İstanbul BAM 13. HD 2022/2275 E. 2023/695 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2022/2275
2023/695
27 Nisan 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/2275 Esas
KARAR NO: 2023/695 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2022/103 Esas - 2022/531
TARİHİ: 21/09/2022
DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)
KARAR TARİHİ: 27/04/2023
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirket tarafından ... numaralı Nakliyat Emtea Taşıma Sigorta Poliçesi ile sigortalanan ...'ye ait jumbo cam cinsi emteaların İtalya'dan Türkiye'ye nakliyesi işi davalı şirketler tarafından üstlenildiğini, emtiaların 04.09.2020 tarih, konşimentolar tahtında ... isimli gemi ile Gemlik- Rodaport Limanı'na taşınmasının ardından tahliye için ambar kapaklarının açılması üzerine bir kısım emtianın kırılmak suretiyle hasarlanmış olduğu vardiya amri ve alıcı firma yetkilisinin de imzasını taşıyan tutanaklar ve çekilen fotoğraflar ile tespit edildiğini, hasarın, taşıma sürecinde ve davalı taşıyanların sorumluluğu altında meydana geldiğini, tam ve sağlam olarak teslim aldığı emtiayı alıcısına hasarlı olarak teslim eden davalı taşıyanların dava konusu zarardan sorumlu olduklarını, fatura ve yapılan tespitlere uyularak toplam 71.836,62 Euro sigortalı zararı, müvekkili şirket tarafından tazmin edilmiş olup TTK. ve poliçe hükümleri ile ibraname içeriği gereğince, halefiyet ve temlik esasına göre sigortalısının haklarını devralmış olan müvekkili şirketin TTK'nun ilgili hükümleri gereğince davalılara rücu hakkı doğduğunu beyanla 71.836,62 Euro rücuen tazminat alacağının sigortalıya ödeme yapıları 09.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek Devlet Bankalarının 1 yıl vadeli döviz hesabına işlettiği en yüksek döviz faizi ile birlikte ile birlikte davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Ltd Firmasına İzafeten ... Tic Ltd Şti vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili ... San.ve Tic. Ltd. Şti.'nin, huzurdaki davada davalı ... Ltd. Şirketinin acentesi sıfatıyla taraf olarak gösterildiğini, ancak dosyaya dava dilekçesi ile sunulan deliller arasında müvekkilinin ... gemisinin ana acentesi olduğunu gösteren hiç bir delil bulunmadığını, aksine, dosyaya sunulan deliller arasında davalı ... Ticaret Ltd.Şti'nin geminin ana acentesi olduğunun belgeler üzerindeki kaşe ve imzalardan görüldüğünü, davada acente olarak hareket eden Sudoservis olup, müvekkili ...'ı taşeron yani tali acente olarak sadece ... limanı için atadığını, ...'ın bu davada davalı taraf olarak gösterilmesi usule aykırı olduğunu, donatan ile müvekkili ... arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi olmadığını, ..., geminin acentesi olarak hareket eden davalı ... tarafından ... Rodaport limanı tahliyesi için yetkilendirildiğini, davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre bakımından reddi gerektiğini, ... gemisi 10.09.2020 tarihinde ... Rodaport Limanına Sudo Service ana acenteliğinde tahliye yapmak üzere geldiğini, yükün tahliyesi sırasında yapılan işlemler ve tutulan kantar tartım liste ve tutanakları geminin ana acentesi ... tarafından talep edilerek ... tarafından ...'e izafeten alındığının, müvekkili ...'ın donatan ile doğrudan bir bağlantısı ve iletişimi olmadığını, bir kısım emtianın kırılmak suretiyle hasarlanmış olduğu ile ilgili de ...'ın bilgisi olmadığını, yük 11/09/2020 tarihinde alıcı şirket yetkilisine teslim edildiğini, ancak davacı yasal süresi içinde bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, sigorta poliçesi teklifi 11/09/2020 tanzim tarihli olup, uyuşmazlığa konu gemi 08/09/2020 tarihinde Bursa/Gemlik Rodaport Limanı'na yanaştığını, 10/09/2020 tarihli beyanname ile taşıma tamamlandığını, bu sebeple sigorta poliçesinin taşımayı kapsamadığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Ticaret Ltd. Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin denizcilik sektörü içerisinde her türlü denizcilik ve gemicilik işleri yapma, deniz yoluyla yük taşınması işleriyle iştigal bir acente olduğunu, ... San. Tic. Ltd.Şti'nin ise müvekkili şirketin Bursa-Gemlik’te müşterilerine hizmet vermek üzere faaliyet gösteren müvekkil şirketin alt-acente olduğunu, Genel Acentelik Sözleşmesi uyarınca müvekkili şirketin ve haliyle ... işbu dava konusu uyuşmazlık nezdinde taşıma yapan ... gemisinin donatanı dava dışı “...'nın acentesi olduğunu, bu kapsamda ...’da acente sıfatına haiz olduğunu, işbu davanın doğrudan asaleten müvekkiline ve ...’a açılması usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflarca kabul edilen konşimentonun koşullarını düzenleyen bölümünde açıkça yüklemenin yapıldığı ülke kurallarının uygulanacağı “country of shipment” düzenlendiğini, bu kapsamda işbu uyuşmazlığın çözümünde İtalya Mahkemeleri yetkili ve görevli olduğunu, dava konusu taşıma 08.09.2020 tarihinde tamamlandığını, fakat huzurdaki davaya ilişkin olarak 04/02/2022 tarihinde ticari davalarda dava şartı zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, dolayısıyla daha arabuluculuk yoluna başvurmadan bile önce davacının tazminat talep hakkı hak düşümüne uğradığını, ... taşıyanı/donatanı mevcut olduğu iddia edilen hasardan sorumlu tutamayacağını, yüklerin yüklenmesi sırasında dışarıdan görülebilen hasarların var olduğu iddiası ile gemi kaptanının yüklerin yüklenmesine izin vermediği ve bu hususta davacı tarafa protesto mektubu gönderdiğini, buna göre dışarıdan görülen hasarlara ilişkin olarak yükler gemiye yüklenmediği, davacı tarafa protesto ile bilgi verildiği ve taşıyan adına hareket eden tüm taraflar usul ve yasaya uygun olarak yükümlülüklerini yerine getirildiğini, tahliye sırasında gemi kaptanı ve işletmecisinin tam ekip olarak gemide bulunduklarını, kendilerine tahliye sırasında hiçbir hasar bildirimi yapılmadığını, tahliyenin durdurulmadığını, yükün gemiden tamamen yüklendiği şekilde tahliye edildiği de davacı tarafa ihtar edildiğini, yapılan incelemeye kaptan, taşıyan firma yetkilisi, müvekkil şirket veya diğer davalı davet edilmediğini, bu kapsamda raporun kabul etmediklerini, iddia olunan hasarın nerede ve ne zaman meydana geldiğine ilişkin dosyada hiçbir bilgi bulunmadığını, yapılan inceleme neticesinde konteynerlerin kimin sorumluluğunda iken hasarlandığı, illiyet bağının hangi taraf ile kurulduğu tespit edilemediğinden muhtemel değerlendirmeler ile işbu dava ikame edildiğini beyanla davanın reddine, vekâlet ücreti ile yargılama giderinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 21/09/2022 tarih 2022/103 Esas - 2022/531 sayılı kararında; "Dava; davacı sigorta şirketinin sigortalısına ödediği hasar bedelinin TTK'nın 1472. Maddesine göre davalılar rücu edilmesi istemine ilişkindir.Dosyadaki uyuşmazlık, davalı ... Ticaret Ltd. Şirketinin milletlerarası yetki itirazının yerinde olup olmadığı, davalıların husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı davanın süresinde açılıp açılmadığı ile yükteki hasarın meydana gelmesinde davalıların kusur ve sorumluluklarının bulunup bulunmadığı hususlarında toplanmaktadır. Davalı ... vekili taşımaya ilişkin konişimentoda ki yetki klozuna dayanarak uyuşmazlığın çözümlerinin İtalya mahkemeleri olduğundan bahisle milletlerarası yetki itirazında bulunmuş ise de, bu davalının Türkiye'de kurulu bir şirket olmasından dolayı Türk mahkemeleri önünde kendisini daha iyi savunacakken yabancı mahkemenin yetkili olduğunu ileri sürmesi MK.2'ye aykırı görüldüğünden yetki itirazı yerinde görülmemiştir.Dosya kapsamına göre, davacı sigorta şirketi tarafından ... numaralı nakliyat emtia taşıma sigorta poliçesi ile sigortalanan yükün İtalya'dan Türkiye'ye 04.09.2020 tarihli konişimentolar tahtında ... isimli gemi ile taşındığı, sigorta poliçesi ile sigortalının ... olarak gösterilip davacının sigortalısına yaptığı ödeme ile TTK'nın 1472.maddesi gereğince sigortalısının haklarına halef olduğu, davalılardan ...'ın taşımayı yapan geminin donatanı olduğu, diğer davalı ... Denizcilik vekili cevap dilekçesinde bu şirketin .. adına navlun faturası düzenleyip, İtalya ile Türkiye arasında ki taşımayı organize ettiğini beyan ettiğinden ... Denizciliğin akdi taşıyan konumunda olduğu dolayısıyla her iki davalının işbu davada pasif husumet ehliyetlerinin bulunduğu anlaşılmıştır.TTK'nın 1188. Maddesine göre, deniz yolu ile eşya taşımalarında ziya, hasar ve geç teslime dayanan davalar bir yıllık hak düşürücü süreye tabidir. Hükmün ikinci fıkrasında bir yıllık sürenin eşyanın teslimi, eşya teslim edilmemişse teslimi gereken tarihten itibaren işlemeye başlayacağı kabul edilmiştir. Alt taşıma ilişkisinin mevcut olduğu taşımalarda hak düşürücü sürenin ne şekilde uygulanacağı önemlidir. 6762 sayılı TTK'da bu konuda özel bir hükme yer verilmemiştir. 6102 s. TTK'nın 1188/f.3'de ise, "sorumlu tutulan kişinin rücu davası açma hakkının bir yıllık hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra açılabileceği, bu hakkın tazminatın ödendiği veya tazminat davasına ilişkin dava dilekçesinin tebellüğ edildiği tarihten itibaren 90 gün içinde kullanılmadıkça düşeceği " düzenlenmiştir. TTK'nın 1188. Maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamı, mehazı olan Lahey/Visby kuralları ile hükmün ilk fıkrası dikkate alındığında asıl taşıyan yada onun sorumluluk sigortacısının eşyanın ziya, hasar ve geç teslimi dolayısıyla kendi akidi olan alt (fiili) taşıyana rücuu ile sınırlıdır. Dolayısıyla, TTK m.1188/f.3'de ki "sorumlu tutulan kişi" ile kast edilen eşya taşımayı taahhüt eden freight forwarder yada akdi taşıyandır. Yük ilgilileri yada yük sigortacısının doğrudan akdi taşıyana veya fiili taşıyana karşı müracatları ise bu hükmün kapsamı dışında kalmaktadır. Yük ilgilileri yada emtia nakliyat sigortacılarının taşıyanlara karşı açtıkları davalar 1188. Maddesinin ilk iki fıkrası hükümlerine tabidir.Eldeki dosyada, nakliyat sigortacısı olan davacı sigorta şirketinin sigortalısına ödediği sigorta hasar tazminatının davalı taşıyana rücu edilmesi talep edilmektedir. Sigorta şirketleri rücu ilişkisinde, sigortalının hukukuna tabi olduğundan, iş bu dava da niteliği itibariyle TTK'nın 1188. Maddesinde düzenlenen bir yıllık hak düşürücü süreye tabidir. Yukarıda açıklandığı üzere; bu süre hükmün ikinci fıkrasına göre eşyanın teslimi, eşya teslim edilmemişse teslimi gereken tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır. Somut olayda dosyaya sunulan ekspertiz raporuna göre hasar tarihi 11.09.2020 olup dava ise 02.03.2022 tarihinde açılmıştır. Bu durumda dava, TTK'nın 1188/f.1'de düzenlenen bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olduğundan, davanın hakdüşürücü süre nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir."gerekçesi ile, Davanın hak düşürücü süre nedeniyle REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, Yerel Mahkeme tarafından; "... Somut olayda dosyaya sunulan ekspertiz raporuna göre hasar tarihi 11.09.2020 olup dava ise 02.03.2022 tarihinde açılmıştır. Bu durumda dava TTK'nın 1188/1'de düzenlenen bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olduğundan davanın hak düşürücü süre nedeni ile ..." şeklindeki gerekçeler ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Dava konusu hadiseye 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulanacak olup söz konusu kanunun 1188. maddesi 3. fıkrasının aynen; "Sorumlu tutulan kişinin rücu davası, birinci fıkrada öngörülen hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra da açılabilir. Ancak, rücu davası açma hakkı, bu hakka sahip olan kişinin, istenen tazminat bedelini ödediği veya aleyhine açılan tazminat davasında dava dilekçesini tebellüğ ettiği tarihten itibaren doksan gün içinde kullanılmadıkça düşer." şeklinde olduğunu; müvekkili şirketin de tazminat ödemesini 09.11.2021 tarihinde yapmış olup arabuluculuk başvurusu ise 04.02.2022 tarihinde yani kanunun tanıdığı doksan günlük dava açma süresi içerisinde yapıldığını; Yargıtay 11. H.D.'nin 2016/1916 E., 2016/6761 K. sayılı, 17.06.2016 tarihli ilamı ile de bu hususun kabul edildiğini; davalı tarafın benzer nitelikteki zamanaşımı itirazının kabul görmediğini ve Yerel Mahkeme kararının onandığını; mahkemenin de emsal nitelikte kararlarının mevcut olduğunu, İleri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davalarının kabulüne, istinaf giderlerinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, deniz taşıması sırasında meydana geldiği iddia olunan hasar nedeniyle davacının sigortalısına yaptığı ödemenin taşıyandan rücuen tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından karara karşı süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Deniz taşımalarında tazminat istemlerinin tabi olduğu hak düşürücü süreyi düzenleyen 6102 Sayılı TTK'nun 1188/1 fıkrası uyarınca; eşyanın ziya ve hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat isteme hakkı bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşecektir. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca, hak düşürücü nitelikteki bu süre taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği veya eşya hiç teslim edilmemişse, onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Davacı vekilince TTK'nun 1188/3 fıkrasında öngörülen ve ödeme tarihinden itibaren işlemeye başlayan doksan günlük süre içerisinde dava açıldığı ileri sürülmüş ise de; anılan hükümde zarardan sorumlu tutulan kişinin rücu davası açma hakkı süresi düzenlenmiş olup, davacı sorumlu tutulan kişi değil, zarara uğrayan sigortalının halefi olduğundan, TTK'nun 1188/3 fıkrası somut olayda uygulanamayacaktır(bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2020/1505 esas, 2022/665 karar sayılı ve 26/01/2022 tarihli ilamı).Somut olayda, davacının sigortalısına ait emtianın alıcısına 12/09/2020 tarihinde hasarlı olarak teslim edildiği, sigortalısının haklarına halef olduğu iddiası ile eldeki davayı ikame eden davacı bakımından da bir yıllık hak düşürücü sürenin 12/09/2020 tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı, bir yıllık hak düşürücü sürenin 12/09/2021 tarihi itibariyle dolacağı, davacının hak düşürücü sürenin dolmasından sonra 04/02/2022 tarihinde arabulucuk arabuluculuk yoluna başvurduğu, 02/03/2022 tarihinde eldeki eldeki davayı ikame ettiği anlaşılmıştır. Mahkemece bir yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, zarar sorumlusu olmayan davacı bakımından TTK'nun 1188/3 fıkrasında düzenlenen sürenin uygulanamayacağı gerekçesiyle, davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Yukarıda izah edilen gerekçelerle, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 179,90 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 99,20 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 27/04/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:10:26