SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1398

Karar No

2024/1357

Karar Tarihi

19 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/1398 Esas

KARAR NO: 2024/1357 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2024/1026 D.İş

TARİH: 18/07/2024

TALEP: İhtiyati Haciz (Finans)

KARAR TARİHİ: 19/09/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında farklı zamanlarda imzalanmış olan işlem mutabakatları tahtında birçok opsiyon işlemi gerçekleştirildiğini, işbu işlem mutabakatlarının tamamının Avrupa Tipi Opsiyon olup bu tip işlemlerin vadesinden evvel kapatılmasının mümkün olmadığını, buna rağmen davalının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak işlemleri vadesinden önce kapattığını, davalının işbu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun eylemi sebebiyle müvekkili şirketin maddi manevi zarara maruz kaldığını ve işbu zararın tazmini amacıyla İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/56 E. sayılı dava dosyası nezdinde davalı aleyhine dava açtıklarını, İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/56 E. sayılı dava dosyası tahtında ikame edilen dava dosyası neticesinde Yerel Mahkeme tarafından, "Bilirkişi heyetince ibraz edilen ve davalı banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen rapor ve ek rapor kapsamında yapılan hesaplama neticesinde ; Davalının Davacıya ait hesaptan 13.12.2017 tarihinde çektiği 57.340.370,00 TLden Davacının opsiyon hesabında her işlemin vade sonunda oluşacak kâr ve zararların toplamı olarak davacının fazladan katlandığı kümülatif zararın 29.06.2018 yürürlülük tarihinde %19,50 avans faiz oranı ,11.10.2019 yürürlülük tarihinde %18,25 avans faiz oranı , 21.12.2019 yürürlülük tarihinde %13,75 avans faiz oranı üzerinden yapılan hesaplama neticesinde USD/TRY işlemlerinden doğan 17.902.100,00-TL ve EUR/USD işlemleri Bakımından Takas (Vade) tarihindeki Kâr/Zarar (TL) değerlerinin Davalı Bankanın Erken Kapatma Tarihindeki Kur olarak uyguladığı 6,485 TL/USD kuru ile Takas (Vade) Tarihindeki Kar/Zarar (USD) değerleri çarpımı ile Davalı Bankanın erken pozisyon kapatma işleminde uyguladığı döviz kuru üzerinden bulunan Davacının TL cinsinden bilirkişi 3. Ek raporunda yapılan hesaplama sonrasında hesap edilen EURO/USD işlemlerinden doğan 4.006.043,90 TL olmak üzere toplam 21.908.143,90 TL ana para alacağının 29/08/2018 tarihinden itibaren her bir işlem tarihindeki avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili gerektiği , Davacının yoksun kalınan kazanç kaybı isteminin Davacının hesabından 28.08.2019 tarihi itibariyle faizsiz anapara bakiyesinin 24.768.513,89 TL olduğu hükme esas alınan bilirkişi 3. Ek raporundaki hesaplama neticesi bulunan 5.981.621,19 TL olarak kabul edilerek dava tarihinden itibaren isleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili gerektiği kanaatine varılmıştır.'' şeklinde karar verildiğini, ilamda belirtilen alacak kalemleri göz önüne alındığında müvekkili şirketin toplam 29.348.843,94 TL alacağının mevcut olduğunu, davalının, menkul ve gayrimenkullerini alacaklısı olan müvekkili şirketten kaçırmak amacıyla üçüncü kişilere devretme ve mal kaçırma hazırlıklarına başladığını, davalının üzerine kayıtlı olan malları devretmesi halinde müvekkili şirketin alacağını tahsil etme imkânı kalmayacağını,2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu ("İİK") madde 257 'de; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder."hükmüne ve İİK madde 259/2 ise "Ancak alacak bir ilama müstenid ise teminat aranmaz." hükmünün yer aldığını beyanla İİK'nın ilgili maddeleri kapsamında İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/56 E. 2024/ K. sayılı kararı göz önüne alınarak müvekkili şirketin alacağını teminat altına almak ve olası mal kaçırmalar ile hak kayıplarının önüne geçmek adına ve müvekkili şirket alacağının ilama dayanması nedeniyle İİK madde 259/2 uyarınca herhangi bir teminat talep edilmeksizin müvekkili şirket alacağı olan 29.348.843,94 TL karşılığında davalının taşınır ve taşınmaz mallarıyla, üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi'nin 27/09/2024 tarih, 2024/1026 D.İş sayılı kararı ile; "1-Yukarıda hüviyeti yazılı alacaklının borçlulardan alacağı olan (29.348.843,94-TL)'nın tahsilinin ifasını temin bakımından, vaki isteği vaki isteği İ.İ.K.'nun 257.maddesi 1.fıkrasına uygun bulunduğundan İİK Md/259-2 uyarınca talebin mahkeme ilamına dayalı olması nedeniyle teminatsız olarak kabulüne karar verilerek, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, borçlunun/borçluların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının borca yeter miktarının İcra İflas Kanunu'nda gösterilen muayyen tahditler dairesinde ihtiyaten haczine," karar verilmiş ve verilen karara karşı borçlu vekili tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmuştur. Borçlu vekili 03/07/2024 tarihli ihtiyati haciz kararına itiraz dilekçesinde; müvekkili bankanın aleyhine ihtiyati haciz talep edilmesinde hukuki yarar bulunmadığını, ihtiyati haciz isteyen tarafın kötü niyetli olduğunu, müvekkili bir banka olduğundan alacağın tahsili noktasında alacaklının yeterli teminata sahip olduğunun sabit olduğunu, yeterli teminata sahip alacak açısından ihtiyati haciz talep edilmesinin mümkün olmadığını, talebin reddi gerektiğini, alacağın ilama dayalı olduğunu, yargılamanın kesin olarak sonuçlanması ile davacının haklı çıkması durumunda alacağını tahsil edebileceğini, müvekkili bankanın mal kaçırma veyahut mal varlığı üzerinde kötü niyetli tasarrufta bulunma ihtimalinin bulunmadığını, teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin uğramış olduğu zararlara ilişkin teminat sunulması gerektiğini, ihtiyati haciz talebine dayanak ilama ilişkin ilamlı takip başlatıldığını ve icra dosyasına dosya borcunu ve ferilerini karşılar miktarda teminat sunulduğunu, ilama konu alacak teminat mektubu ile teminat altına alınmış olduğundan ihtiyati haciz kararının kaldırılması gerektiğini, mahkeme ilamının takibe konu edilmesi üzerine müvekkilince tehiri icra sürecinin başlatıldığını ve tehiri icra kararı alındığını beyan ederek itirazın kabulü ile verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 18/07/2024 tarih ve 2024/1026 D.İş- 2024/1078 Karar sayılı kararı ile: "... Mahkememizce verilen ihtiyati haciz kararına karşı itiraz edilmesi üzerine İİK 265/4. maddesi gereğince itirazın duruşmalı olarak değerlendirilmesine karar verilmiş, 18/07/2024 tarihinde murafaa duruşması yapılmış, duruşmaya taraf vekilleri katılmıştır. Talep, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/56 Esas, 2024/279 Karar sayılı ilamına dayanarak verilen ihtiyati haciz kararına itiraz istemine ilişkindir. ... İhtiyati haciz talebi, ihtiyati haciz kararına yapılan itiraz sebepleri ve yukarıda belirtilen madde hükümleri kapsamında yapılan değerlendirmede; İİK'nun 258/2. maddesi gereğince, karşı taraf dinlenmeden ihtiyati haciz kararı verilmesine bir engel bulunmamasına, ihtiyati haciz talep eden tarafça bir mahkeme ilamına dayalı olarak ihtiyati haciz isteminde bulunulmasında hukuki yarar bulunduğunun açık olmasına ve bu nedenle talebin kötü niyetli olarak kabul edilmesinin mümkün bulunmamasına, ihtiyati haciz isteyen tarafça, müvekkili yararına verilen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/56 E., 2024/279 K. sayılı kararına istinaden ihtiyati haciz isteminde bulunmuş olup vadesi gelen bir alacak bulunduğu ve rehinle de temin edilmediği anlaşılmakla İİK'nın 257/1. maddesindeki şartlar bulunduğunun açık olmasına, borçlunun kaçma veya alacağı kaçırma ihtimalinin İİK'nın 257/2. maddesindeki müeccel alacaklar için düzenlenmiş olup ihtiyati haciz kararı muaccel alacaklar için geçerli olan İİK'nın 257/1. maddesi kapsamında verildiği için İİK 257/2. maddesindeki şartların somut olay bakımından uygulanma yerinin bulunmamasına, ihtiyati haciz kararı verilmesi için, alacağın dayandırıldığı mahkeme ilamının kesinleşmesinin gerekmemesine, borçlunun banka olmasının ihtiyati haciz kararı verilmesine engel bir durum teşkil etmemesine, İİK'nun 259/2. maddesi gereğince, alacağın ilama dayanması nedeniyle ihtiyati haciz kararının teminatsız olarak verilmesinin usul ve kanuna aykırı olmamasına, veri şartının bulunmamasına, alacak talebinin mahkeme ilamına dayanması nedeniyle yaklaşık ispat şartının somut olayda gerçekleşmiş olduğunun açık bulunmasına, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/56 E., 2024/279 K. Sayılı kararının davalı banka tarafından istinaf edilmesi üzerine tehiri icra kararı alınması amacıyla teminat mektubu sunulmuş olmasının ihtiyati haciz kararına bir etkisi bulunmamasına, söz konusu teminatın İİK 266 maddesi anlamında ihtiyati haciz kararının kaldırılması için verilmiş bir teminat niteliğinde bulunmamasına, bu anlamda ihtiyati haciz kararının sunulan teminat mektubu nedeniyle kaldırılması şartlarının oluşmamasına, ihtiyati haciz kararının uygulanması nedeniyle yaşanıldığı belirtilen mağduriyetin somut olayda değerlendirilme ihtimalinin bulunmamasına, haksız ihtiyati haciz nedeniyle uğranılan bir zarar söz konusu olması halinde İİK 259/4 maddesi gereğince bu hususta açılacak bir davada bu durumun değerlendirilebileceğinin açık olmasına göre, Mahkememizce verilen ihtiyati haciz kararının usul ve yasaya uygun olduğu, ihtiyati haciz kararına karşı yapılan itirazın yerinde olmadığı sonucuna varılarak, Mahkememizce verilen ihtiyati haciz kararına karşı yapılan itirazın reddine karar verilmiştir(Benzer yönde Yargıtay 17. HD'nin 22/05/2018 tarih 2015/10437 E., 2018/5350 K. sayılı kararı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD'nin 29/12/2022 tarih ve 2022/1709 E., 2022/1950 K. Sayılı kararı)." gerekçesi ile ''Mahkememizin 27/06/2024 tarih, 2024/1026 D.iş Esas, 2024/1078 D.iş Karar sayılı ihtiyati haciz kararına karşı yapılan itirazın REDDİNE,''karar verilmiş ve karara karşı muteriz vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Muteriz vekili istinaf dilekçesi ile; Talep eden ... Şirketi tarafından İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/56 Esas, 2024/279 Karar sayılı kararı ile hüküm altına alınan alacağa ilişkin ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, Mahkeme tarafından tarafları dinlenmeden 2024/1078 karar sayılı karar ile 29.348.843,94 TL alacak açısından ihtiyati haciz kararı verildiğini, ihtiyati haciz kararına karşı taraflarınca sunulan itiraz 18.07.2024 tarihli ek karar ile reddedilmiş olup bu doğrultuda istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğu doğduğunu; Aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmiş olan muteriz ...’nın, toplam dijital müşteri sayısının 2,2 milyon olduğunu, 2023 yılında toplam 11,6 milyar TL tutarında 800 bin adet anında kredi kullandırımı gerçekleştirdiğini, 103,6 milyar aktifi ve 51,4 milyar TL kredi kullandırımının söz konusu olduğunu, muterizin söz konusu malvarlığı karşısında hacze dayanak 29.348.843,94 TL alacak açısından teminatlandırma yapması gerekmediğinin sabit olduğunu; Aleyhine ihtiyati haciz talep edilen müvekkili banka olup ilama bağlanmış olan alacağa ilişkin ihtiyati haciz talebinde bulunulmuş olmasının açıkça kötü niyet teşkil ettiğini, zira alacaklının borcun zamanında ödenmemesinden endişe duyuyorsa; borçlunun mallarına geçici olarak el konulmasını asıl davanın görüldüğü mahkemeden istemesi gerektiğini, kaldı ki müvekkili banka hakkında, bu endişeye sebep olacak hiçbir durum bulunmadığını, zira talepte bulunan ... Şirketi’nin talebe konu etmiş olduğu alacak ilama dayalı bir alacak olup yargılamanın kesin olarak sonuçlanması ile haklı çıkması durumunda ... Şirketi tarafından tahsil edilebileceğini; İhtiyati haciz kurumu ile, alacaklının alacağını teminat altına alması ve borçlunun kötü niyetli davranışlarla borcunu ödemekten kaçınmasının engellenmesinin amaçlandığını, söz konusu olayda müvekkili ...’nın mali durumu ve banka olması göz önünde bulundurulduğunda, ilamda davalı konumunda olan ...’nın mal kaçırma gibi bir amacının olmadığı ve borcunu ödememe gibi durumun söz konusu olamayacağının sabit olduğunu, bu nedenlerle ihtiyati haciz kararında hukuki bir yarar şartının sağlanmadığını; İİK madde 257 uyarınca rehinle temin edilmemiş bir para alacağının rehinle temin edilebileceğini, madde ile rehinle temin edilmemiş olma şartı bulunmakta olup bu şartın gerçekleştiği durumda hâkime takdir yetkisi verilmiş olduğunu, Mahkemenin kendisine verilen bu yetkiyi hakkaniyete uygun kullanması gerektiğini, madde düzenlemesi ve ihtiyati haczin amacı göz önünde bulundurulduğunda, ihtiyati hacze dayanak alacağın yeterli teminata sahip olması durumunda talebin reddedilmesi gerektiğini, borçlunun bir banka olduğu alacağın tahsili noktasında alacaklının yeterli teminata sahip olduğunun sabit olduğunu; Mahkemenin, 2024/1026 D.İş, 2024/1078 karar sayılı kararı doğrultusunda, müvekkili Banka’nın diğer bankalardaki hesaplarına ihtiyati haciz işlemi uygulandığını, söz konusu ihtiyati haciz işlemleri nedeniyle, müvekkilinin tüm ülkedeki işlemleri aksamış olup söz konusu aksama nedeniyle yüksek miktarda zarara uğradığını, bu kararın uygulanmasıyla müvekkilinin ciddi bir prestij kaybına uğradığını, bankaların sürekli olarak piyasa itibarı ve güvene dayalı olarak faaliyetlerini sürdüren kuruluşlardan olduklarını, dolayısı ile hukuka ayrı olarak verilen bu ihtiyati haciz kararı ile müvekkilinin görünenden çok daha fazla zarara uğradığını, bankalar devletin yoğun denetimi ve müdahalesi altında bulunan ve kendileri için belirlenmiş özel ilkelere uymak şartıyla faaliyet gösterebilen kuruluşlar olup, Yargıtay’ın pek çok kararında “güven kurumu” olarak kabul edildiklerini, dolayısıyla Türkiye için önemli olan bankalardan olan müvekkili ... aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmiş olmasının, bankaya ve bireylere zarar verdiği kadar toplum zararına da sonuçlar doğurduğunu, söz konusu olayda, ilk derece mahkemesinin kanunda kendisine verilen takdir yetkisini, davalı taraf için ortaya çıkabilecek olumsuz sonuçları dikkate almadan kullandığını; Mahkemenin, 2024/1026 D.İş, 2024/1078 karar sayılı kararı ile teminatsız şekilde ihtiyati haciz kararı vermiş olmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, öncelikle yeniden belirtmek gerekir ki aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen kurum bir banka olup bankanın borcu açısından teminatlandırma yapılmasının gerekmediğini, zira söz konusu ilama karşı ya teminat karşılığında tehiri icra kararı alınacak ya da ödeme yapılacak olduğunu, kesinleşmemiş mahkeme kararı uyarınca verilen ihtiyati haciz kararı ile müvekkili Banka zor durumda bırakılmış olup söz konusu kararın talep edilen aleyhine bozulması durumunda talep edilen işbu ihtiyati haciz kararı uyarınca, müvekkilinin uğramış olduğu zararlara ilişkin teminat sunulması gerektiğini; Söz konusu ihtiyati haciz işlemleri nedeniyle, müvekkilinin işlemleri aksamış olup söz konusu aksama nedeniyle yüksek miktarda zarara uğradığını, ihtiyati haciz kararına dayanak mahkeme kararının talep eden aleyhine bozulması durumunda ihtiyati hacizlerin hukuka aykırı hale geleceği sabit olup talep edenin, söz konusu ihtiyati hacizler nedeniyle meydana gelen zararlardan sorumlu olacağını, ancak müvekkilinin uğramış olduğu zararı tazmin edecek maddi gücü olmayan ihtiyati haciz talep edenden herhangi bir teminat göstermesi talep edilmeksizin ihtiyati haciz kararı verildiğini, müvekkilinin zararlarının talep edenin maddi gücünü aşacak nitelikte olduğu sabit olup teminatsız şekilde ihtiyati haciz kararı verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu; İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için ihtiyati hacze konu alacağın yeterli teminata sahip olmaması gerektiğini, borçlunun banka olması nedeniyle alacak açısından yeterli teminatın bulunduğu sabit olmakla birlikte, ihtiyati haciz kararına dayanak alacağın teminat mektubu ile de teminat altına alınmış olması nedeniyle ihtiyati haciz kararının kaldırılması gerektiğini itiraz dilekçesi ile Yerel Mahkemeye izah ettiklerini; İhtiyati haciz talep edenin; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/56 Esas, 2024/279 Karar sayılı kararını, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosya ile ilamlı takibe konu ettiğini, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/56 Esas, 2024/279 Karar sayılı kararın ilamlı takibe konu edilmesi üzerine taraflarınca tehiri icra süreci başlatılmış ve İstanbul 35. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2024/673 D.İş, 2024/630 karar sayılı karar ile tehiri icra kararı alınmış olduğunu, ihtiyati haciz talebine konu alacağın, konu edildiği icra dosyasına sunulan teminat mektubu ile teminat altına alınması durumunda ihtiyati haciz kararının kaldırılması gerektiğinin Yargıtay kararları ile sabit olduğunu; İhtiyati hacze konu alacak açısından yeterli teminatın sağlanmış olması, ilk derece mahkemesince hukuki yarar yokluğunun dikkate alınmaması, takdir yetkisinin hukuka uygun kullanılmaması ve yukarıda sayılı diğer sebeplerle ile hukuka aykırı olarak verilen ihtiyati haciz kararına karşı yapmış oldukları itirazın 18.07.2024 tarihli ek karar ile reddedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu beyanla ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, ilama dayalı alacak yönünden ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkindir. Mahkemece talebin kabulüne ve karşı tarafça yapılan itirazın reddine karar verilmiş, karara karşı muteriz vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İİK'nın 257/1. fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258. maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. İİK'nın 265. maddesi hükmü gereğince, borçlu kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, huzuru ile yapılan hacizlerde haczin uygulandığı, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu durumda mahkeme, gösterilen itiraz sebepleri ile bağlı inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder. Somut olayda; ilama dayalı vadesi gelmiş para alacağının söz konusu olduğu ve rehinle teminat altına alınmadığı, icra dosyasına teminatın kararın icrasını durdurmaya yönelik olarak sunulduğu, borçlu tarafından alacaklıya verilmiş bir teminat olmadığı, İİK'nın 266. maddesi uyarınca bunun Mahkemeden talep edilebileceği, vadesi gelmiş para alacakları yönünden borçlunun kaçması veya mallarını kaçırması şüphesinin ihtiyati haciz kararı verilmesi için aranan bir koşul olmadığı, dolayısıyla borçlunun banka olması sebebiyle kaçma ve mal kaçırma şüphesi olmayacağından bahisle alacağın doğrudan teminat altında bulunduğunun da kabul edilemeyeceği, bu minvalde Mahkemece İİK'nın 257. maddesi uyarınca koşulları oluşan ihtiyati haciz talebinin kabulüne ve itirazın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre muterizin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Muterizin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden muteriz tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/09/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülen"iik"taraflarıneurusdesastanözetikararistinaf(Finans)reddinederecesebeplerinineurousdistanbuldeğerlendirilmesiusdtrysavunmasınınsebeplerimahkemesininkararınınHacizİhtiyatitalepileridosyaiddianumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim