Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2024/1077
2024/1268
17 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1077
KARAR NO: 2024/1268
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARI VEREN
MAHKEME: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/06/2024 (Ara Karar Tarihi)
DOSYA NUMARASI: 2024/172 Esas (Derdest Dava Dosyası )
DAVA: Ticari Şirket
KARAR TARİHİ: 17/07/2024
İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; Müvekkilinin 11.04.2000 tarihinden bu yana Davalı ... A.Ş 'nin ortağı olduğunu, Davalı Şirketin 5 ortağı bulunduğunu, bu ortaklığın, %59 paya sahip ..., %30 paya sahip ..., %5 paya sahip ..., %1 ... ve %5 paya sahip müvekkili ... şeklinde olduğunu, Davalı Şirketin 11.04.2000 tarihinde kurulduğunu, müvekkili ... esas sözleşmede belirtildiği üzere %5 hisse ile davalı şirketlere ortak olduğunu, müvekkilinin %5 hisse ile ortak olmasının yanında davalı şirkette 18 yıl boyunca çalıştığını, davalı şirketin müvekkilinin hizmet sözleşmesini haksız ve mesnetsiz şekilde sonlandırdığını, Davalı şirket yetkilileri kar paylarını gereği gibi dağıtmazken, şirketten yüklü miktarda huzur hakkı aldığını, ortaklara borçlar ve diğer ilgili hesapları usulsüz işleterek ortaklar aleyhine karı azaltmak suretiyle sermaye arttırımı yaptığını, Yapılan son genel kurul TTK m.447'ye aykırı butlanla geçersiz bir toplantı olduğunu, Davalı şirketin müvekkilin kar payını dağıtmamak için 29.02.2024 tarihinde genel kurul toplantısı yaptığını ve kar paylarından sermaye arttırımı yaptığını, olağan genel kurulda verilen yeminli mali müşavir raporunda şirketin 2014-2022 yılları arasında dağıtması gereken karın -2022 yılındaki 22.000.000- TL kar payı eklenerek- 50.012.368,77-TL olduğunu, .29.02.2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında ise müvekkilinin yıllardır şirketten alacağının alınamaması için toplantıda şirket sermayesini arttırmak suretiyle kar payı dağıtılmadığını, TTK’nın 447’nci maddesinde genel kurulun, Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, yine pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararlarının batıl olduğu hükme bağlandığını, Bu kapsamda alınan karar, şekil ve usul bakımından geçerli olmakla birlikte konusu bakımından emredici kanun hükümlerine, ahlaka ve adaba aykırı ise alınan genel kurul kararı batıldır davalı şirket Ana Sözleşmesi ilgili hükümleri gereğince kar dağıtımın ve zarar tespitinin nasıl yapılacağı belirtildiğini, Buna karşın Müvekkilinin, %5 hisse ile ortağı olduğu, 2000 yılında kurulmuş olan davalı şirketten, kurulmuş olduğu tarihten bugüne dek sadece bir defa 23.12.2008 Tarihinde kâr payı alabildiğini belirterek; Davalı şirketi 29.02.2024 tarihli genel kurul toplantısı ile alınan kararların mutlak butlanla geçersiz olması nedeniyle genel kurulun ve alınan kararların usul ve esasa ilişkin nedenlerle yokluğunun tespitine, Dava sonuna kadar işbu kararların mali sonuçları da gözetilerek ihtiyati tedbir kararı verilmesine, İşbu toplantıda alınan kararların iptaline, bu durumda yaklaşık ispat koşullarının sağlandığı gözetilerek ihtiyati tedbir talebinin işbu maddeler yönünden kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davacı vekili Av. ... 15/05/2024 havale tarihli itiraza cevap dilekçesin de özetle; TTK 446 md gereğince genel kurul kararına karşı dava açılması için pay sahibi oranı şartının gösterilmediğini, davalının iddialarının haksız ve hukuka aykırı olduğu, toplantı gündemine yine kar dağıtımı kararı alınmadığını, 29.02.2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında şirket sermayesini arttırmak suretiyle kar payı dağıtılmadığını, Şirket hakim ortaklarının (aynı zamanda Yönetim Kurulu) iyi niyetten uzak ve dürüstlük kurallarına aykırı hareketler içinde bulunduğunu, davacının %5 hisse ile ortağı olduğu davalı şirketin, 2000 yılında kurulduğunu, kurulduğu tarihten bugüne dek sadece bir defa 23.12.2008 Tarihinde kâr payı dağıtıldığını, geçmiş yıllarda sözde dağıtılan bazı kar paylarının ise davalı şirket yetkililerince elden geri alındığını belirterek; davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ...Tic.A.Ş. vekili cevap dilekçesinde ve özetle; Usule ilişkin beyanlarında ;İstanbul 5. asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/236 Esas davası ile ikame ettiği kar payı alacağı davasını daha sonra 13/02/2023 tarihli dilekçesiyle ıslah edildiğini bu dosyada istenen taleplerin tekrar işbu davada talep edildiğini , HMK 114 I maddesi uyarınca daha önceden açılan ve halen görülen dava niteliğinde olmakla dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesini, Esasa ilişkin beyanlarında ; Davacı pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran hiçbir engelleme olmadığı gibi davacının da bu yönde bir beyan ve talebinin olmadığı keza şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan bir kararın da söz konusu olmadığı gibi tam tersi sermaye artışına gidilerek şirketin finansal mali ve üretimsel gücü arttırıldığını, Esas sözleşmede tamamen genel kurulun takdirine bırakılan bir husus olarak ''karın dağıtılabileceği veya dağtılmayacağı..'' hususunda takdiri bir kullanım hakkını Genel Kurula verildiğini, Genel Kurulca karın dağıtılmasına karar verilmiş olması halinde de bunun nasıl ve ne zaman yapılacağına yine Genel Kurul'ca karar verileceği hükme bağlandığını, Bu çerçevede yasal dayanakları ve emsal kararlar ile de açığa kavuşturulacağı ve dava tarihine kadar alınan hiç bir kar dağıtım kararı mevcut olmamakla kar payının dağıtılmadığı veya davacının talep ettiği tüm karın dağıtılmaması gerekçesiyle genel kurul kararının iptali için davacının işbu esas sözleşme hükümleri ve yasal mevzuat kapsamında böyle bir davanın açılabilmesi ve kabulü hukuken mümkün olmadığını,Davacı finansal okurluğu olmadığını afaki ve gerçek olmayan iddialarda bulunmayı da alışkanlık haline getirdiğini, 31/12/2022 tarihi itibarıyle kasada 22,157,039,34 TL nakit olması söz konusu ve de mümkün olmayıp bu miktarın çok ama çok büyük kısmı stoklarla ilgili olup bu bağlamda pandemi döneminde aktif çalışma olmaması ve/veya düşük tandanslı çalışma sebebiyle kullanılamayan stoklar olduğu gibi geleceğe matuf yapılan mal alımlarının bilançoda görülmesini davacının anlayamadığını, Böyle bir nakit stoku ve banka mevcudunun olmadığı genel kurulda davacıya sunulduğunu, 9,987,388,45 TL giderin de davalı şirketin yürüttüğü İstanbul Metrosu M7 projesinde ... AŞ ye ilişkin kesilen faturalar ve taşeromn işlemlerine ilişkin muhasebesel işlemler olup şirketin doğrudan kendisiyle ilgili harcama değil üretim ve pazarlama faaliyeti ile ilgili olan harcamayı dahi genel kurulda tüm bu konuda detay bilgi ve belgelerin davacıya verilmiş olmasına karşın böyle bir iddia ancak kötüniyetli ya da algı oluşturma çabasına yönelik bir iftira olduğu zaten muhakeme esnasında bilirkişi incelemesi ile de ortaya çıkacağını, şirketin işlem hacmi finansal durumu ve ayrıca elde ettiği kar faaliyet alanının neredeyse tüm yurt sahasına yayılmış olması karşısında bu iddialar soyur nesnel olmayan,içi boş ve tamamen kötüniyetle serdedilmiş iddialar olduğu gibi bu hususta davacının kullanabileceği gerek TTK gerekse esas sözleşmelerden doğan yargı ve talep yolları olduğu halde bunları kullanmayıp genel kurulun iptali sebebi olarak serdetmesi asla kabul edilemeyeceği gibi gerçek olmayan bu iddiaların bu davanın dava sebebi olması da hem içerik olarak hem de hukuksal olarak bu davanın konusu olamayacağını belirterek; Öncelikle Davacının ihtiyati tedbir (Yürütmenin durdurulması )talebinin daha önce sundukları dilekçe ve red beyanları kapsamında reddine karar verilmesi ile Genel kurulun batıl olduğu ve butlanın tespitine ilişkin talep ve davasının reddine karar verilmesini, Davacının genel kurul iptaline yönelik talep ve davalarının reddine karar verilmesini,davacının TTK 448 maddesi uyarınca teminat göstermesine karar verilmesini,davacıya karşı TTK 451 madde bağlamında zarar ziyan ve tazmin hakları ile şirketten haklı sebeple çıkarılmasına yönelik olarak talep ve dava hakları saklı tutulmasını,masraf ve avukatlık ücretinin de davacıya tahmilini talep etmiştir. Davalı vekili Av. ... 29/04/2024 tarihli tedbire itiraz dilekçesin de; Davacının genel kurul tutanağının 4.maddesinde vücut bulan şekilde kendisine süre verilmesi ve dolayısı ile genel kurulun ertelenmesine ilişkin olarak yasa maddesi bağlamında bir hakkı olmadığını, aynı şekilde dava hakkı da bulunmadığını davalı şirketin halka açık bir şirket olmaması sebebiyle davacının % 5 pay sahibi olduğu şirketin genel kurulunu erteletme hakkı bulunmadığını, Şirketin ticari ölçekte büyüklüğü cirosu ve işlem hacminin niteliği dosyaya sunulan sermaye arttırımına esas YMM raporundan da anlaşılacağı üzere kredibilitesinin çok yüksek olduğu işbu karar ile şirketin kredibilitesinin zarar görebileceği ve bankalarla olan kredi ilişkilerine zarar vereceği ve neticeten şirketin ticari faaliyetlerine zarar verilebileceği gibi işleyişini de olumsuz etkileyebileceğinden 16/04/2022 tarihli ara kararına itiraz ettiklerini, İtirazın ve davacının % 5 pay oranının dava ve talep yetkisi vermediği nazara alınarak ve YK üyelerinin İcranın geri bırakılmas talebine itirazları ile şirketin işleyişine ve kredibilitesine zarar verebilecek olması sebebiyle itirazımızın kabulü ile 16/04/2024 tarihli ara kararından rücu edilmesine karar verilmesi ve kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 06/06/2024 tarih ve 2024/172 Esas sayılı Ara Kararı ile; " Dava; Anonim şirketin 29/02/2024 tarihli genel kurulu kararlarının mutlak butlanla geçersiz olması nedeniyle alınan kararların yokluğunun tespiti, yada alınan kararların iptali ve TTK 449 md gereğince icranın geri bırakılması yoluyla ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir. Mahkememizce davalı şirketin 29/02/2024 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan 5 numaralı sermaye artırımı, 6 numaralı dağıtılacak karın belirlenmesine ilişkin genel kurul kararlarının TTK 449 maddesi gereğince icrasının geri bırakılmasına dair 16/04/2024 tarihli karar verilmiştir. Karar uyaptan 17/04/2024 tarihinde onaylanarak dosyasına girmiştir. Davalı vekili 29/04/2024 tarihli dilekçesi ile yasal süre içinde icranın geri bırakılmasına ilişkin karara itiraz etmiştir.Yapılan murafaa duruşmasında taraf vekillerinin beyanı alınmıştır. Mahkememiz ara kararının 26/04/2024 tarihli gerekçesinde; 29/02/2024 tarihli genel kurul tutanağında davacının finansal tabloların incelenmesi sırasında süre isteminde bulunduğu, ancak bu istemin kabul edilmediği belirtilerek, finansal tablolar ile bağlantılı olan 5 ve 6. Maddelerde icranın geri bırakılmasına karar verildiği açıklanmıştır. Davacının davalı şirkette bulunan pay miktarını gösterir şirket ve ticaret sicil kayıtları getirtilerek incelenmiş, davacı ... in toplam 82.000 adet ve 2.050.000,00 TL (%100) değerli hisselerden 4.100 adet ve 102.500,00 TL (%5) olana sahip olduğu, anlaşılmıştır. Davacının genel kurul toplantısındaki süre istemi mahkememizce TTK 420 md kapsamında değerlendirilmiş ise de; TTK MADDE 420- (1) Finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konular, sermayenin onda birine, halka açık şirketlerde yirmide birine sahip pay sahiplerinin istemi üzerine, genel kurulun bir karar almasına gerek olmaksızın, toplantı başkanının kararıyla bir ay sonraya bırakılır. Hükmü dikkate alındığından davacının TTK 420 anlamında aranan sermayenin onda biri koşulunu yerine getirmediği görülmüştür.Bu nedenle davalı vekilinin itirazı yerinde bulunmuş, davacı pay sahibinin genel kurul toplantısındaki süre isteminin TTK 420 md kapsamında değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla toplantı başkanı tarafından finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konularda erteleme kararı verilmemesinde eksiklik bulunmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizce finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konulardan olan 5 ve 6 numaralı genel kurul kararlarının icrasının geri bırakılmasına ilişkin 16/04/2024 ( uyaptan onaylanma tarihi) 17/04/2024 olan kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. " gerekçeleri ile; " 1-Davalı şirketin 16/04/2024 ( uyaptan onaylanma tarihi) 17/04/2024 tarihli ara kararı sonucu TTK 449 maddesi gereğince uygulanan icranın geri bırakılması kararına itirazın kabulüne, Mahkememizin 26/04/2024 tarihli TTK md 449 ve HMK md 389 gereğince davacının korunacak yararı bulunduğu gözetilerek davalı şirketin 29/02/2024 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan 5 ve 6 numaralı kararların icrasının geri bırakılması yönünden uygulanan tedbirin kaldırılmasına, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme dosyasında kaldırılan ihtiyati tedbir kararını istinaf etme zorunluluğu hasıl olduğunu, Yerel Mahkeme tarafından "Davacının davalı şirkette bulunan pay miktarını gösterir şirket ve ticaret sicil kayıtları getirtilerek incelenmiş, davacı ... in toplam 82.000 adet ve 2.050.000,00 TL (%100) değerlihisselerden 4.100 adet ve 102.500,00 TL (%5)olana sahip olduğu, anlaşılmıştır.Davacının genel kurul toplantısındaki süre istemi mahkememizce TTK 420 md kapsamında değerlendirilmiş ise de; TTK MADDE 420- (1) Finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konular, sermayenin onda birine, halka açık şirketlerde yirmide birine sahip pay sahiplerinin istemi üzerine, genel kurulun bir karar almasına gerek olmaksızın, toplantı başkanının kararıyla bir ay sonraya bırakılır. Hükmü dikkate alındığından davacının TTK 420 anlamında aranan sermayenin onda biri koşulunu yerine getirmediği görülmüştür.Bu nedenle davalı vekilinin itirazı yerinde bulunmuş, davacı pay sahibinin genel kurul toplantısındaki süre isteminin TTK 420 md kapsamında değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla toplantı başkanı tarafından finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konularda erteleme kararı verilmemesinde eksiklik bulunmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizce finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konulardan olan 5 ve 6 numaralı genel kurul kararlarının icrasının geri bırakılmasına ilişkin 16/04/2024 ( uyaptan onaylanma tarihi)17/04/2024 olan kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile ihtiyati tedbir kararının kaldırıldığını, ancak Yerel Mahkemenin 17/04/2024 tarihli Ara Kararına istinaden müvekkil tarafından genel kurul icrasının durdurulması için 150.000-TL teminat depo edildiğini, söz konusu karara rağmen yerel mahkemenin kararının kaldırdığını, Yerel Mahkeme Müvekkilin pay oranı sebebiyle ilgili ihtiyati tedbir kararının alınamayacağını belirtse de; Türk Ticaret Kanunu madde 446'da açıkça genel kurul kararlarına karşı iptal davası açabilecek kişilerin sayıldığını, " II - İptal davası açabilecek kişiler MADDE 446- (1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir. " Görüldüğü üzere ilgili alıntılanan kanunda genel kurul kararına karşı dava açılması için pay sahibi oranının şart gösterilmediğini, Ancak yerel mahkemenin bu hususta inceleme yapmaksızın teminat bedeline rağmen ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazı kabul ettiğini, Dolayısıyla yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, 29.02.2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında müvekkilin yıllardır şirketten alacağının alınamaması için toplantıda şirket sermayesini arttırmak suretiyle kar payı dağıtılmadığını, Davalı şirkette son olarak 29/02/2024 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının yapıldığını, müvekkilinin işbu toplantı öncesinde yıllardır defalarca yazılı talepleri olmasına karşın, toplantı gündemine yine kar dağıtımı alınmadığını, sermaye arttırımına yönelik karar alındığını, şirket hakim ortaklarının (aynı zamanda Yönetim Kurulu) iyi niyetten uzak olduklarını ve dürüstlük kurallarına aykırı hareketler içinde olduklarını, Yukarıda alıntılanan davalı şirket Ana Sözleşmesi ilgili hükümleri gereğince kar dağıtımının ve zarar tespitinin nasıl yapılacağının belirtildiğini, buna karşın müvekkilim, %5 hisse ile ortağı olduğu, 2000 yılında kurulmuş olan davalı şirketten, kurulmuş olduğu tarihten bugüne dek sadece bir defa 23.12.2008 tarihinde kâr payı alabildiğini, her ne kadar geçmiş yıllarda sözde dağıtılan bazı kar paylarının ise davalı şirket yetkililerince elden geri alındığını, Davalı şirket yetkilileri kar paylarını hiç veya gereği gibi dağıtmazken, şirketten yüklü miktarda huzur hakkı almakta, ortaklara borçlar ve diğer ilgili hesapları usulsüz işleterek ortaklar aleyhine karı azaltmak suretiyle sermaye arttırımı yapmakta olduklarını, yapılan son genel kurulun TTK m.447'ye aykırı butlanla geçersiz bir toplantı olduğunu, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/236 Esas sayılı dava dosyasında müvekkilin kar payının tespiti için dava açılmış olup dosyanın derdest olduğunu, ilgili dosyada bilirkişi heyeti raporu tanzim edildiğini, müvekkilin davalı şirketten 2.640.281,13 TL kar payı alacağı olduğunun tespit edildiğini, Ancak davalı şirketin müvekkilin kar payını dağıtmamak için 29.02.2024 tarihinde genel kurul toplantısı yaptığını ve kar paylarından sermaye arttırımı yaptığını, Bilirkişi heyet raporuna göre; "Davalı ... A.Ş.’nin 2022 ve 2023 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu, ... 37.676.978,51 TL kar payı ve 15.128.644,15 TL fon tutarı olmak üzere toplamda 52.805.622,66 TL nin ortakların hisseleri oranında dağıtılabilecek tutar olduğu, davacının davalı şirket sermayesi içinde sahip olduğu %5’lik kısma ilişkin tutarın 2.640.281,13 TL olduğu," görüş ve kanaatine varılmış olduğunun görüldüğünü, İlgili raporun davalı şirkete tebliğ edilmesiyle şirketin yıllardır yapmadığı 2021 ve 2022 yılına ait olağan genel kurulu toplantısını yapma kararı aldığını, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2022/918 Esas sayılı dosyasında hakim ortaklara huzur hakkı tanınmasına ilişkin alınan genel kurul kararının iptaline ilişkin dava açılmış olup ilgili davanın derdest olduğunu, mezkur davada davalının cevap dilekçesinde 2022 yılına ilişkin 22.000.000-TL kar elde ettiklerini bu sebeple hakim ortaklara huzur hakkı tanınabileceğini iddia ettiklerini, Olağan genel kurulda verilen yeminli mali müşavir raporunda şirketin 2014-2022 yılları arasında dağıtması gereken karın -2022 yılındaki 22.000.000-TL kar payı eklenerek- 50.012.368,77-TL olduğunun tespit edildiğini, Ancak İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2023/236 Esas sayılı dava dosyasına alınan bilirkişi raporunda -22.000.000-TL HESAPLANMAKSIZIN- dağıtılmayan kar payının 52.805.622,66 TL olduğunun tespit edildiğini, YMM raporunda geçmiş yıllara ait kar paylarının usulüne uygun hesaplanmadığı, müvekkiline zarar vermek kastıyla kar payının olduğundan çok daha az hesaplandığı hususlarının kolaylıkla tespit edilmekte olduğunu, Dilekçe ekinde sunulu 31.12.2022 tarihli bilançoda aktif varlıklar sayfasında 31.12.2022 yılına ait cari dönemde şirket kasasında; 29.157.039,34 TL nakit para olduğu ve ortakların şirkete toplam 11.351.289,70TL borçları olduğunun görülmekte olduğunu, (EK:31.12.2022 tarihli Bilanço) Ortaklara ait borçların faizleri ile beraber şirkete ödeme yapıp yapmadıkları hususunun bilinmediğini, ayrıca yıllardır yaygın inşaat ve onarım maliyeti olarak; 9.987.388,45 TL gösterildiğini, şirketin faaliyet gösterdiği alan dikkate alındığında bu kadar yüksek inşaat onarım maliyeti gösterilmesinin şirkette ne denli usulsüzlük yapıldığının açıkça göstergesi olduğunu, bu sebeple masrafların aydınlatılması adına faturalarda bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, 29.02.2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında ise müvekkilin yıllardır şirketten alacağının alınamaması için toplantıda şirket sermayesini arttırmak suretiyle kar payı dağıtılmadığını, Davalı şirkette son olarak 29/02/2024 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı yapıldığını, müvekkilinin işbu toplantı öncesinde yıllardır defalarca yazılı talepleri olmasına karşın, toplantı gündemine yine kar dağıtımı alınmadığını, sermaye arttırımına yönelik karar alındığını, şirket hakim ortaklarının (aynı zamanda Yönetim Kurulu) iyi niyetten uzak ve dürüstlük kurallarına aykırı hareketler içinde olduğunu, TTK’nın 447’nci maddesinde genel kurulun, Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, yine pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararlarının batıl olduğu hususlarının hükme bağlandığını, bu kapsamda alınan kararın, şekil ve usul bakımından geçerli olmakla birlikte konusu bakımından emredici kanun hükümlerine, ahlaka ve adaba aykırı ise alınan genel kurul kararının batıl olduğunu ve en baştan itibaren geçerli olmadığını, - 11.04.2000 tarihinde TTSG'de tescil ve ilan edilen şirket ana sözleşmesinde belirtildiği üzere her sene kar payının aşağıdaki hükümler çerçevesinde dağıtılacağını; " Şirket Ana Sözleşmesi Madde 24 Hesap Devresi;
Şirketin hesap devresi takvim yılıdır. Ancak birinci hesap devresi farklı olarak şirketin kesin kuruluş tarihinden başlamak üzere o yılın Aralık ayının otuz birinci günü nihayet bulur. Şirket Esas Sözleşmesi Madde 25 Bilanço ve Kar Zarar Hesapları: Yönetim Kurulu ve Murakebe Heyeti Raporları: her hesap devresi sonunda yıllık yönetim raporu ile murakebe heyet raporu ve ayrıca şirketin mali durumunu gösterir bir bilanço ile kar ve zarar hesabı cetveli tanzim olunur. Yönetim Kurulu raporu ile murakebe heyeti raporu, bilanço kar ve zarar cetveli, Genel Kurul toplantısından en az onbeş gün önceden şirket merkez ve şubelerinde ortakların tetkitine amade bulundurulur. Şirket Ana Sözleşmesi Madde 26 Safi Karın Tespiti: Şirketin bir faaliyet yılında elde ettiği kazançlardan: Amortismanlar, karşılıklar, Yönetim Kurulu başkan ve üyelerinin, Murahhas Azanın, ücret ve huzur hakları, müdür, memur ve müstahdemlerle denetçilerin ödenek ve ücretleri, şirketle mukavele veya sair anlaşmaların iş rabıtası bulunanlara herhangi bir sebeple umumi ve kısmi karlardani cirolardan ödenmesi gerekli primleri, ristumları kazanç payları dahil her türlü masraflar düşürüldükten sonra geriye kalan safi karı teşkil eder. Şirket Ana Sözleşmesi Madde 27 Safi Karın Dağıtılması: Yukarıdaki madde gereğince tespit olunacak safi kardan ödenmesi gereken vergiler düşürüldükten sonra kalan miktardan: A) Yüzde beş nispetinde birinci kanuni yedek akçe ile,B) Ödenmiş sermayenin yüzde beş nispetindeki birinci temettü payı ayrılır. C) Birinci kanuni yedek akçe ile, birinci temettü hissesinin ayrılmasından sonra kalan kardan Genel Kurul kararları ile en fazla yüzde onu Yönetim Kurulu Başkan ve üyelerine, en fazla yüzde onu da şirketin müdür, memur ve müstahdemlerine tahsis olunabilir. D) Kalan kardan Genel Kurul kararına göre kısmen veya tamamen temettü olarak dağıtılabileceği gibi, dağıtılmayarak herhangi bir yedek akçe olarak da muhafaza edilebilir. E) Ortaklara dağıtılmasına karar verilen birinci ve ikinci temettü payının hangi tarihlerde ödeneceği Genel Kurul tarafından tespit edilir. F) Yıllık karın tevzii ile ilgili yukarıdaki hallerde ikinci kanuni yedek akçe ile ilgili, TTK 466/3 madde hükmü saklıdır. " Yukarıda alıntılanan davalı şirket Ana Sözleşmesi ilgili hükümleri gereğince kar dağıtımın ve zarar tespitinin nasıl yapılacağının belirtilmiş olduğunu, buna karşın müvekkilinin %5 hisse ile ortağı olduğu, 2000 yılında kurulmuş olan davalı şirketten, kurulmuş olduğu tarihten bugüne dek sadece bir defa 23.12.2008 tarihinde kâr payı alabildiğini, her ne kadar geçmiş yıllarda sözde dağıtılan bazı kar paylarının ise davalı şirket yetkililerince elden geri alındığını, Davalı şirket haricinde aynı kişilerin hissedarı olduğu diğer bağlı şirketlerin aşağıdaki gibi olup söz konusu şirketlerin, davalı şirket ile birleştiğini, (dosyada mübrez TTSG İlanları ile sabit olduğunu) - ... A.Ş. - ...TİC. A.Ş. Davalı şirketin birleşmeden önceki sermayesinin: 10.000.000.000-TL (6 sıfır atılmamış hali ile) (bahsi geçen dönem için 10.000-TL) Davalı Şirketin birleşmeden sonraki sermayesinin: 2.050.000-TL şeklinde belirlendiğini, Her ne kadar birleşen şirketler yönünden sermaye arttırımı yapılmış ise de müvekkili tarafından sermaye borçlarının da süresinde ödendiğini, devralma yolu ile birleşme ile şirket aktiflerinin ve müvekkil sermayesinin artması gerekirken, özkaynaklarda olumlu değişiklikler olması beklenirken birleşme sonrasında da gerek şirket karlılıklarının usulsüz bilanço kayıtları ile az gösterilmesi, gerekse oluşan karlara ilişkin zorunluluk olmasına rağmen işbu gündemin genel kurul gündemlerine alınmaması nedeniyle kar payı dağıtımlarının söz konusu olmadığını, birleşme öncesinde devir olan şirketler yönünden de kar payı dağıtımlarının yapılmadığını, Kar payı dağıtımının, pay sahibinin en temel hakkı olduğunu, davalı şirketin kar dağıtımına gitmemesinin kanuna, Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, şirket olağan genel kurulunun kar/ fon vs alacakların dağıtımı gündemli toplanmasına karar verilmeli iken bu hususa tam tersi hareket edildiğini, müvekkilinin maddi manevi zarara uğradığını, Kâr ve tasfiye payı hakkı TTK MADDE 507- (1) Her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış net dönem kârına, payı oranında katılma hakkını haizdir. Hesaplama Biçimi TTK MADDE 508- (1)Esas sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, kâr ve tasfiye payı pay sahibinin sermaye payı için şirkete yaptığı ödemelerle orantılı olarak hesap edilir. (2) Yıllık kâr, yıllık bilançoya göre belirlenir."Her ticaret ortaklığı gibi anonim ortaklığın da nihai amacı kar elde edip ortaklarına dağıtmaktır. Bu amaç, anonim ortaklığı, çeşitli kanunlardaki kişi birliklerinden ayıran, “müşterek gaye” kıstasından ve “ortaklık” kavramından doğar. Başka bir deyişle, anonim şirket kanunen yasak olmayan her türlü iktisadi maksat ve konular için kurulur ve kâr elde etmek ve paylaştırmak nihai amacını elde etmek hedefine yönelir. Ortaklığın bütün organları bu nihai amaca uygun kararlar almak zorundadır. İşte, şirketin kâr elde etmek ve dağıtmak nihai amacından doğan kâr payı, vazgeçilmez bir haktır.(Poroy/Tekinalp/Çamoğlu- Ortaklıklar ve Koop. Hukuku 8. bası s. 487). Şirketin nihai amacının kar elde edip ortaklara dağıtması esas olmakla birlikte anasözleşmeye konulacak hükümler yanında kanunda gösterilen nedenler, bu genel ilkenin istisnalarını oluşturmaktadır. Bu istisnaların en önemlisi ve uygulamada da sıkça görülüp dava konusu uyuşmazlığa da konu olan 6102 sayılı TTK’nın 523/2. maddesindeki düzenlemedir. Anılan düzenleme gereğince şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa anasözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçeler ayrılmasına şirket genel kurulunca karar verilebilir. İhtiyari ve kanuni yedek akçelerin ayrılmasından sonra kalan safi karın bir kısmının dağıtılmaması ve olağanüstü yedek akçeye ayrılması mümkün olup bu konudaki genel kurul kararının anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılığı sözkonusu olmamakla birlikte, tamamının yedek akçeye ayrılması, ancak TTK’nın 523. maddesinde düzenlenen istisnai hallerde kabul edilmelidir. Anılan maddedeki istisnai halin gerçekleştiğini ispat yükü ise şirketin üzerindedir. Karın dağıtılmamasına ilişkin karar, genel kurulda gerekçelendirilmemiş olsa bile, yargılama sırasında davalının bunu açıklayarak somut deliller ile ispat etmesi gerekmektedir." Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E: 2014/14684, K:2015/1919,T: 13.02.2015 "Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir.Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Her ticaret şirketi gibi anonim şirketin nihai amacı kar elde etmek ve bunu dağıtmak olup anonim şirketin kar elde etme ve dağıtma nihai amacından doğan pay sahibinin kar payı hakkı da bir vazgeçilmez haktır. Bu çerçevede anonim şirketin pay sahiplerine dağıtılabilecek karı bulunuyorken iyiniyet kurallarına aykırı olacak şekilde uzunca bir süre dağıtılmaması ya da yetersiz dağıtılması halinde pay sahibi bu hakkını mahkeme aracılığıyla talep edebilecektir." Yargıtay 11. HD., E. 2015/14100 K. 2016/8853 T. 15.11.2016 Yukarıda alıntılanan madde hükümleri ve Yargıtay Kararları gereğince davalı şirket hissedarı olan müvekkilinin talep edebileceği en doğal hakkın; kar dağıtım payı hakkı olduğunu, öte yandan Yargıtay içtihatları uyarınca mahkeme'nin genel kurul kararı olmaksızın alacakların ödenmesi hususunda karar veremeyeceği açık olduğundan bu aşamada açıklanan nedenlerle kar/fon vs. alacakların tespiti yanı sıra şirket olağan genel kurulunun da toplanmasını Mahkemeden talep etme zorunluluğunun ortaya çıktığını, Müvekkili tarafından keşide edilen Beşiktaş ... Noterliği 27/12/2022 tarih ... Yevmiye numaralı ihtarname ile olağan genel kurulun TTK m.409 ve şirket "esas sözleşmesi" uyarınca süresinde olağan genel kurulun yapılmasının, kar dağıtımının yapılmasının talep edildiğini, bu talebin yerine getirilmediği, süresinde olağan genel kurulun yapılmadığı hususlarının dosya içeriği ile sabit olduğunu, Davalı şirket yetkilileri kar paylarını hiç veya gereği gibi dağıtmazken, şirketten yüklü miktarda huzur hakkı almakta, ortaklara borçlar ve diğer ilgili hesapları usulsüz işleterek ortaklar aleyhine karı azaltmakta olduklarını, 2022 yılında yapılan olağanüstü genel kurulun TTK m.447'ye aykırı butlanla geçersiz bir toplantı olduğunu, buna ilişkin İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/918 Esas sayılı dosyasında genel kurulun iptaline ilişkin dava açmış olduklarını, bu dava dosyasında verilecek olası iptal kararı durumunda şirketin tespiti talep edilen kar ve fon alacaklarının artacağını, pasiflerinin azalacağını, özkaynaklarının da artacağını, fahiş derecede yüksek huzur hakkının kaldırılması durumunda dağıtılabilir kar ve fonun artacağı hususunun da izahtan vareste olduğunu, Ayrıca mevzu bahis davanın açılması akabinde Beşiktaş .... Noterliği 27/12/2022 tarih ... Yevmiye Numaralı İhtarname ile 2022 yılına ait Genel Kurul usul ve yasaya aykırı olduğundan ve kar paylarının/ fonların dağıtılması hususunda olağan genel kurulun yapılması konusunda ihtarname keşide edildiğini, Yine davalı şirketin uzun yıllardır kar dağıtımı gerçekleştirmemiş olduğu gibi, davalı hakim ortakları olan -dosyaya sunulan 31.12.2018 tarihli cari hesapta görüleceği üzere- ..., ... ve ... şirketten yıllarca borçlar aldığını, bu borçların ne şekilde geri ödendiği, gerçekten ödenip ödenmediği hususlarının mahkeme tarafından yapılacak tahkikat ile tespit edilebilecek nitelikte olduğunu, Davalı şirket yönetim kurulunun, şirketin biriken 30 milyona yakın karını şirket sermayesine eklemeyi teklif ettiğini, karlardan da 5 milyon TL'nin uygun görülecek bir miktarının dağıtılmasını teklif ettiğini, yine toplantı kararlarına bakıldığında 2023 yılı için kar dağıtımı talebi olmasına karşın ve bu konuda ihtar keşide edilmesine rağmen bu talebin işbu ilanla ve şirket karlarının sermayeye eklenmesi kararı ile uygulanamaz hale getirildiği hususunun da ortaya çıktığını, işbu nedenle müvekkilin alacaklarına erişme imkanının tamamen ortadan kalkmaması için işbu toplantıya yönelik olarak aşağıda sonuç ve talep bölümünde belirtildiği şekilde tedbir taleplerinde bulunma zorunluluğu ortaya çıktığını, Davalı şirket yetkililerinin şirketi kötü yöneterek karın olması gerekenden az olmasına da sebebiyet verdiklerini, yaptıkları ayrımcılık, küçük pay sahibini ezme niteliğindeki yıldırmaya varan eylemleri ile müvekkilini maddi ve manevi ciddi zararlara soktuklarını, ayrıca müvekkilinin kar payı vs alacaklarını zamanında alamadığı için başta enflasyon ve döviz kurundaki olağan dışı değişimler nedeniyle ciddi kayıplar içinde olduğunu, bu konuda dava süreçleri neticesinde müvekkilinin kar, fon vs alacağına kavuşması akabinde şirket yetkilileri ve şirkete karşı başta munzam zarar, manevi zarar olmak üzere uğranılan zararların giderimi hususunda dava haklarının saklı olduğunu, Davalı şirketin, hakim pay sahiplerinin şirketten yüklü huzur hakkı ödemeleri almalarına, ortaklar carisinde izleneceği üzere ciddi miktarda paraları kendileri için kullanmalarına, ortaklara borçlar hesabını usulsüz işletmelerine karşın, gerek usulsüz muhasebe kayıtları tutup karı az göstererek, usulsüz şekilde gizli yedek akça ayırarak, gerek kötü yönetim nedeniyle daha düşük kar çıkmasına neden olarak ve gerekse de karları zamanında ödemeyerek müvekkilinin zararına yol açtıklarını, son olağanüstü genel kurulda kar dağıtımı talebinin hiç gündeme alınmadığını ve karara bağlanmadığını, işbu dava açıldıktan sonra ve yakın tarihte ilan edilen olağan genel kurulda ise kar paylarını tamamen yok edecek şekilde karar alındığını, Bundan önceki olağan genel kurul gündemlerinde de işbu hususun olmadığını, gerek çağrı usulüne uyulmaması, gerek gündemlerin gereği gibi ilan edilmemesi ve gerekse anasözleşme ile Kanun'a aykırı olarak yapıldığını, müvekkil azınlık olmadığından, küçük pay sahibi olarak hakim pay sahiplerinin yıldırma niteliğindeki işlemleri nedeniyle maddi ve manevi zarara uğramakta olduklarını, TTK m. 409 c.1 uyarınca; “Genel kurullar olağan ve olağanüstü toplanır. Olağan toplantı her faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapılır.” Hükümden de anlaşıldığı üzere olağan genel kurul toplantısının yapılmasının ön şartının öncelikle toplantı yapılacak döneme ait faaliyet döneminin sona ermiş olması olduğunu, sona eren bu faaliyet döneminden itibaren de kanunen üç ay içerisinde olağan toplantının yapılmış olması gerektiğini, TTK m. 409 uyarınca; olağan toplantının her faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapılması gerektiğini, TTK m. 410/1 uyarınca söz konusu olağan toplantıya davetin yönetim kurulu tarafından yapılması gerektiğini, ancak söz konusu süre içerisinde genel kurul olağan toplantıya davet edilmediğinde irade ve karar organı olan genel kurul görevini yerine getiremeyeceğini, sürekli olarak toplanamayan genel kurul nedeniyle şirketin feshinin dahi talep edilebileceğini, bu yönü ile gerek organ yokluğunun gerekse şirketin münfesih hale gelmesinin önüne geçmek amacı ile TTK m. 410/2 uyarınca tek bir pay sahibine genel kurulu toplantıya davet yetkisi tanınmış bulunmakta olduğunu, TTK m. 410/2 uyarınca; “yönetim kurulunun devamlı olarak toplanamaması, toplantı nisabının oluşmasına imkan bulunmaması veya mevcut olmaması durumlarında, mahkemenin izniyle, tek bir pay sahibi genel kurulu toplantıya çağırabilir. Mahkemenin kararı kesindir.” Yine Genel Kurul Yönetmeliği m. 9/2 uyarınca; “Yönetim kurulunun mevcut olmaması veya devamlı olarak toplanamaması yahut toplantı nisabının oluşmasına imkan bulunmaması halinde Kanunun 410 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre, mahkemeden izin alan pay sahibi genel kurulu toplantıya çağırabilir.” Her iki mevzuat düzenlemesinden de görüldüğü üzere pay sahibi hükümde anılan şartların gerçekleşmesi halinde mahkemeye müracaat hakkını haiz olduğunu, bir başka anlatımla, pay sahibinin bu hakkını mahkemenin vereceği izin kararı ile kullanabileceğini, TTK m. 413/1-2 uyarınca, gündemin yönetim kurulu tarafından belirleneceğini ve gündemde bulunmayan konuların kural olarak görüşülüp karara bağlanamayacağını, bu hükümle ilk kez gündemin toplantıya çağrı yapan tarafından belirleneceği hususunun açıkça hüküm altına alındığını, Buna karşın gündemi belirlemekle yetkili olan yönetim kurulunun TTK ve Esas Sözleşme kurallarına aykırı olarak, pay sahibinin haklarını çiğneme pahasına olağan genel kurulu toplamadığı, bir manada şirketi organsız bıraktığı, hesap vermediği, kar dağıtımına ilişkin müvekkilinin ısrarlı gündem talebini dikkate almadığı ve hatta kar dağıtımına ilişkin önceki 2021 yılına ilişkin kararı, 2022 yılında gerçekleştirdiği genel kurul ile iptal ettirecek şekilde karar aldığı hususlarının müvekkilin alacaklarına kavuşmasına engel olduğunu, Yönetim Kurulu'nda yer alan pay sahiplerinin, hisse oranları itibariyle genel kurulda da istedikleri yönde karar alma keyfiyetine sahip oldukları hususunun tartışmasız bir gerçeklik olduğunu, İhtiyati tedbir taleplerine ilişkin olarak; Yukarıda açıklanan gerekçeler ile aşağıda alıntılanan İstinaf Mahkemesi kararı da dikkate alınarak dava sonuna kadar genel kurul kararlarının uygulanmaması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, işbu kararların uygulanması ve uzun sürecek yargılama neticesinde, ödenecek yüklü huzur hakkı bedelleri nedeniyle şirket özkaynaklarının ciddi manada bozulacağını ve müvekkilinin ayrıca talep edeceği kar payı alacakları başta olmak üzere, alacak ve tazminat haklarını tahsili imkanı kalmayabileceğini, işbu hususta İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi içtihadının yol gösterici olduğunu; "Davaya konu edilen … tarihli genel kurul toplantısı usulüne uygun çağrı olmaksızın yapıldığı gibi, çağrısız genel kurul koşullarının bulunmadığından toplantıda alınan kararların yoklukla malul olduğunun kabulü gerekir. Bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiş, ancak, ilk derece mahkemesince, dava konusu genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, iptal kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, davacı vekilinin bu konudaki istinafı haklı bulunmuş, ilk derece mahkemesinin kararının bu nedenle düzeltilmesi gerekmiştir. Davacı ortağın tedbir yönünden esasen talebi, dava konusu ortaklar kurulu toplantısında 4 nolu gündem maddesindeki şirket ortağı ... şirketi bir yıl süreyle münferiden temsil ve ilzam yetkilisi olarak atanmasına ilişkin kararının icrasının geri bırakılması istemine ilişkindir. TTK'nın 449. maddesine göre, genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 vd. maddelerinden yararlanmak gerekir. Dava konusu genel kurul ve kararları yönünden yapılan değerlendirmeler ile iki ortaklı davalı şirketin her iki ortağın dava konusu genel kuruldan önce … tarihinde yapılan genel kurulda …yıl süreyle ve müşterek imza ile şirketi yetkili müdür atanmış oldukları ve tarafların menfaat dengeleri de dikkate alınarak, dava konusu genel kurulun 4 nolu gündemde alınan kararının yürütmenin tedbiren durdurulması talebinin reddinde isabet görülmemiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden ilk derece mahkemesinin kararının düzeltilmesi gerektiğinden, HMK'nın 353/1.b.2.maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, dava konusu genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmiştir."İstanbul BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. Hukuk Dairesi Esas: 2018 / 908 Karar: 2019 / 172 Karar Tarihi: 07.02.2019 " Açıklanan ve re'sen gözetilecek nedenlerle; - İstinaf başvurularının kabulüne, - Dava sonuna kadar işbu kararların mali sonuçları da gözetilerek ihtiyati tedbir kararı verilmesine, - Davalı şirketi 29.02.2024 tarihli genel kurul toplantısı ile alınan kararların mutlak butlanla geçersiz olması nedeniyle genel kurulun ve alınan kararların usul ve esasa ilişkin nedenlerle yokluğunun tespitine, - İşbu toplantıda alınan kararların iptaline, bu durumda yaklaşık ispat koşullarının sağlandığı gözetilerek ihtiyati tedbir taleplerinin işbu maddeler yönünden kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, dava konusu davalı şirketin 29/02/2024 tarihli olağan genel kurul kararlarının yoklukla veya mutlak butlanla batıl olduğunun tespiti, bunun mümkün olmaması halinde iptali davasında, dava konusu genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin görüşü alındıktan sonra 16/04/2024 tarihli ara kararı ile 29/02/2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan şirket sermayesinin arttırılmasına ilişkin 5 ve kar payının dağıtımına ilişkin 6 numaralı kararların icrasının geri bırakılmasına, diğer kararlar yönünden talebin reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davalı vekili tarafından itiraz yasa yoluna başvurulması üzerine Mahkemece bu kez 06/06/2024 tarihli ara kararı ile itirazın kabulü ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. TTK'nın 449. maddesinde genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceği düzenlenmiştir. Hükümde mahkemeye takdir hakkı tanınmış olup, mahkemece durum ve şartların gerektirmesi halinde genel kurul kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verilebilecektir. Söz konusu karar tedbir mahiyetinde olacağından HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin genel hükümleri uygulanacaktır. HMK'nın 389. maddesi uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı kanunun 390 maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Davacı vekili, davalı şirketin 29/02/2024 tarihli olağan genel kurul kararlarının emredici kanun hükümlerine, ahlaka ve adaba aykırı olduğunu, kar payı alacağının pay sahibinin temel hakkı olduğunu, uzun yıllar kar payı dağıtılmayarak ve sermaye arttırımına gidilmek suretiyle bu hakkında ihlal edildiğini, bu sebeple alınan kararların yoklukla veya mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine, bunun mümkün olmaması halinde iptaline karar verilmesini ve tedbiren kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava konusu genel kurul toplantı tutanağı, davacı vekili tarafından sunulan belgeler ve mevcut delil durumuna göre davacının ileri sürdüğü iddiaların esası bakımından yaklaşık ispat koşulunun bu aşamada oluşmadığı, mevcut durumun değişmesi halinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi bulunduğuna ilişkin de yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği anlaşılmakla Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Mahkemece her ne kadar ihtiyati tedbir talebinin sadece TTK'nın 420. maddesi kapsamında değerlendirilmesi isabetli olmamış ise de, karar sonucu itibariyle doğru olduğundan kaldırma sebebi yapılmamıştır. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi 06/06/2024 tarihli ara kararı sonucu itibariyle doğru olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/07/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52