Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2024/830
2024/1254
12 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/830 Esas
KARAR NO: 2024/1254 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2023/100 Esas - 2023/701 Karar
TARİHİ: 04/10/2023
DAVA: Şirket Müdürünün Azli
KARAR TARİHİ: 12/07/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin 15.07.2009 tarihinden bu yana davalı şirketin hissedarı olup, hali hazırda 12.2 hissesi bulunduğunu, şirketin iki ortaklı bir şirket olduğunu, diğer hissedar ...'in hisse çokluğunun verdiği yetki ile şirketi usulsüz iş ve işlemlerle gayri ciddi bir şekilde yönetmesi nedeniyle şirketin işlemez bir hale geldiğini, şirketin genel kurul toplantılarının usulüne uygun her yıl düzenli olarak yapılamadığını, şirket genel kurul toplantılarının uzun yıllardın yapılamadığını, şirketin fiilen pasif konumda olduğunu, hissedar ...'in genel kurul ve yönetin kurulunun bu yönde bir kararı ve şirketin ihtiyacı yokken şirkete borç girerek şirketi kendine borçlandırdığını, 2019 geçmiş yıl zararının 2020 Kurumlar Vergisi Beyannamesinde 766.439,77 TL, 2021 Kurumlar Vergi Beyannamesinde 1.236.439,77 TL yazılarak oynamalar yapıldığını, şirketin daha fazla zarar etmesinin önlenmesi için tedbiren şirkete yönetim ve temsil atanması gerektiğini belirterek, tedbiren şirkete yönetim ve temsil kayyımı atanmasına ve şirket müdürünün azline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, şirket her yıl genel kurul yapmamış olsa dahi ... şirketin işleyişince bizzat bulunduğunu ve hak sahibi olduğunu, ... ve ... akrabalık ilişkisinden dolayı sürekli bir araya geldiklerini, şirketin yönetimine ilişkin toplantılar yaptıklarını, feshi istenen şirketin faaliyetini başlarken hiç bir malvarlığı bulunmayan bir şirket iken seneler içinde öncelikle biri İstanbul'da diğeri Ankara'da olmak üzere iki adet üretim tesisi kurulduğunu, şirketin ihtiyacı olmaksızın şirkete borç girmek suretiyle şirketi kendine borçlandırdığı iddiasının asılsız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 04/10/2023 2023/100 Esas - 2023/701 Karar sayılı kararında; "Dava; TTK'nun 630/2 maddesi uyarınca davalı şirket yönetiminin, yönetim hakkının, temsil ve yetkilerinin kaldırılması istemine ilişkindir. TTK'nun 630/2 maddesine göre limited şirketlerde her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını ve sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir, maddenin 3. fıkrasına göre ise, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur. Ancak bu madde uyarınca açılacak davada husumetin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneğini kaybettiği iddia olunan şirket yönetici veya yöneticileri aleyhine açılması gerekli olup ilgili şirkete husumet yönetilemez. Eldeki dava TTK'nın 630/2 maddesi uyarınca açılmış olup, yukarıda da belirtildiği üzere, bu madde uyarınca açılan davanın şirket yönetici veya yöneticileri aleyhine açılması gerekmekte olup, davanın şirket tüzel kişiliğine yöneltilmesi mümkün olmadığından davalı şirket yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, Yerel mahkeme kararının usul ve yasaya, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına ve vicdani kanaate aykırı olduğunu; Dava konusu şirketşz, 2 hissedarı bulunan ancak hisse oranı büyük dava dışı ... şahsi menfaatleri üzerine usulsüz ve gayri ciddi yönetimle işlemekte olan bir şirket olduğunu; görülen davada da amaçlananın bu usulsüz yönetimin derhal sonlandırılarak, yönetim yetkisini gereği gibi kullanmayan şirket müdürü ... azledilmesi olduğunu ancak söz konusu davanın, yerel mahkemece pasif husumet yokluğu sebebiyle reddedildiğini, asıl olan yeterli araştırma ve inceleme yapılarak şirket müdürünün azledilmesi iken davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddedilmesinin isabetli olmadığını, Türk Ticaret Kanunu'nun 630/2 fıkrası gereği limited şirket ortaklarından biri tarafından şirket müdürünün azli için şirket kararı aranmaksızın mahkeme yolu ile dava açılabilmekte olduğunu, Kanun maddesinden de anlaşılacağı üzre iki kişilik limited şirketin yönetiminde veya temsilinde yaşanan kilitlenme sebebiyle ortaklardan biri haklı sebeple müdürün azli davası açabileceğini; bu hususta dava açmak isteyen ortağın genel kuruldan herhangi bir talepte bulunmasına da gerek olmadığını, davacı müvekkili ...'in şirket hissedarı olmasına rağmen, ... tarafından pay çokluğu sebebiyle saf dışı bırakıldığını ve böylece şirket yönetiminin kilitlendiğini; dolayısıyla yerel mahkeme nezdinde şirket müdürünün azli davası açma gereksiniminin hasıl olduğunu, Davanın husumet yönünden reddi isabetsiz olmakla beraber davanın kabulü gerektiğini, söz konusu davanın şirket yetkilisinin azli istemli bir dava olduğunu; dava, konusu itibariyle şirketi ilgilendirdiğinden davalı sıfatındaki husumetin de şirkete yöneltilmesi gerektiğini çünkü TTK m. 630/2’ye dayanılarak açılan davada mahkemenin müdahale ettiği ilişkinin, şirketle müdür arasındaki TTK m. 623’te düzenlenen vekâlet akdi ilişkisi olduğunu; bu ilişkiyi sonlandıran bir davada verilecek kararın, şirketin menfaatini ilgilendireceğinden şirket tüzel kişiliğinin söz konusu davada bağımsız bir şekilde temsil edilmesi gerektiğini; işbu hususun ilgili Yargıtay kararları ve doktrinsel tartışmalar nezdinde de kabul görmekte olduğunu, Limited Şirkette Müdürlerin Yönetim ve Temsil Yetkisinin Mahkeme Tarafından Kaldırılması ve Sınırlandırılması Hakkında Bir Değerlendirme başlıklı makalede dava konusu somut olayı destekler nitelikte gerekçeli değerlendirmeler yapıldığını; "Kanaatimizce de TTK m. 630/2 bağlamında dava limited şirkete karşı açılmalıdır. Zira burada görevden alınmak istenen müdür, limited şirketin organı konumundadır. Verilecek karar sonrasında limited şirketle müdür arasındaki organ ilişkisi sona erecektir. Başka bir deyişle, ortağın TTK m. 630/2 yoluna başvurmasıyla şirketin organsız kalmasına bile yol açılabilir. Bu sebeple, burada limited şirketin davalı olmasında doğrudan bir menfaati bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, hükmün amacı da davalının limited şirket olmasını gerektirir. Zira hükümle şirketin iyi bir şekilde yönetilmeye olan menfaati korunmak istenmektedir." Görülen davada amacın şirketin menfaatini korumak olduğunu; bu amaçtan yola çıkan İsviçre Federal Mahkemesi'nin de aynı yönde karar verdiğini; bu karara göre, ... şirketin devam açısından tüzel kişilerin işlevsel kapasitesini güvence altına almayı amaçladığını; bu davada şirket menfaatinin belirleyici olduğunu ve incelenmesi gerekenin müdürün yönetim ve temsil yetkisinin korunmasının şirketin amacına ulaşmasını sağlamayı hâlâ mümkün kılıp kılmadığı olduğunu; bu sebeple, davalının limited şirketi olduğunu; ayrıca bu dava sonucunda alınan kararın uygulayıcısının müdür değil limited şirket olduğunu, İleri sürerek, dilekçede belirtili hususlar dikkate alınmak suretiyle re’sen gözetilecek nedenlerle; İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/10/2023 tarih 2023/100 E. 2023/701 K. sayılı ilamının bozulmasına, şirket menfaati göz önüne alınarak dava dışı ... Şirket Müdürlüğünden azline, karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; TTK'nun 630/2 fıkrası uyarınca limited şirket müdürünün haklı nedenle azli istemine ilişkin olup, mahkemece şirkete karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebebi; şirket müdürünün TTK2nun 630/2 fıkrası uyarınca haklı nedenle azli talebi bakımından korunan menfaat şirket menfaati olduğundan ve mahkemece verilecek azil kararının uygulayıcısı da şirket olacağından husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiği, mahkemenin aksi kabulünün hatalı olduğu yönündedir. TTK'nun 630/2 fıkrası uyarınca; her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını ve sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere bu davada husumetin, azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, mahkemece şirkete karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır ( bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2022/6202 esas, 2023/6009 karar sayılı, 19/10/2023 tarihli ilamı). Sonuç itibariyle ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 12/07/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52