delilin yine her nasılsa mahkeme hakiminin dosyayı gönderdiği bilirkişiler tarafından da görülemediğini, var olan delil yok sayılınca CMR konvansiyon hükümlerine göre geç teslimden kaynaklı zararlardan dolayı 21 günlük sürede ihbarda bulunma yükümlülüğü yerine getirildiği halde, yerine getirilememiş sayıldığını, bilirkişi raporunda böyle yazıldığını, yazılan bu raporun hükme dönüştüğünü, mahkeme hükmünün de bu gerekçe üzerine kurulduğunu, Oysa hem 19.11.2018 tarihli iadeli taahhütlü postayla gönderilen ihtarname, hem de CMR konvansiyon hükümleri dairesinde (33.MD.) postada geçen süreler düşülerek hesaplanacak 21 günlük süre kapsamında Kadıköy ... Noterliği' nden 05.12.2018 tarihinde ikinci defa aynı ihtarnamenin davacı tarafa keşide edilmesinin de süresinde ihbar olduğunu, nitekim taşıma eşyasının alıcısının taşıma işinin acentesi ...'a, ...'un davalı Müvekkil ..., ... davacı ...'a yaptığı ihbarların postada geçen sürelerinin 21 gün hesabında dikkate alınmayacağını, sadece davalı ... lojistikin davacıya keşide ettiği 19.11.2018 tarihli ihbarnamesinin postada geçen süresinin 6 gün olduğunu, bunun dahi tek başına ikinci ihbarnamenin 21 günlük sürede ikinci defa süresinde gönderildiğini göstermekte olduğunu, Yine cevaplarında bildirdikleri delil listelerinin "8"numaralı bendinde, iadeli taahhütlü posta ile keşide ettikleri geç teslim nedeniyle zarar ihbarnamelerinin davacı ... çalışanı ... tarafından tebliğden intina edildiği için alınmaması üzerine, bu defa Kadıköy Noterliğinden aynı ihbarnameyi ikinci defa gönderdikleri belgeye dayandıkları, ihbarname örneğini cevap dilekçesine delil eki olarak ekledikleri halde, mahkeme hakimi ve dosyayı sevk ettiği bilirkişilerin bu belgeyi de görmediklerini, bilirkişiler tarafından tanzim edilen raporda bu belgenin de yok sayıldığını, bu raporun mahkeme hükmüne dönüştüğünü, Davalı taraf olarak cevap dilekçelerinde bildirdikleri delilleri görmeyen mahkeme hakiminin, basit yargılama usulüne rağmen usulen geçersiz kabul edilmesi gereken davacının verdiği cevaba cevap dilekçesinde sunduğu ve kendilerinin dosyada yok sayılan davacı tarafa keşide ettikleri ihbarnamelerine karşı davacı tarafın cevap mahiyetinde davalı tarafa keşide ettiği cevap ve fatura iade belgesini gördüğünü, görmekle de kalmayıp 21.11.2019 tarihli ön inceleme duruşmasının "10" numaralı ara kararıyla bu belgenin onaylı bir tebliğ şerhini de istediğini, Nitekim mahkeme hükmünde de toplanan delillerin sayılmasına iş bu belge ile başlandığı, davalı tarafın delillerinin hükümde sayılmadığı-yok sayıldığı hususlarının görülmekte olduğunu, Yerel mahkeme hakimini bu şekilde davacı taraf lehine kendiliğinden delil topladığını, buna karşın davalı müvekkilin hukuki dinlenilme ve ispat hakkını göz ardı ettiğini, Davalı taraf olarak geç teslimden kaynaklı zarar tazmini hukuksal nedenine dayanmak suretiyle takas mahsup def'i ileri sürdükleri, zarar tazmininin haksız eylem hükümleri dairesinde tazminat niteliğinde bulunduğu, bu münasebetle tanık dinlenmesi gerektiği halde tanıklarının dinletilmesi taleplerinin kabul edilmediğini, oysa geç teslim zararının her türlü delille ispat edilebileceğini, kaldı ki takas mahsup def'inin harçsız bir karşı dava olup, bu talep hakkında yargılama yapılıp hüküm kurulması gerektiğini, Dava dosyasında mevcut, dava tarafları arasında yapılan yazışmaların da yok sayıldığını, ne bilirkişi raporunda, ne de mahkeme hükmünde bu delillerden hiç bahsedilmediğini, bilirkişilerin şirket merkezinde incelemesi gereken ticari kayıtlar arasında yer aldığı halde bu kayıtların incelenmediğini, üstelik, taraflar arasında akdedilen yazılı taşıma sözleşmesinde mail yazışmalarının delil teşkil edeceğinin açıkça yazılı olduğunu, ayrıca 6100 sayılı yasanın 199. maddesi kapsamında bu yazışmaların delil olduğunu, Delil listelerinde yer alan diğer delillerinin de toplanmadığını, neden toplanmadığının açılanmadığını, sadece reddetmiş olmak için karar verilen duruşma oturumunda davalı delillerinin toplanmasına gerek olmadığı kararı verildiğini, mahkemenin hangi delili neden toplamadığını değil, davalı delillerinin toplanmamasını karara bağladığını, Mahkemenin, toplanmasına karar verilen delilleri de tam olarak toplamadığını, hükmünde bu delillerden bahsetmediğini, davacının BA- BS kayıtları için müzekkere yazıldığı halde dosya arasında böyle bir belge olmadığını, Mahkeme hükmünde de açıkça yazılı olduğu gibi davacı tarafın ticari defterlerinin kapanış onaylarının olmadığını, davalı müvekkilin ise açılış ve kapanış onaylarının tam olduğunu, mahkeme hakiminin yine bilirkişi raporuna sadık kalmak suretiyle kapanış kayıtları bulunmayan davacı taraf ticari kayıtlarının usulüne uygun düzenlendiği savıyla hüküm kurduğunu, oysa bu hususun 6100 sayılı yasanın 222. maddesine aykırı olduğunu, kapanış onayları bulunmayan ticari kayıtlar sahibi tarafından her zaman değiştirilebileceğinden, sahibi aleyhine delil teşkil etmek dışında dikkate alınamayacağını, davalının açılış ve kapanış onayları bulunan ticari kayıtlarının dikkate alınması gerektiğini, bu kayıtlarda herhangi bir borç olmadığını, (HGK 2013/2292 - 2015/1341 - 13.05.2015) Davacı tarafın, vadesi taşıma eşyasının alıcısına tesliminden sonra muaccel olacak 32522 numaralı faturayı takibe konu etmediğini, evvelce avans olarak davalı tarafından kendisine ödenen ve kendisinin de ödendiğini kabul ettiği 19.10.2018 vade tarihli ilk fatura olan ... numaralı faturaya dayanarak icra takibi yaptığını, mahkeme hakiminin takip dayanağı yapılmayan 32522 numaralı sonraki vadeli fatura hakkında hüküm kurduğunu, bu hususa ve emsal Yargıtay HGK uygulamasına esas beyanlarda değinileceğini, Ön inceleme ve dosyanın bilirkişilere sevki ve ağır maddi hata yönünden; Usul yasası kapsamında yargılamanın hangi aşamalardan geçerek yürütülüp sonuçlandırılacağı hususunun açık olduğunu, dilekçeler safhası, delillerin toplanması, dava şartları ve ilk itirazların kontrol edilmesi, tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların tespiti hususlarının ön inceleme işlemleri olduğunu, Yerel mahkemenin ise daha ön inceleme duruşması yapılmadan, taraf delilleri toplanmadan, taraflar arasında bulunan çekişmeli hususlar tespit edilmeden, 21.11.2019 tarihli ön inceleme duruşması kararıyla dosyanın mali müşavir ve CMR bilirkişilerine gönderilmesine karar verdiğini, işbu karardan dönülmesini talep etmişlerse de, mahkemenin bu talep hakkında herhangi bir işlem yapmadığını, Yerel mahkeme hakiminin özellikle CMR bilirkişisine dosyayı neden sevk ettiğini, hangi konuda rapor tanzim edileceğini, bilirkişinin görevlerinin ve görev sınırının ne olduğunu belirlemediğini, bilirkişi raporu aldıracağına dair taraflara danışıp taleplerini sormadığını, hal böyle olunca aldırılan bilirkişi raporunun usulsüz olduğunu ve hükme esas alınamayacağını, Kaldı ki mahkemenin tayin ettiği bilirkişilerin bilirkişilik listesine kayıtlı olmalarına karşın konunun uzmanı olmadıkları hususunun tanzim ettikleri rapordan anlaşılmakta olduğunu, bu konunun aşağıda ayrıca işleneceğini, İtirazın iptali davasının 2004 sayılı yasanın 67. maddesi kapsamında açılan sınırlı bir dava olduğunu, bu yönden alacaklının takip talebine dayanak yaptığı belgelerin özel bir önem arz etmekte olduğunu, takipte dayanılmayan, borcun sebebi olarak gösterilmeyen belgelerin itirazın iptali davasında borcun kaynağı /sebebi ve borcun varlığına dair delil olarak ileri sürülemeyeceğini, bu hususta ayrıntılı açıklamanın emsal HGK kararıyla birlikte irdeleneceğini, Hükme esas alınan bilirkişi raporunun "5." sayfasında takip dayanakları sayılırken, takip dosyasında bulunmayan belgelerin var olarak gösterildiğini, oysa takip dosyası kapsamında 32521 seri numaralı 1 adet ticari fatura ve tek taraflı ttanzim edilmiş cari hesap extresinden başka herhangi bir belge olmadığını, bu durumda evrakta sahtekarlık şüphesi doğmakta olduğunu, bu münasebetle takip dosyasının UYAP kayıtları ile fiziki dosya arasında bulunan belgelerin karşılaştırılması, kayıtlarla belgelerin birbirini tutmaması halinde UYAP kayıtlarına itibar edilmesi, sorunun ön sorun olarak ele alınması gerekeceğini, davalı müvekkile gönderilen takip talebinin ekinde ... seri numaralı 1 adet ticari fatura ve davacının tek taraflı tanzim ettiği cari hesap extresi belgeden başka bir belgeye rastlanmadığını, ayrıca takip dosyasının UYAP kayıtlarının incelenmesinden takip talebinin eklerinin ... seri numaralı 1 adet fatura ve davacının cari hesap extresi diye düzenlediği belgeden ibaret olduğunun kendileri tarafından görüldüğünü, anılan belgelerin UYAP sisteminden indirilmiş olup, iş bu dilekçeye eklenmiş olduğunu, Bilirkişi raporunun anılan bölümünün; " İCRA TAKİP DOSYASI ÖZET TABLOSU") ("Takip Konusu Borcun Sebebi 15/11/2018 faturaya dayanan cari hesap alacağı, 19/10/2018 tarih ... seri/sıra nolu 14250,00 EURO miktarlı fatura, ticari defter ve kayıtlar, taşıma sözleşmeleri, muhasebe kayıtlan") " şeklinde olduğunu, Konuya ilişkin 2004 Sayılı yasanın 8/A maddesi, 6100 Sayılı yasanın 445. Maddesi, İcra ve iflas yönetmeliğinin 16. Maddesi ile Adalet bakanlığının 124/1 sayılı genelgesinin açık olduğunu, Konuya ilişkin 2004 sayılı yasanın 8/A madde düzenlemesinin şu şekilde olduğunu; {Madde 8/a – (Ek: 2/7/2012-6352/3 md.) " İcra ve iflas dairelerince yapılacak her türlü icra ve iflas iş ve işlemlerinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi kullanılır; her türlü veri, bilgi, belge ve karar, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla işlenir, kaydedilir ve saklanır. Usulüne göre güvenli elektronik imza ile oluşturulan elektronik veriler senet hükmündedir. Güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı ispat gücünü haizdir. Güvenli elektronik imza, kanunlarda güvenli elektronik imza ile yapılamayacağı açıkça belirtilmiş olan işlemler dışında, elle atılan imza yerine kullanılabilir. Güvenli elektronik imzayla oluşturulan belge ve kararlarda, kanunlarda birden fazla nüshanın düzenlenmesi ve mühürleme işlemini öngören hükümler uygulanmaz. Zorunlu nedenlerden dolayı fiziki olarak düzenlenen belge veya kararlar, yetkili kişilerce güvenli elektronik imzayla imzalanarak Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine aktarılır ve gerektiğinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla ilgili birimlere iletilir. Bu şekilde elektronik ortama aktarılarak ilgili birimlere iletilen belge ve kararların asılları, gönderen icra ve iflas dairesinde saklanır, ayrıca fiziki olarak gönderilmez. Ancak, belge veya kararın aslının incelenmesinin zorunlu olduğu hâller saklıdır. " ––––––––––––––– (1) 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 106 ncı maddesiyle, bu maddenin 5/1/2013 tarihinde yürürlüğe girmesi hüküm altına alınmıştır. Elektronik ortamdan fiziki örnek çıkartılması gereken hâllerde, icra müdürü veya görevlendirdiği personel tarafından belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek, imzalanır ve mühürlenir. Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter. Elektronik işlemlerin Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla yapılmasına dair usul ve esaslar, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.} Adalet bakanlığının genelgesi, (124/1 numara sayılı genelgesinde "UYAP kapsamındaki bilgiler ile fizikî ortamdaki bilgiler arasında çelişkiye mahal verilmemesi, bir çelişki olması hâlinde UYAP kayıtlarına itibar edilmesi") Esasa İlişkin Olarak; İtirazın iptali davası ve takip dayanağı belgeler yönünden; Davacı tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esasına kayıtlı Takip dosyasında takip talebine dayanak olarak 1 adet fatura ve cari hesap extresi isimli bir belge sunduğu, bu belgelerden borcun sebebi ve varlığına dair hiçbir bilgi yer almadığı, takipte başkaca herhangi bir belgeye dayanmadığı hususlarının anlaşılmakta olduğunu, davacının takip dayanağı yaptığı ticari fatura açıklamasının borcun sebebini belirlemekten uzak olduğunu ve üstelik tarafların ticari kayıtlarında bu faturanın bedelinin ödendiği hususunun da sabit olduğunu, (TAM PERE/FİNLANDİYA) Fatura açıklamasında ne taşıma sözleşmesi, ne sözleşmenin şartları, ne taşımanın zamanı, ne taşıma navlun ücretine dair anlaşma, ne taşınan yükün nitelikleri, ne yükün göndericisi, ne yükün alıcısı, ne yükün teslim alındığı adres, ne teslim bilgisi, kısaca hiçbir ferdileştirici&ayırd edici bilgi bulunmadığını, İtirazın iptali davasının 2004 sayılı yasanın 67. maddesi kapsamında açılan, bu madde şartları dairesinde yürütülen sınırlı bir dava olduğunu, yerel mahkeme hakiminin davayı alelade alacak davası olarak yürütüp karara bağladığını, takip dayanağı yapılan belgelerle sınırlı bir yargılama yapmadığını, Davacı tarafın dava ileri sürdüğü 32522 seri numaralı dava konusu yaptığı ticari fatura ve taşıma sözleşmesi takip dayanağı belgelerden/borcun kaynağı olmadığını, yine davacı tarafın davada dayandığı teslim CMR'leri/ hamule senetlerinin takip dayanağı belelerden olmadığını, aynı şekilde davacı tarafın Kadıköy .... Noteri aracılığı ile keşide ettiği cevap niteliğinde ihbarnamesinin ne takip dayanağı belge olduğunu, ne de davada dilekçeler safhasında delil olarak dayanıldığını, üstelik davacı tarafın takip dosyasına sunduğu cari hesap extresi tek taraflı düzenlediği ve davalı tarafla aralarında herhangi bir cari hesap sözleşmesi bulunup bulunmadığı hususunda bilgi içermediğinin görülmekte olduğunu, nitekim dava tarafları arasında davacı iddiasının aksine cari hesap sözleşmesi de olmadığını, buna karşın aldırılan bilirkişi raporunda takip dayanağı belgeler hakkında gerçeğe aykırı rapor tanzim edildiğini, raporun "5." sayfasında takip dayanağı belgelerin şu şekilde bildirildiğini, { ( "İCRA TAKİP DOSYASI ÖZET TABLOSU") ("Takip Konusu Borcun Sebebi 15/11/2018 faturaya dayanan cari hesap alacağı, 19/10/2018 tarih ... seri/sıra nolu 14250,00 EURO miktarlı fatura, ticari defter ve kayıtlar, taşıma sözleşmeleri, muhasebe kayıtlan") } al böyle olunca, davacı tarafın takip dayanağının gerçeğe uygun olarak tespitinin bir ön sorun olarak ortaya çıkmakta olduğunu, bu hususta usule dair itirazları ile beyanda bulunulduğunu, Nitekim davacı tarafın takipte "1" adet ... seri numaralı ticari faturaya dayandığını, dava dilekçesinde ise ... seri numaralı ticari faturanın ödendiğini beyan edip takip dayanağı yapılmayan ... seri numaralı ticari fatura yönünden itirazın iptali talebinde bulunduğunu, ancak borcun sebebi olarak taşıma sözleşmesine ve teslim CMR'lerine dayanmadığını, yerel mahkeme hakiminin iş bu davayı itirazın iptali davası değil de, aelade alacak davası olarak görmesi halinde dahi, davalının zarar faturalarını dava dışı üçüncü kişilerin tanzim ettiği faturalar olarak nitelendirmesine karşın, dava dışı gönderen ve alıcının eşyasının taşınmasından kaynaklanan navlun ücretinden davalıyı nasıl sorumlu tutmakta olduğunu anlayamadıklarını, ortada bir alacak davası bulunmadığına göre, mahkemenin borcun sebebini, tutarını, borcun doğumunu nasıl tain edebildiğini anlayamadıklarını, davacının tüm belgelere dayanmak istiyorsa davalı tarafa karşı alacak davası açması gerektiğini, iş bu dava itirazın iptali davası ise ve taşıma eşyasının gönderileni ve acentesi davayla ilgisi bulunmayan üçüncü kişiler ise şu halde üçüncü kişilerin taşıma eşyasının navlun ücretini davalı müvekkilin neden ödemesi gerektiğini anlayamadıklarını, takibe konu edilmeyen ticari fatura hakkında nasıl olup da takibin devamına hükmedilebildiğini de anlayamadıklarını, Yüksek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun verdiği emsal nitelikteki kararlarında davacının takipte dayanmadığı/ takip dayanağı yapmadı belgeleri itirazın iptali davasında ileri süremeyeceğini, mahkemenin bu belgelere dayanarak hüküm tesis edemeyeceğine hükmetmiş olduğunu, aşağıda alıntılanan HGK kararında karşı oy yazısı bulunduğunu ve mahkemenin hükmünün ne anlama geldiğin, emsal uygulamanın nasıl olması gerektiğin daha açık bir şekilde anlatmakta olduğunu, Bu emsal karara göre davacı tarafın takipte dayanmadığı ticari faturaya, taşıma senedine, hamule senedine vs dayanamayacağını, nitekim takip talebinde borcun sebebi ve ferdileştirilmesinin yapılmadığını, takipte dayanılmayan ticari faturanın dava konusu edildiğini, Hukuk Genel Kurulu 2017/2289 E.- 2020/939 K. Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığının, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemesi gerektiğini, burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığının söz konusu olmakta olduğunu, Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; Denizli .... İcra Dairesinin ... E. sayılı takip dosyasında;... aleyhine "kredi kartı üyelik sözleşmesi, ihtarname ve hesap özeti" sebep gösterilmek suretiyle, toplam 12.614,71TL'nin tahsili için 18.09.2007 tarihinde ilamsız icra takibi yapıldığını, takip alacağı nın 29.09.2010 tarihli sözleşme ile ... A.Ş. tarafından ... A.Ş.'ye temlik edildiğini, davalı- borçlu tarafından 15.12.2011 tarihli itiraz dilekçesi ile takibe itiraz edildiğini ve takibin bu borçlu yönünden durduğunun anlaşıldığını, İtirazın iptali davalarında alacaklının, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamayacağını, şu durumda bizatihi kendisinin bir borç sebebi ve dayanağı teşkil eden ancak takipte dayanılmayan genel kredi sözleşmesinin itirazın iptali davasında kullanılması davasının açıklanan niteliği ile bağdaşmamakta olduğunu, ayrıca takip talebinde "kredi kartı üyelik sözleşmesi, ihtarname ve hesap özeti" yazmakta olup, ihtarname takip talebine eklenmiş ise de ihtarnamenin amacının genel olarak borcun varlığına delalet etmeyip, borçluyu temerrüde düşürmekten ibaret olduğu cihetle itirazın iptali davasında takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılığın asıl olmasına göre kaynak belgeye (temel alacak-sözleşme) itibar edilmesi gerektiğini, Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; takip konusu alacağın kaynağı ve miktarının takibe ekli ihtarnamede açıkça belirtildiği, takibe konu alacağın genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, takip talebine kredi kartı üyelik sözleşmesinin sehven yazıldığı, yerel mahkemenin takip dayanağının genel kredi sözleşmesi ve bu sözleşmeye dayalı ihtarnamede yazılı alacak olduğu yönündeki gerekçesinin isabetli olduğu, yerel mahkeme kararının onanması ve işin esasının incelenmesi için dosyanın özel daireye gönderilmesi gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüşün Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmediğini, Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Takip dayanağı olmadığı halde itirazın iptali davasına konu edilen ... seri numaralı ticari faturanın fatura niteliğine haiz olup olmadığının da tartışılması gerektiğini, nitekim anılan faturanın düzenleme tarihinin 19.10.2018 olduğunu, faturanın vadesinin de bu tarih esas alınarak düzenlenmiş olduğunu, oysa dava dosyasına sunulan yazılı taşıma sözleşmesinden de açıkça belirli olduğu üzere anılan ticari faturanın bedelinin taşıma eşyası teslim edildikten sonra muaccel olacağını, dosyada belirli teslim CMR'lerinden anlaşıldığı üzere taşınan eşyanın 09.11.2018 tarihinde alıcısına teslim edildiğini, bu teslim CMR'lerinin davalı müvekkile tebliğ edilmediğini, dolayısıyla fatura bedeli muaccel olmadığı gibi, faturaya dayalı hizmet gerçekleşmeden fatura tanzim edilip vade başlatılmış olduğunu, bu yönüyle anılan faturanın fatura niteliği olmadığını, gerek 6102 sayılı yasa gerek 213 sayılı vergi usul yasası düzenlemesinden faturanın asgari unsurlarının ne olduğunun sayıldığını, bu hususta Yargıtay hukuk genel kurulu'nun 2001/1 E. - 2003/1 K. - 27.06.2003 T. sayılı İBK ile faturanın zorunlu unsurlarını saydığını ve uygulamanın nasıl olacağını içtihat ettiğini, Davanın konusu, taşıma sözleşmesi, taşıma mevzuatı yönünden; Öncelikle, kendilerinin muvafakatleri bulunmadığı ve muvafakatlerinin sonuca etkili olamayacağı da gözetilerek, yukarıda değinilen HGK emsal kararı doğrultusunda davanın İİK 67. maddesi kapsamında reddi gerektiğini, davanın itirazın iptali davası değil de, alelade alacak davası olarak kabulü halinde dahi aşağıdaki gibi yargılama yapılması gerektiğini, Dava dosyası kapsamında davacı tarafından hazırlanmış ve davalı tarafından imzalanmış yazılı bir taşıma sözleşmesi bulunduğunu, sözleşmenin konusunun uluslar araısı karayolu taşımacılığına ilişkin olduğunu, hal böyle iken, üstelik hem yerel mahkeme hem de hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tarafın alacağının sebebi olarak bu sözleşme gerekçe gösterildiği halde, yerel mahkeme hakimi ve hükmüne esas aldığı bilirkişi raporunda bu sözleşmenin hükümlerinden/ şartlarından hiç bahsedilmemesinin, taşıma hukukunun temel niteliğini gözetememelerinin hukuka açık bir aykırılık olduğunu, Taşıma hukukuna ilişkin normların 6102 sayılı yasanın 4. kitabında düzenlenmiş olduğunu, aynı şekilde uluslar arası karayolu eşya taşımacılığının da bu düzenlemelerle yasal zemine kavuşturulmuş olduğunu, Türkiye'nin de taraf olduğu uluslar arası CMR sözleşmesinin akit ülkeler arasında öncelikli olarak uygulanmakta olduğunu, işbu sözlemede hüküm bulunmaması halinde akit ülkelerin iç hukuk normlarının geçerli sayılmakta olduğunu, bu anlamda 6102 sayılı yasanın yanında 6098 sayılı yasa hükümlerinin de uygulama alanı bulabilmekte olduğunu, Yerel mahkeme tarafından hükme bağlanan iş bu davanın itirazın iptali davası olması nedeniyle, 2004 sayılı yasanın, CMR konvansiyon hükümleri, 6102 sayılı yasa ve 6098 sayılı yasa hükümlerince yargılama yapılarak sonuca bağlanması gerektiğini, Böyle bir yargılamada eşya taşıma hukukunun temel özelliklerine hakim olunması zarureti olduğunu, Ayrık durumlar dışarıda tutulduğunda: iki taraf arasında mal satış sözleşmesi kurulması üzerine satıcının sattığı malı alıcıya ulaştırması/ teslim etmesi, alıcının da satın aldığı malın bedelini satıcıya ödemesi gerekeceğini, satıcının sattı malla alıcının malı teslim alacağı yerlerin farklı yerlerde bulunması durumunda teslim sorunu ortaya çıkmakta olduğunu, bu sorunun çözümü için alıcı veya satıcının, genelliklede satıcının malı alıcısına teslim etmesi için başka bir tarafla taşıma sözleşmesi yapmakta olduğunu, bu sözleşmeyi yapan diğer tarafın illa ki yükün taşıyanı olmayabileceğini, taşıma işini üstlenen tarafın "olayda dava dışı ..."un malı doğrudan taşıyabileceğini, bir taşımacıya havale edebileceğini- taşıtabileceğini "olayımızda davalı ..."in veya süreçte birden fazla taşımacının (komisyoncu-fiili taşıyan sıfatlarıyla) "olayda davacı ..."un yer alabileceğini veya taşıma sırasında herhangi bir başkaca hizmetten dolayı (depocu, yükleme boşaltma yardımcısı, araç tahsis eden, konteyner veya vagon tahsis eden, ara taşıma yardımcısı gibi) sürece dahil olunabileceğini, bu şekilde birbirini etkileyen, zaman zaman iç içe geçen birden fazla sözleşme ortaya çıkacağını, bu durumda sözleşmenin tarafları arasında, taraf olunmayan sözleşmeden doğan sorumlulukların söz konusu olabilmekte olduğunu, en basit pratikle; A ile B satış sözleşmesi yaptığını, A c ile taşıma sözleşmesi yaptığını, C D ile alt taşıma sözleşmesi yaptığını, D ile A arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığı halde D'nin taşıma eşyasını taşımak için teslim almak üzere A'nın fabrikasına gittiğini, yine aralarında sözleşme bulunmayan B' nin fabrikasına yükü boşaltmak için gitmiş olacağını, Yerel mahkeme hakiminin ve hakimin "CMR bilirkişisi" diye dosyayı sevk ettiği bilirkişinin bu temel ilişkiyi gözetemediklerini, "yükün-taşıma eşyasının ilk taşıma sözleşmesi tarafına "taşıma işini ... firmasına veren taşıma organizatörü varova oy firması ve ara taşıma hizmeti veren ...'un feribot firmasına davayla/ taşımayla ilgisi bulunmayan üçüncü kişi nitelendirmesinde bulunduklarını, Dava özelinde uygulanacak normlara aşağıda somut olay yönünden değinileceğinden dolayı burada da ayrıca açıklamaya gerek görülmediğini, Tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, delillerin toplanması, tartışılması yönünden; Davanın konusunun, tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, taraf delilleri ve bu deliller ışığında davaya uygulanması gereken normların aşağıda açıklanmış olduğunu, Davacı yanın 1 adet 14.250 Euro tutarlı ... seri numaralı 1 adet ticari faturaya dayanarak ödenmediğini iddia ettiği bakiye 14.250EUR kısım için davalı taraf aleyhine icra takibine giriştiğini, davalı tarafın ihtirazi kayıtlı olarak borcu kısmen kabul edip ödemiş olduğunu, itiraz ettiği borç kısmı için geç teslimden dolayı zarar faturası tanzim ettiğini ve borca itiraz ettiğini, bu defa tarafın itirazın iptali talebi ile ... seri numaralı ticari faturaya dayanarak eldeki davayı açmış olduğunu, Tarafların davada anlaştıkları hususun, aralarında yazılı bir taşıma sözleşmesi bulunduğu, dava konusu eşya taşımasının iş bu sözleşme hükümleri doğrultusunda gerçekleştirildiği, sözleşme kapsamında taşıma eşyasının 19.10.2018 tarihinden itibaren 14 gün içerisinde 02.11.2018 tarihinde bitirileceği, taşıma eşyasının 09.11.2018 boşaltma CMR'siyle alıcısına teslim edildiği olduğunu, Tarafların anlaşamadıkları hususun; davacının "taşıma hizmetini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, navlun ücretini tam olarak hak ettiğini" iddia etmesi olduğunu, Davalının ise, taraflar arasında akdedilen taşıma sözleşmesinde taşıma süresinin 14 gün olduğunu, taşımanın 21 günde tamamlanarak geç teslime neden olunduğunu, davacının taşıma sürecinde acze düşüp kendisinden yardım almak suretiyle (davacının araçlarının Avrupada yolunu bulamadığını, davalı acentesi ... unvanlı şirketin yardımıyla gemiye bindğirilip gönderilmiş olduğunu ) taşımayı ancak tamamlayabildiğini, geç teslimden dolayı yükün alıcısının fazladan yaptığı işçilik ve vinç giderlerini taşıma sözleşmesinin asıl tarafı olan ... üzerinden kendisine fatura ettiği ve davalının kaybılan araçlarını gemiye bindirip gemi ücretlerini ödediği nedeniyle zararı bulunduğunu, geç teslimden dolayı uğradığı zararı navlun ücretinden kesmeye hakkı bulunduğunu, itiraz edilen borç tutarının bu kesintiden ileri geldiğini, bu tutarlar için takas mahsup def'i bulunduğunu savunmuş olduğunu, Taraf delillerinin şu şekilde olduğunu; davacı tarafın takip talebinde dayanmadığı ancak davada ileri sürdüğü yazılı taşıma sözleşmesine, iki adet ticari faturaya, teslim CMR' sine ve ticari kayıtlara dayanmakta olduğunu, Davalı müvekkilin ise delil olarak; davacı tarafın dayandığı taşıma sözleşmesi, yine davacı tarafın dayandığı teslim CMR'leri, takip konusu ... seri numaralı ticari faturanın ödendiğine dair davacı ikrarı ve ticari kayıtları, geç teslim ihbarı ve zarar faturası tebliğine dair iadeli taahhütlü posta gönderisi, bu gönderinin davacı çalışanı tarafından tebliğden intina edinmesi münasebetiyle Kadıköy noterliğinden tekraren gönderilen geç teslim ihbarı ve gemi taşıma ücreti ve yükün alıcısının yükün taşıma acentası üzerinden kendisine kestiği tanzim ettiği vinç ve işgücü faturaları, davacının araç takorafya kayıtları, gümrük belgelerinin tamamı, maill yazışmaları ve ticari kayıtlara dayanmakta olduğunu, davalının dayandığı önemli bir kısım delillerin toplanmamış olduğunu, Mahkeme bilirkişi raporu ile yetinip delilleri takdir etmediği, delil tartışması yapmadığı, yukarıda açıklandığı üzere hukuki bir gerekçesi bulunmaksızın davalı delillerini toplamadığı için, aşağıda deliller ve Yargıtay uygulamaları ışığında delil tartışması ve hukuksal norm dairesinde dava konusunun işleneceğini, Burada dava taraflarının ticari kayıtlarına ayrıca değinmek gerektiğini, bilirkişi raporunda ve mahkeme hükmünde açıkça yazılı olduğu gibi dava taraflarının ticari kayıtlarının açılış onaylarının usulünce yaptırılmış olduğunu, ancak bilirkişi raporunda davacı tarafın ticari kayıtlarının kapanış onaylarının bulunmadığı saptaması yapıldığı tespit edildiği halde, yine de davacı tarafın ticari kayıtlarının usuüne uygun olduğunun ileri sürüldüğünü, mahkeme hükmünde ise davacı tarafın ticari kayıtlarının kapanış onaylarının bulunmadığından hiç bahsedilmediğini, tarafların ticari kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğunun ileri sürüldüğünü, kapanış onayı bulunmayan, tarafın her zaman üzerinde değişiklik yapması mümkün bulunan davacı ticari kayıtlarının usulüne uygun tutulduğunun söylenmesinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, Nitekim 6100 sayılı yasanın 222. maddesi kapsamında ticari kayıtların sahibi lehine veya aleyhine delil teşkil etmesinin şartlarının açıkça sayılmış olduğunu, bu şartlar arasında ticari kayıtların kapanış onaylarının bulunması şartı olduğunu, 6102 sayılı yasanın 64. VD. maddelerinin de benzer hükümler içermekte olduğunu, Davacı tarafın ticari kayıtlarının delil niteliği bulunmaması, buna karşın davalı müvekkilin ticari kayıtlarının yasal şartlar dairesinnde usulüne uygun tutulmuş bulunması, açılış ve kapanış onaylarının bulunması karşısında davalı tarafın ticari kayıtlarına değer verilmesi gerekirken, davacı tarafın ticari kayıtlarının delil olarak gösterilmesinin yersiz olduğunu, Öte yandan, davacı tarafın ticari faturaları davalı tarafa tebliğ etmediği tespiti yapıldığı halde, sırf bu faturaların davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmasından bahisle tebliğden itibaren yasal 8 günlük sürede faturalara itiraz edilmediği gibi çıkarımda bulunulmasının hukuksuz olduğunu, yasal 8 günlük itiraz süresinin tebliğ şartına bağlı olduğunu ve tebliğ yoksa faturaya itiraz yükümlülüğünden de bahsedilemeyeceğini, tebliğ yoksa 8 günlük sürenin hesaplanmasının mümkün olmadığını, Davalı müvekkilin, davacı tarafa geç teslim ihbarıyla birlikte geç teslim zararlarını iade faturasıyla tebliğ etmiş olduğunu, Yargıtay'ın faturanın tebliğini ön koşul olarak görmekte, bunun dahi yeterli olmayıp temel ilişkinin sözleşmeye uygun olarak ifa edildiğinin ispatlanmasını aramakta olduğunu, {(Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması) (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.(1) (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. } { Y. HGK. 2013/2292 - 2015/1341 - 13.05.2015 "Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Özel Daire bozma ilamında belirtilen konularda yerel mahkemece araştırma yapılıp yapılmadığı, diğer bir deyişle yerel mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak karar verilip verilmediği noktasında toplanmaktadır.Öncelikle, ticari defterlerin delil kuvveti üzerinde durmakta yarar vardır:6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6762 sayılı TTK)’nun 84. maddesi;“Kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. Şu kadar ki; kanuna uygun olan defterlerde sahibi lehine olan kayıtlar dahi aleyhindeki kayıtlar gibi muteber olup bunlar birbirlerinden ayrılamaz.”hükmünü içermektedir. Diğer taraftan 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” olması başlıklı 222/4. maddesinde, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur, düzenlemesine yer verilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları sahibi aleyhine delil olur. Diğer taraftan davacı karşı tarafın ticari defterler ve kayıtlarına delil olarak da dayanmamıştır. Kaldı ki davalı tarafa ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmesi için mahkemece meşruhatlı davetiyenin usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ancak davalı tarafından ticari defter ve belgeler ibraz edilmemiştir. Bu durumda davacı taraf davalının ticari defter ve kayıtlarına dayanmadığından ve kendi ticari defter ve kayıtlarının kapanış onaylarının bulunmaması karşısında davacının ispat külfetini yerine getiremediğinden ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan yerel mahkeme kararının onanması gerekir." } Delillerden çıkartılacak sonuç, hukuki sebep yönünden; Davanın niteliği, var olan deliller, toplanmayan delillerin neden toplanmadığı, delillerin nitelendirilmesi, varılacak hukuki sonuç ve bu sonuca nasıl varıldığını gösteren hukuki gerekçelerin mahkemelerin varlığının gereği olduğunu, birçok yüksek mahkeme kararının bu hususları formüle ettiğini ve mahkemelere yol gösterdiğini, Dava itirazın iptali davası olduğuna göre, takip dayanağı belgelerden borcun sebebi, borcun varlığı, borcun doğumu ve borcun devam ettiğiyle ilgili hususların kesin olarak anlaşılması halinde iş bu davada sonuca gidilebileceğini, Davacının takip talebinde ... seri numaralı 1 adet ticari faturaya dayanmakta olduğunu, bu faturada borcun sebebinin, mevzuunun, doğumunun ve hala borç bulunduğunun anlaşılamadığını, üstelik davacı tarafın dava dilekçesinde ... seri numarallı ticari faturanın davalı tarafca ödendiğini açıkça kabul etmekte, itirazın iptali talebini ise takibe konu etmediği ... seri numaralı ticari fatura için talepte bulunmakta olduğunu, davacının faturaya eklediği hesap ekstresinin ise kendisince tanzim edilmiş, taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunduğunu göstermeyen belge olduğunu, üstelik cari hesap ekstresi denilen belgelen de borcun sebebi, doğumu ve varlığının anlaşılamadığını, şu halde hangi borçtan dolayı itirazın iptali yargılaması yapılacağının anlaşılamadığını, Yukarıda detaylarıyla alıntılanan yüksek mahkemenin "HGK" emsal kararı doğrultusunda davanın reddi gerekirken, takipte dayanılmayan ticari faturaya, taşıma sözleşmesine ve sözleşme kapsamında var olduğu söylenen taşıma hizmetine göre yargılama yapılarak davanın kabulünün doğru olmadığını, Yine itirazın iptali davası kapsamında; davacının takipte ... seri numaralı 1 adet faturaya dayandığını, ancak yargılama aşamasında 2 adet fatura ortaya çıktığını, davacı tarafın faturanın ... seri numaralı olanının ödendiğini, ... seri numaralı ikincisinin ödenmediğini söylemekte olduğunu, davacının takibe koyduğu faturanın ödendiğini kabul ettiği ... seri numaralı birinci fatura olduğunu, nitekim taraflar arasında akdedilen taşıma sözleşmesinde ilk taksidin peşin, ikinci taksidin yükün tesliminden sonra ödeneceğini, takibe konu faturanın seri numarasının davalı tarafından evvelce ödenen ... seri numaralı fatura olduğu, bu ilk faturanın davalı tarafından ödendiği ve bu ödemeyi davacı tarafın kabul edip (mahkeme içi ikrar) cari hesap ekstresine de yazdığı, hatta banka ödendi bilgisini de gösterdiği, bu hususun tarafların ticari kayıtlarında da sabit olduğu, müteakip ikinci faturanın seri numarasının ... olduğu ve bu faturanın takip konusu edilmediği hususlarının anlaşılmakta olduğunu, Mahkemenin itirazın iptali davasında takipte dayanılmayan ticari fatura hakkında hüküm veremeyeceğini ve bu hususun 2004 sayılı yasanın 67. maddesi ve 6100 sayılı yasanın yargılamaya hakim olan ilkeler kapsamında re'sen gözetilmesi gerektiğini, mahkemenin takibe konu edilmeyen bir fatura hakkında yargılama yapıp hüküm kurmasının itirazın iptali davasında mümkün olmayıp, hükmün bu yönü ile de yersiz olduğunu, Üstelik, tereddüt halinde ve alelade alacak davasında dahi, 6098 sayılı yasa kapsamında ödenen borcun ilk vadesi gelen borca sayılması gerektiğini, Davalı tarafın takip dosyasına yaptığı kısmi ödemenin ihtiraz'i kayıtlı olduğu, borca itiraz dilekçesinde bu hususun açıkça ileri sürüldüğü hususunun görülmekte olduğunu, Davalı müvekkilin geç teslim iddiasında bulunduğunu, taraflar arasında akdedilen yazılı taşıma sözleşmesi hükümlerine göre taşıma hizmetinin 19.10.2018 tarihi ile 02.11.2018 tarihleri arasında yapılıp bitirileceğini, dava dosyasında mevcut yazılı taşıma sözleşmesi ve yükün teslimine ilişkin 09.11.2018 tarihli hamule senetleri birlikte değerlendirildiğinde, 14 günlük taşıma süresinin aşıldığı, taşımanın 21 gün sonra tamamlandığı hususlarının kati olarak belirli olduğunu, buna karşın yerel mahkeme hakiminin ve dosyayı sevk ettiği bilirkişinin teslimde gecikmeyi kabul etmemesinin izaha muhtaç olduğunu, yerel mahkemenin hüküm gerekçesinin bu yönü ile de yersiz olduğunu, Davalı müvekkilin teslim tarihinden itibaren 21 gün içerisinde geç teslim ihbarında bulunduğu ve bu hususu kati delillerle ispatladığı halde, yerel mahkeme ve hükmüne esas aldığı bilirkişi raporunun ise bunun tersini söylemekte olduğunu, Yükün teslim tarihinin 9.11.2018 olduğunu, bu hususun davacı tarafın dava dosyasına sunduğu hamule senedinden belirli olduğunu, davalı müvekkilin 19.11.2018 tarihinde 6102 sayılı yasanın 18/3. maddesine uygun yolla, iadeli taahhütlü posta aracılığıyla davalı tarafa geç teslim ihbarı ve zarar faturalarını göndermiş olduğunu, davalı taraf çalışanı ... tebliğden imtina etmekle bu gönderinin davalı adresine ulaştığının anlaşılmakta olduğunu, davalı müvekkilin aynı ihbarı ikinci defa olmak üzere 5.12.2018 tarihinde bu defa noter kanalıyla davalı tarafın aynı adresine tebliğ ettiğini ve davalı tarafın bu defa tebligatı aldığını, hal böyle olunca davalı müvekkilin 21 günlük sürede geç teslim ihbarını yaptığını ispatlamış olduğunu, yerel mahkeme hakiminin ve hükmüne esas aldığı bilirkişi raporunun dava dosyasında mevcut resmi belge niteliğindeki bu belgeleri neden görmediklerinin izaha muhtaç olduğunu, yerel mahkeme hakiminin hükmüne gerekçe yaptığı "21 günlük sürede davacı tarafa geç teslim ihbarında bulunulmadığı" gerekçesinin yersiz olduğunu, Üstelik, yüksek mahkeme uygulamalarında, değil 6102 sayılı yasanın 18/3. maddesi kapsamında ihbar, mail yazışmasıyla geç teslime değinilmesinin dahi yeterli sayılmakta olduğunu, Zararın bulunup bulunmadığı yönlerinden de yerel mahkeme hakiminin ve hükmüne esas aldığı bilirkişilerin konuya hakim olmadıklarının anlaşılmakta olduğunu, nitekim mahkeme hükmünde bilirkişi raporu kopyalanmak sureti ile 21 günlük sürede geç teslim ihbarı bulunulmadığı gerekçesine dayanıldığını, bilirkişi raporunun hükme esas alındığı hususunun açıkça belirtilmiş olduğunu, mahkemenin 21 gün sürede ihbar yapılmadığı gerekçesi ile zarar yönlerinden herhangi bir delil tartışmasına girişmemiş ise de, geç teslim olgusunun kesin delillerle belirli olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda akıl ve hukuk dışı saptamalarda bulunulması nedeniyle işbu dilekçelerinde zarar hususunda da beyanda bulunmak gerektiğini, Zararın adi bir alacak kalemi olmadığını ve senetle ispat kurallarınca ispatlanmayacağını, zararın tazminat niteliğinde ve haksız eylem hükümlerince yakın ispat koşullarında, her türlü delille ispatlanması gereken bir tazmin talebi olduğunu, İş bu davada zarar kavramı ve zararın varlığını ortaya koyarken yasal normları inceleme zarureti bulunuğunu, CMR konvansiyon hükümlerinin 3-17-18-19-23-28-30-34-35-36-37-38-39 maddelerinin geç teslim halinde taşımacının zararı tazmin edeceğini ve ortaklaşa taşımacılara dair ortak hükümleri düzenlemiş olduğunu, konvansiyon hükümlerinin bu zararın nelerden ibaret olduğunu ise iç hukuka bıraktığını, 6102 sayılı yasanın 4. kitabının taşıma hukukunu, özellikle de eşya taşıma hukukunu düzenlemekte olduğunu, Yasanın 875/3. maddesinin zarar hakkında bir karine öngördüğünü, bu düzenlemeye göre geç teslim halinde taşıma süresi ile geç teslim süresi arasında yapılan oranlama nispetinde zararın karine olarak varsayılacağını ve taşımacının bu tutarı ödemek zorunda olduğunu, dolayısıyla bu tutarı aşan talepler için ayrıca zarar ispatı gerektiğini, davalı müvekkilin zarar faturalarının bu tutarın altında kalmakta olduğunu ve yasal karineden yararlanması hususunun gözetilmesi gerektiğini, Davacı tarafa davalı müvekkil tarafından geç teslim ihbarı ile birlikte gönderilen zarar faturalarının, fiili taşıyan davacının avrupada kaybolup yoluna devam edememesi nedeniyle davalı Müvekkilin avrupa'da bulunan iş bu taşıma işini davalı Müvekkil'e veren acentası varova oy aracılığı ile davacı araçlarına yol hizmeti verildiğini ve feribot ücreti ödenip feribota bindirilerek Fillandiya'ya ulaşmasının sağlanmış olduğunu, diğer zarar faturasının ise, davalı müvekkil tarafından feribota bindirilip Finlandiya' ya ulaştırılan davacı taraf araçlarının 08.11.2018 tarihinde sabah varma yerine varıp taşıma eşyasını alıcıya teslim edeceği planlandığı halde, feribottan inen davacı araçlarının yine kaybolduğunu ve varma- yükü boşaltma yerine varamadığını, dava dışı yükün alıcısı bulunan firmanın davacı tarafın geleceğini planlamak suretiyle taşıma eşyalarının araçlardan fabrikasına aktarılması, yani taşınan eşyanın boşaltılması için vinç ve işçi ayarladığını, ancak yaptığı masrafın boşa gittiğini, yükün alıcısı davacının geç gelmesi üzerine ikinci defa vinç ve işçi kiralamak suretiyle yükü 09.11.2018 tarihinde boşaltıp teslim almış olduğunu, alıcı firmanın fazladan yaptığı masrafı yurt dışı taşıma acentası ...'a fatura ettiğini, ... unvanlı yurt dışı acenta firmasının zararı davalı müvekkil ...e yansıtmış olduğunu, feribot faturalarının zaten feribot hizmeti veren firmanın faturası olduğunu, üstelik davacı tarafın hiçbir savunmasında kendi araçlarının bu feribot hizmetini almadığını savunmadığını, bu savunmanın mahkeme hakimi ve bilirkişiler tarafından ileri sürülmekte olduğunu, Öte yandan, davacı tarafın taşıdığı yükü sözleşme kapsamında en geç 02.11.2018 tarihinde yükün alıcısına teslim etmesi gerektiği halde bu sorumluluğunu yerine getiremediğini, hem yükün alıcısının taşıma eşyasını zamanında teslim alıp eşyadan 7 gün istifade edememesine sebep olduğunu, hem de davalı müvekkilin ticari itibarını sarsmak sureti ile taşıma eşyasının acentesi, yükün göndereni ve alıcısı ile aralarında bulunan ticari ilişkinin zedelenmesine neden olduğunu, hatta yükün alıcısı firmanın davalı müvekkil firmayla bir daha çalışmak istemediğini bildirdiğini, { (Y. 11. HD. 2016/794 E. - 2016/9542 K. - 13.12.2016 T.) "Davalı vekili, davacının müvekkiline yurt dışı taşıma hizmeti verdiğini, taşıdığı plastik kapları zamanında alıcıya ulaştırmaması nedeniyle dava dışı alıcının müvekkiline reklamasyon faturası kestiğini, davalının navlun bedeliyle sınırlı olmak üzere sorumlu olduğunu, bir alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, dava dışı ...’ndeki alıcısına ulaştırılmak üzere taşınması için meyve kabı emtiasını davacıya teslim ettiği ve CMR hükümlerine tabi bu taşımada davacının mutat süreyi aşar şekilde teslim yaptığı hususlarının uyuşmazlık konusu olmadığı çekişmenin, davalının, taşıma ücretine hak kazanıp kazanmadığı, davalının gecikme nedeniyle bir zarara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise bu zararını navlun alacağından mahsup edip edemeyeceği noktalarında toplandığı, CMR hükümlerine tabi taşımada geç teslim de olsa kural olarak taşıyıcının taşıma bedelini talep edebileceği yine, aynı Konvansiyon hükümlerine göre, taşıma bedelini geçmemek üzere, taşıyıcının geç teslim nedeniyle oluşan zarardan sorumlu olduğu, davalının geç teslim nedeniyle zarara uğradığını savunduğu ancak, satış bedelini peşin aldığı, dava dışı alıcıya reklamasyon faturası nedeniyle bir ödeme yaptığını veya bedeli bu nedenle eksik ödediğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalının itirazının kısmen iptaline, icra takibinin 1.600,00 Euro asıl alacak ve 21,17Euro işlemiş faiz üzerinden devamına, asıl alacağın takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faiziyle fiili ödeme tarihindeki TL karşılığı ile hüküm altına alınan alacağın %20'sine tekabül eden 750,92 TL inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, taşıma bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davacı taşıyıcı geç teslim nedeniyle sorumlu olup, somut uyuşmazlık davacının taşıma ücretine hak kazanıp kazanmadığı, davalının gecikme nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığı ve zarara uğramış ise bu zararını navlun alacağından mahsup edip edemeyeceği noktalarında toplanmaktadır. Mahkemece, davalı defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda davalının savunmasında geçen reklamasyon faturasının davalı kayıtlarında yer almadığının tespiti ile, davalının satış bedelini peşin aldığı, dava dışı alıcıya reklamasyon faturası nedeniyle bir ödeme yaptığını ya da bedeli bu nedenle eksik ödediğini ispatlayamadığı gerekçesi ile hüküm tesisi cihetine gidilmiş ise de, dosya içerisinde bulunan davalı taşıtan ile emtia alıcısı arasındaki yazışmalar, reklamasyon faturası, cari hesap ekstresi, davalı muavin defter kaydı ve banka hesap ekstresi kapsamında geç teslim nedeniyle zarara uğranıldığı savunulduğuna göre, salt reklamasyon faturasının davalı defterlerine kayıtlı olmaması davalının zararının bulunmadığını göstermeyeceğinden, davalının savunması uyarınca hukuki durum ve delillerin değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.") } { ( Y. 11. HD. 2016/1459 E. - 2017/4281 K. - 13.09.2017 T.) "Davalı vekilinin, davacı tarafın margarin emtiasTını ... 'dan Kazakistan'a taşınması işin üstlendiğini, ancak iki araç dışında kalan araçların varış yerine gecikmeli olarak ulaştığını, mevcut gecikme sebebiyle tır karnesi süresinin dolduğunu ve bu nedenle sorun yaşandığını, aracın varış yerine ulaşabilmesi için toplam 4.890,00 USD sarf edildiğini bu tutarın müşterisi tarafından müvekkiline yansıtıldığını, ayrıca alıcı tarafından müvekkili şirkete 11.400,00 USD tutarlı demoraj faturası kesildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davacının dosyaya sunduğu belge ve delillerle iddialarını ispat ettiği, taraflar arasında taşıma işinden kaynaklanan navlun faturasının düzenlendiği, 10.165,00 USD bedelli faturanın davalı tarafça ödenmediği, bunun üzerine davacının davalı hakkında icra takibi başlattığı, itiraz nedeniyle takip durduğundan davacının işbu itirazın iptali davasını açtığı, her iki tarafın 2014 yılına ait ticari defter ve belgelerinin usulüne uygun tutulmuş olup, sahipleri lehine delil teşkil etme niteliğine sahip bulundukları, buna göre 10.165,00 USD alacaktan icra dosyasına yapılan kısmi ödemeden sonra davacının davalıdan halen 4.890,00USD alacaklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, taşıma ücretinin tahsili istemine ilişkindir. Taşıma konusu eşyanın taraflarca kararlaştırılan sürede, böyle bir süre tespit edilmemişse hal ve şartlar dikkate alınarak, basiretli bir taşıyıcıdan beklenen makul sürede gönderilen emtianın teslim edilmemesi gecikmedir. Gecikme nedeniyle taşıyıcının sorumluluğuna gidilebilmesinin şartı gönderilene teslim edilmesidir. Ayrıca taşıma süresinin aşılması, geç teslimden dolayı hak sahibinin zarara uğraması ve taşıma süresinin aşılması ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Yine CMR 23/5. maddesi uyarınca “gecikme halinde taşıyıcının ödeyeceği tazminat miktarının taşıma ücretini geçmemek üzere belirleyeceğini” hüküm altına almıştır. Bunun yanında bu şekilde belirlenen zararın taşıma ücretinden mahsup edilemeyeceğine dair bir düzenleme de bulunmamaktadır. Bu nedenle öncelikle yukarıdaki ilkeler doğrultusunda gönderen davalının gecikmeden bir zararının olup olmadığı belirlenerek, buna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.") } Yerel mahkeme hakiminin hükmüne esas aldığı, daha doğru bir ifadeyle, gerekçeli kararını bilirkişi raporundan kes kopyala yapıştır şeklinde oluşturduğu rapordan da bahsetmek gerektiğini, Raporda davayla ilgisi bulunmayan yükün zayi olması veya hasara uğramasıyla ilgili saptamalarda bulunulması, geç teslime yönelik hükümlerle bu hükümlerin birbirine karıştırılarak raporun anlaşılmaz hale getirilmesi karşısında bilirkişi ve raporuna itibar edilemeyeceğini, Örneğin, geç teslim zararının 21 günlük sürede ihbarı gerektiğini, raporda "teslim CMR'sinde zarar kaydı yoktur" saptaması yapıldığını, oysa teslim CMR'sinde koyulacak kaydın, yükün teslimi anında teslim edilen taşıma eşyasının açıkça görülen hasarları ile ilgili olduğunu, Yine dava konusu geç teslim zararı yerine davayla ilgisi bulunmayan taşıma-navlun ücretini aşan tutarda zarar tazmini halinde taşımacının ağır kusurunun ispatı hususundan bahsedilmekte olduğunu, oysa davada navlun ücretini aşan herhangi bir zarar tazmini talebi söz konusu olmadığını, Raporun dava ile ilgili olan olmayan her konuda şişirilerek içinden çıkılmaz bir metin haline getirildiği, başkaca dava dosyalarından alınmış bilirkişi raporlarından alıntı yapılarak ilgili ilgisiz raporun içerisine kopyalama yapılarak raporun tanzim edilmeye kalkışıldığı izlenimini verdiği, bu şekilde bilirkkişilerin en iyi niyetle söylemek gerekirse, konunun uzmanı olmadıklarını, Yerel mahkemenin takip tarihinden karar tarihine kadar uygulanması gereken faiz oranını açıkça belirlemesi gerektiği halde, kararda "asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi gereğince faiz uygulanmasına" şeklinde hüküm kurmasının da doğru olmadığını, ilamın tereddüte mahal verilmeyecek derecede açık olması, tarafların hak ve yükümlülüklerinin kesin sınırları ile belirlenebilir olması gerektiğini, Anılan yasa hükmünün devlet bankasının 1 yıllık mevduata ödediği en yüksek faiz oranından bahsetmekte, kendisinin herhangi bir faiz oranı düzenlememekte olduğunu, { (Y. 8. HD. 2013/14139 E. - 2014/4851 K. - 21.03.2014 T.) ("* İŞLEMİŞ FAİZ (Takibin İptali - Asıl Alacağın ve İşlemiş Faizin Yabancı Para Olarak Gösterildiği/İlgili Dönemlere İlişkin Devlet Bankalarının Yabancı Parayla Açılmış Bir Yıl Vadeli Mevduat Hesabına Fiilen Uyguladığı En Yüksek Faiz Oranları İlgili Bankaların Genel Müdürlüklerinden Sorulması Gerektiği)} ") Davacı tarafın takipte dayanmadığı ticari faturayı itirazın iptali davasına konu ettiği, davada başkaca bir ticari faturaya dayandığı, takip dayanağı olarak dayanmadığı diğer taşıma sözleşmesine iş bu itirazın iptali davasında dayandığı, ticari faturayı davalı müvekkile tebliğ etmediği, buna karşın dava konusu ticari faturayı davalı müvekkil kabul etmeyip davacı tarafa geç teslim ve zarar ihtarında bulunduğu halde yerel mahkemenin reddi gereken davayı kabul etmesinin yanında icra inkar tazminatına da hükmetmesinin yersiz olduğunu beyanla; - Mahkeme hükmünün hüküm niteliğine haiz olmamakla, istinaf incelemesi mümkün olmayacağı gerekçesiyle bozularak, yerel mahkemeden denetime elverişli yeni bir hüküm kurulmasının istenmesine karar verilmesini, - Takip dayanağı belgeler ile mahkeme hükmünde ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda takip dayanağı olarak belirtilen belgeler, davacı tarafın takip dayanağı yaptığı belgeler ile dava konusu yaptığı belgeler de birbirini tutmadığından İstanbul Anadolu .... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında takip dayanağı yapılan belgelerin ön sorun olarak tespitine karar verilmesini, - Davalı müvekkilin süresinde verilen cevap dilekçesinde dayandığı delillerin yasal hiçbir gerekçe bulunmaksızın ve hiçbir gerekçe de göstermeden toplanmaması, dilekçeye eklenen belgelerin de hiç yokmuş gibi yargılama yapılıp hüküm kurulmasının bozmayı gerektireceğini, bu yönden dosyanın bozularak geri çevrilmesini veya delillerin değerlendirilerek mahkeme hükmünün kaldırılıp yeni bir hüküm kurulmasına karar verilmesini, - İtirazın iptali davasına konu edilen İstanbul Anadolu .... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında takip konusu yapılmayan ... seri numaralı ticari faturadan dolayı yargılama yapılıp hüküm kurulmasına yasal imkan bulunmadığından davanın usulden reddi gerekirken kabulünün isabetsiz olup, hükmün bozulması veya kaldırılarak davanın reddine ve davacı aleyhine % 20 icra inkar tazminatına dair yeni hüküm kurulmasını, - Yine aynı takip dosyasında takip dayanağı borcun sebebi yapılmayan diğer taşıma sözleşmesi ve hamule senedi başta olmak üzere belgelerin gerçeğe aykırı şekilde takip dayanağı belge olarak gösterilip yargılamaya esas alınarak hüküm kurulmasının isabetsiz olduğunu, hükmün bu yönden bozulması veya kaldırılması, İİK 67. madde şartlarınca yerine yeni hüküm kuruması gerektiğini, Davacı tarafın ticari defterlerinin kapanış onaylarının bulunmadığı tespit edildiği halde, mahkeme hükmünde davacı tarafın ticari kayıtlarının usulüne uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulü kararının isabetsiz olup, usulüne uygun davalı taraf ticari kayıtlarına göre yeni bir hüküm kurulmak üzere mahkeme hükmünün bozulmasına veya mahkeme hükmünün kaldırılarak davalı ticari kayıtları gözetilerek yeni bir hüküm kurulmasına karar verilmesini, - Davalı müvekkil geç teslim iddiasında bulunup geç teslim ihtarına dair 19.11.2018 tarihli ... taahhütlü numaralı posta kartını cevap dilekçesine eklediği, yine aynı konuda ikinci ihtarname belgesi olarak 05.12.2018 tarihli Kadıköy .... Noterliğinden keşide edilen ihtarname belgesini de cevap dilekçesine ekleyip dosyaya sunduğu halde, mahkeme hükmünde dosyada böyle bir belge bulunmadığı, 21 günlük sürede herhangi bir ihbar bulunmadığı gerekçesine dayanarak davanın kabulünün isabetsiz olup, hükmün bu yönden de bozularak dosyanın geri çevrilmesine ya da hükmün kaldırılarak geç teslim ihbarı gözetilmek suretiyle yeni bir hüküm kurulmasına karar verilmesini, - Davalı müvekkil geç teslim zararı olarak zarar faturalarını dosyaya sunduğu, zararların neye ilişkin olduğunu da açıkladığı, davacı tarafın alacak talebine karşı takas mahsup def'i ileri sürdüğü halde, üstelik davacı tarafın zarara dair herhangi bir somut itirazı da bulunmadığı halde, takas mahsup def'i yönünden herhangi bir yargılama yapılmaksızın mahkeme hükmünde zararın ispatlanamadığına dair gerekçenin yersiz olup, hükmün bozularak dosyanın geri çevrilmesini veya hükmün kaldırılarak zararı ispat ettikleri gözetilerek yeni bir hüküm kurulmasına karar verilmesini, - Yazılı sözleşmeden geç teslimin sabit olduğu, davacı tarafın taşımayı sözleşmeye uygun ifa etmediği, davalının bu durumdan dolayı zarara uğradığı halde, davacının davasının kabul edilerek icra inkar tazminatına hükmedilmesinin isabetsiz olup, hükmün kaldırılarak yerine davacı tarafın icra inkar tazminatı talebini reddeden yeni bir hüküm kurulmasına karar verilmesini, - Mahkeme hükmünde faiz yönünden 3095 sayılı yasaya atıf yapılmakla yetinildiğini, faiz oranının belirtilmediğini, bu durum hükmün icrasında tereddüt yaratacağından hükümde faiz oranının da belirtilmesi gerektiğini, Usul ve esas yönünden yasal normlara ters düşmesi gerekçesiyle, yerel mahkeme hükmünün 6100 S.K. 353/1-A-4-5-6 maddeleri gereğince bozulmasına, aksi durumda yerel mahkeme hükmünün kamu düzenine aykırı yönleri de gözetilerek duruşma yapılmasına, itiraza konu hükmün kaldırılarak itiraz sebeplerini gözeten yeni bir hüküm kurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen uluslararası emtia taşıma sözleşmesi kapsamında davacı fiili taşıyıcının üzerine düşen taşıma edimini ifa etmesine karşılık davalı akdi taşıyıcının dava ve icra takibi dayanağı faturaya konu bakiye navlun ücreti alacağını ödemediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan kısmi itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, davalı akdi taşıyıcı ile aralarında dava konusu emtianın Türkiye'den Finlandiya'ya taşınmasına ilişkin taşıma sözleşmesi akdedildiğini, davacının üzerine düşen edimi ifa ederek emtiayı alıcısına teslim ettiğini, sözleşme gereğince kararlaştırılan navlun ücretinin yarısının yükleme sırasında davalı tarafından ödendiğini, ancak boşaltma sırasında ödenecek ücretin ödenmemesi sebebiyle alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibi sırasında 10.805,00 Euro ödeme yaparak bakiye 3.445,00 Euro alacak kısmı için itirazda bulunduğunu, itirazın haksız olduğunu, haksız itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında akdedilen taşıma sözleşmesi uyarınca dava konusu emtianın yüklenmesi sırasında kararlaştırılan bedelin davacıya ödendiğini, yine boşaltma sırasında ödenecek bedele ilişkin olarak icra takibi sırasında 10.805,00 Euro ödeme yapıldığını, taraflar arasında akdedilen taşıma sözleşmesinde taşıma süresi olarak 14 günlük sürenin öngörülmesine ve bu durumda emtianın en geç 02/11/2018 tarihinde teslimi gerekmesine rağmen davacının taşımayı bu süre içerinde tamamlamadığı ve emtiayı 21 gün sonra 09/11/2018 tarihinde alıcısına teslim ettiğini, davacının talimatlara uygun davranmadığını, emtianın geç teslimi sebebiyle yurtdışı alıcısı tarafından vinç ve işçi masraflarının kendisine yansıtıldığını ve fatura edildiğini, kendisinin de feribot ücreti ödemek zorunda kaldığını, bu zararları davacıya yansıttığını ve ihtarname ile bildirildiğini, takas ve mahsup taleplerinin olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında, dava konusu emtianın Düzce/Türkiye'den Tampere/Finlandiya'ya taşınmasına ilişkin taşıma sözleşmesi akdedildiğine, davacının fiili taşıyıcı, davalının akdi taşıyıcı olduğuna, davacı tarafından taşıma edimini ifa ettiğine ve emtianın alıcısına teslim edildiğine, sözleşmede 28.500,00 Euro navlun ücreti belirlendiğine, navlun ücretinin 14.250,00 Euro nun yükleme sırasında ödeneceğinin kararlaştırıldığı ve ödendiğine, bakiye kısmın ise boşaltma sırasında ödeneceğinin kararlaştırılmasına rağmen davalı tarafından icra takibi sırasında 10.805,00 Euro kısmının ödendiğine, bakiye kısmına ilişkin itiraz edildiğine, yüklemenin sözleşme gereğince 19/10/2018 tarihinde yapıldığına, teslim süresinin 14 gün olarak belirlendiğine ve emtianın alıcısına sözleşmede belirlenen süreden sonra 09/11/2018 tarihinde yapıldığına ilişkin bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf; emtianın sözleşmede belirlenen süreden sonra teslimi sebebiyle davalının zarara uğrayıp uğramadığı, zarara uğraması halinde miktarı, davalının davacıya süresinde ihbarda bulunup bulunmadığı, davacının bakiye navlun alacağı miktarı, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarındadır. Somut uyuşmazlığa dava konusu emtianın Düzce/Türkiye'den Tampere/Finlandiya'ya taşınması ve her iki ülkenin taraf olması sebebiyle CMR Konvansiyonu hükümleri uygulanarak sonuca gidilecektir. Davalı vekili, dava konusu emtianın sözleşmede belirtilen süreden sonra dava dışı alıcıya teslimi sebebiyle dava dışı alıcının kendisine yansıttığı vinç kiralama bedeli ve işçilik bedeli faturasını ve kendisinin ödediği feribot ücretlerini davacıya yansıtmış ve navlun ücretinden mahsup etmiştir. CMR 23/5 maddesi uyarınca gecikme halinde, hak sahibi zarar ve ziyanın bundan ileri geldiğini kanıtlarsa, taşımacı bu zarar ve ziyan için taşıma ücretini geçmemek üzere tazminat öder. Yine CMR 30/3 maddesi uyarınca yük alıcının kullanımına verildiği tarihten sonraki 21 gün içinde durum yazılı olarak taşımacıya bildirilmemiş ise, teslimdeki gecikmeler için tazminat ödenmez. Davalı vekili, söz konusu bedellere ilişkin düzenlediği faturaları davacıya kargo taahhütlü posta ile gönderdiğini, ancak davacının çalışanı tarafından alınmadığını, daha sonra faturaları tekrar noter vasıtası ile davacıya gönderdiğini ve ihtarname ve faturaların davacıya tebliğ edildiğini, 21 günlük süre içerisinde ihbarda bulunduğunu iddia etmiştir. Ancak davalı tarafından kargo taahhütlü posta ile davacıya gönderildiği iddia edilen geç teslim sebebiyle oluşan vinç kiralama, işçilik ve feribot ücreti iadesine ilişkin faturaların dosyaya sunulan gönderi evrakı içerisinde söz konusu faturaların olduğuna dair bir açıklamanın olmadığı, kargo içeriğinin belirtilmediği, kargonun da davacı çalışanı tarafından teslim alınmadığı ve dolayısıyla davacıya teslim edilmediği, faturalar dışında geç teslime ve zarara ilişkin bir yazılı ihbarın gönderilmediği, daha sonra noter ihtarnamesi ile aynı faturaların 21 günlük ihbar süresinden sonra gönderildiği, davalı vekili taraflar arasında mail yazışmaları olduğunu savunmuş ve delil olarak dayanmış ise de tensip zaptında yapılan ihtara ve ön inceleme duruşmasında verilen süreye ve ihtara rağmen dosyaya mail yazışmaların sunulmadığı, dosyada fiziken ve uyap ortamından sunulan bir mail yazışmasının görülmediği, bu haliyle davalının süresinde davacıya ihbarda bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Bunun yanında davalı vekili geç teslim sebebiyle zarara ilişkin olarak alıcı firma tarafından düzenlenen vinç kiralama ve işçilik bedeline ilişkin faturaya dayanmış, ancak bu bedellerin geç teslimden kaynaklandığına ve illiyet bağı olduğuna ilişkin başkaca delil sunmadığı gibi söz konusu fatura bedelini ödediğine ilişkinde dosyaya herhangi bir ödeme dekontu sunmamıştır. Ayrıca davacının talimatlara aykırı olarak Kapıkule sınır kapısından çıkış yapması gerekirken Haydarpaşa Gümrüğü'nden gemi ile çıkış yaptığını, bu sebeple ve gecikme nedeni ile kendisinin feribot ücreti ödediğini iddia etmiştir. Ancak taraflar arasındaki sözleşmede davacının çıkış yapacağı Gümrüğe ve sınır kapısına ilişkin bir madde bulunmadığı gibi, feribot kullanmayacağına ilişkin de bir madde bulunmamaktadır. Davalı tarafından davacıya bu yönde talimat verildiğine ilişkin yazılı bir delil de dosyaya sunulmamıştır. Davalı tarafından feribot ücretlerinin gecikme sebebiyle ödendiği hususu ve illiyet bağı ispat edilememiştir. Davalı vekili tarafından takas ve mahsubu talep edilen bu kalemlerin tazminat olduğu ve tanık ile ispatının mümkün olduğu ileri sürülmektedir. Ancak davalının gecikme sebebiyle zarara uğradığı iddiası, zarar miktarı ve gecikme ile zarar arasındaki illiyet bağı hususlarının ispatına ilişkin dava değeri itibariyle tanık dinlenmesi mümkün değildir. Bu sebeple davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Davalı vekili, Mahkemece usulüne uygun gerekçeli karar yazılmadığını ileri sürmüş ise de; Mahkemece gerekçeli kararda tarafların iddia ve savunmaları, davanın ne olduğu, celbedilen deliller, bilirkişi raporu özeti ve varılan sonuç belirtilmiş, davacının talebinin hangi sebeple kabul edildiği, davalının savunmalarının hangi sebeple kabul edilmediği belirtilmek suretiyle gerekçeli karar yazılmış ve hüküm kurulmuştur. Mahkemece gerekçeli karar HMK'nın 297 maddesine uygun olarak yazıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebine de itibar edilmemiştir. Davalı vekili, davacının icra takip dayanağı olarak ... seri numaralı faturayı gösterdiğini, ancak itirazın iptali dava dilekçesinde takip dayanağı yapılmayan ... seri numaralı faturanın gösterildiğini, icra takibine dayanak yapılmayan faturalara, cmr belgelerine itirazın iptali davasında dayanılmayacağını ileri sürmüştür. Davacı vekili tarafından icra takip dayanağı belgesi olarak ödeme emrinde ve takip talebinde cari hesap, ... seri nolu fatura, ticari defter ve kayıtlar, taşıma sözleşmesi ve muhasebe kayıtları belirtilmiş ve ekinde cari hesap, ... seri numaralı fatura ve ... seri numaralı fatura eklenmiştir. Taraflar arasında ... seri nolu faturanın ödendiğine ilişkin ihtilaf bulunmamakta olup, takip dayanağı olarak ihtilaf konusu ... nolu fatura da eklenmiştir. Dolayısıyla davacı vekili tarafından ödeme emrinde ve takip talibinde açık maddi hata ile sehven ... seri numaralı faturanın gösterildiği anlaşılmakta olup, ihtilaf konusu faturaya ilişkin itirazın iptali davasını açmıştır. İcra takip talebi ve ödeme emrinde taşıma sözleşmesine de dayanılmıştır. Bu sebeple davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Davalı vekili, Mahkemece davacının delillerinin toplandığı, ancak davalının delillerinin toplanmadığı ileri sürülmüştür. Ancak Mahkemece tensip zaptında sonucu ihtar edilerek ve ön inceleme duruşma zaptında süre verilerek ve sonucu ihtar edilerek taraflara delilerini Mahkemeye ibraz etmeleri ve celbini istedikleri belgelere ilişkin açıklanmada bulunmaları ihtar edilmiştir. Bunun yanında taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümüne etkili deliller celbedilmiş, taraflar tarafından sunulmuş ve deliller değerlendirilmek suretiyle uyuşmazlık sonuçlandırılmıştır. Davalı vekilinin dayandığı ve dosyada bulunduğunu belirttiği mailler verilen süreye rağmen davalı vekili tarafından süresinde dosyaya sunulmamıştır. İstinaf incelemesine ilişkin de sonuca etki edecek ve celbi gereken bir eksik delil görülmemiştir. Taraflar arasında davacının taşıma edimini ifa ettiğine, kararlaştırılan navlun ücreti ve davalı tarafından yapılan ödemelere ilişkin bir ihtilaf bulunmadığından uyuşmazlığın tarafların defter ve kayıtlarına göre çözümüne gidilmeyip, CMR Konvansiyon hükümlerine, taşıma sözleşmesi ve belgelerine göre sonuca gidilmiştir. CMR Konvansiyon hükümleri ile somut uyuşmazlığın ve takdiri delil olan bilirkişi raporunun değerlendirilmesi de Mahkemece yapılacağından ayrıca CMR konusunda uzman bilirkişi görevlendirilmediğine, bilirkişi görevlendirilmesine ilişkin ara kararın ve bilirkişi raporunun usulsüz olduğuna dair davalı vekilinin istinaf sebeplerine ve ön inceleme duruşması usulüne uygun olarak yapıldığından usulsüz yapıldığına dair istinaf sebebine itibar edilmemiştir. Davalı vekili tarafından gecikme sebebiyle zarara uğradığı ispat edilemediğinden ve davacı alacağı taraflar arasındaki sözleşme ve fatura ile likit olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi isabetli olup, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir Mahkemece hüküm altına alınan asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince faiz işletilmesine karar verilmiş olup, yasal madde hükmü gereğince işletilecek faiz açık olduğundan infazda tereddüt yaratacak bir husus olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.462,31 TL nispi istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 365,58 TL (59,30TL+306,28TL) harcın mahsubu ile bakiye 1.096,73 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20