Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2024/1220
2024/1424
26 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1220 Esas
KARAR NO: 2024/1424 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2023/1215 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİHİ: 15/05/2024 (Ara Karar Tarihi)
TALEP: İhtiyati tedbir, kayyım tayini
KARAR TARİHİ: 26/09/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Davalı şirketin 30/10/2023 tarihli genel kurulunda alınan genel kurul kararların iptali ve TTK m.449 uyarınca tamamının yürütülmesinin tedbiren geriye bırakılması davalı şirkete yönetim kayyımı veya denetim kayyımı atanmasına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 15/05/2024 (Ara Karar Tarihi) 2023/1215 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; ".....İstanbul 11.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/138 Esas sayılı dosyasında 26/05/2022 tarihli karar ile davacının ilgili mahkemede dava konusu olan davalı şirket hisseleri üzerine davacının dava konusu ettiği oran ile ihtiyati tedbir kararı verildiği davanın esasına ilişkin olarak da verilen kabul kararının kesinleşmediği genel kurul kararlarının icrasının geri bırakılmasına yönelik ihtiyati tedbir talebi ile davacının hakkının elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek durumda olmadığı kanaati ile genel kurul kararlarının icrasının geri bırakılması ve şirkete denetim yönetim kayyımı atanmasına yönelik talebin reddine karar vermek gerekmiştir." Gerekçesi ile, Davacı Vekilinin davalı şirketin 30/10/2023 tarihli Genel Kurul Kararının yürütülmesi geri bırakılması talebinin reddine,Davacı Vekilinin davalı şirkete denetim ,yönetim kayyımı atanması talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair vermiş olduğu karar hukuka aykırı olup, mahkemece verilen kararda her ne kadar ''davacının hakkının elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek durumda olmadığı kanaati ile..'' ihtiyati tedbir taleplerini reddedildiğinden bahsedilmişse de, gerekçe gerçekteki durum ile taban tabana zıt olduğunu, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1215 Esaslı dosyamızın 15/05/2024 tarihli İhtiyati Tedbir Talebinin Reddine Dair Ara Karar'ında; ''...davacının hakkının elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek durumda olmadığı kanaati ile genel kurul kararlarının icrasının geri bırakılması ve şirkete denetim yönetim kayyımı atanmasına yönelik talebin reddine karar vermek gerekmiştir.'' denilmek suretiyle ihtiyati tedbir taleplerinin reddedildiğini ancak yukarıda da detaylarıyla anlatmaya çalıştıklarını, söz konusu sermaye arttırımı müvekkili davalı şirket nezdindeki %30'luk payını %0,3'e düşürmekte olduğunu, Müvekkili ...'ın davalı şirketteki payının 100 kat gibi böylesi ciddi bir oranda düşürecek şekilde kötü niyetli bir sermaye arttırımı yapılmasının, yerel mahkemece "hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale getirecek bir durum olmadığı" şeklinde nitelenmesinin ise hukuki fecaat olduğunu; sermaye arttırımının yapılış şekli ve zamanı, sermaye arttırımının kötü niyetli olduğunu apaçık ortaya koyduğu gibi müvekkilinin şirketteki maddi ve pay sahibi olmaktan gelen haklarını 100 kat oranında küçültmekte olduğunu, İhtiyati tedbirin amacının davanın açılması ile hüküm arasında geçen zaman içinde davadan elde edilebilecek sonucu korumak olduğunu; davalının sermaye artırımı şeklinde gerçekleştirdiği eylemlerin müvekkilin hüküm neticesinde elde edeceği sonucu bertaraf etmekte olduğunu; davalının yapmış olduğu sermaye artırımı ile pay sahibi olan müvekkilinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, müvekkilin elde edeceği sonucu bertaraf eden bir karar olduğuna şüphe bulunmamakta olduğunu, Böylesi bir hal içerisinde yerel mahkeme tarafından ihtiyati tedbir taleplerinin reddedilerek, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek durumda olmadığı kanaatine varılmamış olması denilebilmesi için dosya içerisinde mübrez olan İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/138 E. sayılı dosyasında sundukları delillerin incelenmemiş olması ve ortada apaçık görülen gerçeklere göz yummak gerekmekte olduğunu çünkü, iş bu sermaye arttırımı ile müvekkilinin hakkının ne şekilde zorlaştığının tespiti için müvekkilinin pay sahipliği oranının sermaye arttırımı ile nasıl eridiği arasındaki korelasyonu anlamanın yeterli olduğunu; ayrıca aşağıya eklenen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 13. Hukuk Dairesi 2021/1279 E., 08/07/2021 T. ve 2021/1071 K. sayılı kararında benzer bir durumda ihtiyati tedbir kararı verilmiş olup, iş bu dosyada da TTK madde 449 hükümlerine göre karar verilmesi gerektiğini, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/138 esaslı dosyada ihtiyati tedbir talebi kabulünün hemen ardından davalı şirkette sermaya arttımı yoluna gidildiğini; sermaye arttırımının ihtiyati tedbir talebi kabulünün hemen ardından yapılmasından da anlaşılacağı üzere, iş bu hareket art niyetli olup, müvekkile ait payların azaltılarak eritilmesinin amaçlanmakta olduğunu; bu nedenle ihtiyati tedbir verilmesi zaruri olup, yerel mahkemenin tedbir taleplerinin reddine dair kararının kaldırılması gerektiğini, Davalı şirketin pay sahibinin ... tarafından genel kurulda alınan sermaye arttırım kararının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu; davalı şirketteki genel kurul kararı ile sermaye artırımı yapılması, müvekkili tarafından davalı şirkette pay sahibi olduğunun tespit ve tescil edilmesi talebinden sonra olduğunu; müvekkilinin İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde davayı açtığını, davayı açarken talep ettiği ihtiyati tedbir kabul edilerek bahsi geçen dosyanın davalıları olan tüm şirketlerde davalı ...'na ait hisselerin üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir uygulanmasına, ihtiyati tedbirin şirket hisselerinin %30 oranı ile sınırlı olarak uygulanmasına karar verildiğini; iş bu ihtiyati tedbir talebinin kabulünün hemen ardından ise ... tarafından 300.000 TL sermayeye sahip ... Anonim Şirketi'nde 30/10/2023 tarihinde yapıldığı iddia edilen genel kurul toplantısı ile davalı şirketin sermayesinin 30.000.000,00 Türk Lirasına arttırılarak ana sözleşme tadili yapıldığını, sermaye artırımında bulunularak payların nama yazılı paya çevrildiğini, Davalı şirkette yapılan sermaye artırımının aynı zamanda hakkın kötüye kullanılmasını da oluşturmakta olduğunu; hakkın kötüye kullanılması, hakkın dürüstlük kurallarına aykırı olarak kullanılmış olması olup, hakkın kötüye kullanılması ile hak sahibinin hiçbir menfaat sağlamadığını veya çok az bir menfaat sağlamışsa da, başkaları zarar görmekte veya zarar görme tehlikesi ile karşı karşıya kalmakta olduğunu; başka bir deyişle hakkın kullanılmasının hak sahibine sağladığı menfaat ile başkalarına verdiği zarar arasında aşırı bir nispetsizlik bulunmakta olduğunu; güzel oto ticaret anonim şirketi pay sahibi ... geçmiş yıl karlarından oluşan paranın kendisine dağıtımına karar vermeyip, iş bu meblağ ile sermaye artırımı yapması bahsi geçen sermaye artırımını müvekkilin pay sahipliği oranını azaltmak ve eritmek için yaptığını basbayağı ortaya koymakta olduğunu; çünkü iş bu sermaye artırımı neticesinde müvekkilinin davalı şirketteki pay sahipliğinin %30'dan %0,3'e inmekte olduğunu, Yukarıdakilerle birlikte bahsi geçen sermaye artırımının İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2023/138 E. sayılı dosya numarası ile görülmekte olan davada, müvekkili adına müspet ilerlemelerin olmasından hemen ardından yapılmış olması dahası halihazırda söz konusu davanın tam kabul ile lehlerine sonuçlandığının da göz önüne alındığında, iş bu genel kurul kararı ile sadece sermayenin de artırılmayarak, aynı zamanda müvekkilin tespit ve tescilini istediği hamiline yazılı pay senetlerinin nama yazılı hale çevrilmesinin müvekkilin taleplerinin tamamen boşa çıkarılmaya çalışılması amacıyla yapıldığını tespit, teslim ve tescil etmekte olduğunu; yani davaya konu sermaye artırımına dair genel kurul toplantısı ve bu toplantı neticesinde alınan kararın dürüstlük kuralına aykırılığı perdelemek adına yapılan bir işlem olduğunu; bu nedenlerle, davalı şirketin bahsi geçen genel kurulunun iptaline karar verilmesi gerekmekte olup, iş bu istinaf taleplerinin özünü oluşturan genel kurul kararlarının icrasının geri bırakılmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine dair karar kaldırılarak, müvekkilinin şirkete olan hisse katılımının azaltılması amacını güden sermaye arttırımı kararının Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1215 E. sayılı dosyaları sonuçlanana kadar geri dönülmesi daha da güç durumlar meydana gelmeden yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmesi gerektiğini, Ayrıca kötü niyetli şirket yöneticisi ve pay sahibi ...'nun, daha önce İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen ihtiyati tedbir kararını tanımaksızın hukuk dışı hareket ettiği ve kötü niyetli olduğu da dikkate alındığında davalı şirkete yönetim kayyımı atanması gerektiğinin ortaya çıktığını; dava dışı bu şahısın İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen ihtiyati tedbir kararı ile dava sonu esas hakkında müvekkili lehine verilen kararı ortadan kaldırmak üzere sermaye arttırımı yaptığını, payların nev'ini değiştirdiğini; böylesi hukuk tanımaz bir kişinin şirketi idare etmesinin ise daha fazla hukuka aykırılık doğuracak olup, yerel mahkemece davalı şirket hakkındaki kayyım taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırılığa çanak tutmakta olduğunu, İhtiyati tedbir talebine ilişkin ara kararın tensip tutanağı ile reddedilmiş olup, gerekçeli karar yazılmadığını; gerekçeli karar yazılmadan tensip tutanağı ile talebin reddinin bozma nedeni olduğunu, Her ne kadar ara karar ile taraflarına İhtiyati Tedbir Talebine İlişkin Ara Karar tebliğ edilerek taleplerinin reddine karar verilmişse de, ne ara kararın içeriğinde gerekçeli karar yazılacağına dair bir husus yer almakta ne de ara kararın tebliğden itibaren taraflarına gerekçeli karar tebliğ edildiğini; gerekçeli karar yazılmaksızın talebin reddine karar verilmesinin bozma nedeni olduğunu; iş bu hususun Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2013/12461 E., 02/10/2013 T. Ve 2013/12461 K. İle açıkça ifade edildiği gibi bozma nedeni olduğunu, Tebliğ edilen kararda katip imzası bulunmamakta olduğunu; bu şekilde tebliğ edilen karar geçersiz olup kaldırılması gerektiğini, Yerel mahkeme tarafından tebliğ edilen kararda zabıt katibi imzası bulunmayıp, HMK gereği gerekli şartları taşımayan kararın kaldırılması gerektiğini, (Ek-3: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin Ara Kararı ) İleri sürerek, yönetim kurulunun anılan kararı icradan kaynaklanan hukuki sorumluluğu kapsamında dava ve talep haklarının saklı kalmak kaydıyla; yukarıda izah edilen sebeplerle ve re’sen mahkemece göz önünde bulundurulacak gerekçelerle; anılan GK kararının icrasının müvekkili ...'ın hak ve menfaatlerini haksız olarak zedelediğinden; Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1215 E., 15/05/2024 tarihli ihtiyati tedbir taleplerinin reddine dair kararının dairenizce kaldırılmasına ve dairenizce teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilerek genel kurul kararının yürütülmesini geri bırakılmasına karar verilmesine, şirket yöneticisinin kötü niyetli şekilde şirketi idare etmesi nedeniyle, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1215 E., 15/05/2024 tarihli yönetim ve denetim kayyımı atanmasına dair tedbir taleplerinin reddine dair kararının dairenizce kaldırılmasına ve dairemizce ihtiyati tedbir kararı verilerek, şirketi idare etmesi için yönetim kayyımı atanmasına şayet buna karar verilmeyecekse denetim kayyımı atanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, davalı şirketin 30/10/2023 tarihli genel kurul kararlarının iptaline, şayet mahkeme aksi kanaatte ise yok veya batıl olduğunun tespitine ve ticaret sicil kayıtlarından kaldırılmasına, anılan GK kararına dayanılarak yapılan tüm işlemlerin geçmişe etkili olarak ortadan kaldırılmasına yönelik açılan davada, dava konusu genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılması, şirketi idare etmesi için yönetim kayyımı atanması, şayet buna karar verilmeyecekse denetim kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı şirketin 30/10/2023 tarihli Genel Kurul Kararının yürütülmesinin geri bırakılması talebinin reddine, davalı şirkete denetim,yönetim kayyımı atanması talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. TTK'nın 449. maddesinde genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceği düzenlenmiştir. Hükümde mahkemeye takdir hakkı tanınmış olup, mahkemece durum ve şartların gerektirmesi halinde genel kurul kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verilebilecektir. Söz konusu karar tedbir mahiyetinde olacağından HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin genel hükümleri uygulanacaktır. HMK'nın 389. maddesi uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı kanunun 390 maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Somut olayda; dava dışı ...'nun, davalı şirketin tek ortağı ve yetkilisi olup davacı tarafın, davalı ... Tic. A.Ş. ile birlikte ...'nun tek ortağı ve yetkilisi bulunduğu diğer şirketlerde %30 oranında pay sahibi olduğu iddiasıyla pay sahipliğinin tespiti ve tescili istemiyle 27.02.2023 tarihinde İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/138 E. Sayılı dosyası üzerinden dava açtığı ve açılan davanın derdest olup davacı tarafından, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/138 E. Sayılı dosyası üzerinden ikame olunan davada, şirket hisselerinin %30 oranı ile sınırlı olarak hisselerin üçüncü kişilere devir ve temlikini önlemek amacıyla mahkemece, ihtiyati tedbir kararı verildiği, davacı tarafından, dava dilekçesinde genel kurul toplantısı neticesinde ana sözleşme tadili yapılarak sermaye artırımı yapılmasının kanuna ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek 30/10/2023 tarihli genel kurul kararının iptaline karar verilerek ticaret sicil kayıtlarından kaldırılması, şayet mahkeme aksi kanaatte ise yok veya batıl olduğunun tespiti ve ticaret sicil kayıtlarından kaldırılması, GK kararına dayanılarak yapılan tüm işlemlerin geçmişe etkili olarak ortadan kaldırılması, TTK m. 449 ve HMK m. 389/1 vd. hükümleri kapsamında, ihtiyati tedbir kararının verilmesi ve kararların yürütülmesini geri bırakılması ile şirketi idare etmesi için yönetim kayyımı atanması, şayet buna karar verilmeyecekse denetim kayyımı atanmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Davacı tarafın yürütmenin durdurulmasına yönelik tedbir talebi değerlendirildiğinde; Somut olayda davacı taraf, davalı şirketin 30/10/2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan şirket ana sözleşmesinin esas sermayeye ilişkin hükmünün tadil edilerek sermaye arttırılmasına ilişkin gündem maddesinin ana sözleşmeye, kanuna, dürüstlük kuralına ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve davacıya zarar verme kastı ile yapıldığı gerekçesi ile iptali ve tedbiren kararın yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına dair talep değerlendirilmeden önce, TTK'nın 449. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyesinin görüşü alınmış, yönetim kurulu üyesince olumsuz görüş bildirildiği anlaşılmıştır. Mahkemece verilen ara karar tarihi itibariyle, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, dosyada bilirkişi incelemesinin yapılmadığı, dava konusu genel kurul toplantı tutanağı, davacı vekili tarafından sunulan belgeler ve mevcut delil durumuna göre davacının ileri sürdüğü iddiaların davanın esası bakımından yaklaşık ispat koşulunun bu aşamada oluşmadığı, mevcut durumun değişmesi halinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi bulunduğuna ilişkin de yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği ve mahkemece verilen istinafa konu ara karar elektronik imza ile mahkeme heyeti ve zabıt katibi tarafından imzalandığı,değişen koşul ve delil durumuna göre her zaman yeniden ihtiyati tedbir talep edilebileceği de gözönünde bulundurulduğunda; ilk derece mahkemesince verilen karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin ara karada katip imzasının bulunmadığına ilişkin istinaf sebebinin ve esasa ilişkin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin davalı şirkete kayyum atanmasına ilişkin istinaf sebepleri incelendiğinde, 6102 sayılı TTK'nun 365. maddesinde, anonim şirketlerin yönetim kurulu tarafından yönetilip ve temsil olunacağı düzenlenmiş, YK üyelerinin seçimi, süreleri, ibraları hakkında karar verilmesi ve görevden alınmaları TTK 408 maddesi uyarınca genel kurulun, devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. TTK da anonim şirketlerde yönetim kurulunun yönetim yetkisinin mahkemelerce kaldırılacağına veya sınırlandırılacağına ilişkin yasal düzenlemenin bulunmadığı gibi anonim şirkete mahkemece yönetim kayyımı atanmasına olanak sağlayan açık bir kanun hükmü bulunmamaktadır.TMK'nin 427/4. maddesine göre bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka bir yoldan sağlanamamış ise vesayet makamınca yönetim kayyımı atanması gerekmektedir. Anılan düzenlemeye göre yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır. Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan sözetmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da TTK'nin sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur. (Yarg. 11. H.D 08/03/2018 2016/7714 E-2018/1804 K) Aslolan şirketlerin genel kurulları uyarınca seçilmiş yöneticileri tarafından yönetilmeleri olduğu, tedbiren kayyım atanması istenen davalı şirket de yönetim boşluğu da bulunmadığı gibi dava yöneticilerin azli veya sorumluluğu davası da değildir. Genel kurul kararının iptali istemine ilişkin davada, davalı anonim şirketin yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine engel bir durum ve şirkette organ boşluğu bulunmadığı gibi yönetiminin başka yoldan sağlanamaması ve genel kurulun toplanamaması gibi bir durum da söz konusu olmadığından davalı şirkete yönetim veya denetim kayyım atanmasını gerektirecek haklı bir sebep bulunmadığı, HMK'nun 389/1 ve 390/3 maddesinde aranan koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla; İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik verilen karar dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/09/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15