SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1045

Karar No

2024/1261

Karar Tarihi

12 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/1045 Esas

KARAR NO: 2024/1261 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2023/753 Esas (Derdest Dava Dosyası)

TARİHİ: 09/05/2024

DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

KARAR TARİHİ: 12/07/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkiline dava konusu genel kurul için herhangi bir tebligat yapılmadığını, yapıldığı iddia edilen tebligatın usulsüz olduğunu, müvekkilinin iyi niyet çerçevesinde sürekli davalı şirket ile işbirliği yapmaya, kendi kurdukları şirket üzerinde ortak akıl ve istişare ederek süreci ilerletmeye çalışsa da sürekli diğer ortaklar ve davalı şirket tarafından dışarıda tutulduğunu, davalı şirket tarafından 29.08.2023 tarihinde hukuka aykırı olarak yapılan Genel Kurulda çağrı usulüne uyulmayarak müvekkilinin Genel Kurula katılmasının önlendiği gibi Genel Kurulun sadece Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmiş olmasının yeterli olmadığını, tüm ortaklara tebligatın yapılması gerektiğini, anılan usule uyulmadığından müvekkilinin rüçhan hakkını kullanamadığını, en başından beri sürekli şirket işleyişinin dışında tutulan müvekkilinin şirketin borçlarından cevap dilekçesi ile haberdar olduğunu, bu borçlar için ortaklarla iletişime geçildiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, şirketin yaklaşık 20.000.000 TL borçlandığını, müvekkiline haber verilmeden kredi talebinde bulunulduğunu, sonrasında ... 120.000 TL daha şirkete borç verdiğinin görüldüğünü, davalı şirketin sermaye artırımı yoluyla borçların kapatılması iddiasıyla müvekkilinin şirket üzerindeki söz hakkını açıkça bertaraf etmeye çalıştığını, zira 20.000.000 TL borçlu olan borca batık bir şirketin ortaklarının biraraya gelerek tüm seçenekleri masaya yatırıp ortak akılla istişare ederek sürecin ilerletilmesi gerektiğini, davalı şirketin müvekkilini dışlayarak hem basiretli tacir olmanın sonuçlarından bihaber bir şekilde hem de pay sahipleri sözleşmesine aykırı tutumlarıyla müvekkili süre gelen bir zarara uğradığını, davalının süregelen zararlarının önüne geçmek adına ivedilikle ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, Pay Sahipleri Sözleşmesinde şirketin 350.000 USD dışındaki muhtemel ilave masraflarının ayrıntılı olarak düzenlendiğini, buna göre ilave masrafın gündeme gelmesi halinde ... tarafından 15.000.000 TLlik sermaye arttırımı değil, hissedar kredisi ile yöntemi ile şirketin masrafının karşılanacağını, müvekkilinin buluşa dair formülleri üçüncü kişilere ifşaladığı iddiasının müvekkilinin şirket üzerindeki etkisini yok saymak amacıyla bahaneden ibaret olup, gerçek dışı olduğunu, davalının ihmalkar eylemleri nedeniyle söz konusu buluşa dair formüllerin internette aleni olarak yayınlandığını, davalı şirket yüzünden tüm emek ve paranın ziyan olduğunu, formülün Google'da alenileştiğini, ilacın formülünün ... firmasına verildikten sonra müvekkilinin şirket üzerindeki haklarının etkisinin azaltılması için davalı şirket tarafından tüm yolların denendiğini, son etapta sermaye arttırımı yolunun seçildiğini, ... firmasına formüllerin verilmesinden iki ay sonra davalı şirket tarafından müvekkiline asılsız ihtarname gönderildiğini beş ay sonra da yönetim kurulundan çıkarıldığını ve tüm yetkilerin tıpla alakası olmayan ... verildiğini beyanla davalı şirketin sürekli borç altına girmesi ve hala 5.000.000 TL ye yakın borca batık olduğunu, usule aykırı sermaye artırım kararları alınarak uygulandığı gözetilerek müvekkilinin daha fazla zarara uğramasını engellemek adına yargılama tamamlanıncaya kadar 29.08.2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yürütülmesi ve uygulanmasının durdurulması yönünde teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.Mahkemenin 21/02/2024 tarihli ara kararı ile; "TTK 449 maddesinde; " (1) Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir." hükmü yer almaktadır. Mahkememizce yönetim kurulu üyelerinin beyanlarının sunulması amacıyla Türkiye'de adresi bulunan ... tebligat yapılmış ancak anılan yönetim kurulu üyesince bir beyanda bulunulmamıştır. Tedbir talepleri acele işlerden olduğundan pay sahipleri sözleşmesinde adresi Bakü olan yabancı ortak yönünden tebligat işlemleri yapılmamıştır. Davacının pay sahipleri Sözleşmesi'nin 13. maddesinde belirtmiş olduğu adresinin ... Mahallesi ... Sokak No ... Şişli İstanbul olduğu, Yine aynı maddede tüm haberleşmenin belirtilen bu adreslerde kurye ile teslim veya iadeli taahhütlü posta ile gönderileceğinin hüküm altına alındığı, davalı tarafın ise davaya konu genel kurul toplantısı için davacı tarafa bildirim yaptığını beyan ettiği adresinin sözleşmede belirtilen bu adres olmadığı 29.08.2023 tarihli Genel Kurul'da 3 nolu karar ile şirketin 50.000 tl olan sermayesinin 15 milyon TL'ye yükseltildiği, bu aşamada davalının davacıyı usulüne uygun olarak anılan genel kurula çağırıp çağırmadığı, davalının cevap dilekçesinde belirttiği şekliyle nakde ihtiyacı olup olmadığı ve genel kurul toplantı nisabının davacı olmadan da sağlandığı yönündeki iddialarının yargılamaya muhtaç olduğu, şirket sermayesinin 29.08.2023 tarihli Genel Kurul kararı ile önceki sermayenin 300 katına çıkartıldığı, bu arttırımın haklı nedene dayanıp dayanmadığının yargılama sonunda ortaya çıkacağı, yine sermaye arttırımına ilişkin karardan haberdar olmaması halinde davacı ve diğer ortakların rüçhan hakkını kullanamayarak hisselerinin azalması durumunun söz konusu olabileceği, tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde davacının ilerleyen süreçte hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağının mahkememizce değerlendirildiği, yine şartların değişmesi halinde tedbirin de değişmesinin her zaman mümkün olduğu da nazara alınarak takdiren 300.000 TL teminat karşılığında 29/08/2023 günlü Genel Kurul Kararının 3.maddesinde alınan şirket ana sözleşmesinin 6.maddesine ilişkin sermaye arttırımına yönelik kararın dava sonuna kadar icrasının geri bırakılmasına , davacı tarafça davaya konu genel kurulda alınan diğer kararların neler olduğu ve neye ilişkin olduğu yine icrasında davacıya ne şekilde nasıl bir zarar vereceği dava dilekçesinde somut delilleriyle açıklanmadığından fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiştir. " gerekçesi ile " İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... Sicil numarasında kayıtlı ... ANONİM ŞİRKETİ 'nin 29/08/2023 günlü Genel Kurul Kararının 3.maddesinde alınan; "3-Şirket ana sözleşmesinin "SERMAYE" başlıklı 6.maddesinin tadili hususu müzakereye açıldı. Yapılan oylama sonucunda Şirket ana sözleşmesinin "SERMAYE" başlıklı 6.maddesinin aşağıdaki şekilde tadiline katılan ortakların oy birliğiyle karar verildi. YENİ ŞEKİL SERMAYE MADDE-6- Şirketin sermayesi 15.000.000-TL (Onbeşmilyon Türk Lirası) dır. Bu sermaye beheri 1.00- Türk lirası değerinde ve nama yazılı olan 7.500.000 (Yedimilyonbeşyüzbin) adet A Grubu pay paya ayrılmıştır. Bu payların tamamı nama yazılıdır. Eski Sermaye olan 50.000- TL sinin tamamı ödenmiştir. Bu defa arttırılan 14.950.000- TL 'sının tamamı nakden taahhüt edilmiştir. Nakden taahhüt edilen sermaye paylarının itibari değerlerinin ¼ ü tescilden önce ödenmiş olup, geri kalan ¾ ü ise 4 ay içinde ödenecektir. Şirket payları A ve B Grubu olarak iki gruba ayrılmış olup A Grubu Pay Sahipleri (her biri "A Grubu Pay Sahibi" ve birlikte "A Grubu Pay Sahipleri" ve B Grubu Pay Sahipleri ( her biri "B Grubu Pay Sahibi" ve birlikte "B Grubu Pay Sahipleri" işbu ana sözleşmede kendileri için belirlenen haklara haiz olacaklardır. Bu husustaki ilanlar ana sözleşmenin ilan maddesi uyarınca yapılır. Hisse senetleri muhtelif kupürler halinde bastırılabilir. Sermayenin tamamı ödenmedikçe hamiline yazılı hisse senedi bastırılamaz." kararın dava sonuna kadar icrasının (yürütülmesinin) geri bırakılmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine," karar verdiği anlaşılmıştır. Davalı vekilinin14/03/2024 tarihli tedbire itiraz dilekçesi ile; Mahkeme tensip kararına aykırı olarak Yönetim Kurulu Üyesi ...'e mahkememiz tarafından hiçbir tebligat çıkarılmadığını, bu nedenle mahkememizin kendi ara kararının gereğini yerine getirmeden itiraza konu ara kararı vermiş olup bu kararın bu yönden hukuka aykırı olduğunu, ... ve ... tarafından dosyaya süresi içinde beyanda bulunduklarını, mahkememizin buna rağmen değerlendirmeden karar vermiş olduğunu, mahkememizin gerekçesinde davacıya yapılan genel kurul davet tebligatının yanlış adrese gönderildiğinin ifade edildiğini, ancak adresin tüm yazışmalarda ve belgelerde ... Mah. ... Sok. No:... Beyoğlu-İstanbul adresi olduğunu, bu adresin bizzat davacı tarafından müvekkili şirkete bildirmiş olduklarını, hal böyleyken davacının başka bir adresi varmış da kendisiyle ilgili olmayan bir adrese tebligat gönderilmiş gibi kabul edilerek ara karar oluşturulmasının açıkça hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, mahkememizin şirketin sermaye artışına ilişkin değerlendirmesinin de hatalı olduğunu, zira şirket tarafından yapılan 29.08.2023 tarihli genel kurul TTK'na uygun olarak yapılmış, TTK ve ana sözleşmeye uygun olarak karara bağlanmış, tescil edilmiş ve alınan kararın gereği ortaklar tarafından kararın gereği yerine getirilmiş olduğunu, her ne kadar davacı kendisine şirket ile ilgili bilgi verilmediği ve yapılan genel kurullardan haberdar olmadığı iddiasında bulunmuş ise de bu durumunun gerçek olmadığını ve kendisi tarafından katılınan genel kurullar, yönetim kurulu toplantıları, kendisine gönderilen mailler, mektuplar ve yazılar ile sabit olduğunu, şirket yönetim kurulu 2021/6 sayılı olarak oy birliği ile aldığı karar ile şirketin ana sözleşmesinde şirketin Yönetim Kurulu ve Süresi Başlıklı 7. Maddesi, Şirketin İdaresi ve Temsili Başlıklı 8. Maddesi Temsile Yetkili Olanlar, Temsil Şekli ve Görev Dağılımı Başlıklı 9. Maddesi ve Genel Kurul Başlıklı 10. Maddesinin tadilini gündeme almış ve toplam 9 maddeden oluşan gündem ile Genel Kurulun 04.01.2022 tarihinde toplanmasına karar vermiş olduğunu, bu kararı tüm yönetim kurulu üyelerinin imzaladıklarını, yönetim kurulu kararı doğrultusunda gerekli tebliğ ve ilan işlemleri yapıldıktan sonra Ticaret Bakanlığı Temsilcisinin huzurunda 04.01.2022 tarihinde genel kurul yapılmış olduğunu, bu genel kurula ortakların bir kısmı asil bir kısmı da vekaleten olmak üzere tüm ortakların tamamı genel kurula katılmış olduklarını, genel kurulda sermayenin *4100 'ü asaleten ve vekaleten olarak temsil edilmiş olduklarını, bu doğrultuda davaya konu olmayan pay sahipleri sözleşmesi ve şirket ana sözleşmesinin oy birliği ile değiştirilmiş olduğunu, müvekkili şirketin ortak değişikliği ile birlikte, ilaç üretimi ve pazarlaması işi yapmak üzere ana sözleşme değişikliği yapmış olduğunu, şirketin ana faaliyet konusunun ilaç üretimi ve pazarlaması olduğunu, şirketin üzerinde çalıştığı ilacın stratejik ve milli bir ilaç olduğunu, şirket hakim ortağı ... 350.000-USD ödeme yaptığını, bu paranın yönetim kurulu tarafından şirket ihtiyaçları için harcandığının, para bitince şirket yönetimi defalarca şirketin ortaklarından para talep ettiğini , ancak olumlu dönüş almadıklarını, bunun üzerine ...'in 155.000-USD + 120.000 TL bu sefer geri alınmak üzere borç para verildiğini, bu süreçte ilaç ruhsatlamasının önemli bir aşamaya gelip maliyetlerinin arttığını, bunun üzerine şirketin borçlarını ödeyemez hale geldiğini, şirketin yönetim kurulu şirket ortaklarına bu durumları anlatmış olduğunu ve ilacın ruhsat işlemlerinin duracağını, harcamaların boşa gideceğini söylediğini ve bazı kişilerden borç para alındığını , ödemeyerek haciz aşamasına geldiğini, gelinen aşamada, şirketin aldığı borçları ödeyememesi, kredi taleplerinin red edilmesi, ortak kredisinin bitmesi, ortaktan alınan paraların bitmesi ve ilaç ruhsatının alınması için çok ciddi bir ek mali kaynağa ihtiyaç duyulması sebebi ile şirket yönetim kurulu durumu ortaklara bildirmeye, sermaye artışı başta olmak üzere gerekli önlemleri almaya mecbur kalmış olduğunu, bu doğrultuda şirket yönetim kurulu 31/07/2023 tarihinde toplanarak olağanüstü genel kurul yapmaya karar vermiş olduklarını, diğer iki ortağın sermaye artışına katılmadıklarını ve davacı şirketin de katılmadığını, rüçhan hakkını kullanmamış olduklarını, şirket bir çok şirketten hizmet almış ve aldığı hizmetlerin bedelini ödeyemez hale geldiğini, bu sebeple şirket ortaklarının sermeye artışı yoluyla şirkete para koymaya karar vermiş olduğunu, şirketin sermaye artışının yapılması ve paraların ödenmesinden sonra şirket ivedi olarak ticari borçlarının önemli bir kısmını ödemiş ve ilaç ruhsatı için çalışmaya devam etmiş olduklarını, konulan sermaye ile şirketin ticari hayatını devam ettirir hale gelmesine sebebiyet verdiklerini, şirket sermaye artışından gelen para ile şirketin ticari borçları ödenmiş olduğunu, müvekkili ortaklar, tarafından şirkete sermaye koyma borcu yerine getirilmiş ve taahhüt edilen sermaye ödenmiş olduğunu, yani genek kurul kararının gerekleri ortaklar tarafından yerine getirlmiş olduğunu, öncelikle 19.02.2024 tarihli ara karara itirazımın kabulü ile ara karardan rucu edilmesine ve tedbir kararının kaldırılmasına, bu talepleri yerinde görülmemesi halinde teminatın 14.950.000.-TL üzerinden hesaplanarak artırılmasına, TTK 448/3 madde uyarınca dava şartı olarak davacıdan teminat istenilmesine, yapılacak yargılama sonunda haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, masraf ve ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasını, kararın kaldırılması talebinde bulundukları, talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 09/05/2024 tarih ve 2023/753 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; "Mahkememizce yapılan incelemede, Davacı yanın TTK 448/3 maddesi gereğince teminat yatırılmasına yönelik istemin, mahkememizce aynı genel kurul kararlarının uygulanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte teminat yatırılmasına karar verilmesi karşısında, yeniden teminat alınmasına yer olmadığına, müterriz davalının tedbirin esasına ilişkin itirazının mevcut delil durumunda değişiklik bulunmadığı ve ihtiyati tedbirden beklenen faydanın ortadan kalktığı dosya kapsamından iddia ve ispat edilememiş olduğu anlaşılmakla, esas hükümle birlikte değerlendirilecek nitelikteki itirazların reddine, müterriz davalının teminata yönelik itirazının, dava konusu tedbir nedeniyle varsa bir zararın ve oluşması muhtemel zararın bu aşamada tespitinin mümkün olmadığı, mahkemece teminatın dosya kapsamındaki delil durumuna göre takdir edildiği anlaşılmakla, teminat miktarının artırılmasına ilişkin istemin bu aşamada reddine, dair karar verilmiştir."gerekçesi ile,"1-Müterriz davalının tedbirin esasına ilişkin itirazının mevcut delil durumunda değişiklik bulunmadığı ve ihtiyati tedbirden beklenen faydanın ortadan kalktığı dosya kapsamından iddia ve ispat edilememiş olduğu anlaşılmakla, esas hükümle birlikte değerlendirilecek nitelikteki itirazların REDDİNE,2-Davacı yanın TTK 448/3 maddesi gereğince teminat yatırılmasına yönelik istemin, mahkememizce aynı genel kurul kararlarının uygulanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte teminat yatırılmasına karar verilmesi karşısında, yeniden teminat alınmasına yer olmadığına,3-Müterriz davalının teminata yönelik itirazının, dava konusu tedbir nedeniyle varsa bir zararın ve oluşması muhtemel zararın bu aşamada tespitinin mümkün olmadığı, mahkemece teminatın dosya kapsamındaki delil durumuna göre takdir edildiği anlaşılmakla, teminat miktarının artırılmasına ilişkin istemin bu aşamada REDDİNE," karar verilmiş ve ara karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, 19.02.2024 tarihli ara karara itirazımın kabulü ile ara karardan rucu edilmesine ve tedbir kararının kaldırılmasına, bu taleplerinin yerinde görülmemesi halinde teminatın 14.950.000.-TL üzerinden hesaplanarak artırılmasına, TTK 448/3 madde uyarınca dava şartı olarak davacıdan teminat istenilmesi talebi ile itirazda bulunulduğunu,İlk derece mahkemesi tarafından taleplerinin hukuka aykırı olarak red edildiğini, İlk derece mahkemesi tarafından verilen tedbir kararı ve tedbire itirazın reddi kararının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, TTK 449 maddesinde; " (1) Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir." hükmünün yer aldığını, Mahkemenin, yasanın bu hükmü çerçevesinde 29.11.2023 tarihinde hazırladığı tensip zaptında, " davalı şirket yönetim kurulu üyelerine tebligat çıkartılarak 29.09.2023 tarihli genel kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulması talebi yönünden 1 hafta süre içinde beyanda bulunmalarının ihtarına, Yönetim Kurulu Üyeleri tarafından beyanda bulunulduktan veya bunun için verilen süre geçtikten sonra yada duruşma günü hazır bulunduklarında dinlenildikten sonra ihtiyatı tedbirin değerlendirilmesine" karar verdiğini, mahkeme tensip kararına aykırı olarak Yönetim Kurulu Üyesi ...'e Mahkeme tarafından hiç bir tebligat çıkarılmadığını; mahkeme TTK'nın açık hükmünü ve kendi ara kararın gereğini yerine getirmeden itiraza konu ara kararı vermiş olup bu kararın bu yönden hukuka aykırı olduğunu, yine mahkeme, verdiği ara kararının gerekçesinde Yönetim Kurulu Üyesi ...e tebligat yapıldığını ancak ... tarafından süresi içinde cevap verilmediği gerekçesine dayandığını,TTK uyarınca söz konusu tedbirin verilebilmesi için YK üyelerinin görüşünün alınmış olması gerektiğini; bu çerçevede mahkeme tarafından bir kısım yönetim kurulu üyelerine tebligat yapıldığını, bir kısım üyelere tebligat yapılmadığını; kendisine tebligat yapılan YK üyelerinden ... ve ... ara karar uyarınca süresi içinde mahkemeye beyanda bulunduğunu, ... tarafından UYAP sistemine 20.12.2023 tarihli olarak kayıtlı bulunan dosyada hem UYAP siteminde hemde fiili dosyada bulunan beyan dilekçesine rağmen Mahkemenin bu beyan dilekçesini hiç değerlendirmeden ve yok sayarak karar verdiğini, mahkemenin gerekçesinin aksine ... tarafından süresi içinde beyanda bulunulduğunu ve yapılan Genel Kurulun neden gerekli olduğu ve usulüne uygun olarak yapıldığı açıklıkla beyan dilekçesinde ifade edildiğini; bu sebeple de mahkemenin ara kararının yerinde olmadığını, Mahkeme gerekçesinde davacıya yapılan genel kurul davet tebligatının yanlış adrese gönderildiğinin ifade edildiğini ancak davacının adresinin ... Mah. ... Sok. No:... Beyoğlu-İstanbul adresi olduğunu; bu adresi bizatihi davacı tarafından müvekkil şirkete bildirdiğini; dosyada mevcut olan ve delil olarak sunulan tüm yazışmalar, ihtarlar, hazirun cetvellerinde ve şirket kayıtlarında bu adres yazdığını, Davacının Yönetim Kurulu Üyesi seçildiği dönemde kendi talebi ile ticaret siciline bildirilen tescil ve ilan edilen adresin de bu adres olduğunu; yine davacının mernis adresinin de bu adres olduğunu; davacının bizzat kendisinin delil olarak sunduğu tüm belgelerde yazılı adresin bu adres olduğunu; davacının, vekiline verdiği vekaletnamede de bu adres yazdığını; hatta görülen davanın dava dilekçesinde bile bizzat davacı vekili davacının adresini bu adres olarak belirttiğini; davacının bu adresine daha önce ihtarnameler de gönderildiğini ve davacı bu adreste tebligatları alarak beyan verdiğini; hal böyleyken sanki davacının başka bir adresi varmış da kendisi ile hiçbir ilgisi olmayan bir adrese tebligat gönderilmiş gibi kabul edilerek ara karar oluşturulmasının açıkça hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, Mahkemenin, şirketin sermaye artışına ilişkin değerlendirmesinin de hatalı olduğunu; Şirket tarafından yapılan 29.08.2023 tarihli genel kurul TTK'na uygun olarak yapıldığını, TTK ve ana sözleşmeye uygun olarak karara bağlandığını, tescil edildiğini ve alınan kararın gereği ortaklar tarafından kararın gereği yerine getirildiğini; davacının iptal talep ve sebeplerinin hukuka uygun olmadığını, 04.01.2022 tarihinde şirketin 2021 yılı olağan genel kurulu yapıldığını; bu genel kurul için şirket yönetimi kurulu 22.12.2022 tarihinde 2021/6 sayılı Yönetim Kurulu toplantısı yaparak oy birliği ile gündeme ve genel kurul yapılmasına ilişkin karar aldığını; bu YK kararından, başta davacı olmak üzere tüm ortakların habardar olduğunu ve tüm yönetim kurulu üyelerinin toplantı da hazır olduğunu ve yönetim kurulu kararı genel kurul için gündemi belirleyerek oy birliği ile kararını aldığını, Her ne kadar davacı kendisine şirket ile ilgili bilgi verilmediği ve yapılan genel kurullardan haberdar olmadığı iddiasında bulunmuş ise de bu durumunun gerçek olmadığı kendisi tarafından katılınan genel kurullar, yönetim kurulu toplantıları, kendisine gönderilen mailler, mektuplar ve yazılar ile sabit olduğunu, Şirket yönetim kurulu 2021/6 sayılı olarak oy birliği ile aldığı karar ile şirketin ana sözleşmesinde Şirketin Yönetim Kurulu ve Süresi Başlıklı 7. Maddesi, Şirketin İdaresi ve Temsili Başlıklı 8. Maddesi Temsile Yetkili Olanlar, Temsil Şekli ve Görev Dağılımı Başlıklı 9. Maddesi ve Genel Kurul Başlıklı 10. Maddesinin tadilini gündeme almış ve toplam 9 maddeden oluşan gündem ile Genel Kurulun 04.01.2022 tarihinde toplanmasına karar verdiğini, bu kararı tüm yönetim kurulu üyelerinin imzaladığını; Yönetim kurulu kararı doğrultusunda gerekli tebliğ ve ilan işlemleri yapıldıktan sonra Ticaret Bakanlığı Temsilcisinin huzurunda 04.01.2022 tarihinde genel kurul yapıldığını; Bu genel kurula ortakların bir kısmı asil bir kısmı da vekaleten olmak üzere tüm ortakların tamamının genel kurula katıldıklarını; genel kurulda sermayenin %100 'ü asaleten ve vekaleten olarak temsil edildiğini; bu doğrultuda davaya konu olmayan pay sahipleri sözleşmesi ve şirket ana sözleşmesi oy birliği ile değiştirildiğini, Müvekkili şirketin, ortak değişikliği ile birlikte, ilaç üretimi ve pazarlaması işi yapmak üzere ana sözleşme değişikliği yaptığını; şirketin ana faaliyet konusu ilaç üretimi ve pazarlaması olduğunu, 2021 yılından sonra şirket bütün faaliyetini ve ekonomik gücünü buna hasrettiğini; ilacın kullanıma sokulabilmesi için, formülasyon, laboratuvar çalışmaları, faz çalışmaları (I-II-III-Fazlar) ve ruhsatlama süreçlerinin tamamlanması gerektiğini; her sürecin çok ciddi bir emek, masraf ve zamanın harcanması zorunlu kılmakta olduğunu, Yenilikçi ilaçların Ar-Ge sürecinin, uzun ve karmaşık bir süreç olduğunu; yenilikçi ilaçlar Ar-Ge sürecinden kaynaklanan ve onu diğer sektörlerden ayıran temel yönünün; yeni ilaçlar ve tedavilere yönelik Ar-Ge sürecinin uzun süreli, yüksek maliyetli ve yatırımın geri dönüşü açısından riskli bir süreç olması olduğunu, molekülden yeni ilacın piyasaya sürülmesine kadar toplam kat edilen yolun maliyeti, başarısızlık maliyetleri de dahil olmak üzere son 10 yılda 754 milyon USD ile 2.6 milyar USD arasında değiştiğini, yenilikçi ilaçlara yönelik Ar-Ge sürecinin dört ana aşamadan oluştuğunu; İlaç Geliştirme ve İlaç keşfi, klinik öncesi test, klinik araştırma, ruhsatlandırma ve onay sonrası araştırma ve izleme çalışmaları yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin çıkarmayı planladığı ilaç için davacı, başlangıçta 350.000.-USD ile bu sürecin tamamlanabileceğini yatırımcı ortağa vaat etmişken bunun gerçekte birkaç milyon USD bulacağının gelinen aşamadan ortaya çıkmış durumda olduğunu, şirketin üzerinde çalıştığı ilacın stratejik ve milli bir ilaç olduğunu; bu ilacın orraya çıkarılması halinde hem şirket hem de ülkemizin çok ciddi bir menfaat temin edeceğini, bu ilaç için onlarca danışman şirket, laboratuvarlar, üretim testleri yapan şirket vs olmak üzere insan gece gündüz çalışmakta olduğunu, Bu doğrultuda 50.000.-TL sermayeli şirket ile gerçekte 0 sermaye ile bu işe başlanıldığını, şirket ortaklarından ... tarafından verilen vaatlere inanan ortaklar çok cüzi maliyetler ile ilaç ruhsatının alınacağına olan inanç ile bu işe girdiklerini, şirket hakim ortağı ..., şirketin ilaçlama ruhsat işlemlerinde kullanılmak üzere şirkete 350.000.-USD ödeme yaptığını; bu para şirketin ihtiyaçları için şirket Yönetim Kurulu tarafından harcandığını ancak bu paranın bitmesi ile ruhsatlama işlemleri durma noktasına geldiğini; bunun üzerine şirket yönetimi defalarca şirket ortaklardan para talep ettiğini ancak şirket ortaklarının bu talebe olumlu dönüş yapmadıklarını, bunun üzerine şirket ortaklarından ... ısrarla para istenildiğini ve vermemesi durumunda bugüne kadar yapılan bütün harcamaların ve emeğin boşa gideceğinin ve ruhsatlama sürecinin askıya alınacağının bildirilmesi üzerine bu ortak tarafından şirkete 155.000.-USD +120.000.-TL bu sefer geri alınmak üzere USD borç para verildiğini, bu süreçte ilaç ruhsatlaması önemli bir aşamaya geldiğini ve laboratuvar ve klinik testler süreci başladığını ancak bu sürecin maliyeti milyon USD leri bulacak maliyetler olarak şirketin karşısına çıktığını, ilaç ruhsatı için zorunlu olarak akredite laboratuvarlar ile çalışılmaya başlanıldığını ve bazı akademisyen ve ilaç sektöründen şirketlerden danışmanlık hizmeti alınmaya başlanıldığını, Genel kurul öncesi ilaç ruhsatlaması ile ilgili olarak şirketin hizmet aldığı 3. Şahıs şirketlere önemli miktarda borcu oluştuğunu, şirketin ilaç ruhsatlama ve olağan şirket giderleri dışında hiç bir gideri yokken şirkete gelir sağlayan önemli bir argümanının da bu aşamada olmadığını; şirketin aylık 500-750.000.-TL sabit giderinin olduğunu; buna karşın hiç bir gelirinin olmadığını, şirketin test işleri yapan, ruhsatlama süreci için çalışmaları yapan şirket ve danışmanlara, makine ve hammadde sağlayan şirketlere ve danışmanlara ödenmemiş borçları olduğunu ve şirket bu borçlarını ödeyemez hale geldiğini, bunun üzerine şirket yönetimin kurulu şirket ortaklarına şirketin içinde bulunduğu zorlukları anlattığını ve şirkete para konulmaması halinde ilacın ruhsat işlemlerinin duracağı bugüne kadar yapılan tüm harcamaların boşa gideceğinin söylenildiğini ve şirketin ekonomik olarak zora sürükleneceğinin ifade edildiğini, Yine bu süreçte şirket YK şirketin finansal krizini aşmak için banka ve finans kuruluşlarına gittiğini ve kredi talebinde bulunduğunu ancak bankaların şirketin kredi talaplerini red ettiğini, bu aşamada ... ve bazı 3. kişilerden borç para alındığını ve şirketin aldığı bu borçları vadesi gelmesine rağmen ödeyemeyerek haciz aşmasına geldiğini, gelinen aşamada, şirketin aldığı borçları ödeyememesi, kredi taleplerinin red edilmesi, ortak kredisinin bitmesi, ortaktan alınan paraların bitmesi ve ilaç ruhsatının alınması için çok ciddi bir ek mali kaynağa ihtiyaç duyulması sebebi ile şirket yönetim kurulu durumu ortaklara bildirmeye, sermaye artışı başta olmak üzere gerekli önlemleri almaya mecbur kaldığını, bu doğrultuda şirket yönetim kurulunun 31.07.2023 tarihinde toplanarak Olağanüstü Genel Kurul yapmaya karar verdiğini, şirketin geliri olmamasına rağmen ilaç ruhsatının alınması için ciddi bir mali kaynağa ihtiyacı olduğunu, gelinen aşamada şirketin bir çok şirketten hizmet aldığını ve aldığı hizmetlerin bedelini ödeyemez hale geldiğini, bu sebeple şirket ortaklarının sermaye artışı yolu ile şirkete para koymaya karar verdiklerini, şirket ortaklarının şirkete bugüne kadar verdikleri paranın heba olmaması, ilaç ruhsatından gelinen aşamanın boşa gitmemesi ve sonuca ulaşacaklarına dair düşünceler sebebi ile şirketin ihtiyacı olan paranın sermaye olarak konulmasında karar aldıklarını, şirket ortakları şirketin ihtiyaçlarının bildikleri için ivedi olarak sermaye koyma borcu edimlerini yerine getirdiklerini, şirketin sermaye artışının yapılması ve paraların ödenmesinden sonra şirketin ivedi olarak ticari borçlarının önemli bir kısmını ödediğini ve ilaç ruhsatı için çalışmaya devam ettiklerini; konulan sermaye ile şirketin ticari hayatını devam ettirir hale gelmesine sebebiyet verdiklerini, şirketin sermaye artışından gelen para ile şirketin ticari borçlarının ödendiğini, Hal böyleyken ve şirketin ayakta kalması ve ilaç ruhsatını alarak ticari hayatına devam etmesi için sermaye artışı olmazsa olmaz halde ve yapılan sermaye artışı ile gelen paranın tamamı şirketin faaliyeti için zorunlu fatura ödemelerinde kullanıldığını ve hala da maddi desteğe şirketin ihtiyacı olduğu açıkken şirketin sermayesinin artırılmasına karşı çıkılması tamamen kötü niyetten kaynaklanmakta olduğunu, şirkette sermaye artışı yapılmasının zorunlu olduğunu; yukarıda ifade edildiği üzere şirket, ilaç ruhsatının alınması için çok ciddi AR-GE ve çalışma yapmakta olduğunu; bu çalışmaların da çok ciddi bir mali güç gerektirdiğini; şirket ortaklarından ... bu sürecin yürütülmesi için şirkete bila bedel 350.000.-USD kaynak verdiğini bu kaynak yetmediğini ve 155.000.-USD ve 120.000.-TL daha şirkete borç vermek zorunda kaldığını, şirketin geliri olmadığı gibi şirketin bankalardan da kredi bulamadığını; ilacın ruhsatlama sürecinin aksamaması ve var olan borçların ödenmesi için sermaye artışı dışında çare kalmadığını, Bu doğrultuda sermaye artışına katılınması için tüm ortaklara çağrı yapıldığını 2 ortak bu çağrıya cevap vererek sermaye ödemesi yaptığını; şirkete giren bu para ile de hemen şirketin bazı borçlarının ödenerek şirketin mali olarak rahatlatıldığını ve ruhsatlama sürecine devam edildiğini, şirketin mali ihtiyacının olması halinde şirketin sermaye artışına gidilmesinin gerekli olduğu, bunun hakkın kötüye kullanılması sayılmayacağı ve bu durumun genel kurulun iptali sonucunu doğurmayacağını Yargıtay verdiği yerleşmiş içtihatları ile ortaya konulduğunu, Yargıtay ve BAM kararlarında açıkça ifade edildiği üzere şirketin mali ihtiyacı varsa sermaye artışı bir zorunluluktur. Müvekkil şirket açısından yapılan sermaye artışı bu hali ile bile yeterli değilse de şirketin nefes alması ve ruhsatlama sürecinin devamı sağlanması açısından şirketin ve ortakların menfaattinedir. Bu sebeple sermaye artışı bir gereklilik olarak yapıldığını, Buna karşın davacı tarafın, ortak olduktan sonra şirketten hiç bir belge ve bilgi temin edemediğine ilişkin beyanının gerçek olmadığını, zira davacıya şirket ile ilgili her zaman bilgi verilmiş hatta şirketin dışarıdan olan danışmanları periyodik olarak davacıyı bilgilendirmiş olduğunu, davacının genel kurulu haricen öğrendiği ve karardan habersiz olduğu hususunun da doğru olmadığını, zira şirket yönetim kurulu tarafından davacının bizatihi kendisinin sürekli bilgilendirildiğini ve özellikle şirketin ekonomik durumu ve mali ihtiyaçlar konusunda kendisine bilgi verilerek şirkette madden destek olmasının istenildiğini, davacı tarafından müvekkile kendisine yapılacak bildirimler konusunda hiç bir sözlü yada yazılı bildirim yapılmadığını, davacının iş bu dava için verdiği vekaletnamede yazılı olan adresine tüm tebligatlar ve yazışmaların gönderildiğinii şirketin sermaye artırmak dışında başka hiç bir çaresinin olmadığının davacıya da anlatıldığını, ancak davacı şirkete maddi destek vermekten imtina ettiğini, şirket genel kurulunun şirket ana sözleşmesinde belirtilen asgari nisapla toplandığını ve belirlenen nisaplara uygun olarak karar aldığını, şirkette karar alabilmek için şirket sermayesinin %51 oyunun yeterli olduğunu, şirketin %60 oy ile karar aldığını, Şirketin borçlarını ödeyebilmesi ve ilaç ruhsatlama çalışmalarına devam edebilmesi için çok ciddi bir mali kaynağa ihtiyacı olduğunu, artılan sermaye ile şirkete giren para şirketin faturalı borçlarına ödendiğini, şirketin halen ödenmemiş borçları ve taahhütleri olduğunu, mahkemenin gerekli görmesi halinde ilaçlama ruhsatı için yapılan tüm sözleşmelerin mahkemeye sunulacağını, davacı tarafın yapılan genel kurulda alınan kararın pay sahipliği sözleşmesine aykırı olduğunu iddia ettiğini, pay sahipliği sözleşmesinin imzalandıktan sonra taraflarca tadil edildiğini, yapılan genel kurulun da bu tadil sözleşmesine uygun olduğunu, Bununla birlikte pay sahipliği sözleşmesinin ana sözleşme olmadığını; şirket ortaklarını ve 3. Şahsı bağlayanın tescil ve ilan edilmiş olan şirket ana sözleşmesi olduğunu, şirketler hukuk karekterli olan esas sözleşme hükümleri "gerçek ana sözleşme hükümleri " olarak anılmaktayken borçlar hukuku karakterli olan sözleşmelerin "gerçek olmayan görünüşte esas sözleşme hükümleri" olarak adlandırılmakta olduğunu; esas sözleşmede mevcut olması yada olmaması fark etmeksizin başta pay sahipleri sözleşmesi olmak üzere pay sahipleri arasında geçerli borçlar hukuku karekterli hükümlere aykırılık sebebi ile genel kurul kararı iptal davası açılamayacağını ve bu sebebe dayalı iptal yaptırımı verilemeyeceğini; esas sözleşmeye aykırılık halinin yalnızca şirketler hukuku karakterli hükümlerle sınırlı olduğunu, sadece şirketler hukuku karakterli olan "gerçek esas sözleşme hükümleri "nin ihlal edilmesi halinde iptal davası açılabileceğini, (..., ...&...) Verilen tedbir kararının HMK'ya aykırı ve şirketin mahvolmasına sebebiyet verecek nitelikte olduğunu, yukarıda izah ediliği üzere şirketin sermaye artışı çok ciddi bir zorunluluktan kaynaklanmakta olduğunu, şirketin sermaye artışı yapıp şirkete para koymaması halinde şirketin batacağını ve bütün ARGE çalışması çöp olacağını, Müvekkilinin ortakları tarafından şirkete sermaye koyma borcunun yerine getirildiğini ve taahhüt edilen sermayenin ödendiğini; yani genel kurul kararının gereklerinin ortaklar tarafından yerine getirildiğini, ödenen sermaye ile şirket borçlarını ödediğini; ödenen borçlara ilişkin dekont ve faturaların cevap dilekçelerine eklendiğini, davanın sonunda verilebilecek kararın tedbir olarak verilmesinin HMK'ya aykırı olduğunu, bu aşamada verilen tedbirin telafisi imkansız bir zarara yol açacağını; bu sebeple verilen kararın kaldırılmasını karar verilmesini talep ettiklerini, Bu kadar ciddi sonuçları olan tedbir kararı için 300.000.-TL teminata hükmedilmesinin de hatalı olduğunu; müvekkili şirket ortakları tarafından 14.950.000.-TL nakit paranın şirkete sermaye olarak ödendiğini; şirketin bu parayı tahsil ettiğini ve harcadığını; verilen tedbir kararı sebebi ile ortakların çok ciddi bir zarar ile karşı karşıya kaldığını, bu sebeple öncelikle tedbirin kaldırılmasını bu taleplerinin yerinde görülmemesi halinde teminatın 14.950.000.-TL üzerinden hesaplanarak artırılmasını talep ettiklerini, Mahkemeden TTK 448/3 madde uyarınca talep edilen teminata ilişkin kararın da hukuka aykırı olduğunu, davaya cevap dilekçelerinde de açıkça belirttikleri üzere, davacının iş bu davada teminat göstermesi gerektiğini, şirketin ticari faaliyetlerine devam edebilmesi için çok ciddi bir maddi kaynağa ihtiyacı olduğunu; bu ihtiyacın karşılanması için de şirket Yönetim Kurulu tarafından şirket ortaklarına müracaat edildiğini ve ortakların bu konuda şirkete destek olmamaları üzerine de şirketin mali ihtiyaçlarının karşılanması için sermaye artırımına gitmekten başka çare kalmadığını,Davacı tarafından açılan dava sebebi ile şirket çok ciddi bir zarar ile karşılaşılabileceğini; açılan davanın hem şirkete, hem ortaklara hem de şirketten alacaklı olan 3. şahıslara zarar verecek nitelikte olan ve kötü niyetle açılmış olan bir dava olduğunu, bu sebeple TTK 448/3 madde uyarınca davacının iş bu davada teminat göstermesi zorunlu olduğunu, maddedeki "Mahkeme, şirketin istemi üzerine muhtemel zararlarına karşı davacıların teminat göstermesine karar verebilir. Teminatın nitelik ve miktarını mahkeme belirler."düzenlemesi esas alınarak davacının teminat yatırmasına karar verilmesi gerekirken bu taleplerin de tedbir için verilen teminat ile bu taleplerindeki teminatın nevi aynı kabul edilerek red edildiğini, İleri sürerek, yukarıda izah edilen sebeplerle istinaf talep ve sebeplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi tarafından yukarıda numarası verilen dosyadan 09.05.2024 tarihinde verilen kararın kaldırılmasına öncelikle 19.02.2024 tarihli ara karara itirazımın kabulü ile ara karardan rucu edilmesine ve tedbir kararının kaldırılmasına, bu taleplerinin yerinde görülmemesi halinde teminatın 14.950.000.-TL üzerinden hesaplanarak artırılmasına, TTK 448/3 madde uyarınca dava şartı olarak davacıdan teminat istenilmesine, yapılacak yargılama sonunda haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, masraf ve ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, anonim şirket genel kurul kararının yok hükmünde olduklarının tespiti, olmadığı takdirde iptali istemli davada, yok hükmünde olduğu iddia olunan genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece talebin kısmen kabulüne, dava konusu olağan genel kurul toplantısında sermaye artışına ilişkin alınan üç nolu kararın yürütülmesinin, 300.000,00-TL teminat mukabilinde yürütülmesinin tedbiren geri bırakılmasına, fazla istemin reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından tedbir kararının kaldırılması, olmadığı takdirde teminat tutarının yükseltilmesi gerektiği belirtilerek itiraz edilmiş, ayrıca davacıdan TTK'nun 448 maddesi uyarınca ayrı bir teminat alınması talep edilmiş, mahkemece 09/05/2024 tarihli ara karar ile davalının itirazları ve davacıdan ayrıca teminat alınması talepleri reddedilmiş, davalı vekili tarafından bu ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; dava konusu olağan genel kurul toplantısına tebliğin usulsüz olduğunu, bu nedenle toplantıya katılamadığını, ilan edilen gündemde olmayan kararlar alındığını, sermaye artışı için şirket ana sözleşmesinde düzenlenen nitelikli karar nisabının sağlanmadığını, şirket sermayesinin 50.000,00-TL'den 15.000.000,00-TL'ye yükseltilmesinin davacının şirketteki %30 pay oranının azaltılması amacına matuf olduğunu ileri sürerek tüm kararların yok hükmünde olduklarının tespiti ile iptalini talep etmiş, ayrıca kararların yürütülmesinin tedbiren geri bırakılmasını istemiştir. Davalı yan; davacının şirket kayıtlarında mevcut adresine usulüne uygun tebligat yapıldığını, tüm kararların şirket ana sözleşmesindeki toplantı ve karar nisabına uygun alındığını, şirketin hem borçlarını kapatmak hem de yeni çıkaracağı ilaç için gerekli sürecin finansmanını sağlamak için sermaye artışından başka imkanı kalmadığını, davacı dışındaki ortakların sermaye arttırımından doğan taahhütlerini de yerine getirdiklerini savunarak davanın reddini, yaklaşık ispat koşulu oluşmadığından tedbir isteminin reddini talep etmiştir. 6100 Sayılı HMK'nun 341 maddesinde istinaf kanun yoluna tabi kararlar düzenlenmiş olup, davalının, davacıdan TTK'nun 448 maddesi uyarınca teminat alınması isteminin reddine ilişkin karara karşı istinaf kanun yolu açık olmadığından, bu karara yönelik istinaf başvurusunun usulden reddi gerektiği anlaşılmıştır. TTK'nın 449. maddesinde genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceği düzenlenmiştir. Hükümde mahkemeye takdir hakkı tanınmış olup, mahkemece durum ve şartların gerektirmesi halinde genel kurul kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verilebilecektir. Söz konusu karar tedbir mahiyetinde olacağından HMK'nun ihtiyati tedbire ilişkin genel hükümleri uygulanacaktır. 6100 Sayılı HMK 389 maddesi uyarınca " Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." Aynı kanunun 390 maddesi "tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükmünü havidir. Dosyaya mübrez sicil kayıtları kapsamından, davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin ... ve ... oluştuğu, mahkemece yönetim kurulu üyelerinden yalnızca ... tebligat yapıldığı, diğer iki yönetim kurulu üyesinden birine, adresinin yurtdışında olduğu gerekçesi ile tebligat yapılmadığının ara kararda beyan edildiği, ... ise hiç tebligat yapılmadığı, TTK'nun 449 maddesinde genel kurul toplantılarında alınan kararların iptali davalarına yönelik özel bir tedbir türünün ön görüldüğü, bu tedbir kararının verilebilmesi için tüm yönetim kurulu üyelerinin davadan haberdar edilerek görüşlerinin alınmasının zorunlu olduğu, mahkemece tedbirin ivedi iş olduğu gerekçesi ile anılan hükme aykırı şekilde yalnızca bir yönetim kurulu üyesine tebligat yapılarak sermaye arttırımına ilişkin kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesinin isabetsiz olduğu, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; davalı vekilinin 09/05/2024 tarihli iki nolu ara karara yönelik bendine yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 341 ve 352/1 maddeleri uyarınca usulden reddine, davalı vekilinin 09/05/2024 tarihli ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin bir ve üç nolu ara kararlara yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin 09/05/2024 tarihli bir ve üç nolu ara kararlarının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce yeniden hüküm kurularak; davalı yanın ihtiyati tedbir itirazının kabulüne, ilk derece mahkemesinin 21/02/2024 tarih ve 2024/753 esas sayılı ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin 09/05/2024 tarihli (2) nolu ara karara yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 341 ve 352/1 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,2-Davalı vekilinin 09/05/2024 tarihli ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin (1) ve (3) nolu ara kararlara yönelik istinaf başvurusunun KABULÜ İLE İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/05/2024 tarih ve 2023/753 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı (1) ve (3) nolu ara kararlarının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,Dairemizce yeniden hüküm kurularak;4-İlk derece mahkemesinin 21/02/2024 tarih ve 2024/753 esas sayılı ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına,

İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 5-Yasa gereği ihtiyati tedbire itiraz yönünden harç alınmasına yer olmadığına, 6-İhtiyati tedbire itiraz eden tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına, 7-İhtiyati tedbir talep eden tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

İSTİNAF YÖNÜNDEN: 8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının ihtiyati tedbire itiraz edene iadesine, 9-İhtiyati tedbire itiraz eden tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının ihtiyati tedir talep edenden alınarak ihtiyati tedbire itiraz edene verilmesine, 10-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 11-Dava dosyası dairemize UYAP sistemi üzerinden elektronik dosya olarak gönderildiğinden, ilk derece mahkemesine UYAP sistemi üzerinden iade edilmesine, 12-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/07/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenusuldensermayetaraflarınŞirketşirketiKararınınİptali(Genelözetikararistinafİstemli)derecesebeplerinin"sermaye"istanbuldeğerlendirilmesiyönündensavunmasınınsebeplerimahkemesininKurulkararınınTicarireddine"şekililerikabulüdosyaanonimmaddeiddianumarasımahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim