Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2024/1402
2024/1464
26 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1402 Esas
KARAR NO: 2024/1464 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2024/389 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİH: 12/07/2024 (Ara Karar Tarihi)
DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 26/09/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile aralarında iş sözleşmesi bulunan davalı ... ve ... 'nın iş sözleşmelerinin sonlandırılmasının ardından müvekkili şirket ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren işbu davalı şirket ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. 'de çalışmaya başladıklarını, müvekkili şirketin tüm çalışma sistemini, şirketin üretim sürecini ve piyasaya sürdüğü ürünlerin formülleri ile şirketin know-how kapsamında sahip olduğu püf noktası niteliğindeki gizli bilgilerini diğer davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile paylaştıklarını, ve müvekkili şirketin müşteri portfoyünü tamamen bilen davalı eski müvekkili şirket çalışanları tek tek müvekkili şirketin müşterilerini arayarak teklif vermekte ve müşterileri kendilerine çekmeye çalışmakta olduğunu, davalılar tarafından aranılan müşterilerin müvekkili şirketi bilgilendirmesiyle müvekkili şirketin işbu durumdan haberi olduğunu, davalılar haksız rekabet yasağına aykırı hareket ederek müvekkili şirketin zarar etmesine neden olduğunu, ihtiyati tedbir mahiyetinde dava sonuçlanıncaya kadar, müşteri firmalara müvekkili şirketin sunduğu hizmetin aynısını haksız rekabete aykırı şekilde sunduğu ve haksız rekabet içerikli eylemlerine devam ettiği açıkça görüldüğünden davalı ... Sanayi Ve Ticaret A.Ş. faaliyetinin durdurulmasına, Mahkemece kabul edilmediği takdirde; müvekkili firmanın faaliyet alanına girilmemesi amacıyla ...Sanayi Ve Ticaret A.Ş. faaliyetinin sınırlandırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 12/07/2024 (Ara Karar Tarihi) 2024/389 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; "İhtiyati tedbire dayanak hususların işbu davada yargılama konusu olduğu, davadaki haklılık durumunun yargılama gerektirdiği, hali hazırda dosya kapsamı, delil durumu itibarıyla yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla ve değerlendirilmekle davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir."gerekçesi ile, '' Davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, ' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda müvekkili şirket ile aralarında sözleşme bulunan davalı ... ve ...'nın sözleşmelerinin sonlandırılmasının ardından müvekkili şirket ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren davalı şirket ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. 'de çalışmaya başladıklarını; bu bağlamda müvekkili şirketin tüm çalışma sistemini, şirketin üretim sürecini ve piyasaya sürdüğü ürünlerin formülleri ile şirketin know-how kapsamında sahip olduğu püf noktası niteliğindeki gizli bilgilerini diğer davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile paylaşdıklarını; müvekkili şirketin müşteri portfoyünü tamamen bilen davalı eski müvekkil şirket çalışanlarının tek tek müvekkili şirketin müşterilerini arayarak teklif vermekte ve müşterileri kendilerine çekmeye çalışmakta olduğunu, davalıların rekabet yasağına aykırı eylemleri nedeniyle müvekkilinin müşteri kaybettiğini, müvekkilin yaşadığı ekonomik kaybın büyük olup daha da büyümeye devam ettiğini, müvekkili şirketlerin Türkiye çapında saygınlığı olan ve müşterilerini belirli bir kesimden seçerek edinmiş firmalar olduklarını; hal böyleyken müvekkili şirkette çalışmış kişilerin işten ayrıldıktan sonra farklı bir firma ile çalışması için ayrıca aranmalarının müvekkili şirketin itibarını zedelediğini, müvekkili şirketin davalıların işbu haksız rekabeti ihlal eden davranışları nedeniyle ağır ekonomik kayıplar yaşadığını, ileride verilecek karar neticesinde müvekkilinin söz konusu zararını tazmini amacıyla sorunlar yaşayacağını ve telafi güç durumların meydana geleceğini, bu bağlamda davalıların haksız rekabet yasağına aykırı hareket ederek müvekkili şirket nezdinde oluşan zararın tazmini amacıyla açılan işbu davada verilen ihtiyati tedbir taleplerinin reddinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu; İhtiyati tedbir, daha önce doktrin ve uygulamada kabul edilmekte ve kullanılmakta olan ve 6100 sayılı Kanunun Onuncu Kısmının başlığı olarak Kanunda da yazılı hale gelen “geçici hukuki korumalar”ın bir türü olduğunu; kanun koyucunun ihtiyati tedbirin bir tanımını yapmadığını, ancak tanıma çok yaklaşır şekilde ihtiyati tedbirin varlık şartını, “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir” şeklinde düzenlediğini, mahkemece, ihtiyatî tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi gerekeceğini, ihtiyatî tedbirde asıl olanın ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkması olduğunu; bunların ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluşturduklarını, kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan hakime geniş bir takdir alanı bırakmışsa da; hakimin, kararını hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma gör verdiğini kararda belirtmesi gerektiğini, ayrıca verilecek ihtiyati tedbir kararının da uyuşmazlığın esasını çözümler nitelikte olmaması gerektiğini; bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını hakimin gözetmesinin gerekli ve zorunlu olduğunu, hakimin tarafından ihtiyati tedbir karar verilirken; tarafların söz konusu tedbir kararı nedeniyle uğrayacağı zarar ve menfaat dengesinin gözetilerek hangi tarafın daha fazla zarara uğrayacağından bahisle geniş bir araştırma yaparak bir karar vermesi gerektiğini (Yargıtay 21 Hukuk Dairesi'nin 2016/7957 Esas , 2016/8366 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 'nin 2015/41194 Esas, 2015/23781 Karar sayılı ilamı) Yerel mahkeme tarafından ihtiyati tedbir kararı verilmesinin yargılamayı gerektirdiğinden bahisle tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu; ihtiyati tedbir için yaklaşık ispat kuralı geçerli olup hukuka ve hakkaniyete aykırı işbu kararın mahkemece kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, HMK'nun 390 maddesinin ihtiyati tedbir için yaklaşık ispat koşulunu aradığını, yaklaşık ispatta hâkimin, ispat edilmek istenen olayı muhtemel görmesi gerektiğini; diğer bir ifadeyle, iddia edilen olayın doğru olma ihtimalinin, doğru olmama ihtimaline göre ağır basması gerektiğini, Yargıtay'ın, 6100 sayılı HMK’nın 390. maddesinin 3. fıkrası ile pozitif düzenlemeye kavuşturulan madde metnini hemen hemen tüm kararlarında tekraren belirttiğini; ihtiyati tedbir talep eden tarafın, “davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda” olduğunu kararlarında önemle vurguladığını, bazı durumlarda tam ispat yerine, hakikate yakın gösterme (inanılır kılma) şeklinde bir ispat söz konusu olduğunu; bu halde, talepte hakkı olma ihtimalinin bulunması yeterli kabul edilmekte olduğunu, yaklaşık ispatın en çok uygulama alanı bulduğu alanlardan birinin de, üst ifade ile geçici hukuki himayenin tedbirleri olduğunu; bu nedenle geçici hukuki himaye kavramı ile yaklaşık ispat arasında doğrudan yakınlığın önemle incelenmesi gerektiğini; yaklaşık ispatın, geçici hukuki himayenin alt türü olan ihtiyati tedbir kararlarında olduğu gibi, hâkimin çoğu kez acele karar vermesi gereken haller ile delil gösterilmesinin oldukça zor olduğu ve bu sebeple de kesin ispatın beklenemeyeceği hallerde dikkate alınan ispat ölçüsü olduğunu, yerel mahkeme tarafından yaklaşık ispat kuralı şartlarının oluştuğu hususu dikkate alınmadan red kararı verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu; müvekkili şirketler tarafından zararın oluştuğu yaklaşık olarak ispat edilen işbu davada verilen ihtiyati tedbir red kararının kaldırılması gerektiğini( Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2013/3708 Esas, 2013/4084 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2019/2981 Esas , 2019/4812 Karar sayılı ilamı) Mahkeme tarafından tedbir talebinin reddi kararının hangi dayanaklar baz alınarak verildiğinin gerekçelendirilmemiş olup eksik ve yetersiz inceleme ile hüküm tesis edildiğini, HMK'nun 391/3 fıkrası uyarınca, ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının gerekçeli olarak verilmesi gerektiğini, ara kararda dosyaya sunulan delillerin değerlendirildiğine ilişkin hiçbir açıklama yapılmamış olup eksik ve yetersiz inceleme ile hüküm tesis edildiğini, gerekçeli karar hakkının, dava taraflarının haklarında verilen kararı bilme isteğine mahkemenin eksiksiz ve zamanında açıklama getirmesi anlamına gelmekte olduğunu; mahkeme tarafından verilen tüm kararların gerekçeli olmasının şart olduğunu; hakimin yargılama faaliyetinin başından sonuna kadar zihninde gelişen tüm iddiaların, önermelerin neticesinin gerekçe olduğunu, Anayasa'nın 141 maddesi uyarınca kararların gerekçeli olmasının zorunlu olduğunu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 maddesi uyarınca herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğunu, gerekçeli karar hakkının da bu kapsamda olduğunu, (AYM Kararı, NK Başvurusu, BN:2013/2767, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2013/5810 Esas , 2013/7949 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2012/4060 Esas, 2012/5172 Karar sayılı ilamı,) İhtiyati tedbir kararı verilmesi için yaklaşık ispat yeterli olup işbu hususta eksik bilgi ve belgelerin bulunması halinde hakim tarafından işbu eksikliğin giderilmesi taraflarından istenebilecek iken hatalı değerlendirmeler ile taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, HMK m. 31’de hâkimin davayı aydınlatma ödevinin düzenlendiğini; bu hükmün getirilme amacı, tarafların sunmuş oldukları dava malzemelerinde eksiklerin, belirsizliklerin veya şüpheye yer vermesi nedeniyle hâkimin doğru hükme ulaşmasındaki engellerin önlenmesi olduğunu; aydınlatma yükümlülüğü sayesinde hâkimin, taraflara yönelteceği uygun sorunlarla belirsizlikleri ortadan kaldırma imkânı bulabileceğini ve bu sayede yargılamaya yön verebileceğini; eğer ki hâkim uyuşmazlığın aydınlatılması için mecburi durumların oluştuğunun kanaatine varır ise taraflara maddi ve hukuki açıdan muğlak ve net olmayan hususlar hakkında açıklama yapabileceğini, soru sorabileceğini, delil sunulmasını isteyebileceğini; hâkimin, taraf iddiaları çerçevesinde ve silahların eşitliği ilkesini göz önünde tutarak aydınlatma ödevini yerine getireceğini, bu nedenle mahkeme tarafından hiç bir araştırma yapılmadan verilen kararın taraflarınca kabulü mümkün olmayıp mahkemece işbu kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2012/18476 Esas , 2013/616 Karar sayılı ilamı,) İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen ve re’sen gözetilecek sebeplerle, ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir taleplerinin reddi ara kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı eski çalışanları ile davalı şirketin, davacı şirkete yönelik eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile bundan doğan zararın tespit ve tahsili istemlerine ilişkin olup; davacı şirket tarfaından, davalı şirket faaliyetinin tedbiren durdurulmasına, bu kabul edilmediği takdirde, davacı şirketin faaliyet alanına girilmemesi amacıyla davalı şirketin faaliyetinin tedbiren sınırlandırılmasına karar verilmesi talep edilmiş, mahkemece tedbir istemlerinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. HMK'nun 389/1 fıkrası uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nun 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Somut uyuşmazlıkta davacının; iş sözleşmeleri sona eren eski çalışanları davalı ... ve ..., davacı ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren davalı şirkette çalışmaya başladıktan sonra, davacı şirketin çalışma sistemini, üretim sürecini ve piyasaya sürdüğü ürünlerin formülleri ile şirketin know-how kapsamında sahip olduğu püf noktası niteliğindeki gizli bilgilerini ve müşteri portföyünü davalı şirket ile paylaştıkları, davacı şirketin müşterilerini tek tek arayarak teklif verdikleri, böylece davacının müşteri kaybına ve maddi zarara uğradığı, davalıların eylemlerinin rekabet yasağına aykırılık ve haksız rekabet teşkil ettiği, bu eylemlerin halen devam ettiği yönündeki iddialarının esası bakımından, mevcut delil durumuna göre ve dosyanın bulunduğu aşama itibariyle yaklaşık düzeyde ispat koşulunun oluşmadığı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, gerekçesinde bu hususa işaret eden mahkemece tedbir isteminin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da mevcut olmadığı anlaşılmış olup, davacıların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/09/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15