SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1331

Karar No

2024/1484

Karar Tarihi

3 Ekim 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/1331 Esas

KARAR NO: 2024/1484 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI: 2024/384 Esas (Derdest Dava Dosyası)

TARİH: 27/05/2024 (Ara Karar Tarihi)

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 03/10/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dilekçesinde özetle; dava konusu alacak, müvekkilinin 01.11.2023 başlangıç tarihli 1 yıl süreli personel taşımacılık hizmet sözleşmesi kapsamında müvekkili şirket tarafından davalının personellerine servis hizmeti sunulduğunu ve bunun karşılığında faturalar düzenlendiğini, davalı adına servis hizmeti düzenlendiğine ilişkin düzenlenen faturaların ödenmemesi üzerinde İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu, müvekkili şirketin alacağının telafisi imkansız zararlar doğması ve hak kaybı yaşamaması için davalı adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul malları, üçüncü kişilere devir ve temlikin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini vekaleten talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 2024/384 Esas sayılı ve 27/05/2024 tarihli ara kararında; "Dava, fatura alacağının tahsili için girişilen icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, dava ve cevap dilekçelerinden taraflar arasında servis hizmeti sözleşmesine dayalı bir ticari ilişki bulunduğu ancak bu ilişki uyarınca davacının davalıdan fatura nedeniyle alacağı bulunup bulunmadığının yargılama konusu olduğu anlaşılmaktadır. HMK 389. Maddesinde; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmünün bulunduğu, HMK 390/3 Maddesinde ise; "Tedbir talep eden taraf , dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükmünün bulunduğu açıktır. İİK.nun 257/1 maddesin de; " Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." hükmü düzenlenmiştir. Yargı yetkisini, Anayasanın 9. Maddesine göre, Türk Milleti adına kullanan Mahkememizce, talep konusu hakkında, yapılan inceleme sonunda(Ay. m.141); sunulan deliller, iddia ve beyanlar ile tüm dosya mündericatı incelenip hep birlikte değerlendirildiğinde; üzerine tedbir konulması talep edilen mal varlığı değerlerinin dava konusu olmadığı ve bu nedenle uyuşmazlık konusu olmayan mal varlığı değerleri hakkında tedbir kararı verilmesinin mümkün olmadığı, alacağın varlığına ve muaccel olduğuna ilişkin yaklaşık ispat unsurunun ve dolayısıyla ihtiyati hacze dair İ.İ.K. nun 257. Maddesindeki şartların gerçekleşmediği sonuç ve vicdani kanaatine (Ay. m.138) varılarak ihtiyati haciz anlamında veya devir ve temlik yasağı kaydını içerecek şekilde tedbir kararı verilmesi talebinin reddine karar vermek gerekmiştir..."gerekçesi ile, '' 1-İhtiyati tedbir talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Müvekkili tarafından, davalı firma aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası tahtında ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlu/davalı yanca işbu takibe haksız ve kötü niyetli itiraz edilmesi üzerine; İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/384 E. Sayılı dosyası kapsamında görülmekte olan İtirazın İptali Davası açıldığını beyan etmiştir. Kendileri tarafından davalı/borçlu şirketin işlerinin iyi gitmemesi, sicil kayıtlarında ortaklık yapısında değişikliğe gitmesi ve mal kaçırma saikinin bulunması sebepleriyle ilk derece mahkemesinden davalı adına kayıtlı görünen taşınmaz ve araçlara üçüncü kişilere devir ve temlikin önlenmesi bakımından İhtiyadi Tedbir konulması talebinde bulunulduğunu, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/384 E. Sayılı dosyasından verilen 27.05.2024 tarihli Ara Karar ile bu talebin reddedildiğini, yerel mahkemenin İhtiyati Tedbir talebinin reddine dair kararının hukuka ve usule aykırı olması nedeniyle istinaf kanun yoluna başvurduklarını belirtmiştir. Huzurdaki davada ihtiyati tedbir şartları oluştuğunu, İhtiyati tedbir'in HMK’da “Geçici Hukuki Korumalar” üst başlığı altında taraflar arasındaki ihtilafın çözümüne katkı sağlayan ve asıl yargılamada verilen hükmün gerçekleştirilmesini temin eden ve hakların korunması bağlamında aynı zamanda hukuk devleti ilkesinin ayrılmaz bir parçası olarak hak arama hürriyeti kapsamında değerlendirilebilecek bir usul hukuku müessesesi olduğunu, esasen İhtiyati tedbirin bir tür hukuki koruma olduğunu, uyuşmazlık öncesinde veya uyuşmazlık süresice talep sahibinin talep ettiği hakkını ileride açacağı veya devam eden bir davanın sonucunda elde etmesinin sağlanması amacıyla getirilmiş olan bir tür hukuki güvence sistemi olduğunu, 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesinde “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elden edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.” şeklinde yasal düzenleme bulunduğunu, 6100 sayılı HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbirin talep edilebilmesi kanunda belirtilen belirli şartların varlığına bağlı olduğunu, buna göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması veya tamamen imkansız hale gelmesi ihtimalinin varlığı gerektiğini, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hali söz konusu olması gerektiğini, Huzurdaki davada ise ihtiyati tedbir için kanunda aranan şartların vuku bulduğunu, davalı/borçlu firmanın işlerinin iyi gitmemekte olup, mal kaçırma ihtimali bulunduğunu, yerel mahkeme aşamasında sunulan Ticaret Sicil Kayıtları ile de sabit olduğu üzere davalı firma müvekkilin alacağı muaccel olduğu tarih sonrası olan 04.04.2024 tarihinde ortaklık yapısında değişikliğe girdiğini, davalı firmanın kötü niyetli olarak müvekkilin alacağını tahsil etmesine engel olma maksadıyla aleyhine açılan icra takip işlemlerine itiraz edip durdurduktan hemen sonra, kötü niyetini devam ettirerek firma yapısında değişiklikler gerçekleştirdiğini, tek pay sahipliği durumunu sona erdirdiğini, dolayısıyla davalı yanın tutum ve davranışları ihtiyati tedbir kararı verilmesini haklı kılar nitelikte olduğunu gösterdiğini, İhtiyati tedbir kararının verilebilmesi için aranan koşulların talepte bulunan müvekkil firma tarafından da sağlandığını, müvekkil şirketin servis taşımacılık hizmeti sunmuş olmasına rağmen bu hizmete karşılık kesilen fatura bedelleri davalı yanca ödenmediğini ve mağduriyet yaşandığını, yerel mahkemede alacağını elde etmek maksadıyla ikame ettiği davada ihtiyati tedbir kararı verilmemesi ve ilerleyen aşmalarda bu kararın verilmemesine bağlı olarak davalı yanca malvarlığının elden çıkarılması durumunda alacağını yine tahsil edemeyeceğini ve yine mağduriyet yaşayacağını, ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde hakkını elde etmek için başvurduğu işbu hukuki yoldan beklenen faydanın elde edilemeyeceğini ve dava sonucunda lehine bir karar tesis edilmesi dahi mevcut ve doğacak zararlarını telafi edemeyeceğini, Talepte bulunan müvekkil firmanın hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşmasından ya da tamamen imkansız hale gelmesinden zarar görecek kişilerden olup, kanun kapsamında hukuki işlemlerini gerçekleştirdiğini, bu kapsamda açılmış bir davanın sonucunun etkisiz hale gelmesini önlemeye yarayan geçici nitelikteki himaye olan ihtiyati tedbir kararının müvekkilin kalıcı bir mağduriyet yaşamasının önüne geçmek adına kabulü gerektiğini, ancak Yerel Mahkemenin ne müvekkil firmanın menfaatini ne de dava firmanın alacak muaccel olduktan sonraki işlemlerini göz önünde bulundurmadan ihtiyati tedbir talebini reddettiğini, müvekkilin gerekli şartlara haiz olmasına rağmen İlgili kanun hükmüyle açıkça çelişen, bu kararın verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, istinaf incelemesi neticesinde işbu kararın ortadan kaldırılarak, taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini beyan etmiştir. Yerel mahkemenin vermiş olduğu karara dayanak gösterdiği gerekçelerin hukuki bir isnadı bulunmadığını, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/384 E. Sayılı dosyasından verilen 27.05.2024 tarihli Ara Kararda "... Üzerine tedbir konulması talep edilen mal varlığı değerlerinin dava konusu olmadığı ve bu nedenle uyuşmazlık konusu olmayan mal varlığı değerleri hakkında tedbir kararının verilmesinin mümkün olmadığı" ibaresine yer verildiğini, mahkemenin, ihtiyati tedbirin şartları vuku bulmasına rağmen uyuşmazlık konusunun menkul ve gayrimenkul olmaması sebebini ihtiyati tedbir talebinin ret gerekçesi olarak belirterek, talebi reddettiğini, yerel mahkemenin ara kararına göstermiş olduğu dayanağın hukukilikten uzak olduğunu, İhtiyatî tedbir talebine konu olan bir hakkın mevcut olması ve bu hakkı veya hakka konu olan şeyi tedbiren korumayı gerekli kılan sebep veya sebeplerin bulunmasının, ihtiyatî tedbir kararı verilebilmesi için gereken iki temel şart olduğunu, taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hakkın, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturduğunu, somut olayda müvekkilin verdiği hizmet bedeline yönelik kesmiş olduğu faturaların ödenmeyerek , hakkını elde edemediğini, müvekkilin dava konusu olan hakkının korunması için ve ileride tam anlamıyla sağlanabilmesi için geçici önlemlerin alınması ve ihtiyati tedbir kararı verilerek mal kaçırma gibi kanun dolanmaya yönelik işlemlerin engellemesi gerektiğini, Yerel Mahkemenin ise müvekkilin telafisi mümkün olmayacak zarar uğramasını göz ardı ederek salt tedbir talebine konu değerlerin uyuşmazlık konusu olmamasını gerekçe gösterip talebi reddettiğini, ihtiyati tedbirin amacının Anayasanın 2. maddesinde yer alan “hukuk devleti” ilkesinin bir gereği olarak, bireylere etkin hukuki himaye sağlamak iken Yerel Mahkemenin bu amaca hizmet etmeyen usulsüz bir karar tesis edildiğini, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu 21.02.2014 Tarihli, 2013/1 Esas, 2014/1 Karar sayılı kanun hükmünde kararında;“Dava; Anayasanın 36 maddesi ile “hak arama” hürriyeti kapsamında herkese tanınmış, olan temel bir hukuki koruma ve korunma yöntemidir. Dava yönteminin yasalarla önceden belirlenmiş bir süreci vardır ve bu süreç de ayrıntılı bir incelemeyi gerektirir. Bu süreçlerin tamamlanması aşamasında, hakkın özünün zarar görmemesi için geçici hukuki korumalara hep ihtiyaç duyulmuş ve bu konudaki gereklilik gün geçtikte önem kazanmaktadır. Bazen geçici tedbir taleplerinin karşılanması, asıl yargılamanın önüne geçmektedir. Bu bağlamda gerek davadan önce gerekse dava sırasındaki geçici hukukî korumalar, kişilerin haklarının korunması bakımından ve özellikle hak arama hürriyetinin etkin olarak gerçekleşmesi bakımından hayati bir misyona sahiptir. Diğer bir ifadeyle, hukukî korunma talebini günümüzde, hak arama hürriyetinin en etkin bir “unsuru”, “enstrümanı” ya da “ayrılmaz bir parçası” olarak tanımlanabilir. Bir hukuk devletinde herhangi bir hakkın anayasalarla salt tanınmış olması yeterli olmayıp, bunun yanında devlete bu hakların etkin kullanılması ve kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması bakımından bir takım pozitif ödevler yüklenmiştir” şeklinde açıklama getirilerek ihtiyati tedbir müessesinin öneminin çok açık biçimde vurgulandığını beyan etmiştir.Hukuk devleti olmanın temelinin, bireylerin hak ve alacaklarını güvence altına almak, bunun gerçekleştirilmesi için de gerekli önlemleri alarak koşulları oluşturmak olduğunu, davalı firma tarafından mal varlığı değerleri elden çıkartıldıktan sonra müvekkil açısından ne işbu huzurdaki davayı açmanın ne de ikame edilen davanın kazanılmasının bir önemi kalmayacağını, zira tahsili mümkün olmayacak bir alacak için hukuksal süreç işletilmiş olacağını, bu sebeple salt dava konusu olmamaya dayalı ret gerekçesinin kabul edilemez olduğunu, öncelikle üstün tutulması gereken hak arama özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılması ve ileride telafisi mümkün olmayan zararların önüne geçmek adına ihtiyadi tedbir talebinin kabul edilmesi gerektiğini,Müvekkilin alacağının muaccel olup, yaklaşık ispat şartı mevcut olduğunu, HMK 390/f.3’te ihtiyati tedbir talep dilekçesinde bulunması gereken unsurlara yer verildiğini, Hükme göre; “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” şeklinde ifade bulunduğunu, Türk hukukunda ispat ölçüsü bakımından kural tam ispat iken geçici hukuki korumalar bakımından istisna bulunduğunu, 6100 sayılı HMK’nın 390. maddesinin 3. fıkrası, ihtiyati tedbir talep eden tarafın, “davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda” olduğunu hükme bağladığını, kanunun açık düzenlemesi gereği, kanun koyucu, ihtiyati tedbir talep eden tarafın haklılığının “yaklaşık ispat ölçüsü” ile ispatını aradığını, Yargıtay kararlarında da sıklıkla yer verilen yaklaşık ispat ölçütü; hâkimde bir olayın gerçekleştiğine kanaat sağlamak amacıyla yapılan ispat olarak nitelendirilebileceğini, ancak bu ispat ölçüsü tam bir kanaat niteliğinde olmayıp; hakikate yakın durumu gösterme şeklinde olduğunu, Huzurdaki davada ise davalı firma tarafından takip ve dava konusu olan faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmeyerek, faturanın kaynağı olan borç ilişkisi ile fatura içeriği kabul edildiğini, davalı yan icra takibine itirazında, takip dosyasına sunulan fatura ile ilgili herhangi bir açıklama getirmediğini ve ödeme belgesi de sunmadığını, ayrıca daha öncesinde müvekkilin hesabına yapmış olduğu ödeme ile ilgili bir açıklama da getirmediğini, tüm bunlar doğrultusunda davalı yanın müvekkile belirtilen faturalardan dolayı borçlu olduğunun sabit olduğunu, gerek müvekkilinin sunmuş olduğu hizmete yönelik taraflar arasında akdedilen Personel Taşımacılık Hizmet Sözleşmesi, gerekse itiraza uğramayan faturaların müvekkilin muaccel hale gelmiş bir alacağının varlığını ortaya koyar nitelikte olduğunu, Tüm bunlar doğrultusunda müvekkilin yaklaşık ispatının gerçekleşmiş olup, davalı firmanın mal kaçırması ihtimali karşısında müvekkilin telafisi zor zararlara uğrayacağının açık olduğunu, hak ve menfaat dengesi gözetildiği takdirde, yaklaşık ispatı gerçekleşmiş dava konusu hakkında bir tedbir kararı alınması ve şu anki hukuki durumun korunması usul, yasa ve yüksek mahkeme içtihatları göz önünde bulundurulduğu takdirde haklı ve elzem bir tedbir olduğunu, buna rağmen dava dilekçesindeki tüm açıklamalar ve sunulan delillere rağmen yerel mahkemece peşin olarak kesin bir ispat arar gibi ilk aşamada , ihtiyati tedbir talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu sebeple istinaf incelemesinde işbu usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılarak, doğacak hakların güvenceye kavuşturulması gerektiğini beyanla, istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/384 E. Sayılı dosyasının 27.05.2024 tarihli Ara Kararı ile verilen usul ve yasaya aykırı olarak verilmiş olan ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının kaldırılmasına ve yapılacak olan istinaf incelemesi neticesinde ivedilikle dava dilekçesindeki talep gibi ihtiyati tedbire karar verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin dava taraf üzerine yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; taraflar arasında akdedilen personel taşımacılık hizmet sözleşmesi kapsamında dava ve takip dayanağı faturalara konu hizmetin davacı tarafından davalı tarafa verilmesine rağmen fatura bedellerinin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talepli davada alacağın tahsilinin temini için ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebine ilişkin olup, Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. HMK'nın 389. maddesi uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı kanunun 390 maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Somut talepte; davacı vekili, taraflar arasında akdedilen personel taşımacılık hizmet sözleşmesi kapsamında dava ve takip dayanağı faturalara konu hizmetin davacı tarafından davalı tarafa verilmesine rağmen fatura bedellerinin ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, alacağın tahsilinin temini için davalı şirket adına kayıtlı menkul ve gayrimenkullerin devir ve temlinin önlenmesi için ihtiyati tedbir şerhi konulması talep edilmiştir. İş bu davanın konusu davacı tarafından davalıya verildiği iddia edilen taşımacılık hizmet bedelinin ödenmediği iddiası olup, para alacağıdır. HMK'nın 389 maddesi uyarınca ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verileceği açık olup, uyuşmazlık konusu olmayan davalının menkul ve gayrimenkullerine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesi yasal olarak mümkün olmayıp, Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetlidir. Açıklanan nedenlerle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme ara kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, ihtiyati tedbir talep eden davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 03/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülentaraflarınesastanreddine''Kaynaklanan)tarihİptaliözetiHizmetkararistinafreddinederecesebeplerininistanbuldeğerlendirilmesisavunmasınınsebepleriİtirazınmahkemesinin(TicariNiteliktekikararınınSözleşmesindenileridosyaiddianumarasımahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim