SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/712

Karar No

2024/1120

Karar Tarihi

28 Haziran 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/712 Esas

KARAR NO: 2024/1120 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)

NUMARASI: 2023/449 Esas - 2024/86 Karar

TARİHİ: 20/02/2024

DAVA: İtirazın İptali

KARAR TARİHİ: 28/06/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ... A.Ş.'nin sigortacılık işi ile iştigal eden sigorta şirketlerinden biri olduğunu, müvekkilinin dava dışı sigortalısı ...A.Ş.'ye ait emtianın taşıma sırasında oluşabilecek rizikolara karşı Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi ve Abonman Sözleşmesi ile müvekkili tarafından teminat altına alındığını, müvekkili şirket sigortalısı ... A.Ş. tarafından alıcı ... adlı firmaya muhtelif bisküvi satıldığını, sigortalıya ait "muhtelif kek ve bisküvi" emtiasının ... numaralı konşimento tahtında Türkiye'den Almanya'ya taşınmak üzere ... gemisine yüklendiğini, gemiye yüklenen bisküvi emtialarının ıslandığı ve bu sebeple emtiaların hasarlandığının tespit edildiğini, meydana gelen hasarın fark edilmesi ile alıcı şirket tarafından sigortalı şirkete dava konusu hasara ilişkin olarak tutanak yoluyla hasar ihbarı yapıldığını, borçlu aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, takibe davalı/borçlu tarafından itiraz edildiğini, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemelerin İngiliz Mahkemeleri olduğunu, mal faturasına göre sigortalının mal bedelini tam ve eksiksiz tahsil ettiğinin anlaşıldığını, iddia edilen ıslaklığın nevine göre yağmur suyundan ileri gelen hasarların sigorta kuvertürü dışında olduğunu, süresinde hasar ihbarının yapılmadığını, kolilerin ıslandığı iddiası ile koliler içinde bulunan tüm yüklerin tam zayi olduğunun varsayılmasının mümkün olmadığını, iddia olunan hasarın ne zaman ve ne şekilde meydana geldiğinin belli olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 20/02/2024 tarih 2023/449 Esas - 2024/86 Karar sayılı kararında; "Dava, davacı sigortalısına ait emtiaların, davalı sorumluluğunda deniz taşımasında hasarlandığı iddiası ile sigortalıya ödenen hasar tazminatının rücuen davalıdan tahsili talebi ile başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali davası olup, uyuşmazlığın konusunun, davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının yerinde olup olmadığı, davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı, tarafların aktif ve pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı, sigorta sözleşmesinin geçerli olup olmadığı, geçerli bir sözleşme uyarınca ödemenin yapılıp yapılmadığı, hasara ilişkin süresinde ve geçerli bir ihbarın bulunup bulunmadığı ve hasarın deniz taşıması esnasında meydana gelip gelmediği, hasarda davalının sorumlu olup olmadığı ve hasarın miktarının tespiti noktasında toplandığı görülmüştür.Davalı vekilince davaya konu taşımanın icra edildiği konşimentoda bulunan yetki kaydı nedeniyle davalı bakımından mahkememizin Milletlerarası yetkisizliği itirazında bulunulmuş olmakla öncelikle bu hususun incelenmesi gerekmiştir.Dosya kapsamından, davacı sigortalısı ... 'nin yurtdışına ihraç ettiği muhtelif kek ve bisküvi emtiasının, Gebze Liman'ından Bremerhaven Limanına davalı Sealand tarafından ... numaralı konşimento tahtında ... isimli gemi ile taşındığı, taşımaya ilişkin düzenlenen konşimentonun davalı ... tarafından imzalandığı, ...' nin Danimarka da mukim yabancı bir şirket olduğu, taşıyıcı şirket ile geminin yabancı olması ve emtiaların Türkiye-Almanya taşımasının ifa edilmesi nedeniyle uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, konişmentoların arka sayfasında taşıma şartaları 26. bölümünde yer alan yetki klozu ile taşıma sözleşmesinin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıklara İngiliz Hukukunun uygulanacağı, yetkili mahkemenin ise Londra Yüksek Adalet Mahkemesi olduğunun kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.Yabancı unsur taşıyan uyuşmazlıkların çözümünde yetkili kanunun tayininden önce çözümü gereken sorun açılan davada mahkemenin milletlerarası yetkisinin bulunup bulunmadığı hususuna ilişkin olduğundan uygulanacak hukuktan önce yetki konusunun karara bağlanması gerekmektedir. MÖHUK 47.maddesinde yer itibari ile yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılması mümkündür. Yetki şartı taraflar arasındaki ilişkiyi düzenleyen sözleşmeye ayrı bir madde olarak konulabileceği gibi ayrı bir sözleşme olarak da düzenlenebilecektir. Anılan hükme göre yetki şartının geçerli olması için uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, Türk Mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmemiş olması ile uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması gerekmektedir. Eldeki dosyada somut uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, deniz taşımasından yani akdi ilişkinden kaynaklandığı, (Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin, 22/06/2020 tarihli, 2019/3799 Esas ve 2020/3051 Karar sayılı ilamına karşılık taşıma akdine davalının Türkiye acentesinin aracılık ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmadığından) davaya konu konşimentonun düzenlenmesinde Türk acentenin dahilinin bulunmadığı, navlun faturasının Türkiye acentesi tarafından değil bizzat davalı tarafından düzenlendiği, konişmentonun arka sayfası 26. bölümüde bulunan yetki klozunun halefiyet hükümlerine göre davacı sigorta şirketini bağladığı, konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden Londra Yüksek Adalet Mahkemesi'nin yetkili olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir."gerekçesi ile, davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile davanın usulden reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, Konşimentodaki yetki şartıyla ilgili olarak Yargıtay'ın 22.06.2020 tarihli kararında, konşimentodaki yetki şartının geçersiz olduğuna ve uyuşmazlığın çözümünde türk mahkemeleri'nin yetkili olduğuna hükmedildiğini; bu kapsamda yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın hukuka aykırı olduğunu, yerel Mahkemece her ne kadar Davalının milletlerarası yetki itirazının kabulüne karar verilse de, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/3799 E. 2020/3051 K. 22.06.2020 tarihli kararı ile konşimentodaki yetki şartının geçersiz olduğu ve mahkemece yetkisizlik kararı verilmesinin doğru olmadığına hükmedilerek dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verildiğini, ... A.Ş., ... A/S' nin Türkiye'de bulunan genel acentesi olup, söz konusu taşımaya aracılık ettiğini; dosya kapsamında sunulan navlun faturasındaki ...' nin adresi, şirketin Türkiye'de bulunan genel acentesi olan ... A.Ş.'nin adresi olduğunu; navlun faturasının içeriğinde ... numaralı konşimento için düzenlendiği, ve ... A.Ş. tarafından dar mükellef olan ... adına düzenlendiği açıkça belirtildiğini, Yetki anlaşmasının tek taraflı yapılamayacağını; yetki anlaşmasında taraflardan yalnızca birinin imzasının olmasının TBK m.14'e aykırı olup hmk m.17-18 uyarınca yetki anlaşmasını hukuken geçersiz kıldığını; bu kapsamda, her iki tarafça imza altına alınmamış olması sebebiyle konşimentonun arkasında bulunduğu iddia edilen yetki şartının yerel mahkemece kabul edilmesinin hukuka ve yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, Dava konusu olayda, konşimentodaki yetki klozuna atıfla davanın yetkisizlik sebebiyle reddine karar vermişse de; söz konusu kararın, yetki sözleşmesinin geçerlilik şartlarının gözardı edilmesi suretiyle hukuka aykırı olarak verildiğinin açıkça görüldüğünü; konşimentoya konulan yetki şartının HMK m.17 anlamında bir yetki sözleşmesi olduğunu ve bu sebeple de geçerliliğinin, yetki sözleşmesinin geçerlilik şartlarına tabi olduğunu, Mülga Borçlar Kanunu 13. Maddesi ve Türk Borçlar Kanunu 14. Maddesine göre yazılı şekilde yapılması gereken sözleşmelerde tarafların imzasının bulunmasının şart olduğunu; HMK 17-18 yetki sözleşmesinin yazılı yapılması gerektiğine amir olduğunu; yetki sözleşmesi yapılabilmesi için, anılan hükümler uyarınca "yazılı sözleşme" olması gerektiğini ve her iki tarafın bu sözleşmede imzasının olması gerektiğini; tek taraflı bir beyan veya taahhütle yetki anlaşması yapılamayacağını, dosyada mübrez olan konşimento incelendiğinde, tarafların imzasının bulunmadığının açıkça görülmekte olduğunu; bu durumun, HMK m.18 ve TBK m.14'e aykırı olduğundan yetki sözleşmesinin geçerlilik şartlarının gerçekleşmediğini; konşimentodaki yetki şartının, tarafların imzasının bulunmaması sebebiyle geçersiz olup İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğu iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, konşimentonun arkasındaki yetki şartının, konşimentonun arkasının taraflarca imza edilmemiş olması sebebiyle geçersiz olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/9925 E., 2016/7702 K. ve 03.10.2016 tarihli kararı;" İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi de aşağıdaki kararında, yetki şartı ihtiva eden taahhütnamenin, tek taraflı olarak tanzim edilmiş olması ve her iki tarafın da imzasının bulunmaması sebebiyle HMK m.17 ve m.18 gereğince yetki sözleşmesi niteliğinde sayılamayacağına hükmettiğini, (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2018/450 E. 2018/401 K. 22/03/2018 tarihli kararı), tek taraflı bir beyan ile yetki anlaşması yapılamayacağı, yetki anlaşmasının iki tarafça da imzalanması gerektiği konusunda Hukuk Genel Kurulu'nun aşağıda yer alan görüşünün de gayet açık olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.9.2006 tarihli ve 13-539/586 sayılı kararının de benzer mahiyette olduğunu,Yetki şartının bir an için geçerli olduğu düşünülse dahi, yetki şartı borçlar kanununun 20 ve 21. maddeleri kapsamında "genel işlem şartı" olup yazılmamış sayılması gerektiğini, yerel Mahkemece konşimentonun yer alan yetki klozuna atıfla davayı reddetmiş olmasının hukuka ve emsal kararlara aykırı olduğunu; asla kabul anlamına gelmemek üzere bir an için yetki şartının geçerli olduğu düşünülse dahi, ... numaralı konşimentoda yer alan ve milletlerarası yetki kaydını içeren şerh "genel işlem şartı" niteliği taşımakta olduğunu; konu bahis genel işlem şartının 6098 s. Türk Borçlar Kanunu madde 20-25'te yer alan denetime tabi olduğunu, İzmir 5 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/527 E. ve 2022/287 K. Sayılı ve 16.3.2022 tarihli gerekçeli kararının "muhalefet şerhinde" bu hususa işaret edildiğini, dolayısıyla, yabancılık unsuru içeren olaylarda dahi, Mahkemenin Türk Borçlar Kanunu'nda yer alan genel işlem şartlarına ilişkin denetim kurallarının uygulanması gerektiğini; Türk Borçlar Kanunu'nun 25. Maddesince "Genel işlem koşullarına, dürüstlük kuralına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştıracak nitelikte hükümler konulamaz." Somut olayda yetki kaydının geçerli olması halinde söz konusu konşimento tahtında ortaya çıkan herhangi bir uyuşmazlıkta davacının Türk mahkemelerine başvuramayacak olup; Türk Medeni Kanunu'nun madde 2 "Dürüstlük Kuralı" uyarınca bahsi geçen yetki kaydının geçerliliği ise Türkiye'de bulunan ihracatçı firmalar açısından açık bir dengesizlik yaratacağını; Türk Borçlar Kanunu madde 25 çerçevesinde ise söz konusu yetki kaydı geçersiz hale geleceğini, somut olayda, konşimentoya koyulan yetki ve tahkim kaydının yükle ilgili kimsenin hak arama özgürlüğü üzerinde herhangi bir sınırlama getirmemesi gerekmekte olup, tahkim kaydının geçerliliği ve bağlayıcılığı ancak hak arama özgürlüğünün fiilen sınırlandırılmadığı durumlarda mümkün olması gerektiğini, yetki klozunun, TBK md. 20 ve md. 21 gereğince "genel işlem şartı" niteliğinde olduğundan yok hükmünde olduğunu, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, aşağıda alıntılanan kararında konşimentodaki yetki kaydına dayalı itirazı, ilgili kaydın genel işlem koşulu niteliğinde olduğu gerekçesiyle geçersiz sayan Yerel Mahkeme kararını onadığını, bu hususta benzer bir davada, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/16 E. ve 2014/75 K. sayılı ilamında davalının milletlerarası yetki itirazı karşısında, yetki kaydını içeren konşimento kuralının genel işlem şartı niteliğinde bulunduğu, tarafların iradelerinden bağımsız olarak emredici nitelikte kurallar barındırması nedeniyle kamu düzenine ilişkin olduğu ve ayrıca denetime tabi olduğu, somut olayda yabancılık unsurunun bulunmasının söz konusu hükümlerin uygulanmasını engellemeyeceği ve genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerin bu kapsamda değerlendirileceği, çünkü bu konuda MÖHUK md. 6'nın uygulama alanı bulacağına hükmedildiğini, kararda aynı zamanda konşimentoda yer alan yetki kaydının müzakere edilse dahi, BK md. 25 uyarınca söz konusu genel işlem şartının içerik denetimine tabi olduğunun belirtildiğini; bu nedenle yetki kaydının geçerli olduğu kabul edildiğinde söz konusu konşimento tahtında ortaya çıkan tüm uyuşmazlıklarda davacının yükle ilgili olarak yabancı ülke mahkemesine başvurması gerekeceği ve bu halde BK md. 25 çerçevesinde söz konusu yetki kaydının geçersiz sayılacağı hüküm altına alındığını, yine İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/667 E. 2017/643 K. ve 15/06/2017 tarihli başka bir kararında davalının milletlerarası yetki itirazının reddine karar verildiğini, konşimentoda yer alan yetki kaydının Borçlar Kanunu uyarınca genel işlem şartı olduğu sabit olup, Yerel Mahkeme'nin gerek bu hususu gerekse Türkiye'de mukim davalının yetki itirazının TMK m.2'ye aykırı olmasını dikkate almaksızın verdiği kararın hatalı olduğunu; bu sebeple, davalının yetki itirazının TMK m.2'ye aykırı olmasını dikkate almaksızın verdiği kararın hatalı olduğunu; bu sebeple, Yerel Mahkeme'nin geçerli olduğuna hükmettiği yetki klozu, BK md. 20 ve md. 21 gereğince "genel işlem şartı" niteliğinde olduğundan yok hükmünde olduğunu, ilgili konşimento kaydında davalı tarafların uyuşmazlığın çözümü için farklı mahkeme tercihleri yaptıkları ve tarafların ortak menfaatlerinin korunmadığı bir konşimento şerhi olduğunu; uluslararası usul hukuku bakımından, konşimentoya düşülen bu tarz yetki ve tahkim kayıtlarının "asimetrik yetki kaydı" olarak tanımlanmakta olup, mahkemenin belirli olmaması sebebiyle geçerliliği ve bağlılığının kabul görmemekte olduğunu; dolayısıyla genel işlem şartının geçerliliği kabul edilmese dahi, asimetrik yetki şartının varlığı mevcut yetki kaydını geçersiz kılmakta olduğunu, MÖHUK m. 6 gereğince uygulama alanı bulan genel işlem koşullarına ait hükümler gereğince 6098 sayılı TBK m. 25 uyarınca başvurulacak içerik denetimde bu tür yetki kayıtlarının evveliyetle dürüstlük kuralına da aykırı olacağından bahisle, gerek genel usul hukuku ilkeleri, gerekse de Borçlar Kanunu m. 25 özelinde söz konusu mahkeme kaydının geçerli bir uluslararası yetki sözleşmesi olarak değerlendirilmesi de mümkün olmayıp, Türk Mahkemelerinin Milletlerarası yetkisini ortadan kaldırır nitelikte yetkisizlik kararı verilemeyeceğini; yukarıda alıntılanan Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ve mevzuat hükümleri uyarınca yerel mahkemenin davalıların milletlerarası yetki itirazını kabul etmesinin yerinde bir karar olmadığını, Tüm bunlara ek olarak söz konusu taşımanın Türkiye'den Almanya'ya yapıldığını; yabancı bir şirket olan ... 'nin herhangi bir aracı şirket kullanmadan Türkiye'de konşimento düzenleyerek bir taşıma ilişkisi içerisinde olmasının mümkün olmayacağının izahtan vareste olduğunu, İleri sürerek, yukarıda arz ile izah edilen nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde ortadan kaldırılarak, Yerel Mahkeme'nin yetkili olduğuna ve HMK m.353/a-3 uyarınca dosyanın yeniden görülmesi için ilgili Yerel Mahkeme'ye gönderilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, deniz yoluyla yapılan taşıma sırasında meydana gelen hasar nedeniyle davacının sigortalısına taptığı ödemenin davalıdan tahsili amacıyla başlattığı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından, davalı ...'ye izafeten ... A.Ş.'ye açılan davada, milletlerarası yetki itirazının kabulü ile yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karar karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili, müvekkili sigorta şirketince nakliyat emtia abonman sigortası ile sigortalı olan dava dışı sigortasına ait emtianın Türkiye'den Almanya'ya deniz yoluyla taşıma işinin davalı ... tarafından yapıldığını, ... A.Ş.'nin bu davalının acentesi olduğunu, emtianın taşıma sırasında hasarlandığının varma yerinde tespit edildiğini ve alıcı tarafından emtianın hasarlı olarak teslim alındığına dair tutanak tutulduğunu, akabinde yaptırılan ekspertiz incelemesi sonucu dava dışı ... A.Ş. Tarafından tutanak ile kayıt altına alındığını, tespit edilen 1.446,33-Euro hasar tutarının sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya ödendiğini TTK 1472. maddesi gereğince sigortalıya halef olan davacının hasardan sorumlu olan davalıya rucü hakkının doğduğunu belirterek hasar tutarının davalıdan tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptaline, davalıların inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı tarafından yetki şartının genel işlem koşulu mahiyetinde olduğu, yetki kaydının sigortacıyı bağlamadığı, davalının yetki itirazını ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu ileri sürülmüştür. 6102 sayılı TTK'nın 1228 maddesine göre; konişmento, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı, ancak onun ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senettir. TTK'nın 1237. maddesine göre; taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmento esas alınır, taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler ise navlun sözleşmesinin hükümlerine bağlı kalır. Anılan bu düzenlemede taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkinin navlun sözleşmesi hükümlerine bağlı kalacağı öngörülmüş olmakla birlikte, navlun sözleşmesi hakkında ayrı bir belgenin düzenlenmediği hallerde, taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkide de konişmento esas alınır; zira konişmento bir navlun sözleşmesi yapıldığını ve şartlarını tespit eder. 5718 Sayılı MÖHUK madde 24/1'e göre, sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tabidir. Aynı Kanunun 29/1 maddesine göre de, eşyanın taşınmasına ilişkin sözleşmeler, tarafların seçtikleri hukuka tabidir. Aynı Kanun "Yetki anlaşması ve sınırları" başlıklı 47. maddesi hükmü ile; Türk mahkemelerinin yer itibariyle yetki kurallarının münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, tarafların, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan bir uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesini kararlaştırmalarının Türk Hukuku bakımından geçerli olacağı düzenlenmiştir. Yabancı devlet mahkemesine yetki tanıyan anlaşmanın Türk hukuku bakımından hukuki değer taşıması için öncelikle, yazılı ve taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan bir uyuşmazlığa ilişkin olmalıdır. İkinci olarak söz konusu uyuşmazlık yönünden münhasır bir mahkeme tayin edilmiş olmalıdır. Üçüncü olarak ise yetki anlaşması "uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda" olmalıdır. Diğer yandan yetki anlaşmasıyla yetkilendirilen yabancı devlet mahkemesinin HMK 17 ve 18. maddelerindeki düzenlemeye paralel olarak "belirli" olması şartı MÖHUK'un 47. maddesi yönünden de aranmalıdır. Seçilen mahkemenin belirli olduğunun kabulü için yetkili kılınan mahkeme ismen zikredilmiş olmalıdır. Uyuşmazlık konusu taşıma bakımından düzenlenen konişmentonun Kanun ve Yargı yetkisi başlıklı 26 maddesinde; Amerika Birleşik Devletlerine veya devletlerinden veya başka yere yapılan mal taşıma işlemleri dışındaki tüm taşımalarda, iş bu konişmentonun İngiliz Hukukuna tabi olduğu, konişmentodan kaynaklanan tüm uyuşmazlıklarda, başka bir ülkenin kaza dairesi hariç tutularak, Londra'da İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin kaza yetkisine sahip olduğu hususlarının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Konişmentonun davalı ... tarafından düzenlendiği ve imzalandığı, gönderenin davacının sigortalısı ...Anonim Şirketi, gönderilenin ... GMBH olduğu, yükleme limanının Gebze Limanı, Tahliye Limanı'nın Bremerhaven Limanı olduğu, taşıma sözleşmesinin ... A.Ş aracılığı ile yapılmadığı, davacının sigortalısı ile davalı ... arasındaki ilişkide yabancılık unsuru bulunduğu, milletlerarası yetki sözleşmesi ile yabancı ülke mahkemelerinin yetkili kılındığı, yetki sözleşmesinin yazılı olarak yapıldığı sabittir. Uyuşmazlık, dava konusunun, Türk Mahkemelerinin yer itibariyle yetki kurallarının münhasır yetki esasına göre belirlenen konulardan olup olmadığı, hususundadır. 6100 Sayılı TTK'nun 105/2 fıkrası uarınca; aracılık yaptığı sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartlar geçersizdir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin istikrar kazanan son dönem kararlarında; yabancı tacirlerin Türkiye'deki acentelerinin aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden acentenin, müvekkiline izafeten onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabileceği, kanunda açıkça, sözleşmelerde, bu hükme aykırı sonuç doğuracak şartların geçersiz olduğunun hükme bağlandığı kabul edilmiştir. Buna göre milletlerarası yetki şartının Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi nedeniyle geçersiz sayılabilmesi için, sözleşmenin yabancı tacirin Türkiye'deki acentesi aracılığıyla yapılmış olması zorunludur.Somut uyuşmazlıkta; davacının sigortalısı ile davalı arasında yabancılık unsuru taşıyan taşıma sözleşmesi mevcut olup, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda tarafların anlaşması mümkündür. Davada münhasır yetki veya kamu düzeni sözkonusu değildir. Yetkili kılınan mahkeme belirlidir. HMK'nın 17. maddesi gereğince yetki sözleşmesinde belirlenen yetki şartı genel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırdığından, Türk Mahkemesinde dava açılamayacaktır. Yetki sözleşmesinin tarafları tacir olduğundan, tacirler arasında TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği, konişmentodaki yetki şartında TBK'nın 21/2. maddesi anlamında taşıma ilişkisinin niteliğine aykırı bir kayıt bulunmadığı, uluslararası yetki şartının aynı Kanun'un 25. maddesi anlamında dürüstlük kuralına aykırı genel işlem şartı niteliğinin olmadığı, buna göre yetki sözleşmesinin geçerlilik koşullarını taşıdığı, sigortalı açısından geçerli ve bağlayıcı olan yetki kaydının, onun halefi olan davacı sigortacıyı da bağlayacağı, davacının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine de aykırılık içermediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/06/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülentaraflarınesastanİptaliözetikararistinafreddinederecesebeplerininistanbuldeğerlendirilmesisebeplerisavunmasınınİtirazınmahkemesininmöhukkararınınileridosyaiddianumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim