İstanbul BAM 13. HD 2024/928 E. 2024/1055 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2024/928
2024/1055
10 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/928 Esas
KARAR NO: 2024/1055 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2023/1381 D.İş - 2023/1394 Karar
TARİHİ: 19/03/2024 (Ek Karar)
TALEP: İhtiyati Hacze itiraz
KARAR TARİHİ: 10/06/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesi ile; müvekkili bankanın Gültepe Şubesi ile ... Ticaret Şirketi arasında Kredi Genel Sözleşmesi'nin imzalandığını, söz konusu sözleşmelere ...'nin kefil olarak imza attığını, borçlu şirketin kullandığı kredileri ödemediğini, sözleşmenin müvekkili bankaya verdiği yetkiye istinaden hesabın kat edilerek borçlulara Beşiktaş ... Noterliğinin 09/10/2023 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine İstanbul Banka Alacakları Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından borçlular hakkında ilamsız icra takibine geçildiğini, borçlular ödemelerini durdurmuş olup malvarlıklarını kaçırma, gizleme ve devretme eğilimi içerisinde bulunduğundan bahisle taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının borca yeter miktarının ihtiyaten haczini talep etme zorunluluğunun hasıl olduğunu beyanla muaccel olan 09/10/2023 ihtarname tarihi itibariyle 4.076.716,95 TL tutarındaki alacağın tahsili amacıyla borçluların menkul ve gayrimenkul malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi'nin 05/12/2023 tarih ve 2023/1381 D.İş 2023/1394 sayılı kararı ile; "1-İhtiyati haciz talebinin kısmen kabulü kısmen reddi ile, 3.738.179,47-TL'nin alınmasının temini bakımından vaki isteği İcra İflas Kanu nunun 257. Maddesinin 1.fıkrasına uygun bulunmuş, alacak rehinle temin edilmemiş ve ihtiyati haciz isteyen ...'nin banka sermayesinin tamamının hazineye ait olan bir kamu bankası olup, ...'na devredilmiş olup, 6741 sayılı" ... A.Ş.'nin Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Yasa'nın 8'inci maddesinin 2'inci fıkrasına göre; "dava ve icra işlemlerinde teminat yatırma mükellefiyetlerinden muaftır" hükmü gereğince teminatsız KABULÜ ile fazlaya ilişkin istemin henüz muaccel olmadığından ihtiyati haciz isteminin REDDİNE, kararın infazı için iş bu kararın mühürlü olarak ibraz edilmek kaydı ile İstanbul Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına gönderilmesine," karar verilmiş ve verilen karara karşı borçlular vekili tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmuştur. Muterizler vekili itiraz dilekçesi ile; Mahkemece verilen ihtiyati haciz karar neticesinde İstanbul Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile Genel Haciz Yoluyla Takip yolu ile icra takibine geçildiğini, takipte ödeme emrinin müvekkillerince tebellüğ edilmesi ile birlikte yasal süre içerisinde icra takibine itiraz edildiğini, itirazın değerlendirilmesi sonucunda icra müdürlüğünce 11.12.2023 tarihli tensip tutanağı ile takibin durdurulmasına karar verildiğini, verilen ihtiyati haciz kararının şifaen öğrenildiğini, yasal süresi içerisinde ihtiyati haciz kararına itiraz ettiklerini, verilen ihtiyati haciz kararının, kesin hacze süresi içerisinde dönüşmediğini, bu sebeple müvekkillerinin davacıya kesinleşmiş herhangi bir borçlarının bulunmadığını, talep bakımından usul ve esasen ihtiyati haczin şartlarının oluşmadığını, Mahkemece yapılan değerlendirme ile hatalı şekilde talebin kabulü kararı verilmesi neticesinde müvekkillerine ait taşınır, taşınmaz ve 3. kişilerde hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasının müvekkillerinin ticari hayatının akışını engellediğini, müvekkillerinin ticari hayatının mahvına yol açan ve ticaretin devamı ilkesine aykırılık teşkil eden işbu kararın kaldırılması gerektiğini, Mahkemece verilen ihtiyati haciz kararının ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, talep konusu borcu kabul etmemek ile birlikte müvekkillerinin mallarını gizleme, kaçırma vb. işlem yaptığına dair bir durumun söz konusu olmadığını beyanla ihtiyati haciz kararının tümden kaldırılmasına, talep konusu borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte aksi kanaate olunması halinde ise ihtiyati haczin sadece Mahkemece belirlenecek belirli bir mal üzerinden devamı ile diğer mal ve haklardaki haczin kaldırılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin talep eden üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 19/03/2024 tarih ve 2023/1381 D.