Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2024/994
2024/1164
4 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/994
KARAR NO: 2024/1164
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARI VEREN
MAHKEME: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/05/2024 ( Ara Karar Tarihi )
DOSYA NUMARASI : 2024/334 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TALEP: İhtiyati haciz
KARAR TARİHİ : 04/07/2024
İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket yetkilileri ile yapılan borcu ikrar eden mail yazışmalarının ve whatsapp yazışmalarından anlaşıldığı üzere davalı şirketin müvekkili şirketi ile yapmış oldukları görüşmelerde sözlü olarak borçlarını ödeyeceklerini belirtmiş olduklarını bu sebeble müvekkili şirketin tarafından borçluların sözlü beyanlarına itibar edildiğini ve tahsilin bir süre ertelendiğini ancak borçlu firmanın sözlü taahhütlerine uymadığını, şirketi müvekkilinin cari hesap alacağını ödemediğini, davalı firmaya birçok kez mail atıldığını davalı firmanını maillere dönüş yapmadığını, borçlu aleyhine takibat yapılan icra dosyasından zaman kazanmak maksadıyla borçlu tarafından kötüniyetli itiraz edildiğini, netice sonrası mal kaçırma tehlikesi bulunması hasebiyle ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, davalı firmaya ait sadece birkaç şikayetten dahi firmanın sattığı ürünlerin teslimini yapmadığını, yapılan teslimatlarından da verilen terminlerden aylar sonra ve ayıplı bir şekilde yapıldığı müşterilere para iadesi yapmadıkları görüldüğünü, davalı firmanın müvekkil firmaya olan borcunu ödememek/ müvekkil firmanın alacağına kavuşmasını engellemek maksadıyla yaptığı açıkça kötüniyetli itiraz, davalı firma hakkında çok sayıda icra takibi bulunması davalı firmada herhangi bir muhatap bulunmaması göz önüne alındığında İ.İ.K. 257. Maddesinde aranan şartların oluştuğu bu nedenle davalı firma hakkında ihtiyati haciz talebinde bulunma zaruretimiz hasıl olduğunu, davalının (borçlu) kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiğini, bu nedenle borca itirazın iptali ile takibin devamı ve takip talebinin %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi için işbu itirazın iptali davasını açmak zarureti hasıl olduğunu, davalı firmanın müvekkil firmaya olan borcunu ödememek/müvekkil firmanın alacağına kavuşmasını engellemek maksadıyla yaptığı açıkça kötüniyetli itiraz, davalı firma hakkında çok sayıda icra takibi bulunması davalı firmada herhangi bir muhatap bulunmaması göz önüne alındığında İ.İ.K. 257. Maddesinde aranan şartların oluştuğu bu nedenle davalı firma hakkında ihtiyati haciz talebinde bulunma zaruretimiz hasıl olduğunu, davalı (borçlu) kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiğini, davalı borçlunun menkul,gayrımenkul,banka mevduat hesapları, üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının alacağı yeter miktarının ihtiyaten haczine, davamızın kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına asıl alacağın %20sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 30/05/2024 tarih ve 2024/334 Esas sayılı Ara Kararı ile; " İİK 257. maddesinde vadesi gelmiş ve rehin ile temin edilmemiş bir para borcunun alacaklısı borçlunun yedinde veya 3. Şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği öngörülmüştür. İİK nun 258. Maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde " Alacaklı, alacağa ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanat getirecek deliller göstermeye mecburdur." hükmü bulunmaktadır. Yaklaşık ispat kuralından hareketle ihtiyati haciz talebinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı, davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat edecek delillerini dosyaya sunmamıştır. Talebin yargılamayı gerektirmesi nedeniyle, davacının haklılığı yapılacak yargılama sonucunda belirleneceğinden davacının ihtiyati haciz talebinin reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçeleri ile; " 1-İhtiyati haciz talebinin İİK 257 ve 258.maddeleri uyarınca REDDİNE, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı aleyhinde İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasından icra takibi başlatıldığını ve davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz edildiğini ve başlatılan icra takibinin durduğunu, bunun üzerine İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/334 Esas sayılı dosyasından ihtiyati haciz taleplerini de içerir itirazın iptali davası ikame edildiğini, yerel mahkemenin 30.05.2024 tarihinde haklı ve hukuka uygun ihtiyati haciz taleplerini reddettiğini, yerel mahkemece verilen işbu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, şöyle ki; Müvekkil firmanın uluslar arası nakliye işi ile iştigal eden bir firma olup davalı firmanın uluslararası nakliye işlerini üstlendiğini ve müteaddit kereler her türlü noksan ve hasardan ari olarak yüklendiği sorumlulukları eksiksiz olarak yerine getirdiğini, dava dilekçesinde sunmuş oldukları davalı tarafından itiraza uğramamış ve her iki tarafın ticari defterlerinde mevcut olan faturalar ve taşımanın eksiksiz olarak yapıldığını ve taşınan malların teslim edildiğini ispatlayan CMR belgelerinden bu hususun açıkça anlaşılmakta olduğunu, ancak davalı tarafın aldığı hizmetin karşılığı olarak müvekkil firmaya ödeme yapmadığını, yine dava dilekçeleri ekinde sunmuş oldukları mail yazışmaları whatsapp yazışmalarında davalı firmanın müvekkil firmaya olan borcunu ikrar ettiğini, ancak sürekli bir oyalama taktiği ile müvekkilin alacağına kavuşmasının engellendiğini, müvekkil firmaca defalarca gerek yazılı ve gerekse sözlü olarak alacak talep edilmişse de herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkil firmaca başka bir çare kalmadığından alacağın tahsilini sağlamak maksadıyla vadesi henüz gelmeyen fatura bedelleri dışlanarak kalan miktar üzerinden İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, ancak davalı tarafça hakkaniyete aykırı bir biçimde haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiğini ve mezkur takibin haksız ve kötü niyetli itiraz neticesinde durduğunu, CMR(taşıma belgesi-Convention Marchandise Routier) Türkiye, 14.12.1993 gün ve 21788 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 3939 sayılı Kanun ile CMR ve CMR’ye ek protokole katılmayı kabul ettiğini, CMR Konvansiyonu' na paralel olarak 6937 sayılı “Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi Elektronik Taşıma Belgesi ile İlgili Ek Protokol’e Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun” ve 27 Mayıs 2008 tarihli “Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi Elektronik Taşıma Belgesi” ile ilgili Ek Protokol’e katılmalarının uygun bulunarak 31.03.2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmış olduğunu, böylelikle iç hukukumuzun da doğrudan özel kanun hükmü olarak kanuna eşdeğer olarak iç hukuk kuralı olarak uygulama alanı bulduğunu, böylelikle idari makamlar tarafından da resmi yazılı belge olarak kabul edilen CMR belgelerinin varlığının dahi söz konusu taleplerini haklı kılacak nitelikte olduğunu, bu husus irdelenmeden verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Dava dilekçesi ekinde mahkemeye ibraz ettikleri cari hesap ekstresinin, müvekkil firma tarafından usulüne uygun olarak tanzim edilmiş faturalar ve fatura eklerinde sunmuş oldukları taşımanın gerçekleştiğini gösterir CMR belgeleri ve davalı şirket yetkilileri ile yapılan borcu ikrar eden mail yazışmaları ve whatsapp yazışmalarından da anlaşılacağı üzere davalı şirketin müvekkil şirket ile yapmış oldukları görüşmelerde sözlü olarak borçlarını ödeyeceklerini belirtmiş olması sebebiyle müvekkil şirket tarafından borçluların sözlü beyanlarına itibar edildiğini ve bir süre daha alacağın tahsilinin ertelendiğini, ancak borçlu/ davalı firmanın yazılı ve sözlü taahhütlerine de uymadığını ve müvekkilin cari hesap alacağını ödemediğini, Müvekkil firma tarafından davalı firmaya defalarca ödeme konusunda mail atılmışsa da ekte sundukları mail yazışmalarından da açıkça anlaşılacağı üzere davalı firmanın maillere dönüş yapmadığını, hatta telefondan dahi firmaya ulaşmanın mümkün olmadığını, Cari hesaptan kaynaklı alacaklarının ödeme tarihi üzerinden uzun süre geçmesine karşılık davalı firma tarafından ödenmemesinin borçlunun işyeri değiştirme ve mal kaçırma olasılığını kuvvetli kılmakta olduğunu, borçlu aleyhine icrai takibat ikame edileceğinden mal kaçırma tehlikesi bulunması hasebiyle ihtiyati haciz talebinde bulunmak zarureti doğduğunu, dava dilekçeleri ekinde sundukları davalı firmaya it sadece birkaç şikayetten dahi firmanın sattığı ürünlerin teslimini yapmadığı yapılan teslimatlardan da verilen terminlerden aylar sonra ve ayıplı bir şekilde yapıldığı müşterilere para iadesi yapmadıklarının görülmekte olduğunu, Yerel mahkemenin vermiş olduğu ara kararında " Davacı, davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat edecek delillerini dosyaya sunmamıştır. Talebin yargılamayı gerektirmesi nedeniyle, davacının haklılığı yapılacak yargılama sonucunda belirleneceğinden davacının ihtiyati haciz talebinin reddine dair karar vermek gerekmiş..." şeklinde hüküm kurarak haklı taleplerini reddettiğini, oysa dava dilekçeleri ekinde davalı ile olan tüm ticari ilişkiyi kapsayan usulüne uygun olarak tanzim edilmiş faturaların CMR belgeleri ile birlikte eksiksiz olarak yerel mahkemeye ibraz edildiğini, hatta davalı firma yetkilileri tarafından müvekkil firma yetkililerine gönderilen borç ikrarını da içeren mail yazışmaları ve diğer yazışmaların eksiksiz bir biçimde dava dilekçesine eklendiğini, dava dilekçeleri ekinde sunmuş oldukları belge ve vesikaların yaklaşık olarak ispatın çok çok üzerinde bir değerde olup yerel mahkemece bu husus değerlendirilmeden taleplerinin reddedilmiş olmasının hukuken kabul edilebilir bir durum olmadığını, Müvekkil firma ile davalı firma arasındaki ticari ilişkide müvekkil firmanın üzerine aldığı sorumlulukları eksiksiz bir biçimde yerine getirdiğini, davalı firmanın ise müvekkil firmaya aldığı taşıma hizmeti ile ilgili ödemeleri yapmadığını, bu durumun müvekkilin ticari ve mali olarak her geçen gün daha fazla zarara uğrmasına neden olmakta olduğunu, müvekkilin dava dilekçeleri ve ekinde sundukları vesikalardan da açıkça anlaşılacağı üzere davalı tarafın müvekkil firmaya borcu olduğu ve borcunu da ödemediği yaklaşık olarak ispatın çok çok üzerinde ispatlanmış olduğunu, hal böyle iken yerel mahkemece taleplerinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Açıklanan nedenler göz önüne alındığında, davalı firmanın müvekkil firmaya olan borcunu ödememek/ müvekkil firmanın alacağına kavuşmasını engellemek maksadıyla yaptığı açıkça kötü niyetli itirazın, davalı firma hakkında çok sayıda icra takibi bulunması davalı firmada herhangi bir muhatap bulunmaması göz önüne alındığında İ.İ.K. 257. maddesinde aranan şartların oluştuğu bu nedenle davalı firma hakkında ihtiyati haciz taleplerinin haklılığını ispatlamakta olduğunu beyanla; Açıklanan ve re' sen dikkate alınacak nedenlerle; - İstinaf başvurularının kabulü ile İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/334 Esas sayılı dosyasından verilen 30.05.2024 tarihli ihtiyati haciz taleplerinin reddine ilişin kararın kaldırılmasına, - Davalı borçlunun menkul, gayrimenkul, banka mevduat hesapları, alacak ve haklarından alacaklarına yeter miktarının öncelikle teminatsız olarak, aksi takdirde ise uygun bir teminat karşılığında ihtiyaten haczine, - Her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; taraflar arasında akdedilen uluslararası nakliye sözleşmesi kapsamında davacının üzerine düşen nakliye edimini ifa etmesine rağmen davalı tarafından bakiye nakliye bedelinin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talepli davada alacağın tahsilinin temini için ihtiyati haciz kararı verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İİK'nın 257/1. maddesi uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.İİK'nın 258. maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili, taraflar arasında akdedilen uluslararası nakliye sözleşmesi kapsamında davacının üzerine düşen nakliye edimini ifa etmesine rağmen davalı tarafından bakiye nakliye bedelinin ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, davacı tarafından düzenlenen faturalara davalı tarafından itiraz edilmediğini, alacağın faturalar, cari hesap ekstresi, CMR belgeleri, mail ve whatsapp yazışmaları ile sabit olduğunu, alacağın tahsilinin temini için ihtiyati haciz kararı verilmesi talep etmiştir. Davacı vekili tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan faturalar, CMR belgeleri, yazışmalar ve cari hesap ekstresi icra takibine konu davacı alacağını bu aşamada yaklaşık olarak ispat eder yeterlilikte bulunmadığından ve ihtiyati haciz koşulları gerçekleşmediğinden, Mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme ara kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, ihtiyati haciz talep eden davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 704,50 TL ihtiyati haciz harcının talep halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04/07/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09