Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2024/1338
2024/1353
19 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1338 Esas
KARAR NO: 2024/1353 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2024/263 (Derdest Dava Dosyası)
TARİHİ: 16/05/2024 (Ara Karar Tarihi)
DAVA: Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)
KARAR TARİHİ: 19/09/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin esasen İran vatandaşı olup ülkeye sermaye getirmek suretiyle istisnai yolla Türk vatandaşlığı aldığını, davalı ...'in müvekkilinin Türkiye’de ticaret yapmak istediğini öğrenince müvekkiline elinde iyi projeler olduğunu, bu projelere sermaye sağlayarak şirkete ortak olabileceğini ve kar elde edebileceğini belirttiğini ve müvekkilinin 16.05.2022 tarihinde Ticaret sicilinde yayınlanmak suretiyle şirkete %50 hissedarı olduğunu, bu bağlamda anılan tarihten bu yana müvekkilinin davalı ... ile birlikte ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin %50-%50 ortağı olduğunu, şirket yönetimi ve temsil yetkisinin ise ...'de olduğunu ancak müvekkilinin yürütülen projelere sermaye amacıyla şirkete yatırdığı meblağların müşterek iradeye ve şirket menfaatlerine uygun olarak kullanılmadığından şüphelendiğini, yapılan araştırmada kötü niyetli ve iki ortağın müşterek iradesine aykırı bir çok işlem gerçekleştirildiğinin görüldüğünü, şirketin şu aşamada sadece ve sadece çifte imza ile temsil olunabildiğini ancak taraflar arasındaki husumet nedeniyle çifte imza şartının sağlanabilmesi diğer bir deyişle tarafların bir araya gelip imza atması ve şirketi temsil etmesinin imkansız bir hal aldığını, söz konusu şirkette temsil hususunda fiili olarak imkansızlık mevcut olduğunu, GK'nın karar alamaması sebebiyle organ eksikliği mevcut olduğunu beyanla öncelikle ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (V.D. No: ...)'ne ihtiyat-i tedbiren yönetim ve/veya temsil kayyımı atanmasına, mahkemeniz tedbir mahiyetinde ki kayyım hususunda aksi kanaatte ise TMK 420 hükmü uyarınca dava sonuna kadar geçici temsilci (... veya Av. ...'in) atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/236 Esas 2024/ 239 Karar sayılı 13.03.2023 tarihli kararında istinaf yolu açık olmak üzere davanın reddine karar verildiğini, akabinde davacı istinaf kanun yoluna başvurmuş olup dosyanın henüz kesinleşmediğini, dolayısıyla taraflar arasında aynı konuda mevcut olan derdest dava dosyası bulunması sebebiyle huzurdaki davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının gerçeğe uygun olmayan iddialarla şirkete kayyum atanmasını talep ettiğini, davacının iddia ettiği gibi iki ortak arasında müvekkilinden kaynaklı olarak husumet bulunmamakta olup şirketin yönetiminin imkansız olmadığını beyanla talep ve davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 2024/263 Esas ve 16/05/2024 tarihli duruşma ara kararında; "Talep, ... LİMİTED ŞİRKETİ'ne şirkete kayyım atanması şeklindedir. Somut olayda şirket iki ortaklı olup davacı ortak iş bu davayı açmış olduğu dikkate alınmış olup davacı tarafından ileri sürülen iddialar dikeçe ekinde sunulan belgeler dikkate alınmış yaklaşık ispat kuralları çerçevesinde sunulan kayıtlar incelenmiştir. Şirketin dava süresince bu şekilde yönetilmesi davacı açısından önemli zararlara sebebiyet verileceği endişesi yaratmaktadır. Tarafların hak ve sorumluluk dengesinin korunması gerekir. Yönetim yetkisinin kötüye kullanıldığı kesin olarak kanıtlanamamakla birlikte, buna ilişkin bazı belge ve deliller sunulmuştur. Ortaklar arasındaki karşılıklı güvenin zedelendiği anlaşılmaktadır. Bu sebeple şirketin yönetimi ile ilgili olarak geçici hukuki korunma sağlanması için şartların bulunduğu kanaati oluşmuştur. Somut olayda, toplanan deliller yargılamanın geldiği aşama ve yaklaşık ispat ölçüsü dikkate alındığında bu aşamada şirketin dava süresince bu şekilde yönetilmesi davacı açısından önemli zararlara sebebiyet verileceği endişesi yaratmaktadır. Tarafların hak ve sorumluluk dengesinin korunması gerekir. Yönetim yetkisinin kötüye kullanıldığı kesin olarak kanıtlanamamakla birlikte, buna ilişkin bazı belge ve deliller sunulmuştur. Bu sebeple şirketin yönetimi ile ilgili olarak geçici hukuki korunma sağlanması için şartların bulunduğu kanaati oluşmuştur. Geçici hukuki koruma önlemi alınırken tarafların ve şirketin menfaatlerinin korunması gerekir. Halihazırdaki temsil yetkisine sahip şirket yöneticisinin temsil yetkisinin tedbiren şirketin yapmış olduğu işlerin büyüklüğü ve şirketin bilançosu nazara kayyımlara devredilmesi yönünde kanaat oluşmuştur. HMK'nın 392 inci maddesinde “ihtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmi belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. Adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmez. Asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren bir ay içinde tazminat davasının açılmaması üzerine teminat iade edilir.” hükmüne yer verilmiştir. HMK' nın 391/2-ç maddesinde “Talepte bulunanın, ne tutarda ve ne türde bir teminat göstereceği yazılır", bahsi geçen Kanunun 87. maddesinde " Bir davada verilecek teminatın tutarını ve şeklini hakim serbestçe tayin eder.” hükmüne yer verilmiştir. İhtiyati tedbir taleplerinde teminat alınması yaklaşık ispata göre hakkında belli oranda el atılacak aleyhine tedbir talep edilenin haklarının korunması ve taraflar arasında menfaat dengesinin iyi kurulması, ilerde haksız çıkılması halinde karşı tarafın ya da üçüncü kişilerin zararların karşılanması için açılacak tazminat davasının sonucunun garantiye alınması açısından önemlidir. Davacıların iddiası şirkete ait firma sicil bilgileri sunulan deliller dikkate alınarak bu aşamada teminat alınmasına gerek görülmemi olup ayrıca kayyım mahkememizce bilirkişi listesinden seçilmiştir. Atanan kayyım yönetim ve temsil kayyımı olup dosya kapsamı da dikkate alınarak, HMK'nın 392. maddesi uyarınca, takdiren teminat alınmasına gerek görülmemiştir." gerekçesi ile;"1-Toplanan deliller ve rapor dikkate alınarak davacı vekilinin yönetim ve temsil kayyımı atanması talepli ihtiyati tedbir talebinin KABULÜ İLE; -HMK 389.vd maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir yoluyla davalı şirkete kayyım atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile ... Vergi Numaralı ... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'ne yönetim ve temsil kayyımı olarak bilirkişi listesinden kayyım olarak Mali Müşavir ...'ın atanmasına, -... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ''nin müdürünün şirketle ilgili her türlü karar ve tasarruf işlemlerinin (şirket malvarlığı üzerinde tasarruf etme, şirkete ait banka hesaplarından para çekme, kambiyo evrakı düzenleme ve şirket adına harcama yapma dahil her türlü işleminin) geçerliliğinin mahkememizce atanan KAYYIMIN ONAYINA BAĞLANMASINA, -Kayyımın denetim ve onay görevini yaparken, ortakların hak ve menfaatini ve şirketin menfaatlerini gözetmesine,-Davacı tarafından Mahkememiz veznesine, görevin başlangıcında ve her ay peşin yatırılmak suretiyle kayyımlara aylık 7.500,00-TL ÜCRET TAKDİRİNE, ilk 5 aylık ücretin mahkememiz veznesine 2 haftalık süre içerisinde depo edilmesine, -Kayyım ücretleri davacı tarafından yatırıldığında, kayyıma görevinin derhal tebliği ile kayyımın görevine başlamasına, -Kayyım atama kararının ticaret sicilinde tescil ve ilanına, tescil ve ilan masraflarının davacı tarafından karşılanmasına, -Tedbirin mahiyeti ve gerekçede açıklanan nedenlerle HMK 392.maddesi uyarınca, takdiren teminat alınmasına yer olmadığına, -Kayyım tarafından, şirket faaliyetleri hakkında 2 ayda bir Mahkemeye rapor halinde bilgi verilmesine, -Kayyım atanmasına ilişkin kararın trajı 50.000 üzerinde yurt genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden biri ile Ticaret Sicili Gazetesinde ilân yapılmasına,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin 16/05/2024 günü müvekkilinin ortağı olduğu ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne kayyım atanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verdiğini, verilen bu karara itiraz ettiklerini; Gerek 6102 Sayılı TTK ve gerekse özel yasalarda limited şirkete temsil kayyımı, atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte 6102 Sayılı TTK'nın 1. maddesinde "Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 Sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerektiğini; Türk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemelerin yer aldığını; Bir şirkete kayyım atanmasının yegane yolunun, şirketin yasal organlarının mevcut olmaması hali olduğunu, dosya kapsamında ... İnşaat Şirketi'nin organ yokluğu halinin mevcut olmadığını, davacının organ yokluğuna ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunmadığını, TMK'nın ilgili hükümleri uyarınca bir şirketin organ yokluğu halinde şirkete kayyım ataması gerektiğini, bu nedenler kapsamında şirket üzerinde kurulan ihtiyati tedbir yolu ile kayyım atanmasını kabul etmediklerini; Bunların yanı sıra atanan kayyımın şirkete menfaat sağlamayacağını, hali hazırda şirketin yürüttüğü inşaat projelerinin mevcut olduğunu, atanan inşaat projelerinin isteklerini yerine getiremeyecek (örn. Çimento veya demir alınması gereken durumlarda hangi tedarikçiden hangi şartlar altında bunların alınacağını bilemeyebilecektir) olduğunu, bu nedenle şirketin mevcut işlerinin durma noktasına geleceğini, şirketi büyük maddi zararlara uğratacağını, bu durumun dosyanın tüm tarafları için uygun olmayan bir sonuç olduğunu beyanla ihtiyati tedbir kararının yukarıda izah edilen nedenler kapsamında kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, 6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca davalı limited şirket müdürünün görevden azli talebi ile açılan davada, dava dışı şirkete kayyım atanması hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile talebin kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dava dışı şirkete ait dosya arasında bulunan sicil kaydı incelendiğinde; şirket 2 ortaklı olup şirket ortaklarının davacı ve davalı olduğu, aynı zamanda tarafların müşterek yetkili şirket müdürü oldukları anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde limited şirket yöneticilerinin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını mahkemeden talep edebilir. Anılan maddenin üçüncü fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, davacının öncelikle şirket müdürünün azlini gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesi gerekmektedir. Haklı sebep kavramı Kanunda tanımlanmamıştır. Müdürün, kanun ve ana sözleşmenin kendisine yüklediği görevleri yapmaması haklı sebep oluşturmaktadır. 4721 sayılı TMK'nın 427/1-4. maddesi uyarınca bir şirkete yönetim kayyımı atanabilmesi için, şirketin yasal organlarının mevcut olmaması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamamış olması gereklidir. 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrası; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklindedir. Somut olayda; Mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının gerekçesinde dava dışı şirkete temsil ve yönetim kayyımı atandığı açıklandıktan ve hükümde atanan kayyımın temsil ve yönetim kayyımı olduğu belirtildikten sonra hükmün devamında, müdür tarafından yapılacak her türlü işlemin kayyımın onayına bağlanması ve kayyım tarafından denetim ve onay işlemlerinin şirket menfaatleri gözetilerek yerine getirilmesine karar verilmek suretiyle ara kararın gerek hüküm kısmının kendisi içerisinde, gerekse gerekçe ile hüküm kısmı arasında uygulanmasına engel olacak şekilde çelişki oluşturulduğu, HMK'nın 297. maddesine uygun şekilde verilmiş ve Dairemizce denetlenebilecek bir karar bulunmadığı anlaşılmakla açıklanan çelişkiler giderilmek ve atanan kayyımın niteliği açıkça belirtilmek üzere davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi ara kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/05/2024 (Ara Karar Tarihi) tarih ve 2024/263 Esas sayılı ara kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte İlk Derece Mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/09/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32