İş 2023/1394 Karar sayılı ek kararında; "Talep, borçlu şirket hakkında verilen ihtiyati haciz kararının itirazen kaldırılması istemine ilişkindir, İİK'nun 265. maddesi hükmü gereğince, borçlu kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, huzuru ile yapılan hacizlerde haczin uygulandığı, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu durumda mahkeme, gösterilen itiraz sebepleri ile bağlı inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder.Mahkememizce, icra dosyası, talep dayanağı genel kredi sözleşmesi, ihtarname dosya arasına alınmıştır. İcra dosyası kapsamından ihtiyati hacze itirazın İİK'nun 265 maddesi uyarınca süresinde ileri sürüldüğü tespit edilmiştir. İİK'nun 257/1 fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.İİK'nun 258 maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. Yukarıda anılan hükümler çerçevesinde, rehinle temin edilmemiş ve muaccel bir alacağın mevcut olduğunun yaklaşık düzeyde ispat olunması halinde mahkemece ihtiyati haciz kararı verilebilecektir. İhtiyati haciz kararı, genel kredi sözleşmesi, kat ihtarnamesine dayalı olarak verilmiştir. İİK.'nun 257/1 maddesinde muaccel alacaklar için ihtiyati haciz talep edilebilmesinin koşulları sayılmıştır. Anılan düzenlemeye göre, ihtiyati haciz istenilebilmesi için alacağın vadesinin gelmesi ve rehinle temin edilmemesi yeterlidir. Yine İİK 258 maddesi uyarınca, ihtiyati haciz talebinin kabulü için, muaccel ve rehinle temin edilmemiş alacağın varlığı yaklaşık düzeyde ispat edilmelidir.Somut olayda; İcra dosyası celbedilerek incelenmiş, mahkememizce verilen 05/12/2023 tarihli İhtiyati haciz kararı İstanbul Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına ihtiyati haciz isteyen vekilince 08/12/2023 tarihinde sunulduğu ve aynı tarihte borçlular hakkında ihtiyati hacizlerin uygulanmış olduğu icra dosyasının incelemesiyle tespit edilmiştir. İİK’nın 258. maddesi “Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur” hükmünü içermekte olup ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı ve miktarı hakkında kanaate varılması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken, alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi olmayıp yaklaşık ispat ölçüsünde alacağın varlığını gösteren delillerin sunulmasıdır. Somut olayda, davacı tarafın dosyaya ibraz etmiş olduğu delillerin İİK'nın 258. maddesi gereğince kanaat getirecek deliller olduğu hesabın kat edilmiş olması muaccel alacağın varlığını yaklaşık düzeyde ispata yeterlidir. Muaccel alacaklar için ayrıca İİK'nun 257/2 fıkrasındaki koşullar aranmaz. Tüm bu saptamalar karşısında, muaccel ve rehinle temin edilmemiş alacağın yaklaşık düzeyde ispat olunduğu, itiraz edenlerce ileri sürülen itirazların, İİK'nun 265 maddesinde sayılı sebeplerden olmadığı, kefaletten doğan borcun rehinle temin edilmediği anlaşılmış, itirazın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesi ile, "İtirazın REDDİNE" karar verilmiş ve verilen karara karşı muterizler vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Muterizler vekili istinaf dilekçesi ile; Yerel mahkemece verilen ihtiyati haciz kararı ve ihtiyati hacze ilişkin itirazlarının reddi kararının hukuka, yasalara ve ihtiyati haciz kurumunun ruhuna aykırı olduğunu, her ne kadar müvekkilleri aleyhine ihtiyatı haciz kararı ve işbu ihtiyati hacze itirazlarının reddine karar verilmiş olsa da, ihtiyati haciz kararının verilmesi için gereken yasal koşulların oluşmadığını, müvekkillerinin talep eden ... bank'a borcunun bulunmadığını ve ...'ın müvekkillerinden alacaklı olduğunu dahi ispat edemediğini, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2016/27367 Esas 2016/14852 Karar sayılı ilamı gereğince ihtiyati haciz kararının verilebilmesi için yaklaşık ispat yükümlülüğünün yanı sıra deliller teatisinin tamamlanması gerektiğini, Yerel mahkemece salt ihtiyati haciz talep edenin iddiaları ve delillerinin incelendiğini ve müvekkilleri lehine deliller toplanmadan hatalı olarak ihtiyati haciz kararı verildiğini, talep eden tarafından iddia olunan alacağın varlığı ve yokluğu veya miktarı hakkında herhangi bir araştırma yapılmadığını ve bilirkişi raporu aldırılmadığını, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için her iki taraf için eşitlik prensibi çerçevesinde delillerin toplanması ve taraflar arasında menfaatler dengesinin korunması gerektiğini, Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek herhangi bir araştırma yapılmaksızın müvekkillerinin malvarlığına iddia olunan alacağın miktarını aşacak şekilde ihtiyati haciz konulduğunu; Talep edenin delillerinin İİK'nın 257 ve devamı maddelerinde aranan yaklaşık ispat koşulu bakımından yetersiz olduğunu, Yerel mahkeme dosyasında verilen ihtiyati haciz kararının kesin hacze süresi içerisinde dönüşmediğini, işbu sebeple müvekkillerinin talep edene kesinleşmiş herhangi bir borcunun bulunmadığını, yargılamayı gerektirir bir alacağın tespiti için ihtiyati haciz kararı verilmesinin adil yargılanma hakkının ihlali anlamına geldiğini, taraflarınca ihtiyati haciz kararının verilmesi sonucunda açılan icra takibine haklı sebeplerle itiraz edildiğini ve itirazları sonucunda icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, bu aşamada ihtiyati haciz kararının kesin hacze dönüşmediğini, davacı tarafça haksız olarak alınan ihtiyati haciz kararı kesin hacze dönüşmediğinden bahisle talep edenin müvekkilleri nezdinde kesinleşmiş icra takibine konu alacağının bulunmadığını, durdurulmuş ve kesinleşerek geçerli hale gelmemiş bir takip mevcut değilken, borcun sebebi ve alacağın varlığı henüz ispat edilmemişken, zarar olgusunun yaklaşık olarak ispat edilmiş olmasının mümkün olmadığını, kesinleşmemiş ve itiraz edilmiş borca ilişkin verilen ihtiyati haciz kararı haksız olup kaldırılması gerektiğini; Somut olayda müvekkillerinin adresi açık ve belli olup herhangi bir mal kaçırma, mallarını gizleme maksatlarının da bulunmadığını, İİK 257. maddesi hükmünde ihtiyati haczin şartları açıkça sayılmış olup, somut olayda müvekkilleri aleyhine ihtiyati haciz konulmasının mümkün olmadığını, Mahkemece yapılan değerlendirme ile hatalı şekilde talebin kabulü kararı verilmesi neticesinde müvekkillerine ait taşınır, taşınmaz ve 3.kişilerde bulunan hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasının müvekkillerinin ticari hayatının akışını engellediğini, ticari hayatının mahvına yol açan ve ticaretin devamı ilkesine aykırılık teşkil eden işbu kararın kaldırılması gerektiğini, ihtiyati haciz kararının ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, talep konusu borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilleri aleyhine menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz uygulanmasına karar verilecekse bile, bu durumun müvekkillerinin ticari hayatını tamamen bitirecek nitelikte olmaması, ticari hayatın devamına uygun şekilde ve ölçülü verilmesi gerektiğinin açık olduğunu, bu bakımdan mahkeme kararının kabulünün mümkün olmadığını; Talep konusu borcu kabul etmemekle birlikte müvekkillerinin mallarını gizleme, kaçırma vb. işlem yaptığına dair bir durumun söz konusu olmadığını, İİK'nın genel ilkeleri doğrultusunda ihtiyati haciz kararı verilmesi için dava konusunun sadece para alacağı olması yetmemekte olup belli şartların arandığını, aksi halde sırf para alacağı olması bakımından ihtiyati haciz kararı verilmesinin bu kararı ''geçici hukuki koruma'' kurumundan çıkarıp bir yaptırım haline dönüştüreceğini, müvekkillerinin uzun yıllardan beri aynı adreste faaliyet gösterdiklerini, şimdiye kadar ne alacaklılardan mal kaçırmaya ne de adres değişikliğine girişmediklerini, hal böyleyken müvekkilleri aleyhine uygulanan ihtiyati haciz kararının yaptırım haline dönüştüğünü, verilen ihtiyati haciz kararıyla müvekkilleri baskı altına alınarak, alacağın tahsilinin sağlanmak istendiğini, bir başka anlatımla ihtiyati haciz kurumu, alacağı teminat altına almaktan çok ispatlanamamış bir alacağın tahsilini sağlamaya yönelik baskı aracı olarak kullanılmakta olup geri dönüşü olmayacak zararlara sebep olduğunu, bu durumun kabulünün mümkün olmadığını; İhtiyati haciz uygulaması bakımından yasada öngörülen şartların müvekkilleri yönünden gerçekleşmemiş olduğu göz önünde bulundurularak, müvekkillerinin ekonomik menfaatinin tehlikeye düşürülmesinin engellenmesi, öngörülemez ve telafi edilemez zararların önüne geçilebilmesi adına taraflarınca yapılan itirazlar neticesinde ihtiyati haciz kararının kaldırılması gerekirken ihtiyati hacze itirazlarının reddine karar verilmesi hatalı olup hukuka aykırı olduğunu beyanla İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19.03.2024 tarihli, 2023/1381 Değişik İş ve 2023/1132 Karar sayılı ihtiyati hacze itirazlarının reddi kararının müvekkilleri lehine kaldırılmasına, itirazlarının kabulüne, müvekkilleri aleyhine tesis edilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, talep konusu borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte aksi kanaate olunması halinde ihtiyati haczin sadece belirlenecek belirli bir emtia üzerinden devamı ile diğer mal ve haklardaki haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, genel kredi sözleşmesinden doğan alacak yönünden ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkindir. Mahkemece ihtiyati haciz talebinin kabulüne ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine karar verilmiş, verilen itirazın reddine dair ara karara karşı muterizler vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.İİK'nın 257/1. maddesi uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258. maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. İİK'nın 265. maddesi hükmü gereğince, borçlu kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, huzuru ile yapılan hacizlerde haczin uygulandığı, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu durumda mahkeme, gösterilen itiraz sebepleri ile bağlı inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder. Dosya kapsamından; muterizler tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin İlk Derece Mahkemesi'nde itiraz olarak da ileri sürüldüğü ve Mahkemece verilen ek kararda değerlendirildiği, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın yaklaşık olarak ispatı yeterli ve gerekli olup kesin ispatın aranmayacağı, bu minvalde talep eden tarafça sunulan GKS, kat ihtarnamesi ve tebliğ şerhlerinin yaklaşık ispatı sağladığı, bilirkişi incelemesinin ancak taraflar arasında görülecek esasa ilişkin bir davada yapılabileceği, Mahkemece muteriz borçluların malvarlığında uygulanacak haczin alacağın miktarı ile sınırlı tutulduğu, muaccel ve rehinle temin edilmemiş bir para alacağının varlığı halinde borçluların kaçma veya mal kaçırma şüphesi içerisinde olmaları şartının aranmayacağı, ileri sürülen diğer itiraz sebeplerinin ise İİK'nın 265. maddesinde sayılan sebeplerden olmadığı, bu minvalde İlk Derece Mahkemesince ihtiyati hacze itirazın reddine yönelik verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre muterizler vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Muterizlerin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden muterizler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden muterizlerden alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/06/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25