Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2024/1334
2024/1485
3 Ekim 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1334 Esas
KARAR NO: 2024/1485 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2024/335 (Derdest Dava Dosyası)
TARİH: 03/07/2024 (Ara Karar Tarihi)
DAVA: Ticari Şirket
KARAR TARİHİ: 03/10/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacılar vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; Müvekkiller ... Limited ile ...Davalı ...'nin hissedarlarından ..., ... Enerji'ye ait 2.000.000 adet pay içerisinden 948'e tekabül eden 160.000 adet paya sahip olup, ... ise %5'e tekabül eden 100.000 adet paya sahiptir. Müvekkiller, payları oranları itibariyle birlikte azlık teşkil ... Enerji, 29.04.2024 tarihinde, saat 11.00'de toplanmak üzere 2021, 2022 ve 2023 yıllarına dair bir Olağan Genel Kurul Toplantı ('Toplantı') çağrısı yapmıştır. İlgili çağrı 08.04.2024 tarihli ve 11060 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 245'nci sayfasında ilan edilmiş olup (Ek -I Toplantı Çağrısına İlişkin TTSG Gazete Sayfası), anılan toplantı, belirtilen tarihte yalnızca hakim hissedar ...'ın katılımı ile toplanmış, Olağan Genel Kurul gündemi doğrultusunda kararlar alındığını, alınan kararlar Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde hükümsüz olduğunu , toplantı çağrısını usulüne uygun yapılmadığını, Toplantıya katılan tek pay sahibi olan ...'ın şirkete sermaye koyma borcu 5 yıldır devam etmekte olup, 24 aylık yasal süresi içerisinde pay bedellerini ödemeyen pay sahibinin genel kurul'da oy kullanmasına müsaade edilmesi hukuka aykırı olduğunu, Davalı şirket'e tedbiren yönetim kayyumu atanması gerektiğini, halihazırda yönetimi bulunmayan, usulüne uygun olarak seçilmiş bir temsilcisi olmayan şirkete, şirketi temsil edebilmesi adına ve bunun da yanında bizzat Davalı Şirket'in, ortaklarının ve Müvekkil'in, bilahare Davalı Şirket'in alacaklılarının korunması adına şirket sermayesinin tamamen tahsil edilmesi lazım olduğundan ve Şirket'in temsilcisi olan ...'ın bu iş ve işlemleri yapmaktan imtina ettiği aşikar olduğundan ötürü Davalı Şirket tarafından hissedar ...'a karşı icra takibi başlatılarak sermave alacağının tahsilinin sağlanması amacıyla bu sürecin tamamlanmasına dek görev vapmak üzere bir yönetim / temsil kayyımı atanmasının şart olduğunu, belirterek; Davalı Şirket'e, usulüne uygun bir genel kurul toplaması ve şirketin pay sahiplerine karşı olan alacaklarım tahsil etmesi amacıyla tedbiren yönetim kayyumu atanmasına Davanın kabulü ile 29.04.2024 tarihli 2021, 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin toplanan Olağan Genel Kurul Toplantısı'nın ve Toplantı'da alınan tüm kararların hükümsüzlüğünün tespitine, Aksi halde 29.04.2024 tarihli 2021 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin toplanan Olağan Genel Kurul Toplantısı'nın ve Toplantı'da alınan tüm kararların TTK m. 447 maddesi uyarınca batıl olduğunun tespitine,talebin kabul edilmediği takdirde 29.04.2024 tarihli 2021, 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin toplanan Olağan Genel Kurul Toplantısı'nın ve Toplantı'da alınan tüm kararların usul ve yasaya aykırı şekilde alınmış olması nedeniyle TTK m. 445 vd. maddeleri uyarınca iptaline ,Yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin Davalı Şirket üzerinde bırakılmasına, talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Usule ilişkin beyanlarında :Türk Ticaret Kanununun 448/3. Maddesi uyarınca davacı yanın sayın mahkemenin uygun göreceği miktarda teminat ödemesine karar verilmesini talep etmiştir. Esasa ilişkin beyanlarında ;29.04.2024 tarihli olağan genel kurul toplantısına dair çağrı yasal süresi içerisinde, usulüne uygun olarak yapıldığını, toplantıya katılan çoğunluk pay sahibi ... sermaye koyma borcu bulunmamakta olup davacı yanın iddiaları asılsız olduğunu, müvekkil şirket'in hâlihazırda usulüne uygun olarak seçildiğini müvekkil şirketi temsil etmeye yetkili yasal bir temsilcisi bulunduğunu, dolayısıyla davacının bu iddiaları geçersiz olduğunu, Davacıları'n Müvekkil Şirket'i ele geçirmek adına kötü niyetli olarak hareket etmeleri, 29.04.2024 tarihli olağan genel kurul toplantısı çağrı usulüne uyarak gerçekleştirilmiş olması ve davacıların ileri sürmüş olduğu tüm iddiaların asılsız ve hukuki dayanaktan yoksun olması sebebiyle; Müvekkil Şirketin muhtemel zararlarına karşılık TTK m.448in kıyasen uygulanması ile Davacılar'ın Sayın Mahkemenizce takdir edilecek tutarda teminat göstermesine, Müvekkili Şirket'in 29.04.2024 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısı ve bu toplantıda alınacak kararların TTK hükümlerine uygun olması nedeniyle davacılar'ın işbu toplantının terditli olarak ileri sürdükleri hükümsüzlüğünün, butlanın tespiti ve iptali taleplerinin reddine, davacıların müvekkil şirkete kayyum atanması talebinin reddine, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 03/07/2024 tarih ve 2024/335 Esas sayılı kararında; "Dava; ...nin 29/04/2024 tarihli 2021,2022,2023 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısının terditli olarak hükümsüzlüğünün/ butlanının tespiti, yada iptali ile tedbiren yönetim kayyumu atanması istemine ilişkindir. Mahkememizce davalı şirket dava dilekçesi tebliğ edilmiş ve 28/06/2024 tarhli cevap dilekçeside davalı şirket TTK 448 md gereğince teminat alınmasını istemiştir, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun dördüncü kısmında 329 madde vd Anonim Şirketler e ilişkin hükümler düzenlenmiştir. HMK'nın 389. maddesi, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklindedir.Aynı yasanın 390/3 maddesi ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Somut olayda; Davalı şirkette halen yönetim boşluğu olmadığı, devam eden bir yönetim bulunduğu anlaşılmıştır. Ayrıca yönetim kayyımı atanmaması halinde davacının hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği konusunda acil yarar bulunduğu konusunda somut delil ibraz edilmediği, davacı iddialarının yargılamayı gerektirdiği görülmüştür. Bu aşamada HMK'nın 390/3. maddesi anlamında yaklaşık olarak ispatın gerçekleşmediği takdir edilmiş, davacı tarafın tedbiren yönetim kayyumu atanması taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin TTK 448. Md. gereğince davacıdan teminat alınması isteminde; dava dosyasında uygulanan bir tedbir bulunmadığı, davacının şirkette sahip olduğu paylar ve değeri dikkate alınarak istem reddedilmiştir...."gerekçesi ile, ''1-Davacının tedbiren yönetim kayyımı atanması isteminin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ...'ne (“... Enerji/Davalı”) usulüne uygun bir genel kurul toplaması ve şirketin pay sahiplerine karşı olan alacaklarını tahsil etmesi amacıyla tedbiren Yönetim Kayyumu atanmasına karar verilmesi talebinin Yerel Mahkemece; 03.07.2024 tarihli ara karar ile İstinaf kanun yolu açık olmak üzere reddedildiğini, Yerel Mahkemece tahsis edilen; “Tedbiren yönetim kayyumu atanması isteminin reddi” kararının gerekçesinde; “Somut olayda; Davalı şirkette halen yönetim boşluğu olmadığı, devam eden bir yönetim bulunduğu anlaşılmıştır. Ayrıca yönetim kayyımı atanmaması halinde davacının hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği konusunda acil yarar bulunduğu konusunda somut delil ibraz edilmediği, davacı iddialarının yargılamayı gerektirdiği görülmüştür. Bu aşamada HMK'nın 390/3. Maddesi anlamında yaklaşık olarak ispatın gerçekleşmediği takdir edilmiş, davacı tarafın tedbiren yönetim kayyumu atanması taleplerinin reddine karar verilmiştir.'' ifadelerine yer verildiğini, Yerel Mahkeme'nin ara kararının 15.07.2024 tarihinde kendilerine tebliğ edildiğini, kararın hatalı, eksik ve yanlış değerlendirmeye tabi olduğunu ve yasal süresi içerisinde İstinaf Kanun yoluna başvurduklarını beyanla; Müvekkiller ... Limited (“...”) ile ... Davalı ...'nin (“... Enerji”) hissedarlarından olduğunu, ..., ... Enerji'ye ait 2.000.000 adet pay içerisinden 968'e tekabül eden 160.000 adet paya sahip olup, ... ise 965'e tekabül eden 100.000 adet paya sahip olduğunu, Müvekkillerin paylarının oranları itibariyle birlikte azlık teşkil ettiğini, ... Enerji, 29.04.2024 tarihinde, saat 11.00'de toplanmak üzere 2021, 2022 ve 2023 yıllarına dair bir Olağan Genel Kurul çağrısı yaptığını, ilgili çağrının 08.04.2024 tarihli ve 11060 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 245'nci sayfasında ilan edilmiş olup, anılan toplantının, belirtilen tarihte yalnızca hakim hissedar ...'ın katılımı ile toplandığını, Olağan Genel Kurul gündemi doğrultusunda kararlar alındığını, toplantının, aşağıda ifade edilecek olan sebeplerden mütevellit usule aykırı olarak toplandığını, alınan kararların da Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde hükümsüz olduğunu, hükümsüzlüğün 3 sebebinin; ''1. Toplantı çağrısı usulüne aykın olarak yapılmış, gerekli iadeli taahhütlü posta bildirimlerinin yapılmamış olması, 2. ... Enerji'ye ait 27.05.2019 Tarihli 2017 ve 2018 Yıllarına İlişkin Olağan Genel Kurul toplantısında alınan kararların batıl olduğuna dair Mahkeme kararı mevcut olmasına rağmen, bu yıllar için tekrar karar alınmadan sonraki yıllara (2021,2022 ve 2023 yılları) ilişkin olağan genel kurul toplantısının yapılmış olması, 3. Toplantıya katılan tek pay sahibi olan ...'ın şirkete sermaye koyma borcu 5 yıldır devam etmekte iken, 24 aylık yasal süresi içerisinde pay bedellerini ödemeyen işbu pay sahibinin Genel Kurul'da oy kullanmasına müsaade edilmesi'' olduğunu, işbu hükümsüzlük sebeplerinden 2. ve 3.'sü olarak belirtilen sebepler dolayısıyla Davalı Şirketin halihazırda bir yönetim kurulunun olmadığının aşikar olup bunun yanında Şirketin alacaklarının tahsili için de Yönetim kayyumu'nun atanması gerektiğini, Dava konusu 29.04.2024 tarihli 2021, 2022 ve 2023 yıllarına ait olağan Genel Kurul Toplantısı'na katılan tek pay sahibi olan ...'ın şirkete sermaye koyma borcunun 5 yıldır devam etmesine ve 24 aylık yasal süresi içerisinde pay bedellerini ödememesine karşın Genel kurulda oy kullanmasına müsaade edilmesinin, ...'ın pay sahipliğinden kaynaklı haklarının sanki tüm payların bedeli ödenmiş gibi şirket yönetimi tarafından kullandırılması şirket menfaatleri açısından şirket yönetiminin kayyum tarafından idare edilmesi gerektiğinin en bariz göstergelerinden olduğunu, Bir Anonim Şirket olan Davalı Şirket'in hissedarlarının temel sermaye koyma borcu, TTK 344 gereği; en geç şirketin kuruluşundan itibaren 24 ay içerisinde yerine getirilmiş olması gerektiğini, Şirket'in finansal kayıtları ve defterleri incelendiğinde Müvekkilerin sermaye koyma borçlarını tamamen yerine getirdiğinin, ancak hakim hissedar ...'ın sermaye koyma borcunu halen tamamıyla yerine getirmediğinin, şirketin kuruluşundan itibaren 6 seneyi aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen sermaye koyma borcunu ifa etmediğinin anlaşıldığını,Bilgi alma ve inceleme talepli olarak Müvekkiller adına ikame edilen davada; İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/405 E. Sayılı davası kapsamında Müvekkillerin bilgi edinme ve inceleme hakkının ihlal edildiğine karar verildiğini, ilam çerçevesinde davalı şirket merkezinde İncelemeler yapıldığını, bunun sonucunda 16.03.2022 tarihli inceleme tutanağı davalı şirket vekilinin ve mali müşavirinin de imzasını ihtiva eder biçimde düzenlendiğini, bu tutanak dahilinde de yer aldığı üzere, ...'ın şirkete 390.125,00 - TL tutarında sermaye koyma borcunun devam ettiğinin görüldüğünü,(EK - 1: 16.03.2022 Tarihli İnceleme Tutanağı) İşbu tutanak ile de sabit olduğu kadarıyla, Şirket Yönetimi tarafından pay sahibine karşı bir takibe de geçilmediğini, sermaye borcunun tahsili amacıyla herhangi bir işlem yapılmadığını, şirket menfaati ve şirket hissedarlarının haklarının korunması bakımından şirket sermayesinin tamamen tahsil edilmesi lazım geldiğini, tam da bu noktada, Şirket Temsilcisi ...'ın bu iş ve işlemleri yapmaktan imtina etmesi, icra takibi veya başka hukuki çarelere başvurarak alacağın tahsili hususunda hiçbir aksiyon almamasından ötürü; “Davalı şirket tarafından hissedar ...'a karşı icra takibi başlatılarak sermaye alacağının tahsilinin sağlanması amacıyla, bu sürecin tamamlanmasına denk görev yapmak üzere bir yönetim/'temsil kayyımı atanması” gerektiğini, Davalı şirketteki hakimin pay sahibi ...'ın pay sahipliğinden kaynaklı hakları; bizzat toplantıyı tertip eden şirket yönetim kurulu başkanı ...'ın eşi olması münasebetiyle sanki “tüm payların bedeli ödenmiş gibi” şirket yönetimi tarafından kullandırıldığını, Bu halde yönetim kurulu başkanının, şirketteki finansal hareketlerinden ötürü şahsını ibra etmek ve süresi dolan yönetim kurulu üyeliğini yenilemek ve imza yetkisini tekrar almak amacıyla salt kendi eşi ile bir Genel Kurul toplaması ile oluşturulan işbu davaya konu 29.04.2024 tarihli genel kurul toplantısının hükümsüz ve batıl olduğunu, Bu minvalde halihazırda Davalı Şirket'in usule uygun seçilmiş bir yönetim kurulunun olmadığı aşikar olup bu çerçevede Davalı Şirket'in usulüne uygun seçilmiş bir yönetim kurulu bulunmadığından Mahkeme tarafından atanacak bir yönetim kayyumu marifetiyle şirketin temsil edilmesi gerektiğini, Yine bunun yanında Davalı Şirket'e yönetim kayyumu atanmasının gerekliliği hususundaki en önemli hususun; Davalı Şirket tarafından hissedar ...'a karşı icra takibi başlatılarak sermaye alacağının tahsilinin sağlanması hususu olduğunu, Davalı Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı ..., eşi ...ın Şirkete olan bakiye borcun tahsili hususunda yukarıda sebeplerinden bahsedildiği üzere hiçbir aksiyon almadığını, söz konusu hususun açıkça şirket menfaatine aykırılık teşkil ettiğini, Yine davalı şirkete ait 27.05.2019 tarihli 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin olağan Genel Kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğuna dair mahkeme kararı mevcut olup, bu yıllar için tekrar Genel Kurul yapılmadığını ve haliyle tekrar karar alınmadığını, 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin olağan genel kurul kararı alınıp, toplantısı yapılmadan 2021,2022, ve 2023 yıllarına dair olağan genel kurul toplantısı yapılmış olması sebebiyle tek başına işbu dava konusunun 29.04.2024 tarihli toplantıda alınan kararlarda hükümsüz/batıl olduğunu, Davalı ... Enerji'nin 2017 ve 2018 yılları için 27.05.2019 tarihinde toplanan Olağan Genel Kurul toplantısı ve bu toplantıda alınan kararların, usule aykırı olarak imzalama işlemleri yapılmış olması sebebiyle İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/317 E. Sayılı dosyası kapsamında 27.05.2019 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların yoklukla malul olduğu tespitinde bulunduğunu, (EK - 2: İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/317 E. Sayılı Dosyasında Verilen Gerekçeli Kararı) Verilen butlan kararı, neticesi itibariyle 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin olağan genel kurulun toplanmamış olması sonucunu doğurmuş olmakla, bu yıllara ilişkin karar alınmaksızın 2021, 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısı yapılmasının hukuka uygunluk teşkil etmediğini,İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/317 E. Sayılı dosyası kapsamında yapılan yargılama neticesinde 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin 27.05.2019 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların yoklukla malul olduğunun tespiti ile ortada 2017 ve 2018 yılları için yapılmış bir genel kurulun olmadığını, Öyle ki; “Genel kurul kararlarının” yokluğu başlangıçtan İtibaren bir genel kurul kararının mevcut olmadığını ifade edeceğini, bu kararların hukuki anlamda hiçbir etki ve sonuç doğurmayacağını, hal böyleyken; Davalı Şirket'in 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısı yapmaksızın 2021, 2022 ve 2023 yıllarına dair olağan genel kurul toplantısı yapmış olmasının, tek başına bu toplantıda alınan kararların hükümsüz/batıl olması sonucunu doğurduğunu, Tüm bunların yanında; 29.04.2024 tarihli 2021,2022 VE 2023 yıllarına ait olağan Genel Kurul Toplantısı'na ilişkin TTSG ilanında yer aldığı üzere toplantının 8. gündem Maddesinde (“İlgili gündem maddesinin bir görüntüsüne aşağıda yer verilmiştir.) yer alan lisansların satışına dair yetki verilmesine ilişkin gündem maddesi belirlenmiş olduğunu, söz konusu lisanslar milyonlarca dolar değerinde olup, yalnızca bu gündem maddesinde belirtilen lisanslar ile ilgili Müvekkiller'in Davalı Şirket'ten 1.000.000 USD tutarında alacağı bulunduğunu, (Ek-3: Toplantı Gündem Maddelerini gösterir TTSG toplantı çağrı ilanı) Söz konusu lisansların işbu usulsüz genel kurul kararına istinaden Yönetim Kurulu Başkanı ... tarafından satılması durumunda telafisi güç vedahi imkansız zararlar meydana geleceğini, Davalı tarafından 28.06.2024 tarihli beyan dilekçesinin 2 numaralı ekinde “29.04.2024 tarihinde yapılan 2021,2022 ve 2023 yıllarına dair olağan genel kurul toplantı tutanağı” yer aldığını, söz konusu tutanakta gündemde yer alan maddelerden ilk 7 maddeye ilişkin hususların yer aldığını söz konusu tutanakta 8. Gündem maddesinin görülmesinden vazgeçilmesine ilişkin bir karar-beyan da olmadığından 8. Gündem maddesinin de toplantı da görüşülüp, karara bağlandığının kuvvetle ihtimal olduğunu, davalı tarafından bu hususa ilişkin hiçbir açıklama yapılmaksızın sadece ilk 7 maddeye ilişkin kararların yer verilmesinin de açıkça kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, TTK 414 Hükmüne açıkça aykırı olarak çağrı usulüne uyulmadığını, genel kurul toplantı davet mekbunun yasaca belirlenmiş kaidelere uygun şekilde Müvekkillere tebliğ edilmediğini, davaya konu Genel kurul çağrısına ilişkin usulsüzlükler aşikar olmakla, aynı zamanda İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/317 E. Sayılı dosyası kapsamında 2017 ve 2018 yılları için tertip edilen Genel kurulda alınan tüm kararların yokluğuna karar verilmiş olması ve 2017 , 2018 yılları için genel kurul toplantısının yapılmamış olması, dilekçe ekinde sunulu davalı şirket vekili ile şirket müşaviri tarafından imzalı 16.01.2022 tarihli inceleme tutanağından açıkça görüldüğü üzere hakim hissedar ...'ın şirkete 390.125,00'TL sermaye koyma borcu olmasına karşılık, söz konusu ...'ın şahsi sebepler doğrultusunda aksiyon almaması yönetim kayyumu talebi için aranan yaklaşık ispat şartını sağlıyor olmakla bunun yanında dilekçede detaylı olarak bahsedildiği üzere Davalı Şirket'in usulüne uygun seçilmiş bir yönetim kurulunun bulunmadığının aşikar olduğunu, Bu hususta Yerel Mahkemece tedbir kararının reddi gerekçesi olarak belirtilen; i) hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ... hususunda acil yarar bulunduğu hususunda; somut delil yokluğu ve ii) Şirketin halihazırda yönetiminin bulunduğu, iii) yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği hususlarında hatalı tespitlerde bulunulduğunu, Şirketin halihazırda usulüne uygun seçilmiş bir yönetim kurulu bulunmamakta olup hakim hissedar ...'ın şirket müşaviri ve vekili tarafından ikrar edilmiş belge ile sermaye koyma borcu olduğu hususunda ve somut delil bulunmakla bu hususta şirket menfaati gereği tahsilatın önemi ve tahsilatın olmaması halinde hakkın elde edilmesinin ileriki tarihte zorlaşacağı vedahi genel kurulun 8. Maddesi uyarınca Lisansların işbu dava konusunun usulsüz genel kurul kararına istinaden satılması durumunda telefasi imkansız zararların vucut bulacağı, tüm dosya kapsamında da yaklaşık ispat şartının da sağlandığı aşikar olduğunu, yerel mahkemece tahsis edilen 03.07.2024 tarihli “İhtiyati Tedbir talebinin reddi" kararının kaldırılarak; Davalı Şirket'e Yönetim Kayyumu atanmasına karar verilmesini talep etme zarureti hasıl olduğunu beyanla, İstinaf Başvurusunun kabulüne,İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03.07.2024 Tarihli ara kararının kaldırılmasına, Tedbiren, Davalı Şirket'e, usulüne uygun bir genel kurul toplaması ve şirketin pay sahiplerine karşı olan alacaklarını tahsil etmesi amacıyla yönetim kayyumu atanmasına, Yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin Davalı Şirket üzerinde bırakılmasına, yönelik karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, davalı şirketin 29/04/2024 tarihli 2021, 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti/mutlak butlan ile batıl olduğunun tespiti/iptali talepli davada davalı şirkete yönetim kayyımı atanması talebine ilişkin olup, Mahkemece 03/07/2024 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Buna göre, tedbir talep edenin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut talepte; davacılar vekili, davalı şirkette usulüne uygun bir genel kurul toplaması ve şirketin pay sahiplerine karşı olan alacaklarını tahsil etmesi amacıyla yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.6102 sayılı TTK'nun 365. maddesinde, anonim şirketlerin yönetim kurulu tarafından yönetilip ve temsil olunacağı düzenlenmiş, YK üyelerinin seçimi, süreleri, ibraları hakkında karar verilmesi ve görevden alınmaları TTK 408 maddesi uyarınca genel kurulun, devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. TTK da anonim şirketlerde yönetim kurulunun yönetim yetkisinin mahkemelerce kaldırılacağına veya sınırlandırılacağına ilişkin yasal düzenlemenin bulunmadığı gibi anonim şirkete mahkemece yönetim kayyımı atanmasına olanak sağlayan açık bir kanun hükmü bulunmamaktadır.TMK'nin 427/4. maddesine göre bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka bir yoldan sağlanamamış ise vesayet makamınca yönetim kayyımı atanması gerekmektedir. Anılan düzenlemeye göre yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır. Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan sözetmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da TTK'nin sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur. (Yarg. 11. H.D 08/03/2018 2016/7714 E-2018/1804 K) Aslolan şirketlerin genel kurulları uyarınca seçilmiş yöneticileri tarafından yönetilmeleri olduğu, tedbiren kayyım atanması istenen davalı şirket de yönetim boşluğu da bulunmadığı gibi dava yöneticilerin azli veya sorumluluğu davası da değildir. Genel kurul kararını iptali istemine ilişkin davada, davalı anonim şirketin yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine engel bir durum ve şirkette organ boşluğu bulunmadığı gibi yönetiminin başka yoldan sağlanamaması ve genel kurulun toplanamaması gibi bir durum da söz konusu olmadığından davalı şirkete yönetim veya denetim kayyımı atanmasını gerektirecek haklı bir sebep bulunmadığı, HMK'nın 389/1 ve 390/3 maddesinde aranan koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla; Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup, davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme ara kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, ihtiyati tedbir talep eden davacıların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 03/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15