SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 13. HD 2023/2262 E. 2023/2125 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/2262

Karar No

2023/2125

Karar Tarihi

28 Aralık 2023

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/2262 Esas

KARAR NO: 2023/2125 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2023/739 Esas (Derdest Dava Dosyası)

TARİHİ: 06/11/2023 (Ara Karar Tarihi)

DAVA: Alacak (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 28/12/2023

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkillerinin davalı şirketin hissedarları olduğunu, toplamda %50 olan pay sahipliği oranının, müvekkil ... lehine istinaf merciince hükmedilmiş %1'lik oranın temyize konu edilmesi nedeniyle, davalı şirket pay defterinde halen %49 olarak göründüğünü, müvekkillerinin 2014 yılından itibaren gerçekleşen olaylar kapsamında şirket sermayesinin diğer yarısına sahip olan paydaşların planlı kötüniyetli davranışlarıyla şirket yönetiminden uzaklaştırıldığını, müvekkili ...nin yönetim kurulu üyesi olduğu dönemle ilgili bilgilere dahi erişiminin engellendiği, müvekkillerin davalı şirkete çeşitli tarihlerde ödünç paralar verdiklerini, tüm bu nedenlerle Davacı ... yönünden, 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline, davacı ... yönünden, 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline, davacı ... yönünden, 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline, davacı ... yönünden 500.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline, 10.000,00 USD'nin ve 10.000,00 Euro'nun davalıdan tahsiline, borçlunun ticaret şirketi tüzel kişi oluşu, ödeme tarihleri üzerinden geçen sürenin uzunluğu, özellikle son yıllarda Türk Lirasının alım gücündeki büyük düşüş ve borcun verildiği yabancı para birimlerinde dahi gözlemlenen yurtdışı enflasyon nazara alınarak; hükmolunacak bedellerin, yabancı paranın bugünkü kur karşılığı, yurtiçi ve yurtdışı enflasyon oranları, memur maaşı ve asgari ücret artış oranları, (ülkemizde yatırım olarak sıklıkla kullanılan) altın değeri ve denkleştirici adalet prensipleri de dikkate alınmak suretiyle günün koşullarına uyarlanarak belirlenmesine, davalıya yabancı para olarak verilen borçlara ilişkin olarak 570.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline, hüküm altına alınacak bedellere, davalı şirkete verilme tarihlerinden itibaren ticari avans faizi yürütülmesine, vekalet ücretleri de dahil yargılama giderlerinin davalıya tahmiline, gerek taraflar arasında gerekse de müvekkilleri ile davalı şirket yönetimini halen üstlenmiş bulunan ortaklar grubu arasında devam eden uyuşmazlıklar ve özellikle devam eden sorumluluk davası, davalı şirketin merkez olarak bir sanal ofis binasını kullanıyor olması, gayrıfaal durumdaki davalı şirketin malvarlığını azaltmaya/kaçırmaya yönelik ısrarlı davranışları ve müvekkillerin şirket yönetiminden dışlanmış olmaları ve şirketten bilgi edinmek için sürekli dava açmak zorunda kaldıkları nazara alınarak; harca esas değer olan 1.115.000,00 TL'den aşağı olmamak üzere davalı şirket malvarlığının ihtiyaten haczine, müvekkili davacıların şirket ortağı olması ve davalı şirketin gayrıfaal niteliği nedeniyle ihtiyati haciz kaynaklı zarara uğrama ihtimali bulunmaması hususları nazara alınarak, teminat alınmamasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 06/11/2023 (Ara Karar Tarihi) tarih 2023/739 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; "Talep, davacıların ortağı oldukları davalı şirkete ödünç para verdikleri iddiası ile ödünce konu dava konusu bedel yönünden davalı şirketin taşınır taşınmaz mal varlığı üzerine ihtiyati haciz konulması talebine ilişkindir. Geçici hukuki koruma olarak kabul edilmiş, ihtiyati haczin şartları ve etkileri İİK 257.maddesinde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder” şeklindedir. Maddenin birinci fıkrasında vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz talep etme koşulları; ikinci fıkrada ise vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilecek haller düzenlenmiştir. Gerek birinci, gerekse ikinci fıkra hükümleri dikkate alındığında, ihtiyati haciz talep edebilmek için, öncelikle ortada bir para borcunun bulunması, bir diğer deyişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması gerekir. Madenin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz isteyebilmek için, alacağın kural olarak vadesinin gelmiş olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilmesinin diğer bir şartı ise alacak rehin ile temin edilmemiş olmalıdır. Rehin ile temin edilmiş olan bir alacak teminata haiz olduğu için ihtiyati hacize gerek yoktur. Fakat rehinli malın kıymetinin rehinli alacağı karşılamayacağı tahmin ediliyorsa, karşılanamayacağı (açık kalacağı) tahmin edilen bölümü için, ihtiyati haciz istenebilir. Yine alacağın rehin ile temin edilmiş olmasına rağmen, istisna olarak, ilk önce rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmak zorunluluğu olmayan hallerde, alacaklı (rehinle temin edilmiş olan alacağı için) ihtiyat haciz isteyebilir (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul 2004, s. 883). Yukarıda belirtilen şartların bulunması halinde, vadesi gelmiş bir borcun alacaklısı başka bir şart aranmaksızın ihtiyati haciz isteme hakkına sahiptir.Vadesi gelmemiş bir borçtan dolayı ihtiyati haciz talep edilebilmesi ise; İİK.’nun 257 maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu fıkraya göre, borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, bu hallerde ihtiyati haciz talep edilebilecektir. Somut olayımızda; davacılar vekili tarafından, davacıların ortağı oldukları davalı şirkete farklı miktarlarda ödünç para verildiği iddiası ile ödünç verildiği iddia edilen bedeller toplamı yönünden ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edilmiş ise de, davalı şirkete ödünç olarak verildiği iddia edilen bedellerin denetlenmesi, bu bedellerin ödünç para olarak verilip verilmediği, davalı şirketin bu bedelleri geri ödeme sorumluluğunun tespiti ancak yapılacak yargılama ile belirlenebileceğinden alacağın varlığı ve miktarı hususlarında yaklaşık ispat koşullarının gerçekleşmemiş olması sebebiyle ihtiyati haciz talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir."gerekçesi ile, davacılar vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkillerden ...'un, toplamda davalı şirket sermayesinin %38,45'ine sahip olmakla birlikte; maliki olduğu payların 650 adedine (davalı şirket sermayesinin %1'ine) ilişkin lehine tesis edildiğini ve henüz kesinleşmemiş aidiyet hükmünün (Ek-1: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2022/657 K.2023/124) pay defterine işlenmediğinden, kayden %37,45 oranında hissedar görünmekte olduğunu; bu doğrultuda, müvekkillerinin toplam pay oranının gerçekte %50 olmasına rağmen, pay defterinde %49 olarak görünmekte olduğunu, genel kurul toplantılarında da itirazlarına rağmen bu oranın esas alındığını, şirketin diğer %50'lik kısmının ise pay sahipleri ... ve çocukları ..., ... ve ...'a ("Karşı Yan Paydaşlar") ait olduğunu; yukarıda belirtilen hükmün gereği yerine getirilmediğinden, bu paydaşların toplam mülkiyetinin pay defterinde %51 olarak göründüğünü, bu durumun ana gerekçesini de Karşı Yan Paydaşlar'ın şirket yönetimini ele geçirme sürecinde aldıkları çeşitli kararların teşkil ettiğini; gerçekten de şirketin bir dönem ortağı olan ...'un, %4'lük payını müvekkili ... ile karşı yan paydaşlardan ...'a eşit olarak devretmesine rağmen; YK'da alınan bir kararla, ...'a yapılan devirin %3 olarak pay defterine işlendiğini, müvekkilinin talebinin ise reddedildiğini, (Ek-5: 30.03.2015 tarih ve 7 no.lu YK kararı).Müvekkili ...'un, karşı yan paydaşların hukuka aykırı ve kötü niyetli davranışları neticesinde, 2014 yılından itibaren yönetimden uzaklaştırıldığını, önce müvekkili ...'un müşterek imza yetkisinin kaldırılmaya çalışıldığını (Ek-2: 25.02.2014 tarih ve 2 no.luYönetim Kurulu kararı), ancak bu kararın bâtıl olduğunun mahkemelerce kesin olarak tespit edildiğini, (Ek-3: İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin E.2014/611 K.2015/142 sayılı kararı ve ilgili onama ilamı). daha sonra, yukarıda alıntılanan pay aidiyeti meselesinin sona ermesi beklenmeden, pay defterine işleme/işlememe yönündeki YK kararları sayesinde ve iki paydaş grubu arasında daha önce mevcut olan genel teamülün terk edilerek; müvekkili ...'un YK üyeliğine seçiminin reddedildiğini, (Ek-4: 25.12.2015 Genel Kurul toplantı tutanağı)... başta olmak üzere müvekkillerinin şirket iş ve işlemleri üzerindeki bilgi alma ve denetim imkânlarının hukuka aykırı şekilde ortadan kaldırıldığını; bu doğrultuda, karşı yan paydaşların (ve bunlarca atanan sair YK üyelerinin) özellikle şirket taşınmazları üzerindeki tasarruflarının şekil, kapsam ve içerikleri üzerinde denetim yetkisinin kullanılamadığını; GK toplantıları öncesinde çekilen ihtarnamelere ya hiç yanıt verilmediğini ya da GK toplantısında sınırlı bilgi verilmesiyle yetinildiğini; bu sebeple farklı mali yıllara ilişkin bilgi edinme ve özel denetçi atatma davaları açılmak durumunda kalındığını, Yine bu noktada davalı şirketin 2014'te gayrıfaal hale gelmiş olup, halen de bu niteliğini koruduğunu; bu konuda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlığın dahi bulunmadığını; şirketin halihazırda ana iştigal konusuyla alakalı hiçbir işlem gerçekleştirmemekte olduğunu, sadece sahibi olduğu taşınmazların kiralanması sayesinde (o da sınırlı miktarda) kazanç elde ettiğini, Şirket yönetiminin karşı yan paydaşlarca hukuka aykırı şekilde ele geçirilmesinden hemen sonra, 29.05.2014 tarihinde, davalı şirketin "İstanbul ili Küçükçekmece ilçesi ... mahallesi ... parselde kain fabrika niteliğindeki taşınmaz"ı, değerinin çok altında ve GK'dan yetki alınmadan satıldığını, (Ek-7: satışa ilişkin evrak ve değerleme raporu), yine 24.10.2016 tarihinde, "İstanbul ili Beyoğlu ilçesi ... mahallesi ... pafta ... ada ... parselde kain ... no.lu bağımsız bölüm", 2014 yılında yapılan değerlemenin dahi çok altında bir bedelle satıldığını, (Ek-8: satışa ilişkin evrak ve değerleme raporları). bu işlemin şirketin 2016 yılı bilançosunda dahi gösterilmediğini, Davalı şirkete ait olup da değerinin çok altında satılan bir başka taşınmazın da "İstanbul ili Eyüpsultan ilçesi ... mahallesi ... parselde kain fabrika" olduğunu; 20.10.2017 tarihinde, piyasa rayicinin yaklaşık yarısı bedelle ve GK kararı alınmadan yapılan bu satış işleminin, davalı şirketin kendi aldığı değerleme raporunun dahi altında bir bedelle gerçekleştirdiğini, (Ek-8: satışa ilişkin evrak ve değerleme raporları)Satış işlemlerine ek olarak, şirkete ait bir apartman üzerinde kat mülkiyeti tesis edilerek, 3 adet bağımsız bölüm şirket ve eski ortak ... arasında paylaştırıldığını, ("İstanbul ili Beşiktaş ilçesi ... mahallesi ... ada ... parselde kain ..., ... ve ... no.lu bağımsız bölümler") (Ek-9: ilgili evrak)17.06.2014 tarihinde gerçekleştirilen bu işlemin, özellikle ... paylarının müvekkili ...'a ve ...'a devredildiği dönemdeki usulsüzlüklerle olan zamansal yakınlığı dikkate alındığında; ...'a verilen 1,5 bağımsız bölümün bir nevi "sus payı" ve/veya "devralınan hisse bedelini şirkete ödetme" niteliği taşıdığının düşünüldüğünü,Davalı şirketçe yapılan taşınmaz satışlarından belki de en önemlisinin, "İstanbul ili Eyüpsultan ilçesi ... köyü ... ada ... ve ... parsellerde kain taşınmazlar" olduğunu; gerçek bedelleri toplamı yaklaşık 80.000.000,00 TL olan bu taşınmazların, 30.000.000,00 TL'ye satıldığı davalı şirketçe ileri sürüldüğünü, (Ek-10: satışa ilişkin evrak ve değerleme raporları). bu bedelin de 10.000.000,00 TL'sinin peşin alındığını, kalan 20.000.000,00 TL'si için ise bono tanzim edildiğini, satıştan henüz 3 ay sonra, aynı taşınmazların toplam 106.000.000,00 TL bedelle internet üzerinden yeniden satışa koyulduğunun tespit edildiğini, (Ek-11: e-tespit tutanağı)Bu denli büyük bir işleme ilişkin olarak da GK onayı alınmadığını, "önemli miktarda şirket malvarlığının satışı"na ilişkin emredici hükümlerin ihlal edildiğini; muvazaalı olduğunun izahtan vareste olan bu satışın iptali için İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin E.2023/289 sayılı dosyası kapsamında ihtiyati tedbir kararı alınabilmişse de bu kararın yalnızca mezkûr taşınmaz için verildiğini, (Ek-12)Beyoğlu ilçesinde bulunup da satılan taşınmazın bilançoya eklenmediğini; yine ...'daki taşınmazların satışına ilişkin olarak, davalı şirket banka hesabına girdiği belirtilen 9.500.000,00 TL nakit, şirket bilançosuna tam ve gereği gibi yansıtılmadığını; bilançonun 102 Bankalar ve 100 Kasa hesapları toplamının bahsi geçen bedelin altında kalmakta olduğunu, aradaki fark olan 535.408,12 TL'nin şirket yöneticilerince uhdelerine geçirildiği yönünde ciddi bir şüphe yarattığını, Şirketin gayrıfaal niteliğiyle bağdaşmayan şekilde, YK üyelerine fahiş oranda huzur hakkı ödenmekte olduğunu, (Ek-13: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin E.2016/76 sayılı dosyası kapsamında tanzim edilen 13.02.2016 tarihli bilirkişi raporu). huzur hakkı ödemesinin, 2022 yılı itibariyle yıllık yaklaşık 500.000,00 TL'ye tekabül etmekte olduğunu, ki mevcut ve eski yöneticilerin bu rakamı hak etmelerini gerektirir şekilde şirkete bir katkıları veya genel olarak herhangi bir şirket faaliyetinin söz konusu olmadığını, Yine şirketin gayrıfaal niteliğiyle bağdaşmayan şekilde, 2017-2022 yılları arasında toplam 13.766.854,12 TL genel yönetim gideri ödemesi yapıldığını; fahiş huzur hakkı ödemeleri düşülse dahi, şirketin yaklaşık 10.000.000,00 TL'lik malvarlığının bu şekilde yok edildiğini, Şirketle olan karşılıklı davalar kapsamında elde edilen detay mizan ve BA-BS formlarından; şirket adına ... marka süpürge, ... marka TV,... ve ... gibi kişisel elektronik eşya, buzdolabı, bulaşık makinesi, ses sistemi gibi şahsi harcamaların şirkete yükletildiğinin tespit edildiğini, ...'daki iki taşınmazın satışından elde edilen gelirin bir kısmının, Karşı Yan Paydaş'lara borç olarak verildiğini, karşılığında herhangi bir teminat da alınmadığını; şirketin dava dışı pay sahiplerinden olan yaklaşık 21.000.000,00 TL alacağının bulunduğunu, (Ek-14: 31.12.2022 tarihli Bilanço), yine bu bilançodan ve gelir tablosundan, davalı şirket gayrıfaal olmasına rağmen 500.000,00 TL üzerinde sipariş avansı verilmiş olduğunun görüldüğünü; ayrıca şirkete ait olup da bulunamayan duran malvarlığı unsurlarının (makine, teçhizat vb.) nerede olduğu tespit edilemediği gibi, bunların akıbeti hakkında da davalı şirket yöneticilerince herhangi bir bilgi veya belge sunulamadığını, Şirket merkezi, şirketle alakası olmayan ve"sanal ofis" olarak faaliyet gösteren bir yerde tescilli olduğunu; burası, TTK ve İİK anlamında "muayyen yerleşim yeri" veya "muamele merkezi" oluşturmadığı gibi, esasen "posta kutusu" işlevi dışında bir niteliğinin bulunmadığını; davalı şirket genel kurullarının da şirket avukatlarının gösterdiği başkaca adreslerde yapılmakta olduğunu; müvekkillerce açılan davalar kapsamında kısmen de olsa incelenen şirket belgelerinin dahi, başkaca adreslerde tespit edildiğini, (Ek-15: bilgi edinme hakkının kullanılmasına ilişkin ilamın icrası kapsamında tanzim edilen haciz tutanakları) Davalı şirket yöneticileri aleyhine açılmış ve kısmen yukarıda aktarılan maddi vakıalara dayanan sorumluluk davaları ve ceza soruşturmalarının bulunduğunu; bu durumun, şirket yöneticilerinin hesap vermekten kaçındıklarına işaret ettiği gibi, şirket yöneticilerinin orta ve uzun vadede bu sorumluluktan daha fazla sayıda ve daha geniş kapsamda usulsüzlükler yapmalarına sebebiyet verebileceğini; eski yönetici olan Karşı Yan Paydaşlar ile mevcut yöneticilerin, şirkete olan borçlarını yine şirkete ödetmek amacıyla hareket edecekler, böylece hukuki sorumluluklarının tam ve gereği gibi ifa edilmesinin önüne geçeceklerini, Şirket malvarlığının, yukarıda da aktarıldığı üzere, 2014'ten bu yana ivmeli şekilde azalmakta olduğunu; davanın sona ermesine kadar şirket malvarlığının tümden elden çıkarılması riskinin mevcut olduğunu; bu durumun, davalı şirket hakkında yapılacak basit bir takbis / takpas sorgusundan dahi anlaşılabileceğini, şirketin karşı yan paydaşlar'dan olan alacaklarını tahsil etmeye girişmediği gibi, bu kişiler ile şirketin mevcut yöneticileri arasındaki organik bağ nedeniyle böyle bir ihtimalin de söz konusu olmadığını, müvekkillerinin alacakları rehinle teminat altına alınmış olmadığı gibi, dava dilekçesinde zikredilen davalı şirkete yönelik (temerrüte düşürücü) talepler ve kısmi ödeme vakıaları doğrultusunda muaccel hale de geldiğini, İleri sürerek, istinaf başvurularının kabulüyle, ilk derece mahkemesini 06/11/2023 tarihli ara kararının kaldırılmasına, harca esas değer olan 1.115.000,00 TL'den aşağı olmamak üzere davalı şirket malvarlığının ihtiyaten haczine; müvekkili davacıların şirket ortağı olması ve davalı şirketin gayrıfaal niteliği nedeniyle ihtiyati haciz kaynaklı zarara uğrama ihtimali bulunmaması hususlarının nazara alınarak, teminat alınmamasına, vekâlet ücreti de dâhil her türlü yargılama giderinin davalı şirkete tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; davacıların, ortağı oldukları davalı şirkete ödünç verdikleri paraların iadesi istemiyle açılan alacak davasında ihtiyati haciz istemine ilişkindir. Mahkemece, alacağın dayanağı, varlığı ve miktarı hususunda yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığından bahisle talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İİK'nun 257/1 fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nun 257/2 fıkrası uyarınca, vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki, borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa veya borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebilir. İİK'nun 258 maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. Somut olayda; davacıların ortağı oldukları davalı şirketten ödünç para verme ilişkisine dayalı rehinle temin edilememiş muaccel veya müeccel alacaklarının varlığı ve miktarına, davalı şirketin muayyen yerleşim yeri bulunmadığına, yahut mallarını gizlemeğe, kaçırmağa çalıştığına yönelik iddiaların esası bakımından mevcut delil durumuna ve dosyanın bulunduğu aşamaya göre yaklaşık düzeyde ispat koşulunun oluşmadığı, mahkemece talebin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış olup, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85. TL istinaf karar harcı istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talepler eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Dava dosyası dairemize UYAP sistemi üzerinden elektronik dosya olarak gönderildiğinden, ilk derece mahkemesine UYAP sistemi üzerinden iade edilmesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/12/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenVermetaraflarınesastanKaynaklanan)(ÖdünçözetikararistinafreddinederecesebeplerininistanbuldeğerlendirilmesisavunmasınınsebeplerimahkemesininkararınınSözleşmesindenileriAlacakdosyatarihiiddianumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:52:56

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim