SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 13. HD 2023/2180 E. 2023/2006 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/2180

Karar No

2023/2006

Karar Tarihi

14 Aralık 2023

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/2180 Esas

KARAR NO : 2023/2006 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

TALEP : İhtiyati Haciz

KARAR TARİHİ: 14/12/2023

YAZIM TARİHİ: 19/12/2023

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili 9401867 IMO numaralı ve Singapur bayraklı “...” isimli kuru yük gemisinin donatanı olduğunu, 4 Mart 2022 tarihinde davalılar... Ticaret Denizcilik Danışmanlık San ve Tic. Ltd. Şirketi (yeni unvanıyla ...Ve Tic. Ltd. Şirketi) ve ... İç Ve Dış Tic. A.Ş ile 31.000,00 metrik ton GYPSUM yükünün Türkiye'nin İskenderun limanından Nijerya'nın Port Harcourt limanına taşınması için bir navlun sözleşmesi akdettiklerini, gemi ilgili yükü teslim almak adına İskenderun Limanı'na yanaştığını ve yükleme işlemlerine başlandığını, yükleme operasyonları sorunsuz şekilde tamamlandığını ve gemiye yüklenen net yük miktarının 30.949,24 metrik ton olduğu anlaşıldığını, bu kapsamda gemi tahliye limanı olan Nijerya'nın Port Harcourt Limanı'na doğru seferine başladığını, yüke ilişkin konişmentolar 26 Mart 2022 tarihinde düzenlendiğini, bu kapsamda müvekkilinin ilgili çarterparti kapsamında doğan 2.412.880,12 USD tutarındaki net navlun alacağının tamamı (toplamı navlun alacağı olan 2.506.8388,44 USD'den %3,75 aranındaki kamisyonun düşülmesiyle hesaplanmıştır), taşınan yüke ilişkin konişmentoların düzenlenmesiyle muaccel hale gelmiş olmasına karşın, bu tarihe kadar müvekkiline yapılan öâdeme miktarı 449.944,00 USD tutarında olduğunu, müvekkilinin Port Harcourt Limanı'na varana kadar defalarca, muaccel hale gelmiş olan navlun bedelinin peşinen kendisine ödenmesini talep etmiş ise de, ilgili bedel çeşitli tarihlerde yapılan 12 ayrı transfer ile ödendiğini, gemi Port Harcourt Limanına varır varmaz 24/04/2022 tarihinde hazırlık bildiriminde bulunulduğunu, ancak geminin tahliye işlemlerine başlaması için uygun bir rıhtıma yanaştırılması 05/05/2022 tarihinde gerçekleştirildiğini, 07/04/2022 tarihinde tahliye işlemleri başladığını, bu tarihe değin, müvekkilinin hak kazandığı navlun bedeli tam olarak ödenmemiş olup, bakiye navlun bedeli 1.363.158 USD tutarında olduğunu, tahliyenin tamamlanamaması neticesinde ve Çarterparti hükümleri uyarınca 24 Mayis 2022 günü saat 14.45'te boşaltma süresi aşıldığını ve müvekkili lehine sürastarya süresi işlemeye başladığını, tahliyenin devam etmesi için yapılan görüşmeler esnasında 18/07/2022 tarihinde müvekkilinin davalılara e-posta göndererek bakiye 463.472,00 USD tutarındaki navlun borcunun davalılar tarafından ödenmesini, boşaltma süresinin aşılması nedeniyle gelen sürastarya ücretinin ve geminin demirde yüzer bir depo gibi beklemek durumunda bırakılması nedeniyle oluşan 57,5083 günlük zararın tahliye akabinde tazmin edilmesi ve Port Harcourt'da doğabilecek masrafların hiçbirinin kendilerinden talep edilmemesi şartıyla geminin tekrar yanaştırılıp tahliyeye devam edebileceğini bildirdiğini, yaklaşık 5 aylık sürenin sonunda davalıların navlun bedelinin tamamının ödendiğini, 28/07/2022 tarihinde tahliye işlemlerinin tamamen sonlandırıldığını, sürastarya ücretine esas sürenin toplamı 7,51 gün olduğunu, sürastarya ücretinin günlük olarak 22.500 USD olduğundan, müvekkilinin hak kazandığı sürastarya ücretinin 168.975 USD olduğunu, geminin 57,5083 günlük bir süre boyunca çalıştırılamamış olması nedeniyle müvekkilinin detention/mahrumiyet zararının 1.420.140,75 USD olarak hesaplandığını beyanla İİK m. 259 uyarınca mahkeme tarafından makul bir teminat belirlenerek söz konusu teminatın taraflarınca yatırılması halinde davalı şirketlerin taşınır ve taşınmaz malları, banka hesaplarında mevcut paralar, üçüncü kişilerdeki alacakları da dahil olmak üzere tüm malvarlığı üzerinde işbu dava konusu alacakları temin etmeye yetecek ölçüde ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 09/06/2023 tarih ve 2023/263 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı ara kararında;

"....Dava, sürastarya ücreti ve detention/mahrumiyet zararının tahsili istemine ilişkin olup, davacının iddia ettiği alacağın varlığı ve miktarı yapılacak yargılama neticesinde ortaya çıkacak olduğundan, bu aşamada dava konusu alacak kalemlerinden dolayı İİK'nun 257 ve devamı maddeleri gereğince ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için gerekli yasal koşulların oluşmadığı kanaatine varıldığından, davacının ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."gerekçesi ile,

Talep eden vekilinin ihtiyati haciz talebinin REDDİNE,

Talep esas dava içerisinde değerlendirildiğinden ücreti vekalet tayinine YER OLMADIĞINA, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, İlk Derece Mahkemesi’nin incelemesine dava dilekçelerinin bir parçası olarak sunulan ihtiyati haciz taleplerinin, mahkeme tarafından verilen ara karar ile reddedildiğini; söz konusu ara kararın aşağıdaki gibi gerekçelendirildiğini,

“Dava, sürastarya ücreti ve detention/mahrumiyet zararının tahsili istemine ilişkin olup, davacının iddia ettiği alacağın varlığı ve miktarı yapılacak yargılama neticesinde ortaya çıkacak olduğundan, bu aşamada dava konusu alacak kalemlerinden dolayı İİK'nun 257 ve devamı maddeleri gereğince ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için gerekli yasal koşulların oluşmadığı kanaatine varıldığından, davacının ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.”İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçelendirilmiş olmaktan uzak olduğunu; Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27/2 maddesi uyarınca “Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesi” ve aynı kanunun 297/1/c maddesi uyarınca mahkemenin “tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri” hükümde belirtmesi gerekmekte olduğunu,

Somut olayda ise İlk Derece Mahkemesinin sadece “alacağın varlığının ve miktarının çekişmeli olduğunu, ancak yargılama neticesinde ortaya çıkacağını” belirtmekle yetindiğini ve “İİK madde 257 ve devamı maddelerinde belirtilen şartların somut olay bakımından gerçekleşmemiş olması nedeniyle” ihtiyati haciz talebini reddettiğini; söz konusu kararda, kanunda belirtildiği üzere Müvekkillerinin iddialarını ve delillerini tartışmak bir yana, ret sebebini dayandırdığı kanun maddesini dahi tam olarak belirtmediğini; hangi kanun maddesine dahi atıf yaptığı belli olmayan kararda mahkemenin, ihtiyati haczin tesisi için gerekli şartların oluşmadığını belirttiğini, Bu kapsamda, İlk Derece Mahkemesi yukarıda atıf yapılan maddelerde belirtilen gerekçelendirme görevini yerine getirmediğinin açıkça görüldüğünü; bu durumun, İlk Derece Mahkemesi kararının en temel düzlemde dahi usule ve yasaya aykırı olduğunun pek çok kanıtından biri olduğunu,

İhtiyati haczin koşullarının İcra ve İflas Kanunu’nun 257 ve 258’inci maddelerinde yer almakta olduğunu; referans kolaylığı açısından söz konusu maddelerin ilgili fıkralarının aşağıda alıntılandığını,

Madde 257/1

“Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir”

Madde 258/1

“İhtiyatî hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.”

Yukarıdaki maddelerin lafzı incelendiğinde ihtiyati haciz tesisinin kanuni şartların şu şekilde olduğunu; (i) hakkında ihtiyati haciz istenen alacağın para alacağı olması, (ii) ilgili alacağın rehinle tesis edilmemiş olması ve (iii) bahse konu alacağın muaccel olması. İhtiyati haciz talep edenin söz konusu alacağın varlığına kanaat getirmeye yetecek düzeyde delil gösterilmesi gerektiğini,

Yukarıdaki alıntılanan kanuni şartlar somut olaydaki durum nezdinde değerlendirildiğinde;

Müvekkilinin alacağının para alacağı olduğu konusunda bir şüphe bulunmadığını; bu alacağın kaynağının bir kısmının Davalılar ile akdedilen Çarterparti sözleşmesiyken, geri kalan kısmının Gemi’nin demirde beklediği süre zarfında, Gemi’nin ticari faaliyetlerine devam etmekten alıkonulmuş olması nedeniyle talep edilen tazminat miktarı olduğunu,

Gemi’nin ikinci kez limana yanaşması ile tahliye işlemlerinin tamamlanması arasında geçen sürastarya süresi de hesaba katıldığında, Müvekkilinin Çarterparti hükümlerine göre hak kazandığı sürastarya ücretine esas sürenin toplamı 7,51 gün olduğunu; Çarterparti altında sürastarya ücretinin günlük olarak 22.500,00 USD olduğu hesaba katıldığında, Müvekkilinin hak kazandığı sürastarya ücretinin 168.975,00 USD olduğunu, (Dava dilekçesi EK-1: Taraflar Arasında Akdedilen 4 Mart 2022 Tarihli Çarterparti).Müvekkilinin, Davalılar tarafından navlun bedelinin ödenmemesi nedeniyle Gemi’nin demir bölgesinde geçirdiği 57,5083 günlük süre boyunca Gemi’yi başka işlerde çalıştıramadığını; bu durumda Müvekkilinin, Davalıların temerrüdü nedeniyle uzayan 2 aya yakın süreç boyunca Gemi’nin bir başka işte çalıştırılarak elde edilebilecek navlun/kira gelirinden de mahrum bırakıldığını; Navlun/kira bedellerinin son 20 yılın en yüksek seviyelerine ulaştığı 2022 yılında bu boydaki bir geminin 1 günlük kirasının, bütün dünyaca kabul gören Baltık Supramax Endeksi (Baltic Supramax Index veya BSI) uyarınca (gemi özelliklerine ve rotaya göre değişiklik arz etmekle beraber) 24.000,00 ila 26.000,00 USD arasında olduğunu; dünyaca kabul görmüş yukarıdaki endeks ve dönemin sektör teamülleri değerlendirildiğinde Gemi’nin (salt Davalılar nedeniyle) 57,5083 günlük bir süre boyunca çalıştırılamamış olması nedeniyle Müvekkilinin detention/mahrumiyet zararının 1.420.140,75 USD olarak hesaplandığını; ilgili hesaplamaları barındıran belgelerin dava dilekçesinin ekinde Sayın Mahkeme’nin dikkatine sunulduğunu, (Dava Dilekçesi EK-9: Hazırlık Bildiriminden İtibaren Gemi’nin Boşaltma, Sürastarya Ve Detention/Mahrumiyet Süre İle Zararlarının Hesaplarını İçerir Belgeler).

Yukarıda özetlenen olaylar çerçevesinde, Müvekkilinin 169.975,00 ABD Doları ve 1.420.140,75 ABD Doları detention/mahrumiyet tazminatı olmak üzere toplamda 1.589.115,75 ABD Doları tutarında Davalılar’dan alacaklı olduğunu, Müvekkillerinin alacağı daha önceden rehinle tesis edilmediğini: Müvekkillerin, her ne kadar süreç içerisinde en başta tahsil etmekte zorlandığı navlun bedeli için Gemi’den tahliye etmekte olduğu yük üzerinde hapis hakkını kullanmış olsa da; daha sonra navlun bedelinin ödenmesi ile bu hakkın son bulduğunu; işbu ihtiyati haciz başvurusunun konusunun ise navlun bedeli olmayıp, Müvekkillin çarterparti kapsamında tahliye süresinin aşılmış olması nedeniyle hak kazandığı sürastarya ücreti ile Gemi’yi kullanmaktan alıkonulmuş olması sebebiyle uğradığı mahrumiyet/detention zararına ilişkin olduğunu; söz konusu alacakların hiçbir şekilde güvence altına alınmamış olup bugüne değin faizi işlemeye devam etmekte olduğunu, Müvekkilinin sürastarya alacağının, dava dilekçesinin 1 numaralı ekinde yer alan çarterparti uyarınca Gemi’nin tahliye işlemlerinin tamamlanmasının ardından 5 gün içerisinde muaccel olacağının kararlaştırıldığını; Gemi’nin Port Harcourt Limanı’ndaki tahliye işlemlerinin 28 Temmuz 2022 günü saat 17:00’da tamamlandığını; bu durumda Müvekkilinin sürastarya alacağının 2 Ağustos 2022 gününden bu yana muacceldir ve ödenmemiş olduğunu, Müvekkilin detention/mahrumiyet (gecikme) zararının hukuki kaynağının ise taraflar arasında akdedilen sözleşme olmayıp, Müvekkil’in borçlu Davalının navlun bedelini ödemedeki temerrüdü nedeniyle Gemi’nin 58 güne yakın bir süre boyunca bir (hiçbir bedel ödenmeksizin) bir ardiye gibi kullanılması ve bu esnada Müvekkil’in gemiyi işletmekten mahrum bırakılması nedeniyle uğradığı zarar olduğunu; söz konusu zarar cinsinin hukuki niteliği değerlendirildiğinde, bu zararın doğduğu anda muaccel olduğunun da açıkça anlaşılmakta olduğunu; Geminin 29 Mayıs 2022 günü demire çekildiğini; bu durumda Müvekkilinin detention/mahrumiyet (gecikme) zararı 29 Mayıs 2022 gününden bu yana muaccel olduğunu ve ödenmemiş olduğunu; kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için alacağın muaccel olmadığı düşünülse dahi, somut olayda İİK m. 257/2’de öngörülen koşulların da gerçekleştirdiğini; gerek arabuluculuk gerekse dava sürecinde Davalılar’a MERSİS adreslerine ve diğer iletişim yollarıyla tebligat yapılma çabalarının sonuçsuz kaldığını; davalıların ne adreslerinde bulunabildiklerini; ne de başka yollarla kendileriyle iletişime geçebildiklerini; dava dilekçesinin Davalı Spoint’e tebliğ edilmişse de davaya cevap dahi verilmediğini; davalı ...’ya ise adresinde tebligat yapılamadığını, tebliğ mazbatasında adreste bulunmadığı ve yeni adresinin de bilinmediğinin kayıt altına alındığını ve nihayet Tebligat Kanunu m. 35’e göre tebligat yapılabildiğini; davalıların söz konusu tutumlarının dahi Müvekkillerinin içine düşürüldüğü zor durumu ve ihtiyati haczin mevcut şartlarda Müvekkillerinin Davalılarca ikrar edilen alacaklarının teminat altına alınması için şart olduğununu başlı başına ortaya koymakta olduğunu, Yukarıda açıklanan hususlara ilişkin Müvekkil’in ihtiyati haciz talebinin İİK m. 257’de yer alan kanuni koşulların tamamını sağladığının herhangi bir şüpheye mahal vermeksizin ortada olduğunu, Öte yandan, İİK madde 258’de düzenlendiği üzere alacaklının “(...) alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.” Başka bir deyişle, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacaklının alacağının malvarlığına ilişkin kanaat getirecek delilleri mahkemeye sunması, yani yakın ispat koşulunu sağlamasının yeterli olduğunu; yakın ispatın mevcut olması halinde ispatı gereken hususların tam olarak değil kuvvetle muhtemel olarak gösterilmesinin yeterli olarak kabul edildiğini; bu hususun Yargıtay’ın kararlarında aşağıda alıntılandığı gibi açıklandığını,

“İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi yaklaşık ispat yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmaz”

EK-1: Yargıtay 19. HD., E. 2016/1984 K. 2016/10631 T. 14.6.2016

Yukarıda ayrıntılı bir şekilde açıklandığı ve dava dilekçeleri ekinde sunulan delillerden (süre hesabını gösterir zaman çizelgeleri, borçlulara çekilen ihtarlar, borçlu tarafından antetli kağıt altında açık borç ikrarı, çarterparti vs.) anlaşılacağı üzere; ihtiyati hacze ve davaya konu alacakların varlığı yakın ispat koşulunu aşan şekilde – aksi iddia edilemeyecek düzeyde – kanıtladığını ve hatta borcun varlığı ve miktarının Borçlu tarafından da ikrar edildiğini (Dava dilekçesi EK-7: ABS Anteti Altında Hazırlanın, Borç İkrarı ve Ödeme Taahhüdü İçeren, İmzalı & Kaşeli Yazılı Beyan).

Borçlunun açık borç ikrarı ve dava dilekçesinin ekinde sundukları diğer deliller ışığında, İlk Derece Mahkemesinin kararında ret dayanağı olarak gösterdiği beylik gerekçelere dayanarak ihtiyati haciz başvurusunun reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu; bu hususun, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin bir kararında aşağıdaki gibi açıklandığını:

“İhtiyati haciz kararına itiraz eden vekili, talep dayanağının fatura olduğunu, alacağın likit hale gelmediğini, miktar bakımından yargılamayı gerektirdiğini ileri sürerek, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

(…)

Mahkemece, ihtiyati haciz talebinin vadesi gelmiş bulunan 3 adet kambiyo senedine dayandırıldığı ve kayıtsız şartsız para borcu ikrarını içerdiği, likit olduğu, kaldı ki alacağın likit olmaması ve yargılamayı gerektirir mahiyette bulunmasının ihtiyati haciz kararı verilmesine engel teşkil etmediği, itiraz sebeplerinin sınırlı olduğu gerekçesi ile itirazın reddine karar verilmiştir”.

EK-2: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2015/10006 E., 2015/9664 K. ve 30.0.2015 tarihli kararı

Bu sebeple, Müvekkilinin alacağının varlığı, miktarı ve muacceliyeti hakkında bir tereddüt bulunmadığını; İİK ve yerleşik yüksek yargı içtihatları ihtiyati hacze karar verilebilmesi için alacağın yaklaşık ölçüde ispat edilmiş olmasını yeterli görmekte iken; İlk Derece Mahkemesinin alacağın varlığının, miktarının ve istenebilirliğinin çekişmeli olması sebebiyle yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle talebi reddetmesi, dava dilekçesinin ekinde bulunan delillerin, özellikle Davalıların açık ikrarını ve ödeme taahhüdünü göz ardı ettiğini göstermekte ve kanuna açıkça aykırılık teşkil etmekte olduğunu,

Yukarıda bir kez daha özetledikleri ve açıkladıkları belgeler uyarınca ihtiyati haciz başvurularına konu olay kapsamında ihtiyati haciz tesisi için sunulan belgeler ile İlk Derece Mahkemesi önünde esasa ilişkin yargılama esnasında Müvekkilin alacağını ispat etmek üzere sunacağı delillerin aynı olacağını; İşbu dilekçede muacceliyete ve diğer yasal koşullara ilişkin yaptıkları açıklamalar tahtında ortaya konduğu üzere, esasa ilişkin yargılama yapılsa da yapılmasa da sundukları belgelerden kolaylıkla alacağın mevcudiyet ve muacceliyetini ispat ettikleri sonucuna varabileceğini; İİK m. 258 uyarınca ihtiyati haciz başvurularında yalnızca mahkemede kanaat oluşturacak delillerin sunulmasının yeterli olduğunu; başvurularında söz konusu delil eşiğinin kati surette aşıldığı ve alacak kalemlerinin tam kapsamlı bir yargılamada dahi ispat edilmesine yeter delillerin sunulduğu, ve hatta Davaların açık ve yazılı ikrarı ve ödeme taahhüdü karşısında alacaklarının çekişmeli dahi olmadığının ortada olduğunu; bu sebeple, dairemizden, İlk Derece Mahkemesi kararını bozarak ihtiyati haciz başvurularının kabulüne karar vermesi talep edilmekte olduğunu,

İleri sürerek, yukarıdaki açıklamaları ışığında Mahkemeden; İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına, Davalı şirketlerin taşınır ve taşınmaz malvarlığı, banka hesapları, üçüncü kişilerdeki alacakları da dahil olmak üzere, Müvekkilinin 1.589.115,75 ABD Doları tutarındaki alacağı karşılamaya yetecek tüm malvarlığı değerinin ihtiyaten haczine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar vermesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Talep, sürastarya ücreti ve detention/mahrumiyet zararının tahsili istemine ilişkin açılan davada ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkindir.

Mahkemece, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı talep eden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı tarafça, 9401867 IMO numaralı ve Singapur bayraklı “SEA SILA” isimli kuru yük gemisinin donatanı olduğunu, davalılar ...LİMİTED ŞİRKETİ (... TİCARET DENİZCİLİK DANIŞMANLIK SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ) ve .. T. LOJİSTİK İÇ VE DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ ile 31.000,00 metrik ton GYPSUM yükünün Türkiye'nin İskenderun limanından Nijerya'nın Port Harcourt limanına taşınması için 4 Mart 2022 tarihli navlun sözleşmesi (çarterparti) akdedildiğini, çarterparti hükümlerinin davalılar tarafından ihlal edilmesi nedeniyle sözleşme kapsamında doğan alacaklarının tahsili ve zararlarının tazmini talep edilmiştir.

İİK'nun 257/1.maddesinde "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." hükmü, İİK'nın 258/1.maddesinde ise; "Alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur." hükmü yer almaktadır.

Somut olayda, dava dilekçesine ekli deliller yabancı dilde olup tercüme evrakları istinafa konu 09/06/2023 tarihli ara karar tarihinden sonra 03/07/2023 tarihli dilekçe ekinde dosyaya ibraz edildiği, talep eden davacı vekilinin dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların dava ve ara karar tarihi itibariyle yaklaşık düzeyde ispat olunamadığı, bu hususlar açılan eldeki davada iddia ve savunma doğrultusunda toplanacak deliller ve yapılan yargılama neticesinde ortaya çıkacaktır. Talep eden davacı tarafından dosyaya ibraz edilen belgeler, alacağın varlığı, miktarı ve muaccel olduğuna dair 6100 Sayılı HMK'nın 390/3 maddesine göre yaklaşık olarak ispata yeterli değildir. Karşı tarafın, mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya kendisinin kaçmaya çalıştığını gösterir delil de sunulmamıştır. Bu hali ile, İİK 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği, değişen durum ve şartlara göre de her zaman yeniden talepte bulunulabilecek olup buna göre, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin verilen karar, usul ve yasaya uygun olduğundan talep eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

  1. Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1. b. 1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

  2. Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

  3. Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85. TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,

  4. İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

  5. Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine,

  6. Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 14/12/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

ticaretşirketilojistiklimitedkararreddinesıla”istanbulolmadığınaHacizsanayiİhtiyatitalepgypsumdenizcilikdosyaanonimmersishükümdanışmanlık

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:38

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim