Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2024/1236
2024/1427
26 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1236 Esas
KARAR NO: 2024/1427 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2024/100 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİHİ: 25/04/2024 (Ara Karar Tarihi)
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
KARAR TARİHİ: 26/09/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024 / 21826 soruşturma dosyasından alınan 25.03.2024 tarihli bilirkişi raporu ile sahte imzayla alındığı tespit edilen genel kurul kararları ve davalı şirket yetkilisi ...'nun usul ve yasaya aykırı olarak, ortaklar kurulu adı altında, tek başına ve sadece kendi imzasıyla aldığı kararların, bu kararlara dayalı olarak yapılan iş ve işlemlerin ivedilikle ve tedbiren durdurulmasına, ivedilikle, davalı ...'nun yetkili müdürlük görevinin elinden alınmasına (görevden azline) ve yargılama sonuna kadar tedbiren davalı ... Dış Ticaret Ve Sanayi Limited Şirketinin yönetimi için kayyum tayinine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 25/04/2024 (Ara Karar Tarihi)2024/100 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; "Limited şirketlerde genel kurul kararlarının butlan ve iptaline ilişkin uygulanacak hükümler TTK 622 maddesi yollaması ile anonim şirket genel kurul kararlarının butlan ve iptaline ilişkin hükümler olduğu açıklanmıştır. TMK'nın 427/4. Maddesi uyarınca bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması durumunda yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. Genel kurul kararının butlan hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkin davada; davalı limited şirketin yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine engel bir durum ve şirkette organ boşluğu bulunmadığı gibi yönetimin başka yoldan sağlanamaması ve genel kurulun toplanamaması gibi bir durum da söz konusu değildir. Bu durumda davalı şirkete yönetim ve temsil kayyımı atanmasını gerektirecek haklı bir sebep bulunmadığı anlaşılmakla tedbir talebinin reddine karar verilmiştir."gerekçesi ile, Davacı vekilinin kayyım atanmasına ilişkin talebin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, taraflarınca açılan söz konusu davanın; sahte imzalarla veya usulsüz iş ve işlemlerle, kanuna aykırı olarak alındığını, Ticari Şirket Genel Kurul Kararlarının ve bu kararlara dayalı olarak yapılmış iş ve işlemlerin butlanı talepli olduğunu, Dosyaya sundukları dilekçelerinde de açıkça nedenlerini arz ettiklerini, davalı ...'nun yetkili müdürlük görevinin elinden alınmasına (görevden azline) ve yargılama sonuna kadar, tedbiren, davalı ... Ticaret ve Sanayi Ltd Şti için kayyum tayini talep ettiklerini, Ancak bu taleplerinin mahkemece," TMK'nın 427/4. Maddesi uyarınca bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması durumunda yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. Genel kurul kararının butlan hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkin davada; davalı limited şirketin yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine engel bir durum ve şirkette organ boşluğu bulunmadığı gibi yönetimin başka yoldan sağlanamaması ve genel kurulun toplanamaması gibi bir durum da söz konusu değildir. Bu durumda davalı şirkete yönetim ve temsil kayyımı atanmasını gerektirecek haklı bir sebep bulunmadığı anlaşılmakla tedbir talebinin reddine karar verilmiştir." denilerek reddedildiğini; mahkemece verilen, kayyım tayininin reddine ilişkin karara itiraz ettiklerini, Davacı müvekkili ...'nun; faaliyet merkezi ... Mahallesi, ... Caddesi, No: ..., Beşiktaş/İSTANBUL adresinde bulunan, ... Dış Tic.ve San.Ltd. Şti'nin %10 hissedarı olduğunu, Müvekkili, davalı ...'yla süre gelen boşanma ve sair davalar bahane edilerek, şirket ortaklar kurulu toplantılarına davet edilmemekte, toplantılara alınmamakta ve davalı ...'in müvekkili davalı şirkete sokmaması, şirket kayıt ve belgelerini inceletmemesi sebebiyle de şirkete girememekte, kararların istişaresine katılamadığını; bu şekilde de, bilgisi dışında adına birtakım sahte imzalar atılarak şirket ortaklar kurulu kararları alındığı, bu alınan kararlarla şirketin taahhüt ve borç altına sokulduğu bilgisine eriştiğini, sonrasında bu konuda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/21826 Soruşturma nosuyla şikayette bulunduğunu,
Başsavcılıkça yapılan soruşturma esnasında, davalı şirketin genel kurul ve diğer ticari defterleri istenmişse de, davalı şirket yetkilisi, ... tarafından defterler teslim edilmediğinden , Başsavcılık makamınca arama-el koyma talep edildiğini, İstanbul 8.Sulh Ceza mahkemesince de arama-el koyma kararı verilerek şirket ticari defterlerine el konduğunu, Yine Başsavcılık makamınca genel kurul karar defterinde yer alan kararlardaki imzalar üzerinde yapılan incelemede, 3-4 kararın dışındaki kararlar altındaki imzaların müvekkil eli ürünü olmadığı ve yine son 3 kararın da , usul ve yasaya açıkça aykırı olarak, genel kurul daveti yapılmaksızın, sadece yetkili Alp'in tek başına imzasıyla alındığı, tüm bu kararların yetkili sıfatıyla ... tarafından noterden tasdik ettirilmek suretiyle, Ticaret sicilinde tescil ve ilan edildiğinin ortaya çıktığını; bu yönde alınan bilirkişi raporunun dosyaya taraflarınca sunulduğunu, Başsavcılık makamınca re'sen tayin edilen bilirkişi marifetiyle karar defterinde yer alan kararlardaki imzaların davacı müvekkili ... eli mahsülü olup olmadığının incelendiğini, 25.03.2024 tarihli bilirkişi raporu düzenlenerek soruşturma dosyasına teslim edildiğini; iş bu mahkeme dosyasında da mübrez bilirkişi raporunda; incelenen karar defterinde yer alan 11 karardan 2-3 tanesi dışında olan kararların altındaki imzaların müvekkili eli ürünü olmadığı, hatta bir kısmında da, davalı ... adı altındaki bir kısım imzaların da davalı ... tarafından atılmamış olduğunun tespit ve mütalaa edildiğini, Raporun ve raporda sunulu kararların taraflarınca yapılan incelemesinde de, şirket yetkili müdürü olan davalı ...'nun ; " Genel Kurul kararı " adı altında ve fakat diğer ortak ve kendisinden başka tek ortak olan müvekkili davet etmeden, sadece kendisi olarak karar aldığını ve uyguladığının görüldüğünü, Davalı ...'nun 15.04.2020 tarihli kararda Covid 19 salgın hastalığını sebep gösterdiği ve fakat gerek 03.04.2020 ve gerekse 14.04.2020 tarihli kararlarla, önce kendisinin yetkilerini süresiz uzattığı ve yine şirketin sermayesini artırdığı, üstelik bunları da müvekkile hiç bir zaman ödenmeyen kar paylarından yaptığının açıkça ve yazılı delillerle ispatlı olduğunu, Davalı ..., raporda geçen ve yetkilisi olduğu ... Tic.ve San. Ltd.şti genel kurul karar defterindeki tüm kararları noterden tasdik ettirerek, İstanbul Ticaret Sicili Memurluğu'na ibraz etmiş ve Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanmasını talep etmiş/sağlamış ve kendisini tek yetkili kılarak, bu şekilde, sahte imzalar içeren veya kendisine haksız menfaat temin etmeyi sağlayan kararları da kullandığını, Davalı ...'nun şirketin, imza yetkilisi ve müdürü olduğu, bu kararların Ticaret sicili gazetesinde yayımlanmasıyla yürürlüğe girdiği, davalı tarafından bu kararlarla, şirketi bağlayıcı pek çok iş ve işlem yapıldığı gibi şahsı adına menfaat de temin edildiğinin belge ve kayıtlarla sabit olduğunu, Bunların yanı sıra; raporda geçen kararlardan, 25 Şubat 2014 ve 27 Mayıs 2014 tarihli kararlar ile devamındaki bir kısım kararların altındaki ve davacı ... ile davalı ... isimleri altındaki imzaların bu şahısların eli mahsulü olmadığı, davalının kendisinin imzalarını dahi başkalarına attırarak kararlar aldırdığı, hiç bir davet göndermeden, kendi kendine toplantılar düzenlediği, yine kendi kendine aldığı kararlarla, kendisini yetkilendirdiği, usule aykırı pek çok iş ve işlemler yaptığı, kendi adına hisseler devraldığı, bu kararları Ticaret Sicili'ne başvurarak tescil ettirmek suretiyle uygulanmasını sağladığı ve bu şekilde de sahte imzalar atılarak şirket ortaklar kurulu kararları alındığı, bu alınan kararlarla şirketin taahhüt ve borç altına sokulduğu, yine bu kararlar ve devamındaki iş ve işlemlerle, davalı ...'nun kendi adına şahsi menfaat temin ettiği, müvekkili ve şirketi zarara uğrattığının gerek raporla gerekse ticaret sicili kayıt ve belgeleriyle sabit olduğunu; en son tescil işleminin gerçekleştirildiği, 21.04.2020 tarihinden sonra Türkiye Ticaret Sicili gazetesine hiçbir ilan ve tescil işlemi gerçekleştirilmeksizin de kararlar alındığını, Tüm bu nedenler göz önünde bulundurularak; TTK m. 629 uyarınca müdürlerin temsil yetkilerinin kapsamları, sınırları, müdürlerin atanması, belirlenmesi, sicile tescil ve ilanı vb. anonim şirkete dair hükümlerin kıyasen limited şirketlere uygulanacağının düzenlendiğini; dolayısıyla, anonim şirketlerde şirket müdürünün hükmen atanmasına yönelik yapılan açıklamaların limited şirketler için de geçerli olduğunu, Bu nedenlerle; Limited Şirketleri’ne ilişkin hükümlerin düzenlendiği TTK m. 630’da haklı sebeplerin varlığı halinde şirket müdürlerinin azli ve temsil yetkilerinin sınırlandırılmasının düzenlendiğini, Tüm bu nedenlerle; Bu davada ihtiyati tedbir mahiyetinde olmak üzere, yargılama süresi boyunca davalı şirket müdürü ...'nun, yetkilerinin, ivedilikle ve tedbiren elinden alınması gerektiğini; açılan davada hüküm verilinceye kadar geçen süre içinde görevde kalan müdürün şirkete önemli zararlar verebileceğini; zarar verdiği ve başta sahtecilik olmak üzere, hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma, dolandırıcılık (nitelikli hali) vs. suçlar işlediğinin delillerle sabit olduğundan, Davalı ...'nun yetkili müdürlük görevinin elinden alınmasına (görevden azline) ve yargılama sonuna kadar, tedbiren, davalı ... Sanayi Limited Şirketi için kayyum tayinine karar verilmesi gerektiğini, Eksik incelemeyle ve üstelik, taleplerinde geçen, "Davalı ...'nun yetkili müdürlük görevinin elinden alınmasına (görevden azline)" ilişkin herhangi bir karar vermeden, sadece kayyum tayini taleplerinin reddine karar verilmesinin dahi usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece gerekli tedbirlerin alınması zaruriyken, mahkeme sahtecilik yapan ,sahte imzalı kararlarla, kendi adına haksız menfaat temin eden, yine usul ve yasaya açıkça aykırı olarak, genel kurulu toplantıya davet prosedürlerine uymadan, tek başına, tek imzalarla genel kurul toplantısı yapan ve yine, usul ve yasaya aykırı bir şekilde genel kurul kararları alan, kendisini şirket müdürü yapan, haksız menfaat temin eden şirket yetkilisinin müdürlük görevine devam etmesine sebep olunduğunu, Davalı ...'nun yetkili müdürlük görevinin elinden alınmasına (görevden azline) ve davalı ... Ticaret ve Sanayi Limited şirketinin yönetimi için yargılama sonuna kadar tedbiren kayyım atanması taleplerinin reddi yönünde mahkeme kararının hatalı olduğunu; bu nedenlerle; mahkemece " davacı vekilinin kayyım atanmasına ilişkin talebinin reddine ” yönünde oluşturulan kararın iptaliyle; ivedilikle ve öncelikle, "Davalı ...'nun yetkili müdürlük görevinin elinden alınmasına (görevden azline)" ilişkin karar verilmesine ve neticeten; kayyum tayini taleplerinin kabulüne karar verilmesini taleple istinaf kanun yoluna başvuruda bulunduklarını, İleri sürerek, arz edilen ve resen dikkate alınacak sebeplerle, istinaf başvurusunun kabulüne, istinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasına, yerel mahkemenin "davacı vekilinin kayyım atanmasına ilişkin talebinin reddine" yönünde oluşturulan kararının iptaline karar verilerek, ivedilikle ve öncelikle," davalı ...'nun yetkili müdürlük görevinin elinden alınmasına (görevden azline) ve neticeten; kayyum tayini taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, davalı şirketin sahte İmza atılarak alınmış Genel Kurul Kararlarıyla, bu kararlara dayanılarak yapılan tüm iş ve işlemlerin, yapılan yetkilendirme ve verilen vekaletnamelerin butlanına ve tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması talebiyle açılan davada, davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, kayyum atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda davacı tarafça, davalı ... Dış Tic.ve San.Ltd. Şti'nin %10 hissedarı olduğunu, yaklaşık 7 - 8 yıldır, davalı şirkete giremediğini ve şirketin yönetimine ve işleyişine müdahale edemediğini, şirket ortaklar kurulu toplantılarına alınmadığını ve kararların istişaresine katılamadığını, yokluğunda bilgisi, onayı ve izni dışında adına birtakım sahte imzalar atılarak şirket ortaklar kurulu kararları alındığını, bu alınan kararlarla şirketin taahhüt ve borç altına sokulduğunu, şirket müdürü ...'ndan bilgi ve belgeleri inceleme talebinde bulunduğunu, fakat bu taleplerinin reddedildiğini ve davalı şirketin karar defteri ve diğer evrak ve kayıtlarını inceleme fırsatı ve imkanının kendisine tanınmadığını belirterek 05.02.2014 tarihli ve ... Numaralı, 25.02.2014 tarihli ve ... Numaralı, 27.05.2014 tarihli ve ... Numaralı, 20.02.2017 tarihli ve ... Numaralı,10.03.2017 tarihli ve ... Numaralı kararlardaki imzaların ve diğer tüm Ortaklar Kurulu Kararlarında adına atılan imzaların eli mahsulü olmadığı ve sahte olduğunun tespitiyle, tüm bu kararların butlanına ve tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına, karar verilmesini, bu kararlara dayanılarak yapılmış tüm işlemlerin, yetkilendirmelerin ve verilen vekaletnamelerin de butlanına ve tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması istemi ile açılan davada, davalı ...'nun yetkili müdürlük görevinin elinden alınmasına ve yargılama sonuna kadar, tedbiren davalı şirketin yönetimi için kayyum atanmasına karar verilmesi talep edilmiştir.TMK'nin 427/4. maddesine göre bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka bir yoldan sağlanamamış ise vesayet makamınca yönetim kayyımı atanması gerekmektedir. Anılan düzenlemeye göre yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır. Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan sözetmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da TTK'nin sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur. (Yarg. 11. H.D 08/03/2018 2016/7714 E-2018/1804 K) Aslolan şirketlerin genel kurulları uyarınca seçilmiş yöneticileri tarafından yönetilmeleri olduğu, tedbiren kayyım atanması istenen davalı şirket de yönetim boşluğu da bulunmadığı gibi dava yöneticilerin azli veya sorumluluğu davası da değildir. 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesine göre mevcut durumda meydana gelecek bir değişme nedeniyle gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir. 6100 sayılı HMK'nın 390. maddesine göre de: Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Somut olaya döndüğümüzde, davacının iddiaları yargılamayı gerektirdiği, henüz delillerin toplanmadığı, mevcut durumun değişmesi halinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi bulunduğuna dair talep ve ara karar tarihi itibarı ile dosyada mübrez belge ve delillerin yaklaşık ispat için yeterli olmadığı gibi, asıl olanın şirketlerin ortakları tarafından alınan kararlar ile belirlenen yöneticiler tarafından yönetilmesi olduğu, davalı şirketin organlarının tam olduğu, bu konuda eksiklik bulunmadığı, değişen koşul ve delil durumuna göre her zaman yeniden ihtiyati tedbir talep edilebileceği gözönünde bulundurulduğunda; ilk derece mahkemesince verilen karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/09/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15