Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2024/1392
2024/1463
26 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1392 Esas
KARAR NO: 2024/1463 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2024/472 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİH: 01/07/2024 (Ara Karar Tarihi)
DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 26/09/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalıların, ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketini zarara uğrattığının sabit olduğunu, yargılama sonucunda tespit edilecek zararın yüksek olabileceğini, davalıların borcunu ödeme gayesinin bulunmadığını, mal kaçırmasının mümkün olduğunu, şirketin zararını tanzim edebilmesi adına davalıların yedindeki menkul, gayrimenkul mallar ile tüm bankalardaki hesaplarına ve üçüncü kişilerdeki malları ve diğer hak ve alacaklarına İİK 257 maddesi uyarınca ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir talebinde bulunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 01/07/2024 (Ara Karar Tarihi) 2024/472 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; "İcra ve İflâs Kanunu'nun 257’nci maddesinin 1’nci fıkrası uyarınca “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hükme göre, bir para alacağının vadesinin gelmesi hâlinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. İcra ve İflâs Kanunu'nun 258’inci maddenin 1’nci fıkrası uyarınca, “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur….” Bu hükme göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiği veya alacağının vadesi gelmemişse, İİK’nın 257/II hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır. Daha açık bir anlatımla sadece alacağın varlığı, ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli veya tek şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de özellikle hukukî bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir.(Yüksek Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 12/06/2008 gün ve 2008/4717 esas,2008/6504 karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi) 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 389/1 maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nun 390/3 maddesine göre tedbir talebi eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak yasal delillerle ispat etmek zorundadır.Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunu kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimali de nazara alınmalıdır. Geçici hukuki koruma kararlarından olan ihtiyati tedbir kararı asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte olmamalı ve de tarafların çıkar dengesi ve ihtiyati tedbirin amacının gözetilmesi gerekmektedir. Tüm dosya kapsamında yapılan inceleme sonucunda; Mahkemeye açılan bu dava niteliği ile ihtiyati tedbir kararların icrasının durdurulmasına yönelik verilebileceği ihtiyati tedbir kararı ancak dava konusu teşkil eden hususlarda verilebileceği davacının iddiası alacağın varlığı yargılama sonucu haklılığı ispat olmaya muhtaç olup bu aşamada davacının davasını yaklaşık olarak ispat ettiği kanaatine varılmadığından davacının ihtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir."gerekçesi ile, ''Davacı tarafın yerinde görülmeyen ihtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin kararın hukuka aykırı olup, kaldırılması gerektiğini, ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi!nin uğradığı zarar ispat edilmiş olduğundan ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkin şartların oluştuğunu, dava konusu dosya ile dava dışı şirketin uğradığı zararın şirket yönetim kurulu üyelerinden ve Şirket’in bağımsız denetimini üstlenmiş olan bağımsız denetim şirketinden tahsilinin talep edildiğini, söz konusu zarar miktarının yüksek olması ve davalıların mal kaçırma riskinin bulunması nedeniyle davalıların yedindeki menkul, gayrimenkul mallar ile tüm bankalardaki hesaplarına ve üçüncü kişilerdeki malları ile diğer hak ve alacaklarına ihtiyati haciz kararı uygulanması talebinde bulunulduğunu, dava konusu yapılan Şirket zararının mahkeme kararı neticesinde hazırlanan denetim raporu ile hazırlanmış olduğunu, TTK madde 392 uyarınca ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’ne karşı bilgi alma talepli dava ikame edildiğini; söz konusu davanın Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2023/518 esas sayılı dosya ile görüldüğünü ve bilgi alma taleplerinin kabulü ile 2021-2022 ve 2023 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi konusunda yetki verildiğini, bilgi alma talebinin kabulü yönünde verilen karara istinaden verilen 08/02/2024 tarihli ek karar ile gerekçeli kararın infazı için YMM ...'ın yetkilendirildiğini, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/518 esas sayılı dosyada verilen gerekçeli kararın, İstanbul ... İcra Müdürlüğü dosyası ile icraya koyulduğunu ve Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/518 esas sayılı dosyada verilen ara karar ile yetkilendirilmiş olan YMM ... tarafından icra edildiğini, mahkeme tarafından yetkilendirilen YMM tarafından hazırlanmış olan 24/03/2024 Tarihli Özel Amaçlı Denetim ve Değerlendirme Raporunun delil vasfını haiz olduğu sabit olup söz konusu rapor ile tespit edilen şirket zararları açısından ispat şartının yerine getirilmiş olduğunu; bu doğrultuda rapor ile tespit edilmiş olan zararlar açısından ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkin şartların oluştuğunu, yerel mahkeme tarafından verilen ret kararının hukuka aykırı olduğunu, TTK Madde 408 uyarınca genel kurul yetkisinde kalan önemli miktarda şirket malvarlığının, genel kurul kararı alınmaksızın satılması nedeniyle şirketin zarara uğradığını, şirketin, genel kurul yetkisinde kalan önemli miktarda malvarlığının genel kurul kararı olmaksızın satılmış olduğu ispat edilmiş olup söz konusu hukuka aykırı işlemler nedeniyle şirketin zarara uğradığının ve dava konusu alacağın ihtiyati haciz kararı verilmesini gerektirir şekilde ispat edildiğinin kabulü gerekmekte olduğunu, ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin fabrikasının kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu edilmesi ile üretim faaliyetleri sona ermiş olup Şirket malvarlığının önemli bir kısmını söz konusu sözleşme uyarınca iktisap ettiği taşınmazların oluşturduğunu; bu taşınmazlardan 47 tanesinin genel kurul kararı olmaksızın dava dışı ... Gayrimenkul’e satıldığını, şirket malvarlığının 24/03/2024 Tarihli Özel Amaçlı Denetim ve Değerlendirme Raporunda, Şirket ticari defterleri üzerinden yapılan inceleme uyarınca listelendiğini; ilgili rapor doğrultusunda satışı yapılan taşınmazların önemli miktarda şirket malvarlığı oluşturduğunun kabulü gerektiğini, bu satışların genel kurul kararı olmaksızın yapılmış olmasının TTK madde 408 uyarınca tek başına hukuka aykırılık oluşturduğunu ve söz konusu işlemi tesis eden yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu gerektirdiğini, ayrıca söz konusu işlemlerin rayiç bedellerin altında gerçekleştirilmiş olması nedeniyle de yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğu bulunmakta olduğunu, Satışı gerçekleştirilen taşınmazların gerçek değerlerinin bilirkişi incelemesi neticesinde belirlenebilecek olması nedeniyle bu aşamada söz konusu satışlar uyarınca Şirketin uğradığı zararın miktar olarak belirlenemediğini, ancak Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2023/518 esas sayılı dosyada görevlendirilen YMM ... tarafından rapor hazırlanması için talep edilen, taşınmaz satışlarına ilişkin bilgi ve belgelerin, gayrimenkul değerleme raporları ve emsal fiyat çalışmalarının YMM ile paylaşılmamış olmasının söz konusu satışların hukuka aykırı şekilde gerçekleştirildiği konusunda gereken ispat şartını sağlamakta olduğunu; söz konusu bilgilerin ticari sır kapsamında kalmadığı sabit olup mahkeme kararına rağmen söz konusu bilgilerin verilmemiş olmasının satış bedellerinin hukuka aykırı şekilde belirlenmiş olduğunu göstermekte olduğunu, ... gayrimenkule ödenmiş olan emlak komisyon yönetim kurulu tarafından hukuka aykırı işlem yapıldığını ortaya koymakta olduğundan şirketin uğradığı zararın yaklaşık ispat şartları uyarınca ispat edilmiş olduğunu, 24.03.2024 Tarihli Özel Amaçlı Denetim ve Değerlendirme Raporu ile ... Gayrimenkul Yatırım Anonim Şirketi’ne emlak komisyon ödemesi adı altında ödeme yapıldığının tespit edildiğini ancak şirket tarafından alınan bir emlakçılık hizmeti bulunmadığını, şirket ile ... Gayrimenkul arasında ticari defterlere işlenen tek hukuki ilişkinin yukarıda açıklanmış olan taşınmaz satışları olduğunu; şirkete ait taşınmazların ... Gayrimenkul’e satılmasının emlak komisyonu ödemesini gerektirmediğini; bu durumun yapılan satışların gerçek satışlar olmadığı, düşük bedeller üzerinden satış gösterilerek taşınmaz satışından elde edilen karın ... Gayrimenkul üzerinde bırakıldığı ve yönetim kurulu üyelerinin bu şekilde haksız kazanç elde ettiği yönündeki iddialarını desteklemekte olduğunu, Örtülü kazanç sermaye aktarımı yapıldığı iddiaları yaklaşık ispat şartını sağlar şekilde ortaya koyulmuş olduğundan ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini ancak bir an için söz konusu iddialarının, bu aşamada ihtiyati haciz kararı verilmesi açısından gereken şekilde ispat edilemediği kabul edilse dahi bu durumda da alınan bir emlakçılık hizmeti olmaksızın emlak komisyonu ödenmesi suretiyle şirketin zarara uğratılmış olduğunun sabit hale geldiğini, söz konusu zararın miktarının ancak yargılama sonucunda kesin şekilde ortaya koyulacaksa da söz konusu zararın varlığı ispat edilmiş olduğundan ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini, Şirket ortağı yönetim kurulu üyelerine ait cari hesaplarda hukuka aykırı düzeltme işlemleri yapıldığını ve şirket alacakları azaltılmak suretiyle şirket zarara uğratıldığını, şirketin zarara uğramasına neden olan diğer hukuka aykırı işlemin davalı Şirket ortaklarının Şirkete olan borçlarının azaltılması olduğunu; söz konusu hukuka aykırı işlemler neticesinde Şirketin uğradığı zarar kesin şekilde tespit edilmemişse de zararın varlığının ispat edildiğini, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2023/518 esas sayılı dosya ile görevlendirilen yeminli mali müşavir tarafından mahkeme kararına istinaden hazırlanan raporda yer alan tespitlerin yaklaşık ispat açısından yeterli olduğunu, rapor ile davalı pay sahibi yönetim kurulu üyesi ...’a ait cari hesapta toplam 5.400.000,00 TL tutarında düzeltme yapılarak borcun azaltıldığının tespit edildiğini; davalı pay sahibi yönetim kurulu üyesi ...’a ait cari hesapta ise 3.150.000,00 TL’lik düzeltme işlemi yapılarak borcun azaltıldığının tespit edildiğini, ortakların cari hesabında hukuka aykırı işlemler yapılarak Şirket alacaklarının azaltılmış olduğu ve bu yolla Şirketin zarara uğratıldığı sabit olup ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini, 7440 Sayılı Kanun uyarınca kasa bakiyesinde 14.033.820,85-TL azaltma yapılmış olmasıın şirketin zarara uğratıldığının ispatı için yeterli olduğunu, söz konusu işlem, şirketin vergisel sorumluluğu açısından sonuç doğurmakta olup yönetim kurulu üyelerinin söz konusu tutara ilişkin sorumluluğunu sona erdirmediğini; söz konusu tutarın karşılığı gösterilemeyecek şekilde harcandığını ve düzeltme işlemi yapılarak söz konusu karşılıksız harcamaların muhasebeleştirildiğini, azaltma işlemi yapılan miktar düşük bir miktar olmayıp söz konusu açığın muhasebesel hata ile açıklanmasının mümkün olmadığını; şirketin herhangi bir faaliyette bulunmuyor olması karşısında ilgili tutarın Şirket işlerinde kullanılmadığının da sabit olduğunu; şirketin çalışan sayısının yönetim kurulu üyeleri ile birlikte 6 kişi olduğunu; kasa mevcudunda söz konusu tutarda bir azalma bulunmasının dava konusu yapılan Şirket zararının ispatı açısından yeterli olduğunu, Kasa affından ve ortaklar cari hesabında yapılan düzeltmeler nedeniyle vergi affından yararlanıldığının 24.03.2024 Tarihli Özel Amaçlı Denetim ve Değerlendirme Raporu ile ispat edilmiş olmasının yanı sıra davalılar tarafından İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/109 Esas sayılı dosyaya sunulmuş olan 15/05/2024 tarihli dilekçe ile de kabul edilmiş olması karşısında zararın ispat edildiğini, davalı beyanları ile sabit olduğu üzere kasa mevcudunda ve ortaklar cari hesabında azaltma işlemi yapıldığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmamakta olduğunu; şirketin faaliyet göstermiyor olması nedeniyle yönetim kurulu üyeleri tarafından hukuka aykırı işlem yapılması dışında herhangi bir nedenle şirketin zarara uğramayacağı ve kasa mevcudunda bu miktarda açık oluşmasının muhasebe hatasından kaynaklanmayacağı sabit olduğundan şirket zararının ispat edildiğinin kabulü gerekmekte olduğunu, Yukarıda açıklanan hukuka aykırı eylemler neticesinde Şirket’in zarara uğradığı sabit olmakla, şirkete ait 33 taşınmazın satışının yapılmış olduğu 2021 yılında kar dağıtımı yapılmamış olmasının da ayrıca şirketin zarara uğratıldığını ortaya koymakta olduğunu; 2021 ve 2022 mali yıllarına ilişkin genel kurul toplantısının 28.11.2023 tarihinde yapılmış olup 2021 ve 2022 mali yıllarına ilişkin karın dağıtılmamasına ve dağıtılmayan karlara aktarılmasına karar verildiğini; söz konusu şirketin herhangi bir faaliyet göstermemekte olup bu kararın tek başına hukuka aykırılık oluşturmakta olduğunu; şirketin faaliyet göstermiyor olması nedeniyle söz konusu dağıtılmayan karın şirket aktifinde yer alması gerektiğini ancak ilgili tutarın Şirket aktifinde yer almamakta olduğunu; 2023 mali yılına ilişkin 08/05/2024 tarihli Genel Kurulda ise Şirketin karı bulunmaması nedeniyle kar dağıtılmamasına karar verildiğini; toplam 47 adet Şirket taşınmazı satışı gerçekleştirilmişken Şirket’in kar dağıtmamış olmasının ve gelinen noktada söz konusu karın Şirket aktifinde yer almıyor olmasının oluşan zararın ispatı için yeterli olduğunu, Dava neticesinde, şirket zararının tazmin edilebilmesi adına, davalılar aleyhine davalıların yedindeki menkul, gayrimenkul mallar ile tüm bankalardaki hesaplarına ve üçüncü kişilerdeki malları ile diğer hak ve alacaklarına İİK 257. maddesi uyarınca teminatsız olarak ihtiyati haciz konulması şartlarının oluşmuş olduğu sabit olduğunu, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah olunan ve mahkemece re’sen gözetilecek nedenlerle, ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin reddi kararın kaldırılmasına, İİK 257. maddesi uyarınca talep edilen ihtiyati haciz taleblerinin kabulü ile teminatsız şekilde davalıların yedindeki menkul, gayrimenkul mallar ile tüm bankalardaki hesaplarına ve üçüncü kişilerdeki malları ile diğer hak ve alacaklarına İİK 257. maddesi uyarınca teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasına, bu talebin kabul görmemesi durumunda makul bir teminat karşılığında, davalıların yedindeki menkul, gayrimenkul mallar ile tüm bankalardaki hesaplarına ve üçüncü kişilerdeki malları ile diğer hak ve alacaklarına olarak ihtiyati haciz konulmasına, karar verilmesi talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; pay sahibi tarafından ileri sürülen şirket yöneticileri ve denetçisinin sorumluluğu nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup, davacı yanın davalıların malvarlıkları üzerine ihtiyati haciz konulması talebi mahkemece reddedilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı yan; davalı şirket yöneticilerinin, şirkete ait önemli sayıda taşınması genel kurul kararı olmaksızın usulsüz şekilde ve rayiç bedel altında satıldığını, şirket taşınmazlarının dava dışı bir şirkete muvazaalı olarak satıldığını ve örtülü kar aktarımı yapıldığını, ortaklara borçlar hesabının usulsüz şekilde azaltıldığını, şirket kasa bakiyesinin vergisel yükümlülüklerden kurtulmak amacıyla önemli ölçüde azaltıldığını, şirketin tutarı net olarak belli olmasa da hukuki sorumluluk gerektirecek şekilde zarara uğratıldığının, bilgi alma hakkının kullanılması amacıyla Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açılan davada mahkemece görevlendirilen YMM tarafından düzenlenen rapor ile sabit olduğunu ileri sürerek açtığı belirsiz alacak davasında; şirket zararın tespiti ile davalılardan tahsil edilerek şirkete ödenmesini talep etmiş, ayrıca davalıların malvarlıkları üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir. İİK'nun 257/1 fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nun 258 maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. Somut olayda; davacının ortağı olduğu dava dışı şirketin davalıların sorumluluğunu gerektirecek şekilde zarara uğratıldığına yönelik iddiaları ile şirketin muaccel ve rehinle temin edilmemiş tazminat alacağının varlığı ve miktarı bakımından, davanın bulunduğu aşama ve mevcut delil durumuna göre yaklaşık düzeyde ispat koşulu sağlanamamış olup, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, mahkemece benzer gerekçe ile ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediği anlaşılmakla, davacı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından fazla yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harcı ve istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/09/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15