Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2024/1127
2024/1270
17 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1127
KARAR NO: 2024/1270
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/05/2024 (İİK. m. 170/Son düzenlemesine bağlı tedbire ilişkin ara karar)
NUMARASI: 2024/215 Esas
DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
TALEP: İhtiyati Haciz
KARAR TARİHİ : 17/07/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dairemize fotokopisi gönderilen dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından verilen İİK. m. 170/son düzenlemesine bağlı tedbir talepli olup gerekli-yeterli kısımları: "... KONU: 1-Müteahhit Tacir Müvekkilin , davalıya satışını yaptığı ... ili, ... İlçesi, ... Mah. (...) Pafta, (...) Ada, (...) Parsel, (...) bağımsız bölüm numaralı (... Mah. ... Cad. ... No:... Ataşehir/İstanbul adresinde) taşınmazın satış bedeli nedeniyle davalı tarafından müvekkile verilen 17.04.20107 keşide tarihli, 20.11.2018 vadeli ve 201.429,50-USD tutarlı bononun tahsili için İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasıyla açılan ve senetteki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığından bahisle İstanbul Anadolu 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/85 E. ve 2021/248 K. sayılı kararıyla iptal edilen icra takibi nedeniyle; davalının icra takibinden sonra sonra yaptığı ödemeleri düşüldükten sonra bakiye kalan 166.475,40-USD tutarındaki alacağının fiili ödeme günündeki TCMB Efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası olarak davalıdan tahsili istemi 2-İstanbul Anadolu 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/85 E. ve 2021/248 K. sayılı dosyasından müvekkil aleyhine verilen %20 tazminat ve %10 para cezasının tahsilinin dava sonuna kadar tehir edilmesi ve davamızın kabulü halinde ise iptali ve %20 tazminatın icra takibine konulduğu İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasının %20 tazminat alacağı yönünden durdurulması İstemidir. 3-İhtiyati haciz istemi Harca Esas Değer: 166.475,40-USD karşılığı 5.339.382,20-TL.
AÇIKLAMALAR: Tacir olan müvekkil, müteahhit olarak kendisine düşen, ... ili, ... İlçesi,... Mah. ... Pafta, (...) Ada, (...) Parsel, (...) bağımsız bölüm numaralı (... Mah. ... Cad. ... Merkezi No:... Ataşehir/İstanbul adresinde) taşınmazı davalıya 900.000,00-USD’ye satmıştır. Bu satış nedeniyle müvekkilin bakiye 201.429,40-USD alacağı kalmıştır. Taşınmazın 900.000,00-USD satış bedeli ile satıldığı , Kadıköy .... Noterliğinden, 30 Eylül 2020 tarih ve ... yevmiye ile müvekkile keşide ettiği ihtarnamesiyle davalının da kabulündedir. Davalı bu ihtarnamesinde; “Söz konusu taşınmazın taraflarca mutabık kalınan satış bedeli KDV. dahil 900.000,00-USD olup, müvekkil şirket tarafından bu taşınmaz satış akdine dair ilk etapta 698.570,60-USD tutarında ödeme yapılmıştır. Buna ek olarak belirtmek isteriz ki tarafınızca, müvekkil şirket aleyhine İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasıyla satış bedelinin ödenmemiş kısmı (201.429,40-USD) için icra takibine girişilmiştir.” beyanında bulunmuştur. Davalının bu beyanıyla müvekkile 201.429,40-USD. borcu olduğu çekişmesizdir. Tacir olan davalı 17.04.2017 tarihli senet protokolü ile taşınmaz alım/satımı ile ilgili olarak bakiye kalan 201.429,40-USD. borcuna karşılık müvekkile 17.04.2017 tanzim, 20.11.2018 vade tarihli ve 201.429,40-USD tutarlı senet vermiştir. 17.04.2017 tarihli senet protokolü: “Sn.... ile ... A.Ş. arasında yapılan,aşağıda detayı verilen gayrımenkul alım/satımına ilişkin bakiye ödemesine istinaden ekte gürüntüsü bulunan USD 201.429,40-TL. tutarında senet, Sn.... adına düzenlenmiştir. Sözkonusu senet ... A.Ş.’nin ....’a yapacağı ödemeler nispetinde yenilenecektir.Taşınmaz Bilgileri : ..., ..., ...,... Pafta, ... Ada,...Parsel, Bağ.Böl:...” Davalının verdiği senet ödenmemiş ve protesto olmuştur. Bunun üzerine müvekkil İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasıyla davalı aleyhine icra takibi başlatmıştır. Davalı açılan takibe İstanbul Anadolu 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/85 E. sayılı dosyasıyla imza itirazında bulunmuştur. Davacı açtığı davada alacağın esasına itiraz etmemiştir. Davalının, İstanbul Anadolu 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/85 E.açtığı dava üzerine mahkeme; müvekkile verilen senet üzerindeki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmaması nedeniyle icra takibinin durdurulmasına, takip konusu alacağın %20’si oranında tazminatın müvekkilden alınarak davalıya ödenmesine, %10'u oranında da para cezasının müvekkilden alınarak hazineye irad kaydına karar vermiştir. Müvekkil, karara karşı istinaf ve temyiz yoluna başvurmuşsa da başvuruları kabul görmemiş ve mahkemenin vermiş olduğu karar kesinleşmiştir. Böylelikle müvekkilin, davalıdan olan 201.429,40-USD.tutarındaki alacağının tahsili mümkün olmamıştır.
Davalı, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı açılan icra takibinden sonra, müvekkile; 31.05.2019 tarihinde ... Bankası aracılığı ve ... Anadolu .... İcra Dairesi .... E. açıklamasıyla 10.000,00-TL USD Karşılığı : 1.912,74 TCMB Efektif Satış Kuru : 5.2281 14.06.2019 tarihinde ... bankası aracılığı ve ...-İstanbul Anadolu .... İcra Dairesi ... E. açıklaması ile 50.000,00-TL, USD Karşılığı : 8.471,56 TCMB Efektif Satış Kuru : 5.9021 03.07.2019 tarihinde ... bankası aracılığı ve ...-İstanbul Anadolu .... İcra Dairesi ... E. açıklaması ile 10.000,00-TL USD Karşılığı : 1.770,60 TCMB Efektif Satış Kuru : 5.6478 11.07.2019 tarihinde ... bankası aracılığı ve ...-İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi ... E. açıklaması ile 40.000,00-TL USD Karşılığı : 7.035,81 TCMB Efektif Satış Kuru : 5.6852 06.09.2019 tarihinde ... bankası aracılığı ve ...- İstanbul USD Karşılığı : 5.252,10 TCMB Efektif Satış Kuru : 5.7120 04.10.2019 tarihinde ... Bankası aracılığı ve ... Anadolu .... İcra Dairesi ... E. açıklaması ile 60.000,00-TL USD Karşılığı : 10.511,19 TCMB Efektif Satış Kuru : 5.7082 olmak üzere toplam 200.000-TL. (Toplam USD Karşılığı : 34.954,00-USD) ödeme yapmıştır. Bahsi geçen tutarların tahsil harcı 15.01.2020 tarihinde dosyaya yatırılmıştır. (Ödemeler ve tarihleri konusundaki hata ve unutma müstesnadır. ) Davalı şirket, icra dosyasına ödeme yaptığını Kadıköy ... Noterliğinden, 30 Eylül 2020 tarih ve ... yevmiye ile müvekkile keşide ettiği ihtarnamesinde “Buna ek olarak belirtmek isteriz ki tarafınızca, müvekkil şirket aleyhine İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasıyla satış bedelinin ödenmemiş kısmı (201.429,40-USD) için icra takibine girişilmiştir. Söz konusu icra dosyası kapsamında, müvekkil şirketçe 200.000-TL. ödeme yapılmakla” beyanıyla da kabul etmektedir. Aynı zamanda davalı-borçlu, icra dosyasından müvekkile yaptığı ödemeleri ile ilgili icra dosyasından müvekkile icra dosyasına beyan edilmesi için 29.11.2019 tarihli muhtıra çıkarttırmıştır. Müvekkilin, bonoyu takibe koyduğu tarih itibariyle davalı şirketten taşınmaz satışı nedeniyle bakiye 201.429,40-USD. alacağı bulunmaktadır. İcra takibinden sonra yukarıda yapılan davalı ödemeleri düşüldükten sonra ise davalının, müvekkile bakiye 166.475,40-USD borcu bulunmaktadır. Müvekkilin alacağı, takibe konu edilen bononun vadesinden de anlaşılacağı üzere muacceldir. Davalı şirket tarafından satın aldığı taşınmazın bakiye kalan tutarı için 17.04.2017 tarihli senet protokolü ile müvekkile verdiği 17.04.2017 tanzim, 20.11.2018 vade tarihli ve 201.429,40-USD tutarlı bonodaki imza davalı şirket yetkilisine ait olmadığından bahisle İstanbul Anadolu ... İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/85 E. sayılı dosyasıyla iptal edilmiştir. Mahkeme aynı zamanda müvekkili ağır kusurlu bularak aleyhine %20 tazminat ve %10 para cezasına karar vermiştir. Davalı hükmedilen %20 tazminat alacağını İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasıyla icra takibine koymuş ve müvekkilin malları üzerine haciz işletmiştir. İİK. Madde 170/son “İcra mahkemesi, itirazın kabulüne karar vermesi hâlinde, senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde alacaklıyı senede dayanan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa, para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve bu davayı kazanırsa hakkında verilmiş olan para cezası kalkar.”gereğince sayın mahkemenizde alacak davası açmamız nedeniyle hükmedilen tazminatın ve para cezasının mahkemeniz huzurundaki davanın neticelenmesine kadar tehir edilmesine ve davamızın kabulü halinde ise iptaline karar verilmesini talep etme zorunluluğumuz doğmuştur. Dava konusu uyuşmazlığın çözümü için zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuşsa da anlaşma sağlanamamış ve arabuluculuk anlaşamama tutanağı düzenlenmiştir. İhtiyati Haciz Talebi: Davalı, Kadıköy .... Noterliğinden, 30 Eylül 2020 tarih ve ... yevmiye ile müvekkile keşide ettiği ihtarnamesiyle “Söz konusu taşınmazın taraflarca mutabık kalınan satış bedeli KDV. dahil 900.000,00-USD olup, müvekkil şirket tarafından bu taşınmaz satış akdine dair ilk etapta 698.570,60-USD tutarında ödeme yapılmıştır. Buna ek olarak belirtmek isteriz ki tarafınızca, müvekkil şirket aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasıyla satış bedelinin ödenmemiş kısmı (201.429,40-USD) için icra takibine girişilmiştir.” Açıkça kabul beyanıyla icra takip tarihi itibariyle taşınmaz satışı nedeniyle müvekkile 201.429,40-USD. borcu olduğunu açıkça kabul etmiştir. Davalının bu beyanıyla müvekkile 201.429,40-USD. borcu olduğu çekişmesizdir. İhtiyati hacze karar veribilebilmesi için, alacağın varlığı konusunda İspat koşulu yerine getirilmiştir. Davalılar, müvekkilin maddi zararını karşılamadıkları gibi halen taşınmazı müvekkile devretmeyerek kullanmasını engellemektedirler. Davalıların bu tutumları neticesinde alacağımızın imkansız hale geleceği göz önünde bulundurularak ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ediyoruz. İİK'nun 257/1. fıkrasına göre “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Müvekkilin alacağı rehinle temin edilmemiştir. Alacak takibe konu senedin vadesi itibariyle muacceldir. Bu durumda alacağın varlığının ve miktarının kesin olarak ispatının, bu aşamada gerekli bulunmaması, İİK 257 vd. maddesinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının gerçekleşmesi nedeniyle ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini talep ediyoruz.
NETİCE VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davamızın kabulü ile müvekkilin, davalının takipten sonra yaptığı ödemeleri düşüldükten sonra bakiye kalan 166.475,40-USD (Amerikan Doları) tutarındaki alacağının fiili ödeme günündeki TCMB Efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası olarak davalıdan tahsiline, Alacağa bonoda yazılı 20.11.2018 vade tarihinden itibaren kamu bankalarının Amerikan Dolarına uyguladıkları faiz oranın yürütülmesine,İmza itirazı nedeniyle iptal edilen İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı icra takibi nedeniyle İstanbul Anadolu 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/85 E.ve 2021/248 K. sayılı kararında hükmedilen %20 tazminat ve %10 para cezasının İİK Madde 170/Son “İcra mahkemesi, itirazın kabulüne karar vermesi hâlinde, senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde alacaklıyı senede dayanan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa, para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve bu davayı kazanırsa hakkında verilmiş olan para cezası kalkar.”gereğince dava sonuna kadar tehir edilmesine, davamızın kabulü halinde ise iptaline, %20 tazminatın icra takibine konulduğu İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasının %20 tazminat alacağı yönünden durdurulmasına,
İhtiyati haciz talebimizin kabulü ile davalının taşınmaz, taşınır ve 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, Yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini saygıyla vekaleten arz ve talep ederiz. 25.03.2024 ...'' şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır. Davacı vekili tarafından ibraz edilen 18/04/2024 tarihli dilekçe ile sadece İİK. m. 170/SON DÜZENLEMESİNE BAĞLI tedbir talebi yönünden yazılı başvuruda bulunulmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 02/05/2024 tarih ve 2024/215 Esas sayılı ara kararı ile; " Tensiben oluşturulan 13 nolu ara karar ile hem söz konusu ihtiyati tedbir ve hem de ihtiyati haciz talepleri yönünden tensiben oluşturulan ara kararlar yerine geldikten sonra yazılı başvuruya bağlı olarak ele alınması tensip edilmiş olup, yazılı başvuru sadece İİK. m. 170/son düzenlemesine bağlı tedbir talebi yönünden yapıldığı gibi, ihtiyati haciz talebi yönünden yazılı başvuru olmaması ve ihtiyati haciz talebinin değerlendirilmesi yönünden bazı yazışmaların yeterli olmaması karşısında ihtiyati haciz talebi yönünden değerlendirmeye gidilmemiş ve yetersiz yazışmaların ikmalinden sonra bu konuda yapılacak yazılı başvuruya bırakılmıştır.SONUÇTA YUKARIDA YAPILAN AÇIKLAMALARA BAĞLI OLARAK DOSYA İİK. M. 170/SON DÜZENLEMESİNE BAĞLI TEDBİR TALEBİ YÖNÜNDEN ELE ALINMIŞ OLUP, BU TALEP YÖNÜNDEN YETERLİ GÖRÜLEN DOSYA KAPSAMI ÜZERİNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME SONUNDA:2004 sayılı İİK'nun 170/son maddesinde; "İcra mahkemesi, itirazın kabulüne karar vermesi halinde, senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde alacaklıyı senede dayanan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa, para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve bu davayı kazanırsa hakkında verilmiş olan para cezası kalkar" düzenlemesi yer almaktadır.Alacaklı tarafından genel mahkemede alacak davası açılması halinde kötüniyet tazminatının tahsilinin ertelenip ertelenmeyeceği hususunda yasal boşluk söz konusudur. Bu boşluktan hareketle yasa koyucunun Devletin alacağı olan % 10 oranındaki para cezasının tahsilinin alacak davasının açılması üzerine ertelenmesini hüküm altına alıp, aynı şekilde genel mahkemede alacak davası açan alacaklının ödemekle yükümlü olduğu tazminatın tehirini öngörmemiş olması düşünülemez. Çünkü yasanın hükümet gerekçesinde 170. maddenin 4. fıkrasında yapılan değişiklikle 3. fıkrada yapılan değişikliğe paralel olarak ve taraflar arasında eşitliğin sağlanması amacıyla 170. maddede belirtilen hallerde alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmesinin düzenlendiğinin belirtildiği, bu durumda 170/4 c. 1 hükmüne alacaklı aleyhine tazminat kelimesi eklendiği halde, değişiklik yapılmayan 170/4 c. 2 hükmüne tazminat kelimesinin ilave edilmesinin unutulduğunun kabulü gerekir (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı 2. Baskı s. 805). Kaldı ki 2004 sayılı İİK’nun 170/b maddesi göndermesi ile İİK'nun 68/son maddesi gereği de alacaklının alacak davası açması halinde tazminatın tahsilinin dava sonuna kadar erteleneceğinin kabulü gerekir (Yargıtay 12. HD’nin 18/04/2019 tarihli ve 2018/6847 E., 2019/6839 K. sayılı kararı). Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan değerlendirmede; davalı (takip borçlusu) tarafından yapılan imzaya itiraz davası üzerine İstanbul Anadolu 11.İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/85 esas sayılı dosyasından 2004 sayılı İİK m. 170 hükmü uyarınca takibin durdurulmasına ve davacı (takip alacaklısı) aleyhine İİK m. 170/son hükmü uyarınca para cezasına ve tazminata hükmedildiği ve akabinde davacı (takip alacaklısı) tarafından işbu alacak davasının açıldığı sabittir. Yukarıda kötüniyet tazminatının tahsilinin ertelenmesine yönelik açıklanan yasal boşlukta değerlendirildiğinde; bu davanın açıldığının özellikle tazminata ilişkin takip yapılması halinde ilgili icra dairesine, tahsile ilişkin hukuki işlemlere girişilmesine bağlı olarak adli ya da idari mercilere tevzi formu ve dava dilekçesi eklenerek yazılı olarak bildirilmesinin sorunu çözmeyeceği gibi sorunu derinleştireceği, zira uygulamada bu tür durumlarda özellikle icra dairelerinin karar almaktan kaçındıkları ve ilgililerden mahkemeden karar getirilmesini istediklerinin maruf olması karşısında, davacının bu yönden korumasız kalması halinde yasal bir hakkı esirgenmiş olacağı gibi; zaman, emek ve para olmak üzere çeşitli zararlara duçar olacağının da kuvvetle muhtemel olmasının anlaşılmasına göre 2004 sayılı İİK m. 170 ve 170/b atfı ile m. 68/son hükümlerinin açık düzenlemeleri uyarınca vaki talebin alacaklı yararına özel olarak düzenlemiş bir haktan kaynaklanmasına göre alacaklı tarafından mahkememizde işbu dosya üzerinden alacak davası açıldığı sabit olup, esasen talebin ihtiyati tedbir niteliğinde olmaması da gözetilerek teminat da aranmaksızın icra mahkemesince davacı aleyhinde verilen tazminatın ve para cezasının tahsilinin dava sonuna kadar tehir edilmesine yönelik talebin kabulüne ve tazminatın ve para cezasının hukuken hiçbir tartışmaya mahal vermemek üzere işbu dava sonunda verilecek kararın kesinleşmesine kadar ertelenmesine dair aşağıdaki şekilde oy çokluğuyla karar verilmiş olup, Mahkememiz Başkanı ... bu görüşe iştirak etmemiştir. " gerekçeleri ile; " Dava, Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan alacak davası olup, İİK. m. 170/son düzenlemesine de dayanılarak ileri sürülen tedbir talebi yönünden ilgili dosya İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden işleme konulan takip dosyası olup, takibin dayanağı İstanbul Anadolu 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/85 Esas ve 2021/248 Karar sayılı kesinleşmiş ilam olup, eldeki davanın takipten sonra açılmış olması, davanın niteliği ve ihtiyati tedbire ilişkin yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde takibin durdurulması imkanı bulunmamaktadır.İİK. m. 170/son düzenlemesi yönünden ise söz konusu düzenlemede göreve ilişkin açık bir hüküm bulunmaması ve söz konusu düzenlemede yer alan "...Alacaklı genel mahkemede dava açarsa, para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve bu davayı kazanırsa hakkında verilmiş olan para cezası kalkar..." şeklindeki düzenlemeden de anlaşılacağı üzere söz konusu para cezasının ve tazminatın tahsilinin tehir olması esas hakkında dava açılmasıyla birlikte yasa gereği kendiliğinden etkisini gösterecek infaza yönelik ve muhatabı icra dairesi olan emredici bir düzenleme olup açılacak davaya bakan mahkemece böyle bir karar verilmesi gereğine yönelik görev kuralı içermediğinden ve genel mahkeme ile icra hukuk mahkemesi arasında denetim yönünden bir derecelenme söz konusu olmayıp, takibe dayanak icra hukuk mahkemesinin kesinleşmiş ilamının infazının mahkememizce değerlendirme konusu yapılması mümkün görülmemiştir. Bundan dolayı yasa koyucu infaz merciine yönelik olarak söz konusu emredici yasal düzenleme ön görmüş olup, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 18/04/2019 tarih ve 2018/6847 Esas, 2019/6839 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi bu talebin muhatabı ilgili icra dairesi olup, söz konusu yasal düzenlemenin infaza etkisinin icra dairesince gözetilmesi gerekmektedir.Yukarıdaki tespitler, İİK. m. 170/son düzenlemesi ve ihtiyati tedbire ilişkin yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli yasal ve maddi şartların somut olayda gerçekleşmediği sonucuna varıldığından tedbir talebinin reddine karar verilmesinin daha isabetli olacağı düşüncesiyle çoğunluğun görüşüne iştirak etmek mümkün olmamıştır. " karşı oyu ile; " Davacı vekilinin tazminat ve para cezasının tahsilinin ertelenmesi yönündeki talebinin kabulü ile; İstanbul Anadolu 11.İcra Hukuk Mahkemesinin 18/03/2021 tarih ve 2019/85 Esas, 2021/248 Karar sayılı kesinleşen kararı ile 2004 sayılı İİK'nın 170/son maddesi gereğince (İstanbul Anadolu ....İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasındaki takip alacaklısı) ... aleyhine asıl alacak miktarının % 20'si oranında kötü niyet tazminatı ile % 10'u oranında para cezasının tahsilinin işbu dava sonunda verilecek kararın kesinleşmesine kadar ertelenmesine, ... " oy çokluğu ile karar verilmiş ve verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmekte olan 2024/215 E. sayılı dosyaya ilişkin 02.05.2024 tarihinde ara karar tesis edildiğini ve işbu karara katılmadıklarını, Halihazırda yasal boşluk olan hükmün, borçlu olduğu kesinleşen taraf nazarında değerlendirilmesinin hukuk güvenliği ile bağdaşmayacak şekilde sonuçlar doğurabileceğini düşünmekte olduklarını,
Mahkeme tarafından gerekçelendirilen ara kararda da belirtildiği üzere; "Alacaklı tarafından genel mahkemede alacak davası açılması halinde kötüniyet tazminatının tahsilinin ertelenip ertelenmeyeceği hususunda yasal boşluk söz konusudur. Bu boşluktan hareketle yasa koyucunun Devletin alacağı olan % 10 oranındaki para cezasının tahsilinin alacak davasının açılması üzerine ertelenmesini hüküm altına alıp, aynı şekilde genel mahkemede alacak davası açan alacaklının ödemekle yükümlü olduğu tazminatın tehirini öngörmemiş olması düşünülemez. Çünkü yasanın hükümet gerekçesinde 170. maddenin 4. fıkrasında yapılan değişiklikle 3. fıkrada yapılan değişikliğe paralel olarak ve taraflar arasında eşitliğin sağlanması amacıyla 170. maddede belirtilen hallerde alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmesinin düzenlendiğinin belirtildiği, bu durumda 170/4 c.1 hükmüne alacaklı aleyhine tazminat kelimesi eklendiği halde, değişiklik yapılmayan 170/4 c.2 hükmüne tazminat kelimesinin ilave edilmesinin unutulduğunun kabulü gerekir (Prof. Dr. Baki Kuru, İİK El Kitabı 2.Baskı sf:805)." şeklinde gerekçelendirilme yapılmıştır. Bununla birlikte eklemek gerekir ki, "İcra tazminatı ile güdülen amaç, haksız ve kötüniyetli olarak ilamsız icra takibini durduran bu vesileyle yargının iş yükünü arttıran, borç ilişkisinin diğer tarafındaki kişinin hukuken korunan menfaatlerini zedelemek isteyenin, bir müeyyideye tabi tutulmasıdır. (Ramazan Arslan, İcra ve İflas Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler ve Yenilikler, (“Yenilikler”), Ankara Barosu Dergisi, 1989/1, s. 139.)" Hakkında tazminat ve para cezasına hükmolunan tarafın yargıyı iş yüküne boğma ve para cezası tazminat ve para cezasının tahsilini engelleme saikiyle hareket etmesinin, borçlunun ilk derece mahkemesi tarafından da belirtilmiş olan yasal boşluktan doğan hukuksal bir açıktan faydalanma çabası olduğunu, davacı tarafın bilfiil bu açıktan faydalanıp, davalı müvekkil şirketin kesinleşen ve hak edilen takip konusu alacağın % 20'si oranındaki tazminatının tahsil edilmesine engel olmaya çalışmakta olduğunu, bu çabanın yargının iş yükünü oldukça artırmakla birlikte alacaklının kesinleşen alacağına kavuşmasına engel olmaya yönelik kötü niyetli tavrını apaçık göstermekte olduğunu, Mahkeme tarafından yalnızca para cezası yönünden erteleme kararı verilmesi gerekirken, hem para cezası hem de kötü niyet tazminatı yönünden erteleme kararı vermesinin kabul edilebilir olmamakla birlikte kanunun lafsıyla da uyuşmamakta olduğunu, Bir an için kanun maddesinin lafzının çerçeve ve kazuistik bir bakış açıyla kabul edildiği ihtimalinde bile, tazminat ve para cezası kavramlarının birbirinden ayrı iki müessese olduğunun fark edileceğini, kötü niyet tazminatının tarafları alacaklısı ve borçlusu iken para cezasının alacaklısının devletin kendisi olduğunu, bu yönü ile devletin alacağını ertelemesi düşünülebilir bir bahis iken, halihazırda kesinleşmiş ve esasen incelenmiş kötü niyet tazminatının ertelenebilir olmasının hukukun doğası ile örtüşmemekte olduğunu, en azından kötü niyet tazminatı borçlusunun, borcunu ödemesi gerektiğini ve/ veya her halükarda borçlunun, borcunun müvekkil alacaklıya ödenmesini engellemek amacı ile ikame etmiş olduğu alacak davasına ilişkin teminat göstermesinin ikame edilen davanın gidişatı açısından önem arz etmesi gerektiğini, Ertelenen tazminat ve para cezasına ilişkin hükmün oy birliği ile değil oy çokluğu ile verildiğini, bu noktada gerekçelendirilen karşı oyun davanın selametini değiştirebileceğini ve kararın isabetli bir karar olduğunu söylemenin mümkün olduğunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtildiği şekliyle göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğunu ve davanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebilmekte ve mahkemece re'sen gözetilebilmekte olduğunu, bu minvalde, Yargıtay 12. HD'nin 18.04.2019 tarihli ve 2018/6847 E. , 2019/6839 K. Sayılı kararı ilamında da belirtildiği üzere: ".... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takip dosyasına konu alacaktan kaynaklı alacak davası olduğu anlaşılmakla, açılan bu alacak davası nedeniyle takibin, kötüniyet tazminatı yönünden icra müdürlüğünce alacak davası sonuçlanana kadar durdurulması gerekmektedir. Ancak takipte, vekalet ücreti ve yargılama giderinin de talep edildiği dikkate alındığında, icra müdürlüğünün ret kararının bu alacak kalemleri yönünden yerinde olduğu anlaşılmaktadır. " söz konusu gerekçeden de anlaşılacağı üzere onanan ve kesinleşen para cezasının dava sonuna kadar ertelenmesi talebinin muhatabının ilgili icra dairesi olduğunu, söz konusu yasal düzenlemenin infaza etkisinin icra dairesince gözetilmesi gerektiğini, nihayetinde konu ilamın infaza ilişkin olup, ilamın icrasının da her halükarda icra dairesi tarafından gözetilmesi gereken bir husus olduğunu, bu hususta karşı oyda belirtilmiş olan gerekçeye iştirak etmekte olduklarını, Sonuç olarak, İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmekte olan 2024/215 E. Sayılı dosyada tesis edilen 02.05.2024 tarihli ara kararın gerek lafız yönünden gerek ise görev yönünden isabetsiz olduğundan mütevellit olarak işbu istinaf başvurusunu yapma gereği hasıl olduğunu beyanla; Açıklanan nedenlerle; - İstinaf başvurusunun kabulüne, - İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 02.05.2024 tarihli ara kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Mahkemece davacı vekilinin tazminat ve para cezasının tahsilinin ertelenmesi yönündeki talebinin kabulü ile; İstanbul Anadolu 11.İcra Hukuk Mahkemesinin 18/03/2021 tarih ve 2019/85 Esas, 2021/248 Karar sayılı kesinleşen kararı ile 2004 sayılı İİK'nın 170/son maddesi gereğince (İstanbul Anadolu ....İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasındaki takip alacaklısı) ... aleyhine asıl alacak miktarının % 20'si oranında kötü niyet tazminatı ile % 10'u oranında para cezasının tahsilinin işbu dava sonunda verilecek kararın kesinleşmesine kadar ertelenmesine karar verilmiş, davalı vekilince tedbir ara kararına yönelik olarak istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6100 Sayılı HMK'nun 394/1. fıkrası uyarınca; karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına, kararı veren mahkeme nezdinde itiraz edilebilir. Aynı Kanunun 394/5 fıkrası uyarınca; itiraz hakkında verilen karara karşı, istinaf kanun yoluna başvurulabilir. 6100 Sayılı HMK' nın " İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" başlıklı 341.maddesi uyarınca; "İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.” Anılan madde gerekçesinde de değinildiği üzere, ihtiyati tedbir ve ihtiyati hacze ilişkin geçici hukukî koruma taleplerinin kabulü hâlinde itiraz imkânı bulunduğundan, önce bu yola (itiraz) başvurulması gerekli olup, ancak itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulabilir. Somut olayda; mahkemece verilen 02/05/2024 tarihli tedbir talebinin kabulüne dair ara kararda, istinaf kanun yolunun açık olduğu yazılmış ise de; bu karara karşı mahkeme nezdinde itiraz kanun yoluna başvurulmamış olup, ilk derece mahkemesi kararı istinaf kanun yoluna başvurulabilir nitelikte değildir. İzah edilen gerekçelerle, dosya istinaf incelemesi için dairemize gönderilmiş ise de, 6100 sayılı HMK' nın 341/1 ve 394/5 maddeleri gereğince ihtiyati tedbir kararına karşı itiraz yolu tüketilmeden istinaf yoluna başvurulamayacağından, davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin itiraz olarak kabulü ile bu konuda mahkemece duruşma açılarak bir karar verilmesi gerektiğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341/1, 352/1. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 341/1, 352/1 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davalı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç tahsiline yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/07/2024 tarihinde HMK'nın 341/1. 352/1. maddeleri gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52