İstanbul BAM 13. HD 2021/1602 E. 2024/116 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/1602
2024/116
1 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1602 Esas
KARAR NO: 2024/116 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2016/499 Esas - 2018/650 Karar
TARİHİ: 05/06/2018
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 01/02/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Davacı şirketin nakliye sırasında hasar gören ürünlerinin bedelini 19.669,37-TL. olarak, (26.08.2013 den takip tarihine kadar) işlemiş 272,66 TL. ticari faiziyle birlikte tahsil edebilmek için toplam 19.942,05 TL. üzerinden davalı taşıyıcı aleyhine 11.10.2013 tarihinde başlattığı icra takibinin ilk etapta yetkiye, devamında da T.C. İstanbul ... İcra Müdürlüğü nün ... E. sayılı dosyası ile sürdürülen takibe konu borca, işlemiş faize, faiz oranına ve tüm ferilerine davalı şirketin 22.12.2015'de yaptığı itirazla durması üzerine sayın davacı vekili ...da görülmekte olan İtirazın iptali davasını açmış ve 02.05.2016 tarihli dava dilekçesinde (müvekkilinin Türkiye'nin muhtelif yerlerinde distribütörü olan bir şirket olarak terim ve zırai ilaç pazarladığını, bu kapsamda Antalya distribütörü adına İzmir’den Nevşehir'e sevk edilmesi gereken 66 koliye istiflenmiş 6500 adet ... isimli ürünün 02.05.2013 tarih ... sayılı irsaliye ile davalı şirkete İzmir’de teslim edildiğini, ancak irsaliye muhteviyatı ürünlerin, haricen verilen bilgiye göre ürünleri taşıyan aracın kaza yapması nedeniyle nihai tüketicisi olan ... San. Tic. A.ş.'nin eline geçmediğini, 4532 adedinin müvekkiline geri teslim edildiğini, geri kalan ancak kullanılemayacak kadar hasarlı vaziyette olan 1966 adet ürün bedelinin 19.669,37 TL. olduğunu, tazmininin ilk etapta noter aracılığı ile 23-06.2013'de keşide edilen ihtarname ile davalıdan islendiğini, netice alınamadığı için davalı şirkei aleyhine icra takibi başlatıldığım, yetkiye vaki itiraz üzerine takibin yetkili icra müdürlüğünde haciz yoluyla sürdürüldüğünü, ancak davalının haksız itirazı ile takibin yine durduğunu gerekçe gösterip] davanın dayandığı icra takibine yapılan haksız itirazın iptaline karar verilmesini ve davalı aleyhine %20 İcra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, dava konusu ürünler 02,05,2013‘de taşındığından talep edilen atacak zaman aşımına uğradığı gibi, dava konusu ürünlerin bir kısmının nakliye sırasında kullanılamayacak kadar hasarlandığı iddiasının de gerçeği yansıtmadığım, malın teslim yerinde bir kolisinde ıslaklık tespit edildiğini ve Kapadokya şubesi aracılığıyla nihai alıcısına ulaştırıldığını ancak bu hali île koliler kabul edilmediği için tamamının İzmir'e iade edildiğini, davacının geri gelen kolilerdeki ürünün 1966 adedini lam hasadı kabul edip teslim almadığını, bırakılan ürünlerin müvekkilinin deposunda olduğunu, hasarlı olup olmadıklarının incelenebileceğini, kaldı ki iddia olunan basar ambalaj yetersizliğinden kaynaklandığından TTK. Md.78 hükmü uyarınca müvekkiline bu yüzden sorumluluk yüklenemeyeceğini, her halükarda müvekklinin mesuliyeti ve sorumluluk sınırının tayininde TTK. Md. 882'in gözetilmesi gerektiğini, tazminat hesaplamayı gerektirdiğinden likit olmadığını, icra inkâr lazminab istenemeyeceğini öne sümek suretiyle) karşı çıkmakta ve Yüce Mahkemeden özetle müvekkili aleyhine ikame edilmiş olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 05/06/2018 tarih 2016/499 Esas - 2018/650 Karar sayılı kararında; "Dava, İİK 67 md. Dayalı olup davalının hakkındaki icra takibine vaki itirazının iptali istemine ilişkindir. Davacı taraf, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takip 19.669,37-TL asıl alacak, 272,68-TL işlemiş faiz olamak üzere 19.942,05-TL toplam alacağın asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %11 oranında faizi ile birlikte tahsili istemli ilamsız icra takibi yaptığı ve fakat davalının İİK 66 md. Uyarınca itiraz ederek takibi durdurduğu saptanmıştır. Ayrıca itirazın iptali davasında İİK 67 md. Belirtilen ve hak düşürücü nitelikte olan 1 yıllık süresi içinde açıldığı da saptanmıştır.Taraflarca gösterilen deliller toplanmış, ürün bedeline ilişkin alacağın varlığı ve miktarının tespiti yönünden İstanbul Anadolu 2.ATM 2017/39 Tal sayılı dosyasından bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti dosyaya sunduğu 19/09/2017 tarihli raporda " davacı şirketin derdest davanın dayandığı icra takibine konu ettiği alacağın tamamını değil, taşıyıcının somut olaydaki mesuliyet üst sınırına tekabül eden 5.657,11-TL lik kısmını, 80.13-TL işlemiş faiziyle birlikte davalı şirketten 5.737,24-TL olarak talep edebileceği, talebin haklılığına hükmedilmesi ve itirazın iptali istemi ile açılan davanın kısmen kabul edilmesi halinde davacının 5.657,11-TL lik kasıl alacağına da miktarı infaz aşamasında belirlenmek üzere ( her iki taraf da tacir olduğundan, 11/10/2013 olan ) takip tarihinden itibaren istem paralelinde 3095 sk mad 2/2 ye göre avans faizi yürütülebileceği " görüşü bildirilmiştir.Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde açılan dava itirazın iptali davası olup davacı taraf taşınmak üzere davalıya teslim ettiği 6500 ürünün yerine teslim edilmeden 4532.adedinin geri iade edildiği, 1968 adet ürünün ise satılmayacak kadar hasarlı olup olmadığının tespiti ve taşıyıcının sorumluluğu yönünden yaptırılan denetime açık ve ayırıntılı bilirkişi hecelemesine göre taşınmak üzere davalıya teslim edilen ürünlerin ambalajlanmasında herhangi bir kusur bulunmadığı, taşıyıcının TTK 875 md. Gereğince eşyanın hasarından sorumlu olduğu somut olayda taşıyıcının sorumluluktan kurtulmasını sağlayan bir durumun söz konusu olmadığı, üründe meydana gelen sızıntının eşyanın doğal halinden kaynaklanmadığı, TTK 878 md. Uygulanmasının mümkün olmadığı, verilen hasardan davalı taşıyıcının sorumlu olduğu fakat bu sorumluluğun TTK 882 md. baz alınarak yapılan hesaplamaya göre mesuliyet üst sınırına denk gelen 5.657,11-TL bedel ile sınırlı olduğu, ihtarnameye göre 26/08/2013 tarihinden itibaren bu bedele faiz istenebileceği anlaşılmakla yapılan takibin bu miktarlar üzerinden devamına karar vermek ve davanın kısmen kabulüne hükmetmek gerekmiş ve ayrıca dava konusu likit yani belirlenebilir olup davacı tarafça talep edilip davalı da haksız olduğundan kabul edilen asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, Davanın KISMEN KABULÜNE, İstanbul ...İcra Müd'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 5.657,11-TL asıl alacak, 0,13-TL işlemiş faiz olmak üzere 5.737,24-TL toplam alacağın asıl alacak takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi yürütülmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,Kabul edilen asıl alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalıdan tahsiline, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, İlk Derece Mahkemesi’nin yapmış olduğu sınırlı sorumluluk hesaplamasına ilişkin haklarının saklı kalmak üzere; ambalajlamadan gönderen davacının sorumlu olduğu izahtan vareste olup, bu husustaki zararlardan/hasarlardan müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, Eşya taşıma ile ilgili TTK hükümlerinin ve genel teamülün dikkate alınması gerektiğini; TTK 856 ve devamı hükümlerinin eşya taşıması hükümlerini düzenlemekte olduğunu; buna göre; ambalajlama ve işaretlemenin nasıl yapılması gerektiği ve eşyanın ambalajlanmasından gönderen Davacının sorumlu olduğu hususlarının da işbu çerçevede TTK m. 862’de açıkça hükme bağlandığını; buna göre eşyanın niteliği, kararlaştırılan taşıma dikkate alındığında, ambalaj yapılmasını gerektiriyorsa, gönderenin, eşyayı zıya ile hasardan koruyacak ve taşıyıcıya zarar vermeyecek şekilde ambalajlamak zorunda olduğunu, Ambalajlamanın, taşınacak olan eşyanın, onu dış etkilere karşı korumak ve ilgili eşyanın dışarıya tesirini önlemek amacıyla, kap ve zarf gibi araçların içine konulmasını, köpüklenmesini veya sarılmasını ifade etmekte olduğunu; bu gerekliliği sağlamayan, diğer bir ifadeyle, taşınan eşyanın ambalajından akmasına, sızmasına, taşmasına, ya da eşyanın kırılmasına, dökülmesine veya herhangi bir şekilde hasara veya zıyaa maruz kalmasına ya da yol açmasına neden olacak ambalajlamanın yetersiz bir ambalajlama olacağını; ne tür bir ambalajlamanın yeterli olacağı sorusunun cevabının elbette izafi olacak ve ambalajlanacak eşyaya, eşyanın taşınacağı güzergâha, taşıma süresine ve hava koşulları gibi değişkenlere bağlı olarak değişiklik göstereceğini; bu çerçevede gönderenin, eşyayı zıya ve hasardan koruyacak ve taşıyıcıya zarar vermeyecek şekilde, belirtilen değişkenleri de göz önünde bulundurarak ambalajlamak ile yükümlü olduğunu; “Yetersiz” ifadesi, “ayıplı” ambalajlama da dâhil olmak üzere, ambalajlamanın hiç ya da gereğince yapılmamış olması durumlarının tamamını kapsamakta olduğunu,Ambalajlama işleminin kural olarak gönderenin hâkimiyetinde ve dolayısıyla sorumluluk sahasında gerçekleştirilen bir işlem olduğunu; gönderenin bu işlemi, taşınacak olan eşyanın sonraki süreçlerde taşıyıcıya zarar vermesini önleyecek şekilde, eksiksiz ve ayıpsız bir şekilde gerçekleştirmekle yükümlü olduğunu; müvekkili şirketin, Gönderen Davacının eşyasına gerekli bütün özen ve nezareti göstermiş olmasına rağmen; Gönderen Davacının yeterli ambalajlamayı gerçekleştirmemiş olmasından ve Müvekkil Şirket’e taşınan emtia hakkında bilgilendirmede/uyarıda bulunulmamış olmasından dolayı eşyanın zarar gördüğünü; bu sebeple Davacının işbu meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu; Gönderen Davacı emtianın yeterli seviyede korunması için gerekli ambalajlamayı sağlamamış olup söz konusu hasarın meydana gelmesine kendi kusuru ile neden olduğunu, 19.09.2017 tarihli raporda Bilirkişi'nin, davacının ambalaj sorumluluğunu yok saydığını; ancak somut vakıada davacının bu yönde sorumsuzluğunu kabul etmenin mümkün olmadığını; içeriği sıvı ürün olan tüplerin basit bir karton koli ile ambalajlanması, pazarlama sebebine dayandırılarak ambalajın yetersiz yapıldığı gerçeğini ortadan kaldırmadığını; ürün içeriği hakkında bilgi sahibi olan ve yine onu en iyi koruyacak şekilde ambalajlaması gerekenin davacı olduğunu; bu hususta TTK’nın 862. Maddesi'nin de yoruma yer vermeyecek kadar açık olduğunu; Bilirkişi'nin de ambalajın yeterli yapılmadığını ambalajın yalnızca ihtiyaca uygun şekilde pazarlanması göz önüne alınarak yapıldığını belirterek ortaya koymakta olduğunu; bütün bunların bir arada değerlendirildiğinde Yerel Mahkeme'nin hatalı şekilde hüküm kurarak davacının ambalaj sorumluluğunu dikkate almadığını,Taşınan emtianın kullanılamayacak derecede hasarlı hale geldiği iddiasının yerinde olmadığını ve bu konuda da itirazlarını Mahkeme'nin dikkatine sunduklarını, Somut vakıada; emtianın korunaksız şekilde ambalajlandığını; köpük, strafor ve balon benzeri koruyucu madde konulmadığını; işbu ambalajlamanın yeterli olmadığını, TTK 876. maddesinin, “Zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur.” hükmünü ve 878. maddesinin 1. Fıkrasının b bendinin ise “Zıya, hasar veya teslimdeki gecikme, aşağıdaki hâllerden birine bağlanabiliyorsa taşıyıcı sorumluluktan kurtulur: b-Gönderen tarafından yapılan yetersiz ambalajlama.” hükmünü içermekte olduğunu; işbu mevzuat kapsamında da Müvekkili Şirket’in kurtuluş beyyinelerinden faydalanacağının kuşkusuz olduğunu, Buna göre hali hazırda yetersiz ambalajlamadan dolayı davacı tarafın sorumlu olduğunu; müvekkili şirket tarafından iyi niyet çerçevesinde yapılan her türlü bildirim/uyarıya ve gösterilen nezarete rağmen davacı tarafından ambalajlamanın olduğu gibi bırakıldığını; neticeten somut olay özelinde artık müvekkili şirketin kusur yahut sorumluluğundan bahsedilemeyecek olup bütün risk ve sorumluluğun davacı üzerinde olacağını; açıklanan bu sebeplerle, sınırlı sorumluluk hesaplamasına ilişkin haklarına halel getirmemek üzere görülen davanın tümden reddedilmesi gerekirken müvekkili şirket’e kısmen de olsa sorumluluk atfedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu; Bilirkişi Raporu'nda da tespit edildiği üzere, tazminat alacağının önceden bilinebilirlik vasfı dolayısıyla da likit alacak niteliği bulunmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yerleşik içtihatlar uyarınca da mümkün olmadığını ancak işbu konuda Yerel Mahkemenin hatalı şekilde hüküm kurduğunu; bu itibarla işbu hatalı tanzim edilen gerekçeli karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması gereğinin hasıl olduğunu, T.C. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/13648 Esas-2017/1658 Karar, 20.3.2017 tarihli kararının da benzer mahiyette olduğunu, Müvekkil şirket'in sorumluluğunu kabul etmemek kaydıyla; yerel mahkeme, müvekkili şirketin sınırlı olarak sorumlu olduğunu doğru şekilde tespit ettiğini, müvekkili Şirketin hiçbir şekilde zarardan sorumlu tutulamayacağını bir kez daha belirtmekle ve sorumluluğu kabul etmemekle birlikte bu noktadan sonraki beyanlarını, hiçbir şekilde davacının taleplerinin kabulü anlamına gelmemekle birlikte dairemizin aksi kanaatte olması ihtimaline binaen sunmakta olduklarını; sınırlı sorumluluk hesabına karşı haklarına halel getirmemek üzere, yerel mahkeme tarafından müvekkili şirket'in sınırlı da olsa sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu; müvekkili şirket'in sorumluluğunun bulunmamakta olduğunu; açıklanan sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulması gereğinin hasıl olduğunu, İleri sürerek, istinaf başvurularının kabulüne, dairemizce esastan inceleme yapılması mümkün değil ise; dosyanın yeniden inceleme yapılmak üzere yerel mahkemeye iadesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine ilişkin karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; yurt içi karayolu taşıması sırasında zayi olduğu iddia olunan emtia nedeniyle uğranılan zararın davalı taşıyıcıdan tazmini amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacının Nevşehir'de mukim müşterisine/alıcısına teslim edilmek üzere davalıya 65 koli içerisinde 6500 adet 100 cc'lik şişeler içerisindeki, ... markalı silikon bazlı organik ürünün 02/05/2013 tarihinde teslim edildiği, davalının herhangi bir itiraz ileri sürmeksizin emtiayı, emtiaya ilişkin fatura ve sevk irsaliyesini teslim aldığı, emtianın Antalya - Nevşehir arası taşınması sırasında meydana gelen kaza sonucu kolilerin bir kısmının hasar aldığı, alıcı tarafından emtianın tamamının kabul edilmeyerek, taşıyıcıdan teslim alınmadığı, bunun üzerinde davalının davacıya kaza sırasında hasar almayan 4.532 adet şişeyi iade ettiği, hasarlanan ve kullanılamaz hale geldiği iddia olunan 1.968 adet şişenin ise davacı tarafından kabul edilmediği hususları taraflar arasında çekişme konusu değildir. İstinaf önünce gelen uyuşmazlık, emtianın hasar görmesine, kazanın değil ambalaj yetersizliğinin sebep olup olmadığı, buna göre taşıyıcının sorumluluktan kurtulup kurtulamayacağı, emtianın kullanılamaz hale gelip gelmediği, alacağın likit olup olmadığı, buna göre inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı yönündedir. 6102 Sayılı TTK'nun 875/1 fıkrası uyarınca, taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde eşyanın zıyaında veya hasarından doğan zararlardan sorumlu olup, aynı kanunun 878/1-b bendi uyarınca zıya veya hasar gönderen tarafından yapılan yetersiz ambalajlamadan kaynaklanıyorsa taşıyıcı sorumluluktan kurtulacaktır. Nitekim TTK'nun 862 maddesi ile gönderene, eşyanın niteliği, kararlaştırılan taşıma dikkate alındığında ambalaj yapılmasını gerektiriyorsa, eşyayı zıya ve hasardan koruyacak ve taşıyıcıya zarar vermeyecek şekilde ambalajlamak yükümlülüğü getirilmiştir. Ziya veya hasarın taşıma sırasında meydana gelmesi halinde, sorumluluğu ortadan kaldıran sebebin varlığını ispat yükü taşıyıcı üzerindedir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda, ziraat mühendisi bilirkişi tarafından, taşınan emtiada ambalaj hatasının söz konusu olmadığı, harici bir baskı yahut darbeye maruz kalmadıkları veya üzerlerine gövde veya kapağı çatlatabilecek seviyede basınç uygulanmadığı sürece, şişelerdeki sıvı ürünün ambalajdan sızmasının mümkün olmadığı, nakliye sırasında meydana gelen kaza sonucu aldıkları harici darbeler nedeniyle hasar gören 1968 adet ürünün amacına uygun kullanılabilir olma özelliğini yitireceği belirtilmiş olup, mahkemece; bilirkişinin denetime açık teknik tespitleri hükme esas alınarak, davalı taşıyıcının, hasarın ambalaj yetersizliği nedeniyle meydana geldiğini ve sorumluluktan kurtulduğunu ispat edemediği yönündeki kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalının aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalının inkar tazminatı yönelik istinaf sebebi, davacının alacağının dayanağını TTK'nun 875/1 fıkrası uyarınca taşıma sırasında meydana gelen hasardan doğan tazminat tutarının oluşturduğu, zararın varlığı ve tazminat tutarının yargılama ile tespit edilebileceği ve takip tarihi itibariyle likit bir alacaktan söz edilmeyeceği, mahkemece İİK'nun 67 maddesi koşulları oluşmadığından inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu anlaşılmakla, yerinde bulunmuştur. Ne varki bu yanılgı yeniden yargılama yapılmasını gerektirmemektedir. Sonuç itibariyle, davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına, davalının kısmen kabulüne, koşulları oluşmayan inkar tazminatı isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/06/2018 tarih ve 2016/499 Esas - 2018/650 Karar Sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve dairemizce yeniden esas hakkında hüküm kurularak; 2-Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalı tarafından İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibine yapılan itirazın 5.657,11-TL asıl alacak, 80,13-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.737,24-TL talacak yönünden İPTALİNE, takibin 5.657,11-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Koşulları oluşmayan inkar tazminatı isteminin reddine,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak yatırılan 340,57-TL harcın mahsubu ile bakiye 87,03-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 340,57-TL peşin harç, 29,20-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 369,77-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 135,00-TL posta/ tebligat masrafı, 1.400,00-TL bilirkişi ücreti ve 1.400,00-TL diğer olmak üzere toplamı 2.935,00-TL yargılama giderinden kabul ve red oranına (%72) göre hesaplanan 2.113,20-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince kabul edilen kısım üzerinden göre hesap edilen 5.737,24-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince kabul ve red oranına göre hesap edilen 14.204,81-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,10-Bakiye gider avansı olduğu takdirde talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN: 11-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, karar harcının talep halinde iadesine, 12-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 13-Bakiye gider avansı olduğu takdirde talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 14-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 01/02/2024 tarihinde HMK' nın 362/1-a maddeleri gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20