Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2023/1005
2024/1248
12 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1005 Esas
KARAR NO: 2024/1248 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2022/478 Esas - 2023/222 Karar
TARİHİ: 23/03/2023
DAVA: Tanıma ve Tenfiz
KARAR TARİHİ: 12/07/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Huzurdaki davanın konusu Ticaret Mahkemelerinin görev alanına girdiğini, Yargıtay kararları doğrultusunda Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, davalının Türkiye'de yerleşim yeri veya sakin olduğu bir yerin bulunmadığını, uyuşmazlığın çözümünde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı ile davalı arasında Tahran Shahıd Behesti Komplexi Umumi Hukuk Mahkemesi 17. Şubesinde görülen davada Mahkemenin ... Esas ... Karar 15/03/2016 tarihli kararı ile davalının 85/100 tipi ihraç mali 3500 ton zifti davacıya teslimine karar verildiğini, bu karar Tahran İli Genel Adliyesi Tahran Temyiz Mahkemesi 1. Şubesinin denetiminden geçerek kesinleştiğini ve kararın icrası için Tahran Shahıd Behesti Yargı Komplexi Umumi Hukuk Mahkemesi 17. Şubesi tarafından icra belgesinin verildiğini, yabancı mahkeme kararı apostil şerhine sahip olunan tercüme yapıldıktan sonra noter tarafından onaylandığını, Karar ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Tahran Büyükelçiliği tarafından tasdik edildiğini, davacı hakkında adı geçen yabancı mahkeme tarafından verilmiş kararın Türkiye Cumhuriyeti makamlarınca geçerli kabul edilmesi ve icra edilebilmesi için huzurdaki davanın açıldığını, kesinleşmiş olan Tahran Shahıd Behesti Yargı Komplexi Umumi Hukuk Mahkemesi 17. Şubesinde görülen davada ... Esas numaralı ... Karar numaralı 15/03/2016 tarihli kararın tanınması ve tenfizine ve yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafın üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Davacının sunmuş olduğu dava dilekçesinde 3.500 Ton ziftin teslimi davasında taraflar arasındaki ilişkinin ticari niteliğinde olduğunu belirterek Ticaret Mahkemesinde davanın açıldığını, tarafların arasındaki ilişkinin ticari olmadığını ve tarafların tacir olmadığını, İran'daki yapılan yargılamanın Asliye Hukuk veya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla hareket ettiğinin belirsiz olduğunu, davanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep ettiğini, Yabancı mahkeme kararının noter tasdikli ve apostil şerhini taşıyan tercüme evrakının sunulmadığını, İran Mahkemesinde davanın usulsüz tebligat nedeniyle davalının yokluğunda görüldüğünü, İran Mahkemesi bilirkişi raporuna göre davalının alınan bedelden fazla mal gönderildiğinin, yabancı mahkeme kararının tenfizi için kararı veren mahkemenin ülkesinde ilamın kesinleşmesinden itibaren infazı için sürenin geçtiğini, bu takdirde Türkiye'de kararın infazının mümkün olamayacağını, kararın 20/01/2018 tarihinde kesinleştiğini tenfiz davası ise 02/08/2022 tarihinde yaklaşık 4.5 yıl sonra açıldığını, bu nedenle İran hukukuna göre infaz zamanaşımının araştırılmasını ve zamanaşımı geçmiş ise davanın bu nedenle de reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 23/03/2023 tarih 2022/478 Esas - 2023/222 Karar sayılı kararında;"Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanı, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava, davacı tarafça davalı aleyhine açılan yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi istemine ilişkindir. Davacı taraf zift satımından kaynaklı 3500 ton zift alacağına ilişkin davalı hakkında verilen Tahran Shahıd Beheshti Yargı Komplexi Umumi Hukuk Mahkemesi 17.Şubesi’nin 15/03/2016 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı İran Mahkemesi kararının tanınması ve tenfizini talep etmiştir.Davalı taraf davanın Asliye Hukuk Mahkemesine görülmesi gerektiğini, dava konusu yabancı mahkeme kararının müvekkili davalıya usulsüz tebligat yapılarak görülen dava sonucunda verildiğini, davalı tarafça apostil şerhli kararın sunulmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dava konusu ihtilaf davacı tarafın tenfizini talep ettiği yabancı mahkeme kararının tenfizi koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.Harçlar Kanunu'nun 4. maddesinde, yabancı mahkeme ilamlarının tenfizi davalarında nispi harç alınacağı belirtildiğinden davacı tarafa eksik nispi harç tamamlatılmıştır. Davalı tarafça davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden bahisle görevsizlik itirazında bulunulmuş ise de; eldeki davada taraflar gerçek kişi olsa da faaliyetlerini Ülkemiz sınırları dışında gerçekleştirdiklerinden dolayı bulundukları Ülkeye göre tacir araştırılması yapılması mümkün olmadığından ve yargılamayı uzatacağından, dosyadaki deliller kapsamında ihtilafın 3500 ton zift satımına ilişkin olması nedeniyle ticari satımdan kaynaklı olduğu ve davalı tarafça dosyaya sunulan yabancı mahkemedeki yargılama sırasında düzenlendiği öne sürülen bilirkişi raporunda zift satımının ... Petrol şirketi tarafından yapıldığının belirtilmesi karşısında dava konusu ihtilafın tarafların ticari faaliyetinden kaynaklı ticari satıma ilişkin olması nedeniyle ticari dava niteliğindeki dava hakkında yabancı mahkeme tarafından verilen kararın tanınması ve tenfizi istemine bakmaya Mahkememizin görevli olduğuna kanaat getirildiğinden yargılamaya devam olunmuştur.Tenfize ilişkin yasal düzenlemelere bakılacak olursa, 5718 sayılı MÖHUK’un Tenfiz İstemi başlıklı 52. maddesinde; (1) Kararın tenfiz edilmesinde hukukî yararı bulunan herkes tenfiz isteminde bulunabilir. Tenfiz istemi dilekçe ile olur. Dilekçeye karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenir. Dilekçede aşağıdaki hususlar yer alır:a) Tenfiz isteyenle, karşı tarafın ve varsa kanunî temsilci ve vekillerinin ad, soyad ve adresleri. b) Tenfiz konusu hükmün hangi devlet mahkemesinden verilmiş olduğu ve mahkemenin adı ile ilâmın tarih ve numarası ve hükmün özeti.c) Tenfiz, hükmün bir kısmı hakkında isteniyorsa bunun hangi kısım olduğu.5718 sayılı MÖHUK’un Dilekçeye eklenecek belgeler başlıklı 53. Maddesinde; (1) Tenfiz dilekçesine aşağıdaki belgeler eklenir: a) Yabancı mahkeme ilâmının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilâmı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi. b) İlâmın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesi.5718 sayılı MÖHUK’un 54/1 maddesinde; "(1) Yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartlar dahilinde verir: a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması. b) İlamın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması.c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması. ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması." şeklinde tenfiz şartları düzenlenmiştir. Burada yasa koyucu “o yer kanunları uyarınca” ifadesini kullanarak, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılıp çağrılmadığının, mahkemede temsil edilip edilmediğinin, kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilip verilmediğinin belirlenmesinde lex fori'nin (tenfizi istenilen kararı veren mahkemenin bulunduğu ülke hukukunun) uygulanacağını açıkça düzenlemiştir. Davacı vekilince dava dilekçesi ekinde tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının ve Türkçe tercümesinin sureti sunulmuş olup, Mahkememizin 04/08/2022 tarihli tensip zaptının 10 numaralı bendi gereğince davacı vekiline MÖHUK 53/1-a maddesi gereğince tenfizini talep ettiği Tahran Shahıd Beheshti Yargı Komplexi Umumi Hukuk Mahkemesi 17.Şubesi’nin 15/03/2016 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararın ve kesinleşme şerhinin apostil şerhli aslı ile onanmış tercümesini sunması için 1 aylık kesin süre verilmiş, davacı vekilince 28/09/2022 tarihinde yabancı mahkeme kararının aslı ve tercümesinin sunulduğu beyan edilmiş ise de davacı vekilince sunulan beyan dilekçesinin ekinde sadece tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının onaylı tercümesi ile yabancı mahkeme kararının suretinin bulunduğu, yabancı mahkeme kararının aslının verilen kesin süreye rağmen kesin süre içerisinde ve duruşma gününe karar dosyaya ibraz edilmediği anlaşıldığından 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 53. Maddesindeki tenfiz istemine ilişkin dilekçe ekinde yabancı mahkememe kararının aslının eklenmesine ilişkin yasal koşul tenfiz isteminde bulunan davacı vekilince yerine getirilmediğinden dolayı dava konusu yabancı mahkeme kararının tenfizi koşullarının oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, yabancı mahkeme kararlarının tenfizi davalarında Harçlar Kanunu'nun 4. maddesinde harcın nispi alınacağı açıkça belirtilmiş ise de taraf vekilleri lehine nispi avukatlık ücreti alınacağına dair açık bir düzenleme olmadığından Yargıtay 11.HD'nin 24.02.2016 tarihli, 2015/10020 E- 2016/1963 K sayılı emsal kararı doğrultusunda davanın reddine karar verildiğinden davalı lehine maktu vekalet ücreti tayin edilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir."gerekçesi ile, Davacı tarafça açılan DAVANIN REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkeme tarafından verilen ara karar gereğince taraflarından istenilen belgelerin sunulmasına rağmen bu belgelerin yokluğundan bahsile davanın reddine karar verilmiş olmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, Yerel Mahkeme tarafından hazırlanan tensip tutanağının 10 numaralı ara kararı ile, davaya konu yabancı mahkeme kararının apostil şerhli aslı ile noter onaylı tercümesinin aslını veya aslı gibidir yapılmak suretiyle onaylı bir örneğinin ve tenfize konu kararın kesinleşme şerhi ve tebligat evraklarının aslı ve noter onaylı tercümelerini sunmak üzere taraflarına 1 aylık kesin süre verildiğini; bunun üzerine Yerel Mahkeme tarafından taraflarından talep edilen belgelerin 28.09.2022 tarihinde İstanbul Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Ön Bürosu aracılığı ile sunulduğunu; ön büro tarafından düzenlenen alındı belgesinde alınan evrakların “ Yabancı Mahkeme Karar Aslı ve Tercüme” olduğunun açıkça yazıldığını, Hal böyleyken Yerel Mahkeme tarafından “ Tahran Shahıd Beheshti Yargı Komplexi Umumi Hukuk Mahkemesi 17.Şubesi’nin 15.03.2016 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararın ve kesinleşme şerhinin apostil şerhli aslı ile onanmış tercümesini sunması için 1 aylık kesin süre verilmiş, davacı vekilince 28.09.2022 tarihinde yabancı mahkeme kararının aslı ve tercümesinin sunulduğu beyan edilmişse de davacı vekilince sunulan beyan dilekçesinin ekinde sadece tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının onaylı tercümesi ile yabancı mahkeme kararının suretinin suretinin bulunduğu, yabancı mahkeme kararının aslının verilen kesin süreye rağmen kesin süre içerisinde ve duruşma gününe kadar dosyaya ibraz edilmediği” gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini; öncelikle, taraflarından istenen belgelerin İstanbul Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Ön Bürosu aracılığı ile sunulduğu 28.09.2022 tarihli alındı belgesi ile sabit olduğunu; buna rağmen Yerel Mahkeme, alındı belgesi ile teslim edildiği belgelenmiş evrakların dosyaya sunulmadığını beyan ettiğini; Yerel Mahkemenin var olan alındı belgesi karşısında bu belgelerin sunulmadığına karar vermesinin abesle iştigal olduğunu; taraflarınca teslim edildiği belgeli olan evrakların her nasılsa dosyanın içeresinde bulunamamasının sorumluluğunun taraflarına yüklenemeyeceğini; aksi kabul halinde, dosyaya sunulan evrakların başında adeta nöbet tutmalarının gerektiğini, Yerel Mahkemenin taraflarından beklediğinin de bu olduğunu; mantık sınırlarının dışına çıkan böyle bir durumun olması mümkün olmadığından, böyle bir durumda Yerel Mahkemenin yapması gereken şeyin; davanın reddine karar vererek kendi kusurunun sorumluluğunu taraflarına yüklemek değil, ilgili mahkeme kararını kararı veren ülke mahkemesinden temin etmek olması gerektiğini; bu bakımdan Yerel Mahkemenin kararının açıkça hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini, Tenfiz davalarının niteliği gereği eda davası olmayıp tespit davası niteliğinde olduğundan maktu harca tabi olmasına rağmen taraflarından nispi harç talep edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu; aksi düşünülse dahi İran İslam Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında yapılan uluslararası anlaşma hükümleri çerçevesinde her iki taraf vatandaşlarının harçtan muaf olmasına rağmen nispi harç alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, İleri sürerek, yukarıda ifade edilen hususlar doğrultusunda İstanbul 20.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 23.03.2023 T. 2022/478 E. 2023/222 K. sayılı ilamının yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak, davalarının kabulüne karar verilmesini, şayet bu talepleri kabul görmeyecekse davalının istinaf başvurusunun reddine kadar verilmesini, her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, Yabancı Mahkeme kararının infazı davasında Mahkemece davanın reddine karar verildiğini; mahkemece davanın reddi nedeniyle davalı yararına maktu vekalet ücretine hükmettiğini; bu kararın yasa ve usule aykırı olup, kararın kaldırılmasına ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, Mahkeme, kararın gerekçesinde "...taraf vekilleri lehine nispi avukatlık ücreti alınacağına dair açık bir düzenleme olmadığından ... davalı lehine maktu vekalet ücreti tayin" edildiğini, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde maktu vekalet ücreti alınacak dava türü ve mahkeme türleri belirlenerek hüküm kurulduğunu; tarife dava türlerininden nispi vekalet ücreti alınacağını düzenlemediğini, tam tersi para ile ölçülebilen tüm davalarda nispi vekalet ücretine hükmedileceğini düzenlediğini; nispi vekalet ücretinin hangi esaslara göre alınacağının ise tarifenin 13. maddesinde belirtildiğini; tarifenin 13. maddesine göre "Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir." şeklinde belirtildiğini, Tarifenin, nispi vekalet ücretine hükmedilecek dava türlerini tek tek saymadığını, "para ile değerlendirilebiliyor ise" ölçütünü benimsediğini; tarifede hiç bir şekilde nispi vekalet ücretinde dava türü ayrımı yapmadığını; dolayısıyla mahkemenin "açık bir düzenleme olmadığından" şeklindeki değerlendirmesinin tarife hükümlerine aykırı olduğunu; bu nedenle Mahkeme kararının kaldırılarak davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep ettikleirni,İleri sürerek, yukarıda açıklanan nedenlerle, İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.03.2023 tarih, 2022/478 E. ve 2023/222 K. Sayılı kararının davalı lehine olan vekalet ücreti kısmının kaldırılarak, davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun uyarınca yabancı ülke mahkeme kararının tanınması ve tenfizi talebi istemine ilişkindir. Mahkemece, yabancı mahkeme kararı aslının verilen kesin süreye rağmen kesin süre içerisinde ve duruşma gününe kadar dosyaya ibraz edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; tenfizi istenen yabancı mahkeme kararı aslının ön büro aracılığı ile dosyaya sunulduğu, buna rağmen davanın karar aslının sunulmadığı gerekçesi ile reddinin hatalı olduğu, tanıma ve tenfiz davaları maktu harca tabi iken nispi harç alınmasının hatalı olduğu, aksi kabul edilse dahi Türkiye ve İran arasında yapılan ikili anlaşma ile harçtan muafiyet söz konusu olduğu yönündedir. Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebebi; reddedilen talep bakımından davalı yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu yönündedir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanununun 53 maddesinde, tenfizi istenen yabancı mahkeme ilamının, kararın verildiği ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya kararı veren yargı oranı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi ile ilamın kesinleştiğini gösteren ve kararın verildiği ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin dilekçeye eklenmesi gerektiği düzenlenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti arasında imzalanan 03/02/2010 tarihinde imzalanan ve 22/01/2011 tarih ve 6121 sayılı Kanun ile onaylanarak 10/03/2021 tarihli 27870 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Hukuki ve Cezai Konularda Adli İşbirliği anlaşmasının hukuki ve ticari konulardaki kararların tanınması ve tenfizi başlıklı dördüncü bölümünün 19 ila 24 maddeleri arasında, iki ülke mahkemelerince verilmiş kararların tanınması ve tenfizi koşulları düzenlenmiştir. Anlaşmanın 22/1 fıkrasında talepte bulunulan ülkenin adli makamlarına doğrudan yapılacak başvuruya kararın, aslına uygunluğu tasdik edilmiş örneği, kararın kendisinden kesinleştiği ve icra edilebilir olduğu anlaşılamıyorsa, kararın kesinleştiğini tasdik eden belge, yokluğunda aleyhinde karar alınan tarafın, usulüne uygun şekilde mahkemeye davet edildiğini ve imkansızlık halinde mahkeme önünde geçerli şekilde temsil edildiğini kanıtlayan bir belge ile tüm bu belgelerin tanıma ve tenfiz talep edilen ülkenin dilinde yapılmış onaylı tercümesinin ekleneceği düzenlenmiştir. Dava dosyası fiziken incelendiğinde, UYAP sistemi üzerinden ibraz edilen dava dilekçesi ekinde, tenfizi istenen kararın, temyiz ve karar düzeltme kararlarının ve kesinleşme şerhinin aslının fotokopisinin, ayrıca tüm bu belgelerin Türkçe dilinde yapılmış yeminli tercümelerinin suretlerinin mevcut olduğu, mahkemece tensiben davacı vekiline, dava konusu Tahran Shahıd Behesti Yargı Komplexi Umumi Hukuk Mahkemesi 17.Şubesi’nin ... Esas, ... Karar Sayılı Kararının, Tahran İli Genel Adliyesi Tahran Temyiz Mahkemesi 1.Şubesi’nin ... Esas ... Karar Sayılı Kararının, Tahran İli Genel Adliyesi Tahran Temyiz Mahkemesi 1.Şubesi’nin ... Esas ... Karar Sayılı Kararının, Tahran Shadıd Behesti Yargı Komplexi Umumi Hukuk Mahkemesi 17.Şubesi Tarafından Verilen İcra Belgesinin apostil şerhli aslı ile noter onaylı tercümesinin aslını veya aslı gibidir yapılmak suretiyle onaylı bir örneğini ve davalı yönünden tanıma tenfize konu kararın kesinleşme şerhi ve tebligat evraklarının aslı ve noter onaylı tercümelerini sunmak üzere 1 aylık kesin süre verildiği, aksi halde bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ve mevcut delil durumuna göre karar verileceği hususunun ihtar edildiği, davacı vekili tarafından 28/09/2022 tarihli dilekçe ile 28/09/2022 tarihli hukuk mahkemeleri ön bürosu alındı belgesi ile istenen belgelerin onaylı tercüme asıllarının ve kararın onaylı aslının dosyaya sunulduğunun beyan edildiği, dosya içerisinde onaylı tercüme asılları bulunmakla birlikte, farsça dilindeki karar ve belge asıllarının bulunmadığı, ancak alındı belgesi üzerinde " esas yabancı mahkeme karar aslı ve tercümesi ibrazı" ibaresinin yer aldığı anlaşılmıştır. Mahkemece ön inceleme celsesinde tahkikata geçilerek davanın reddine karar verilmiş, gerekçeli kararda verilen kesin süre içerisinde ve duruşma gününe dek tenfizi istenen karar ve ilgili belgelerin aslı veya apostil şerhli örneğinin dosyaya sunulmadığı belirtilmiş ise de, alındı belgesinde esas mahkeme kararı aslının ibraz edildiği yazılı olmasına rağmen, dosyada evrak aslının neden mevcut olmadığı hususunda bir araştırma yapılmamış bu hususta davacı vekilline açıklama yaptırılmamış olması, 6100 Sayılı HMK'nun 27/1 fıkrası ile 27/2-b bendi kapsamında hukuki dinlenilme hakkının ihlali mahiyetindedir. Davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2022/6677 esas, 2023/3391 karar sayılı, 31/05/2023 tarihli ilamında da belirtildiği üzere, tanıma ve tenfiz davaları eda değil tespit davası mahiyetinde olduklarından maktu harca tabi oldukları gibi, yukarıda belirtilen Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Cezai Konularda Adli İşbirliği anlaşmasının teminat ve adli masraflardan muafiyet başlıklı üçüncü bölümünün 16 ıncı maddesi çerçevesinde, davacı yanın harçtan muafiyet talebi yönünden olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmaması da yerinde olmamıştır. Sonuç itibariyle, davacı yanın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davalı yanın vekalet ücretine yönelik istinaf sebebinin, kaldırma kararının mahiyeti gereği değerlendirilmesine yer olmadığına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/03/2023 tarih ve 2022/478 Esas - 2023/222 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Davalı yanın vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına,3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde davacı ve davalıya iadesine, 5-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/07/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52