SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1555

Karar No

2024/1558

Karar Tarihi

10 Ekim 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/1555 Esas

KARAR NO: 2024/1558 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2024/361 Esas (Derdest Dava Dosyası)

TARİH: 16/07/2024 (Ara Karar Tarihi)

DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 10/10/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, tarafların davalı tarafından üretilecek 16 adet römorkun satışı için sözlü olarak anlaşmaya vardıklarını, davacının davalıya 4 adet çek keşide ederek teslim ettiğini, davalı da üretmiş olduğu 1 adet römorku davacıya fatura ederek gönderdiğini, davalı tarafından hazırlanan ve imzalanarak davacıya gönderilen 01/03/2024 tarihli sözleşme, römorkların teslim tarihlerinin belirtilmemiş olması nedeniyle davacı tarafından imzalanmadığını, bu eksikliğin giderilmesiyle imzalanacağı açıkça ifade edildiğini, ancak davalının bu eksikliği gidermediği gibi geçen zaman zarfında yalnızca bir adet römork üreterek davacıya teslim edebildiğini, ancak davacının iyiniyetli olarak 15/05/2024, 15/06/2024, 30/06/2024 ve 15/07/2024 tarihli çekleri davalıya en baştan teslim ettiğini, çeklerin vadesinin gelmesi, ancak römorkların teslim edilmemesi dolayısıyla davacı, müşterilerine ürünleri teslim edemediğini ve müşteri kaybına uğradığını, böylece taraflar arasında güvensizlik oluştuğunu ve zaten imza edilmemiş olan sözleşmenin ölü doğduğunu, davacının römorku iade etmeye hazır olduğunu davalı tarafa bildirerek çeklerini iade etmesini istediğini, ancak davalı tarafın çeklerin müşterilerde olduğunu, çekleri aldığında iade edeceğini belirterek davacıyı oyaladığını, çekin vade tarihine kadar gelindiğini, bu nedenlerle davacı tarafından keşide edilen ... 15/05/2024 vade tarihli, 500.000 TL bedelli ve ... seri nolu, ... 15/06/2024 vade tarihli, 900.000 TL bedelli ve ... seri nolu, ... 30/06/2024 vade tarihli, 900.000 TL bedelli ve ... seri nolu, ... 15/07/2024 vade tarihli, 900.000 TL bedelli ve ... seri nolu çekler hakkında dava sonuna kadar tedbiren ödeme yasağı kararı verilmesini, davanın kabulü ile davacının davalı tarafa toplam sözleşme bedeli olan 5.100.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine, dava konusu çeklerin iptaline, yargılama harç ve giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemenin 30/05/2024 tarihli ara kararı ile; "Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile çek bedeli olan toplam 3.200.000,00 TL'nin % 15'i olan 480.000‬,00 TL teminatı nakit olarak Tekirdağ ... Adliye Bağlı Şubesi'ne açılacak olan vadeli hesaba yatırdığında veya aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubunu dosyaya sunduğunda; ... bankası Edirne Şubesi'ne ait 15/05/2024 vade tarihli 500.000,00 TL bedelli ... seri numaralı, ... bankası Edirne Şubesi'ne ait 15/06/2024 vade tarihli 900.000,00 TL bedelli ... seri numaralı, ... bankası Edirne Şubesi'ne ait 30/06/2024 vade tarihli 900.000,00 TL bedelli ... seri numaralı, ... bankası Edirne Şubesi'ne ait 15/07/2024 vade tarihli 900.000,00 TL bedelli ... seri numaralı çekler üzerine dava sonuçlanıncaya kadar İHTİYATİ TEDBİREN ÖDEME YASAĞI KONULMASINA, Ancak talep dışı üçüncü kişiler tarafından çeklerin tahsil amacıyla bankaya sunulması halinde iyi niyetli üçüncü kişilerin korunması ve esas dosyasında verilen kararın taraf olmayan kişileri bağlamayacağına," karar verdiği anlaşılmıştır. Davalı vekilinin 04/06/2024 tarihli tedbire itiraz dilekçesi ile; ihtiyati tedbir isteyen davacı tarafın kötüniyetli olarak hareket ettiğini, asıl sözleşmenin ifasına engel olanın davacı taraf olduğunu, davacının sözleşme ile satışı gerçekleşecek olan römorklar için tüm ödemelerini mart ayı içerisinde çek olarak vermek suretiyle gerçekleştirecek olmasına rağmen sözleşme ile belirlenen toplam bedel için kalan 1.900.000,00-TL'lik bakiye kısma yönelik çek teslimi yapmadığını, davcının bu yükümlüğününü yerine getirmeyerek sözleşmesinin gerçekleşmesine engel olarak davalıyı zarara uğrattığını, davacının davalının alacağını gerçek bir ticarete ve satış sözleşmesine dayalı olduğunu, bu nedenle davacı taraftan davalının alacağının bulunduğunu, dava dilekçesinde ekli 28/03/2024 tarihli ... nolu fatura ile satışı ve teslimi yapılan 1 adet römork için dahi ödeme yapılmayarak davalının zarara uğratıldığını, davacı tarafın haksız olarak davalıya karşı ödeme yükümlülüğünden kaçınması nedeniyle davalının telafisi imkansız zarara uğrayacak olması nedeniyle 30/05/2024 tarihli karar ile davalı aleyhinde haksız ve yasal dayanaktan yoksun olarak verilen ihtiyati tedbir kararına itiraz ettiklerini, öncelikle arabulucuk dava şartı yerine getirilmeyerek dava açılmış olması gözetilerek haksız ve hukuka aykırı olması nedeniyle ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 16/07/2024 (Ara Karar Tarihi) 2024/361 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; " İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun onuncu kısım birinci bölümde geçici hukuki korumalar üst başlığı ile, ihtiyati tedbirin şartları ise 389. maddede düzenlenmiştir. Maddede, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakınca yahut ciddi bir zarar doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği belirtilmiştir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yasanın düzenlediği şartların varlığı gerekli olmakla birlikte, şartların varlığı halinde bir davada her konuda ihtiyati tedbir kararı verilmemekte yalnızca uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 390/3. Maddesinde:".. Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." denilerek tedbir talep eden tarafın, iddiasını ispata yarar belgeleri talep dilekçesi ekinde mahkemeye sunarak iddiasını yaklaşık olarak ispat etmesi gerektiği ifade edilmiştir. Mahkememizce yapılan değerlendirmede; söz konusu çeklerin dava dilekçesine ekli olarak bir suretinin dosyaya sunulduğu, yine dava dilekçesine ekli olarak taraflar arasındaki sözleşme ve faturayı dosyaya sunulduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davacı tarafın dava dilekçesinde öne sürmüş olduğu iddialar, davalının sözleşmedeki edimlerini yerine getirmediklerine dair iddiası, yine sözleşme kapsamında verildiği iddia edilen çekler yönünden menfi tespit talebinde bulunması ve dava dilekçesi ile ekindeki belgeler kapsamında ihtiyati tedbir için yaklaşık ispatın dosya kapsamı itibariyle oluştuğu anlaşıldığından, davalı vekilince ihtiyati tedbire itirazda bulunurken arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediğinden bahisle itiraz edildiği de görülmekle dava şartları mahkememizce ön inceleme duruşmasında değerlendirileceğinden dava şartı olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapılmamış olup, yalnızca ihtiyati tedbire itirazlar kapsamında yapılan değerlendirme yaklaşık ispat şartı dosya kapsamında bu aşamada devam ettiğinden, telafisi imkansız zararların doğmaması için ihtiyati tedbir müessesinin amacı da gözetilerek, davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararının kaldırılması talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir:"gerekçesi ile, "Davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararının kaldırılması talebinin REDDİNE," karar verilmiş ve ara karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanuna eklenen 5/A maddesi gereğince taraflar arasındaki sözleşmenin ticari nitelikte olması ve buna bağlı olarak açılmış bulunan davanın Arabulucuk Dava şartına bağlı olması nedeniyle bu şartın (arabuluculuk şartı) davacı taraflarca yerine getirilmediğinden davanın usulden reddi gerektiğini; arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeksizin dava açılmış olması ve ihtiyati tedbir talebinin esas dava içerisinde istenmiş olması (arabuluculuğa tabi olmaksızın sadece ihtiyati tedbir talebi yapılmamış olması ) nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan davanın reddi gerekeceğinden aynı dava dilekçesi ile istenmiş olan ihtiyati tedbir talebinin de usulen reddi gerekeceğini, Mahkemece henüz taraflar arasında ihtilafa yönelik olarak getirtilmesi gereken delilleri ve belgeleri celp etmeden ve yine davalı taraf savunması ve beyanlarını almaksızın ve ilgili yerlerden celp etmeksizin ihtiyati tedbir kararı verdiğini; sonrasında ise aynı gerekçe ve usuli hata ile itirazlarını reddettiğini, Her ne kadar ihtiyati tedbir isteyen 01/03/2024 tarihli sözleşme ile yapılan satış sözleşmesi şartlarının yerine getirilmediği ve sözleşme imzalanmadığı ve sözleşmenin ölü doğduğu iddiası ile dava konusu ettiği çeklere ilişkin ihtiyati tedbir kararı talep etmiş olsa da ihtiyati tedbir isteyen davacı tarafın kötüniyetli olarak hareket etmekte olduğunu; asıl sözleşmenin ifasına engel olanın davacı taraf olduğunu; müvekkili sözleşmenin gerçekleşeceği inancıyla sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmeye başladığında davacı tarafın günün ekonomik koşullarının kendi menfaatleri ile çelişmesi nedeniyle sözleşmeden dönmeyi kendi menfaatine bulduğunu ve müvekkilin sözleşme kapsamında satış sözleşmesine konu edilen römorklara ilişkin imalatlarda kullanılacak malzemeler için sipariş vererek ödemeler yaptığını ve yine satış sözleşmesine konu edilen ve müvekkile teslim edilen çekler ile imalata yönelik olarak malzeme alımı nedeniyle ödeme yaptığını bilmesine rağmen bilinçli bir şekilde ihtilaf çıkartarak hatta müvekkile hakaret ederek sözleşmenin işlerliğini bilerek ortadan kaldırdığını; sonrasında ise teslim aldığı römorkun parasını ödemekten dahi imtina ederek müvekkili zor durumda bırakarak müvekkili ticari anlamda zora sokarak maddi olarak zarara uğrattığını, Sözlemeden dönüldüğüne ilişkin dava dilekçesinde müvekkili aleyhindeki iddiaların gerçeği yansıtmamakta olduğunu, davacı tarafın sözleşme ile satışı gerçekleşecek olan römorklar için tüm ödemelerini mart ayı içerisinde çek olarak vermek suretiyle gerçekleştirecek olmasına rağmen sözleşme ile belirlenen toplam bedel için kalan 1.900.000,00 TL lık bakiye kısma yönelik çek teslimi yapmadığını; davacı tarafın bu yükümlülüğü yerine getirmeyerek sözleşmenin gerçekleşmesine engel olduğunu, müvekkili zarara soktuğunu; davacının basiretli tacir gibi davranmayarak kötüniyetli hareket etmekte olduğunu; sözleşme de teslim tarihi bulunmadığı iddiasının işin bahanesi olduğunu; davacının belirttikleri gibi davalı müvekkili zarara sokma pahasına sözleşme yükümlülüklerine yerine getirmekten kaçındığını, Müvekkilinin alacağığının gerçek bir ticarete ve satış sözleşmesine dayalı olduğunu; bu nedenle davacı taraftan alacağının bulunduğunu; dava dilekçesinde ekli 28.03.2024 tarihli, ... no'lu fatura ile satışı ve teslimi yapılan 1 adet römork için dahi ödeme yapılmayarak müvekkilinin zarara uğratıldığını, Ayrıca müvekkilinin satış sözleşmesine konu edilen 16 adet römork için sözleşme tarihinden sonra imalat için verdiği malzeme alımı ve sipariş ödemeleri nedeniyle mağdur olup maddi anlamda da zarar ettiğini; üretimlerin bu sözleşmeye özel yapılacağı için alınan malzemenin başka bir şekilde kullanımının da mümkün olmadığından alınan (havalı fren tertibatları ve römork damper sistemlerinin müvekkilin elinde kaldığını ve müvekkilinin halen zararı artarak devam etmekte olduğunu, Bu sebeple lehine ara karar ile İhtiyati Tedbir kararı verilen davacı tarafın ödeme yükümlülüğünden haksız ve kötüniyetli kaçmak maksatlı olarak mahkemeden Tedbir talebinde bulunmak suretiyle müvekkili mağdur etmekte olduğunu, İhtiyati tedbir talep eden tarafın, HMK 390. Maddesine göre davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek durumunda olduğunu; davacı şirketin tüm iddiaları ve dava dilekçesinin dayanağını teşkil eden sözleşmenin geçersiz olduğu borcu bulunmadığı iddiası , taraflar arasındaki ticari ilişki ve satış sözleşmesinin varlığını meselenin gerçeğine aykırı şekilde yok saymak olduğunu; müvekkilin sözleşme şartlarını yerine getirmediği iddiasının tamamen kötü niyetli olup bu iddiayı ispatlayacak somut herhangi bir delil ortaya konulmadığını; davacı tarafın keyfi olarak sözleşmenin ifasından kaçınmakta olduğunu, Davacı yararına davacının haklılığı ispat edememiş olduğu bir safhada lehine esasen hüküm doğuracak mahiyette üstelik sadece %15 oranından teminat karşılığı ihtiyati tedbir kararı verilmesinin hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ihtiyati tedbiri kabul etmemekle birlikte; kabulü halinde dahi, davacı taraf lehine kambiyo senedinden (çekten) kaynaklanan borca yönelik olarak sadece %15 oranında teminatın kabulü ile ihtiyati tedbir kararı verilmesinin de hatalı olduğunu; davacının çek ödeme yükümlülüğünün bulunduğu, dava konusu çek miktarının (dava değerinin ) tamamı (%100 oran ) üzerinden teminata hükmedilmesi gerektiğini, Yerel mahkemenin, ihtiyati tedbire karşı itirazlarının, itiraz dilekçelerindeki tüm açıklamaları ve sundukları delillere rağmen, itiraz taleplerinin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu; koşulları oluşan ihtiyati tedbir talebinin reddi yerine kabulüne karar verilmesi ve itirazlarının reddedilmiş olmasının müvekkilin haklarına kavuşmasını engelleyecek mahiyette olduğunu, İleri sürerek, ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir kararına itirazın reddi ara kararının arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeyerek dava açılmış olması gözetilerek haksız ve hukuka aykırı olması nedeniyle kaldırılmasına aksi halde teminatın %100 oranında belirlenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; taraflar arasındaki 5.100.000,00-TL bedelli römork satışı sözleşmesinden ötürü davalıya borçlu olunmadığının tespitine ile bu sözleşme kapsamında davalıya peşin olarak verilen ve bedelsiz kalan toplam 3.200.000,00-TL tutarlı dört adet çekin davacıya iadesine karar verilmesi talepli davada, anılan dört adet çeke tedbiren ödeme yasağı konulması istemine ilişkindir. Mahkemece tedbir istemi yalnızca davanın tarafları ile sınırlı olmak kaydıyla ve %15 teminat mukabilinde kabul edilmiş, tedbir kararına karşı yapılan itiraz 16/07/2024 tarihli ek karar ile reddedilmiş, davalı vekili bu ek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davacı yan; taraflar arasında on altı adet römorkun 5.100.000,00-TL bedelle davacıya satışına ilişkin sözlü bir anlaşma yapıldığını, bu anlaşmaya istinaden davalıya ... 15/05/2024 vade tarihli, 500.000 TL bedelli ve ... seri nolu, ... 15/06/2024 vade tarihli, 900.000 TL bedelli ve ... seri nolu, ... 30/06/2024 vade tarihli, 900.000 TL bedelli ve ... seri nolu, ... 15/07/2024 vade tarihli, 900.000 TL bedelli ve ... seri nolu dört adet çekin peşin olarak verildiğini, davalının daha sonra 01/03/2024 tarihli sözleşmeyi hazırlayıp davacıya gönderdiğini, ancak sözleşmede römorkların teslim tarihleri belirlenmediği için davacının sözleşmeyi imzalamadığını, devam eden süreçte davalının yalnızca bir adet römorku teslim edebildiğini, römorklar zamanında teslim edilemediği için kendi müşterilerinin de iş iptal ettiğini, bu nedenle davalıya, teslim ettiği bir adet römorkun iadesi karşılığında verilen çeklerin geri verilmesi talebinin sunulduğunu, davalının bu talebi kabul etmediğini ileri sürmüştür. Davalı yan; taraflar arasında 01/03/2024 tarihli on altı adet römorkun üretilip davacıya satışına ilişkin sözleşme yapıldığını, davacının sözleşme başında davalıya teslim ettiğini, ancak bakiye 1.900.000,00-TL satış bedeli için süresinde çek verilmediğini, teslim alınan çekler ileri vadeli olduğu için tahsilat da yapılmadığını, bu süreçte davacıya bir adet römorkun teslim edildiğini, davalının herhangi bir itiraz ileri sürmeksizin römorku teslim aldığını, bu nedenle davacının sözleşmeden dönüldüğüne ilişkin iddiasının hukuka uygun olmadığını, zira davalının davacıya römork üretebilmek için malzeme siparişleri verdiğini, davacının vadesi gelen çekleri ödememek için haksız olarak bu davayı açtığını, davacının kendisine teslim edilen römork için dahi ödeme yapmadığını savunmuştur. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; cevap dilekçesindeki savunmaları tekrarla, yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı, ödeme yasağı kararı verilen çeklerin toplam değerinin tamamı üzerinden teminat alınması gerektiği yönündedir. 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesine göre mevcut durumda meydana gelecek bir değişme nedeniyle gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir. 6100 sayılı HMK'nın 390. maddesine göre, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut olayda; davacının taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden davalıya avans olarak verilen çeklerin, sözleşmeden doğan teslim borcunun ifasında temerrüde düşülmesi sonucu sözleşmeden dönülmesi nedeniyle bedelsiz kaldıklarını iddia ettiği, çeklerin uyuşmazlığın konusunu oluşturduğu, çeklerin yargılama sırasında tahsil edilmeleri halinde hakkın elde edilmesinin zorlaşacağı hususunda yaklaşık düzeyde ispat koşulunun oluştuğu, tedbirin yalnızca davanın tarafları ile sınırlı olarak verildiği, takdir edilen teminat tutarında hakkaniyete aykırılık bulunmadığı, değişen delil durumuna göre tedbirin değerlendirilmesinin mahkemeden her zaman talep edilebileceği de nazara alındığında, mahkemece itirazın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden davalı yanın istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenödemeTespittaraflarınMenfi(KıymetliesastanKaynaklanan)tarihkonulmasınaözetikararistinafEvraktanreddinetedbirensebeplerinindereceistanbuldeğerlendirilmesisavunmasınınsebeplerimahkemesininihtiyatikararınınreddine"ileriyasağıdosyaiddianumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim