SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 13. HD 2023/805 E. 2024/1022 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/805

Karar No

2024/1022

Karar Tarihi

6 Haziran 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/805 Esas

KARAR NO: 2024/1022 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2021/531 Esas - 2023/56 Karar

TARİHİ :18/01/2023

DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

KARAR TARİHİ: 06/06/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının, davalı şirketin ortağı olduğu iddia edilen ... Anonim Şirketinin, davalı şirketin paylarını devraldığını, davacının 18/12/2020 tarihinde TTGS'de sermaye arttırımının ilan edildiğini ve Kardeniz'in özvarlıklarını davacıya ayni sermaye olarak getirdiğini ve sermaye arttırımı yapıldığını, davacının 08/01/2021 tarihinde ihtarname keşide ettiğini ve durumu davalıya bildirdiğini, pay defterine kayıt talep ettiğini, davalının TTGS'de 01/02/2021 tarihinde çağrı yaptığını ve 23/02/2021 tarihinde pay sahiplerini genel kurula çağırdığını, genel kurulun 2,3 ve 4. gündem maddelerinde, ...'nin borçlarının yeniden yapılandırılması, kefalet sözleşmeleri ve teminatların verilmesi için yönetim kuruluna yetki verilmesini, ... adlı projenin tamamlanmasından sonra şirket borçlarına karşılık ... A.Ş.'ye devredilmesini, şirket ve iştiraklerinin kredi borçlarının finansal yeniden yapılandırma ("FYY") kapsamında tasfiyesi için sözleşmeler imzalamak, taahhütlerde bulunmak ve ibra için yönetim kuruluna yetki verilmesinin yer aldığını, ilgili olağanüstü genel kurul toplantısına ilişkin çağrının davacıya da yapıldığını, genel kurulda bu şekilde yönetim kurulunun yetkilendirilmesinin yasaya ve usule aykırı olduğunu ve ilgili kararların yoklukla malul olduğunu, bu nedenlerle Dati Genel Kurulu tarafından 23.02.2021 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan kararların yokluğunun, mahkeme aksi kanaatte olması durumunda ise butlanla malul olduğunun tespitini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Genel kurul kararının iptali istemli davanın TTK'nın 445. maddesi uyarınca toplantı tarihinden itibaren 3 aylık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiğini, Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı 23.02.2021 tarihinde gerçekleştiğini ve 3 aylık dava açma süresi 23.05.2021 tarihinde sona erdiğini, işbu davanın usul bakımından reddi gerektiğini, davacı şirketin devraldığı iddiası ile ... paylarının pay defterine kaydedilmesi için 08.01.2021 tarihli ihtarname ile davalı şirkete bildirdiğini ancak pay defterine kayıt talebinin 10.03.2021 tarihinde kabul edildiğini, müvekkilinin pay defterine kayıt sürecinde yaptığı işlemlerin usul ve yasaya uygun olarak gerçekleştiğini, 23.02.2021 tarihli ... Olağanüstü Genel Kurul toplantısında TTK 417/2 maddesine göre düzenlenen hazirun cetveli pay defterine göre hazırlandığını, TTK 415/1 hükmüne göre işbu hazirun cetveli genel kurulda oy kullanma hakkı olan tüm pay sahiplerini gösterdiğini, davalının, pay defterinde kaydı yer almadığını, 23/02/2021 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısına katılma ve oy kullanma hakkı bulunmadığını, TTK 447. maddesinde "batıl " olan genel kurul kararları açıkça belirtildiğini, davacının butlan sebebi olarak ileri sürdüğü sebepler dava konusu olağanüstü genel kurulda gerçekleşmediğini, TTK 494/1 maddesine göre 23.02.2021 tarihinde pay defterinde pay sahibi olarak devreden Kardeniz' in göründüğünü, davacının paya bağlı olarak, davalı şirkete karşı ileri sürebileceği (toplantıya katılma ve oy kullanma dahil) bir hakkının olmamasından kaynaklı ortada butlan sebebi olmadığını, 03.05.2021 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı pandemi sebebiyle ertelendiğini ve 23.06.2021 tarihinde gerçekleştirildiğini, davacının 10/03/2021 tarihi itibariyle pay defterine kayıtlı olmasına ve paya bağlı haklarını şirkete karşı ileri sürebilmesinde engel bulunmadığını ancak bu genel kurul toplantısına davacının katılmadığını, TTK 445. maddesi uyarınca hak düşürücü süre içinde açılmadığı iddia edilen davanın ilk itirazlar kapsamında usulden reddine karar verilmesini, davanın, hak düşürücü süre içinde açıldığını ve davacının, Genel Kurul tarihinde pay defterinde kaydedilmemiş olduğunu, dava açma ehliyeti bulunmadığından davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesini talep ettiği anlaşılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 18/01/2023 tarih 2021/531 Esas - 2023/56 Karar sayılı kararında;"Dava, davalı şirketin 23/02/2021 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiş ve bilirkişi heyetinin 06/04/2022 tarihinde kök ve 25/10/2022 taarihli ek rapor dosyaya sunmuştur. Davacı ... A.Ş'nin daha önce davalı şirket ortağı 18/12/2020 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan tam bölünme kararı sonucunda devreden ... A.Ş'nin paylarını devraldığı, devralınan payların sermaye arttırımı yoluyla elde edilen hisseler olmakla, tasarruf yetkisi kazandığı, davacı tarafından genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğinin iddia edildiği ve bu sebeple iptal davası açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır. Olağan üstü genel kurulun TTK'nın 408.maddesine aykırı olduğu iddiası incelendiğinde; davalı şirketin malvarlığının satışı ve teminat olarak verilmesi hususunda karar verdiği, uygulanması konusunda yönetim kurulunun yetkilendirildiği, emredici düzenlemeye aykırılık, butlanından bahsedilemeyeceği, genel kurulda söz konusu kararların %75 oranın üstünde alındığı, bu sebeple kanuna aykırılık da teşkil etmeyeceği bu sebeple davanın TTK'nın 445 maddesinde düzenlenen iptal sebepler yönünden incelenmesi gerektiği 6102 sayılı TTK'nın iptal sebepleri başlıklı 445.maddesine göre de"446.maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler" Aynı kanunun "iptal davası açabilecek kişiler" başlıklı 446/1-b maddesinde ise "toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın çağrının usulüne göre yapılmadığına, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini genel kurula katılması yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararlarının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri..."hükmü ile birlikte incelendiğinde, davanın TTK'nın 445.maddesinde düzenlenen iptal davasına konu olabileceği kabul edilmiştir. Genel kurul kararlarının iptali bakımından TTK md. 445'de öngörülen 3 aylık sürenin hak düşürücü sürenin hakim tarafından resen nazara alınacağı, davaya konu olağanüstü genel kurulun 23/02/2021 tarihinde, davanın ise 22/06/2021 tarihinde açıldığı anlaşıldığından, hak düşürücü sürede açılmayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir."gerekçesi ile, davanın TTK 445.maddesi uyarınca 3 aylık hak düşürücü sürede açılmadığından REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, Yerel mahkemenin, taraflarınca açılan davada ileri sürülen talebin genel kurul kararlarının yokluğu veya butlanın tespiti olduğunu gözden kaçırarak eksik inceleme ve hatalı hukuki tavsifle hüküm tesis ettiğini, Davanın Davalı tarafın almış olduğu genel kurul kararlarının yokluğunun veya butlanının tespiti talepli olduğunu; hal böyle iken yerel Mahkeme tarafından sanki taraflarınca genel kurul kararlarının iptali talep edilmiş gibi hüküm tesis edildiğini ve tamamen taleplerinin dışında karar verildiğini; oysa yokluk ve butlan talepli davaların 3 aylık hak düşürücü süreye tabi olmayıp her zaman açılabilen davalar olduğunu, Yerel Mahkemenin iptal, yokluk ve butlan kararları arasındaki farkı gereği gibi değerlendiremediği düşüncesiyle bu hususta yeniden bir kısım açıklamaya yer verme ihtiyacı duyduklarını, Hükümsüzlük türleri arasındaki farkların, 6762 sayılı eski TTK'da 381.maddede düzenlenen iptal kurumuna ilişkin olarak bir Yargıtay kararında aşağıdaki şekilde belirtildiğini,"Kararın oluşması için yasanın öngördüğü öge ve koşulların hiçbirisi yoksa o karar yok sayılır. Karar içeriği ve esasa ilişkin ögeleri yönünden kamu değerine, yasanın koruyucu kurallarına veya sağ töreye (ahlak ve adaba) aykırı ya da konusu olanaksızsa temelden bozukluk da (mutlak butlanla) sakattır. Geçersiz (batıl) kararlar baştan beri hükümsüzdür, sonradan geçerli duruma getirilemez. Her ilgili TTK m.381'deki koşul ve süreye bağlı olmadan geçersizliğin saptanmasını isteyebilir. Karar içeriği yönünden yasanın yorumlayıcı kurallarına aykırı ya da yasada yazılı biçim koşulu eksik yerine getirilmezse iptal edilebilir kararlardandır. TTK m.381'de amaçlanan kararlar bu türden olup madde yokluk ya da temelden bozuklukla sakat kararları kapsamaz." (Yargıtay 11. HD., 78/3158 E., 78/3661 K., 06.07.1978 T.;Yargıtay Kararlar Dergisi, 1979, S.9, syf. 1319)Yukarıda belirtilen sebeplerden ötürü, işbu davanın yokluğun, eğer yokluk durumu mahkemece kabul görmez ise butlanın tespitinin talepli olduğunun açıkça görülmekte olduğunu; dolayısıyla, yerel mahkemenin "hak düşürücü sürede açılmayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir." şeklindeki değerlendirmesinin kabulünün mümkün olmadığını, Yerel mahkemenin, dava konusu uyuşmazlığın içinde gerçekleştiği koşullar ve somut özellikleri nazara alındığında hukuken iptal davası açmalarının mümkün olmadığını, dolayısıyla taraflarınca ileri sürülen ağır hukuka aykırılıkların yokluk veya butlan sonucunu doğuracağını gözden kaçırarak eksik inceleme ve hatalı hukuki tavsifle hüküm tesis ettiğini, Bilindiği üzere, 6102 s. TTK’da genel kurul kararlarının butlanı ve iptali düzenlenmekle birlikte, yokluk konusunda özel bir hüküm bulunmadığını; bu sebepten yokluk yaptırımına ilişkin genel hükümlerin uygulama alanı bulacağını,Yokluğun, bir hukuki işlemin kurucu nitelikteki unsurlarının bulunmaması sebebiyle işlemin hiç kurulmamış olması olarak tanımlanabileceğini; Genel kurul kararının varlığından söz edebilmek için de iki kurucu unsura ihtiyaç duyulduğunu; bunların, genel kurul toplantısının yapılması ve pay sahiplerinin bu toplantıda karar alması olduğunu; bu ikisinden birinde bir eksiklik meydana gelmesi halinde, kararın hiç doğmamış sayılacağını ve en baştan itibaren yok sayılacağını; bu kapsamda toplantıya katılanların pay sahibi değilse, pay sahiplerinin TTK’nın genel kurulun toplanması için öngördüğü şekil ve usulde toplanmamışsa bir genel kurul kararının varlığından söz edilemeyeceğini, yokluk yaptırımına tabi bir kararın ortaya çıkacağını; taraflarınca dava konusu edilen genel kurul Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik'e açıkça aykırı şekilde yapıldığını, "Bir genel kurul kararının yokluğu (Nicht- oder Scheinbeschlüsse), başlangıçtan itibaren bir genel kurul kararının mevcut olmadığını ifade eder. Bir işlemin ve bu arada genel kurul kararının kurucu unsurlarının mevcut olmaması halinde, hukukî işlemin veya genel kurul kararının yokluğu, eski deyimle “keenlemyekûn” veya mutlak butlan ile malûl olduğundan bahsedilmektedir. Örneğin bir genel kurul kararının alınabilmesi için, mutlaka usulüne uygun davet ve buna uygun toplantı yapılması şarttır (...)" (Prof. Dr. Hasan Pulaşlı, ANONİM ŞİRKET GENEL KURUL KARARLARININ SAKATLIĞI VE MÜEYYİDESİ (https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/97840) Taraflarına davet yazısı gönderilmesine rağmen genel kurula katılımlarının engellendiğini; yalnızca bu durumun dahi genel kurulun yokluğu sonucunu doğurmakta olduğunu,Hazır bulunanlar listesi MADDE 16 – (1) (Değişik:RG-29/5/2021-31495) Genel kurul toplantısına katılabilecekler listesi; 6362 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca kayden izlenen paylar ile hamiline yazılı paylar bakımından Merkezi Kayıt Kuruluşundan sağlanan pay sahipleri çizelgesine, diğer paylardan senede bağlanmamış bulunan veya nama yazılı olan paylar ile ilmühaber sahipleri için pay defteri kayıtlarına göre yönetim kurulunca hazırlanır ve söz konusu liste yönetim kurulu başkanı veya başkanın yetkilendireceği yönetim kurulu üyelerinden biri tarafından imzalanır.(2) Genel kurul toplantısına katılabilecekler listesi, Ek-2’deki örneğe uygun olarak hazırlanır.(3) Yönetim kurulunca hazırlanan genel kurul toplantısına katılabilecekler listesi, toplantıda hazır bulunan pay sahipleri veya temsilcileri, toplantı başkanı ile Bakanlık temsilcisinin bulunma zorunluluğu olan toplantılarda Bakanlık temsilcisi tarafından imzalanır ve hazır bulunanlar listesi adını alır.Toplantıya katılma hakkı MADDE 18 – (1) Genel kurul toplantısına yönetim kurulu tarafından hazırlanan genel kurula katılabilecekler listesinde yer alan bütün pay sahiplerinin katılma hakkı vardır. Bu pay sahipleri genel kurul toplantılarına bizzat kendileri katılabileceği gibi üçüncü bir kişiyi de temsilcisi olarak genel kurula gönderebilir. Temsilcinin pay sahibi olması şartını öngören esas sözleşme hükmü geçersizdir.(2) Gerçek kişi pay sahipleri, genel kurula katılabilecekler listesini kimliklerini ibrazetmek suretiyle, tüzel kişi pay sahipleri ise tüzel kişiyi(Değişik ibare:RG-29/5/2021-31495)temsile yetkili olan kişilerin kimlikleriyle beraber yetki belgelerini ibraz etmek suretiyle imzalarlar. Gerçek veya tüzel kişi pay sahiplerini temsilen genel kurula katılacakların ayrıca temsil belgelerini de ibraz etmeleri zorunludur.(3) (Değişik:RG-29/5/2021-31495)Hamiline yazılı pay senedi sahipleri, Merkezi Kayıt Kuruluşundan sağlanan pay sahipleri çizelgesinde isim veya unvanları bulunmak ve hamiline yazılı pay senedine zilyet olduklarını genel kurul toplantısına katılabilecekler listesini imzalamadan önce yönetim kuruluna ispatlamak suretiyle genel kurul toplantısına katılabilirler.(4) Hamiline yazılı pay senedini, rehin, hapis hakkı, saklama sözleşmesi veya kullanım ödüncü sözleşmesi ve benzeri sözleşmeler sebebiyle elde bulunduran kimse, pay sahibi tarafından bu Yönetmelik hükümleri uyarınca yetkilendirilmişse genel kurula katılıp oy kullanabilir.(5) Bir payın üzerinde intifa hakkı bulunması halinde aksi kararlaştırılmamışsa genel kurula katılma ve oy hakkı intifa hakkısahibi tarafından kullanılır. Bu durumda genel kurul toplantısına katılan kimse intifa hakkısahibi olduğunu belgelendirmek zorundadır.(6) Bir pay birden çok kişinin ortak mülkiyetinde ise, bunlar ancak kendi içlerinden veya dışarıdan seçecekleri bir temsilci vasıtasıyla genel kurula katılıp oy kullanabilirler.(7) Halka açık olmayan şirketlerde gerek nama gerek hamiline yazılı pay senetleri sahiplerinin vekilleri vasıtasıyla toplantıda temsil edilebilmeleri için vekâletnamenin Ek-3’teki örneğe uygun olarak noter onaylı şekilde düzenlenmesi (Mülga ibare:RG-9/10/2020-31269)(…) gerekir. Elektronik Genel Kurul Sisteminden yapılan temsilci tayinlerine ilişkin olarak Anonim Şirketlerde Elektronik Ortamda Yapılacak Genel Kurullara İlişkin Yönetmelik hükümleri ve Sermaye Piyasası Kurulunun halka açık şirketlerde genel kurula vekâleten katılma ve oy kullanılmasına ilişkin düzenlemelerisaklıdır.(8) Her pay sahibinin genel kurulda sadece bir kişi tarafından temsil edilmesi esastır. Ancak birden fazla kişiye temsil yetkisinin verilmesi veya tüzel kişi pay sahiplerini (Değişik ibare:RG-29/5/2021-31495)temsile yetkili birden fazla kişinin genel kurula katılması durumlarında ise bunlardan ancak birisi tarafından oy kullanılabilir. Oy kullanmaya kimin yetkili olduğunun yetki belgesinde gösterilmesi şarttır. Bu fıkra hükmü Kanunun 429 uncu maddesi uyarınca payların birden fazla kişiye tevdi edildiği durumda her biri oy hakkı sahibi olan tevdi eden temsilcilerine uygulanmaz.(9) Pay sahiplerinin genel kurulda kanuni temsilciler vasıtasıyla temsiledilebilmesi bu durumun belgelendirilmesine bağlıdır.Oy hakkı ve kısıtlamaları MADDE 19 –(1) Her pay sahibinin genel kurulda en az bir oy hakkı vardır. Pay sahipleri oy haklarını, paylarının toplam itibarî değeriyle orantılı olarak fiziki veya elektronik ortamda kullanırlar. Ancak her durumda oy hakkının doğabilmesi için,esas sözleşmede daha yüksek bir miktarın ödenmesi öngörülmüşse bunun, öngörülmemişse pay tutarının dörtte birine karşılık gelen miktarın ödenmesi şarttır. (2) Kanunun 479 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca esas sözleşme ile paylara oy hakkında imtiyaztanınmış ise;a) Esas sözleşme değişikliğinde,b) Yönetim kurulunun ibrasında ve yönetim kurulu aleyhine sorumluluk davası açılmasında, imtiyazlı oy kullanılamaz.(3) Pay sahiplerinden hiçbiri; kendisi,eşi,alt ve üstsoyu veya bunların ortağı olduklarışahıs şirketleri ya da hâkimiyetlerialtındakisermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz.(4) Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler veya bunların temsilcileri, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz. Ancak anılan kişiler, yönetim kurulu üyesi olmayan diğer pay sahiplerinin oy haklarını temsilen kullanabilirler.Bu itibarla pay sahibi olarak taraflarının genel kurula katılmak üzere hazır bulunmalarına rağmen toplantıya (üstelik de vandallığa başvurulmak suretiyle) alınmadığı hususunun çekişmesiz hale geldiğini ve bilirkişilerce de tespit edildiğini; dolayısıyla genel kurul kararlarının hüküm doğurabilmesi için gereken iki unsurda da sakatlık meydana geldiğini; Genel kurulun toplantısı, hazirun cetvelinin dahi gerçeğe aykırı olarak düzenlenmek ve ortağın toplantıya katılımı engellenmekle sakatlandığını ve müvekkili dışındaki pay sahiplerine karar aldırılmakla "pay sahiplerinin karar alması" olarak ifade edilen unsurun da sakatlandığını, Burada dikkat edilmesi gereken hususun şu olduğunu, müvekkilin anılan genel kurula katılması engellenmeseydi ve müvekkili genel kurul toplantısında ret oyu kullanıp muhalefet şerhi verseydi, yokluk ve bultan söz konusu değilse, genel kurul kararlarının iptalinin gerekip gerekmeyeceğinin tartışılacağını; iptal davası açılabilmesinin şartının genel kurulda olumsuz oy kullanmak ve muhalefet şerhlerini sunmak olduğunu; ancak somut olayda müvekkilinin toplantıya katılmasının zor kullanılarak engellendiğini ve hazirun cetvelinin dahi gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğini; bu nedenle de müvekkilin genel kurulda kabul ya da ret oyu kullanması ve muhalefet şerhi vermesinin de mümkün olmadığını; bu durumda zaten taraflarınca genel kurul kararlarına karşı iptal davası açılmasının dahi mümkün olmadığını; TTK m. 446/1-a düzenlemesinde pay sahibinin, iptal davası açabilmesi için toplantıya katılarak karara olumsuz oy vermesi ve bu muhalefetini tutanağa geçirtmesi koşullarının arandığını; hangi noktadan bakılırsa bakılsın taraflarınca ileri sürülmesi ve düşüncelerine göre de Mahkemece hüküm altına alınması gereken hususun Genel Kurul Kararlarının yokluğu olduğunu, Yargıtay 11.HD 20.11.2017 E. 2016/7360 K. 2017/6347: “…Genel kurul kararlarının iptaline ilişkin dava açılabilmesi için dava açan ortağın iptalini istediği kararın alındığı genel kurula katılıp kararlarda aleyhte oy kullanması ve oylamadan sonra muhalefet şerhini tutanağa geçirmesi gerekir. Bu gereklilik dava şartlarından olup, somut olayda iptali istenen kararlar alındıktan sonra davacıların muhalefet şerhlerini tutanağa geçirmedikleri anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece iptal istemine ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken…” İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi 02.12.2021 2021/2022 E. 2021/1781 K. "Alınan tüm kararlara karşı usulüne uygun bir muhalefet şerhi bulunmadığından alınan kararlar yönünden dava şartının mevcut olmadığı sonucuna varılmaktadır. İlk derece mahkemesince; davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir." Dava konusu genel kurul kararlarının ağır hukuka aykırılıklar nedeniyle yokluk veya butlan ile malul olduğunun tespiti gerektiğini, 23.02.2021 tarihinde gerçekleştirilen genel kurulda, davetin taraflarına yapılmasına rağmen, herhangi bir sebep göstermeksizin sadece hazirun cetvelinde yer almadıklarından bahisle genel kurula katılmalarının engellendiğini hatta fiziki ve sözlü saldırı girişimlerinde bulunulduğunu; bu hususların, bakanlık temsilcisinin bulunduğu genel kurulda tutanağa geçirtilmek istendiğini ancak Davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri tarafından bu hususun engellendiğini; TTK m.418 hükmünde, genel kurulun hangi kişilerce toplanılacağının belirtildiğini; buna göre genel kurulun pay sahipleri veya onların yetkili temsilcilerinin varlığıyla toplandığını ve kararların da toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile verildiğini; TTK m.417/3 hükmünde ise genel kurula katılanların imzaladığı listeye hazır bulunanlar listesi adı verileceğinin belirtildiğini; dava dilekçelerinde, bir genel kurul kararını oluşturan hususların genel kurul ve genel kurul kararı olduğunu açıkladıklarını; bu kapsamda genel kurulun kanuna uygun olarak toplanması ve kararın da kanuna uygun olması gerektiğini; ilgili hükümler incelendiğinde, kararların toplantıya katılanların oyları ile belirlendiğini görüleceğini ancak bu hususa aykırı olarak genel kurulda fiziki olarak bulunmalarına rağmen oy kullanmalarının engellendiğini, başka bir anlatımla toplantıya katılanların kararının oluşmadığını; toplantıya katıldıkları hususunun Yönetim Kurulu Başkanı ... tarafından da ikrar edildiğini; aynı durumun, bakanlık temsilcisinin karara katılması durumunda da söz konusu olduğunu; bakanlık temsilcisinin karara katılması gerekmesine rağmen bakanlık temsilcilerinin bulunmadığı toplantılarda alınan kararların yoklukla malul olduğunu, (bkz. Yargıtay HGK 2013/11-1048 E. 2014/430 K. 2.4.2014 T.).İlgili genel kurul kararlarının yokluğunun kabul edilmemesi durumunda da, ilgili genel kurulda alınan 3,4 ve 5 no'lu kararların butlanının tespitine karar verilmesi gerektiğini; anılan kararların hem TTK m.408 hükmüne hem de anonim şirketin temel yapısına aykırı olduğunu; TTK m.408/2-f hükmüne göre, önemli miktarda şirket malvarlığının toptan satışının genel kurulun devredilemez yetkileri arasında gösterildiğini; ayrıca, TTK m.447 hükmüne göre de anonim şirketin temel yapısına aykırı kararlar da butlan yaptırımına tabi tutulduğunu; TTK m.447 hükmünün gerekçesinde, anonim şirketin temel yapısı ile ilgili olarak TTK m.391 hükmünün gerekçesinin incelenmesi gerektiğinin belirtilmekte olduğunu; TTK m.391 hükmünün gerekçesinde de, temel yapıyla ilgili olarak anonim şirketin organsal yapısına aykırı kararların olduğunun belirtildiğini; organların devredilemez yetkilerinin devrine ilişkin kararların da temel yapı ile alakalı olduğunun açıkça belirtilmekle birlikte hükmün devredilemez yetkilerin bütün halinde olduğu gibi münferiden devredilmesine de uygulanacağına vurgu yapıldığını; yetki devrine konu kararların butlanla malul olacağının açıkça ortada olduğunu; genel kurul kararları da incelendiğinde FYY kapsamında alınan kararların tamamının yetki devri çerçevesinde alındığını ve kararlarda herhangi bir esaslı unsur bulunmadığını; yapılması gerekenin yönetim kurulu tarafından tekliflerin değerlendirilerek şirket menfaatine en uygun tekliflerin esaslı unsurları ile birlikte genel kurulun önüne getirilerek genel kurulun teklifler arasında seçim yapmasını sağlamak olduğunu; durumun genel kurulun devredilemez yetkilerine dahil olan yönetim kurulu üyelerinin seçimi ile de benzer olduğunu, genel kurulun adaylar arasından yönetim kurulu üyelerini seçeceğini, ancak devredilemez yetkilere aykırı olarak genel kurul yönetim kurulunu yönetim kurulu üyelerinin seçimi konusunda yetkilendiremeyeceğini; aynı kural ve esasların önemli miktarda malvarlığının satışı konusunda da geçerli olduğunu; yapılan işlemlerin satış kapsamında olduğu, Davalı tarafın cevap dilekçesinin 1.sayfasında "...malvarlığı satışı ile finansal yeniden yapılandırma başvurusu yapma yetkisi yönetim kuruluna devredilmiştir." şeklindeki ifadelerden açıkça anlaşıldığını; HMK m.188 hükmüne göre ikrar olarak nitelendirilmesi gereken bu hususa göre yapılan işlemlerin satış olarak nitelendirilmekte olduğunu ve taraflar arasında bu durumun çekişmeli olmaktan çıktığını; Ek olarak, kararlara konu unsurların önemli nitelikte malvarlığı olduğunun da Davalı şirketin Yönetim Kurulu tarafından 12.08.2021 Tarihinde gönderilen mektupla da ortaya konulduğunu; (Dosya içeriğinde mevcuttur). ilgili mektubunun 8.sayfasında aynen aşağıdaki ifadelerin geçtiğini:"Ayrıca kaba inşaatı bitmiş, tamamlanabilmesi için 24 milyon dolar civarında ilave finansman ihtiyacı olan ve bankalarla olan borç ilişkimizde hem teminat hem de üzerinde mutabık kalınmaya çalışılan varlık satışı yöntemliyle finansal borçlarımızın önemli bir kısmının kapatılabilmesi senaryosunun gerçekleştirilebileceği en kıymetli şirket aktifi durumunda olan, mülkiyeti şirketimizde, ipoteği ... bankasında bulunan ve tüm izin süreci, inşaat ruhsatları ve tapudaki kat irtifakı işlemleri tamamlanmış olan ... rezidans projesi'nin bitirilebilmesi şirketimize ciddi anlamda finansal hareket kabiliyeti sağlayacaktır." ... projesinin Davalı şirket yönetim kurulu tarafından en kıymetli şirket aktifi olarak tanımlandığını, bu açıklamanında TTK m.408/2-f hükmünde geçen "önemli miktarda" ifadesinin yerini aldığını,İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve re'sen tespit edilecek sair nedenlerle Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18.01.2023 tarih 2021/531 E. 2023/56 K. Numaralı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davalarının kabulüne, bu mümkün görülmez ise kararın bozularak yeniden yargılama yapılmak üzere yerel Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı şirketin 23/02/2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduklarının tespiti, aksi halde batıl olduklarının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın üç aylık hakdüşürücü süre içerisinde açılmadığından bahisle reddine karar verilmiş, karar karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davacı yan, davalı şirketin ortaklarından 27.805 adet pay ile ortaklarından olan ... A.Ş'nin 18/12/2020 tarihinde tam bölünme yolu ile tasfiyesiz infisah ettiğini, davacının bu tam bölünmeye katılarak şirketin yarısını devraldığını, bölünme öncesi düzenlenen tam bölünme protokolü uyarınca, ... Şirketi'nin öz varlığının bu arada davalı şirketteki nama yazılı paylarının yarısının, davacı şirketin 28/09/2020 tarihli sermaye artışına ilişkin genel kurul kararı kapsamında davacı şirkete ayni sermaye olarak getirildiğini, tam bölünme ile şirketin ... Şirketi'nin infisah etmesi sonucu, davacının davalı şirkette 13.902,5 adet pay ile pay sahibi olduğunu, pay sahipliğinden doğan hakların kullanılması için bu durumun pay defterine onayı gerekmese de davalı şirkete pay defterine kaydın gerçekleştirilmesi amacıyla 08/01/2021 tarihli ihtarname gönderildiği, henüz kayıt gerçekleşmeden davalı şirketin dava konusu genel kurul toplantısının yapılacağına dair gündem ile birlikte sicil gazetesinde çağrı ilanı yaptığını, ayrıca davacıya da toplantı gününü mektupla bildirdiğini, toplantı günü ise davacı şirketin hazirun cetvelinde bulunmadığı gerekçesi ile davacının toplantıya katılıp oy kullanmasının engellendiğini, toplantıya gözlemci üye sıfatıyla kabul edildiğini, bu nedenle toplantıda alınan tüm kararların yokluk ile malul olduğunu, öte yandan kararların aynı zamanda batıl da olduklarını zira, gündemin ikinci maddesi ile banka kredi borçlarının finansal yeniden yapılanma kapsamına alınması ve bu suretle yeni sözleşmelerinin imzalanması, bu kapsamda ... adlı projenin ... A.Ş.'ye olan kredi borcuna karşılık olarak satılması, gündemin üçüncü maddesi ile davalı şirketin iştiraklerinden olan ... A.Ş.'nin banka kredi ve kefalet borçlarının finansal yeniden yapılanma kapsamına alınması ve bu suretle yeni sözleşmelerinin imzalanması ve ...'nın hisselerinin tamamının ... Bankası A.Ş.'nin ..., ... ... Ada ... Parsel üzerinde tesis edilen ipotekle teminatlandırılan kredi alacağını karşılayacak şekilde ve bu satımın ...'nın Milli Emlak Genel Müdürlüğü'ne olan ödenmemiş dava konusu borçları ve cari borçları dahil ancak grup içi ilişkiden kaynaklı kefalet veya sair hak ve yükümlülükleri hariç olarak gerçekleştirilmesi, gündemin 4.maddesi ile ... A.Ş.'ye ve ... A.Ş.'ye ait davalı hisselerinin finansal yeniden yapılandırma kapsamında ... A.Ş.'ye teminat olarak verilmesine yönünde kararlar alındığını: ancak bu kararlarda, ilgili sözleşmelerin esaslı unsurları bakımından herhangi bir hususun yer almadığını, genel kurulda yer alan pay sahibi olarak davacı temsilcisine herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını, aksine davacı temsilcisinin genel kuruldan dışlandığını, bu kararların TTK m.408/2-f hükmüne aykırı olduklarını, zira kanunun emredici hükümleri ile genel kurulun devredilemez yetkilerin yönetim kuruluna devri mahiyetini taşıdıklarını ileri sürmüştür. Davalı yan; davacının iptal davsını üç aylık hak düşürücü süreden sonra açtığını, davacının dava dışı Kardeniz şirketin'den devraldığı payların esas sözleşme ve TTK'nun 492 maddesi uyarınca şirketin onayına bağlı olduğunu, toplantı tarihi itibariyle henüz davacının devraldığı paylar pay defterine işlenmediğinden payların mülkiyetinin ve paylara bağlı tüm hakların TTK'nun 494/1 maddesi uyarınca devreden üzerinde kaldığını, hazirun cetvelinin de buna göre düzenlendiğini, cetvelin TTK'nun 415/1 ve 417/2 maddelerine uygun olduğunu, genel kurulda alınan kararların toplam 712.500 adet payın 676.708 adedinin temsil edildiği toplantıda, 669.940 adet olumlu oya karşılık 6.768 adet olumsuz oyla toplantı ve karar nisabına uygun olarak alındıklarını, davacının 13.902 adet payı bulunduğunu ve genel kurula katılıp olumsuz oy vermesi halinde kararlara etkisi bulunmayacağını, genel kurulda alınan finansal yeniden yapılandırma ve malvarlığı satışı kararlarının icrası hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesinde kanun veya esas sözleşmeye aykırılık bulunmadığını, davacının yokluk ve butlan iddialarının yerinde olmadığının, iptal edilebilirlik bakımından ise davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını savunmuştur. Mahkemece; davacı şirketin tam bölünme kararı sonucunda devreden ... A.Ş'den sermaye arttırımı yolu ile devraldığı paylar bakımından tasarruf yetkisi kazanmış olduğu, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğinin iddiası yönünden de aktif husumetinin bulunduğu, davalı şirket genel kurulunda şirket malvarlığının satışı ve teminat olarak verilmesi hususunda karar alındığı, yönetim kurulunun yalnızca bu kararların icrası hususunda yetkilendirildiği, dolayısıyla genel kurul yetkilerinin yönetim kuruluna devrinin söz konusu olmadığı, kararların TTK'nun 408 maddesine aykırı olmadıkları, bu kararların %75 oranının üzerinde olumlu oy ile alınmaları karşısında nitelikli nisabın da sağlandığı, butlan koşullarının oluşmadığı, kararların iptal edilebilir olup olmadıkları bakımından yapılan değerlendirmede ise genel kurul toplantısının 23/02/2021 tarihinde gerçekleştiği, 22/06/2021 dava tarihi itibariyle TTK'nun 445 maddesinde düzenlenen üç aylık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçeleri ile davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; toplantı tarihi itibariyle davacının Kardeniz şirketinden devraldığı paylardan doğan haklarını kullanabileceğinin ve toplantıya katılma hakkının bulunduğunun bilirkişi heyeti ve mahkeme tarafından tespit edilmiş olmasına rağmen, pay sahibinin toplantıya katılıp oy kullanmış olmasının engellenmesi nedeniyle kararların yokluk ile malul olduğu iddialarının mahkemece değerlendirilmediği, yine karar ilgili genel kurulda alınan 2, 3,4 ve 5 nolu kararların TTK'nun 408 fıkrasına aykırı oldukları gibi, anonim şirketin temel yapısını bozar mahiyette olduklarından TTK'nun 447 maddesi uyarınca batıl oldukları, aksi yöndeki mahkeme kabulünün hatalı olduğu yönündedir. Taraflar arasında; davacının, davalı şirketin önceki ortağı olan ve 18/12/2020 tarihinde tam bölünme yolu ile tasfiyesiz infisah ederek sicilden terkin edilen Kardeniz şirketinin malvarlığına dahil olan davalı şirketteki paylarının davacıya ait olduğu, tam bölünme sözleşmesi uyarınca davacıya devrolunan bu payların, yine TTK'nun 163/1 fıkrası uyarınca, zorunlu olarak yapılması gereken sermaye arttırımı kapsamında ve yine TTK'nun 163/2 fıkrası uyarınca şirkete ayni sermaye olarak konulacak malvarlıklarına ilişkin TTK'nun 342 ve devamı hükümlerine tabi olmaksızın davacı şirkete ayni sermaye olarak konuldukları hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davalı yan, davacının bölünme yolu ile de olsa devraldığı bu nama yazılı payların TTK'nun 492/1 maddesi ile şirket ana sözleşmesi gereği şirket onayına tabi olduğunu, dava konusu toplantı tarihi itibariyle henüz şirket onayı ve pay defterine kayıt gerçekleşmediği için TTK'nun 494/1 fıkrası uyarınca payın mülkiyeti ile paydan doğan hakların halen Kardeniz firmasında bulunduğunu savunmaktadır. Nitekim dava konusu toplantının hazirun cetvelinde Kardeniz şirketinin yer aldığı, şirket terkin edilmiş olduğundan toplantıya şirket adına katılan olmadığı görülmüştür. TTK'nun 159/1 fıkrası uyarınca tam bölünmede bir ortaklığın malvarlığının tüm aktif ve pasiflerinin, en az iki mevcut veya yeni kurulacak şirkete devredilmesi ve bölünen şirketin hukuken sona ermesi söz konusudur. Böylece devralan şirket, bölünen şirketin malvarlığındaki aktif ve pasiflere, tek bir işlemle ve devraldığı malvarlıkları yönünden bölünen şirketin kısmi külli halefi sıfatıyla sahip olur. Nitekim hükmün gerekçesinde bu husus açıkça belirtilmiştir. Diğer ifade ile tam bölünme yoluyla infisah eden şirket, ortakları ve tüm malvarlığı ile devralan şirketler nezdinde yeniden canlanır. Somut olayda da, davacının bölünme yoluyla Kardeniz şirketinden devraldığı davalı şirkete ait paylar, TTK'nun 490/1 fıkrası kapsamında hisse devri yolu ile intikal edilmiş değildir. Davacı, bölünmenin sonucu olarak yasa gereği devraldığı paylar bakımından infisah eden şirkete külli halef olmuştur. Kanun koyucunun TTK'nun 492/1 fıkrasında düzenlediği esas sözleşme ile pay devrinin sınırlanabileceğine ve TTK'nun 494/1 fıkrasında düzenlenen devir için gerekli onayın verilmemesi halinde payların mülkiyetinin ve paylardan doğan hakların devredende kalacağına ilişkin düzenlemelerin, TTK'nun 490 maddesinde düzenlenen devir hali için uygulanması gerektiği kabul edilmelidir. Kaldı ki tam bölünme halinde bölünen şirket tüzel kişiliği sona erdiğinden, devir onayı olmadığı için payların devreden de kaldığından da bahsedilemez. Nitekim yasa koyucu TTK'nun 493/4 ve 494/2 fıkralarında payların miras, mirasın paylaşımı, mal rejimi veya cebri icra yoluyla devralınması hallerinde, mülkiyetin geçişinin şirket onayına tabi olmasına ilişkin esas sözleşmelerde yer alan bağlam hükümlerinin uygulanmayacağını kabul etmiştir. Yalnız, TTK'nun 494/2 fıkrasında payların miras, mirasın paylaşımı, mal rejimi veya cebri icra yoluyla devralınması hallerinde mülkiyet geçişi şirket onayına bağlanmamakla birlikte, paylardan doğan genel kurula katılma hakkının şirket onayına tabi olacağı düzenlenmiştir. Dava konusu payların bölünme neticesi külli halefiyete dayalı olarak davacıya geçtiği, TTK'nun 490 maddesine dayalı bir devrin söz konusu olmadığı, dolayısıyla payların mülkiyetinin bölünen şirketin infisahı ile davacıya ait olduğu, davacının dava konusu genel kurul toplantısı tarihi itibariyle şirket paydaşı olduğu kuşkusuzdur. Burada, miras, mirasın paylaşımı, mal rejimi veya cebri icra yoluyla devralınması hallerinde genel kurula katılma hakkının şirket onayına tabi olduğuna ilişkin TTK'nun 494/2 fıkrasının uygulanması da mümkün değildir. Zira hükümde, devrin şirket onayına tabi olmadığı, ancak genel kurula katılma hakkının şirket onayına tabi olduğu pay geçiş hallerinin hangileri olduğu tahdidi olarak sayılmış olup, hükmün kapsamının yorum yoluyla genişletilmesi mümkün değildir. Bu açıklamaların sonucu olarak, davacının dava konusu 23/02/2021 tarihli genel kurul toplantısı tarihi itibariyle davalı şirkette pay sahibi olduğu ve paylardan doğan genel kurul toplantısına katılma hakkını da haiz olduğu anlaşılmaktadır. Esasen mahkeme kabulü de aksi yönde değildir. İstinaf önüne gelen ilk uyuşmazlık; davacının pay sahibi olmasına ve toplantıya katılıp oy kullanma hakkı bulunmasına rağmen bu haklarının engellenmesinin dava konusu genel kurul toplantısında alınan kararları yoklukla malul kılıp kılmayacağı yönündedir. TTK'nun "iptal davası açabilecek kişiler" başlıklı 446 maddesinde, bu davayı açma hakkının kimlere ait olduğunun düzenlendiği, TTK'nun 446/1-a bendine göre toplantıya katılıp olumsuz oy kullanan ve muhalefetini tutanağa geçiren pay sahibinin, olumsuz oy kullandığı kararlar ile ilgili iptal davası açabileceği, TTK'nun 446/1-b bendine göre; toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin de iptal davası açma hakkını kazanacakları, buna göre toplantı tarihi itibariyle pay sahibi olan davacının toplantıya katılmasının ve oy kullanmasının haksız olarak engellenmesinin tek başına toplantıda alınan kararları yokluk ile malul kılmayacağı, yalnızca davacıya iptal davası açma hakkı vereceği açık olup, davacının kararların bu sebeple yokluk ile malul olduklarına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. İstinaf önüne gelen ikinci uyuşmazlık dava konusu genel kurul toplantısında alınan kararların 2, 3,4 ve 5 nolu kararların batıl olup olmadıkları yönündedir. Dava konusu genel kurul toplantısında, 712.500 adet payın 676.708 adedinin temsil edildiği TTK'nun 418/1 maddesinde aranan toplantı nisabının saplandığı anlaşılmıştır. Genel kurul gündeminin 2 nolu kararı ile; şirketin banka kredi borçlarının finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınması ve aktifinde kayıtlı İstanbul, Bakırköy, ... ada ... parsel üzerinde inşaa edilmekte olan ... Projesinin tamamlanma finansmanının sağlanması talebiyle şirketin kredi borcuna karşılık satılması konusunun müzakere edildiği, ... A.Ş.'nin 6.768 olumsuz oyuna karşılık 669.940 olumlu oyu ile, ... satılmasına, satış koşullarının müzakeresi ile gerekli tüm işlemlerin yapılması konusunda yönetim kuruluna yetki verilmesine oy çokluğu ile karar verildiği anlaşılmıştır. Genel kurul gündeminin 3 nolu kararı ile; şirket iştiraki ... A.Ş.'nin banka kredi ve kefalet borçlarının finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınması ve hisselerinin tamamının en az ... Bankası A.Ş.'nin kredi alacağını karşılayacak bir bedelle Milli Emlak Genel Müdürlüğü'ne olan ödenmemiş dava konusu borçları ve cari borçları dahil ancak grup içi ilişkiden kaynaklı kefalet veya sair hak ve yükümlülükleri hariç, hukuken ve maddeten bulunduğu hal ve şartları ile satılması hususunun müzakere edildiği ve iştirakin satılmasına, bu hususta satış koşullarının müzakeresi ile gerekli tüm işlemlerin yapılması konusunda yönetim kuruluna yetki verilmesine ... A.Ş.'nin 6.768 olumsuz oyuna karşılık 669.940 olumlu oyu ile, oy çokluğu ile karar verildiği anlaşılmıştır. Genel kurul gündeminin 4 nolu kararı ile; ... A.Ş'ye ait 23.623,750-TL nominal bedelli, 47.247,50 adet ve ... A.Ş'ye ait 675.750,00-TL nominal bedelli 1.351,50 adet davalı şirket hissesinin finansal yeniden yapılandırma süreci kapsamında ek süre almak ve finansal yeniden yapılandırma kapsamında 2 ve 3 nolu gündem maddelerine konu satışları gerçekleştirebilmek amacıyla ... A.Ş'ye rehin olarak verilmesine, bu hususta rehin sözleşmesi koşullarını müzakere etmek ve imzalamak üzere yönetim kuruluna yetki verilmesine oy birliği ile karar verildiği anlaşılmıştır. Genel kurul gündeminin 5 nolu kararı ile; şirket ve iştiraklerinin kredi borçları ile grup içi kefalet yükümlülüklerinin finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınmasına ve bahse konu borçların ifasına ve/veya şirket yükümlülüklerinin tasfiyesine ilişkin olarak, Bankalar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Milli Emlak Müdürlüğü, Turizm Bakanlığı, Toplu Konut İdaresi ile sair tüm kurum, kuruluş ve kişilerle müzakereler yapmaya, beyanda ve tekliflerde bulunmaya, teklifleri kabule, koşullarını serbestçe belirleyerek gerekli tüm sözleşmeleri imzalamaya, bu amaçla her türlü beyan ve taahhütlerde bulunmaya, iş ve işlemleri gerçekleştirmeye, karşılıklı ibraya, anılan işlemlerin gerçekleşebilmesi için yönetim kuruluna tam yetki verilmesine oy birliği ile karar verildiği anlaşılmıştır. Toplantıda alınan 2,3,4 nolu kararların, şirket ve iştiraklerinin kredi ve kefaletlerden doğan borçlarının finansal yapılandırmasını sağlamak ve davalının devam ettirdiği projesinin inşaasını tamamlamak üzere finansman sağlamak amacıyla, inşaat halindeki proje ile iştirak şirketlerden birinin satılması, ayrıca davalı şirketin iki ayrı iştirakindeki hisseleri üzerine ... A.Ş lehine rehin konulmasına ilişkin oldukları, bu kararların şirket sermayesini teşkil eden tüm payların %94'ünden fazlasının olumlu oyu ile alındıkları, yine gündemin 5 nolu kararının şirket yönetim kuruluna, şirket ve iştiraklerinin kredi borçları ile grup içi kefalet yükümlülüklerinin tasfiyesi amacıyla ilgili kurum ve kuruluşlarla görüşüp, sözleşmeler yapma hususunda yetki verildiği, bu kararın da şirket sermayesini teşkil eden tüm payların %94'ünden fazlasının olumlu oyu ile alındığı, TTK'nun 408/2-f bendi uyarınca önemli oranda şirket malvarlığının toptan satışının genel kurulun devredilemez yetkileri arasında olduğu, nitekim 2, 3 nolu satış kararlarının genel kurulca alındığı, bu kararların uygulanması hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesinin yetki devri anlamına gelmeyeceği gibi, TTK'nun 447 maddesine göre anonim şirketin temel yapısını bozduğundan da bahsedilemeyeceği, yine 4 nolu karar ile şirketin iştirakleri nezdindeki paylarının finansal yeniden yapılandırmanın sağlanması için, finansman sağlayacak bankaya rehin verilmesinin ve beş nolu karar ile şirket ve iştiraklerinin kredi borçlarının tasfiyesi amacıyla şirket adına kurum ve kuruluşlarla görüşme ve sözleşmeler yapmak hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesinin de TTK'nun 447 maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, kaldı ki şirket genel kurulunun TTK'nun 529/1-d bendi atfı ile TTK'nun 421/3 fıkrasında esas sermayenin en az yüzde yetmiş beşinin olumlu oyu ile şirketin sona ermesine dahi karar verebileceği, her ne kadar şirketin önemli miktardaki malvarlığının toptan satışı hali TTK'nun 421 maddesinde nitelikli nisap aranan haller arasında sayılmıyor ise de, böyle olduğu kabulünde dahi nitelikli karar nisabının sağlandığı, mahkemenin de benzer gerekçe ile anılan kararlar yönünden butlan koşullarının oluşmadığını kabul etmesinde isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacının, toplantıya katılma ve oy kullanma haklarının haksız ihlal edildiği tespit edilmiş bulunmasına göre, TTK'nun 446/1-b maddesi uyarınca iptal davası açma hakkı bulunduğu, yokluk ve butlan hallerinin gerçekleştiği iddiası ile açılan davada, çoğun içerisinde azın da bulunuyor olması nedeniyle TTK'nun 445 maddesi uyarınca kararların kanun ve esas sözleşme hükümlerine, özellikle dürüstlük kuralına aykırı olup olmadıklarını incelemesi gerektiği, ne varki bu iptal sebeplerinin incelenebilmesi için açılacak davanın aynı maddede üç aylık hak düşürücü süreye bağlandığı, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere, 22/06/2021 dava tarihi itibariyle, 23/02/2021 tarihinden itibaren işlemeye başlayan üç aylık hak düşürücü sürenin dolduğu anlaşılmakla davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesinde de isabetsizlik bulunmamaktadır. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 247,7‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 06/06/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenşirket"fyy"taraflarınŞirketesastanKararınınİptali(Genelözetikararistinafİstemli)reddinekurulsebeplerinindereceistanbuldeğerlendirilmesisavunmasınınsebeplerimahkemesininKurulsakaığıkararınınkararlarınınTicarimüeyyidesigenelileridosyaanonimmaddeiddianumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim