Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2024/1226
2024/1425
26 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1226 Esas
KARAR NO: 2024/1425 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2024/131 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİHİ:13/05/2024 (Ara Karar Tarihi)
DAVA: Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)
KARAR TARİHİ: 26/09/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Davacı ..., İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne ... mersis numarası ile kayıtlı ... Tic. Ltd. Şti.'de %40 (Yüzde Kırk) hissedar olarak bulunduğunu, şirkette gerçekleşen sermaye artırımına yönelik genel kurul kararları ile birlikte kendisinin hiçbir sermaye artırımı hakkında bilgisi olmadığını ve dolayısıyla katılmadığını ve hisse oranının ‰1 (binde bir) oranına düşürülerek sahtecilikle ketmedildiğini öğrendiğini “limited şirketin esas sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararlarının yokluğunun tespiti ile payının tespiti” talepleriyle İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/673E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, şirket ortağı "..." eli ürünüyle, davacı "..." yerine sahte imzalar atılması nedeniyle "özel belgede sahtecilik" suçundan yaklaşık 5 (beş) yıl hapse mahkûm edildiğini, bu suç yönündem mahkumiyetinin kesinleştiğini, davacının hissesini yüzde 40 oranından yüzde 6.67 oranına düşürerek davacıya isabet etmesi gereken 5.762.700,00-TL miktarın kendisinin de hissedarı olduğu şirket bünyesinde kalmasına ve böylece müştekinin zarara uğramasına neden olarak "hizmet nedeniyle emniyeti suistimal" suçundan, 3 yıl hapis ve 1.500 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırıldığını, davacı ...'un, ... mersis numarası ile kayıtlı ... Tic. Ltd. Şti.'de %40 (Yüzde Kırk) oranında hissedar olarak kayıt ve tescilinin yapılması için İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne 13.01.2023 tarihinde başvuru yapıldığını, başvuruya ilişkin olarak İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 24.03.2023 tarih, ... sayılı yazı ile, ilgili mahkeme kararı gereğince sicil kayıtlarının değiştirilmesinin mümkün olmadığını, kararın icrası için son yapılan hisse devri ile 2022 tarihli iki sermaye artırımı kararının iptal edilmesi ve ayrıca kararı veren mahkeme tarafından, pay oranlarının 23.10.1995 tarihli ortaklar kurulu kararındaki son ortaklık yapısına uygun hale getirilecek şekilde değiştirilerek maddi hatanın düzeltilmesi gerektiğini belirtilerek gereklerin yerine getirilmediğini, davalının, ortağı ve yetkilisi bulunduğu şirket aleyhine iş ve işlemlerde bulunduğunu davalının şirket temsilciliğinden mahkeme kararı ile azline, müvekkilin bu süreçte münferiden yetkili sayılmasını, Sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davalının yerine kayyım atanmasını, davalının temsil yetkilerinin kaldırılması nedeniyle 3. kişilerin iyi niyet iddialarını bertaraf etmek üzere davalının temsilcilik görevinden kaldırıldığına ilişkin ticaret sicil gazetesinde ilan yapılmasını ve davalı tarafından şirkete verilen zararın tespiti ile şirkete iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Şirkette güncel ticaret sicil kayıtlarına göre ortak statüsü bulunmayan davacının şirket müdürüne sorumluluk ve tazminat davası açma yahut şirkete kayyım atanmasını talep etme ehliyetinin olmadığını, davanın esas yönünden de hukuki bir dayanağı bulunmadığını, davacının iddialarına dayanak yaptığı İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/582 Esas nolu davası henüz derdest iken, Yargıtay aşamasında ...'un payları icra yoluyla ...'a geçtiğinden ve ihale kesinleşip Ticaret Sicilde tescil ve ilan edildiğinden ötürü aktif husumet yokluğu durumu meydana geldiğini, buna rağmen yerel mahkemenin vermiş olduğu tespit hükmü hukuka aykırı şekilde kesinleştiğini, ayrıca davacının Ticaret Sicildeki tescil başvurusu da kararın güncel ticaret sicil kayıtları ile örtüşmemesi sebebiyle reddedildiğini, davacının ticaret sicil müdürlüğü kararına ilişkin itirazı da İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinde açmış olduğu 2023/246 Esas nolu davası kapsamında aktif husumet yokluğundan reddedildiğini, Anadolu 5. ATM'nin vermiş olduğu karar hukuka aykırı şekilde kesinleşmiş olduğunu ancak sadece 1995 yılındaki pay durumuna ilişkin bir tespit kararı olduğunu, ...'u yeniden şirket ortağı statüsüne sokmayacağını, sonraki yıllarda yapılan kesinleşmiş icra ihalesi ile ...'un tüm paylarının ...'a geçişini iptal edemeyeceğinin ya da ...'ın usule uygun satın aldığını hisseye dair mülkiyet hakkını ortadan kaldıramayacağını, mevcut 760 payın tamamı elinden icra ihalesi ile çıkmış olan davacının, 1995 yılı itibarı ile yüzde kaç ortak olduğunun tespiti yahut tescili hususunda dava açma-talepte bulunma ehliyeti ve yetkisi de kalmadığını, yeni ortaklarla iki farklı sermaye artırım kararı alınmıştı ve bu kararlar o dönem şirkette denetim kayyımı olan Prof. Dr. ... tarafından da onaylandığını, davacı yan, tespit kararının kesinleşmesi sonrası şirkete ait iki adet gayrimenkulün ziraat bankasına "satıldığını ve mal kaçırıldığını" düşündüğünü ancak böyle bir durum söz konusu olmadığını, davacının satış sandıkları ve şirket müdürünü haksız yere itham ettikleri husus sell and lease back isimli bir leasing yönteminden ibaret olduğunu, 2013 yılından bu yana bahse konu iki gayrimenkul üzerinden şirket bu yolla ticari kredi kullandığını, ... işlemi 2013 yılından bu yana tadil sözleşmeleri ile bugüne dek 3 kez yapıldığını, hem sat-geri kirala sisteminden kaynaklanan vergisel avantajlar hem de gayrimenkulü bir nevi kullanılacak kredinlerin ayni teminatı haline getirerek, kredinin bitimi ile birlikte gayrimenkul tekrar şirkete devredilmekte o esnada ise kiralama gündeme geldiğini, haksız ihtiyati tedbir talebinin ve şirkete kayyım atanması talebinin reddini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 13/05/2024 (Ara Karar Tarihi) 2024/131 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; ".....Mahkemeler geçici hukuki koruma tedbiri alırken tarafların ve şirketin menfaatini korumak zorundadır. Davacının iddiaları yargılamayı gerektirdiği, henüz delillerin toplanmadığı, mevcut durumun değişmesi halinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi bulunduğuna dair dosyada mübrez belge ve delillerin yaklaşık ispat için yeterli olmadığı gibi, asıl olanın şirketlerin ortakları tarafından alınan kararlar ile belirlenen yöneticiler tarafından yönetilmesi olduğu, dava dışı şirketin organlarının tam olduğu, bu konuda eksiklik bulunmadığı anlaşılmaktadır. Talep ve ara karar tarihi itibariyle henüz delillerin toplanmamış olması, bilirkişi incelemesi henüz yapılmadığı, mevcut delillere göre yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden davacı vekilinin tedbir taleplerinin bu aşamada reddine karar vermek gerekmiştir."gerekçesi ile, Davacı vekilinin tedbir taleplerinin bu aşamada reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava dilekçelerinde müvekkilinin %40 hissesinin davalı şirketçe hukuka aykırı olarak nasıl yok edildiği ve mahkeme kararıyla yok edilen bu hakkın nasıl tespit ve tescil edildiği, İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/665 E. sayılı dosyasından tesis edilen ihtiyati tedbir ara kararı sonrasında, ... Tic. Ltd. Şti.'nin önemli malvarlığı değerlerinden olan İstanbul ili ... mahallesi ... ada ... ve ... parselde kain taşınmazların davalı tarafından müvekkilden mal kaçırmak amacıyla muvazaalı bir şekilde ... Bankası A.Ş.'ye devredildiğini ve söz konusu taşınmazların halen ... Tic. Ltd. Şti. tarafından aynı şekilde kullanmaya devam edildiği, davalının, devrin muvazaalı olduğunu gizlemek ve taşınmazların ... Tic. Ltd. Şti. tarafından kullanılmaya devam edilmesi adına aralarında sözde bir finansal kiralama ilişkisi kurduğunun öğrenildiğini, Söz konusu taşınmazların ... Tic. Ltd. Şti. yetkilisi olan davalı tarafından ... Bankası A.Ş.'ye devir tarihi olarak görünen 02.09.2022 tarihinin, ... Tic. Ltd. Şti.'nin %40 hissesinin müvekkile ait olduğunun tespitine yönelik mahkeme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/11-701 E. ve 2022/275 K. sayılı kararı kapsamında onandığı 08.03.2022 tarihinden hemen sonra olduğunu; tek başına bu hususun dahi ilgili tapu devrinin, ... Tic. Ltd. Şti.'de %40 oranında hissedar olduğu kesinleşen müvekkilin hissesinin değerini düşürmek, şirketin içini boşaltmak ve müvekkilinden mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı bir şekilde yapıldığını tartışmasız bir şekilde ortaya koymakta olduğunu, Ayrıca, İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/665 E. sayılı davasına konu edilen ve aynı yukarıda bahsedilen tapu devrinde olduğu gibi ... Tic. Ltd. Şti.'nin %40 hissesinin müvekkile ait olduğunun tespitine yönelik mahkeme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/11-701 E. ve 2022/275 K. sayılı kararı kapsamında onandığı 08.03.2022 tarihinden hemen sonra alınan 19.08.2022 ve 06.12.2022 tarihli sermaye artırımı kararlarının da kesinleşen mahkeme kararını infaz edilemez hale getirmek için alınmış kararlar olduğunu, Dolayısıyla, ... Tic. Ltd. Şti.'nin %40 hissesinin müvekkile ait olduğunun tespitine yönelik mahkeme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/11-701 E. ve 2022/275 K. sayılı kararı kapsamında onandığı 08.03.2022 tarihinden hemen sonra öncelikle 19.08.2022 tarihli sermaye artış kararı alındığı, sonrasında ... Tic. Ltd. Şti.'nin önemli malvarlığı değerleri olan taşınmazların muvazaalı bir şekilde devredildiği ve sonrasında 06.12.2022 tarihli sermaye artışı kararı alındığı, böylelikle tamamen kötüniyetli bir şekilde müvekkilden mal kaçırma amacıyla hareket edildiğini, Yine müvekkilin, ilerde ikame edeceği kar payı davalarındaki alacağının kasıtlı olarak düşürülmesi amacıyla davalının, yetkilisi olduğu şirketin banka hesaplarından kendi hesabına ve diğer ortakların hesabına para aktardığını, şirketin faaliyetleri sonucunda elde edilen gelirleri elden almak suretiyle nezdine geçirdiğini ve kendisine özel bir menfaat sağlayan, şirketin amacına zarar veren daha birçok iş ve işlem yaptığını öğrendiğini, Yukarıdaki ve dosyada mevcut dilekçelerindeki açıklamalar kapsamında davalının iddialarının aksine ... Tic. Ltd. Şti.'nin diğer ortakları ile birlikte halihazırdaki yetkilisi ...'ın şirketin yönetimi, kar elde etmesinin sağlanması ve faaliyetlerinin genişletilmesinden ziyade tek amaçları, kesinleşmiş mahkeme kararı ile şirkette ortak olduğu sabit olan müvekkili zarara uğratmak olduğundan davalının, ... Tic. Ltd. Şti.'yi gerektiği gibi yönetememekte olduğunu, Genel kurulun, müdürü veya müdürleri görevden alabileceğini, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabileceğini ancak ... Tic. Ltd. Şti.'nin diğer otaklarının da davalı ile birlikte müvekkil aleyhine iş ve işlem yapan kişiler olduğundan ortaklar kurulunca davalıya yönelik herhangi bir yaptırım uygulanması ve temsil yetkisinin kaldırılmasının mümkün olmadığını; diğer ortaklar ..., bizzat sahte imzalar ile müvekkilin payını ketmeden kişi olup, ...'un ise, müvekkilin eline ulaşmayacağından emin olduğu işlemler yürüterek, müvekkilinin gerçek hisseleri ile hiçbir ilgisi bulunmayan, sahtecilikle ketmedilen hisseleri iktisap ettiğini iddia eden kişi olduğunu; bu nedenle müvekkili tarafından davalının temsil yetkisinin kaldırılması veyahut mümkün olmaması halinde sınırlandırılması için başvuru yapma ve dava süresince davalının şirket üzerindeki yönetim hakkının ve temsil yetkisinin tedbiren kaldırılmasına ve tedbiren müvekkilin şirkete münferit yetkili olarak atanmasına, bunun mümkün olmaması halinde tedbiren davalı yerine şirkete yönetim ve temsil kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etme gereğinin hasıl olduğunu, Nitekim bu hususta Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07.02.2019 tarih, 2017/1737E. ve 2019/967 K. sayılı ilamında; "... TTK'nın 630. maddesi uyarınca şirket müdürlüğünden alınmasına, müvekkilinin tedbiren şirket müdürü olarak atanmasına, bu mümkün olmadığı takdirde TTK'nın 235.maddesi kıyasen uygulanmak suretiyle davalının imza yetkisinin ihtiyati tedbir olarak kaldırılıp bu yetkinin bir kayyıma verilmesine, davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir... Dava, limited şirket müdürünün haklı sebeple azli, şirkete tedbiren kayyım atanması, davalının ortaklıktan çıkarılması istemlerine ilişkindir. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı vekili dava dilekçesinde TTK'nın 630. maddesi uyarınca davalının şirket müdürlüğünden alınmasına, müvekkilinin tedbiren şirket müdürü olarak atanmasına, bu mümkün olmadığı takdirde TTK'nın 235. maddesi kıyasen uygulanmak suretiyle davalının imza yetkisinin ihtiyati tedbir olarak kaldırılıp bu yetkinin bir kayyıma verilmesine karar verilmesi talep edilmiştir. 6102 Sayılı TTK'nın 235. maddesinin 1. fıkrası, haklı sebeplerin varlığı hâlinde temsil yetkisinin, bir ortağın başvurusu üzerine, mahkemece kaldırılabileceği, gecikmesinde tehlike bulunan hâllerde mahkemenin temsil yetkisini “ihtiyati tedbir” olarak kaldırıp bu yetkinin bir kayyıma verilebileceği, kayyımın atanması, görevleri, mahkemece verilen temsil yetkisi ve bunların sınırlarının mahkemece resen tescil ve ilan ettirileceği hükmünü düzenlemiştir. Somut olayda dava dilekçesinde kayyım atanması talebi 6102 Sayılı TTK'nın 235. maddesine dayandırılmış ve yargılama aşamasında başka bir deyişle geçici olarak davanın devamı sırasında kayyım atanması talep edilmiş olup hükümden sonra kayyım atanmasına ilişkin bir talep bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece davacı vekilinin tedbiren kayyım atanmasına ilişkin talebi yanılgılı değerlendirilmek suretiyle kararın kesinleşmesinden sonraki dönem için kayyım atanması doğru olmadığı gibi hükümde gösterilen kayyım atama yöntemi dahi doğru olmadığından davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın buna yönelik kısmının davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir."şeklindeki ifadelerle, şirket müdürünün azli talepli davalarda dava süresince tedbiren kayyım atanması talebinin değerlendirilmesi gerektiğinin hüküm altına alındığını, Davalının, açıkça ... Tic. Ltd. Şti.'de %40 hissedar olduğu kesinleşen müvekkilden mal kaçırmakta olup, dava dışı şirketin içinin boşaltılmaya çalışıldığının bariz bir şekilde görüldüğünü; buna rağmen tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinin, taraflar arasında menfaat dengesini korumaktan oldukça uzak olduğunu; tedbir taleplerinin reddine karar verilmesi nedeniyle davalının dava dışı şirketi zararlandırıcı eylemlerde bulunması, şirket banka hesaplarını boşaltması ve menkul mallarının satışına gitmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu; yıllardır hukuk mücadelesi veren ve hisseleri sahte imzalar ile ketmedilen müvekkilinin hala hisselerine kavuşamamış olması nedeniyle zararı hesaplanamayacak kadar büyük olup, işbu zarar her geçen gün artmaya da devam etmekte olduğunu, Yerel Mahkemece tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan, tedbir taleplerinin reddine yönelik Yerel Mahkeme ara kararının kaldırılarak; yukarıda ve dava dilekçelerinde izah edildiği üzere, yargı kararlarının uygulanmaması amacıyla ve müvekkilinin ortaklık payını hukuka aykırı şekilde ortadan kaldıracak şekilde işlemler yapılması, davalının şirket kasasını ve şirket hesaplarını usul ve yasaya uymaksızın boşaltabilmesi ve yine davalının halihazırda diğer şirket ortakları ile birlikte müvekkilin zarara uğraması için elinden geleni yapması nedeniyle tedbir taleplerinin tümüyle kabulü ile, dava süresince davalının şirket üzerindeki yönetim hakkının ve temsil yetkisinin tedbiren kaldırılması ve tedbiren müvekkilinin şirkete münferit yetkili olarak atanması, bunun mümkün olmaması halinde ise davalı yerine şirkete yönetim ve temsil kayyımı atanması için teminatsız olarak HMK 389 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, İleri sürerek, yukarıda ve dava dilekçelerinde arz ve izah edilen nedenler ve resen nazara alınacak sair hususlar ışığında, 13.05.2024 tarihli ihtiyati tedbir taleplerinin reddine yönelik ara kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak tedbir taleplerinin tümüyle kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, davalının yetkilisi olduğu dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. aleyhine iş ve işlem yapması nedeniyle şirket üzerinde bulunan yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin TTK'nın 630/2. maddesi gereğince kaldırılması, bunun mümkün olmaması halinde davalının yetkilerinin sınırlandırılması, davalının şirketi zarara uğrattığı bedelin tespiti ile HMK m. 107 gereği şimdilik 100,00 TL'nin davalıdan tahsili ile şirkete iadesi istemi ile açılan davada; tedbiren davalının yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılarak davacının şirkete münferit yetkili yetkili kılınmasına, aksi halde davalı yerine şirkete yönetim ve temsil kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebidir. Mahkemece, ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkili ...'un, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne ... mersis numarası ile kayıtlı ... Tic. Ltd. Şti.'de %40 (Yüzde Kırk) hissedar olarak bulunmakta iken, şirkette gerçekleşen sermaye artırımına yönelik genel kurul kararları ile birlikte kendisinin hiçbir sermaye artırımı hakkında bilgisi olmadığını ve dolayısıyla katılmadığını ve hisse oranının ‰1 (binde bir) oranına düşürülerek sahtecilikle ketmedildiğini öğrendikten sonra “limited şirketin esas sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararlarının yokluğunun tespiti ile payının tespiti” talepleriyle İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/673E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, yapılan yargılama neticesinde İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.01.2020 tarih 2019/582 E. ve 2020/23 K. Sayılı kararı ile; "1-Mahkemece verilen 20/01/2016 tarihli 2014/673 esas 2016/24 karar sayılı ilamın usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğu değerlendirilerek, önceki kararda ısrar edilmesine/ direnilmesine, -Genel kurul kararlarının yoklukla malul geçersiz kararlar olduğuna dair talep yönünden davalı ... aleyhindeki davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, -Genel kurul kararlarının yoklukla malul geçersiz kararlar olduğunun tespiti talebine ilişkin davalı ... LİMİTED ŞİRKETİ aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 12/11/1997 Bakanlık onay tarihli, 17/09/1998 Bakanlık onay tarihli, 28/09/2001 tarihli, 17/06/2004 tarihli, 23/05/2005 tarihli, 16/10/2006 tarihli, 23/07/2008 tarihli, 14/12/2009 tarihli, 02/02/2010 tarihli ve 28/11/2011 tarihli sermaye artış kararlarının yoklukla malul geçersiz kararlar olduklarının tespitine, -Payın tespiti talebinin her iki davalı yönünden kısmen kabulü ile davacının davalı şirkette %40 oranında pay sahibi olduğunun tespitine, bakiye %60 payın davalı ...'a ait olduğunun tespitine," karar verildiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.03.2022 tarih, 2021/11-701 E. ve 2022/275 K. sayılı kararı ile ... Tic. Ltd. Şti.'nin temyiz itirazlarının reddi ile davacı ...'un şirkette %40 oranında pay sahibi olduğunun tespiti yönündeki direnme kararının ONANMASINA karar verildiğini, Onama kararına karşı ... Tic. Ltd. Şti. karar düzeltme itirazında bulunmuş ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.11.2022 tarihli, 2022/11-935 E. ve 2022/1457 K. sayılı kararı; karar düzeltme isteminin REDDİNE, kesin olarak karar verildiğini ve İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından dosyanın, 10.01.2023 tarihinde kesinleştirildiğini, ayrıca şirket ortağı "..."un eli ürünüyle, müvekkili "..." yerine sahte imzalar atılması nedeniyle "özel belgede sahtecilik" suçundan yaklaşık 5 (beş) yıl hapse mahkûm edildiği, bu suç yönündem mahkumiyetinin kesinleştiği, müvekkili ...'un hissesini yüzde 40 oranından yüzde 6.67 oranına düşürerek müvekkiline isabet etmesi gereken 5.762.700,00-TL miktarın kendisinin de hissedarı olduğu şirket bünyesinde kalmasına ve böylece müştekinin zarara uğramasına neden olarak "hizmet nedeniyle emniyeti suistimal" suçundan, 3 yıl hapis ve 1.500 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına da karar verildiğini, tüm bu açıklamalar ve mahkeme kararları çerçevesinde, müvekkili ...'un, ... Tic. Ltd. Şti.'de %40 (Yüzde Kırk) hissedar olduğu yönündeki tespitlere dair mahkeme kararları ile kesin hale geldiğinden, müvekkilinin Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.03.2022 tarih, 2021/11-701 E. ve 2022/275 K. sayılı kararı dikkate alınarak, ... mersis numarası ile kayıtlı ... Tic. Ltd. Şti.'de %40 (Yüzde Kırk) oranında hissedar olarak kayıt ve tescilinin yapılması için İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne 13.01.2023 tarihinde başvuru yapıldığını, İşbu başvuruya ilişkin olarak İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 24.03.2023 tarih, ... sayılı ve "Yazı hk. / ... / ... Ticaret Limited Şirketi hk." konulu yazı ile ilgili mahkeme kararı gereğince sicil kayıtlarının değiştirilmesinin mümkün olmadığı, kararın icrası için son yapılan hisse devri ile 2022 tarihli iki sermaye artırımı kararının iptal edilmesi ve ayrıca, kararı veren mahkeme tarafından, pay oranlarının 23.10.1995 tarihli ortaklar kurulu kararındaki son ortaklık yapısına uygun hale getirilecek şekilde değiştirilerek maddi hatanın düzeltilmesi gerektiği belirtilerek taleplerinin ret edildiğini, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/246 E. dosyası ile ticaret sicil memurunun kararına itiraz davası ikame edildiğini, İşbu dosyadan 13.07.2023 tarihinde 2023/697 K. sayılı karar ile; davacının aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın HMK 114/1-d ve 115 md gereğince dava sarti yokluğundan reddine karar verildiğini, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün kesinleşen mahkeme kararı ile müvekkiline ait olduğu tespit edilen hisseleri müvekkil adına kayıt ve tescil etmemesinin mümkün olmayıp, söz konusu müdürlük kararı hukuka aykırı olmakla birlikte bu hususta her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla, 19.08.2022 ve 06.12.2022 tarihli sermaye arttırımına ilişkin Genel Kurul Kararlarının yok hükmünde olduklarının tespiti, 19.08.2022 ve 06.12.2022 tarihli sermaye arttırımına ilişkin Genel Kurul Kararlarının iptali, mahkeme kararıyla kesinleşen ve müvekkiline ait olduğu tespit edilen ... Tic. Ltd. Şti.'nin %40 oranındaki hissesinin müvekkili adına kayıt ve tescili, ortaklık yapısının 23.10.1995 tarihli ortaklar kurulu kararındaki son ortaklık yapısına uygun hale getirilmesi, pay defterine işlenmesi, yargı kararlarının uygulanmaması ve davacının ortaklık payının hukuka aykırı şekilde ortadan kaldıracak şekilde işlemler yapılması nedeniyle; ortakların hisselerini devretmelerinin, sermaye artışı yapmalarının, şirkete ait menkul ve gayrimenkul malvarlıklarının ve banka hesaplarının azaltılmasının önlenmesi amacıyla tasarruf işlemlerinin durdurulması için teminatsız olarak HMK m. 389 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebiyle İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/665 E. Sayılı dosyası ile dava ikame edildiğini, mahkeme kararıyla kesinleşen ve müvekkiline ait olduğu tespit edilen ... Tic. Ltd. Şti.'nin %40 oranındaki hissesinin müvekkili adına kayıt ve tescili ve sermaye artırım kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti talebi ile ikame edilen İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/665 E. sayılı dosyasından tesis edilen 06.10.2023 tarihli ara karar ile; tedbir talebinin kısmen kabulü ile şirket ortaklarının yargılama boyunca şirketteki hisselerinin devrinin ve ... Tic. Ltd. Şti.'nin yeni sermaye artışı kararı almasının, şirket adına kayıtlı taşınmazların devrinin tedbiren önlenmesine karar verildiğini, verilen tedbir kararlarının infazı için ilgili tapu müdürlüğüne yazılan müzekkereler kapsamında, ... Tic. Ltd. Şti.'nin önemli malvarlığı değerlerinden olan İstanbul ili ... mahallesi ... ada ... ve ... parselde kain taşınmazların davalı tarafından müvekkilinden mal kaçırmak amacıyla muvazaalı bir şekilde ... Bankası A.Ş.'ye devredildiğinin öğrenildiğini,söz konusu taşınmazların ... Tic. Ltd. Şti. yetkilisi olan davalı tarafından ... Bankası A.Ş.'ye devir tarihi olarak görünen 02.09.2022 tarihi, ... Tic. Ltd. Şti.'nin %40 hissesinin müvekkiline ait olduğunun tespitine yönelik mahkeme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/11-701 E. ve 2022/275 K. sayılı kararı kapsamında onandığı 08.03.2022 tarihinden hemen sonra olduğunu, tek başına bu hususun dahi ilgili tapu devrinin, ... Tic. Ltd. Şti.'de %40 oranında hissedar olduğu kesinleşen müvekkilinin hissesinin değerini düşürmek, şirketin içini boşaltmak ve müvekkilinden mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı bir şekilde yapıldığının tartışmasız bir şekilde ortaya koyduğunu, yine ... Tic. Ltd. Şti. yetkilisi davalının, söz konusu taşınmazları ... Bankası A.Ş.'ye muvazaalı bir şekilde tapuda devretmişse de, söz konusu taşınmazları ... Tic. Ltd. Şti.nin hala aynı şekilde kullandığını, Davalının devrin muvazaalı olduğunu gizlemek ve taşınmazları ... Tic. Ltd. Şti. tarafından kullanılmaya devam edilmesi adına aralarında sözde bir finansal kiralama ilişkisi kuduğunu, taşınmazların halen ... Tic. Ltd. Şti. tarafından kullanılmaya devam edilmesi dahi, muvazaanın ve davalı ...'ın şirket yönetimindeki kötüniyetinin açık bir göstergesi olduğunu, ayrıca İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/665 E. sayılı davasına konu edilen ve aynı yukarıda bahsedilen tapu devrinde olduğu gibi ... Tic. Ltd. Şti.'nin %40 hissesinin müvekkiline ait olduğunun tespitine yönelik mahkeme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/11-701 E. ve 2022/275 K. sayılı kararı kapsamında onandığı 08.03.2022 tarihinden hemen sonra alınan 19.08.2022 ve 06.12.2022 tarihli sermaye artırımı kararlarının da kesinleşen mahkeme kararını infaz edilemez hale getirmek için alınmış kararlar olduğunun açık olduğunu,dolayısıyla, ... Tic. Ltd. Şti.'nin %40 hissesinin müvekkiline ait olduğunun tespitine yönelik mahkeme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/11-701 E. ve 2022/275 K. sayılı kararı kapsamında onandığı 08.03.2022 tarihinden hemen sonra öncelikle 19.08.2022 tarihli sermaye artış kararı alındığı, sonrasında ... Tic. Ltd. Şti.'nin önemli malvarlığı değerleri olan taşınmazların muvazaalı bir şekilde devredildiği ve sonrasında 06.12.2022 tarihli sermaye artışı kararı alındığı, böylelikle tamamen kötüniyetli bir şekilde müvekkilinden mal kaçırma amacıyla hareket edildiğinin ortada olduğunu, yine müvekkilinin, ilerde ikame edeceği kar payı davalarındaki alacağının kasıtlı olarak düşürülmesi amacıyla davalının, yetkilisi olduğu şirketin banka hesaplarından kendi hesabına ve diğer ortakların hesabına para aktardığını, şirketin faaliyetleri sonucunda elde edilen gelirleri elden almak suretiyle nezdine geçirdiğini ve kendisine özel bir menfaat sağlayan, şirketin amacına zarar veren daha birçok iş ve işlem yaptığını öğrendiğini ,yukarıdaki açıklamalar kapsamında ... Tic. Ltd. Şti.'nin diğer ortakları ile birlikte halihazırdaki yetkilisi ...'ın şirketin yönetimi, kar elde etmesinin sağlanması ve faaliyetlerinin genişletilmesinden ziyade tek amaçları, kesinleşmiş mahkeme kararı ile şirkette ortak olduğu sabit olan müvekkilini zarara uğratmak olduğundan davalı, ... Tic. Ltd. Şti.'yi gerektiği gibi yönetemediğini,bu nedenle davalının temsil yetkisinin kaldırılması veyahut mümkün olmaması halinde sınırlandırılması için başvuru yapma gereğinin hasıl olduğunu belirterek dava dışı şirkete kayyum atanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde limited şirket yöneticilerinin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını mahkemeden talep edebilirler. Anılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, davacının öncelikle şirket müdürünün azlini gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesi gerekmektedir. Haklı sebep kavramı Yasa maddesinde tanımlanmamıştır. Müdürün, kanun ve ana sözleşmenin kendisine yüklediği görevleri yapmaması haklı sebep oluşturacaktır. 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesine göre mevcut durumda meydana gelecek bir değişme nedeniyle gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir. 6100 sayılı HMK'nın 390. maddesine göre de: Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Somut olaya döndüğümüzde, davacı vekili tarafından ileri sürülen iddialar açılan eldeki davada iddia ve savunma doğrultusunda yapılacak yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yargılama sonucunda ortaya çıkacaktır. Asıl olanın şirketlerin ortakları tarafından alınan kararlar ile belirlenen yöneticiler tarafından yönetilmesi olduğu, dava dışı şirketin organlarının tam olduğu, bu konuda eksiklik bulunmadığı anlaşılmaktadır. Talep ve ara karar tarihi itibariyle henüz delillerin toplanmamış olması, mevcut delillere göre yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden ve değişen koşul ve delil durumuna göre her zaman yeniden ihtiyati tedbir talep edilebileceği gözönünde bulundurulduğunda; ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik verilen karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/09/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15