Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2024/1196
2024/1574
10 Ekim 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1196 Esas
KARAR NO:2024/1574 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI: 2023/76 Esas - 2024/187 Karar
TARİH:13/03/2024
DAVA:Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:10/10/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının şirketi adına aldığı restorasyon işine kredi çıkartılacağı vaadi ile 250.000 Amerikan Doları dolandırıldığını, davacının dolandırıldığında anlayınca suç duyurusunda bulunduğunu, İstanbul 31.Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/473 esas sayısı ile dava açıldığını ve davanın İstanbul BAM 31.Ceza Dairesinin 2021/2314 esası ile devam ettiğini, bunun yanısıra ... sayılı dosyası ile icra takibine geçtiğini, davalının kesinleşen icra takibine itirazı üzerine usulsüz tebligat davasının İstanbul 19.İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/264 esas sayılı dosyasında kabul edildiğini, yetkilisi ... olan ancak kocası tarafından idare edilen davalı şirketi idare eden ...'nin dünya çapında tanınmış finans kuruluşlarının ismine benzer şirketler kurarak bu isim benzerliğini kullanarak sözleşmeler yaptığını ve masraf adı altında büyük miktarda paraları bünyesine aldıktan sonra bu şirketlerin içini boşalttığını, davalı şirketin de isminin Katar merkezli büyük bir fon olan ... ile isim benzerliğini taşıdığını, logo olarakta bu şirketin logosunun kullanıldığını, dolandırıcılı fiilinde araç olarak kullanılan ve sözleşme yapılan şirketin ise Türkiye'de faaliyetlerine yıllar önce son vermiş olan... isimli şirkete çağrışım yapan ....Şti.olduğunu, her iki şirketin adresleri aynı olup iki şirketinde fiilen ... idaresinde olduğunu, davalı şirket hakkında kira, elektrik, su vs. Borçlarını ödemediği için icra takipleri bulunmakta olup, her hangi bir faaliyeti de bulunmadığını, davalı şirketin temsilcisi...'nin davalı şirketi karısı adına kurduğunu, ancak eşinin bu konular ile hiç bir alakası olmadığını, eşinin davacı ile hiç bir görüşmesi de olmadığını emniyet ifadesine açıkça ikrar ettiğini, bu yönüyle davalı şirketin dolandırıcılık amacıyla kurulduğu açık olup davalı şirketi temsil eden... hakkında aynı yöntemlerle annesi adına kurduğu bir şirketi dolandırıcılık faaliyetlerinde kullandığı ve büyük miktarlarda maddi kazanç sağladığı için İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi 2012/234 Esas sayılı dosyasından suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, tacir veya şirket yöneticileri ve kooparatif yöneticilerinin dolandırıcılığı suçundan mahkumiyetine karar verildiğini, bunların yanında hakkında bir çok soruşturma devam etmekte olup, adına kurulmuş ve her hangi bir faaliyet olmayan gayri faal çok sayıda şirket bulunduğunu, bu nedenlerle öncelikle şirket adına kayıtlı bulunan İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, ... ada, ... parselde kayıtlı, İstanbul ili, Ümraniye ilçesi, ... ada, ... parselde kayıtlı ve İstanbul ili, Beylikdüzü ilçesi, ... ada, ... parselde kayıtlı taşınmazların 3.kişilere devrinin engellenmesi için teminatsız olarak tedbir kararı verilmesini, neticede fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalması kaydı ile 250.000 USD'nin yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya iadesine, İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan haksız itirazın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının arabuluculuğa başvurmadan davayı açtığını, davacıya tensip tutanağı ile verilen kesin süre içerisine harç eksikliğinin tamamlanmadığını, davacının bu zamana kadar aynı konuda İstanbul 10.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/547 esas sayılı dosyası ile kesinleşip kapanan İstanbul Anadolu 29.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/249 esas sayılı dosyalarını açtığını, davacının İstanbul Anadolu 29.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/249 esas sayılı dosyası ile açtığı davayı kaybettiğini ve kararın kesinleştiğini, diğer dosyanın ise derdest olduğunu, itirazın kaldırılması isteminin ancak İcra Hukuk Mahkemesinden istenebileceğini, dava dilekçesindeki iddiaları kabul etmediklerini, davacının dolandırıcılık iddiası ile suç duyurusunda bulunması ile İstanbul 31.Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/473 esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen davada davalı hakkında beraat kararı verildiğini, davacının dava dilekçesinde aslında ortada hukuken geçerliliği olmayan bir sözleşme olduğunu ikrar ve kabul ettiğini, sözleşme geçersiz ise sözleşmeye dayalı bir alacakta olmadığını, davacının hiçbir iddiasını ispatlayamadığını, adı geçen tüm şirketlerin faal olduğunu, bu nedenlerle arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, tensiple kesin süre verilen harç eksikliği tamamlanmadığından davanın işlemden kaldırılmasına, davanın derdestlik nedeniyle reddine, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine, %20 oranında icra inkar tazminatına, HMK 329 gereğince davacı hakkında disiplin cezası yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 13/03/2024 tarih ve 2023/76 Esas - 2024/187 Karar sayılı kararında;"....Tarafların iddia ve savunması, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Dava dilekçesinin netice-i talep kısmında hem alacak davası gibi 250.000,00 USD'nin davalılardan müştereken tahsili ve hem de itirazın iptali talep edilmiştir. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, şeklen icra takip dosyası ile sıkı sıkıya bağlı davalar olup, davacısı takip alacaklısı, davalısı da itiraz eden borçlu olabilir. Takip dışı kimseler itirazın iptali davasında kural olarak taraf olamazlar. Bu sebeple davacı tarafa, eldeki davanın alacak davası mı yoksa itirazın iptali davası mı olarak açıldığı hususunda izahat için kesin süre verilmiş, verilen dilekçe ile her iki davalı aleyhine alacak davası olduğu belirtilmiştir. Bilindiği üzere, tüzel kişilik perdesinin aralanması ve organik bağ iddiaları ile asıl borçlu dışında başka bir şirketten de alacak talebi bulunduğu durumlarda, her iki şirket arasında HMK 59. Maddesi bağlamında bir mecburi dava arkadaşlığı meydana gelir. O halde mecburi dava arkadaşlığının bulunduğu davalarda, arabulucuk dava şartı da her iki mecburi dava arkadaşı aleyhine dava açılmadan önce gerçekleşmesi gerekir. Mahkememizin 19.06.2023 tarihli ara kararı ile davalılardan Jacobs şirketi yönünden arabulucuya başvurmak üzere kesin süre verilmiş ise de verilen kesin süre içerisinde arabulucuya başvurulmamıştır. Dolayısı ile mecburi dava arkadaşlığı olan davada davalılardan biri için dava şartı yerine gelmediğinden davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir."gerekçesi ile, ''Davacının davasının usulden REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı Almana ve ...'un aynı tüzel kişilikler olduğunu, muvazaalı şekilde alacaklılarını zarara uğratmak maksadı ile aynı kişilerce kurulan şirketler olduğunu, aslında aynı tüzel kişilikler olduğunu, bu nedenle bu şirketlerden birisi ile yapılan arabuluculuk faaliyetinin diğeri ile yapılmış varsayılması gerektiğini ve alacaklının uğramış olduğu zararın giderilmesi gerekirken, ayrıca yinede diğer şirket ... ile arabuluculuk faaliyeti başlatmış olduğunu yerel mahkemeye bildirdikleri halde ve neticenin olumsuz olacağıda belli iken , arabuluculuk kurumunun amacını aşacak şekilde zorunlu göstererek davanın usulden reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini belirttiğini, İleri sürülerek fazlaya dair her türlü hak talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla, yukarıda izah olunan nedenlerle; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/76 Esas, 2024/187 Karar numaralı kararın kaldırılmasına, temyiz haklarının saklı kalması kaydıyla İstinaf talep ve gerekçeleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, dava dışı ... ile davalılar arasındaki organik bağın tespit edilerek perdenin aralanması yoluyla alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda davacı tarafça, olay tarihi öncesinde yetkilisi olduğu ... .Şti.adına ... Vakfına ait 4 adet gayrimenkulü tadilat işlemlerini yapmak ve sonra 29 yıl boyunca kullanmak üzere ilgili vakıfla sözleşme imzaladığını, bu işleri yapmakta mali sıkıntı yaşayınca 2017 yılında bir başka gayrimenkulün satışı sırasında tanıştığı dava dışı ...'den yardım istediğini, bu kişinin kendisine bu işi çözebileceğini söylediğini, ...'nin, bu aşamada kendisini ... şirketinin ve Katar merkezli uluslararası ... kuruluşu olan ... isimli firmanın Türkiye yetkilisi olarak tanıttığını, ...desteğini ... isimli firmadan sağlayabileceği yönünde kendisinde inanç oluşturduğunu, bu şekilde kendisini ikna ettikten sonra ihtiyaç duyulan 1.000.000.-USD tutarında krediyi ...'undan çıkartacağını vaad edip, bunun karşılığında kendisinden 250.000- USD para aldığını, bu parayı vermesini sağlamak ve güven kazanmak için de hukuki geçerliliği olmayan bir sözleşme imzalattığını, sözleşme içeriğinde davacının 250.000 USD parayı ....'a aktardığı açıkça yazılmış ise de yapılan sözleşme de ...'un taraf olmadığını, davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesine rağmen dava dışı ..'nin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediği gibi işin yürütülmesi için gereken faaliyetlerin icrasına da başlamadığını, bu kişinin güvenilmez bir kişi olduğu bilgisini aldığını, bu aşamadan sonra dava dışı ...'den parasının iadesini istediğini, ...'in ise bu parayı iadeden kaçındığını belirterek dava dışı ...hakkında şikayetçi olup hakkında ceza davası açıldığını ileri sürerek, dava dışı ... ile davalılar arasındaki organik bağın tespit edilerek perdenin aralanması yoluyla dolandırıcılık eylemi sonucu davacıdan alınan 250.000 USD. ...davalılardan alınarak davacıya verilmesi talep edilmiştir.TTK'nın 5/A maddesine göre, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Davanın konusu (müddeabih), dava dilekçesindeki talep sonucu, yani neticei talep esas alınarak belirlenir. Neticei talebin bir para alacağının tahsili veya tazminata ilişkin olduğu durumlarda, arabulucuya başvuru yapılmış olması dava şartıdır. Alacak davalarında davacı, bir para alacağının tahsilini amaçladığından, dava açılmadan önce, yukarıdaki yasal düzenlemeye göre arabulucuya başvurulmuş ve arabulucu tarafından onaylanmış anlaşmaya varılamadığına ilişkin tutanağın dava dilekçesine eklenmiş olması dava şartıdır. Somut olayda, bir miktar paranın ödenmesi, para alacağının tahsili talep edilmiştir. Bu hukuki açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Bir miktar paranın ödenmesi istemine ilişkin iş bu alacak davası TTK hükümleri uyarınca ticari dava niteliğinde olduğundan arabulucuya başvurulmasının TTK'nın 5/A maddesi uyarınca dava şartı olduğuna dair ilk derece mahkemesinin değerlendirmesi isabetli olup somut olayda, davalılar arasında mecburi dava arkadaşlığı olup eldeki davada davalılardan Jacobs şirketi yönünden arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden dava açıldığı anlaşılmakla; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi gereğince arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğine dair emredici ve özel nitelikteki düzenleme dikkate alındığında, mahkemece davanın, arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 10/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15