Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2022/538
2024/1345
19 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/538 Esas
KARAR NO: 2024/1345 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI: 2020/337 Esas - 2021/908 Karar
TARİH: 18/11/2021
DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
KARAR TARİHİ: 19/09/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının dava dışı ... Dış Tic. A.Ş.'nin yürüttüğü ticari işler kapsamında doğabilecek olası rizikolarını ... numaralı Yurtiçi Taşıyıcı Mali Mesuliyet Sigortası Abonman Sözleşmesi ile teminat altına aldığını, dava dışı ... Tic. A.Ş.'nin, 130 koli içerisinde toplam 3.050 kg ağırlığında tatlandırıcı gıda malzemesini, dava dışı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne sattığını, emtianın taşınma işinin sigortalı ... Lojistik tarafından üstlenildiğini, fiili taşımanın ise davalı ... - ... sorumluluğunda, davalı ... sevk ve idaresinde gerçekleştirildiğini, 14.03.2019 tarihinde saat 17:00 sularında Arifiye/Sakarya mevkiinde yüklenen aracın alt geçide çarparak tek taraflı trafik kazasına karıştığını, meydana gelen trafik kazasında taşınan emtianın bir kısmının zayi olduğunu, geri kalanının ise hasarlandığını, hasarlanan emtianın kurtarılabilecek kısmının tekrar işlenerek satılmaya hazır hale getirildiğini, trafik birimlerince düzenlenen Trafik Kazası Tespit Tutanağı’nda, kazanın oluşumunda sürücü ...'un 2918 sayılı Karayolu Trafik Kanunu'nun 47/1 (Trafik işaret ve levhaları, cihazları ve yer işaretlemeleri ile belirtilen veya gösterilen huşulara uymamak) maddesini ihlal ettiğinden kusurlu bulunduğunun tespit edildiğini, kaza sonrasında sigortalının davacıya başvurması üzerine yapılan ekspertiz incelemesi hasar hesaplamasında, tenzili muafiyet düşüldükten sonra toplamda 30.624,90-TL hasar tutarı tespit edildiğini, ilgili tutarın sigortalıya ödendiğini ve davacının TTK md. 1472 uyarınca sigortalısının "kanuni halefi" sıfatını haiz hale geldiğini, davalı aracın sürücüsü ...'un haksız fiili sebebiyle, davalı ...’ın ise taşıyıcı ve işleten sıfatı dolayısı ile meydana gelen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını beyanla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına davalılarca yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına, davalılar aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra dosyasına 05.07.2019 tarihinde itiraz edildiğini, 22.07.2020 dava tarihi itibarıyla 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davalı ...’ın ... plakalı aracın maliki, diğer davalının ise aracın sevk ve idare eden konumunda olduğunu, 14.03.2019 tarihinde davalı ...'un geçmek istediği esnada aracın kasa kısmının üst tarafı ile alt geçide çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, 31.03.2019 Pazar günü Türkiye genelinde yerel seçimlerin gerçekleştirildiğini, kazanın meydana geldiği tarihte birçok siyasi parti tarafından özellikle üst geçit, alt geçit mahiyetinde kullanılan yerlere propaganda amaçlı ve denetimsiz şekilde siyasi partilerin bayraklarının asıldığını, kazanın meydana geldiği yerde alt geçidin yükseklik sınırını gösteren levhanın tamamen bayraklarla kapatılmış olduğunu, bu yönüyle davalı ...’un kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, bu bakımdan 3.kişinin ağır kusuru sebebiyle illiyet bağının kesildiğini, hasara uğradığı iddia edilen emtianın gerçek bedelinin yapılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya konması gerektiğini, ... San. Ve Tic. A.