SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/756

Karar No

2024/1226

Karar Tarihi

12 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/756 Esas

KARAR NO: 2024/1226 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2023/725 Esas - 2024/150 Karar

TARİH: 06/03/2024

DAVA: Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)

KARAR TARİHİ: 12/07/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, ... olarak adlandırılan davalıların, 27/10/2000 tarihinde TMSF' ye devredilen ... A.Ş. ' nin eski sahibi ve yöneticileri olduğunu, dava dışı ... A.Ş. nin TMSF'ye devrinden önce davalılardan ... yönetim kurulu başkanı sıfatıyla imzaladığı ... A.Ş. Yönetim kurulunun 09/05/2000 tarih ve 19 sayılı kararı ile müvekkili davacı .... A.Ş.' ye 2.500,00 TL (2.500.000.000ETL) tutarında kredi kullandırılarak konuyla ilgili 11/05/2000 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını ve kredinin müvekkilinin hesaplarına geçtiğini, ... Grubunun talebi üzerine söz konusu kredinin bedelinin müvekkili şirket tarafından ... Grubunun hesaplarına aktarıldığını ve bu suretle belirtilen kredinin davalılar lehine çekilip kullandığının taraflar arasında tartışmasız olduğunu, kredi sözleşmesinin akdedilmesi ve kredinin kullanılmasının akabinde ... A.Ş'nin 27/10/2000 tarihinde TMSF' ye devredildiğini ve ...' ın TMSF' ye devri sonrasında Bankalar Yeminli Murakıplarınca yapılan incelemede de anılan kredinin ... Grubuna aktarıldığının 11/05/2001 tarihli R-17, R-21 sayılı Bankalar Yeminli Murakıbı Raporu ile tespit olduğunu, söz konusu raporda ... firmasına 11/05/2000 tarihinde 2.500,00 TL olarak kullandırılan kredinin bankanın Şişli şubesinden çekilmiş gibi gösterildiğini ve söz konusu tutarın ... ve ... A.Ş'nin ... A.Ş. Hesabına gönderilerek ... AŞ'nin İMKB (BİST)'de işlem görmekte olan hisse senetlerinin destekleme alımları dolayısıyla borçlarının tasfiyesinde kullanıldığı tespitinin yer aldığını, paranın geri ödemesinin de banka sahibi Davalı Grup tarafından yapılacağının kararlaştırıldığını, ancak davalı tarafça bu ödemelerin yapılmadığını, ... kredinin çekilmesinden bir müddet sonra TMSF' ye devredilmesi nedeniyle borcun tamamının müvekkili İpekyol tarafından ödenmek zorunda kalındığını, dava dışı TMSF ile ... Grubu arasında akdedilen 17/11/2003 tarihli protokol ile de davalı ... Grubu'nun, anılan kredinin kendi sorumlukları içinde olduğunu kabul ederek borcu TMSF ye ödemeyi kabul ve ödemeyi taahhüt edip borcu üstlendiğini, davalılardan ... tarafından imzalanıp TMSF'ye verilen 27/04/2006 tarihli yazı ile de bu sorumluluk tekrarlandığını, TMSF ile davalılar arasında akdedilen 17/11/2003 tarihli protokol ile davaya konu borç davalılarca üstlenildiğini ve ödeme taahhüdü verilmesine rağmen davalıların ödeme yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu nedenle dava dışı TMSF tarafından müvekkili şirket aleyhine yasal takip işlemlerinin başlatıldığını, müvekkili şirketin söz konusu takip işlemleri ile karşı karşıya kaldığını ve davalılara ait olan kredi borcunu TMSF'ye ödemek zorunda kaldığını, müvekkili şirketin .... A.Ş. ile akdedilen 11/05/2000 tarihli genel kredi sözleşmesinden doğan ve davalılar tarafından kullanılan anapara 2.500.000,00 TL bedelindeki kredi borcuna karşılık olan ... A.Ş'ye, 818.787,50 TL karşılığı 1.196.828,53 USD ve 4.177.366,26 USD, 40.000,00 TL olmak üzere toplamda 5.374.194,79 USD ve 40.000,00 TL tutarında ödeme yapmak zorunda kaldıklarını, müvekkilinin kapamasını yaptığı kredinin nihai kullanıcısı ve asıl borçlusunun ... Grubu olması nedeniyle TMSF tarafından ... Grubundan bu kredi nedeniyle bir tutar tahsil edilmesi halinde müvekkilinin ödediği tutarın TMSF tarafından kendisine iade edileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin iadeye ilişkin taleplerde bulunduğunu ancak TMSF tarafından verilen cevaplarda ... Grubu tarafından ... Kredisi için bir tutar ödenmediği için iade edilmesi gereken bir tutarın bulunmadığının belirttiğini beyanla, öncelikle İİK'nın 257. Maddesi uyarınca davalıların borcu karşılayacak nitelikte taşınır, taşınmaz malları, 3. kişilerdeki hak ve alacakları ile tüm malvarlıklarının ihtiyaten haczine, davalıların tüm mal varlıklarının ihtiyaten haczi talebinin kabul görmemesi halinde, borca yeter miktardaki; Davalı ... adına kayıtlı ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel .. Blok ... no.lu dubleks niteliğinde bağımsız bölümün, Davalı ... adına kayıtlı ... ili, ... .... Mahallesi, ... mevkii, ... pafta, ... ada, ... parselde kayıtlı bahçeli kargir evin, Davalılar ... adına kayıtlı..., ... ilçesi, ... Mahallesi ... ada, ... parselde kayıtlı ..., ..., ... ve ... no.lu bağımsız bölümlerin, Davalı ... adına kayıtlı ... ili, ..., ... Mahallesi, ... ada, ... parselde kayıtlı kargir evin, Davalı şirketler üzerine kayıtlı, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel ile ... ada, ... parseldeki taşınmazların ihtiyaten haczine, kısmi dava olarak 5.374.194,79 USD ve 40.000,00 TL'nin tahsili zımnında fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 200.000,00 USD'nin ödeme tarihi olan 14.10.2005 tarihinden itibaren işleyecek Devlet Bankalarının USD mevduata ödediği bir yıllık en yüksek faiz ve 40.000,00TL'nin ödeme tarihinden işleyecek en yüksek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesi ile, davacının bir alacağının bulunduğunu kabul etmemekle birlikte alacağının zamanaşımına uğradığını, davacının her ne kadar TBK 82 uyarınca kanun ve sözleşme gereği TMSF ye karşı protokolle sorumluluğunun ortadan kalktağını ve kesinleşen cetvele göre de ... ve ... satışından TMSF nin davacı tarafa bedel iade etmeyeceğinin TMSF nin 25/09/2023 tarihli yazısı ile öğrendiğini ve davanın yasal süresi içinde açıldığını ileri sürmekte ise de davanın zamanaşamına uğradığını, Davacının, sebepsiz zenginleşme iddiasını ve bu durumun öğrenilmesi tarihinin 25.09.2023 olduğunu kabul anlamına gelmemek ihtirazi kaydı ile, TBK 82. Maddede, sadece sebepsiz zenginleşmenin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıllık zamanaşımı değil, aynı zamanda, zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımının da düzenlenmiş olduğunu, davacı tarafından yapıldığı iddia olunan tüm ödemeler için zamanaşımı süresinin yıllar önce geçtiğini, davacının dilekçesindeki vakıaların çelişkili ve kabul edilemez olduğuna ilişkin itirazları saklı kalmak kaydı ile, davacı, müvekkiline kredi kullandırdığı iddiasında olduğuna göre, karz sözleşmesi hükümleri uygulandığında dahi 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olduğunu, davacının, TMSF ile ... Grubu arasında akdedilen 17.11.2003 tarihli Protokol ile davaya konu borcun müvekkillerce üstlenilmesi ve ödeme taahhüdü verildiğini ve müvekkiller tarafından ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi üzerine davacı şirket aleyhine yasal takip işlemlerine başlandığını ileri sürdüğünü, oysa TMSF ile yapılan bu Protokol’ün tarafı davacı olmadığını, bu nedenle, davacının işbu Protokole dayanarak herhangi bir hak iddiasında bulunmasının mümkün olmadığını, esasen TMSF kendisine verilen çok geniş yetkiler çerçevesinde, bir alacağı fon alacağı olarak nitelendirdiği anda, bu alacak ile ilgili olan herkesi müteselsilen sorumlu tutmakta ve özel hukuk hükümlerine göre hiçbir zaman sorumlu kılınamayacak borçlardan dahi banka yöneticilerini, ortaklarını, bağlı şirketleri ve iştirakleri, kısaca ilişkili olan herkesi muhatap olarak görebilmekte ve 3. kişilere ait olan borçların tahsili için dahi bu kişileri yükümlü kılabildiğini, nitekim, müvekkili grubun yapılan Protokoller ile, kendisine ait olmayan ... gibi başka grupların, kişilerin borçlarından da sorumlu olduğu taahhüt ettirilerek, bu borçlar da müvekkili gruptan tahsil edildiğini, ancak bu durumun söz konusu borçların asıl borçlularının bu 3. kişiler olduğu gerçeğini değiştirmediğini, başka bir deyişle, 3. kişi asıl borçluların borçlu olmaya devam ettiğini, ancak müvekkili grup da kullanılan bir kredi veya pay devri yahut başka bir biçimde ilişkilendirildiğinden, grubun da söz konusu borçların ödenmesinden TMSF tarafından sorumlu tutulduğunu, aynı durumun davacı şirketin kredi borcu için de söz konusu olduğunu, bu nedenle müvekkilinin, 17.11.2003 tarihli Protokol ile davacıya değil, TMSF’ye bu borcun ödenmesi taahhüdünde bulunmasının, davacının borcunu ödemekten muaf olacağı anlamına gelmediği gibi, müvekkili grup tarafından bir ödeme yapılması varsayımında dahi sebepsiz olarak zenginleşen davacı olacağından, müvekkillerinin asıl borçlunun davacı olması sebebiyle davacıdan talepte bulunması şeklinde bir sonuç ortaya çıkacağını, dolayısıyla, davacının bu iddiasının tamamen mantık dışı olduğunu, davacının, kendisinin tarafı olmadığı ve TMSF’nin kamu gücünü kullanarak, davacının borcundan dolayı müvekkilinden de ödeme taahhüdü aldığı protokolü fırsat bilerek, hakkı olmadığı halde, kendi yarattığı ve delile dayanmayan bir senaryo ile (kredinin ... grubuna kullandırıldığı iddiası) haksız biçimde menfaat elde etmeye çalışmaktan başkaca bir şey olmadığını, bu nedenlerle öncelikle ihtiyati hacze itiraz ettiklerini beyanla, ihtiyati haciz kararı kaldırılmayacak ise teminat miktarının %100 olarak belirlenmesine karar verilmesini, davanın öcelikle zamaanaşımı yönünden reddine, bu mümkün olmadığında ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 06/03/2024 tarih 2023/725 Esas 2024/150 Karar sayılı kararında; "...TMSF'den gelen yazı cevabı ve eklerinden, dava dışı ... A.Ş ile davacı arasında imzalanan kredi sözleşmesi kapsamında davacıya kredi kullandırıldığı ve bu kredi parasının kredi kullandıran bankanın ortakları ve grup şirketlerine aktarıldığına dair banka murakıp raporu bulunduğu, davalılar ve bir kısım dava dışı şirketler tarafından TMSF'ye taahhüt verilerek banka zararının karşılanmasını üstlendikleri ve davacıya kullandırılan kredinin de bu kapsamda sayıldığına dair protokol düzenlendiğinin bildirildiği, davacının kullandığı kredinin TL'den USD'ye çevrildiği, davalılar ve dava dışı şirketlerce ödenmemesi nedeniyle davacı tarafça toplamda 5.374.194,79 USD borç ve 40.000,00 TL vekalet ücretinin TMSF'ye ödendiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.Mahkememizce yapılan incelemede, davalıların davacıya yönelik bir borç taahhüt belgesinin bulunmadığı, murakıp raporu ve davalıların TMSF'ye verdiği taahhütlere dayanılarak eldeki davanın açıldığı, taraflar arasında bir kredi kullandırımı ve aktarımı yapıldığı iddiasının 2000 yılına dayandığı ve davalıların varsa o tarihte borcunun doğduğu, davalıların iddia edilen borcu ödememesi nedeniyle ise davacının en son ödemeyi 2005 yılında TMSF'ye yaptığı, dolayısıyla borcun varlığı kabul edilse bile o tarihte muaccel hale geldiği ve zaman aşımının başladığı, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan bir yıllık zaman aşımı yanında 10 yıllık genel zaman aşımının da dava tarihi itibarıyla dolduğu, talebin bu açıdan zaman aşımına uğradığı, davalıların dava dışı kişilerle birlikte TMSF'ye verdiği 17.11.2003 tarihli Protokol kapsamındaki taahhüdün davacı lehine verilmediği, sadece ... tarafından TMSF'ye gönderildiği anlaşılan faks çıktısının davalıları davacıya karşı borç altına sokmadığı, bu protokoller ve yazıların borcun yenilenmesi sonucunu doğuracak nitelikte olmadığı, bu durumda zaman aşımının davacı açısından son ödemenin yapıldığı 2005 yılından başlatmak gerektiği ve bu sürenin dolduğu, davalıların zaman aşımı definin yerinde ve süresinde olduğu, bu nedenle davanın reddine karar vermek gerektiği vicdani kanıya ulaşılmış ve aşağıdaki gibi hüküm verilmiştir...."gerekçesi ile, "Davacının davasının zamanaşımı defii nedeni ile REDDİNE," karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; tüm deliller toplanmadan, tahkikat aşamasına geçilmeden, dosya bilirkişiye gönderilmeden, ön inceleme celsesinde davanın reddine karar verilmesinin hatalı olup kararın eksik incelemeye dayandığını, tahkikata başlanmadan önce zamanaşımı itirazlarının karara bağlanacağı yönünde hüküm olsa da Yargıtay içtihatları ve doktrin gereğince, somut olayın özelliğine göre, ancak maddi hukuka ilişkin inceleme neticesinde karar verilecek nitelikte bir durum söz konusu ise ön inceleme aşamasının sonunda değil, bilakis tahkikat tamamlandıktan sonra bu konuda karar verilmesi gerektiği kabul edildiğini,(...bkz. KARSLI, Abdurrahim/KOÇ, Evren/KONURALP, Cengiz Serhat; Hukuk Muhakemeleri Kanununda Problemli Konular Alternatif Yayıncılıkİstanbul 2014 s.93)Somut olayda davaya konu hususlar sıradan ve her gün karşılaşılan hususlardan ziyade, son derece girift olup zamanaşımı hususunun karara bağlanması için maddi hukuka ilişkin detaylı inceleme gerektiğini, detaylı inceleme yapılsa idi davanın kabulüne karar verileceğinin kesin olduğunu, davada, yaklaşık ispat şartı sağlandığından bahisle tensiple birlikte müvekkili davacı lehine ihtiyati haciz kararı verilmesine rağmen iki ay sonra gerçekleşen ön inceleme celsesinde davanın reddine karar verilmesi tamamıyla çelişkili olup izaha muhtaç bir hukuki garabet yaşandığını, Yerel mahkemedeki davada 15.12.2023 tarihli ara kararla; "Mahkememize sunulan dava dilekçesi ve ekleri, TMSF' nin 12/12/2023 tarihli müzekkere cevabı ve ekleri nazara alınarak, yaklaşık ıspat şartı sağlandığı anlaşıldığından, İhtiyati Haciz talebinin 5.830.000,00 TL üzerinden, %20 teminat karşılığında kabulüne" karar verdiğini, yerel mahkeme ihtiyati haciz kararının dayanağı olarak yaklaşık ispat şartının sağlanması hususuna dayandığını, Müvekkili davacı şirket aleyhine hiçbir değişiklik olmamasına ve yerel mahkemenin ihtiyati haciz kararının üzerinden henüz iki aylık süre geçmesine rağmen bu kez davanın reddine karar verildiğini, bu iki karar arasında büyük bir çelikli mevcut olup izaha muhtaç bir durum ortaya çıktığını, bu çelişki Sayın İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde giderilmemiş olup kararın bu açıdan da istinaf yoluyla kaldırılması gerektiğini, davalılara aktarılan ve davalılar tarafından kullanıldığı kesin olan bir kredi borcunun, müvekkili şirket tarafından kapatılmış olmasının iç ilişkide sebepsiz zenginleşme teşkil ettiği ve borcu ödeyen tarafa rücu hakkı verdiği hususu en basit hukuk kuralı olduğunu, bir konunun sebepsiz zenginleşme doğurması için ikili ilişkinin tarafları arasında "yazılı bir anlaşma bulunması" koşulu hiçbir şekilde bulunmadığını, ilk derece mahkemesi'nin "davalıların davacıya yönelik bir borç taahhüt belgesinin bulunmadığı(!)" şeklindeki değerlendirmesi, genel hukuk prensiplerine, somut olaya, dosya kapsamına, delillere tamamıyla aykırı olup hatalı bir değerlendirme olduğunu, İlk Derece Mahkemesi'nin davanın reddine dair gerekçelerinden biri "davalıların davacıya yönelik bir borç taahhüt belgesinin bulunmadığı" hususu olduğunu, bu değerlendirme tamamıyla hatalı olup somut olaya teşmili hiçbir şekilde uygun olmadığını;Davada zamanaşımı gerçekleşmemiş olup bu husus delillerle ortaya konulduğunu, buna rağmen davanın reddinin haksız ve hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi'nin davanın zamanaşımından reddine karar vermesinin tamamıyla haksız ve hukuka aykırı olduğunu, TMSF'nin resmi kararı uyarınca, davaya konu kredi borcunun iadesi için müvekkili şirket, davalı ... grubunun fona olan tüm borçlarının tahsilini ve bu kapsamda ... - ... ticari ve iktisadi bütünlüğü ihalesine ilişkin sıra cetvelinin kesinleşmesini beklemek zorunda olup bu husus keyfi bir durum değil, yasal bir zorunluluk olduğunu, somut olayda TMSF tarafından yürütülen resmi tasfiye süreci nedeniyle davalılardan borcu geri isteme hakkının doğduğu tarih, TMSF tarafından sıra cetvelinin kesinleştiği ve geriye ödenecek bir meblağ kalmadığının bildirildiği tarih olan 25.09.2023 tarihi olup davaya konu alacak hiçbir şekilde zamanaşımına uğramadığını, dava dilekçesinde yer aldığı üzere, müvekkili şirkete kullandırılmış gibi gösterilen davaya konu, banka kaynağı niteliğindeki kredinin nihai kullanıcısı ve asıl borçlusunun davalılar ... Grubu olması sebebiyle, söz konusu borç, davalılar tarafından açıkça kabul ve ikrar edildiğini ve geri ödemesi taahhüt edildiğini;Dava dışı bankaya ve ... Grubu mal varlıklarına TMSF tarafından el konulmasının akabinde TMSF tarafından, 06.10.2005 tarihli 426 sayılı kararının 4. Maddesi ile; Medya Grubunun Fona olan tüm borçlarının tahsil edilmiş olması ve münhasıran ... Ticaret A.Ş borçlarına mahsuben bir tahsilat sağlanması halinde bu tutarın ...'a iade edilmesine" şeklinde karar alınmış ve söz konusu karar müvekkili şirketle paylaşıldığını, bu karara istinaden müvekkili şirketin "... Grubunun Fona olan tüm borçlarının tahsil edilmiş olması" sürecini kanunen beklemek zorunda olduğu tartışmasız olup müvekkili şirket yasal zorunluluk gereğince tahsilat sürecinin tamamlanmasını beklediğini eğer müvekkili şirket bu süreci beklemeden huzurdaki davayı ikame etmiş olsa idi, davalıların bu kez borç tasfiye sürecinin TMSF tarafından yürütüldüğü ve bu sürecin beklenmesi gerektiği yönünde itirazda bulunacaklarını, somut olayın özelliği gereği müvekkilin, Bankalar Kanunu amir hükümleri gereğince kamu otoritesi olan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yürütülen resmi bir süreci beklemek zorunda olduğunu;Müvekkili şirket, süreç içerisinde defalarca kez TMSF'ye resmi talepte bulunarak, Medya Grubu'nun fona olan tüm borçlarının tahsil edilip edilmediğini, bu tahsilat süreci kapsamında özellikle en büyük tahsilat kaynağı olan ...-... Ticari ve İktisadi Bütünlüğü ihale bedelinin dağıtımına ilişkin sıra cetvelinin kesinleşip kesinleşmediğini ve münhasıran ... A.Ş borçlarına mahsuben bir tahsilat sağlanıp sağlanmadığını sorduğunu;TMSF ise 01.02.2010 tarihli yazısında aynen; "...Oysa ... - ... Ticari ve İktisadi Bütünlüğü sıra cetveli henüz kesinleşmediğinden yukarıda belirtilen Protokol henüz yürürlüğe girmemiş, sıra cetvelinde fona ayrılan pay borçlu grubun fona olan borcundan mahsup edilmemiş ve dolayısıyla medya grubunun fona olan tüm borçları henüz tahsil edilmemiştir. yine münhasıran ...a.ş borçlarına mahsuben borçlu ... tarafından yapılan herhangi bir ödeme bulunmamaktadır. Yukarıda belirtilen nedenlerle, Fon Kurulu kararında belirtilen iade şartları henüz gerçekleşmediğinden, şirketiniz ..a.ş'nin etibank a.ş'den kullanmış olduğu krediye ilişkin olarak fona ödenen toplam 4.206.899-usd'nin hali hazırda tarafınıza iade edilmesi mümkün bulunmamaktadır." şeklinde beyanda bulunduğunu, müvekkili şirket, yasa gereği tasfiye sürecinin tamamlanması beklemek zorunda olup bu yasal zorunluluk çerçevesinde hareket ettiğini, Müvekkili şirket süreç içerisinde yeniden TMSF'ye yazılı başvuruda bulunduğunu, nitekim TMSF'nin 25.09.2023 tarihli yazısı ile;... Ticari ve İktisadi Bütünlüğü ihale bedelinin dağıtımına ilişkin sıra cetvelinin kesinleştiğini, Sıra cetveli kesinleştikten sonra müvekkile iade edilecek bir alacak kalmadığını, ... Grubu tarafından münhasıran ... kredisiyle ilgili Kuruma herhangi bir ödeme yapılmadığını, Sıra cetveli kesinleşmesi ile ... Grubuyla imzalanan 28.11.2008 tarihli Protokol'ün yürürlüğe girdiğini Yeni yürürlüğe giren 28.11.2008 tarihli Protokol gereğince, davalı ... Grubu'nun "... Kredisi" olarak adlandırılan davaya konu krediden kaynaklanan tüm sorumluluklarının sona erdiğini öğrendiğini, bu gelişmelerin tamamı yeni olup müvekkili şirket, TMSF'nin kararı gereği yasal bir tasfiye sonucu bekleme sürecinde iken yeni gelişmelerden haberdar olduğunu ve derhal huzurdaki davayı ikame ettiğini, TBK 82. maddesine göre, sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağını, Müvekkili şirket, kamu otoritesi tarafından yürütülen mal tasfiye sürecinin sona erdiğini, kendisine yapılacak bir ödeme kalmadığını ve davalıların borçlarından kurtuldukları hususlarını TMSF'nin 25.09.2023 tarihli yazısı ile öğrenmiş olup huzurdaki dava yasal süresi içinde ikame edildiğini, Bu halde, somut olayın özelliği gereğince TBK 82. maddesi anlamında iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğundan söz etmenin mümkün olmadığını, Somut olayın özelliği gereği, davalıların sebepsiz olarak zenginleştiği tarih müvekkili şirket tarafından TMSF'ye ödeme yapılması anı değil, davalıların davaya konu borçtan doğan sorumluluklarından beri kılındıkları tarih olup bu açıdan da zamanaşımı gerçekleşmediğini, yerel mahkeme tarafından bu hususun da değerlendirmeye alınmadığını, Davaya konu kredinin ... grubu hesaplarına aktarıldığı ve geri ödemenin müvekkili şirket tarafından yapılarak haksız zenginleşmenin gerçekleştiği delillerle sabit olup ""dosyadaki taahhütlerin davalıları davacıya karşı borç altına sokmadığı(!)"" yönündeki red gerekçesi, tamamıyla hukuka aykırı olduğunu, Yerel mahkemenin gerekçeli kararında; "...davalıların dava dışı kişilerle birlikte TMSF'ye verdiği 17.11.2003 tarihli Protokol kapsamındaki taahhüdün davacı lehine verilmediği, sadece ... tarafından TMSF'ye gönderildiği anlaşılan faks çıktısının davalıları davacıya karşı borç altına sokmadığı..." şeklinde gerekçe ileri sürmüş olup bu hususun da kabulünün mümkün olmadığını,Dava dilekçesinde açıklandığı üzere, dava dışı ... A.Ş.'nin TMSF'ye devrinden önce, davalılardan ... yönetim kurulu başkanı sıfatıyla imzaladığı ... A.Ş. Yönetim Kurulu'nun 09.05.2000 tarih ve 19 sayılı Kararı ile müvekkili davacı ... Tic. A.Ş'ye 2.500.000.-TL tutarında kredi kullandırılmış gibi yapılarak 11.05.2000 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi imzalatıldığını ve söz konusu banka kaynağı niteliğindeki kredi bedeli, ... Grubu'nun hesaplarına aktarıldığını, bu husus, yerel mahkemece TMSF'ye yazılan müzekkere sonucu dosyaya gelen murakıp raporlarıyla sabit hale geldiğini, Delil listemizde sunulan 27.04.2006 tarihli borç ikrarı niteliğinde belgenin aslının TMSF'den talep edilmesi mümkünken bu yapılmayıp, mahkemece bu önemli belgenin değerini azaltmak için "faks çıktısı" şeklinde nitelendirilmesi tamamıyla haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu husus ne yazıkki mahkemenin davanın reddi için gerekçe yaratma çabasını gösterdiğini, İlk Derece Mahkemesi'nin gerekçeli kararında; "..sadece ... tarafından TMSF'ye gönderildiği anlaşılan faks çıktısının davalıları davacıya karşı borç altına sokmadığı.." şeklinde bir ifade bulunduğunu, Yerel mahkemeye sunulan 27.04.2006 tarihli borç ikrarı nıteliğindeki belgenin gerçekliğinden şüphe ediyorsa, TMSF'ye müzekkere yazılarak belge aslının celp edilebilmesi mümkün iken bunun yapılmayıp belgenin değerini azaltmak için "faks çıktısı" şeklinde nitelendirilmesi kabul edilemeyeceğini, Davada davanın esasına ve tahkikat aşamasına geçilmemiş olup dava, ön inceleme celsesinde reddedildiğini, bu nedenle vekalet ücretinin maktu olması gerekirken nisbi şekilde takdir edilmesi başlı başına hukuka aykırı olduğunu, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davasıdır.Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeni ile reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştu.Somut olayda davacı vekili dava dilekçesi ile, dava dışı ... AŞ'nin TMSF'ye devrinden önce, davalılardan ... yönetim kurulu başkanı sıfatıyla imzaladığı ... Yönetim Kurulu'nun 09.05.2000 tarih ve 19 sayılı Kararı ile müvekkil davacı ...Tic. A.'ye (kısaca ...) 2.500.000.-TL tutarında kredi kullandırılarak, konuyla ilgili 11.05.2000 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını ve kredinin müvekkili hesaplarına geçtiğini, ... Grubu'nun talebi üzerine, söz konusu kredi bedeli müvekkili şirket tarafından, ...'nun hesaplarına aktarılmış olup bu suretle belirtilen kredinin davalılar "... Grubu" lehine çekilip kullanıldığının taraflar arasında tartışmasız olduğunu, Kredi Sözleşmesi'nin akdedilmesi ve kredinin kullanılmasının akabinde ... A.Ş. 27.10.2000 tarihinde TMSF'ye devredildiğini, ... TMSF'ye devri sonrasında Bankalar Yeminli Murakıplarınca yapılan incelemede de anılan kredinin ... Grubuna aktarıldığı 11.05.2001 tarihli, R-17 R-21 sayılı Bankalar Yeminli Murakıbı Raporu ile tespit olunduğunu, söz konusu raporda, İpekyol firmasına 11.05.2000 tarihinde 2.500.000 TL olarak kullandırılan kredinin, bankanın Şişli Şubesinden çekilmiş gibi gösterildiği ve söz konusu tutarın ... ve ...AŞ’nin ... hesabına gönderilerek ... AŞ’nin İMKB’de işlem görmekte olan hisse senetlerinin destekleme alımları dolayısıyla oluşan borçlarının tasfiyesinde kullanıldığının tespitinin yer aldığını, ... çekilen kredinin ... Grubu’nun isteğine göre Gruba aktarılmış olması nedeniyle, esasen taraflar arasında varılan mutabakat gereği, geri ödemesinin de Banka sahibi Davalı Grup tarafından yapılacağının kararlaştırıldığını ancak davalı tarafça bu ödemeler yapılmayıp, ... kredinin çekilmesinden bir müddet sonra TMSF'ye devredildiğini, Bankalar Yeminli Murakıbı Raporu ile davaya konu banka kaynağının (kredinin) davalı ... Grubuna aktarıldığı ve kredinin nihai ve asıl kullanıcısının davalı ... Grubu olduğu açıkça tespit edildiğinden, Bankalar Kanunu gereğince, söz konusu kredi borcundan müvekkil İpekyol’un yanı sıra ... Grubu'nun da, TMSF’ye karşı sorumlu hale geldiğinin kabul edildiğini, bu Kanuni sorumluluğun yanında dava dışı TMSF ile ... Grubu arasında akdedilen 17.11.2003 tarihli Protokol ile de davalı ... Grubu, anılan kredinin kendi sorumlukları içinde olduğunu kabul ederek borcu TMSF’ye ödemeyi kabul ve ödemeyi taahhüt edip borcu üstlendiğini, keza, Davalılardan ... tarafından imzalanıp TMSF’ye verilen 27.04.2006 tarihli yazı ile de, bu sorumluluğun tekrarlanmış bulunduğunu, “TMSF ile Medya Grubu arasında imzalanan 17.11.2003 tarihli sözleşmenin 3. şahıslar ile ilgili hükümleri hk.” şeklinde ilgi tutulan anılan yazıda aynen; “Fon ile şahsım ve grup şirketleri arasında düzenlenmiş 17.11.2003 tarihli Protokolün 3- Borcun tespiti ve kabulü başlıklı bölümünün, 3.1. paragrafında Medya Grubu’na 3. Şahıslar üzerinden aktarılan kaynaklar ile ilgili borçların, zararın tasfiyesi anlamına gelmek üzere, tarafımızca açıkça kabul edilmiş olmakla, tasfiye etmeye çalıştığımız zarar bünyesinde ve anılan taahhüdümüz kapsamında A-...’in değerlendirilmesinde, öncelikle ... A.Ş’nin ...’a olan kredi borcunun ödenmesini, o tarihe kadar ... A.Ş. tarafından ödeme yapıldığı takdirde, vaki ödemesinin kendisine iadesine ve anılan şirketin borçtan beri kılınarak, kendi sorumluluk kalemlerimiz hudutlarında kalmak üzere borcunun tasfiye edilmesini saygı ile arz ve talep ederim.” denildiğini, TMSF ile davalılar arasında akdedilen 17.11.2003 tarihli Protokol ile davaya konu borç davalılarca üstlenilmesi ve ödeme taahhüdü verilmesine rağmen davalılar ödeme yükümlülüklerini yerine getirmeyip, bu nedenle dava dışı TMSF tarafından müvekkili şirket aleyhine yasal takip işlemlerine başlanıldığını, Müvekkil şirketin, söz konusu takip işlemleri ile karşı karşıya kaldığından, esasen davalılara ait olan kredi borcunu TMSF'ye ödemek zorunda kaldığını, bu itibarla müvekkil şirketin, ... A.Ş ile akdedilen 11.05.2000 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi'nden doğan ve davalılar tarafından kullanılan anapara 2.500.000-TL. bedelindeki kredi borcuna karşılık olarak ...ank AŞ’ye 818.787,50 TL karşılığı 1.196.828,53 USD ve 4.177.366,26 USD, 40.000.TL olmak üzere toplamda 5.374.194,79 USD ve 40.000.TL vekalet ücreti tutarında ödeme yapmak zorunda kaldığını, müvekkili şirketin kapamasını yaptığı kredinin nihai kullanıcısı ve asıl borçlusunun ... Grubu olması sebebiyle, TMSF tarafından ... Grubu'ndan bu kredi nedeniyle bir tutar tahsil edilmesi halinde müvekkilinin ödediği tutarın TMSF tarafından kendisine iade edileceğinin kararlaştırıldığını, bu kapsamda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu 06.10.2005 tarihli 426 sayılı kararının 4. Maddesi ile; "Medya Grubunun Fona olan tüm borçlarının tahsil edilmiş olması ve münhasıran ... A.Ş borçlarına mahsuben bir tahsilat sağlanması halinde bu tutarın ...'a iade edilmesine" şeklinde karar aldığını, TMSF'nin bu kararı üzerine müvekkili tarafından TMSF’ye yazılar yazıldığını, özellikle, ... Grubuna ait ... gazetesinin TMSF tarafından satışından sonra müvekkilinin işbu ödediği tutarın iade olacağı ümidiyle muhtelif yazışmalar yapıldığını, (-24.12.2007 tarihli dilekçe, 30.07.2008 kayıt tarihli dilekçe, 22.07.2011 tarihli ihtarname, 04.09.2019 tarihli dilekçe ) müvekkili şirketin bu taleplerine karşı dava dışı TMSF tarafından verilen cevaplarda ... Grubu tarafından münhasıran ... Kredisi için bir tutar ödenmediği, iade edilmesi gereken bir tutar olmadığı, ... Ticari ve İktisadi Bütünlüğü ihale bedeli dağıtımına ilişkin sıra cetvelinin açılan davalar nedeniyle kesinleşmediği muhtelif yazılarla belirtildiğini ( -18.08.2008 tarihli TMSF yazısı, -01.02.2010 tarihli TMSF yazısı, -05.09.2011 tarihli TMSF yazısı, -19.09.2019 tarihli TMSF yazısı), gelinen aşamada, ... Grubu ile ilgili sıra cetvelinin kesinleştiği ve TMSF'ye olan tüm borçların ödendiği yönünde haricen bilgi alınması üzerine müvekkili şirket tarafından yeniden 05.09.2023 tarihinde TMSF'ye bir yazı yazılarak sıra cetvelinin kesinleşip kesinleşmediği ve ... Grubu tarafından davaya konu kredi borcu ile ilgili TMSF'ye bir ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ödediği tutarın iadesinin talep edildiğini, Müvekkili şirketin bu yazısına cevaben TMSF tarafından verilen 25.09.2023 tarihli cevabi yazı ile; "... Ticari ve İktisadi Bütünlüğü ihale bedelinin dağıtımına ilişkin sıra cetveli, 5411 sayılı Kanunun 134. maddesi ve ilgili Yönetmelik kapsamında düzenlenip Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Ancak anılan sıra cetveli, 3. kişilerce açılan iptal davaları nedeniyle uzun yıllar kesinleşmemiştir. Sıra cetveli ile ilgili açılan son davanın da Fon lehine kesin hükümle sonuçlanmasının üzerine, Fon Kurulunun 10.12.2020 tarihli ve 2020/422 sayılı Kararı uyarınca anılan sıra cetveli kesinleşmiş ve ... Grubuyla imzalanan 28.11.2008 tarihli Protokol yürürlüğe girmiştir. 28.11.2008 tarihli Protokolün yürürlüğe girmesinin ön şartının ... sıra cetvelinin kesinleşmesi olması nedeniyle 2008 tarihinde imzalanan Protokole konu borçlarla ilgili yapılan tahsilatlara ilişkin mahsup işlemleri de 10.12.2020 tarihli Fon Kurulu kararından sonraki süreç içerisinde gerçekleştirilmiştir. ...’ın ... Grubu uhdesinde bulunduğu sırada Firmanıza kullandırılıp ardından Banka Hakim Ortağı ... Grubuna aktarıldığı 11.05.2001 Tarihli Murakıp Raporlarıyla tespit edilen ve bundan dolayı Firmanız ile ... müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu kredi borcu, (kısaca ... kredisi) Fon ile ... Grubu arasında 17.11.2003 tarihinde imzalanan Protokol ile Protokolü imzalayan ... Grubuna dahil gerçek ve tüzel kişilerce üstlenilmiş ve anılan kişilerce kredinin geri ödenmesi kabul ve taahhüt edilmiştir. Ancak ilerleyen süreçte Grup söz konusu protokole konu edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle Protokol temerrüde uğramış olduğundan, firmanıza kullandırılan kredi ile ilgili ... Grubu tarafından bir ödeme yapılmamıştır. Devam eden süreçte 2005 yılında tarafınızca borcun kapanması sonrasında da ... Grubunca münhasıran bu kredi ile ilgili bir ödeme yapılmamıştır. 28.11.2008 tarihinde ... Grubuyla yeni bir protokol akdedilmiş ve bu Protokol yukarıda belirtildiği üzere, ... sıra cetvelinin kesinleşmesi üzerine 10.12.2020 tarihinde yürürlüğe girmiş olmakla, ... kredisiyle ilgili ... Grubunun Kurumuza karşı olan sorumluğu da anılan Protokolün yürürlüğe girmesiyle bu tarih itibariyle ortadan kalkmıştır. Yukarıda belirtildiği üzere, ... Grubunda münhasıran ... kredisiyle ilgili Kurumumuza herhangi bir ödeme yapılmadığından, tarafınıza iade edilecek bir tutar bulunmamakta olup 17.11.2003 tarihli Protokolle ... kredisini ödemeyi kabul ve taahhüt etmiş olmasına rağmen, bu borcu süresinde Kurumumuza ödemeyen ve daha sonra şirketinizce yapılan ödeme nedeniyle Kurumumuza karşı borçtan kurtulan ... Grubu gerçek ve tüzel kişilerinin listesi ekte (Ek/1) yer almaktadır. Öte yandan, Kurumumuz kayıtlarında İpekyol kredisi ile ilgili olarak Fon hesaplarına 4.177.030,78 USD, Banka hesaplarına 818.787,50 TL karşılığı (1.196.828,53 USD) ödenmek suretiyle toplam 5.374.194,79 USD tahsilat yapıldığı, ayrıca Kurumumuz hesaplarına 40.000-TL vekalet ücreti ödendiği görülmüş olup anılan tahsilat detayı ekli tabloda yer almaktadır." şeklinde bir cevap verildiğini, TMSF yazısını müvekkili şirket tarafından 02.10.2023 tarihinde tebellüğ edildiğini, ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davalıların, davaya konu kredinin esas borçlusu ve nihai kullanıcıları/faydalanıcıları olmaları ve Bankalar Kanunu uyarınca TMSF’ye karşı olan Kanuni sorumluluklarının yanında TMSF ile imzalamış oldukları 17.11.2003 tarihli Protokol ile bu borcu üstlenmiş ve ödeme taahhüdü vermiş olmalarına rağmen, Kuruma herhangi bir ödeme yapmayıp ve müvekkili şirketin haciz tehlikesi altındayken yaptığı ödemelerle Kuruma karşı olan borçlarından kurtulduklarını, Kanun ve 17/11/2003 tarihli Protokolle TMSF’ye karşı sorumlu olan ... Grubu, yukarıda içeriği verilen TMSF yazısından da görüleceği üzere, işbu krediyi ödemedikleri gibi TMSF ile yapmış oldukları 27/11/2008 tarihli Protokolle de, ... Kredisi sorumluğundan da kurtulduklarını, Yeni Protokol, ...-... Sıra cetvelinin kesinleşmesi şartına bağlı olarak taraflarca akdedilmiş olduğundan, cetvele karşı açılan davaların Kurum lehine reddedilmesiyle 10.12.2020 tarihinde yürürlüğe girdiğini ve ... Grubunun bu borçtan kurtulduklarını 25.09.2023 tarihli TMSF yazısı ile öğrenmiş bulunduklarını belirterek Türk Borçlar Kanunu'nun 77. Maddesi; "Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür." şeklinde düzenlendiğini, açıklandığı üzere kredinin asıl borçlusu ve nihai kullanıcısı olan ve kredi borcunu üstlenen davalıların, müvekkili şirket tarafından, haciz tehdidi altında TMSF'ye yapılmak zorunda kalınan ödeme nedeniyle, Kuruma olan borçlarından kurtulmuş olup mal varlıklarında herhangi bir haklı sebep olmaksızın 5.374.194,79 USD ve 40.000.TL vekalet ücreti tutarında bir zenginleşme meydana geldiğini, davalıların sebepsiz zenginleştiği bu tutarın TBK 77. Maddesi uyarına müvekkil şirkete iadesi gerektiğini belirtmiştir.Davalı tarafça alacağın zaman aşımına uğradığı belirtilerek süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunulduğu, mahkemece verilen kararda, gerekçesi açıklanmak suretiyle davalıların zamanaşımı definin kabulüne karar verilerek davanın zamanaşımı nedeni ile reddine reddine karar verilmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca borcun üç kaynağı vardır. Bunlar; sözleşme, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmedir.Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir.TBK'nın 77 ve ardından gelen maddelerindeki düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir.Sebepsiz zenginleşme; bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı, geri verme borcu altındadır. BK.nun 146.maddesine göre 2 ve 10 yıllık zamanaşımına tabidir. 6098 sayılı TBK'nın 82. maddeleri gereğince sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemlerinde zamanaşımı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlamaktadır. 6098 Sayılı TBK'nun 146 ve 818 Sayılı BK'nun 125 maddeleri uyarınca, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacak on senelik zamanaşımına tabidir.6098 sayılı TBK'nun 60 maddesi uyarınca, bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa, diğer ifade ile hakların yarışması söz konusu ile hakim, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkanı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar verir. TBK. 149 (BK. 128) maddesinde, zamanaşımının alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlacayağı düzenlenmiştir.Somut olayda davacı taraf, dava dışı ... AŞ'nin TMSF'ye devrinden önce, davalılardan ... yönetim kurulu başkanı sıfatıyla imzaladığı ... Yönetim Kurulu'nun 09.05.2000 tarih ve 19 sayılı Kararı ile davacı ... Tic. A.'ye 2.500.000.-TL tutarında kredi kullandırılarak, konuyla ilgili 11.05.2000 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı ve kredinin hesaplarına geçtiği, ... Grubu'nun talebi üzerine, söz konusu kredi bedelinin davacı şirket tarafından, ... Grubu'nun hesaplarına aktarılmış olup bu suretle belirtilen kredinin davalılar "... Grubu" lehine çekilip kullanıldığını, davalı tarafın kredi borcunu ödememesi nedeniyle Ekim/2005 yılında borcun dava dışı TMSF'ye tamamen ödendiğini, ödeme nedeniyle davalı tarafın sebepsiz zenginleştiği iddiasıyla eldeki davanın açıldığı, davacının talep hakkını sözleşmeye dayandırdığı, sözleşmeye aykırılık neticesinde oluştuğu iddia edilen durumun, aynı zamanda sebepsiz zenginleşme ve/veya haksız fiil de teşkil edebileceği, bu durumun sözleşmelere de uygulanan ve TBK'nun 146 maddesinde düzenlenen on yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanmasına engel olmayacağı gibi, hakimin TBK'nun 60 maddesi uyarınca sözleşmeye aykırılığa dayalı iddiasının, aynı zamanda sebepsiz zenginleşme teşkil ettiği gerekçesi ile davacı aleyhine sebepsiz zenginleşmeye ilişkin zamanaşımı hükümlerini uygulayamayacağı, Genel Kredi Sözleşmelerinden doğan taleplerin on yıllık zamanaşımı süresine tabidir.6098 Sayılı TBK'nun 149/1(818 Sayılı BK'nun 128) maddesi uyarınca zamanaşımı alacağın muaccel olması ile işlemeye başlar. Yine TBK'nun 154/2 (818 Sayılı BK'nun 133/2) fıkrası uyarınca; alacaklının talebini dava veya def'i yoluyla mahkemeye veya hakem önünde ileri sürmesi, yahut icra takibine konu etmesi hallerinde zamanaşımı süresi kesilir. Kesilen zamanaşımı süresi TBK'nun 156/1(818 Sayılı BK'nun 135) fıkrası uyarınca yeniden işlemeye başlar ve aynı Kanunun 157/1(818 Sayılı BK'nun 136/1) fıkrası uyarınca bir dava veya def'i yolu ile kesilmiş olan zamanaşımı, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hakimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar. Somut olayda davacı tarafından, kredi borcunun dava dışı TMSF'ye tamamının Ekim/2005 tarihinde ödendiği iddia olunduğuna göre, on yıllık zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, somut olayda zamanaşımını kesen bir durumun söz konusu olmadığı da gözetilerek, dava tarihi itibariyle 6098 Sayılı TBK'nun 146 ve 818 Sayılı BK'nun 125 maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmıştır. Dava tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu yönündeki mahkeme tesbiti dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcının, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 855,20-TL harçdan mahsubu ile bakiye 427,60-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 12/07/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülentaraflarınesastanVeyaKaynaklı)özetiSözleşmesikararistinaf“tmsfreddinederecesebeplerininistanbuldeğerlendirilmesikarslısavunmasınınsebeplerimahkemesininHesap(Caritmsf'kararınınTicarireddine"ileriKrediAlacakdosyaiddianumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim