SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/563

Karar No

2024/1346

Karar Tarihi

19 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/563 Esas

KARAR NO: 2024/1346 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2023/183 Esas - 2023/879 Karar

TARİHİ: 19/12/2023

DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)

KARAR TARİHİ: 19/09/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili banka ile eski unvanı ... Sanayi ve Dış Tic. Ltd. Şti. olan davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 13.11.2012 ve 17.10.2017 tarihli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmeleri imzalanarak kredi kullandırıldığını ve diğer davalıların da bu sözleşmelere müteselsil kefil olduklarını, davalıların geri ödemeleri yapmaması üzerine Gebze ... Noterliği'nin 08.03.2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarının muhataplara tebliğ edilmesi üzerine davalıların ihtara herhangi bir itirazları olmadığını ve ihtarda dökümü yapılan 31.991,84 TL alacağın da 24 saat içinde ödenmesi gerektiği bildirildiği halde ödeme yapılmadığından alacağın tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile başlatılan takibe davalı borçluların itiraz ettiklerini, bunun üzerine arabuluculuğa başvurulmuş ise de, herhangi bir anlaşma sağlanamadığından itirazın iptali için bu davanın açılma gereğinin doğduğunu, davalıların yetki itirazlarının; para borçlarının yerinde ifa edilmesi gerektiğinden İstanbul merkez mahkeme ve icralarının yetkili olmaları nedeniyle yerinde olmadığını, davalıların borçlu olmadıkları itirazlarının da sözleşme ve ihtarname kapsamında borçlu bulunduklarından yerinde olmadığını, faiz oranlarının sözleşme ve yasalara uygun olduğunu, davalıların itirazlarının alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik olduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın % 20 sinden aşağı olmamak kaydıyla, icra inkar tazminatına ve tüm yargılama gider ve masrafları ile vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesi ile; Ödeme emrinin henüz tebliğ edilmediği ancak ödeme emrinde belirtilen asıl alacağa, işlemiş faize, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini, yetkili icra müdürlüğünün İstanbul Anadolu icra müdürlüğü olması nedeniyle yetkiye itiraz ettiklerini, takibe konu ihtarname içeriğinde belirtilen çek karnesinden doğan borçları kabul etmenin mümkün olmadığını, çeklerde yer alan keşideci imzasının müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, davacı bankanın ibraz edilen çekteki keşideci imzasını kayıtları ile karşılaştırarak kontrol etmesi gerektiğini, davacı bankanın bunu yapmadığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 19/12/2023 tarih ve 2023/183 Esas - 2023/879 Karar sayılı kararında; "Dava; davacı alacaklı banka tarafından davalı borçlu aleyhine İİK 67 maddesi kapsamında açılan itirazın iptali davasıdır.Davacı vekili davalı borçlunun müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla genel kredi ve teminat sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağına ilişkin yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini ve davalı borçlu aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile yetkili mahkemenin HMK 6. Maddesi gereğince davalıların yerleşim yeri mahkemesi olan İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemeleri olduğunu, ihtarnamede belirtilen borç kalemlerini kabul etmediklerini, imzası davalıya ait olmayan çek karnelerinin karşılıksız çıkması nedeniyle ödenen asgari tutarların yükletilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra dosyasının incelemesinde; alacaklı ... Bankası tarafından borçlular ...San. Ve Tic. Ltid. Şti., ..., ... aleyhine 31.991,82 TL asıl alacak, 818,01 TL işlemiş faiz, 40,83 TL faizin %5 gider vergisi ve 1.135,16 TL masraf olmak üzere toplam 33.985,82 TL borcun ödenmesi amacıyla 28/03/2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçlulara tebliğ edildiğine ilişkin tebligat parçasının bulunmadığı, borçluların 03/04/2019 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, itirazın süresinde yapıldığı, borçlular yönünden takibin durdurulmasına karar verildiği, anlaşılmıştır. Mahkememizin istinaf kaldırma ilamı öncesi 2019/129 E. 2020/610 K. Sayılı ilamı ile davacı tarafın takip konusu genel kredi sözleşmesinden dolayı davalılardan bilirkişi tarafından tespit edilen miktar ve faiz oranı yönünden alacaklı olduğunu ispat ettiği anlaşılmakla, düzenlenen uzman bilirkişi raporunun da mahkememizce dosya kapsamına uygun olması ve denetime elverişli bulunması nedeniyle hükme esas alınarak davacı tarafın davalılardan takip konusu genel kredi sözleşmesinden dolayı davacı bankanın davalı borçlu hakkında başlattığı icra takibi kısmen haklı olup, bilirkişi tarafından tespit edilen alacak kalemleri doğrultusunda; davanın kısmen kabulü ile; davalıların İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen ayrı ayrı iptali ile, takibin 31.983,84 TL asıl alacak, 653,06 TL işlemiş faiz, 32,65 TL BSMV, olmak üzere toplam 32.669,55 -TL üzerinden takip tarihinden borç tamamen ödeninceye kadar 19.421,42 TL matrah üzerinden %46,80 ve 12.570,40 TL matrah üzerinden %33 temerrüt faizi ile faizin %5 gider vergisi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacak likit olduğundan asıl alacağın %20'si (6.396,76 TL) oranındaki icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 02/03/2023 tarihli 2021/333 E. 2023/361 K. Sayılı ilamı ile; "davalılar ... ve ...'in istinaf başvurularının HMK'nın 349/2. maddesi gereğince feragat nedeniyle reddine, Davalı ...'in istinaf başvurusu yönünden; Mahkemece alınan bankacı bilirkişi raporunda icra takibi ile talep edilen alacak kalemlerinin ayrıştırıldığı, asıl alacak içerisinde sekiz adet çekin ödenen yasal sorumluluk bedellerinin bulunduğu tespit edilmiştir. Davalı vekili tarafından cevap dilekçesi ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, davacı banka tarafından yasal sorumluluk bedelleri ödenen çeklerdeki keşideci imzasının asıl borçlu şirket yetkilisine ait olmadığı, bankanın çeklerdeki keşideci imzalarını kontrol etmesi gerektiği beyan edilmiştir. Her ne kadar Mahkemece, davalının genel kredi sözleşmesini müşterek müteselsil kefil olarak imzaladığı, sözleşmenin 9.21.a ve b maddelerine göre banka tarafından çek yasal sorumluluk bedellerinin ödenmesi halinde, gayrinakdi alacağın nakde dönüşeceği ve talep edilebileceği, TTK'nın 801. maddesinde cirosu mümkün bir çeki ödeyecek muhatap cirolar arasında düzenli bir teselsülün var olup olmadığını incelemekle yükümlü ise de, cirantaların imzaların geçerliliğini araştırmak zorunda olmadığı gerekçesi ile davalının savunması aşılarak, bilirkişi tarafından yapılan hesaplama uyarınca davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; takip konusu çeklerin keşide ve ibraz tarihlerinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 812. maddesinde yer alan; "sahte veya tahrif edilmiş bir çeki ödemiş olmasından doğan zarar muhataba ait olur; meğerki, senette düzenleyen olarak gösterilen kişiye, kendisine verilen çek defterini iyi saklamamış olması gibi bir kusurun yüklenmesi mümkün olsun" şeklindeki düzenleme uyarınca öğreti ve yerleşik Yargıtay uygulamasında, muhatap bankanın bu maddede öngörülen sorumluluğunun kusur aranmayan bir sorumluluk olduğu, muhatap bankanın sahte çek nedeniyle ödeme yapması durumunda, kusursuzluğunu ispat etse bile bu sorumluluktan kurtulamayacağı, muhatap bankanın sahte imza nedeniyle ödeme yapmamasının kanunun bankaya yüklediği bir yükümlülük olduğu kabul edilmekte olup ( Bkz. Emsal Yargıtay 11. HD; 12.03.2018 Tarihli, 2016/8943 Esas ve 2018/1854 Karar sayılı kararı), bu minvalde Mahkemece eksik inceleme ve hatalı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur. Bu doğrultuda Mahkemece dava konusu çeklerdeki imzanın keşideciye ait olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması, dosya ile ilgisi nedeniyle Ankara CBS'nin 2020/120821 soruşturma sayılı dosyasının akıbetinin sorulması, davacı vekilinin davanın konusuz kaldığına dair beyan dilekçesinin değerlendirilmesi ile sonucuna göre bir karar verilmesi" nedenleriyle davalı ... yönünden yargılama yapmak üzere dosyanın Mahkememize gönderildiği anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/61559 soruşturma sayılı dosyasına yazılan müzekkereye yanıt verildiği, dosyanın İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesi 2022/769 E. Sayılı dosyası ile kamu davasının açıldığının bildirildiği, İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesi 2022/769 E. Sayılı dosyanın derdest olduğu anlaşılmıştır.Davacı vekilinin 04/04/2023 tarihli dilekçesi ile dava konusu borcun ödendiği ve dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi yönünde beyan dilekçesi sunduğu anlaşılmıştır. Davacının dava konusu borcun ödendiği ve dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi yönünde beyan dilekçesi ve ceza dosyası dikkate alınarak usul ekonomisi ilkesi gereğince dava konusu çekler hakkında imza incelemesi yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş ve yargılamaya devam olunmuştur. Davacı vekilinin beyan dilekçesi ile icra takibine konu alacağın yargılama sırasında ödendiği anlaşıldığı ve TBK'nun, müteselsil kefalate ilişkin 166. Maddesi gereğince '' Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur.'' hükmü uyarınca diğer davalının borcu ödemesi ile davalı ...'in de borcundan kurtulduğu, davacı tarafça davalı... aleyhine açılan dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davacı tarafça vekalet ücreti talep edilmediğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile,"Davacı tarafça davalı ... aleyhine açılan dava konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA," karar verilmiş ve verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; işbu dosya kapsamında 26/01/2024 tarihinde yazılan gerekçeli karar ile "... aleyhine açılan dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına" dair karar tesis edilmişse de tarafları lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, işbu nedenle istinaf kanun yoluna başvurduklarını, mezkûr gerekçeli kararda Mahkemenin tarafları lehine vekâlet ücretine yönelik karar vermediği gibi sanki karşı taraf lehine hükmedilecek vekâlet ücreti mevzu bahismişçesine gerekçeli kararın üçüncü bendinde; "Davacı tarafça vekâlet ücreti talep edilmediğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde hüküm kurduğunu, işbu hükmün usul ve yasaya aykırı olması sebebiyle kaldırılarak tarafları lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, esastan sonuçlanmayan davalarda yargılama gideri başlıklı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 331. maddesinin; "davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığı hallerde, hâkim tarafından davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmedileceği," hususunu içerdiğini, somut olayda hâkim tarafından davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın hüküm kurulduğunun açık olduğunu, güncel Yargıtay uygulamasında da esas hakkında hüküm kurulmayan hallerde mahkemece tarafların haklılık durumu incelenmeksizin vekâlet ücretine hükmedilmesinin bozma nedeni olarak görüldüğünü, (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 13.10.2021 T. ve 2021/4644 E. 2021/7255 K. sayılı ilamı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 28.11.2022 T. 2022/7452 E. ve 2022/8965 K. sayılı ilamı); Davacı şirketin, imzası taraflarına ait olmayan çek karnelerinin karşılıksız çıkması sebebiyle çek sahibine ödenen asgari tutarların taraflarından tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile haksız şekilde icra takibi başlattığını, işbu başlatılan icra takibine taraflarınca süresi içerisinde itiraz edildiğini akabinde karşı tarafın, itirazın iptali davasını ikame ettiğini, davacı bankanın dilekçelerinde belirttiği iddialarını ispatlayamadığı gibi kendi üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesinden kaynaklanan zararları da taraflarından karşılamaya çalıştığını, bir bankanın kendisine ibraz edilen çek karnesi dolayısıyla asgari bedeli ödemeden önce çek karnesi üzerinde yeterli tahkiki yapması ve herhalde çekte yer alan keşideci imzası ile banka kayıtlarında bulunan keşideci imzasını karşılaştırması gerektiğini, davacı bankanın basiretli bir tacirin yerine getirmesi gereken işbu yükümlülüğü yerine getirmeksizin direkt ödeme yapmasının yahut çeklerin arkasına "İmza Tutmamaktadır" şerhi koyması gerekirken "Karşılıksızdır" şerhi koymasının özen yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğini; Türk Ticaret Kanununun 812. maddesindeki; "Sahte veya tahrif edilmiş bir çeki ödemiş olmasından doğan zarar muhataba ait olur." hüküm uyarınca sahte veya tahrif edilmiş bir çeki ödemiş olan muhatabın sorumluluğu kusursuz sorumluluk olarak düzenlenmiş olup muhatabın çekteki sahteliği veya tahrifatı iğfal kabiliyeti dolayısıyla fark etmemiş olsa bile ödemiş olduğu meblağdan keşideciye karşı sorumlu olacağını, bu kapsamda davacı bankanın üzerine düşen özen yükümlülüğü çerçevesinde yeterli inceleme yapmaksızın yasal sorumluluk bedelleri ödenen çekler dolayısıyla kendisinin sorumlu olacağı gibi kendi kusuru ile ödediği bedellerin müvekkilinden tahsilini sağlamak amacıyla icra takibi başlatmasının hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece daha önce verilen 2019/129 E. ve 2020/610 K. sayılı ilam ile aleyhlerine karar verilmesi akabinde taraflarınca istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, Dairemizin 2021/333 E. 2023/361 K. sayılı ilamı ile davalı müvekkili ... lehine istinaf başvurusunun kabulüne dair karar tesis edildiğini; Davacı taraf aleyhine tarafları lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, Yerel mahkeme hükmünde ayrıca vekâlet ücretine hükmetmemesine neden olarak "vekâlet ücretine yönelik bir talep bulunmadığı" şeklinde gerekçe öne sürmüş ise de, dava sonucunda haklı çıkan taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilebilmesi için tarafın bu yönde bir talebinin mutlaka dilekçelerinde belirtmiş olması zorunluluğunun bulunmadığını, işbu hususa Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 332. maddesinin ilk bendinde de; "Yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedilir." şeklinde yer verilmiş olup yine HMK'nın Yargılama Giderlerinin Kapsamı başlıklı 323. maddesinin ğ bendinde vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderleri kapsamında sayıldığının açıkça belirtildiğini beyanla kısmi istinaf talebinin kabulünü, Yerel mahkemece verilen kararın vekalet ücreti yönünden kaldırılarak tarafları lehine vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, genel kredi sözleşmesinden doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir. Davacı banka tarafından, davalılar aleyhine İstanbul ... İstanbul İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile toplam 33.985,82 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatılmış, davalıların süresi içerisinde yetkiye, borca ve ferilerine itiraz etmeleri üzerine takip durmuş, somut dava ile davacı vekili, davalıların itirazlarının haksız olduğunu, genel kredi sözleşmesi ve kat ihtarnamesi kapsamında borçlu olduklarını beyan ederek itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf, davacı banka tarafından sorumluluk bedelleri ödendiği iddia edilen çeklerdeki keşideci imzasının şirket yetkilisine ait olmadığını, sahte çek bedellerinin ödenmesi nedeniyle sorumluluklarının bulunmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece 2019/129 Esas, 2020/610 Karar sayılı ve 24/11/2020 Tarihli ilk karar ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın taraf vekillerinin vaki istinafı üzerine Dairemizce yapılan inceleme neticesinde 2021/333 Esas ve 2023/361 Karar sayılı karar ile; davalılar ... Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti. ile ...'in istinaf başvurularının feragat nedeniyle reddine, davalı ...'in istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının; " Mahkemece alınan bankacı bilirkişi raporunda icra takibi ile talep edilen alacak kalemlerinin ayrıştırıldığı, asıl alacak içerisinde sekiz adet çekin ödenen yasal sorumluluk bedellerinin bulunduğu tespit edilmiştir. Davalı vekili tarafından cevap dilekçesi ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, davacı banka tarafından yasal sorumluluk bedelleri ödenen çeklerdeki keşideci imzasının asıl borçlu şirket yetkilisine ait olmadığı, bankanın çeklerdeki keşideci imzalarını kontrol etmesi gerektiği beyan edilmiştir. Her ne kadar Mahkemece, davalının genel kredi sözleşmesini müşterek müteselsil kefil olarak imzaladığı, sözleşmenin 9.21.a ve b maddelerine göre banka tarafından çek yasal sorumluluk bedellerinin ödenmesi halinde, gayrinakdi alacağın nakde dönüşeceği ve talep edilebileceği, TTK'nın 801. maddesinde cirosu mümkün bir çeki ödeyecek muhatap cirolar arasında düzenli bir teselsülün var olup olmadığını incelemekle yükümlü ise de, cirantaların imzaların geçerliliğini araştırmak zorunda olmadığı gerekçesi ile davalının savunması aşılarak, bilirkişi tarafından yapılan hesaplama uyarınca davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; takip konusu çeklerin keşide ve ibraz tarihlerinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 812. maddesinde yer alan; "sahte veya tahrif edilmiş bir çeki ödemiş olmasından doğan zarar muhataba ait olur; meğerki, senette düzenleyen olarak gösterilen kişiye, kendisine verilen çek defterini iyi saklamamış olması gibi bir kusurun yüklenmesi mümkün olsun" şeklindeki düzenleme uyarınca öğreti ve yerleşik Yargıtay uygulamasında, muhatap bankanın bu maddede öngörülen sorumluluğunun kusur aranmayan bir sorumluluk olduğu, muhatap bankanın sahte çek nedeniyle ödeme yapması durumunda, kusursuzluğunu ispat etse bile bu sorumluluktan kurtulamayacağı, muhatap bankanın sahte imza nedeniyle ödeme yapmamasının kanunun bankaya yüklediği bir yükümlülük olduğu kabul edilmekte olup ( Bkz. Emsal Yargıtay 11. HD; 12.03.2018 Tarihli, 2016/8943 Esas ve 2018/1854 Karar sayılı kararı), bu minvalde Mahkemece eksik inceleme ve hatalı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur. Bu doğrultuda Mahkemece dava konusu çeklerdeki imzanın keşideciye ait olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması, dosya ile ilgisi nedeniyle Ankara CBS'nin 2020/120821 soruşturma sayılı dosyasının akıbetinin sorulması, davacı vekilinin davanın konusuz kaldığına dair beyan dilekçesinin değerlendirilmesi ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir." gerekçesi ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca yeniden yargılama yapılmak üzere kaldırılmasına karar verilmiş, Mahkemece devam edilen yargılamada bu kez davalı ... yönünden yukarıda açıklanan gerekçe ile dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili lehe vekalet ücretine hükmedilmediğinden bahisle istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan ve geri ödemesi yapılmayan çeşitli kredi borçlarının tahsili için gerek kredi kullandırılan şirket, gerekse sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatı ile imzalamış olan gerçek kişilere karşı başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itiraz üzerine açılmış bir itirazın iptali davası olup, davacı banka tarafından Mahkemenin ilk kararından sonra ve istinaf incelemesi sırasında dosyaya sunulan dilekçe ile takip alacağının ödendiği ve davanın konusuz kaldığı beyan edilmiş, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi talep edilmiştir. Dairemizce verilen kaldırma kararından sonra davacı vekili aynı beyanlarını tekrar ederek vekalet ücreti taleplerinin olmadığını bildirilmiş, davalı ... vekili ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dosyada takip ve dava konusu edilen alacağın diğer müteselsil kefil tarafından ödenerek takip dosyasının haricen kapatıldığı ve davanın konusuz kaldığı noktasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Mahkemece de gerekçeli kararda açıklandığı üzere, TBK'nın 166. maddesi uyarınca borç, müteselsil borçlulardan biri tarafından ödendiği miktarda diğerleri için de sona ermiştir. Bununla birlikte Mahkemece hükümde, davacı lehine talep olmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş, davalı ... hakkında ise vekalet ücreti yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. HMK'nın 331. maddesinde; "davanın konusuz kalması sebebiyle esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." düzenlemesi yer almaktadır.Mahkemece hüküm fıkrasında yalnızca davacı yönünden vekalet ücreti değerlendirmesi yapılması karşısında, dava tarihi itibariyle davacının haklı bulunduğu anlaşılmakta ise de, gerekçeli kararda borcun ödenmiş olması dışında bu sonuca nasıl ulaşıldığı yönünde herhangi bir değerlendirme ve açıklama yapılmamıştır. TBK'nın 164. maddesi uyarınca; müteselsil borçlulardan biri, alacaklıya karşı, ancak onunla kendi arasındaki kişisel ilişkilerden veya müteselsil borcun sebep ya da konusundan doğan def’i ve itirazları ileri sürebilir. Müteselsil borçlulardan biri ortak def’i ve itirazları ileri sürmezse, diğerlerine karşı sorumlu olur. 165. maddesi uyarınca ise; kanun veya sözleşme ile aksi belirlenmedikçe, borçlulardan biri kendi davranışıyla diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz. Davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde, dava ve takip konusu edilen alacağın bir kısmını oluşturan ve sekiz adet çekin ödenen yasal sorumluluk bedelleri olan 14.272,84 TL yönünden çekteki keşideci imzasının sahte olduğu iddia edilmiş olup, bu iddia borcun sebebinden doğan bir def'i niteliğinde olduğundan, borç başka bir müteselsil borçlu tarafından ödenerek dava konusuz kalmış olsa dahi, Mahkemece yargılama giderleri yönünden yapılacak değerlendirmede incelenmesi ve buna göre dava tarihi itibariyle haklılık durumu tespit edilerek bir karar verilmesi gerekirken, Dairemizin kaldırma kararında işaret edilmesine ve devam edilen yargılamada bu yönde ara kararlar kurularak bir kısım imza incelemesi raporlarını içerir icra dava dosyaları ile deliller celp edilmesine rağmen herhangi bir inceleme ve davadaki haklılık durumu yönünden bir değerlendirme yapılmaksızın verilen karar usul ve yasaya aykırı olmuştur. Açıklanan nedenlerle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/12/2023 tarih ve 2023/183 Esas - 2023/879 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte İlk Derece Mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/09/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenkaldırılmasınaKuruluşlarınaözetikararistinafİlişkinKaynaklananderecesebeplerinin(İtirazınistanbuldeğerlendirilmesiiadesinesebeplerimahkemesininİptali)Dışındakiolmadığına"verilmesineDiğerkararınınileriKredikabulüdosyaBankanumarasıDüzenlemelerdenhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim