İstanbul BAM 13. HD 2021/1483 E. 2023/2052 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/1483
2023/2052
21 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1483 Esas
KARAR NO: 2023/2052 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEME: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NUMARASI: 2021/486 Esas - 2021/547 Karar
TARİHİ: 23/06/2021
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
KARAR TARİHİ: 21/12/2023
İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin hissedarı olduğunu, davalı şirkete ait 16/04/2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan 8 nolu karar gereğince şirketi denetlemek üzere ... A.Ş.'nin seçildiğini, ancak söz konusu denetim firmasının aynı zamanda davalı şirketin ortaklarına ait ... Tic. Ltd. Şti.'nin kiracısı olduğunu ve aynı binada faaliyet gösterdiklerini beyanla denetim şirketi tarafsız ve bağımsız olarak denetim yapamayacağından söz konusu denetim firmasının seçilmesine ilişkin 8 nolu genel kurul kararının iptaline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın süresinde açılmadığını, TTK'nın 399. Maddesi uyarınca bu davanın denetçi atanmasına dair kararın Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmesinden itibaren 3 haftalık süre içerisinde açılması gerektiğini, bu nedenle davanın reddini talep ettiklerini, ayrıca davacının şirketteki hissesi dikkate alındığında dava açma ve taraf olma ehliyetinin bulunmadığını, seçilen denetçinin de TTK'nın 400. maddesinde belirtilen engel bir duruma sahip olmadığını, usul ve yasaya uygun şekilde atandığını ve göreve başladığını, davacının genel kurulda başka bir bağımsız denetim şirketi önermediğini, kötü niyetli olduğunu beyanla, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 23/06/2021 tarih ve 2021/486 Esas - 2021/547 Karar sayılı kararı ile; "Davalı şirkete ait sicil kaydının celp ve tetkikinde şirketin merkez adresinin mahkememiz yargı sınırları içinde bulunduğu, bu bağlamda mahkememizin görevli ve yetkili olduğu; davacının şirket hissedarı olarak genel kurul kararına karşı yasada ön görülen 3 aylık süre içinde davasını açtığı ve aynı zamanda davacının hissesini temsil eden ...'un alınan karara yönelik olarak muhalefet şerhini tutanağa yazdırmış olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu yapılan genel kurul toplantısında denetçi olarak seçilen ... AŞ'nin adresi ile davalı şirketin ortaklarına ait ... TİC. LTD ŞTİ'nin aynı olduğu, denetim şirketinin belirtilen şirketin kiracısı olarak faaliyetini aynı binada sürdürdüğü, iş bu hususun tarafların kabulünde olduğu, dosyaya sunulan belgelerle sabit olmuştur. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; iptale konu genel kurul kararında denetçi olarak seçilen ... AŞ'nin davalı şirket ile dolaylı da olsa (ortakları aynı olan dava dışı şirketin kiracısı olması) ilişkisinin bulunduğu, TTK 400/1-c maddesine göre denetlenecek şirketle bağlantısı bulunan tüzel kişinin denetçi olamayacağı, anonim şirketlerin bağımsız ve tarafsız denetim şirketi tarafından denetlenmesine ilişkin hükmün emredici nitelikte olduğu, olayımızda denetleyecek şirket ile denetlenecek davalı şirket arasında dolaylı da olsa ilişki bulunduğu dikkate alınarak kanuna aykırı olan 8 nolu kararın iptaline karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ve verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; Yerel Mahkeme gerekçesinin yasaya ve usule aykırı olduğunu, seçim, görevden alma ve sözleşmenin feshi başlıklı Türk Ticaret Kanunu 399. madde 4. fıkrada: " seçilmiş denetçiyi dinleyerek," denilmekte olduğunu, seçilmiş denetçilinin Mahkemece dinlenmediğini, TTK madde 400'ün uygulanabilmesi için TTK madde 399 şartlarının uygulanması gerektiğini, TTK madde 399' da yer alan; dava açabilmek için %10 hisse sahibi olmak ve 3 haftalık sürede dava açmak şartının gerçekleşmemiş olduğunu, bu süre ve oranın genel kurulun iptaline yönelik olarak dava açma hakkı süresini 3 ay olarak tanımlayan TTK 445'e göre özel hüküm olduğunu, TTK 445' te belirtilen dürüstlük kuralına aykırı bir durum olmadığını, zira davacı ile kiraya veren şirketin farklı olduğunu ve TTK 400-1-c de kiracılık ilişkisinin butlanı gerektiren dürüstlük kuralına aykırı bir durum olarak düzenlenmediğini, aynı binada 6 kiracı daha bulunduğunu, müteveffa ... hayattayken de bu şirketin kiracı olduğunu ve denetim yaptığını, bu sebeplerle de Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu; Genel kurul toplantısı ve denetçi seçimi sürecine ilişkin olarak müvekkili şirketin genel kurul toplantısının 16.04.2021 tarihinde yasal süresi içinde toplanmış olduğunu, TTK m. 409/1'de; “Genel kurullar olağan ve olağanüstü toplanır. Olağan toplantı her faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapılır. Bu toplantılarda organların seçimine, finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, karın kullanım şekline, dağıtılacak kar ve kazanç paylarının oranlarının belirlenmesine, yönetim kurulu üyelerinin ibraları ile faaliyet dönemini ilgilendiren ve gerekli görülen diğer konulara ilişkin müzakereler yapılır, kararlar alınır.” denildiğini, dolayısıyla müvekkili şirketin genel kurul toplantısının davacı tarafın iddiasının aksine apar topar yapılmadığını, kanunen ilk 3 ay içinde yapılması zorunlu genel kurul toplantısının pandemi koşulları nedeniyle 16.04.2021 tarihinde yapılabildiğini, 16.04.2021 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısı gündeminde TTK m. 409/1 ve Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul Ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik madde 5/13’de olağan genel kurul toplantısı gündeminde yer alması zorunlu olduğu belirtilen konular dışında başka bir konu yer almadığını; Müvekkili şirketin 16.04.2021 tarihli genel kurul toplantısında TTK madde 420 çerçevesinde finansal tablo ile ilgili konuların görüşülmesinin ertelenmesi üzerine toplanan 17.05.2021 tarihli genel kurul toplantısında da Yönetmelik m. 5, 13 ile TTK m. 409/1’de sayılan hususlar dışında başka bir konu görüşülmediğini, denetçi seçiminin TTK m. 409/1 ve Yönetmelik m. 13 uyarınca olağan genel kurulda görüşülmesi zorunlu konular arasında olduğunu, 16.04.2021 tarihli genel kurul toplantısında da, TTK m. 420 çerçevesinde talep üzerine toplantının ertelenmesiyle yapılan 17.05.2021 tarihli genel kurul toplantısında da Bakanlık Temsilcisinin hazır bulunduğunu, toplantıya nezaret ettiğini ve tutanakları imzaladığını, müvekkili şirketin olağan genel kurul toplantısının kanuni zorunluluk çerçevesinde yapılması için pay sahiplerine çağrı yapılır yapılmaz, davacı tarafın alelacele mahkemeye müracaatla, müteveffa ...’ın ölümünden önce yapıldığını iddia ettiği hisse devir sözleşmelerine dayanarak pay defterine kayıt talebiyle açtığı davada ihtilaflı hisselerin temsili için temsil kayyımı atanması talebinde bulunduğunu (Davacı tarafın açtığı bu davaya dayanak yaptığı hisse devir sözleşmelerinden birini, davanın açıldığı tarih olan 05.03.2021 tarihinden bu yana bir hayli gün geçmesine karşın halen dahi asıl veya suret olarak dosyaya ibraz edemediğini, davasını dayandırdığı diğer sözleşmenin fotokopisini dosyaya sunmuşsa da bu belgedeki imzanın da mürekkebi dağılmış ve ...’a ait olmadığı ilk bakışta anlaşılabilir nitelikte olduğunu ), halbuki ...’ın hayatta olduğu dönemde de ölümünden sonra da söz konusu hisse devir sözleşmelerine dayanarak şirkete yapılan bir bildirim ve pay defterine kayıt talebinin söz konusu olmadığını, davacının bu talebi üzerine mahkemece atanan temsil kayyımının gerek 16.04.2021 tarihli, gerek 17.05.2021 tarihli genel kurul toplantılarında müteveffa ...’a ait olan ihtilaflı payları temsil ettiğini, bu paylardan kaynaklanan oyları davacı ...'in menfaatlerini temsil ettiğini gerek sözlü gerek yazılı olarak beyan ederek, alınan kararlara muhalif kalma yönünde kullandığını; Mahkemece atanan temsil kayyımının TTK m. 420 çerçevesinde genel kurul toplantısının finansal tablolarla bağlantılı gündem maddelerinin görüşülmesinin ertelenmesini talep etmesi üzerine, talep oylamaya dahi sunulmaksızın kanuna uygun şekilde toplantı başkanı tarafından ilgili konuların görüşülmesinin bir ay sonraya ertelenmiş olduğunu, TTK m. 420 hükmüne göre toplantının ertelenmesi talep edildiğinde, finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı gündem maddelerinin bir ay sonraya bırakılacağını, nitekim 16.04.2021 tarihli genel kurul toplantısında da böyle yapıldığını, finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı tüm konuların görüşülmesi bir ay sonraya ertelenerek 17.05.2021 tarihinde toplanan genel kurulda görüşülüp karara bağlanmış olduğunu; Denetçi seçiminin, şirketin finansal tablolarının görüşülmesi maddesi ile ilgili olmadığını, yönetim kurulu üyelerinin ibrası ile yeni yönetim seçimine ilişkin gündem maddelerinin bilanço görüşmelerinden etkilenecek olması sebebiyle azınlığın talebi üzerine bu maddelerin görüşülmesinin de ertelenmesi gerekeceğini, buna karşın 6102 sayılı TTK ile bağımsız denetimin kabul edilmiş olup, bağımsız denetçilerin ibrasının da söz konusu olmadığını, bu sebeple denetçi seçimi, bilanço görüşmeleri ile bağlantılı olmayıp, bilanço görüşmelerinden etkilenmeyeceğini; Bağımsız denetçi seçiminin bilanço görüşmelerinden etkilenmeyecek olması karşısında, denetçi seçiminin görüşülüp karara bağlanabileceği hususunun, genel kurul toplantısında hazır bulunan Bakanlık Temsilcisi tarafından da doğrulanmış olduğunu, buna karşın yine de genel kurulda denetçi seçiminin de ertelenip ertelenmeyeceği hususunun oya sunulduğunu, 4710 adet pay için olumlu ve dava konusu ihtilaflı hisselerin de aralarında bulunduğu 3875 adet pay için olumsuz oy kullanılması neticesinde oy çokluğu ile denetçi seçiminin görüşülmesine karar verilmiş olduğunu, bu sebeple 16.04.2021 tarihli genel kurulda denetçi seçimine ilişkin gündem maddesinin yasaya uygun olarak görüşüldüğünü, denetçi seçimine ilişkin yapılan görüşmelerde; ... vekilinin; “denetçinin bağımsızlığına ilişkin şüpheler mevcuttur, denetçi ile kira ilişkisi bulunmaktadır bu sebeple denetçiyi kabul etmiyoruz.” dediğini, Yönetim Kurulu Üyesi ...'ın söz alarak, denetçi ile ... Ticaret A.Ş. arasında herhangi bir kiracılık ilişkisi bulunmadığını açıkladığını, bu sebeple tarafsızlığından şüphe edilemeyeceğini söylediğini, Toplantı Başkanı ...'ın söz alarak, ...’i temsilen toplantıya katılan ...’e başka bir denetçi önerisinin olup olmadığını sorduğunu, ...’i temsil eden ...'in söz alarak; "gündemin görüşülmesinin ertelenmesini istediklerini, herhangi bir denetçi önerilerinin olmadığını" söylediğini, bu görüşmelerin 16.04.2021 tarihli Genel Kurul Tutanağında tek tek kayıt altına alındığını; Davacı vekilinin genel kurul toplantısında denetçi seçiminin de ertelenmesini istediğini belirtmesine karşın, açmış olduğu hisse devrine dayanan davada müvekkili şirketi denetçi seçiminde geç kalmakla suçlamakta olduğunu, davacı taraf TTK m. 399/6 hükmüne dayanarak denetçi seçiminde gecikildiği için denetçinin mahkemece atanmasını talep etme hakkına sahipken, bu hakkı kullanmadığını ama müvekkili şirketi denetçi seçiminde geç kaldığı iddiası ile suçlayarak aleyhinde davalar açtığını, davacı vekilinin genel kurul toplantısında herhangi bir denetçi önerisinin bulunmadığını belirtmesine karşın, açmış olduğu bu davada denetçinin tarafsız davranmayacağı şüphesi yaratmaya çalışmakta olduğunu, davacı taraf 16.04.2021 tarihli genel kurul toplantısında da, 17.05.2021 tarihli genel kurul toplantısında da TTK m.438’de her pay sahibine tanınan özel denetçi atanmasını talep etme hakkını kullanmamışken, müvekkili şirkete dava açarak denetçinin tarafsızlığı ile ilgili şüphe yaratmaya çalışmakta olduğunu; Davacı tarafın her iki genel kurul toplantısından önce de TTK m. 437 çerçevesinde tüm finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları, kar dağıtım önerisi pay sahiplerinin incelemesi için hazır bulundurulmuşken, bu hakkını kullanmadığını, söz konusu belgeleri inceleme isteği dahi duymadığını, davacı tarafa hem 16.04.2021 tarihli hem 17.05.2021 tarihli genel kurul toplantılarında, ısrarla ve tekrar-tekrar şirketin işleyişi, yönetimi, yapılan işler ile ilgili yönetim kurulu üyelerine ve denetçiye sormak istediği bir soru olup olmadığının sorulduğunu, açıklanmasını istediği bir husus bulunup bulunmadığı sorusu defaatle yöneltilmiş olmasına rağmen, davacı ... temsilcisinin de, mahkemece ihtilaflı hisseler için atanan temsil kayyımının da sormak istedikleri bir soru bulunmadığını belirterek tutanağı imzalamış olduklarını, bu durumun 17.05.2021 tarihli genel kurul toplantı tutanağı ile sabit olduğunu, tüm bu gelişmeler çerçevesinde denetçi seçiminin 3875 olumsuz oya karşılık 4710 adet olumlu oy kullanılması neticesinde oyçokluğu ile gerçekleştirilmiş olduğunu; Davada hak düşürücü sürenin geçtiğini, denetçiye itiraz prosedürü ve görevden alınması davasının süresinde açılmadığını, davacı tarafın davasını, dava dilekçesinin 2. ve 4. sayfasında da belirttiği üzere ‘denetçinin tarafsızlığına dair duyduğu şüphelere’, ‘denetçinin bağımsız olmadığına’ ilişkin iddialara dayandırmış olduğunu, denetçinin seçimi, görevden alınması ve denetim sözleşmesinin feshinin TTK m. 399 hükmünde özel olarak düzenlenmiş olduğunu, davacı tarafın seçilen bir denetçinin tarafsızlığından şüphe ediyorsa TTK m.399'da pay sahibine tanınan haklar çerçevesinde hareket ederek yasal yollara müracaat etmesi gerektiğini, TTK m. 399/4 hükmüne göre; “… seçilmiş denetçinin şahsına ilişkin haklı bir sebebin gerektirmesi, özellikle de onun taraflı davrandığı yönünde bir kuşkunun varlığı halinde …” denilerek denetçi seçimine karşı bu sebeple açılacak davayı özel olarak düzenlemiş olduğunu, TTK m 399/5 hükmünde ise seçilmiş denetçinin bu sebeple görevden alınmasına ilişkin açılacak davaların tabi olduğu hak düşürücü sürenin düzenlenmiş olduğunu, bu açıdan söz konusu hükümler genel kurul kararlarının iptali davasına ilişkin hükümlere nazaran özel hüküm olup, bu sebeple açılacak davalarda öncelikle uygulanması gerektiğini; TTK m. 399/5’'in; “Görevden alma ve yeni denetçi atama davası, denetçinin seçiminin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından itibaren üç hafta içinde açılır.” şeklinde olduğunu, bu hükümde yer alan 3 haftalık sürenin hak düşümü süresi olduğunu (Poroy, Reha/Tekinalp, Ünal/Çamoğlu, Ersin, Ortaklıklar Hukuku I, 13. Bası, s. 464), davacı tarafça bu süre içinde dava açılmadığını, denetçi seçimine ilişkin ilanın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 27.04.2021 tarihli nüshasında yayınlandığını, 3 haftalık sürenin 18.05.2021 tarihinde dolduğunu, dolayısıyla artık denetçi seçimi kesinleşmiş olup, denetçi seçimine karşı bir dava açılamayacağını, aksi durumun Kanunu dolanmak olacağını; Dava şartı olan usulüne uygun muhalefet şerhinin bulunmadığını, genel kurul kararlarının iptali sebeplerinin mevcut olmadığını, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali sebeplerinin TTK m. 445’de düzenlenmekte olduğunu, buna göre kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kurallarına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açılabileceğini; Davacı tarafın davasını denetçi seçimine ilişkin bu aykırılıklara değil, denetçinin tarafsızlığından şüphe ettiğine ilişkin iddialara dayandırmış olduğunu, denetçinin tarafsızlığından şüphe edilmesinin, kanuna ya da esas sözleşmeye veya dürüstlük kurallarına aykırılık hali olmadığını, seçilmiş bir denetçinin tarafsızlığından şüphe edilmesi durumunda açılacak davanın TTK m. 399/4,5’de özel olarak düzenlenmiş olduğunu, bu davanın 3 haftalık hak düşürücü süre içinde açılabileceğini ve denetçi ile ilgililer dinlenerek karara bağlanacağını, davacı tarafın hak düşürücü süre içinde bu davayı açmadığını, dolayısıyla tarafsızlığından duyduğu afaki şüpheleri genel kurul kararının iptaline dayanak yapmasının kanuna aykırı, kanunu dolanma maksatlı olduğunu, denetçi seçiminin yapıldığı 16.04.2021 tarihli genel kurul toplantısında toplantı başkanı tarafından davacı ... temsilcisine denetçi önerisi olup olmadığının sorulduğunu, davacı temsilcisinin herhangi bir önerisi bulunmadığını beyanla tutanağı imzalamış olduğunu, bir an için TTK m. 399,4,5’deki özel düzenlemelerin bulunmadığı varsayılsa dahi, davacı tarafın iptal davası açabilmesi için gerekli kanuni şartların oluşmadığını, TTK m. 446/1-a hükmüne göre toplantıda hazır bulunup karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçiren pay sahibinin iptal davası açabileceğini, davacı tarafın dava dilekçesinde karara muhalif kaldığını ve muhalefet şerhini tutanağa geçirdiğini belirtmesine karşın, davacının denetçi seçimine ilişkin usulüne uygun bir muhalefet şerhi bulunmadığını, şöyle ki; 16.04.2021 tarihli genel kurul toplantısında finansal tablolar ve buna bağlı konuların görüşülmesi ertelendikten sonra, denetçi seçimine ilişkin gündem maddesinin görüşülmesi ve oylanmasına geçmeden önce, davacı temsilcisi ...'in muhalefet şerhini tutanağa kaydettirmek istediğini, tüm genel kurul toplantısı ile ilgili muhalefetini bir bütün olarak genel kurul tutanağına kaydettirerek imzaladığını, muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmesinden sonra gündemin 8. maddesi olan denetçi seçiminin görüşülmesi ve oylamaya geçildiğini, 4710 adet olumlu oya karşılık 3875 adet olumsuz oy kullanılması neticesinde oy çokluğu ile denetçi seçiminin gerçekleştirilmiş olduğunu, gündemin 8. maddesinin oylanmasından sonra davacı ... temsilcisi tarafından tutanağa kaydettirilen bir muhalefet şerhi bulunmadığını, 16.04.2021 tarihli tutanak incelendiğinde bu hususun görüleceğini, Yargıtay'ın yerleşik kararlarına göre, pay sahibinin muhalefet şerhini ilgili gündem maddesinin görüşülmesinden sonra genel kurul tutanağına kaydettirmesi gerektiğini, gündem maddesi görüşülüp oylanmadan önce tutanağa kaydettirilen muhalefet şerhlerinin pay sahibine iptal davası açma hakkı vermeyeceğini, Yargıtay’ın bu yönde daha birçok kararı mevcut olup, bu hususun yerleşik Yargıtay uygulaması olduğunu, davacı tarafın denetçi seçimi ile ilgili gündemin 8. maddesinin oylanması ve bu gündem ile ilgili karar alınmasından sonra tutanağa geçirilmiş usulüne uygun bir muhalefet şerhinin bulunmaması sebebiyle, davacı tarafın açtığı iptal davasının TTK m. 446 uyarınca dava şartının yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, Kanuna, esas sözleşmeye, dürüstlük kurallarına aykırılık bulunmadığını, 16.04.2021 tarihli genel kurul toplantısında denetçi seçimine ilişkin alınan kararın iptali sebeplerinin de bulunmadığını, TTK m. 445'e göre genel kurul kararlarının kanuna aykırılık, esas sözleşmeye aykırılık ve iyi niyet kurallarına aykırılık sebebiyle iptal edilebileceğini, bunların her biri tek tek ele alındığında, iptal sebeplerinin bulunmadığının ortaya çıkmakta olduğunu, şöyle ki; denetçi seçilemeyecek kişilerin TTK m. 400’de tek tek sayıldığını, müvekkili şirketin genel kurulunda seçilen bağımsız denetçinin, TTK m. 400' de sayılan denetçi sayılmayı engelleyen sebeplerden hiçbirini taşımadığını, bu sebeple denetçi seçiminde herhangi bir Kanun'a aykırılığın söz konusu olmadığını; Davacı tarafın dava dilekçesinde, denetçinin bağımsızlığından şüphe duymasına gerekçe olarak, bağımsız denetçinin tarafı olduğu kiracılık ilişkisini göstermiş olduğunu, TTK m. 400 hükmüne bakıldığında kiracılık ilişkisi denetçi olmayı engelleyen bir sebep olmadığı gibi, müvekkili şirket ile bağımsız denetçi arasında herhangi bir kiracılık ilişkisinin de bulunmadığını, bağımsız denetçinin kira akdi içinde bulunduğu şirketin ... Ticaret Limited Şirketi olduğunu, her iki şirketin farklı tüzel kişiliklere sahip olduğunu, davalı müvekkili söz konusu kira sözleşmesinin tarafı olmadığı gibi, aynı binada altı farklı kiracı daha bulunmakta olduğunu, bu sebeple bağımsız denetçi seçimine ilişkin genel kurul kararında bir kanuna aykırılık olmadığını; 16.04.2021 tarihli genel kurulda karara bağlanan denetçi seçiminin esas sözleşme hükümlerine de aykırı olmadığını, davacı tarafın da böyle bir iddiasının bulunmadığını, yine denetçi seçiminin iyi niyet kurallarına da aykırı olmadığını, denetçi seçimine ilişkin genel kurulda yapılan görüşmelerde; ... vekiline herhangi bir denetçi önerilerinin bulunup bulunmadığının sorulduğunu, olmadığını söylediğini, denetçi seçimi bu iyi niyet kurallarına aykırı olsaydı, pay sahiplerini zarara uğratma maksadı taşısaydı, davacının temsilcisine denetçi önerisi olup olmadığının sorulmayacağını, genel kurulda davacı vekiline önerisinin olup olmadığının sorulmasının, müvekkili şirketin iyi niyetini, bu hususta müzakere ederek karar alma düşüncesini ve pay sahiplerine karşı olumlu yaklaşımını ortaya koymuş olduğunu; Benzer şekilde 17.05.2021 tarihli genel kurul toplantısında her bir gündem maddesi görüşülürken ayrı ayrı olmak üzere hem davacının temsilcisine, hem mahkemece ihtilaflı hisseleri temsilen atanan temsil kayyımına şirketin yönetimi, yapılan işler ya da şirketle ilgili başkaca herhangi bir konuda yönetim kurulu üyelerine ya da denetçiye soruları olup olmadığının sorulduğunu, her ikisinin de herhangi bir soruları olmadığını beyan ederek genel kurul tutanağını imzalamış olduklarını, bu yaklaşımın da şirket yöneticilerinin herhangi bir kötü niyetinin bulunmadığını, iyi niyetli olarak hareket ettiklerini göstermekte olduğunu; Buna karşın, davacı tarafın amacının şirketin faaliyetlerini aksatmak ve organsız bırakmak olduğunu, şöyle ki; TTK m. 399/4,5 uyarınca üç haftalık hak düşürücü süre içinde denetçinin görevden alınması ve yeni denetçi atanması için dava açılmayarak, genel kurul kararının iptali için dava açmalarının da bunu göstermekte olduğunu, hem 16.04.2021, hem 17.05.2021 tarihli genel kurul toplantısında TTK m. 438 uyarınca her pay sahibine tanınmış olan özel denetçi tayinini talep etme hakkının kullanılmamış olmasının da bunun göstergesi olduğunu,16.04.2021 tarihli ve 17.05.2021 tarihli genel kurul toplantılarının her ikisinde de soru sormak ve bilgi almak yerine, seçimin ertelenmesi yönünde talepte bulunmalarının da davacı tarafın kötü niyetli olarak şirketi organsız bırakmak ve faaliyetlerini aksamak amacını ortaya koymakta olduğunu; Davacı vekilinin bir yandan denetçi önerisi olmadığını söylemekte, bir yandan denetçi seçimini ertelemeye çalışmakta, bir yandan seçilen denetçiye karşı iptal davası açmakta ama diğer taraftan da açmış olduğu başka davalarda müvekkili şirketi denetçi seçiminde geç kalmakla suçlamakta olduğunu, yine davacı tarafın bugüne kadar TTK m. 399/6 hükmüne dayanarak denetçi seçiminde gecikildiği için denetçinin mahkemece atanmasını talep etme hakkını da kullanmamış olduğunu, tüm bu çelişkili davranışları da müvekkili şirketi denetimsiz ve organsız bırakmayı hedeflediğini, bu şekilde şirket faaliyetlerini aksatarak diğer ortaklara müteveffa ...'ın terekesi ile ilgili taleplerini kabul ettirme maksadını taşıdığını göstermekte olduğunu; Tüm bu hususlar karşısında, 16.04.2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan denetçi seçimine ilişkin karar, kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve iyi niyet kurallarına aykırı olmayıp, davacının işbu davayı açmaktaki maksadının şirketi denetimsiz bırakarak şirketin diğer ortakları olan ...'ın mirasçılarına haksız taleplerini kabul ettirmek için zorlamak olduğunu, davacının amacı gerçekten şirket menfaatleri olsaydı, genel kurul kararının iptali davasını açmak yerine öncelikle TTK m. 399/4,5’de düzenlenen üç haftalık hak düşürücü süre içinde denetçinin değiştirilmesini talep edecek veya TTK m. 438 çerçevesinde genel kuruldan özel denetçi atanmasını talep edecek ya da TTK m. 437 çerçevesinde bilgi alma ve inceleme hakkını kullanmak isteyeceğini veya denetçi seçiminde gecikildiğini düşünüyorsa TTK m. 399/6 uyarınca genel kurulca denetçi seçimi yapılmadan önce mahkemeye müracaatla yine denetçi atanmasını talep edecek olduğunu, davacının bu haklarından hiçbirini kullanmadığını; Kararda butlan sebeplerinin de bulunmadığını, genel kurul kararlarının batıl olduğu hallerin TTK 447 hükmünde düzenlenmiş olduğunu, davacı tarafın genel kurula katılma, oy hakkı ve diğer vazgeçilmez haklarının sınırlanmadığını, ortadan kaldırılmadığını, davacı tarafın da dava dilekçesinde bu yönde bir iddia ileri sürmediğini, aksine davacı tarafın hisse devir sözleşmelerinin varlığı iddiası ile açtığı davada dayandığı sözleşmelerden birisini dava dosyasına hiç ibraz edemediği halde diğer sözleşmedeki imza da sahte olmasına karşın, mahkemenin verdiği temsil kayyımı atanması kararı ve bu surette atanan kayyımın davacının temsilcisi olduğunu gerek yazılı gerek sözlü beyan etmesi neticesinde, sahip olduğu 60 paydan çok daha fazlasını toplam 3875 adet payı dolaylı olarak kendi menfaatleri için kullanarak genel kurula katıldığını ve oy kullandığını; Davacı tarafın bilgi alma ve inceleme haklarının hiçbir surette sınırlanmadığını, ancak davacı tarafın bu haklarını kullanmaktan adeta imtina ettiğini, denetçinin bağımsız olduğunu, tarafsız olduğunu ve seçilme engelleri bulunmadığını, dava dilekçesinde davacı tarafın, seçilen denetçinin tarafsızlığından şüphe edilecek iki hususu ileri sürdüğünü, TTK m. 399/5 çerçevesinde seçilen denetçiye karşı dava açılabilmesi için Kanunda öngörülen üç haftalık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının artık bu iddia ile dava açmasının mümkün olmadığını, bu husustaki beyanları mahfuz kalmak kaydı ile davacı tarafın ileri sürdüğü her iki hususun da gerçek olmadığını; Davacı vekilinin ilk iddiasının, seçilen bağımsız denetçinin müvekkili şirket ile kiracılık ilişkisi içinde olduğu iddiası olduğunu, bu iddianın gerçek olmadığını, şöyle ki; seçilen denetçi ile müvekkili ... Ticaret A.Ş. arasında herhangi bir kiracılık ilişkisi bulunmadığı gibi, herhangi bir ticari ilişki de bulunmadığını, müvekkili şirket ile bağımsız denetim şirketi arasındaki tek ilişkinin, bağımsız denetim ve tam tasdik ilişkisi olduğunu, bağımsız denetim şirketinin ... Ticaret Ltd. Şti.’nin kiracısı olduğunu, her iki şirketin birbirinden farklı tüzel kişilikler olduğunu, denetçi seçilmeye engel hallerin TTK m. 400 hükmünde detaylı bir şekilde düzenlendiğini, maddede denetçi olmayı engellediği düzenlenen sebepler ya da bunlara benzer başkaca bir durumun 16.04.2021 tarihli genel kurul toplantısında seçilen denetçi için söz konusu olmadığını, denetlenen şirket ya da denetlenen şirketin ortaklarının olduğu başka bir şirket ile kiracılık ilişkisi ya da bu ilişkiye benzer başkaca bir sözleşmenin TTK m. 400’de denetçi olmayı engelleyen haller arasında sayılmadığını, buna karşın müvekkili davalı şirket ile bağımsız denetçi arasında kiraya ya da herhangi bir ticari ilişki olmadığını; Davacı tarafın iddialarının dayanağı olarak gösterdiği diğer hususun ise mahkemenin ihtilaflı hisseler için atadığı temsil kayyımının raporunda belirttiği ...'nin davalı şirketten 2018 yılında 363.752,76.TL, 2019 yılında 547.787,13.TL, 2020 yılında 703.827,97 TL alacağı bulunduğu iddiaları olduğunu, davacı vekilinin bu ilişkilerinin kaynağının tespit edilemediğini belirtmekte olduğunu, 17.04.2021 tarihli genel kurul toplantısında bu hususta detaylı açıklamalar yapılmasına ve hem temsil kayyımına, hem davacı temsilcisine defaatle açıklanmasını istedikleri bir husus bulunup bulunmadığı sorulmasına karşın, bu hususta denetçiye de müvekkili şirket yönetim kurulu üyelerine de herhangi bir soru yöneltmediklerini, temsil kayyımına 16.04.2021 tarihli genel kurul toplantısı ve sonrasında ihtiyaç duyduğu başkaca bir belge ya da bilgi bulunması durumunda müvekkili şirkete bildirebileceği, istediği tüm bilgilerin sağlanacağı belirtilmesine karşın herhangi bir bilgi ve belge talep etmeden raporunu hazırlamış olduğunu, temsil kayyımının gerek genel kurul toplantılarında, gerek hazırladığı raporda, mahkemece kendisinin nizalı hisseler için atandığını unutarak, davacı ...’in temsilcisi olarak açıkladığını ve yine bu şekilde raporunu imzaladığını, raporda belirtilen alacakların sebebi sorulsaydı, denetim ve tam tasdik hizmetine ilişkin sözleşmeler ve belgelerin kendisine verilecek olduğunu; Müvekkili şirketin seçilen bağımsız denetçi ile arasında denetim ve tam tasdik hizmeti dışında doğrudan ya da dolaylı herhangi bir ticari ilişkisi bulunmadığını, seçilen denetçinin müteveffa ...’ın hayatta olduğu 2017 ve 2018 yıllarında da müvekkili şirketi denetlemiş olduğunu, ... ile davalı şirket arasında ticari bir ilişki bulunmadığını, ekte sunulan kurumlar vergisi tam tasdik sözleşmelerine ve faturalara istinaden bağımsız denetim şirketinin 3568 sayılı Kanun çerçevesinde denetim ve tam tasdik hizmeti vermiş olduğunu, temsil kayyımının raporunda gözüken tutarların bu hizmetin karşılığı olarak kesilen faturalara ilişkin olduğunu, temsil kayyımının müvekkili şirket yetkililerince defaatle kendisine belirtilmesine rağmen herhangi bir bilgi ve belge talep etmediğinden, bu belgelerin kendisine ulaştırılamadığını, temsil kayyımının raporunda taraflı şekilde varsayımlara dayalı olarak, gerekli incelemeleri yapmadan, araştırmadan isnatlarda bulunduğunu, nitekim mahkemece atanan ve tarafsız olması gereken temsil kayyımının bu raporu ... temsilcisi sıfatıyla imzalamış olup, rapora karşı Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/212 Esas sayılı dosyası kapsamında gerekli itirazların yapıldığını beyanla Yerel Mahkeme kararının istinaf incelemesi ile kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, anonim şirket genel kurul kararının iptali talebine ilişkindir.Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dosya kapsamından; davalı ...'nin 16.04.2021 tarihinde yapılan 2018-2019-2020 yıllarına dair genel kurul toplantısında alınan 8 nolu karar ile ... A.Ş.'nin 2019-2020 ve 2021 yılları için şirket bağımsız denetçisi olarak seçilmesine oy çokluğu ile karar verildiği, toplantıya katılan davacı temsilcisinin alınan karara karşı; denetçinin bağımsızlığına ilişkin şüphelerin mevcut olması, denetçi ile davalı şirket arasında kira ilişkisi bulunduğu gerekçesi ile muhalefet ettiği ve olumsuz oy kullandığı, genel kurul tarafından alınan kararın şirket yönetim kurulu tarafından 27.04.2021 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan ve aynı tarihte sicile tescil ettirildiği, eldeki davada davacının, denetçi seçilen şirket ile davalı şirketin aynı adreste mukim oldukları, denetçi şirketin, davalı şirket ile ortakları aynı olan dava dışı ... Limited Şirketi'nin kiracısı olması sebebiyle tarafsızlığından şüpheye düşüldüğünden bahisle anılan kararın iptalini talep ettiği, Mahkemece seçilen denetçi şirket ile davalı şirket arasında bağlantı bulunduğu ve bu durumun TTK'nın 400/1-c maddesine aykırı olduğu gerekçesi ile kararın iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.Anonim şirket genel kurul kararlarının iptali TTK'nın 445. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre aynı kanunun 446. maddesinde sayılan kişilerce, alınan bir genel kurul kararının, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olduğu ileri sürülerek karar tarihinden itibaren üç aylık süre içerisinde iptali için dava açılması mümkündür. 6102 sayılı TTK'da denetçi organ olmaktan çıkarılmış, bununla birlikte 397. maddesi ile bazı anonim şirketlerin denetime tabi oldukları kabul edilmiştir. Bu şirketler yönünden bağımsız denetim yapmak üzere denetçi seçilebilecek kişiler ise kanunun 400. maddesinde sayılmıştır. TTK'nın 399. maddesi ise denetçinin seçimi ve görevden alınmasını düzenlemiştir. Maddenin birinci fıkrasında denetçinin, şirket genel kurulunca seçileceği ve yönetim kurulunca ticaret siciline tescil ettirileceği kabul edilmiş, dördüncü fıkrasında, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinin, yönetim kurulunun veya sermayenin yüzde onunu, halka açık şirketlerde esas veya çıkarılmış sermayenin yüzde beşini oluşturan pay sahiplerinin istemi üzerine, ilgilileri ve seçilmiş denetçiyi dinlemek şartı ile denetçinin şahsına ilişkin haklı bir sebebin gerektirmesi, özellikle de taraflı davrandığı yönünde bir kuşkunun varlığı halinde, denetçiyi görevden alarak başka bir denetçi atayabileceği kabul edilmiştir. Azlığın bu davayı açabilmesi için gerekli koşullar ise maddenin beşinci fıkrasında; denetçinin seçimine genel kurulda karşı oy vermiş, karşı oyunu tutanağa geçirtmiş olması ve seçimin yapıldığı genel kurul toplantı tarihinden itibaren geriye doğru en az üç aydan beri, şirketin pay sahibi sıfatını taşıması olarak sayılmıştır. TTK'nın 399. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarının birlikte değerlendirilmesi ve denetçi seçiminin genel kurulun devredilemez yetkileri kapsamında olması da nazara alındığında, kanun koyucunun, her halükarda bir genel kurul kararı ile seçilecek denetçinin tarafsızlığından şüphe edilmesi nedeniyle görevden alınması için açılacak davayı bu madde ile özel olarak düzenlediği anlaşılmaktadır. Somut olayda her ne kadar davacı taraf davasını genel kurul kararının iptali davası olarak açıklamış ise de, hukuki nitelendirme Mahkemeye ait olup, Mahkemece davanın, TTK'nın 399/4. maddesi uyarınca açılmış bir denetçinin görevden alınması davası olduğu ve ancak denetçinin seçiminin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanından itibaren üç haftalık süre içerisinde açılabileceği, dava tarihi olan 28.05.2021 tarihi itibariyle üç haftalık hak düşürücü sürenin geçtiği gözetilerek HMK'nın 114/2. maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekirken, genel kurul kararının iptali davası olarak nitelendirilmek suretiyle kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, Mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ile Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/06/2021 tarih ve 2021/486 Esas - 2021/547 Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak; 2-Davanın hak düşürücü süre nedeniyle REDDİNE,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN 3-Dairemiz karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 269,85 TL karar harcından davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediği anlaşıldığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan 2023/2024 AAÜT uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,7-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN: 8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 9-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 43,00 TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi'ne gidiş-dönüş gideri olmak üzere toplam 205,10 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 10-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK' nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 21/12/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:54:15