SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1335

Karar No

2024/1461

Karar Tarihi

26 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/1335 Esas

KARAR NO: 2024/1461 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2024/343 Esas (Derdest Dava Dosyası)

TARİH: 08/07/2024 (Ara Karar Tarihi)

DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

KARAR TARİHİ: 26/09/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 23/01/2024 tarihinde yapılan 2020, 2021, 2022 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan 2-3-4-6 numaralı kararların iptaline ve hükümsüzlüğünün tespitine, 02/12/2023 tarihli 2020,2021 ve 2022 yılı Genel Kurul Toplantısında alınan 4 ve 6 numaralı kararların yürütmesinin durdurulmasına ve yönetim kurulu üyelerinin TTK'nın 395. Ve 396.maddelerinde yer alan izinlerin yargılama süresince kaldırılmasına, HMK madde 389 ve TTK madde 449 uyarınca ihtiyati tedbir olarak şirkete yönetim kayyumu atanmasına mahkeme aksi kanaatte ise yönetim kurulunun her türlü iş ve işlemini denetlemek için şirkete denetim kayyumu atanmasına karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 08/07/2024 (Ara Karar Tarihi) 2024/343 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; "Talep, TTK'nın 449. Maddesi uyarınca, genel kurul kararlarının iptali istemli davada, genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılması istemine ilişkindir. TTK'nun 449. Maddesinde "Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir." hükmünü içermektedir. Davalı şirket yönetim kurulu üyeleri ..., ..., ... ... vekili tarafından sunulan 13/06/2024 tarihli beyan dilekçesi ekinde yer alan dilekçelerde özetle; ... Anonim Şirketinin 2020, 2021, 2022 yıllarına ait Olağan Genel Kurul Toplantısının 23/01/2024 tarihinde saat 13:00 da şirket merkez adresi olan ..., ... Sitesi ... Sk. No: .. Güngören/İstanbul adresinde İstanbul Ticaret İl Müdürlüğünün 22/01/2024 tarih ve ... sayılı yazısı ile görevlendirilen bakanlık temsilcisi gözetiminde yapıldığını, yönetim kurulunun aktif olarak şirket işleyişinde görev aldığını, .. şirketinde bir organ eksikliği söz konusu olmadığını, yürütmenin durdurulması kararı verilmesinin ... şirketinin ticari iş ve işlemlerine itibarına zarar vermesi tehlikesinin bulunduğunu, toplantıda alınan karaların bakanlık temsilcisi gözetiminde kanuna uygun olarak alındığını, yönetim kurulu görevlerini yerine getirdiğinden ve organ eksikliği de bulunmadığından yürütmenin durdurulması kararının verilmesinin ... şirketinin zararına sebebiyet vereceğini, bu nedenle yürütmenin durdurulması talebinin reddine karar verilmesini istemişlerdir. TTK'nın 449. Maddesinde hangi hallerde bu geçici hukuki koruma kararının verileceği özel olarak düzenlenmediğinden, tamamlayıcı yorum kuralı olarak HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlerinden yararlanılabilir. HMK'nın 389. Maddesi uyarınca, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklindedir. Aynı yasanın 390/3 maddesi, "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." düzenlemesini içermektedir. Bunun yanında TTK 449. Maddesi hükmü ile mahkemeye taraflar arasındaki hukuki menfaat dengesi gözetilerek tedbir konusunda takdir hakkı tanınmıştır. Asıl olan tüzel kişiliğin seçilmiş yöneticiler tarafından şirketin ana sözleşmesi ve ticari hayatın gereklerine göre yönetilmesidir. Herhangi bir organ boşluğunda bulunmadığı anlaşılmakla ve ileride doğması muhtemel telafisi imkansız zararların olacağı hususunda delil değerlendirmesi yapılması ve yaklaşık ispat ölçüsü ve yaklaşılması gerekli olup bu kritere uymadığından davacı vekilinin kararların yürütmesinin durdurulması talebinin, TTK'nın 395. Ve 396.maddelerinde yer alan izinlerin yargılama süresince kaldırılması talebinin ve şirkete yönetim kayyımı, denetim kayyımı atanması taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, ''Davacı vekilinin 02/12/2023 tarihli 2020,2021 ve 2022 yılı Genel Kurul Toplantısında alınan 4 ve 6 numaralı kararların yürütmesinin durdurulmasına ve yönetim kurulu üyelerinin TTK'nın 395. Ve 396.maddelerinde yer alan izinlerin yargılama süresince kaldırılmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, Davacı vekilinin HMK madde 389 ve TTK madde 449 uyarınca ihtiyati tedbir olarak şirkete yönetim kayyumu atanmasına mahkeme aksi kanaatte ise yönetim kurulunun her türlü iş ve işlemini denetlemek için şirkete denetim kayyumu atanmasına ilişkin talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada 23/01/2024 tarihinde yapılan 2020, 2021 ve 2022 Yılları Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda alınan 2-3-4-6 numaralı kararların iptalinin talep edildiğini; yönetim kurulunu ele geçiren en fazla pay sahibi olan ... ve diğer bir pay sahibi olan ...'ün kızı ...'ın (“... Ailesi”) kontrolünde olan Davalı Şirket'in, müvekkilleri dışındaki pay sahiplerinin hukuka ve basiretli bir tacirden beklenecek özene aykırı davranarak müvekkillerin Davalı Şirket'ten beklenen haklı menfaatlerinin karşılanmasını engellediklerini, basit bir genel kurul toplantısında bile hukuka uygun kararlar alamayan Davalı Şirket'in, dosyaya sundukları ...'nin bağımsız denetim raporunda yer verilen ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, .. Enerji A.Ş.,... A.Ş., ... A.Ş., ... Tic ve San A.Ş., ... A.Ş., ... A.Ş., ... Ltd Şti, ... Enerji A.Ş.'den oluşan -ki bu kişiler ve şirketlerin de ... Ailesi'nin kontrolünde olduğunu- şirketlere (“İlişkili Kişiler”) kârını örtülü olarak aktararak yahut örtülü kar payı dağıtımı yaparak müvekkillerinin Şirket'ten menfaat elde etmesini engellediğini, bu şirketlerden ... Enerji A.Ş.'de, ... Hay. Tic ve San A.Ş.'de, ... Giyim A.Ş.'de, ... Enerji A.Ş.'de müvekkileri ile birlikte pay sahibi olmakla beraber, ilişkili şirketleri de yönetim kurulu üyeliği ve baskın pay sahipliği ile kontrol altında tutmakta olduklarını; ilişkili kişiler ile davalı şirket arasındaki aktarımın, ... Bağımsız Denetim Raporunun 36. sayfasında açıkça ortaya koyulmuş olup dosyada mübrez olduğunu, ... Ailesi'nin kontrolünde olan davalı şirketin ilişkili kişiler ile ilişkisinin BA/BS formları aracılığı ile incelenmesinin talep edildiğini, bu formlar celp edilmiş ve yönetim kurulu üyelerinin sözde görüşleri alınmış ise de talep ettikleri kayyum atanması tedbiri ile TTK'nın 395. ve 396. maddesindeki yasakların kaldırılmasının yürütülmesinin durdurulması tedbirlerinin reddine karar verildiğini, Ancak tedbir taleplerinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin sadece şirkete ait ticaret sicil kayıtlarını incelediğini, dosyaya sundukları bağımsız denetim raporunu, şirketin faaliyet raporu ile finansal tablolarını dikkate almadığını; ayrıca, yönetim kurulu üyelerinin mahkemeye davet edilmediğini, bu kişilerin kendilerine ait görüşlerini mahkeme huzurunda beyan etmediğini, yönetim kurulu üyelerinin tümünün, birebir aynı beyanlarını vekilleri aracılığı ile dosyaya sunduğunu; TTK'nın ilgili 449. maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerinin görüşünün, üyelerin mahkemeye davet edilmesi suretiyle alınması gerektiğini, delillerin değerlendirmeye alınmasının ve yönetim kurulu üyelerinin doğrudan mahkeme huzurunda gerçek görüşlerinin alınmasının, tedbir taleplerinin haklılığını göstermesi bakımından son derece önemli olduğunu; ancak ilk derece mahkemesinin deliller üzerinde yeterli inceleme yapmak bir yana, yönetim kurulu üyelerini doğrudan davet ederek dinlemediğini, yönetim kurulu üyelerinin avukatları aracılığıyla, mahkemeye yazılı olarak sunduğu noktası virgülüne aynı görüşü verdiği iddia edilen yönetim kurulu üyeleri beyanlarına istinaden tedbir talebi reddedildiğini, Davalı şirketin cevap dilekçesinde şirketin ekonomik durumunun ne aşamada olduğunu açıklayamadığını, sadece soyut ifadelerle iddiaları inkâr ettiğini, şirketin kârlılığının neden azaldığını veya kârın nereye yöneltildiğini de şeffaf bir biçimde açıklayamadığını; kısacası davalı şirketin, mevcut yönetimi ile kendi işleyişini, ekonomik ve hukuki durumunu tarif edebilecek veya yönlendirebilecek durumda olmadığını; bu sebeplerle tedbir taleplerinin reddine yönelik hatalı bir karar kurulmuş olup, davalı şirketin yönetiminin dava sonuna kadar tarafsız bir kayyuma bırakılması ve şirket kârının hukuka aykırı şekilde ve müvekkiller'in zararına olacak şekilde, ... Ailesi kontrolündeki şirketlere aktarılmaması adına 6 numaralı genel kurul kararının yürütülmesinin durdurulması gerektiğini, Davanın şirketin basiretsiz ve hukuka aykırı yönetiminin engellenmesi ve davalı şirket'in kanuni amacına uygun hareket etmesi amacıyla ikame edilmiş olup kayyum atanmasına dair tedbir taleplerinin davanın amacına uygun ve gerekli olduğunu, davalı Şirketin yönetimindeki hukuka aykırılıkların sebep olduğu işbu davada, şirketin halihazırdaki yönetimini ele geçirmiş olan ... Ailesi yerine şirketi en azından basiretli, şeffaf, hesap verilebilir ve hukuk uygun şekilde yönetebilecek, tarafsız bir kayyum atanması talep edilebileceğini; Davalı Şirket'in iş ve işlemlerinin Davalı Şirket'in ekonomik boşluğa sürüklenmesine yol açmakla beraber, yapılan mali ve finansal denetimlerin şirketin durumunu şeffaf bir biçimde ortaya koyamadığını, bu hususların mahkeme tarafından sadece Ticaret Sicil kayıtlarının incelenmesi ile varılabilecek sonuçlar olmadığını, dosya kapsamında sundukları finansal tabloların, bilanço, ... için ...'den alınan Bağımsız Denetim Raporunun, Davalı Şirket'in yönetiminin hesap verebilir olmadığını ortaya koymakta olduğunu, Bununla birlikte, ... Ailesi aracılığı ile davalı şirketten, müvekkillerinin de dâhil olduğu davalı Şirketin pay sahiplerinin kanuni hakkı olan kârların hukuk aykırı şekilde ilişkili kişilere aktarılmasının, davalı şirketteki yönetimin basiretsizliğini ortaya koymakta olduğunu; bu süreçte şirket yönetim kurulu tarafından alınan kararların da son derece bilinçli olduğunu ve bilerek ve istenerek şirketin bu noktaya getirildiğini, müvekkillerinin kasten davalı şirketten dışlandıklarının delilleri ile sabit olduğunu; davalı şirketin, kâr edip etmediğini dahi doğrudan açıklayamadığını, elde ettiği kârın nereye harcandığını, hangi genel kurul kararıyla kârın kullanımının düzenlendiğini izah edemediğini; ... Ailesi'nin kontrolündeki davalı şirketteki her türlü paranın, adeta ... Ailesi'nin parası gibi kullanıldığını, ... Ailesi bugüne kadar finansal durumu hakkında bir hesap vermediği için şirketin bugün de finansal ve mali durumu hakkında bir açıklama yapamadığını, Davalı şirketin yönetiminin basiretsizliği ve hukuka aykırı işlemlerinin, özellikle ilişkili şirketler ile ilişkisi incelenerek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesinin yetersiz bir inceleme ile yetindiğini; dosya kapsamındaki delillerinin değerlendirilmesi sonucunda, davalı şirkete tedbiren kayyum atanması ihtiyacı yönünden yaklaşık ispat şartlarının sağlandığını; tedbir taleplerinin, dava süresince davalı şirketin yönetiminin mahkeme karşısında şeffaf bir şekilde temsil edilmesi amacına yönelik olduğunu; yönetim kurulu üyelerinin yönetim kurulundan dava süresince uzaklaştırılarak bağımsız bir kayyum atanmasının, davalı şirketin finansal ve hukuki pozisyonunu ortaya koyarak genel kurul kararlarının iptalinin neden gerektiğini ortaya koyacağını, talep edilen tedbir kararının verilmemesi halinde yönetim kurulunun davalı şirketin şeffaflığını sağlayamayacağını ve bu sebeple davanın kabulü halinde dahi davadan beklenen faydanın gerçekleşmeyeceğini; Yargıtay'ın bu koşullar altında, talep edilen ihtiyati tedbirin kabul edilmesi gerektiği görüşünde olduğunu (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, 13.02.2013 tarihli ve 2013/765 E., 2013/782 K. sayılı kararı), bu doğrultuda yönetim kurulu üyesinin görevi sürdürmesi, müvekkillerini, şitketin kendisini ve alacaklılarını telafisi güç zararlara uğratacağından ihtiyati tedbir olarak şirkete uygun görülecek bir kayyumun HMK'nın 389. maddesi uyarınca atanması gerektiğini, Daire aksi kanaatteyse şirkete en azından denetim kayyumu atanmasının her halükârda zaruri ve gerekli olduğunu; problemlerin doğru çözümünün kayyumun atanma sebebi ve atanma amacı ile doğrudan ilişkili olduğunu; denetim kayyumunun, yönetim kurulunun işlemlerini amaca uygunluk yönünden denetleyip uygun bulursa izin veren ve bu kapsamda ön denetim yapan bir kayyum olduğunu; kayyumun amacının, alacaklıların, ortakların ve şirketin menfaatini birlikte nazara alarak korumak olduğunu, denetim kayyumunun görevinin bilinen anlamıyla “şirket denetimi” ya da “işlem denetimi” kavramının dışında kalan bir görev olduğunu ancak yine de kayyumun, görevlerini, TTK m. 369'da öngörülen “tedbirli bir yöneticinin özeniyle” ve dolayısıyla bu maddedeki atıf sebebiyle TMK m. 2'de yer alan dürüstlük kurallarına uyarak ifa etmesi gerektiğini; davalı şirkette ise bu dürüstlük kurallarına uyularak iş ve işlemler yapıldığından bahsedilmesinin mümkün olmadığını, TTK'nun 449. maddesi uyarınca 6 numaralı genel kurul kararının, tedbiren durdurulmasının, dava dilekçelerinde açıkladıkları ilişkili şirketler ile yapılan hukuka ve hakkaniyete aykırı işlemler nedeniyle zorunlu olduğunu, şirketin bilerek ve istenerek basiretsizce yönetilmekte, pay sahiplerinin hakları yok sayılarak sürekli hukuka aykırı kararlar ile şirket karının ilişkili kişilere aktarılmakta olduğunu; bu durumun şirketin ... Ailesi kontrolünde olmasından kaynaklandığını, ... Ailesi'nin kontrol ettiği İlişkili Kişiler ile yapılan sözde ticaretin en azından dava sonuçlanana kadar önüne geçilmesi ve ... Ailesi'nin hukuka aykırı iş ve işlemlerinin önlenmesinin, şirketin yönetim kurulunun kendi kişisel işlemlerini Davalı Şirket ile yapamaması sonucunda mümkün olacağını, davalı şirketin yönetim kurulunu kontrol altında tutan ... Ailesi'nin ilişkili kişilere örtülü kazanç aktarımı gerçekleştirilmesinde rol üstlendiği göz önüne alındığında, yönetim kurulu üyelerinin davalı şirketle işlem yapmaya devam etmesinin, şirketin malvarlığını boşaltmasının ve örtülü işlemler gerçekleştirmesinin önünü açacağını; ileride doğması muhtemel telafisi imkânsız zararlar yaratacak kararlar için ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olduğunu, azınlık pay sahibi olan müvekkillerinin haklarının etkin şekilde korunabilmesi için kararın uygulanmasının durdurulması gerektiğini, Davalı şirketin kimlerle işlem yaptığı ilk derece mahkemesi tarafından incelenmeksizin, sadece davalı şirket tarafından sunulan ticaret sicil müdürlüğü kayıtları incelenerek davalı şirketin pozisyonu hakkında karar verilmesinin mümkün olmadığını; dosyaya sundukları deliller ve BA/BS formlarının da incelenmesi gerekmekte iken, bu incelemenin yeterli şekilde yapılmadığını; sundukları delillerin tek başına dahi, davalı şirketin müvekkilleri dışındaki ortakları ile davalı şirket arasında olağan sayılamayacak bir borçlanma ilişkisi olduğunu, davalı şirketin ... Ailesi'nin kontrolünde olan ilişkili kişiler lehine yüklü kefalet ve borç ilişkileri olduğunu ortaya koymakta olduğunu; sırf bağımsız denetim raporu ve finansal tablolarda bile görülebilen bu olağanüstü durumlar karşısında, davalı şirketin daha fazla zarara uğramasını önlemek adına 6 numaralı kararın yürütmesinin tedbiren durdurulması gerekmekte olduğunu, İlk derece mahkemesinin davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldığının söylenemeyeceğini; mahkemeye, yönetim kurulu üyelerinin vekilleri aracılığı ile her biri diğeri ile noktası virgülüne kadar birebir aynı olan bir görüşün yazılı olarak sunulduğunu; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 16.09.2013 tarihli ve 2013/12965 E., 2013/15637 K. sayılı kararında, talebe yönelik içerik denetimi yapılması ve talebin değerlendirilmesinden önce mutlaka yönetim kurulu üyelerinin mahkeme huzuruna davet edilmesi ve görüşlerinin mahkeme huzurunda alınması gerektiğini belirttiğini, ancak ilk derece mahkemesinin TTK'nın 449. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerini davet etmeksizin, sadece vekillerinin sunduğu yazılı görüş ile yetindiğini; bu durumun, bir davada tanık dinleneceği zaman tanığın mahkemeye gelmeyerek görüşlerini yazılı olarak sunması ile birebir aynı sonucu doğurduğunu, mahkeme huzurunda dinlenmesi gereken bir tanığın görgüsünü mahkemeye gelerek mahkeme huzurunda anlatması gerekmekte ise, aynı şekilde TTK'nın 449. maddesi uyarınca görüşü alınması gereken yönetim kurulu üyesinin de mahkeme huzuruna alınarak dinlenmesi gerektiğini, yönetim kurulu üyesi, şirket işleyişi ile doğrudan iştigal eden kişi olup; bu kişilerin yönetim kurulu kararlarını ve benzer görüşlerini vekaleten başkası aracılığı ile yerine getiremeyeceklerini; aksi durumun, TTK'nın 449. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyesinin görüşünün alındığı şeklinde kabul edilmesinin mümkün olmadığını; bu sebeple, mahkemenin yönetim kurulu üyelerini mahkemeye davet ederek görüşlerini alması gerekmekte iken, bu kişilerin görüşlerini vekaleten sunmalarının, TTK'nın 449. maddesinde yer alan şartların sağlandığı anlamına gelmediğini, bu sebeple tedbirlere ilişkin ret kararının kaldırılmasının, yönetim kurulu üyelerinin mahkemeye davet edilmesinin ve görüşlerini mahkeme huzurunda vermelerinin, sonrasında tedbire ilişkin bir karar verilmesinin gerektiğini, İleri sürerek, yukarıda sayılan ve Dairemizce re'sen nazara alınacak nedenlerle; ilk derece mahkemesinin tedbir istemlerinin reddine ilişkin ara kararının kaldırılmasına, şirkete tedbiren yönetim kayymu atanmasına, aksi kanaat hasıl olursa denetim kayyumu atanmasına, TTK'nun 449. maddesi uyarınca tedbir olarak 23/01/2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 6 numaralı kararın yürütmesinin durdurulmasına ve yönetim kurulu üyelerinin TTK'nın 395. ve 396. maddelerinde yer alan izinlerin yargılama süresince kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; davalı şirketin 23/01/2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 2, 3, 4, 6 numaralı kararların iptali istemi ile açılan davada, şirkete tedbiren yönetim olmadığı takdirde denetim kayyumu atanmasına, toplantıda alınan 6 numaralı kararın yürütülmesinin tedbiren geri bırakılmasına yönelik olup, mahkemece tedbir istemlerinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. HMK'nun 389 maddesi uyarınca " Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." Aynı kanunun 390 maddesi "tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükmünü havidir. TTK'nun 449. maddesinde genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceği düzenlenmiştir. Hükümde mahkemeye takdir hakkı tanınmış olup, mahkemece durum ve şartların gerektirmesi halinde genel kurul kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verilebilecektir. Söz konusu karar tedbir mahiyetinde olacağından HMK'nun ihtiyati tedbire ilişkin genel hükümleri uygulanacaktır. İlk derece mahkemesi tarafından davalı şirket yönetim kurulu üyelerine, TTK'nun 449 maddesi uyarınca usulüne uygun davetiye tebliğ edilerek, tedbir istemi hususlarında görüşlerini bildirmelerinin istenildiği, tüm yönetim kurulu üyelerinin dosyaya tedbir istemi hakkındaki görüşlerini yazılı olarak ve aslen sundukları, yönetim kurulu üyelerinin ıslak imzalarını içeren beyanlarının vekilleri aracılığı ile dosyaya sunulmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gibi, üyelerin tedbir istemi hakkındaki görüşlerini mahkeme huzurunda değil yazılı olarak beyan etmelerinde de usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış, davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Somut olayda davacıların; davalı şirketin dava konusu genel kurul toplantısında alınan, şirketin 2020,2021,2022 yılları faaliyet raporları ile finansal tabloların müzakeresi ve onaylanmasına ilişkin 2 numaralı kararın, şirket yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 3 numaralı kararın, şirkete üç yıllığına yeni yönetim kurulu üyesi seçimine ilişkin 4 nolu kararın ve şirket yönetim kurulu üyelerine TTK'nun 395 ve 396 maddeleri kapsamında faaliyette bulunma yetkisi verilmesine ilişkin 6 nolu kararın iptali koşullarının oluştuğuna, şirket faaliyet raporları ile finansal tablolarının gerçeği yansıtmadığına, şirketin kötü yönetildiğine, şirket gelirlerinin ve karlarının hakim pay sahiplerinin ortağı ve yöneticisi oldukları diğer şirketlere aktarıldığına yönelik iddialarının esası bakımından mevcut delil durumuna göre bu aşamada yaklaşık düzeyde ispat koşulu oluşmadığı gibi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağına ya da tamamen imkânsız hâle geleceğine veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağına ilişkin de yaklaşık ispatın sağlanamadığı, mahkemece tedbir istemlerinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış, davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesinin tedbir istemlerinin reddine ilişkin ara karar ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/09/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülentaraflarınŞirketesastanreddine''Kararınınİptali(Geneltarihözetikararistinafİstemli)reddinederecesebeplerininistanbuldeğerlendirilmesisavunmasınınsebeplerimahkemesininKurulkararınınTicariileridosyaiddianumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim