SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1462

Karar No

2024/1465

Karar Tarihi

26 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/1462 Esas

KARAR NO: 2024/1465 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2024/635 Esas (Derdest Dava Dosyası)

TARİH: 19/07/2024 (Ara Karar Tarihi)

TARİH: 26/07/2024 (Ara Karar Tarihi)

DAVA: Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)

KARAR TARİHİ: 26/09/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Davacı ile davalının dava dışı şirketlerde ortak olduklarını, ortaklardan birinin şirketi tek başına yönettiğini, asgari 5 yıl şirket genel kurulu yapılmadığını, son iki yılda kendi yarattığı olaylarla aldığı uzaklaştırma kararı ile diğer ortağı şirkete dahi sokmadığını, hiçbir yıl kar dağıtımı yapmadığını, kendi kararı ile kendisini 2041 yılına kadar müdür tayin ettiğini, bu durumların hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ortada ortaklık adına bir durumun bulunmadığını, davalının şirket kaynaklarını uhdesine aktardığını, bu nedenlerle davalıya tebligat yapılmaksızın azil kararının tedbiren ve acilen verilerek kayyım tayinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 25/07/2024 tarihli dilekçesi ile; dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. İle ... İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.’nde yerinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile; re'sen tayin edilecek muhasebe alanında uzman bilirkişiler tarafından şirketlerin muhasebe kayıtlarının ivedi bir şekilde on (10) yıl geriye dönük olarak incelenmesi ve şirketlerin mevcut aktif/ pasif varlıklarının resmi olarak tedbiren kayıt altına alınmasını, üzerinde müvekkili imzası taşıyan tüm dokümanların sahtecilik ihtimali incelenmek ve imzalarla ilgili sahtecilik iddiamıza ilişkin kanıtların yok edilmesi engellenmek üzere tedbir amaçlı mahkeme kasasına alınmasını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 19/07/2024 tarih ve 2024/635 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; "Geçici hukuki korumaların bir türü olan ihtiyati tedbirin şartları 6100 sayılı HMK'nun 389 uncu maddesinde düzenlenmiş olup, anılan düzenleme "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmünü haizdir.Anılan hükümde de açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında uygulanacak geçici bir hukuki korumadır. Başka bir ifade ile ihtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır.(m. 389/1). Kanun, burada "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde,hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması,hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle gelmesi,gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir.Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir.Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir.(Pekcanıtez,Hakan/Atalay,Oğuz/Özekes Muhammet; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011-Sh.715-717) (Yüksek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 24/04/2012 gün ve 2011/15388 esas,2012/6651 karar sayılı ilamında belirtildiği gibi) Mevcut durumda meydana gelebilecek değişmeyle kastedilen taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan şey ya da hak üzerindeki değişimlerdir. Uyuşmazlık konusunun dava sırasında el değiştirmesi veya çekişmeli şeyin telef olması ya da hasara uğraması bu duruma örnek teşkil edebilecektir. Bu hâllerde taraflardan biri davayı kazansa da ilk hâlde uyuşmazlık konusu başkasına devredildiğinden hakkını elde edemeyecek; diğer hâlde ise hakkına tam olarak ulaşamayacaktır. Yukarıda anılan madde uyarınca gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde de ihtiyati tedbir kararı alınabilecektir. Bu hallerde davanın açılmasından hüküm verilinceye kadar geçecek zaman zarfında daha ziyade bir düzenleme veya eda amaçlı ihtiyati tedbir kararı alınarak taraflardan biri (veya her iki taraf) için doğabilecek bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın engellenmesi amaçlanır.