Ş. tarafından ... San. Ve Tic. Ltd. Şti’ye gönderilen emtiaların kullanılmaz hale gelen kısmı ile yeniden kullanılabilir olan kısımlarının belirlenmesi gerektiğini, davalı ...'un uzun süredir sürücü olarak taşımacılık sektöründe çalıştığını, davalı ...’ın taşımacılık işi ile iştigal olan kimse olarak işi gereği personel seçiminde gerekli özen ve tedbiri sarf ettiğini, alacak likit olmadığından, icra inkar tazminatının koşullarının oluşmadığını, asıl alacağa uygulanan ticari faiz oranı olarak beyan edilen %19.50 şeklindeki faizin kabulünün mümkün olmadığını, uygulanacak faiz oranının yasal faiz olması gerektiğini, ayrıca temerrüt tarihinin belirlenmesi gerektiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 18/11/2021 tarih 2020/337 Esas - 2021/908 Karar sayılı kararında; "Dava hukuki niteliği itibari ile halefiyet hakkına dayalı başlatılan icra takibine yapılan itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. İstanbul Anadolu ... İcra müdürlüğünün ... E sayılı icra dosyası getirtilerek dosyamız içerisine alınmış olup yapılan incelemesinde ödeme emrinin ödeme emrinin davalı borçlu ...'a 29.06.2019 tarihinde diğer davalı/borçlu ...'a 04.07.2019 tarihinde tebliğ edildiği her iki borçlu adına 05.07.2019 tarihinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu, duran takip üzerine 22.07.2020 tarihinde davanın açıldığı , bu haliyle itirazın ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Zarar ve mal sigortalarında, teminat altına alınan rizikonun gerçekleşmesiyle uğranılan zararın tazmin edildiği ölçüde, sigortalının zarar sorumlusuna karşı sahip olduğu tazminat isteme hakları sigortacıya geçer ve kanuni halefiyet kurallarına bağlı olarak, sigortacı rücu talebinde bulunabilir. Bu bakımdan rücudan söz edilebilmesi için, geçerli bir sigorta sözleşmesi olması, sigorta tazminatı ödemesi yapılması ve sigortalının zarar verene karşı bir talep ve dava hakkının bulunması gerekir. Dosya içerisindeki sigorta sözleşmesi dava dışı ... Lojistik A.Ş. adına düzenlenmiş olup; poliçenin 1. Maddesi, sigorta ettiren adına kiralanan araçları da kapsamına almaktadır. Sigorta kapsamındaki ödeme de dava dışı 3. Kişi konumundaki zarar gören ... Dış Ticaret AŞ’ne yapılmıştır. Taraflar arasında da sigorta sözleşmesinin geçerliliği, alt taşıma sözleşmesinin kurulması ve tazminat bedelinin sigortalıya ödenmesi ile ilgili bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf talep ve dava hakkı bakımından davalıların kusurlu olup olmadığı, zararın miktarı ve faiz noktalarında toplanmaktadır. Dava konusu olayda ... Dış Ticaret AŞ’nin akdi taşıyıcı, hasarın meydana geldiği esnada emtiayı taşıyan davalı ...’ın fiili taşıyıcı sıfatı taşıdıkları, davalı sürücü ...’un ise fiili taşıyıcının adamı olduğu tespit edilmiştir. Taşıyan taraflar arasında yazılı bir taşıma sözleşmesi, taşıma irsaliyesi, taşıma faturası veya bir taşıma senedine dosyaya sunulmamıştır. Ancak davalı beyanlarına göre de davalının filli taşıyıcı olduğu ikrarı mevcuttur.Hasarın “taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği bir nedene bağlı olarak meydana gelmesi” halinde taşıyıcının kendisini mesuliyetten kurtarabilecek olan beyyinelerden yararlanabilmesi mümkündür. Özen yükümlülüğü ve kanunda sayılan tahdidi haller dışında ise TTK. Md.875`e göre taşıyıcı, eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten, alıcısına teslim edildiği tarihe kadar oluşan hasardan sorumludur.Dava konusu olaya bakıldığında, trafik kazası tensip tutanağında araç işleteninin sorumluluğu altındaki davalı sürücünün kusurlu olduğu görülmektedir. Kaza, dava konusu aracın, Sakarya İli, Arifiye’ de bulunan altgeçitten geçtiği sırada, aracın yüksekliğinin altgeçit yüksekliğinden fazla olması sebebiyle, aracın kasa kısmının üst tarafı ile alt geçide çarpması sonucu meydana gelmiştir. Davalılar, kaza sırasında, yükseklik sınırını gösteren tabelanın, seçim sebebiyle bayraklarla kapandığı için, görülemediğini beyan etmişse de, bu husus gösteren bir belge ya da bilgi dosyaya sunulamamış, sigorta dosyası içerisindeki olaydan sonra düzenlenen eksper raporunda veya ekindeki belgelerde bu husus teyit eden bir veriye de rastlanılmadığından davalı haricinde 3. Bir kişinin de kusurlu olduğu ya da 3. Kişinin kusurunun illiyet bağını kesecek derecede ağır olduğu ortaya konulamamıştır. Mevcut vaziyette kazanın davalı sürücü tarafından, trafik işaretlerine uyulmamasından, yola gereken dikkat ve özenin gösterilmemesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu bakımdan, davalı sürücünün asli kusurlu olduğu, sürücünün asli kusurlu olması sebebiyle de, fiili taşıyan konumundaki araç sahibinin, taşıma hukukundan, araç şoförünün ise haksız fiilinden dolayı, sigortalıya karşı sorumlu olacakları, halefiyet ilkesine binaen de, sigortalının davalılara karşı olan talep haklarının davacı sigortacıya geçeceği anlaşılmaktadır.Sigortacının zarar sorumlusuna karşı açtığı rücu davasındaki tazminat talebinin miktarı, sigortalının uğradığı gerçek zarar nedeniyle zarar sorumlusundan isteyebileceği tazminat tutarı ile sınırlıdır. Mal sigortalarında sigorta değeri sigorta teminatı altına alınan menfaatin değeri üzerinden belirlenmektedir. Taşıma hukuku bakımından da, taşıma sırasındaki malın rayiç değeri zararın miktarında esas alınmaktadır. İlgili kazada 790 kg çikolata tamamen zayi olurken, 1.770 kg çikolata ise hasar görmüştür. Dosyadan yaptırılan bilirkişi incelemesinde, nakliye sırasındaki irsaliye ve fatura bedelleri ile hasardan sonraki nakliye bedeli faturaları esas alındığında, zararın 30.624,90 TL olduğu, davacının 30.624,90 TL’ lik tazmin ettiği zararı asıl alacak olarak talep edebileceği, toplam brüt ağırlığı 2.560,-kg olan taşınan mal için çekme bedelleri uygulandığında tazminat üst sınırının 161.833,91TL olduğu, tazmin edilen 30.624,90 TL’ lik tutarın üst sınırın altında olduğu tespit edilmiştir. Sigorta tazminatının ödendiği tarihten itibaren, asıl alacağa faiz işletilmekte olup; rücu davaları aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu dava gibi görüldüğünden, zarara sebep olan tarafın tacir olması ya da aracın ticari araç olması durumunda, asıl alacağa ticari faiz işletilmesi mümkündür. Bu kapsamda yapılan bilirkişi incelemesi ile 30.624,90 TL’ lik asıl alacağa takip tarihine kadar 736,26 TL faiz işleyeceği, takip tarihi itibarıyla toplam alacağın, 31.361,16 TL olacağı da tespit edildiğinden, davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir..."gerekçesi ile, ''1-Davanın kabulü ile; davalıların İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin 31.197,54 TL üzerinden devamına, Alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, 2-Alacak likit ve itiraz haksız olduğundan alacağın %20'si (6.239,50-TL) oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 18.11.2021 tarih ve 2020/337 E. ve 2021/908 K. sayılı kararı ile davacı tarafından açılmış olan taşıma sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talepli davanın kabulüne karar verildiğini, karar usul ve yasalara aykırı olduğundan HMK'nın öngördüğü yasal süre içerisinde istinaf kanun yoluna başvurduklarını; Müvekkili ...'ın ... plakalı aracın maliki, diğer davalı müvekkilinin ise sevk ve idare eden konumunda olduğunu, 14.03.2019 tarihinde saat 17:00 sularında Sakarya ili Arifiye İlçesi ... Caddesinde davalı ...'un trafik kazası gerçekleştirdiğini, bunun üzerine tutulan kaza tespit tutanağında davalının, Atatürk Caddesinde bulunan alt geçitten geçmek istediği esnada aracın kasa kısmının üst tarafı ile alt geçide çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğinin tespit edildiğini, KTK'nın 47.maddesinin 1/c bendi uyarınca müvekkili ...'un kusurlu bulunduğunu, (trafik işaret levhaları,cihazları ve yer işaretleri ile belirtilen ve ya gösterilen hususlara uymamak maddesi), 31.03.2019 Pazar günü Türkiye genelinde yerel seçimler gerçekleştirildiğini, kazanın meydana geldiği tarihte birçok siyasi parti tarafından özellikle üst geçit, alt geçit mahiyetinde kullanılan yerlere propaganda amaçlı ve denetimsiz şekilde siyasi partilerin bayraklarının asıldığını, dava konusu kazanın meydana geldiği yerde alt geçidin yükseklik sınırını gösteren levhanın tamamen bayraklarla kapatıldığını ve bu levhaların görüşü engellendiğini, bu yönüyle davalı müvekkili ...’un kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, hal böyle iken müvekkilinin tek başına kusurlu şekilde adledilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, bu sebeple de azami dikkat sarf eden bir sürücünün alt geçit yüksekliğinin levhalarla gösterilmesine engel olunduğu durumda bariz şekilde 3.kişinin ağır kusuru sebebiyle illiyet bağının kesilmesinin söz konusu olacağını, olay günü tanzim edilen kaza tespit tutanağında sürücünün alt geçit yüksekliğini görebileceği trafik levhasının var gibi ifade edildiğini, kazanın meydana geldiği mahalde yapılacak keşif ve dinlenecek tanık beyanları ile yeniden kusur değerlendirmesi yapılması gerekirken, İlk derece mahkemesinde bu hususta itirazlarda bulunmuş olsalar da kazanın meydana geldiği yerde bu kapsamda herhangi bir araştırma yapılmadığını, bu yönüyle Yerel mahkeme tarafından verilmiş olan kararın eksik inceleme ve araştırma sonucunda verildiğini; Davacı sigorta şirketi tarafından dosyaya sunulmuş olan farklı bir lehtara ait poliçeye dayanarak poliçe ile illiyet bağı olmayan dava dışı akti taşıyıcıya yapmış oldukları ödeme nedeniyle halefiyet hakkını kazandığı ileri sürülemeyeceği gibi buna ilişkin olarak halefiyet kurallarına dayanak rücuen hasar bedelinin tazminini talep ederek icra takibi ve akabinde icra takibine yapılan itirazın iptali için dava açılmış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, nitekim davacının sigorta şirketi tarafından açılmış olan bu davanın aktif husumet ehliyetinin olmaması sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, nitekim tanzim edilmiş olan bilirkişi raporunda da belirtilmiş olduğu üzere; dava dilekçesinin ekinde sunulan ve atıf yapılan ... numaralı Yurtiçi Taşıyıcı Mali Mesuliyet Sigortası Abonman Sözleşmesi’nin lehtarının dava dışı ... Lojistik A.Ş. olduğunu, dava konusu taşıma organizasyonunda bu firmanın rol aldığına dair herhangi bir belgenin dosya kapsamında mevcut olmadığının, davacı şirketin tazminat ödemesinin mezkur poliçeye dayandırılmış olmasına rağmen poliçenin tarafı olmayan dava dışı akdi taşıyıcı konumundaki ...nak Lojistik A.Ş.’ye yaptığının görüldüğünü, dosyaya sunulan ödeme dekontlarında ve dosyada mevcut olan ekspertiz raporunda 2. Sigortalı olarak ... Dış Tic. A.Ş. belirtilmiş olsa da poliçe üzerinde böyle bir bilgi mevcut olmadığı gibi poliçeye ... Lojistik A.Ş’nin dahil edildiğine dair bir zeyilnamenin de mevcut olmadığını, bu nedenle davacının yapmış olduğu ödeme nedeniyle halefiyet hakkını kazanmamış olduğunun açık olduğunu, aleyhlerine başlatılan icra takibine yapılmış olan itirazlarını haklı ve geçerli olduğunu; İlk derece mahkemesi tarafından davacının icra inkar tazminatı talebi kabul edilerek davalı müvekkilleri aleyhine alacağın % 20'si tutarında icra inkar tazminatına hükmedildiğini, fakat icra inkar tazminatı hesaplaması yapılırken asıl alacak ve işlemiş faizin toplamı üzerinden hesaplama yapıldığını, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2013/5176 E ve 2014/4068 K. Sayılı kararında asıl alacağın fer'isi niteliğinde olan faiz alacağının icra inkar tazminatı hesabında dikkate alınmayacağına karar verildiğini, Yerel mahkemenin asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı olan 31.197,54 TL üzerinden hesaplama yapmış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 18.11.2021 tarih ve 2020/337 E. ve 2021/908 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne ilişkin verilen kararın ortadan kaldırılarak davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesine ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, Yurtiçi Taşıyıcı Mali Mesuliyet Sigortası Abonman Sözleşmesi kapsamında yurt içinde taşınırken hasar ve ziyaa uğrayan emtia için sigortalıya ödenen tazminatın, zarara sebep olduğu iddiası ile alt ve fiili taşıyıcılardan tahsili talebi ile başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamı taleplerine ilişkindir. Davacı taraf, dava dışı sigortalısı ... Dış Tic. A.Ş.'nin, ... Tic. A.Ş.'ye ait ve ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ye gönderilen tatlandırıcı gıda emtiasını taşıma işini üstlendiğini, taşıma işini kendisinin gerçekleştirmediğini, davalıların maliki ve sürücüsü oldukları araçla taşınan emtianın bir kısmının, taşıma sırasında meydana gelen trafik kazası neticesinde zayi olduğunu, bir kısmında ise hasar oluştuğunu, bu nedenle gönderici şirketin hasar bedelini sigortalıdan talep ettiğini, sigortalıya poliçe kapsamında 30.624,90 TL ödeme yapıldığını beyan ederek ödenen hasar tazminatının davalılardan tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, oluşan zararda herhangi bir kusurlarının olmadığını, trafik kazasının alt geçite asılan ve araç yüksekliği uyarı tabelasını kapatan siyasi parti bayrak ve pankartları nedeniyle meydana geldiğini, gerçek hasar miktarının belirlenmesi gerektiğini, talep edilen alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, alacağa ancak yasal faiz işletilebileceğini, avans faizi talebinin haksız olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalılar vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; her ne kadar Mahkemece emtianın ziya ve hasarına sebep olan trafik kazasının davalı ...'un KTK'nın 47/1-c maddesi uyarınca kusurlu olması sebebiyle meydana geldiği kabul edilmiş ise de, kaza günü yapılan yerel seçimler nedeniyle siyasi partilerin asmış olduğu bayrak ve pankartlar alt geçitteki yükseklik uyarı tabelasını kapatmış olduğundan kazanın meydana gelmesinde davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığı, Mahkemece yerinde tanıklar eşliğinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmaksızın kusur değerlendirmesi yapılmasının hatalı olduğu, davacının ödeme yaptığı şirketin sigorta poliçesinde yer almadığı, sigortalı olmayan kişiye yapılan ödemenin davalılardan halefiyet ilkesi gereği rücuan talep edilemeyeceği, icra inkar tazminatı hesaplanırken yalnızca icra takip dosyasında yer alan asıl alacağın dikkate alınması gerektiği, Mahkemece faiz alacağının da hesaba katılmasının hatalı olduğuna ilişkindir. Davalı tarafça ileri sürülen ve icra inkar tazminatı hesabında faiz alacağının dikkate alınamayacağına dair sebep dışında kalan tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan cevap, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiş, gerekçeli kararda her bir savunma sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; dava dışı ... Dış Tic. A.Ş.'nin akdi, davalıların alt ve fiili taşıyıcı oldukları 14.03.2019 tarihli taşıma sırasında, emtianın taşınmakta olduğu ... plakalı aracın kasa kısmının üst tarafının alt geçite çarpması sonucunda tek taraflı trafik kazası meydana geldiğinin KTK'nın 83. maddesi uyarınca ilgili kolluk birimlerince düzenlenen trafik kazası tespit tutanağı ile tespit edildiği, tutanakta davalı ...'un KTK'nın 47/1-c maddesi uyarınca trafik işaret ve levhalarına uymaması nedeniyle kusurlu olduğunun belirtildiği, yine tutanakta kazanın meydana geldiği alt geçitten önce 3 metre yüksek araç mecburi yön tabelasının bulunduğu yerin gösterildiği, her ne kadar davalı taraf söz konusu uyarı tabelasının siyasi parti pankartları ile kapatıldığını iddia etmiş ise de, kazanın hemen sonrasında düzenlenen ve resmi belge niteliğinde olan kaza tespit tutanağında bu yönde bir tespitin yer almadığı, davalı tarafça tutanağın aksini ispata yarar herhangi bir belge ve delilin de sunulmadığı, bu minvalde Mahkemece kusur değerlendirmesinin keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmaksızın mevcut delil durumuna göre yapılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı sigorta şirketi tarafından düzenlenen ve dosyada mübrez Yurtiçi Taşıyıcı Mali Mesuliyet Sigortası Abonman Zeyilnamesi ile dava dışı ... Dış Tic. A.Ş.'nin 11/02/2019 ila 07/02/2020 tarihleri arasında yapacağı taşımaların ... numaralı poliçe kapsamında 100.000 TL limit ile teminat altına alındığı, hasarın zeyilnamede belirtilen tarihler arasında meydana geldiği ve davacı tarafından sigortalı ... Dış Tic. A.Ş.'ye yapılan ödemenin halefiyet ilkesi gereği davalılardan talep edilebileceği, davalı tarafın aksi yöndeki istinaf sebebinin haksız olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar somut olayda talep edilen alacak yargılama neticesinde belirlendiği ve her iki taraf için de muayyen olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemez ise de, davalı tarafça bu hususun istinaf sebebi olarak ileri sürülmediği, bu nedenle ileri sürülen istinaf sebebi yönünden değerlendirme yapıldığı, dava İİK'nın 67. maddesi uyarınca açılmış itirazın iptali davası olup anılan maddenin 2. fıkrası uyarınca davanın kabulü halinde borçlu aleyhine tazminata, hükmolunan/kabul edilen meblağ üzerinden hükmedileceği, icra takip talebinde davacı tarafından 30.624,90 TL asıl alacak ve 572,64 TL işlemiş faiz talep edildiği, davalı tarafın takipte talep edilen tüm alacak kalemlerine itiraz etmesi sebebiyle dava değerinin faiz alacağı da dahil edilerek 31.197,54 TL olarak gösterildiği ve Mahkemece itirazın tüm dava değeri üzerinden iptaline karar verilmiş olması itibariyle icra inkar tazminatının da tüm alacak üzerinden belirlenmesinde bir isabetsizlik olmadığı görülmüştür. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalıların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.131,10 TL istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 532,77 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.598,33 TL'nin davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/09/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32