Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2024/495
2024/1251
12 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/495 Esas
KARAR NO : 2024/1251 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2023/342 Esas - 2023/460 Karar
TARİHİ : 14/11/2023
DAVA: Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 12/07/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili Şirket ... Tic. Ltd. Şti.nin ... numaralı konşimento tahtında ... cinsi yükün alıcısı konşimento üzerinde gönderileni konumunda olduğunu, Müvekkiline ait yükün davalı şirket tarafından Charleston Limanı/ Amerikan Birleşik Devletleri’nden Ambarlı Limanı/ İstanbul’a taşınmasını gerçekleştirdiğini, davalı tarafından ... numaralı konteynerin limanda beklemesinden dolayı oluşan demuraj ücreti ödenmeden ordinonun teslim edilemeyeceği bildirildiğinden, davalı taşıyanın talebi doğrultusunda 13.572,98 USD tutarlı demuraj ücretinin Müvekkili tarafından 04.08.2022 tarihinde ... A.Ş.’ye ödendiğini, Müvekkili tarafından alınan ordino belgesiyle birlikte liman işletmesine başvurulmuş ise de konteyner içindeki yükün Gümrük Kanunu madde 177 uyarınca tasfiye sürecine girdiği öğrenildiğini, Davalının sorumlulukları/yükümlülüklerini usulünce süresinde yerine getirmediğini ve konşimento üzerinde alıcı olarak gözüken Müvekkiline varış ihbarını, konteynerin limanda teslime hazır olduğuna ilişkin bilgilendirmeyi zamanında/süresinde yapmadığını, hali hazırda gümrük tasfiye süresine giren yüke ilişkin Müvekkiline yükün teslimi için ordino teslim ettiğini ve Müvekkilinden taşıyanın kusuru neticesinde oluşan demuraj ücretini haksız olarak tahsil ettiğini beyanla zararın tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olmadığından belirsiz alacak davası olarak ikame ettikleri işbu davada şimdilik 1.000,00.USD'nin USD cinsinden mevduata uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkillerinden ... A.Ş. yönünden pasif husumet itirazlarının bulunduğunu, söz konusu taşımada işbu müvekkilinin acente sıfatı ile hareket ettiğini, ... İzafeten ... A.Ş. yönünden de milletlerarası yetki itirazlarının bulunduğunu, konşimentonun 25. maddesinde Hamburg Mahkemelerinin yetkili olacağının ve Alman Kanunlarının uygulanacağının düzenlendiğini, hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, dava konusu taşımanın 23/02/2022 tarihli konşimento kapsamında yapıldığını, yasal sürecin 28/07/2023 tarihinde başladığından 1 yıllık hak düşürücü sürenin aşıldığını, dava konusu taşımanın kırkambar taşıması olduğu, varış bildirimine ilişkin taraflar arasında sözleşme yapılabileceğini, dava konusu taşıma kapsamında taşınan ... nolu konteyner muhteviyatı ürünler tasfiye edilmiş olduğundan, davacıya ödemiş olduğu demuraj ücreti ödemesinin iade edildiğini beyanla öncelikle yetki yönünden, husumet yönünden ve hak düşürücü süre nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesini, esas yönünden de davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 14/11/2023 tarih 2023/342 Esas - 2023/460 Karar sayılı kararında; "Dava, alacak davası olup uyuşmazlığın, davalının milletlerarası yetki itirazının yerinde olup olmadığı, davaya konu emtiaların Kumkort gümrük müdürlüğünde tasfiye olması sebebiyle davacı alıcının mal bedeli konusunda zarara uğramasında davalıların sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, sorumlu bulunduğu takdirde bunun miktarından ibaret olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekilince davaya konu taşımanın icra edildiği konşimentoda bulunan yetki kaydı nedeniyle mahkememizin Milletlerarası yetkisizliği itirazında bulunulmuş olmakla; MÖHUK 47. madde hükmüne göre yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde, taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşmaları mümkündür. Yetki şartı taraflar arasındaki ilişkiyi düzenleyen sözleşmeye ayrı bir madde olarak konabileceği gibi ayrı bir sözleşme olarak da düzenlenebilir. MÖHUK 47. madde hükmüne göre yetki şartının geçerli olması için uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, Türk mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmemiş olması, uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması gerekir.Dosya kapsamından, davaya konu taşımanın davalı ...'a ait ... numaralı konşimento tahtında yapıldığı, taşımaya ilişkin düzenlenen konişmentonun taşıyıcı ... adına acente olarak ... tarafından imzalandığı, ...'ın yabancı bir şirket olduğu, taşıyıcı şirket ile geminin yabancı olması ve emtiaların Amerika'dan Türkiye'ye taşımasının ifa edilmesi nedeniyle uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, konişmentonun arka sayfasında taşıma şartları 24. bölümünde yer alan yetki klozu ile taşıma sözleşmesinin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıklarda yetkili mahkemenin ise Hamburg Mahkemeleri olduğunun kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.Yabancı unsur taşıyan uyuşmazlıkların çözümünde yetkili kanunun tayininden önce çözümü gereken sorun açılan davada mahkemenin milletlerarası yetkisinin bulunup bulunmadığı hususuna ilişkin olduğundan (Aysel Çeliker/Bahadır Erdem, Milletlerarası Özel Hukuk, Sayfa 19) uygulanacak hukuktan önce yetki konusunun karara bağlanması gerekmektedir. MÖHUK 47.maddesinde yer itibari ile yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılması mümkündür. Yetki şartı taraflar arasındaki ilişkiyi düzenleyen sözleşmeye ayrı bir madde olarak konulabileceği gibi ayrı bir sözleşme olarak da düzenlenebilecektir. Anılan hükme göre yetki şartının geçerli olması için uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, Türk Mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmemiş olması ile uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması gerekmektedir. Eldeki dosyada somut uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, (Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin, 22/06/2020 tarihli, 2019/3799 Esas ve 2020/3051 Karar sayılı ilamına karşılık taşıma akdine davalının Türkiye acentesinin aracılık ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmadığından) deniz taşımasından yani akdi ilişkinden kaynaklandığı, konişmentonun arka yüzünde bulunan yetki klozunun halefiyet hükümlerine göre davacı sigorta şirketini bağladığı, konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden Hamburg Mahkemesinin yetkili olduğu kanaatine varıldığından, 1 nolu davalı ... İzafeten ... A.Ş. yönünden milletlerarası yetki itirazının kabulü ile davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmiştir. TTK'nın 102.maddesine göre acente; "ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları tacir adına yapmayı meslek edinen kimse" olarak tanımlanmıştır. TTK m. 105' de; "acente aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmeler ile ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya veya bunları kabule yetkilidir, bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfat ile dava açılabilir" düzenlemesine yer verilmiştir.Davaya konu taşımanın ... numaralı konşimento tahtında yapıldığı, söz konusu konişmentonun taşıyıcı Hapag Lloyd adına acente olarak ... (...) tarafından imzalandığı, Amerika acentesi tarafından imzalandığı, 2 nolu davalı ... A.Şın taşımaya aracılık ettiğine dair delil bulunmadığından bu davalı aleyhine açılan davanın TTK 105/2 gereğince pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, "1 nolu davalı ...'a İzafeten ... A.Ş. yönünden milletlerarası yetki itirazının kabulü ile davanın USULDEN REDDİNE, 2 nolu davalı ... A.Ş. yönünden pasif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle davanın USULDEN REDDİNE," karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesince (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) yargılaması görülen dosyada gerekçeli karar yazılmış olup, yasal süresi içerisinde itirazlarını sunma zaruretinin hasıl olduğunu, gerekçeli kararın hukuka ve usule aykırı olarak oluşturulduğunu; yerel mahkemenin kararına ilişkin olarak aşağıda yer alan itirazlarının Yüksek Mahkemenin dikkatine sunulduğunu, Yerel Mahkeme Yetki İtirazı Nedeniyle Davanın ... İzafeten ... A.Ş. Yönünden davanın usulden reddine karar vermiş ise de Konşimentonun arka sayfasında yer alan yetki şartı Müvekkili Şirketi bağlamadığı gibi, konşimento arkası TBK’ya göre genel işlem şartı sayıldığından yetki sözleşmesinin taraflar arasında geçerli ve bağlayıcı olmadığını, yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılmasının şart olduunu; yazılı olmak şartıyla ayrı bir sözleşme olarak mahkemenin yetkisinin düzenlenebileceğini veya uygulamada sıklıkla görüldüğü gibi, asıl maddenin bir maddesi şeklinde de yani yetki şartı olarak da kararlaştırılabileceğini; yazılı şekilde sözleşme metni el yazısı ile veya bilgisayar ile yazılabileceğini; taraflardan borç altına girenin imzasının bulunması gerektiiğni; her iki tarafın borç altına girmişse ikisinin de metinde imzalarının bulunması gerektiğini; yetki sözleşmesi yazılı şekil şartına tabi olduğundan ve her iki tarafa da borç yüklediğinden yetki anlaşması tek taraflı olarak yapılamayacağını; yetki anlaşmasında taraflardan yalnızca birinin imzasının olması Türk Borçlar Kanunu’nu madde 14; “Yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerde borç altına girenlerin imzalarının bulunması zorunludur.” hükmüne aykırı olduğunu; her iki tarafça imza altına alınmamış olması sebebiyle konşimentonun arkasında bulunduğu iddia edilen yetki şartının geçerli ve bağlayıcı olmadığını, ayrıca, konşimento arkasında yer alan klozların TBK madde 20-25 uyarınca genel işlem koşulları olarak kabul edileceğinin de ortada olduğunu; genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıda benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri olduğunu, Konşimento arkasında yer alan koşulların genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu; çünkü davalı tarafın ileride çok sayıda benzer taşımada kullanmak amacıyla tek taraflı olarak hazırladığını; müvekkilinin konşimento arkasında yer alan hükümlerini kabul ettiğini gösterir bir ibare bulunmadığını, İşbu davadaki genel işlem şartının, ticari nitelikte olsa da, 6098 s. Türk Borçlar Kanunu m. 20-25’te yer alan denetime tabi olduğunu; söz konusu denetimin gerek tüketici gerekse de ticari nitelikteki genel işlem şartlarına uygulanmakta olduğunu; ayrıca söz konusu hükümlerin, tarafların iradelerinden bağımsız olarak emredici nitelikte kurallar barındırmakta ve bu sebeple kamu düzenine ilişkin olduğunu; dolayısıyla Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 2 uyarınca, hukuki işlemin tarihine bakılmadan, TBK m. 20-25’de yer alan kurallar geçmişe yönelik olarak da uygulanabileceğini; öte yandan somut olayda yabancılık unsurunun bulunmasının da, kamu düzeni ile ilgili bulunan söz konusu hükümlerin uygulanmasını engellememekte olduğunu çünkü bu konuda “Türk hukukunu doğrudan uygulanan kuralları” başlıklı MÖHUK m. 6 uygulama alanı bulduğunu: “Yetkili yabancı hukukun uygulandığı durumlarda, düzenleme amacı ve uygulama alanı bakımından Türk hukukunun doğrudan uygulanan kurallarının kapsamına giren hallerde o kural uygulanır”. Öğretiye göre, iç hukukta sözleşmeler için getirilmiş olan ve kamu yararı açısından önemli olan hükümlerin (örn. kira hukukuna ilişkin emredici hükümler, hâkimin fahiş cezai şartı indirmesi gibi), Türkiye’de yabancı bir hukuka tabi olan sözleşmelere de doğrudan uygulandığını (Bkz. Aysel Çelikel / Bahadır Erdem: Milletlerarası Özel Hukuk, 11. Bası, 2012, s. 155). genel işlem şartlarına ilişkin hükümlerin bu kapsamda değerlendirileceğini; dolayısıyla yabancılık unsurlu olaylarda dahi, mahkemenin TBK’ da yer alan genel işlem şartlarına ilişkin denetim kurallarını uygulaması gerektiğini, Olayda konşimentoda yer alan yetki kaydının müzakere edildiği kabul edilse dahi, TBK m. 25’e göre söz konusu genel işlem şartının içerik denetimine tabi olduğunu; bu maddeye göre, “Genel işlem koşullarına, dürüstlük kuralına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştıracak nitelikte hükümler konulamaz”. somut olaydaki yetki kaydının geçerli olduğu kabul edildiğinde, söz konusu konşimento tahtında ortaya çıkan her türlü uyuşmazlıkta davacının yükle ilgilinin Hamburg Mahkemelerine başvurması gerekeceğini; bu halde TBK m. 25 çerçevesinde söz konusu yetki kaydının geçersiz sayılmasına sebep olduğunu; dürüstlük kuralına göre, söz konusu yetki şartının geçerli olması Türkiye’de bulunan ihracatçı/ithalatçı firmalar açısından açık bir dengesizlik yarattığını, Türk içtihat hukukunda TBK m. 25’te yer alan içerik denetimi konşimentolarda yer alan uluslararası yetki ve tahkim kayıtları için uygulandığını; bu hususta verilen yerel mahkeme kararlarının Yargıtay 11’inci Hukuk Dairesi tarafından da onaylandığının görüldüğünü, (Örneğin: İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1-) 2012/147 Esas, 2-) 2012/148 Esas, 3-) 2012/201 Esas, 4-) 2012/205 Esas, 5-) 2012/230, Esas 6-) 2012/236 Esas, 7-) 2012/247 Esas, 8-) 2012/249 Esas, 9-) 2012/312 Esas, 10-) 2012/313 Esas, 11-) 2012/317 Esas, 12-) 2012/319 Esas, 13-) 2012/342 Esas, 14-) 2013/10 Esas, 15-) 2013/12 Esas, 16-) 2013/18 Esas, 17-) 2013/37 Esas, 18-) 2013/49 Esas, 19-) 2013/51 Esas, 20-) 2013/52 Esas, 21-) 2013/54 Esas, 22-) 2013/55 Esas, 23-) 2013/74 Esas, 24-) 2014/16 Esas, 25-) 2014/22 Esas, 26-) 2014/42 Esas, 27-) 2014/56 Esas, 28-) 2014/73 Esas, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin – 1-) 2014/428 Esas, 2-) 2014/443 Esas, 3-) 2014/483 Esas, 4-) 2014/1370 Esas, 5-) 2015/22 Esas, 6-) 2015/23 Esas, 7-) 2015/206 Esas, 8-) 2015/469 Esas, 9-) 2015/503 Esas, 10-) 2015/667 Esas, 11-) 2015/1200 Esas, 12-) 2015/1210 Esas, 13-) 2015/1211 Esas, 14-) 2015/1444 Esas, 15-) 2016/898 Esas, 16-) 2016/1009 Esas, 17-) 2016/1454 Esas, 18-) 2018/144 Esas, 19-) 2018/386 Esas) Dolayısıyla, Yargıtay İhtisas Dairesi tarafından da, konşimentolardaki yetki tahkim kayıtları açısından TBK m. 25’te yer alan içerik denetimi hâli hazırda kabul gören ve uygulanan bir yol olduğunu; söz konusu uygulama da, temelde, somut olaydaki yükle ilgilinin hak arama özgürlüğü üzerinde yetki ve tahkim kaydının ekonomik bir sınırlama yapıp yapmadığı ölçütüne dayanmakta olduğunu; bu tür bir etkinin olmadığı durumlarda yetki ve tahkim kaydı geçerli görülürken, hak arama özgürlüğünün fiilen sınırlanmış olacağı durumlarda genel işlem koşulu niteliğindeki bu kayıtlar bağlayıcı nitelikte sayılmadığını, Ayrıca, Konişmentoda yer alan yetki kaydı incelendiğinde " Burada özellikle aksi belirtilmedikçe işbu konşimento ve/veya taşıyıcı ile rezervasyon yapan taraf arasındaki sözleşmeden doğan herhangi bir ihtilaf, talep işlem veya dava Alman yasalarına tabi olacak ve münhasıran Hamburg mahkemelerinde belirlenecektir.Taşıyıcı tacirin iş yerinin bulunduğu yerde dava açma seçeneğine sahip olacaktır." denildiğini; öncelikle müvekkili taşıyıcı ile rezervasyon yapan taşıtan taraf olmadığını, üçüncü kişi gönderilen konumunda olduğunu ve işbu yetki kaydının müvekkile uygulanmasının mümkün olmadığını, Ayrıca diğer taraf taşıyan lehine tacirin iş yerinin bulunduğu yerde de dava açma yetkisi tanındığını; taraflardan birinin menfaatlerinin üstün tutulduğu taşıyanın yetkili mahkemeyi belirleme hakkını sağladığı, taşıtana ya da yük ilgilisine bu hakkın verilmediği, karşılıklı dengenin bulunmadığı bir mahkeme seçimi yapıldığının görüldüğünü; Uluslararası Usul Hukuku açısından bu tür yetki kayıtlarının “Asimetrik Yetki Kaydı” olarak anıldığını; bu tür kayıtların mahkemenin belirli olmaması sebebiyle geçerli olarak kabul edilmediğini; ayrıca bu durumun, genel işlem şartı denetimi dışında ortaya çıktığını; mahkemeye sunulan asimetrik yetki kaydının geçersizliği için genel işlem şartı denetimine başvurmaya dahi gerek olmadığını, Sonuç olarak, MÖHUK m. 6 gereğince uygulama alanı bulan genel işlem koşullarına ait hükümler gereğince 6098 sayılı TBK m. 25 uyarınca başvurulacak içerik denetimde bu tür yetki kayıtlarının evleviyetle dürüstlük kuralına da aykırı olacağını; dolayısıyla gerek genel usul hukuku ilkeleri gerekse de BK m. 25 özelinde söz konusu mahkeme kaydının geçerli bir uluslararası yetki sözleşmesi olarak değerlendirilmesinin de mümkün olmadığını, Bu kapsamda yukarıda yer alan kararlar uyarınca konşimento arkasında yer alan maddelerin genel işlem şartı olarak görülmesi gerekmekte olduğunu ve davalı ... İzafeten ... A.Ş.’nın yetki itirazının reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşıma yabancılık unsuru taşımadığından Milletlerarası yetki bakımından Türk mahkemelerinin yetkili olduğunu; davaya konu konşimentonun seawaybill niteliğinde olup, müvekkile taşıma senedinin arkasının da gönderilmediğini; müvekkilinin bilmediği, görmediği ve kabul etmediği şartlardan sorumlu tutulamayacağını, dosyada mübrez ... no lu konşimentoda fiili taşıyan ... olup, taşıma Amerika Birleşik Devleri’nden Türkiye’ye yapıldığını; yani Türkiye'nin boşaltma limanı olduğunu ve Türk Mahkemelerinin yetkili olduğunu; ayrıca işbu davaya konu demuraj faturasının... A.Ş tarafından düzenlendiğini ve demuraj ücretini ... A.Ş.'nin tahsil ettiğini ve Ayrıca Erenköy Tasfiye İşletme Müdürlüğü'nden gelen müzekkere cevaplarından da anlaşılacağı üzere, gümrük tarafından satış işleminin 28.07.2022 tarihinde yani Müvekkile ordinonun verilmesinden önce yapıldığını; tüm bu süreç boyunca davalıların kötü niyetli hareket ettiğinin açıkça ortada olduğunu; davalı acente ve taşıyan Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince sorumlulukları/yükümlülüklerini usulünce süresinde yerine getirmediğini ve konşimento üzerinde alıcı olarak gözüken Müvekkile varış ihbarını, konteynerin limanda teslime hazır olduğuna ilişkin bilgilendirmeyi zamanında/süresinde yapmadığını; bu nedenle davalıların pasif husumet ehliyetlerinin bulunduğunu; ... A.Ş. Türk kanunlarına göre kurulmuş bir Türk şirketi olduğunu; Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) ilgili hükümleri gereği; Müvekkili şirket ve davalı şirket TTK hükümlerine göre kurulduğunu ve Türk tabiiyetine sahip olduğunu; bu sebeple yabancılık unsuru bulunmadığını, Milletlerarası Yetki Klozu, Türk mahkemesinin yetkisini ortadan kaldırmayıp, Türk mahkemesinin yanında ek bir yetki tesis etmekte olduğunu, Konşimentoda yetkili mahkemenin özellikle tek yetkili mahkeme olarak belirtilmediğinden yabancı mahkeme lehine yapılan yetki klozunun, Türk mahkemesinin yetkisini ortadan kaldırmayıp yerine Türk mahkemesinin yanında bir ek yetki tesis etmekte olduğunu; bu sebeple yabancılık unsuru bulunmayan müvekkili ile davalı taraf arasındaki anlaşmazlığın milletlerarası yetki sebebiyle davamızın usulden reddedilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, Davanın ... A.Ş. hakkında pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesinin doğru olmadığını; ayrıca ... A.Ş. basiretli bir tacir olarak özen sorumluluğu yerine getirmediğini, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi, gerekçeli kararında; "Davaya konu taşımanın ... numaralı konşimento tahtında yapıldığı, söz konusu konişmentonun taşıyıcı ... adına acente olarak ... (...) tarafından imzalandığı, Amerika acentesi tarafından imzalandığı, 2 nolu davalı ... A.Ş'nşn taşımaya aracılık ettiğine dair delil bulunmadığından bu davalı aleyhine açılan davanın TTK 105/2 gereğince pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine" dair karar verildiğini, ancak işbu davaya konu taşımanın ABD'den İstanbul'a yapıldığını ve ... A.Ş. tarafından Müvekkili aleyhine 15.08.2022 tarihli ... numaralı 13.345,00 USD bedelli demuraj açıklamalı fatura (EK-1) düzenlendiğini, Yerel Mahkeme acentenin taşımaya aracılık ettiğine dair bir delil bulunmadığını belirtmiş ise de davalı ... A.Ş. tarafından ... numaralı konteynerin limanda beklemesinden dolayı oluşan demuraj ücreti ödenmeden ordinonun teslim edilemeyeceği bildirildiğinden, davalı taşıyanın talebi doğrultusunda 13.572,98 USD tutarlı demuraj ücretinin Müvekkili tarafından 04.08.2022 tarihinde ... A.Ş.’ye ödendiğini; ödemenin ardından 04.08.2022 tarihinde ordino verildiğini; yani acentenin işbu taşımaya aracılık ettiğinin açıkça ortada olduğunu, Neticeten işbu davanın usulden reddinin hatalı olduğunu ve işbu kararın ortadan kaldırılması gerektiğini; TTK madde 1178 uyarınca yükte meydana gelebilecek ziya / hasardan yükün gönderilene teslim edildiği ana kadar sorumlu olan taşıyan ... numaralı konteynerin boşaltma limanına varış tarihine ilişkin Müvekkile doğru bir bilgi vermemiş olduğundan, ... numaralı konteyner içindeki yükün zayi olması nedeniyle Müvekkilinin zararından sorumlu olduğunu; bu kapsamda mal bedelinin dahil TTK madde 1178 uyarınca taşıyanın sorumluluğu kapsamında tüm zararlarının ve yargılama gideri dahil tüm fer'ilerinin davalı taşıyandan tahsil edilmesi gerektiğini, İleri sürerek, yukarıda izah edilen ve dairemizce resen gözetilecek sebeplerden ötürü, yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına ve davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, uluslararası deniz yoluyla yapılan taşımaya konu emtianın, taşıyan tarafından bildirim yapılmaması nedeniyle gümrükte tasfiye edildiği iddiasına dayalı olup, bu nedenle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı yan; davacının alıcısı/gönderileni olduğu ... numaralı konşimento tahtında ve ... numaralı konteyner içerisindeki emtianın, Charleston Limanı/ Amerikan Birleşik Devletleri’nden Ambarlı Limanı/ İstanbul’a nakliyesi işini davalıların gerçekleştirdiğini, davalılar tarafından konteynerin limanda beklemesinden ötürü oluşan demuraj ücreti ödenmeksizin davacıya ordinonun teslim edilmeyeceğinin bildirilmesi üzerine, davalı ... Nakliyat Anonim Şirketi'ne 04/08/2022 tarihinde 13.572,98-USD ödeme yapıldığını, ordino teslim alındıktan sonra liman işletmesine başvurulduğunda konteyner içindeki yükün Gümrük Kanunu'nun 177 maddesi uyarınca tasfiye sürecine girdiğinin öğrenildiğini, davalının konşimentonun alıcısı olan davacıya varış ihbarı yapmayarak yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle, alıcısı olduğu emtianın tasfiye sürecine girip zayi olduğunu, davalı acente tarafından demuraj ücreti iade edilmiş ise de, varış bildiriminin yapılmaması nedeniyle oluşan zararlarının karşılanmadığını ileri sürerek, belirsiz alacak davası olarak ikame ettikleri davada şimdilik 1.000,00-USD'nin faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar tarafından; davalı ... Nakliyat Anonim Şirketi'nin dava konusu taşımada diğer davalı ... acentesi olarak hareket ettiği, davacının acenteye karşı hem izafeten hem de asaleten dava açtığı, acente olan davalıya karşı ancak izafeten dava açılabileceği, acenteye karşı asaleten açılan davanın pasif husumet yönünden reddi gerektiği, diğer davalı açısından ise konşimentonun 25 inci maddesi uyarınca Hamburg Mahkemeleri'nin milletlerarası yetkisi bulunduğu, davanın TTK'nun 1188 maddesinde düzenlenen bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, dava konusu taşıma kırkambar taşıması olduğunu, konşimentonun 20 inci maddesinde taşıyanın ihbar yükümlülüğü olmadığının açıkça belirtildiği, davacı tarafından 04/08/2022 tarihinde yük teslim belgesinin alınmış olduğunu ve konşimento hükümlerinin davacıyı da bağladığı, davacıya demuraj ücretinin iade edilmiş olduğu, kaldı ki davacının kırkambar taşımasına konu konteyner bilgilerinin davalı internet sitesine girerek seyir ve varış bilgilerine ulaşabileceği, konşimentoya mal bedeli yazılmadığından davalıdan mal bedelinin talep edilemeyeceği savunulmuştur. Mahkemece, dava konusu taşımaya davalı acentenin aracılık ettiğine dair dosyada delil bulunmadığından, yabancılık unsuru taşıyan dava konusu taşımadan doğan uyuşmazlıkların Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine ilişkin olmadığı, konşimentodaki yetki klozunun halefiyet hükümlerine göre davacı sigorta şirketini de bağladığı, somut uyuşmazlık yönünden Hamburg Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesi ile davalı ... İzafeten ... A.Ş.'ye karşı açılan davanın milletlerarası yetkisizlik nedeniyle reddine, diğer davalıya karşı açılan davanın ise ... numaralı konşimentonun taşıyıcı ... adına acente olarak ... tarafından imzalandığı, davalı ... A.Ş'nin taşımaya aracılık ettiğine dair delil bulunmadığı gerekçeleri ile bu davalıya karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. TTK 105/2 gereğince pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. 6102 sayılı TTK'nın 1228 maddesine göre; konişmento, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı, ancak onun ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senettir. TTK'nın 1237. maddesine göre; taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmento esas alınır, taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler ise navlun sözleşmesinin hükümlerine bağlı kalır. Anılan bu düzenlemede taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkinin navlun sözleşmesi hükümlerine bağlı kalacağı öngörülmüş olmakla birlikte, navlun sözleşmesi hakkında ayrı bir belgenin düzenlenmediği hallerde, taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkide de konişmento esas alınır; zira konişmento bir navlun sözleşmesi yapıldığını ve şartlarını tespit eder. 5718 Sayılı MÖHUK madde 24/1'e göre, sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tabidir. Aynı Kanunun 29/1 maddesine göre de, eşyanın taşınmasına ilişkin sözleşmeler, tarafların seçtikleri hukuka tabidir. Aynı Kanun "Yetki anlaşması ve sınırları" başlıklı 47. maddesi hükmü ile; Türk mahkemelerinin yer itibariyle yetki kurallarının münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, tarafların, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan bir uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesini kararlaştırmalarının Türk Hukuku bakımından geçerli olacağı düzenlenmiştir. Yabancı devlet mahkemesine yetki tanıyan anlaşmanın Türk hukuku bakımından hukuki değer taşıması için öncelikle, yazılı ve taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan bir uyuşmazlığa ilişkin olmalıdır. İkinci olarak söz konusu uyuşmazlık yönünden münhasır bir mahkeme tayin edilmiş olmalıdır. Üçüncü olarak ise yetki anlaşması "uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda" olmalıdır. Diğer yandan yetki anlaşmasıyla yetkilendirilen yabancı devlet mahkemesinin HMK 17 ve 18. maddelerindeki düzenlemeye paralel olarak "belirli" olması şartı MÖHUK'un 47. maddesi yönünden de aranmalıdır. Seçilen mahkemenin belirli olduğunun kabulü için yetkili kılınan mahkeme ismen zikredilmiş olmalıdır. Dava konusu konşimentonun 25 maddesinde; aksi özellikle belirtilmedikçe, bu konşimento ve/veya taşıyıcı ile rezervasyon yapan taraf arasındaki sözleşmeden doğan uyuşmazlığın Alman yasalarına tabi olduğu ve münhasıran Hamburg Mahkemelerinde görüleceği, taşıyıcının tacirin işyerinin bulunduğu yerde dava açma seçeneğine sahip olacağı düzenlemesinin yer aldığı görülmüştür. Konşimento üzerinde, ... acentesi olarak olarak ... firmasının unvanı bulunduğu anlaşılmaktadır. Konişmentonun davalı ... adına dava dışı ... firmasının tarafından düzenlendiği, alıcının davacı olduğu, yükleme limanının Charleston Limanı, Tahliye Limanı'nın İstanbul olduğu, davacı ile davalı ... arasındaki ilişkide yabancılık unsuru bulunduğu, milletlerarası yetki sözleşmesi ile yabancı ülke mahkemelerinin yetkili kılındığı, yetki sözleşmesinin yazılı olarak yapıldığı, dava konusu taşıma bakımından konşimento üzerinde davalı Türk acentenin acente imzası bulunmadığı gibi, davacı ile davalı arasında yabancılık unsuru taşıyan taşıma sözleşmesi mevcut olup, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda tarafların anlaşmasının mümkün olduğu, davada münhasır yetki veya kamu düzeninin sözkonusu olmadığı, yetkili kılınan mahkemenin belirli olduğu, HMK'nın 17. maddesi gereğince yetki sözleşmesinde belirlenen yetki şartı genel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırdığından, Türk Mahkemesinde dava açılamayacağı, yetki sözleşmesinin tarafları tacir olduğundan, tacirler arasında TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği, konşimentodaki yetki şartında TBK'nın 21/2. maddesi anlamında taşıma ilişkisinin niteliğine aykırı bir kayıt bulunmadığı, uluslararası yetki şartının aynı Kanun'un 25. maddesi anlamında dürüstlük kuralına aykırı genel işlem şartı niteliğinin olmadığı, buna göre yetki sözleşmesinin geçerlilik koşullarını taşıdığı, davacı açısından yetki kaydının geçerli ve bağlayıcı olduğu, davacının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Dava konusu taşımada, davalı ... A.Ş'nin taşıma sözleşmesinin doğrudan tarafı olmaması karşısında, ona karşı ancak müvekkili olduğu iddia olunan ... izafeten dava açılabileceği, doğrudan dava açılamayacağı, davacının bu davalıya karşı hem acente sıfatıyla müvekkiline izafeten hem de doğrudan ayrı dava açmış olması karşısında, mahkemece davalı ... A.Ş'ye karşı doğrudan açılan davanın bu gerekçe ile pasif husumet yokluğundan reddi gerekirken, aracılık husunda delil bulunmadığından reddedilmesi yerinde değil ise de, bu yanılgı sonuca etkili görülmediğinden ve karar sonucu itibariyle doğru olduğundan, davacı yanın aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/07/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52