İstanbul BAM 13. HD 2021/1686 E. 2024/155 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/1686
2024/155
1 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1686 Esas
KARAR NO: 2024/155 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2020/614 Esas - 2021/69 Karar
TARİH: 02/02/2021
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 01/02/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin davalıya mal ve hizmet teslim ettiğini, karşılığı olan alacaklarının büyük kısmının tahsil edildiğini, bakiye 23.967,98 TL'nin ise davalı tarafından ödenmediğini, alacağın tahsili için davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosya ile takibe geçildiğini, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı ile takibin durduğunu belirterek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, açılan davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, öncelikle bu nedenle reddi gerektiğini, davacı ile müvekkili arasında 08/04/2015 ve 09/06/2015 tarihli satın alma sözleşmesi imzalandığını, ancak davacının sözleşmeler uyarınca üstlendiği yükümlülükleri gereği gibi ifa etmediğini, bu nedenle müvekkilinin hem zaman kaybına hem de maddi zarara uğramasına sebep olduğunu, sözleşme ilişkisi devam ederken davacının işi yarım bırakarak sözleşmeye aykırı davrandığını, sözleşme ile belirlenen süre içerisinde sözleşme konusu işi davacının müvekkiline teslim etmediğini, davacının sözleşmeye aykırı eylemleri sonucu sözleşmelerin kendiliğinden fesholduğunu, davacının herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını, davacının müvekkiline borcu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 02/02/2021 tarih 2020/614 Esas 2021/69 Karar sayılı kararında;".....İstanbul BAM 13.Hukuk Dairesinin kararında mahkememiz kararının HMK 297 /2 ve 298/2 maddelerine uygun olarak verilmediği bu yüzden istinaf incelemesi yapılmadığının belirtildiği görülmüştür. Dosya mahkememize gelmekle yeniden esasa kaydedilmiş ve daha önce verilen karar aynen tekrar edilmek suretiyle bu kez yasa hükümlerine uygun gerekçeli şekilde karar yazılmak suretiyle aşağıdaki hüküm kurulmuştur...."gerekçesi ile, 1-DAVANIN KISMEN KABULÜNE, Davalının İstanbul Anadolu ....İcra Müdürlüğü ... sayılı takip dosyasında itirazının 14.235,67 TL.üzerinden iptali ile takibin bu tutar üzerinden takipte belirtilen şartlarla devamına, Fazla talebin reddine, Hükmedilen tutarın %20'si oranında 2.847,13 TL.inkar tazminatının davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, davacı tarafın 08.04.2015 ve 09.06.2015 tarihli satın alma sözleşmelerinde üstlendiği edimleri gereği gibi ifa etmediğini, bu sebeple de müvekkili şirketin işinin geciktiğini, ekonomik anlamda ciddi zarara uğradığını, sözleşmenin imzalanmasının ardından teslim edilmesi gereken mermer ve granit işleriyle ilgili olarak davacı firmanın yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine firmaya defalarca uyarılarda bulunulduğunu ve işin yetiştirilmesi gerektiğinin ihtar edildiğini,Davacının sözleşmedeki yükümlülüklerini zamanında ve gereği gibi ifa etmemesiyle birlikte ayrıca davacının göndermiş olduğu malzemelerin sözleşmede kararlaştırılan özellikleri taşımadığı da tespit edilmiş olup bu durum davacının yine yükümlülüklerini yerine getirmediğini, ifasının ayıplı ve eksik olması sebebiyle müvekkilini zarara uğrattığı sonucunu doğurduğunu,Söz konusu mallardaki ayıpların sonradan ortaya çıkmış olup, TOKİ'nin denetim görevi verilen ... A.Ş tarafından tespit edildiğini, 31.12.2017 tarihli denetleme tutanağında seramik imalatlarındaki malzemelerde ayıplardan dolayı kabarma ve dökülmeler olduğu açıkça görüldüğünü, Söz konusu eksiklik ve ayıplı ifanın neticesinde davacının üzerine düşen edimlerini yerine getirmediğinin açık olduğunu, 08.04.2015 ve 09.06.2015 tarihli satın alma sözleşmeleri SÖZLEŞMENİN FESHİ başlıklı 9. Madde de;"Sözleşmenin ayıplı ve eksik ifadan kaynaklı olarak hiçbir ihtar veya ihbara gerek kalmaksızın akdin kendiliğinden fesholacağı, tedarikçinin sözleşmedeki toplam bedelin yarısı kadar cezai şartı derhal ve peşinen ödeyeceğini taahhüt ettiği" denildiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme kendiliğinden fesh edildiğini, Davacı, sözleşme bedelinin kendisine ödenmediğini, müvekkili şirketten 23.967,98 TL alacaklı olduğunu iddia ettiğini ve müvekkili aleyhine icra takibinde bulunduğunu ancak bu iddiaları yersiz ve mesnetsiz olduğunu, hükme esas alınan raporda da görüldüğü üzere davacının iddia ettiği miktarda bir alacağın söz konusu olmadığını, son bilirkişi raporuna yapılan itirazın da dikkate alınmadan bu raporun hükme esas alınmasına itiraz ettiklerini, müvekkili şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu olmadığının sunulan cari hesaplarda açıkça görüldüğünü, davacı şirketten alacaklı konumunda olduklarını, TL hesapları ve USD hesaplarının aylık kur farkları hesabını doğru yapabilmek adına, hesapların ayrı ayrı tutulup daha sonra birleştirildiğini, bu şekilde kur farkının doğru hesaplanması sağlandığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı inceleme yaptığını, bu raporun esas alınmasının hak kaybına sebebiyet verdiğini, bilirkişi incelemelerinde de söz konusu kur farklarının hesaba katılmadığını, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın reddine,davacı firma aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dairemizin 26/11/2020 tarih ve 2020/1669 Esas - 2020/1343 Karar sayılı kaldırma kararımız doğrultusunda istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır.Dava, cari hesap alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkemece, tarafların ticari defter ve kayıtları inceletilmek suretiyle mali müşavir bilirkişiden kök ve 2 ek rapor alınmış, bilirkişiden alınan kök ve ek raporlara taraflar itiraz ettiğinden ve bu raporlar hüküm kurmaya elverişli olmadığından, bu kez mahkemece 3 kişilik mali müşavir bilirkişi heyetinden yeni rapor alınmak suretiyle istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır. HMK 282 maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir. Taraflar arasında 08/04/2015 tarihinde mermer imalatı için, 09/06/2015 tarihinde ise granit imalatı için 2 adet satın alma sözleşmesinin akdedildiği, sözleşmelerde ödeme şekli ve şartların düzenlendiği, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda, davacı ticari defterlerine göre davalıdan 23.967,98 TL. Alacaklı olduğu, davalı ticari defterlerine göre davacıdan 52.658,95 TL. Alacaklı olduğu, davacının düzenlediği TL ve USD bedelli toplam 40 adet satış faturasının davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından düzenlenen yine USD ve TL bedelli toplam 8 adet iade faturasının da davacının ticari defterlerinde kayıt altına alındığı, davalının yaptığı ödemelerinde davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, taraflar arasındaki cari hesaba konu farklılığın USD bazındaki fatura ve ödemelerden kaynaklandığı, V.U.K. İlgili hükümleri ve taraflar arasında akdedilen 09/06/2015 tarihli satın alma sözleşmesinin özel şartlar başlıklı 2 maddesindeki düzenleme gözetildiğinde davacının davalıdan 14.235,67 TL.alacaklı olduğu, davalının davacıya yaptığı 48.254 TL.tutarlı çek ödemesinin davalı tarafından mükerrer kayıt yapılarak 2 kez düşümünün yapıldığı, mükerrer kayıt ve kur farkı kayıtları düşüldüğünde davalının cari hesabının da 14.235,67 TL.borç verdiğinin tesbit edildiğinin belirtildiği, davalı tarafça davacının tedarik ettiği malzemelerin sözleşme koşullarına uygun olmadığı, ayıplı olduğu savunması ileri sürülmüş ise de davalı tarafça süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığı, mal tesliminde herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmediği, davalının faturaları defterlerine kaydettiği anlaşıldığından; İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporu içeriğindeki tespitler ışığında mahkemece davanın kısmen kabulüne yönelik verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine yönelik davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 972,43.TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 243,11.TL harcın mahsubu ile bakiye 729,32.TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 01/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20