Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2024/1322
2024/1459
26 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1322 Esas
KARAR NO: 2024/1459 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2023/600 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİHİ: 28/06/2024 (Ara Karar Tarihi)
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
BİRLEŞEN İSTANBUL 13 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2024/171 Esas 2024/417 Karar Sayılı Dosyası
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 26/09/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili dava dilekçelerin özetle; müvekkili ile davalı ... İnşaat Ve Ticaret A.Ş. arasında yapısal dolgu malzemesi satın alma sözleşmesi yapıldığını, müvekkili davalıya bu kapsamda satış ve teslimatı usulüne uygun olarak yaptığını, taraflar arasındaki anlaşmaya göre faturanın kesilmesini takiben 30 gün içinde ödeme yapılacağını, bu kapsamda daha önce vadesi gelmiş ve 30 gün geçmesine rağmen ödenmemiş faturalar için 31/07/2023 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...-Esas sayılı dosyası ile takip başlatılmış ve borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine İstanbul 16 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/600 esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, bu süreçte faturanın kesilmesini müteakip ödenmeyen kalan ve daha önce dava konusu edilmeyen faturalar için ise 29/09/2023 tarihinde İstanbul ...İcra Müdürlüğü ... esas sayılı ilamsız takibi başlatıldığını, borçlu tarafından bu takibe de itiraz edildiğini, borçlu takip konusu ödeme emrini tebellüğ etmiş, yasal süresi içerisinde haksız ve mesnetsiz itirazda bulunmuş olup, takibin ilamsız olması niteliği göz önüne alınarak takibin itiraz ile durdurulduğunu, borçlu tarafın itirazının dayanaksız olduğunu, davalı borcunu ödemekten imtina ettiği gibi, haksız ve dayanaksız olarak girişilen icra takibine itirazda bulunduğunu, borçlunun alacaklıların takiplerini sonuçsuz bırakmak amacında olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin alacağının sürüncemede kalmasını önlemek için tedbiren borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının borca yeterinin haczi için ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 28/06/2024 (Ara Karar Tarihi) 2023/600 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; "Davacı vekili ihtiyati haciz talepli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında yapısal dolgu malzemesi satın alma sözleşmesine ilişkin cari hesap hususunda ödenmemiş faturalara ilişkin yapılan icra takibine karşı vaki itirazın iptali ile takibin devamı ve borçlunun mal kaçırma durumuna binayen üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına borca yeter miktarda ihtiyati haciz konulmasını talep ve dava etmiştir. Mahkememizce yapılan değerlendirmede; Davacı yanın asıl ve birleşen davada ihtiyati haciz talebinin bulunduğu, davacının yapısal dolgu malzemesi satın alma sözleşmesinden kaynaklanan cari hesaba kaydedilen faturalara dayalı itirazın iptali davasında, dava konusu alacağın varlık ve miktarının tespiti ile muaccel hale gelip gelmediğinin belirlenmesi yargılamayı gerektirdiği dikkate alınarak İİK 257 ve devamı koşulları oluşmadığı anlaşılmakla ihtiyati haciz isteminin REDDİNE,"gerekçesi ile, ''Asıl ve birleşen dosya yönünden İhtiyati haciz talebinin REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece 28/06/2024 tarihli ara kararı ile ihtiyaten haciz talebinin reddine karar verildiğini; oysa karşı tarafça sunulan cevap dilekçelerine dahi bakıldığında müvekkilinin talepte bulunduğu faturalara dair ürünleri teslim ettiğinin anlaşıldığı; ancak müvekkiline bunun karşılığında bedellerinin ödenmediğini; davalı tarafça müvekkilinin alacağını sürüncemede bırakmak amacı ile ayıp iddiasında bulunulduğunu, Davalının cevap dilekçesinde " Malzemeler’in teslimi ardından kullanımını takiben Malzemeler’in kullanılmış olduğu iş sahasının muhtelif kısımlarında çökmeler ve oturmalar meydana gelmiş, bu kısımlarda inşa edilmiş binalarda çatlaklar ve yapısal deformasyonlar oluşmuştur. Bunun akabinde çöken zeminlerde yapılan testler sonucunda Malzemeler’in Sözleşme’ye ve eklerine uygun olarak temin edilmediği ve ayıplı olduğu tespit edilmiş ve bahse konu tespit, bağımsız akredite araştırma şirketleri tarafından düzenlenen deney raporları ile de teyit edilmiştir. Davacı'nın Sözleşme şartlarına ve işin yapımına uygun olmayan, ayıplı malzemeler temin etmiş olması ve Sözleşme'de taahhüt ettiği yükümlülüklerine uygun davranmaması nedenleriyle, düzenlediği faturalara konu tutarlara hak kazanmadığı gibi, Müvekkil Şirket'i uğrattığı zararları da tazminle yükümlüdür." şeklinde beyanda bulunduğunu; davalının müvekkilden aldığı malzemelerin tamamını inşaat projesinde kullandığını ancak malın müvekkiline teslimi sırasında ya da en son noktada kullanımı sırasında bir tespitte bulunup müvekkiline ayıp ihbarında bulunmadığını; Davalı tarafın cevap dilekçesinde " Malzemeler’in kullanılmış olduğu iş sahasının muhtelif kısımlarında çökmeler ve oturmalar meydana gelmiş, bu kısımlarda inşa edilmiş binalarda çatlaklar ve yapısal deformasyonlar oluşmuştur" demişse de bu durumun müvekkilinden alınan üründen kaynaklandığının tespitinin ne şekilde yapıldığının anlaşılamadığını; müvekkilinin sadece ürününü sahaya teslim ettiğini; müvekkilin uygulayıcı konumunda olmadığını; dolayısıyla sahada malzemenin inşaata ne şekilde uygulandığının doğru uygulamaların yapılıp yapılmadığının, müvekkilce sahaya teslim edilen malzemelerin kullanılana kadar muhafazasının ne şekilde yapıldığının, içeriğinde başka bir ürün kullanılıp kullanılmadığının bilinmediğini, bilinmesinin de bu şartlarda mümkün olmadığını; müvekkilinden alınan malzemenin inşaatın hangi kısmında kullanıldığını da müvekkilinin bilmediğini; malzemenin sıkıştırılması vs. ve üzerine yapılan işlemlerin tamamının davalı tarafça yahut kendisinin belirlediği taşeronlarca yapıldığını; davalı tarafın müvekkilin malzemesini inşaatında kullanıp üzerine kat kat malzeme koyduğunu ancak her nedense oluştuğunu iddia ettiği ayıpların (müvekkilince bu hususun da görülmüş olmadığını, davacının bu iddiasının da ispata muhtaç olduğunu, buna dair de bir mahkeme tespitinin sunulmadığını) müvekkilinden kaynaklandığını iddia etmekte olduğunu; ayrıca proje sorumlusu olan davalının yapacağı işleme uygun malzemenin hangisi olduğunu tespit etmesinin kendi sorumluluğunda olduğunu, tek başına bu hususların dahi davalının itirazlarının haksız olduğunu göstermekte olup müvekkilin fatura ve ticari defterler ile sabit alacağına istinaden şartları oluştuğundan ihtiyaten haciz kararı verilmesi için işbu istinaf başvurusunda bulunma zorunluluğunun doğduğunu, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen nedenler ile; istinaf taleplerinin kabulü ile; ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararının kaldırılmasına ve asıl ve birleşen dava yönünden ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep; asıl ve birleşen itirazın iptali davalarına konu ilamsız takiplerin dayanağı ve yapısal dolgu malzemesi satış sözleşmesine istinaden tanzim edilen faturalardan doğduğu iddia olunan alacak için ihtiyati haciz istemine ilişkin olup, mahkemece talebin reddine karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleşen dava davacısı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Asıl ve birleşen davalarda davacı yan; taraflar arasında yapılan yapısal dolgu malzemesi satış sözleşmesine istinaden davalı yana fatura karşılığı ürün satılıp teslim edildiğini, sözleşmede fatura bedellerinin 30 gün içerisinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, buna rağmen davalının 2023 yılı Mayıs ayında kesilen faturaları otuz gün içerisinde ödemediğini, aleyhine başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini, itirazın iptali için asıl davanın açıldığını, akabinde asıl davaya konu olmayan ve ödenmeyen diğer faturalar için de ikinci bir ilamsız takip başlatıldığını bu takibe de haksız itiraz edildiğini, davalının teslimi inkar etmeyip mesnetsiz ve alacağı sürüncemede bırakmak maksadı ile ayıp savunmasında bulunduğunu, davalının asıl ve birleşen davalara konu faturaya dayalı alacakları bakımından ihtiyati haciz koşullarının oluştuğunu ileri sürmüştür. Asıl ve birleşen davalarda davalı yan; taraflar arasında yapılan yapısal dolgu malzemesi satış sözleşmesine istinaden davacıdan satın alınan malzemenin bir kısmının şartnameye uygun olmaması nedeniyle davacının uyarıldığını, yine davacıdan temin edilen malzemenin bir kısmının Tekirdağ ve Vize ocaklarında kullanıldığını, ancak kullanımdan bir süre sonra dolgu alanlarında çökmeler yaşandığını, bu çökmelerin, kullanım sonrası ortaya çıkan gizli ayıplı malzemeden kaynaklandığının bağımsız ve akredite laboratuvarlarda yapılan testler sonucu alınan raporlar ile tespit edildiğini, davacıya asıl ve birleşen dava dayanağı takipleri başlatmadan önce ayıp hususunda yazılı olarak ihbar yapıldığını, ilk takibin başlatılması akabinde ise ihtarname ile uyarıldığını, sözleşmeye göre şartnameye aykırı malzeme teslim edilmesi durumunda davalının ödemeden kaçınabileceğini, asıl ve birleşen davaların reddi gerektiğini, ihtiyati haciz koşullarının mevcut olmadığını savunmuştur. İİK'nun 257/1 fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nun 258 maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür.Somut olayda; asıl ve birleşen davada dava ve cevap dilekçeleri ile ekleri ve tüm dosya kapsamı, iddia ve savunmaların ileri sürülüş biçimi bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının asıl ve birleşen dava konusu her iki takibin dayanağı sözleşme ve bu sözleşmeye istinaden tanzim edilen faturalardan doğduğu iddia olunan alacağının varlığı, miktarı ve muacceliyeti konusunda yaklaşık düzeyde ispat koşulunun mevcut delil durumuna göre bu aşamada oluşmadığı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, mahkemece talebin reddedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da saptanmadığı anlaşılmakla, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Ssyılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Asıl ve birleşen davalarda davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/09/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15