İstanbul BAM 13. HD 2021/1695 E. 2024/125 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/1695
2024/125
1 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1695 Esas
KARAR NO: 2024/125 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2019/570 Esas - 2021/257 Karar
TARİHİ: 01/04/2021
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 01/02/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkilinin davalı firma arasında akdedilen anlaşmaya istinaden müvekkil şirket davalı firmaya sanayi tipi portakal satmıştır Davalı şirkete 21.01.2019 tarih ve ... seri nolu 42.120,00 TL bedelli fatura kesilip gönderildiğini, davalı-borçlu faturayı tebliğ almasına rağmen borcunu ödemediğini, müvekkilin tüm sözlü ve yazılı uyarılara rağmen davalı- borçlu borcunu ödenmemesi üzerine borçlu hakkında Antalya ...İcra Müdürlüğü ... E Sayılı dosya ile 04.04.2019 tarihinde takip başlatıldığ, davalı vekilinin yetki yeri itirazı üzerine dosya Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğüne aktarıldığı ve ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı zaman kazanmak ve takibi sürüncemede bırakmak için kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini belirterek davalının Küçükçekmece ....İcra Müdürlüğünün ... E.Sayılı takibe yaptığı itirazın iptaline ile takibin kaldığı yerden devamına, borca ve takibe haksız süratte ve kötüniyetli olarak itiraz eden davalı aleyhine takip konusu tutarın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesine vekaleten talep ve dava etmiştir.Davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı, davalı vekilinin oturumdaki beyanında faturada sanayi tipi portakal yazmasına rağmen sevk irsaliyesinde portakal makinası, portakal suyu makinası gibi şeyler yazdığını, bu faturanın müvekkiline tebliğ edilmediğini, sevk irsaliyesinde imzası olan şahsın müvekkili çalışanı olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 01/04/2021 tarih 2019/570 Esas - 2021/257 Karar sayılı kararında;"Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyasının celp ve tetkikinde davacı tarafından davalı şirket aleyhine cari hesap alacağına dayalı olarak 42.120,00 TL asıl alacak, 1.462,66 TL faiz olmak üzere toplam 43.582,66-TL üzerinden icra takibi yaptığı, davalı tarafın süresinde takibe itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği anlaşılmıştır.Davacı tarafından ibraz edilen sevk irsaliyesinin incelenmesinde; 16 palet 9600 LT portakal suyu, bir adet portakal suyu makinesi, bir adet portakal suyu aparatı, bir adet meyve suyu tankı emtiasının taşıyıcı firma çalışanı ... teslim edildiği görülmüştür. Sosyal Güvenlik Kurumunun cevabi yazısında davalının işyerinde kaydı olmadığı bildirilmiştir.Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan belgede, faturanın ... Kargo ile 29/01/2019 tarihinde davalıya teslim edildiği anlaşılmıştır.Tarafların ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla mahkememizce inceleme günü tayin edilmiş, inceleme gününde davacı tarafın ticari defterlerini sunup üzerinde yapılan inceleme sonucunda bilirkişi ... tarafından düzenlenen 02/12/2019 tarihli raporda "davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğunu ve sahibi lehine delil vasfında olduğunu, davacı tarafın ticari defterlerine göre davalı tarafından yapılan ödeme sonucunda fatura alacağının asıl alacak 42.120,00 TL olduğunu, işlemiş faizi ile birlikte 44.752,79 TL " teknik kanaati olarak belirtmiş, davacının kendi ticari defterlerinde takip tarihi itibariyle davalıdan 42.120,00 TL alacaklı olduğu, ancak davacı talebinin 43.582,66TL TL olduğundan taleple bağlılık ilkesi gereği bu tutarın dikkate alınması gerektiği anlaşılmıştır.Davalı itirazları üzerine bilirkişiden ek rapor alınmış; dosya içeriğindeki faturada 39.440 kg sanayi tipi portakal yazdığı, sevk irsaliyesinde ise 9.600 kg portakal suyu yazdığı, taraflar arasında nakliye bedelini azaltmak için portakalın sıkılmış suyunun gönderilmesi hususunda anlaşıp anlaşmadıkları hususunda sözleşmenin dosyada bulunmadığını bildirmiştir.Davacı vekili; dava konusu emtianın 39.400 kg sanayi tipi portakal olduğunu, sanayi tipi portakalın sıkmalık portakal olduğunu, sevk irsaliyesinde yazan 9.600 LT portakalın 39.400 kg portakalın sıkılmış hali olduğunu iddia etmiştir.Dosyada bulunan fatura örneklerinden fatura içeriği malların teslim edildiği tespit edilmiştir. Dava dosyasında bulunan Davacı firmanın düzenlediği faturalar için Sevk İrsaliyesi düzenlenmiş olduğu dava dosyasındaki fatura fotokopilerden anlaşılmaktadır. Davalı firmanın ilgili faturalara 6102 sayılı TTK’nun 21/2 maddesi hükmüne göre 8 gün içinde itiraz etmediği görülmüş olup “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren (8) sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır” hükmü bulunmaktadır. Davalı TTK’.nun m.21/2 hükmüne göre süresinde itiraz etmemiştir. Bu nedenle faturanın içeriğini kabul etmiş sayılmaktadır.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında davacı tarafından düzenlenen fatura nedeniyle davacı tarafın tahakkuk eden alacağının toplam 43.582,66 TL olduğu, usulüne uygun tutulan ticari defterlere göre davacı tarafın alacağının sabit olduğu, davalı tarafa meşruhatlı inceleme günü tebliğ edildiği halde ticari defterlerini ibraz etmemiş olması nedeniyle HMK 222.md gereğince davacı tarafın alacağını ispatlamış olduğu ve bu nedenlerle davacı tarafın davasının kabulü ile davalının icra takibine yönelik haksız itirazının iptaline, likit olan alacağa yapılan itiraz nedeniyle davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmetmek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, Davanın KABULÜNE, Küçükçekmece ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında davalı tarafın 43.582,66TL borçlu olduğunun tespiti ile bu miktar üzerinden itirazın iptali ve takibin devamına,43.582,66TL'sına takipten tahsile kadar ticari avans faizi uygulanmasına, 43.582,66TL'sına %20 icra inkar tazminatı uygulanmasına, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı eksik incelemeye dayalı bir karar olduğunu;Eksik incelemeye dayalı, kanunun kendisine yüklediği görev ve sorumlulukların dışına çıkarak hazırlanan bilirkişi kök raporuna göre karar verildiğini; bilirkişi kök raporunda yer alan eksiklerin, itirazları üzerine mahkeme tarafından alınmış 24.06.2020 tarihli bilirkişi ek raporuyla giderilmiş olmasına rağmen, bilirkişi kök raporu esas alınarak verilen kararın usul ve yasaya aykırı olup kaldırılması gerektiğini, Yerel mahkeme tarafından alınan kök bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğundan taraflarınca rapora itiraz edildiğini ve yeniden bilirkişi raporu alınmış olmasına ve ilk rapordaki eksik ve belirlenmeyen hususlar giderilmesine rağmen yerel mahkeme tarafından eksik ve hatalı olan ilk rapor dikkate alınarak karar oluşturulduğunu; kararın dayanağı bilirkişi kök raporu ve kararının hatalı olduğunu, 24.06.2020 tarihli bilirkişi ek raporun 3. sayfasında : "Davacı mal teslimi ve fatura teslimini ispat edemediği takdirde alacaklı kabul edilemeyeceğini, raporun düzenlendiği tarih itibariyle dava dosyasının içerisindeki belgeler değerlendirildiğinde davacının irsaliye ve faturaya yönelik ispat yükünü yerine getirmediğinden alacağı olmadığı anlaşılacaktır" tespitine yer verildiğini; bilirkişi ek raporunda açık ve net olarak davacının ispat yükünü yerine getirmediği ve alacaklı olmadığı ve alacaklı olmama sebebini gösterdiğini, bilirkişi ek raporunda açık, net ve somut olarak dava konusu fatura ve irsaliyenin biribiri ile çelişkili olup aynı olmadığı yerel mahkeme tarafından değerlendirilmeyip, davacının kendi içinde tutarlı olmayan soyut iddialarıyla alacaklı olduğuna karar verilmesinin usule, yasaya ve hakikate aykırı olduğunu, Fatura ve irsaliye muhteviyatının biribiri ile çelişkili biribirinden farklı olduğunu; icra takip dosyasından görüldüğü üzere, davacı tarafın, sanayi tipi portakal satışına dair fatura kestiğini ve dava dilekçesinde de sanayi tipi portakal sattığını beyan ettiğini; mahkemeye ibraz ettiği irsaliyede, portakal suyu, portakal sıkma makinası, portakal suyu aparatı, meyve suyu tankı yazmakta olduğunu, alacağın kaynağı olan fatura ve irsaliyenin dahi biribiri ile çelişkili olup, hukuki ilişki bulunmamaması, fatura tebliği ve mal teslimi de olmamasına rağmen davacının alacaklı olduğuna karar verilmesinin açıkça kanuna ve hukuka aykırı olduğunu; yerel mahkeme tarafından verilen kararın açıkça usul ve yasaya aykırı olup itiraz ettiklerini, Yerel mahkeme kararında faturaların müvekkile teslim edildiği şeklinde beyan olsada faturaların teslim edilmesi malın teslim edildiğini göstermeyeceğini; müvekkile herhangi bir mal teslim edilmediği gibi fatura ile irsaliye muhteviyatları birbiri ile çelişkili olup aynı olmadığını; fatura muhteviyatı mallar ile irsaliye muhteviyatı malların biribiri ile hiç ilgisinin olmadığını; davacının mal teslimini ispat edemediğini, Müvekkili ile karşı taraf arasında herhangi bir hukuki ilişki olmadığından yazılı sözleşme ve müvekkile teslim edilmiş bir mal da bulunmadığını, davacının tek taraflı kesmiş olduğu fatura ile alacaklı olmasının hukuken mümkün olmadığını, Davacının tek taraflı kesmiş olduğu fatura ve kendisinin düzenlemiş olduğu ticari defterler ile alacaklı olmasının hukuken mümkün olmadığını; fatura ve irsaliye muhteviyatının biribiri ile çelişkili olduğunu; müvekkiline çelişkili olan fatura veya sevk irsaliyesiyle ilgili mal teslimatı yapılmadığını; Yargıtay 13. Hukuk dairesi'nin 11.03.2002 tarihli ve 2002/636e.., 2002/2380 sayılı kararının açık ve net olup, kesilen faturanın açık fatura olup davacı tarafından düzenlenmiş bir belge olduğunu; faturada ve irsaliye de çelişen malların teslimine ilişkin yazılı bir belgenin mevcut olmadığını, Davacı tarafından müvekkile teslim edilmiş bir mal olmadığını; mal teslimin ispatının davacının yükümlülüğünde olduğunu; dosya içeriğinde mal teslimine dair hiçbir belge olmadığını; her ne kadar davacı tarafın ... imzasına mal teslim etiğini iddia etse de, müvekkilinin adı geçen şahıs ile bir ilgisi bulunmadığı gibi davalının iddia ettiği (sanayi tipi portakal) müvekkile gelmiş bir malda olmadığını; bilirkişi ek raporunda '' ... davalının itirazları karşısında alacağın geçerli olması için davacı yanın ispatına muhtaç olduğu anlaşılmaktadır. Mal teslimine ilişkin irsaliyede ...'a ait imza ve fatura tesliminin yurt içi kargo ile yapıldığına ilişkin davacı belge sunmuş olsada doğruluğunun ispatı davacıya aittir. '' şeklinde tespitinin mevcut olduğunu, davacının bu hususları ispat edemediğini; yerel mahkemeden SGK Avcılar Sosyal Güvenlik Merkezine yazı yazılarak ...'ın müvekkili firma çalışanı olup olmadığının sorulduğunu ve kurumdan 23/10/2020 tarihinde cevap verilmiş olmakla ...'ın davalı şirket çalışanı olmadığının tespit edildiğini; malları teslim aldığı iddia edilen ... müvekkili firma çalışanı olmadığının resmi belge ve yazılı delille sabit olduğunu, Yerel mahkeme tarafından temerrüt tarihi olarak 04.04.2019 olarak kabul edildiğini, ve takip öncesi faizin de kabul edildiğini; bu hususun açıkca kanuna aykırı olduğunu, müvekkile teslim edilmiş mal olmadığı gibi yetkisiz icra müdürlüğü tarafından yapılan tebligat tarihi olan 04.04.2019 tarihinin, temerrüt tarihi olarak sayıldığını; bu hususun açıkca kanuna aykırı olduğunu; yetkisiz icra dairesinin tarafından gönderilen tebligat nedeniye müvekklin temerrüde düşmesinin mümkün olmadığını; yetkisiz icra müdürlüğünün yaptığı işlemlerin tamamının geçersiz olduğunu; temerrüt şarları oluşmamasına rağmen yerel mahkemenin hatalı karar verip temerrüt tarihi belirlediğini ve takip öncesi faizide kabul ettiğini, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Esas No. 2009/29831 Karar No. 2010/10924 Karar T. 3.5.2010 İlamında; "Ne var ki, yetkisiz icra dairesindeki borçlunun kabulü dışındaki hiçbir takip işlemi yetkili icra dairesince geçerli sayılamaz." denildiğini; iş bu nedenle yapılan temerrüt tarihi tespitinin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, Yerel mahkeme tarafından %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olup kaldırılması gerektiğini, alacağın likit bir alacak olmadığı gibi yargılamayı gerektirdiğini; müvekkilinin itirazının kötnüniyetli olmadığını; icra inkar tazminatına hükmetmek için aranan şartların hiçbirisinin bulunmadığını; bu nedenle yerel mahkemenin kararının usul ve yasaya aykırı ve hatalı olduğunu; kaldırılması gerektiğini, İleri sürerek, yerel mahkeme ilamının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; ticari satış sözleşmesi kapsamında tanzim edildiği iddia olunan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı tarafından, davalıya kesilen 21/01/2019 tarihli, ... seri numaralı, 39.400,00-kg sanayi tipi portakal açıklamalı KDV dahil 42.120,00-TL bedelli satış faturası bedelinin ödenmediği, bu faturaya dayalı olarak davalı aleyhine işlemiş faiz dahil toplam 43.582,66-TL bedelli takip başlatıldığı, davalının takibe haksız itiraz ettiği ileri sürülmüştür.Davalı tarafından davacının tek taraflı satış faturasına dayalı alacak talep edemeyeceği, fatura konusu ürünlerin teslim edildiğini ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davacının dosyaya sunduğu irsaliyeli fatura içeriğinin "portakal suyu, portakal suyu makinesi, portakal suyu aparatı, meyve suyu tankı" açıklamasını içerdiği, irsaliye içeriğinin satış faturası içeriği ile uyuşmadığı, irsaliye altındaki ...'ın davalı ile ilgisinin bulunmadığı, davalı çalışanı da olmadığı savunulmuş, bu savunmalar istinaf sebebi olarak da ileri sürülmüştür. Uyuşmazlığın satış sözleşmesinden kaynaklandığı, bu uyuşmazlığın mutlak ticari dava mahiyetinde olmadığı, tarafların gerçek kişi oldukları, TTK'nun 4/1 maddesi uyarınca nispi ticari davanın varlığından bahsedilebilmesi için her iki tarafın tacir olmasının ve uyuşmazlığın ticari işletmeden kaynaklanmasının zorunlu olduğu, tarafların gerçek kişi oldukları ve mahkemece tacir olup olmadıklarının araştırılmadığı; davacının bilanço esasına göre defter tuttuğunun bilirkişi incelemesine sunulan defterlerin mahiyetinden tespit edilebildiği, ancak mahkemece davalının tacir olup olmadığının araştırılmadığı anlaşılmış olup, davalının gerçek kişi tacir kaydı bulunup bulunmadığının ilgili sicil müdürlüğünden, hangi esasa göre defter tuttuğunun, birinci sınıf tacir olup olmadığının ve fatura tarihi itibariyle faaliyetinin esnaf sınırını aşıp aşmadığının bağlı bulunduğu vergi dairesinden sorularak, davalının tacir olup olmadığının tespiti, buna göre görevli mahkemelerin ticaret mahkemeleri mi, asliye hukuk mahkemeleri mi olduğunun değerlendirilmesi gerekirken gerekirken, mahkemenin kamu düzenine ilişkin ve dava şartı olan görev hususunda araştırma ve değerlendirme yapmaksızın esasa girmesi yerinde olmamış, HMK'nun 355 maddesi uyarınca bu noksanlık re'sen nazara alınmıştır. Kabule göre de; mahkemece taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, davalı tarafça defter ibraz edilmemiş, davacı tarafından ibraz edilen defterler üzerinde yapılan inceleme sonucu kök ve ek bilirkişi raporları ile, takip dayanağı 21/01/2019 tarihli, ... seri numaralı, 39.400,00-kg sanayi tipi portakal açıklamalı KDV dahil 42.120,00-TL bedelli satış faturasının davacı defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece davalı şirketin bağlı bulunduğu SGK'na yazılan müzekkere cevabında, irsaliye altında imzası bulunan ... davalı çalışanı olmadığı bildirilmiştir. Davacının, takip dayanağı fatura konusu sıkma portakal ürününün teslim edildiğini ispat amacıyla dosyaya sunduğu ... seri numaralı 24/01/2019 tarihli sevk irsaliyesi incelendiğinde içeriğinin; 9.600,00-lt portakal suyu, 1 adet portakal suyu makinesi, 1 adet portakal suyu aparatı, 1 adet meyve suyu tankı ürünlerinden oluştuğu, irsaliyenin bağlı olduğu satış faturasına atıf bulunmadığı, teslim eden kısmında davacının adı ve imzasının bulunduğu, teslim alan kısmında "..." ifadelerinin yazılı olduğu, imza bulunmadığı anlaşılmıştır. Yine davacının satış faturasının davalıya tebliğ edildiğini ispat etmek için dosyaya sunduğu ... kargı firmasına ait gönderi bilgilerinden, gönderi içeriğinin dava konusu fatura olup olmadığının anlaşılmadığı görülmüştür. Davacının takip dayanağı satış faturasına konu ürünleri teslim ettiğini ispatla yükümlü olduğu, davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde, anılan satış faturasının davalının defterlerinde kayıtlı olduğunu ve vergi dairesine bildirildiğini beyan ederek, bu hususun davalının bağlı bulunduğu vergi dairesinden sorulmasını talep ettiği, fatura ve irsaliye içeriklerinin farklı olması, ...'ın davalı çalışanı olmadığının beyan edilmiş bulunması, dosyaya sunulan kargo içeriğinde satış faturası olup olmadığının anlaşılamaması karşısında, mahkemece eksik inceleme ile, satış faturasının davalıya tebliğ edildiği, faturaya itiraz edilmediği, fatura konusu ürünlerin teslim edildiğine dair sevk irsaliyesi sunulduğu gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamış, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Mahkemece yapılacak iş, öncelikle mahkemenin görevli olup olmadığının tespiti, mahkeme görevli ise davalının bağlı bulunduğu vergi dairesinden 2019 yılına ilişkin BA formları da celbedilerek, gerekli görülmesi halinde ek rapor almak; davalının satış faturası ile sevk irsaliyesi içeriğinin uyumlu olmadığına, sevk irsaliyesi altında ismi yer alan ... ın davalı çalışanı olmadığına yönelik savunmaları da gerekçesi ile karşılanarak, davacının fatura konusu ürünü davalıya teslim ettiğini ispat edip edemediğini değerlendirmek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Sonuç itibariyle ; davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 01/04/2021 tarih ve 2019/570 Esas - 2021/257 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına,3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 01/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20