(Araş. Gör. Dr. Cengiz Serhat Konuralp (İÜHFM C. LXXI, S. 2, s. 225-274, 2013) http://dergipark.gov.tr/download/article-file/97835,Erişim Tarihi: 15/12/2016) İhtiyati tedbir talep eden, esasa ilişkin bir hakkın sahibi olmalıdır, yani zarar tehlikesi kanuna aykırı bir yöntemin, bir haksız fiilin sonucu olmalıdır. Talep sahibi, bir hakkının ihlâl edildiğini veya ihlâl edilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu da gerçeğe yakın şekilde ortaya koymalıdır. Her ihtiyati tedbir bir anlamda belli bir ivedilik gerektirir; diğer bir deyişle, talep sahibi, hakkını tehdit eden yakın bir tehlike nedeniyle ivedi bir koruma ihtiyacı içinde bulunmalıdır.İvedilik kavramı kendi içinde dereceler içerir ve olayın ve durumun özelliklerine göre değerlendirilir. Genel olarak denebilir ki, esas hakkında önyargı içermeyen geçici bir çözümün geciktirilmesinin taraflardan birinin menfaatlerini tehlikeye koyduğu her durumda ivedilik mevcuttur. İhtiyati tedbir, zorlukla telafi edilebilecek bir zararın meydana gelmesini önlemeye yöneliktir. Burada zarar maddi olabileceği gibi, manevi bir zarar da olabilir. Bu bağlamda, tedbirin hedeflenen amacı elde etmeye elverişli olması ve bu amacın gerçekleşmesi için gerekli olması, yani söz konusu amacı elde etmek için vazgeçilmez olması lazımdır; ayrıca tedbir amaçla orantılı olmalı, aynı amacı sağlayacak daha yumuşak tedbirler varsa, her zaman bunlar tercih edilmelidir.(Prof. Dr. Nur Centel’e Armağan / Selçuk Öztek) Somut olayda davacı vekili,davalı şirket müdürünün yetkisinin tedbiren kaldırılarak tedbiren kayyım atanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekli olup somut olayda mahkememizde bu yönde olumlu bir kanaat oluşmadığı, talep sahibi davacının, hakkını tehdit eden yakın bir tehlike nedeniyle ivedi bir koruma ihtiyacı içinde bulunmadığı,sermaye şirketleri kâr amacıyla bir araya gelmiş kişilerden oluşmuş tüzel varlıklar olup şirketin yönetim kurulunun oluşumu, işleyişi, görevden alınması öncelikle şirketin kendi iç yapısı içinde genel kurulda halledilmesi gereken konulardır. Yargı organları ancak yasanın öngördüğü hallerle sınırlı olarak (organ boşluğu gibi)şirkete kayyım atayabilirler.Somut olay bakımından bu durum gerçekleşmediği gibi ihtiyati tedbir kararı verebilmek için hâkimin somut sebep göstermesi ve ihtiyati tedbir kararının haklılığını ortaya koyacak delil değerlendirmesi yapması ve yaklaşık ispat ölçüsüne yaklaşması gerekli olup davacı vekili tarafından dosyaya sunulan delillerin somut delil kabul edilip haklılık konusunda yaklaşık ispat ölçüsü kriterine uymaması gözönüne alınarak davacı vekilinin şirkete kayyım atanması ve şirket müdürlerinin yetkisinin kaldırılmasına ilişkin tüm ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur."gerekçesi ile, "Davacı vekilinin tüm ihtiyati tedbir taleplerinin REDDİNE," karar verilmiş ve ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İlk Derece Mahkemesi 26/07/2024 tarih ve 2024/635 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; "Geçici hukuki korumaların bir türü olan ihtiyati tedbirin şartları 6100 sayılı HMK'nun 389 uncu maddesinde düzenlenmiş olup, anılan düzenleme "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmünü haizdir.Anılan hükümde de açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında uygulanacak geçici bir hukuki korumadır. Başka bir ifade ile ihtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır.(m. 389/1). Kanun, burada "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde,hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması,hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle gelmesi,gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir.Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir.Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir.(Pekcanıtez,Hakan/Atalay,Oğuz/Özekes Muhammet; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011-Sh.715-717) (Yüksek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 24/04/2012 gün ve 2011/15388 esas,2012/6651 karar sayılı ilamında belirtildiği gibi) Mevcut durumda meydana gelebilecek değişmeyle kastedilen taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan şey ya da hak üzerindeki değişimlerdir. Uyuşmazlık konusunun dava sırasında el değiştirmesi veya çekişmeli şeyin telef olması ya da hasara uğraması bu duruma örnek teşkil edebilecektir. Bu hâllerde taraflardan biri davayı kazansa da ilk hâlde uyuşmazlık konusu başkasına devredildiğinden hakkını elde edemeyecek; diğer hâlde ise hakkına tam olarak ulaşamayacaktır. Yukarıda anılan madde uyarınca gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde de ihtiyati tedbir kararı alınabilecektir. Bu hallerde davanın açılmasından hüküm verilinceye kadar geçecek zaman zarfında daha ziyade bir düzenleme veya eda amaçlı ihtiyati tedbir kararı alınarak taraflardan biri (veya her iki taraf) için doğabilecek bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın engellenmesi amaçlanır.(Araş. Gör. Dr. Cengiz Serhat Konuralp (İÜHFM C. LXXI, S. 2, s. 225-274, 2013) http://dergipark.gov.tr/download/article-file/97835,Erişim Tarihi: 15/12/2016) İhtiyati tedbir talep eden, esasa ilişkin bir hakkın sahibi olmalıdır, yani zarar tehlikesi kanuna aykırı bir yöntemin, bir haksız fiilin sonucu olmalıdır. Talep sahibi, bir hakkının ihlâl edildiğini veya ihlâl edilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu da gerçeğe yakın şekilde ortaya koymalıdır. Her ihtiyati tedbir bir anlamda belli bir ivedilik gerektirir; diğer bir deyişle, talep sahibi, hakkını tehdit eden yakın bir tehlike nedeniyle ivedi bir koruma ihtiyacı içinde bulunmalıdır.İvedilik kavramı kendi içinde dereceler içerir ve olayın ve durumun özelliklerine göre değerlendirilir. Genel olarak denebilir ki, esas hakkında önyargı içermeyen geçici bir çözümün geciktirilmesinin taraflardan birinin menfaatlerini tehlikeye koyduğu her durumda ivedilik mevcuttur. İhtiyati tedbir, zorlukla telafi edilebilecek bir zararın meydana gelmesini önlemeye yöneliktir. Burada zarar maddi olabileceği gibi, manevi bir zarar da olabilir. Bu bağlamda, tedbirin hedeflenen amacı elde etmeye elverişli olması ve bu amacın gerçekleşmesi için gerekli olması, yani söz konusu amacı elde etmek için vazgeçilmez olması lazımdır; ayrıca tedbir amaçla orantılı olmalı, aynı amacı sağlayacak daha yumuşak tedbirler varsa, her zaman bunlar tercih edilmelidir.(Prof. Dr. Nur Centel’e Armağan / Selçuk Öztek) Somut olayda davacı taraf, imzalarla ilgili sahtecilik iddialarına ilişkin kanıtların yok edilmesini engellemeye de yönelik olarak; tedbiren verilecek kararla her iki şirket merkezinde gerekirse zabıta iştirakiyle de olmak üzere tayin edilecek ehil bilirkişiler marifetiyle keşif icrasına, Şirket kayıtlarının geçmiş 10 yıldan itibaren tespit, inceleme ve tutanağa bağlanmasına, şirket kayıtları arasında yer alan müvekkiline ait imzalı tüm belgelerin ise uzmanlarınca incelenmek üzere Mahkeme kasasına alınmasına, tedbir talebinin aciliyeti ve mahiyeti nazara alınarak, karşı tarafa tebligat ifası sonraya bırakılmak suretiyle mahallen resen tayin edilecek ehil bilirkişiler marifetiyle ve zabıta iştirakiyle keşif icrasına karar verilmesini talep etmiş ise de, meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ya da tamamen imkânsız hale gelmesi halinden söz edilemeyeceği, bununla birlikte yaklaşık ispat koşulunun da oluşmadığı, sair taleplerin ise duruşmada değerlendirilmesinin gerektiği anlaşılmakla bu aşamada talebin reddine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, "Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebi ile keşif talebinin REDDİNE, " karar verilmiş ve ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekilinin 01/08/2024 tarihli istinaf dilekçesinde özetle, müvekkili ve Davalının iki kardeş olup, halen; ... Tic. Ltd. Şti., ve- ... İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. unvanlı şirketlerin 2 ortağı olduğunu, her iki şirket bakımından; Müvekkil ...’ın hisse oranının %49, Davalı ...’ın hisse oranının ise %51 olduğunu, Şirketlerin hukuken iki ortaklı olup, ortaklardan birinin şirketi tek başına yönettiğini, diğer ortağa bilgi verme bir yana, tam beş yıl Genel Kurul yapmadığının bizatihi kendi ikrarıyla ve kendi içlerinde dahi çelişen; “Beyoğlu ...Not. 09.04.2024 tarihli ve ... yev. no'lu” ve Bakırköy ...Not. 24.04.2024 tarihli ve ... yev. no'lu davalı yan ihtarları ile açıkça ortada olduğunu, davalının Bakırköy ...Not. 24.04.2024 tarihli ve ... yev. no'lu ihtarıyla müvekkilini genel kurula çağırırken; aynı zamanda kendisi hakkında Bakırköy 1.Aile Mahkemesi’nin 2024/1317 D. iş sayılı dosyası kapsamında verilmiş uzaklaştırma kararıyla yetinmeyip, konu kararın genel kurul davetindeki tarihi kapsayacak şekilde uzatılmasını da talep ettiğini, son iki yılda kendi yarattığı olaylarla aldığı uzaklaştırma kararıyla diğer ortağı şirkete dahi sokmadığını, davalının, müdürlük vasfının kendisine sağladığı yetkileri suistimal ederek, şirketin tüm kaynaklarını usulsüz işlemlerle lehine kullandığını ve transfer ettiğini, dahası davalının kendi kararıyla kendisini 2041 yılına kadar müdür tayin ettiğini, davalı ortağın şirketi tek başına idare ettiğini, iki ortak arasında ağır husumet bulunduğunun, dosyaya sunmuş oldukları deliller ile sübuta erdiğini, Ne hayatın olağan akışı ne de yasaların, ne de dürüstlük kuralının buna izin veremeyeceğini, gerçekte artık ortada bir ortaklık olmadığını; partnerlerden birinin tek başına ele geçirdiği görünümde bir yapı olduğunu, "tedbir" kararı için bundan daha elzem koşulların olamayacağını, Sürecin bu haliyle devamına izin vermenin, yasanın açıkça fiilen diğer ortağın mağduriyetini korumaması ve davalının da daha rahat ve dilediğince yasaya aykırı fiillerine devam etmesine izin verilmesi anlamına gelmekte olduğunu, Taraflarınca, davalının müdürlükten azli ile şirketlere tedbiren kayyım atanması talebi ile ikame edilen dava kapsamında; üstelik yukarıda yer verilen hususlar detaylı bir şekilde izah ve adeta teyit edilerek düzenlenen kararın sonucunda, mahkemece adeta gerekçenin aksine, 19/07/2024 tarihli hakkaniyete aykırı ara karar ile taleplerinin reddine karar verildiğini, kararda; "ihtiyati tedbir kararı verebilmek için hâkimin somut sebep göstermesi ve ihtiyati tedbir kararının haklılığını ortaya koyacak delil değerlendirmesi yapması ve yaklaşık ispat ölçüsüne yaklaşması gerekli olup" şeklindeki açık ibareye rağmen devamında ise dosyadaki açık deliller yanında yaşamın olağan akışında tedbir zorunlu olduğu halde; "davacı vekili tarafından dosyaya sunulan delillerin somut delil kabul edilip haklılık konusunda yaklaşık ispat ölçüsü kriterine uymaması gözönüne alınarak davacı vekilinin şirkete kayyım atanması ve şirket müdürlerinin yetkisinin kaldırılmasına ilişkin tüm ihtiyati tedbir taleplerinin reddine" yönelik ara karar tesis edilmesinin; mahkemece dosyaya sunulan delillerin tamamı ile yok sayıldığının açık göstergesi olduğunu, Ezcümle, istinaf konusu kararda dayanması gereken yasa, gerekçeler ve doktrin görüşleri son derece yeterli ve açık biçimde ifade edilmişken; bu gerekçelerle inanılmaz açıklıkta örtüşen olayın özel koşullarının ve sunulan kanıtların farklı ve soyut biçimde yorumlanmasının sadece hukuku, adalet ilkesini incitmekle kalmadığını, bu ağır ve açık tenakuzun kendileri için de şaşırtıcı olduğunu, Mahkemece; ara karar gerekçesinde; "hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartı" aranmaması gerektiği belirtilmiş ise de; ara kararın içeriğine bakıldığında tam bir ispat şartı arandığının açıkça görüldüğünü; yukarıda izah edilen nedenler ve dosyaya sunulan evraklar bir bütün olarak incelendiğinde tedbir kararının şartlarının mevcudiyetinin "yaklaşık" ispat kıstasının çok üzerinde bir açıklıkta ortaya konulduğunu, ancak bu hususlar ve delillerin kararın gerekçesinde dahi tartışılmadığını, Yine istinafa konu kararda yer verilen; "Talep sahibi, bir hakkının ihlâl edildiğini veya ihlâl edilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu da gerçeğe yakın şekilde ortaya koymalıdır." şeklindeki gerekçeye karşılık; müvekkili aleyhine üstelik hakkın kötüye kullanılması suretiyle tanzim edilen uzaklaştırma kararları neticesinde müvekkilinin ortağı bulunduğu şirkete adım dahi atamıyor oluşundan daha açık bir tehlike olamayacağını, Tüm bu açıklamaları ile; işbu davanın ikamesi ve dava dilekçesinin davalı yana tebliği ile; davalının süratle şirket kaynaklarını çeşitli yollarla uhdesine aktardığı bilinmekle usulsüz ve sahte imzalarla düzenlenen önceki yıllara ait kayıtların ortadan kaldırılması, davalarının haklılığını ispat eder bir kısım kayıtların tahrip edilmesi dahil her türlü zararlandırıcı faaliyetin daha da artacağı, koşulların oluşturduğu ihtimalden öte bir durum olduğundan, zararların artmaması ile ilgili olarak hiç değilse mevcut durumda değişiklik yaratılmaması adına müvekkilin ortağı bulunduğu şirketlere kayyım atanmasının zorunlu olduğunu, bu halde üstelik davalının işlem ve tasarruflarının sadece işlem ve kayda alınmış olacağını, bu suretle yasal hiçbir eyleminin kısıtlanmamış olacağını, Bu nedenle yapılacak istinaf incelemesi neticesinde; şimdilik davalının müdürlük vasfının kendisine tanıdığı hak ve yetkiler kaldırılarak; şirketlere kayyım atanması taleplerine uygun karar verilmesini talep ettiklerini, İleri sürerek, ilk derece mahkemesinin 19/07/2024 tarihli tedbir taleplerinin reddine ilişkin ara kararın istinaf taleplerine uygun olarak kaldırılmasına ve gecikmenin doğuracağı zararlardan, açık kanıtlar karşısında, devletin de sorumlu olacağı cihetle, tedbiren verilecek kararla şimdilik davalının müdürlük vasfının kendisine tanıdığı hak ve yetkiler kaldırılarak; şirketlere kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin 31/07/2024 tarihli istinaf dilekçesinde özetle, müvekkili ve Davalının iki kardeş olup, halen; ... Tic. Ltd. Şti., ve- ... San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. unvanlı şirketlerin 2 ortağı olduğunu, her iki şirket bakımından; Müvekkil ...’ın hisse oranının %49, Davalı ...’ın hisse oranının ise %51 olduğunu, Şirketlerin hukuken iki ortaklı olup, ortaklardan birinin şirketi tek başına yönettiğini, diğer ortağa bilgi verme bir yana, tam beş yıl Genel Kurul yapmadığının bizatihi kendi ikrarıyla ve kendi içlerinde dahi çelişen; “Beyoğlu ...Not. 09.04.2024 tarihli ve ... yev. no'lu” ve Bakırköy ...Not. 24.04.2024 tarihli ve ... yev. no'lu davalı yan ihtarları ile açıkça ortada olduğunu, davalının Bakırköy ...Not. 24.04.2024 tarihli ve ... yev. no'lu ihtarıyla müvekkilini genel kurula çağırırken; aynı zamanda kendisi hakkında Bakırköy 1.Aile Mahkemesi’nin 2024/1317 D. iş sayılı dosyası kapsamında verilmiş uzaklaştırma kararıyla yetinmeyip, konu kararın genel kurul davetindeki tarihi kapsayacak şekilde uzatılmasını da talep ettiğini, son iki yılda kendi yarattığı olaylarla aldığı uzaklaştırma kararıyla diğer ortağı şirkete dahi sokmadığını, davalının, müdürlük vasfının kendisine sağladığı yetkileri suistimal ederek, şirketin tüm kaynaklarını usulsüz işlemlerle lehine kullandığını ve transfer ettiğini, dahası davalının kendi kararıyla kendisini 2041 yılına kadar müdür tayin ettiğini, davalı ortağın şirketi tek başına idare ettiğini, iki ortak arasında ağır husumet bulunduğunun, dosyaya sunmuş oldukları deliller ile sübuta erdiğini, Ne hayatın olağan akışı ne de yasaların, ne de dürüstlük kuralının buna izin veremeyeceğini, gerçekte artık ortada bir ortaklık olmadığını; partnerlerden birinin tek başına ele geçirdiği görünümde bir yapı olduğunu, "tedbir" kararı için bundan daha elzem koşulların olamayacağını, Sürecin bu haliyle devamına izin vermenin, yasanın açıkça fiilen diğer ortağın mağduriyetini korumaması ve davalının da daha rahat ve dilediğince yasaya aykırı fiillerine devam etmesine izin verilmesi anlamına gelmekte olduğunu, Taraflarınca, davalının müdürlükten azli ile şirketlere tedbiren kayyım atanması talebi ile ikame edilen dava kapsamında; üstelik yukarıda yer verilen hususlar detaylı bir şekilde izah ve adeta teyit edilerek düzenlenen kararın sonucunda, mahkemece adeta gerekçenin aksine, 19/07/2024 tarihli hakkaniyete aykırı ara karar ile taleplerinin reddine karar verildiğini, Akabinde taraflarınca dosyaya sunulan 22.07.2024 tarihli dilekçe ile; yukarıdaki hatalı ret kararından dönülerek, "acilen ve şimdilik hiç değilse müdür yanına tedbir talebimize uygun olarak kayyım atanması" talep edilmiş ise de, 23/07/2024 tarihli ara karar ile ve yine yetersiz bir gerekçe ile taleplerinin reddedildiğini, müvekkilinin çaresiz ve korumasız kaldığını; 25/07/2024 tarihli dilekçeleri ile, dava dilekçesinde de izah ettikleri sahtecilik olgusuna ve mali kaynakların usulsüz transferine karşılık ispat araçlarının tahrip edilmemesi ve yok edilmemesi adına; " 1- ... Tic. Ltd. Şti., 2- ... Dış Tic. Ltd. Şti.’nde yerinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile; re'sen tayin edilecek muhasebe alanında uzman bilirkişiler tarafından şirketlerin muhasebe kayıtlarının ivedi bir şekilde on (10) yıl geriye dönük olarak incelenmesi ve şirketlerin mevcut aktif/ pasif varlıklarının resmi olarak tedbiren kayıt altına alınmasının, üzerinde müvekkili imzası taşıyan tüm dokümanların sahtecilik ihtimali incelenmek ve imzalarla ilgili sahtecilik iddiamıza ilişkin kanıtların yok edilmesi engellenmek üzere tedbir amaçlı mahkeme kasasına alınmasının" talep edildiğini, ancak nihayetinde işbu istinaf başvurularına konu; haksız ve yasaya aykırı 26.07.2024 tarihli ara karar ile yine delilleri kararda değerlendirilmeksizin eksik gerekçelerle taleplerinin reddine karar verildiğini, İstinaf konusu kararda dayanması gereken yasa, gerekçeler ve doktrin görüşleri son derece yeterli ve açık biçimde ifade edilmişken; bu gerekçelerle inanılmaz açıklıkta örtüşen olayın özel koşullarının ve sunulan kanıtların farklı ve soyut biçimde yorumlanmasının sadece hukuku, adalet ilkesini incitmekle kalmadığını, bu ağır ve açık tenakuzun kendileri için de şaşırtıcı olduğunu, İstinaf başvurularına konu 26/07/2024 tarihli ara kararda her ne kadar; "Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir.Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir.(Pekcanıtez,Hakan/Atalay,Oğuz/Özekes Muhammet; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011-Sh.715-717) (Yüksek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 24/04/2012 gün ve 2011/15388 esas,2012/6651 karar sayılı ilamında belirtildiği gibi) " şeklindeki gerekçeye yer verilmiş ise de olaylarında fazlasıyla açık ve somut kanıtların mevcut olup, işbu dilekçelerinin ilk sayfasında yer verdikleri somut olgular/ bilgi ve belgelerin yok sayıldığını, Mahkemece; ara karar gerekçesinde; "hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartı" aranmaması gerektiği belirtilmiş ise de; ara kararın içeriğine bakıldığında tam bir ispat şartı arandığının açıkça görülmekte olduğunu; kararın gerekçesinde yer verilen " yaklaşık ispat koşulunun da oluşmadığı," şeklindeki gerekçenin kati suretle gerçeği yansıtmadığını; yukarıda izah edilen nedenler ve dosyaya sunulan evraklar bir bütün olarak incelendiğinde tedbir kararının şartlarının mevcudiyetinin "yaklaşık" ispat kıstasının çok üzerinde bir açıklıkta ortaya konulduğunu, ancak bu hususların ve delillerinin kararın gerekçesinde dahi tartışılmadığını, Yine istinafa konu kararda yer verilen; "Talep sahibi, bir hakkının ihlâl edildiğini veya ihlâl edilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu da gerçeğe yakın şekilde ortaya koymalıdır." şeklindeki gerekçeye karşılık; müvekkili aleyhine üstelik hakkın kötüye kullanılması suretiyle tanzim edilen uzaklaştırma kararları neticesinde müvekkilinin ortağı bulunduğu şirkete adım dahi atamıyor oluşundan daha açık bir tehlike olamayacağını, ivedilik unsuru barındırdığı açık olan bu taleplerinin, "duruşmada değerlendirilmesinin gerektiği anlaşılmakla" şeklindeki gerekçe ile reddedilmesinin kendi içerisinde dahi büyük bir tezat oluşturmakta olduğunu, Tüm bu açıklamaları ile; İşbu davanın ikamesi ve dava dilekçesinin davalı yana tebliği ile; davalının süratle şirket kaynaklarını çeşitli yollarla uhdesine aktardığı bilinmekle usulsüz ve sahte imzalarla düzenlenen önceki yıllara ait kayıtların ortadan kaldırılması, davanın haklılığını ispat eder bir kısım kayıtların tahrip edilmesi dahil her türlü zararlandırıcı faaliyetin daha da artacağı koşulların oluşturduğu ihtimalden öte bir durum olduğundan, zararların artmaması ile ilgili olarak hiç değilse mevcut durumun acilen ve tedbiren tespitinin zorunlu olduğunu, Bu nedenle, şirketlerin mevcut varlıkları üzerinde acilen muhasebe incelemesi yapılması ve bahse konu aktif/ pasif varlıkların tedbiren kayıt ve tutanak altına alınması, müvekkili imzalı belgelerin kasaya alınmasının, asgari bir zorunlu tedbir olduğunu, tedbir kararının tüm koşulları fazlasıyla ve en açık biçimde dosyada görülürken, yerel mahkemenin 26.07.2024 tarihli ara kararı ile, aksine karar vermesinin ne denli hakkaniyete aykırı olduğunun yapılacak istinaf incelemesi ile açıkça ortaya çıkacağını; İleri sürerek, ilk derece mahkemesinin 26/07/2024 tarihli "Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebi ile keşif talebinin REDDİNE," dair ara kararın kaldırılmasına kaldırılmasına, gecikmenin doğuracağı zararlardan devlet de sorumlu olacağı cihetle, dosya içeriği ve kanıtlar açıkça tedbirin gerekliliğini ortaya koyduğundan, tedbiren verilecek kararla her iki şirket merkezinde gerekirse zabıta iştirakiyle de olmak üzere tayin edilecek ehil bilirkişiler marifetiyle keşif icrasına, şirket kayıtlarının geçmiş 10 yıldan itibaren tespit, inceleme ve tutanağa bağlanmasına ve nihayetinde; şirket kayıtları arasında yer alan müvekkiline ait imzalı tüm belgelerin ise uzmanlarca incelenmek üzere mahkeme kasasına alınmasına, karar verilmesi talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Davacı tarafından ayrı ayrı ileri sürülen talepler; limited şirket müdürünün haklı nedenle azli istemine yönelik davada; dava dışı ... Limited Şirketi ile ... Dış Ticaret Limited Şirketi müdürü olan davalının müdürlük yetkilerinin tedbiren kaldırılması ile şirkete tedbiren kayyım atanması talebi ile dava dışı şirketler nezdinde delil tespiti yapılması talebidir. Mahkemece 19/07/2024 tarihli karar ile tedbir isteminin, 26/07/2024 tarihli karar ile delil tespiti isteminin reddine karar verilmiştir. Davacı yan; kardeş olan tarafların dava dışı iki limited şirkette iki ortak olarak bulunduklarını, ortaklar arasında ağır husumet bulunduğunu, davalının beş yıl boyunca dava dışı şirketlerin genel kurul toplantılarını yapmadığını, kendisi hakkında Aile mahkemesi'nden uzaklaştırma kararı aldığını ve şirketlere girişini engellediğini, şirketlerin resmi ortağı olmayıp fiili ortağı olan diğer kardeşin hisselerini iade etmediğini, kendisinde bulunan emanet hisselerin devrine de engel olduğunu, genel kurul toplantısı tarihinde toplantıya katılmasını engellemek için uzaklaştırma kararının süresinin uzatılmasını talep ettiğini, şirket gelirlerini kendisine transfer ettiğini ileri sürerek davalının her iki şirket müdürlüğünden azlini, şirkete tedbiren kayyım atanmasını, şirket kayıtları üzerinde delil tespiti yapılmasını talep etmiştir. 6100 Sayılı HMK'nun 389/1 fıkrası uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Yine 6100 Sayılı HMK'nun 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Somut olayda davacı yanın, davalının dava dışı şirketlerin müdürlüğünden haklı nedenle azlini gerektirir koşulların oluştuğuna yönelik iddiasının esası bakımından yargılamanın bulunduğu aşama ve mevcut delil durumuna göre yaklaşık düzeyde ispat koşulunun oluşmadığı, değişen delil durumuna göre mahkemeden her zaman tedbir talep edilebileceği, mahkemece 19/07/2024 tarihli ara kararla davalının müdürlük yetkilerinin tedbiren kaldırılması ile şirkete tedbiren kayyım atanması taleplerinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış olup, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacının 19/07/2024 tarihli ara karara yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. 6100 Sayılı HMK'nun 341/1 fıkrası uyarınca ilk derece mahkemelerince verilen nihai kararlar ile İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararlarına, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulabilir. HMK'nun 400 ve devamı maddelerinde düzenlenen delil tespiti istemleri hakkında verilen kararlar, HMK'nun 341/1 fıkrası kapsamında yer alan kararlardan olmadığından, davacı vekilinin ilk derece mahkemesince verilen 26/07/2024 tarihli delil tespiti isteminin reddine yönelik kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 341 ve 352 maddeleri uyarınca usulden reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacının delil tespiti isteminin reddine yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 341 ve 352 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harçlarının istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/09/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürüleniühfmusuldentaraflarınesastantarihözetikararAtanması)istinafreddinederecesebeplerininistanbuldeğerlendirilmesisavunmasınınsebeplerimahkemesinin(TicariŞirketeKayyımKayyımlıkkararınınreddine"ileridosyaiddianumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim