SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 13. HD 2023/1757 E. 2023/1942 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/1757

Karar No

2023/1942

Karar Tarihi

7 Aralık 2023

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/1757

KARAR NO: 2023/1942

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARI VEREN

MAHKEME: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

( DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA )

TARİHİ: 19/01/2023

DOSYA NUMARASI: 2022/78 Esas - 2023/16 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 07/12/2023

İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı sigortalı ... San. A.Ş.'ye ait 12/11/2020 sevk ve yükleme tarihli sigorta konusu emtia müvekkili şirket nezdinde ... numaralı Nakliyat Emtea Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, Sigortalı şirket, İngiltere'de yerleşik ... Ltd. isimli firmadan 940 koli kahvaltılık gevrek emtiası satın aldığını, İngiltere'den Türkiye'ye gemi nakliyesi sonrası, gemiden tahliye edilerek Beylikdüzü'nde bulunan ... Antrepo'ya sevk edildiğini, ... nolu konteynerin tahliyesi esnasında emtianın kısmen ıslak olduğu ve bunun da nedeninin konteynerin tavan kısmının delik olduğu ve buradan giren suyun da emtiaya zarar verdiğinin tespit edildiğini, 10.12.2020 tarihinde ... nolu konteyner şoför nezaretinde kapaklar açılmış olup konteynerin tavan kısmından yırtık olduğu tespit edildini, denilmek suretiyle tutanak tutulduğunu, 14.12.2020 tarihinde de Antrepo Tutanağı'nda da durum tespit edildiğini, Müvekkil şirkete yapılan müracaat sonucu açılan ... sayılı hasar dosyası ile 5684 sayılı Kanun’un 22. maddesi uyarınca bağımsız ve uzman eksper tarafından hasarın niteliğinin ve miktarının tespiti için ekspertiz incelemesi yaptırıldığını, Ekspertiz Raporunda, "Emtiada meydana gelen ıslak hasarı, İngiltere'den Türkiye'ye .. no.lu konteynırla yapılan nakliye esnasında "nakliyenin bir aşamasında sert/kaba elleçleme (muhtemelen konteyner elleçleme makinalarının (stacker) ataşmanlarının (spreader) konteyneri kavraması esnasında, twistlock-cone yuvalarına girmesi gerekirken, konteyner tavanına çarparak delmesi) nedeniyle konteynırda oluşan delikten, konteynır içine yağmur suyu girmesi ve emtiayı ıslatma sonucu" oluşmuştur." tespitinde bulunulduğunu, Aynı zamanda raporda konu hasarın rücu muhatabının davalı firma olduğu da belirtildiğini, Rapora konu olan hasarla ilgili hasar tutarı 19.808,12-TL olarak hesaplandığını, Taşımacılık işini üstlenen davalının kusurluluğu ekspertiz incelemesi ile sabit olduğunu, Sigortalının söz konusu zararı olan ve ekspertiz raporu ile belirlenen tutarın sigorta poliçesi teminatı kapsamındaki 19.808,00-TL maddi hasar tazminatı 06.01.2021 tarihinde müvekkili şirket tarafından sigortalı hesabına ödendiğini ve müvekkili şirketin, Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesi gereği sigortalının haklarına halef olduğunu, sigortalının bu hasarla ilgili tüm talep ve dava hakları devir ve temlik alındığını, Türk Ticaret Kanunu m.1472 ve m.879 hükümlerine göre; Davaya konu emtia zararı, davalının taşıyıcı olarak nakliye işini üstlenmiş olduğu iş görülürken sevkiyat ile sorumlu çalışanının kusuru ile meydana geldiğinden, davalının sorumluluğu olduğunu, davalının sevkiyat ile sorumlu çalışanının kusurlu hareketlerinden sorumlu olduğu aşikar olmakla, her halükarda ihtilaf konusu zararı tazminle yükümlü olduğunu, Hasarın ödenmesi neticesinde, TTK madde 1472 gereği müvekkili şirket sigortalısının halefi durumuna geçerek kusurlu olan davalıya rücu talebinde bulunduğunu ancak davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine, davalıya karşı İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün

... Esas sayılı dosyası ile 19.808,00-TL asıl alacağın ödeme tarihinden itibaren işlemiş 327,24-TL yasal faizi ile toplam 20.135,24-TL için ilamsız icra takibinde bulunulduğunu, borçlu (davalı) tarafından alacağa itiraz edilmek suretiyle takip durdurulduğunu beyanla davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı icra dosyası ile başlatılan takibine yaptığı itirazın iptaline ve % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; milletlerarası yetki itirazlarının bulunduğunu, mahkemenin yetkisiz olduğunu yetkili mahkemenin İngiliz Yüksek Mahkemesi olduğunu, arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini, dava şartı yokluğu sebebi ile davanın reddinin gerektiğini, aktif husumet ehliyeti itirazlarının bulunduğunu, pasif husumet itirazlarının bulunduğunu, taşıma sözleşmesine konu emtianın konteynere taşıtan tarafından yüklenildiğini, taraflarına konteynerin kapalı ve mühürlü olarak verildiğini ve müvekkilinin konteyneri kapalı, mühürlü ve hasardan ari olarak taşıyana teslim ettiğini, müvekkilinin güvertede taşınan yüke ilişkin bir sorumluluğunun bulunmadığını, emtianın istifinin taşıtan tarafından taşımaya uygun olmayan yanlış/eksik bir ambalajla yapıldığını, süresinde ve usulüne uygun bir ihbar bulunmadığını beyanla davanın reddine ve %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 19/01/2023 tarih ve 2022/78 Esas - 2023/16 Karar sayılı kararı ile; " Dava, davacı sigortalısına ait emtiaların davalı sorumluluğunda deniz taşıması esnasında hasarlandığı iddiası ile sigortalıya ödenen hasar tazminatının rücuen davalıdan tahsili talepli başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali davası olup, uyuşmazlığın konusunun; tarafların aktif ve pasif husumet ehliyetlerinin olup olmadığı, sigorta sözleşmesinin geçerli olup olmadığı, geçerli bir sözleşme uyarınca ödemenin yapılıp yapılmadığı, hasara ilişkin süresinde bir ihbarın bulunup bulunmadığı ve hasarın deniz taşıması esnasında meydana gelip gelmediği, hasarda davalının sorumlu olup olmadığı ve hasarın miktarının tespiti noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 23/12/2022 tarihli raporda, Davacı Sigorta Şirketi’nin, aktif husumet ehliyetine haiz olduğu, davalı Şirketin taşıyan sıfatı ile pasif husumet ehliyeti bulunduğu, Davalı’ya doğrudan husumet yönlendirilemeyeceği ancak izafeten acente sıfatıyla yönlendirilmesi gerektiği, Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise, Islanma zararının davalının sorumluluk alanı içerisinde mi yoksa dışarısında mı meydana geldiği belli olmadığı, konteyner limanda teslim alındığı esnada bir hasar tespiti yapılmadığı, hasar tespiti ancak mallar alıcının fabrikasına getirildiğinde belirlendiği, hasarın hangi aşamada meydana geldiğinin teknik açıdan ispatı mümkün olmadığı, Hasar ihbarının TTK madde 1185 uyarınca süresi içinde yapılmadığı, Sayın Mahkeme hasarın Davalı’nın sorumluluğunda meydana geldiği kanaatine varır ise, talep edilen hasar tutarının kadru maruf olduğu sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir. Davalı vekili tarafından konişmentoda bulunan yetki kaydı nedeniyle Milletlerarası yetki itirazında bulunulmuş olmakla öncelikle bu hususta değerlendirme yapılması gerektiği, dava konusu taşımanın ... sayılı konişmento tahtında Felixstowe Limanından Ambarlı Limanına yapıldığı, uyuşmazlık yabancılık unsuru taşıdığından yetki itirazının MÖHUK kurallarına göre belirleneceği, MÖHUK 47.maddesinde, "yer itibariyle yetkinin kamu düzeni veya münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılabileceği" düzenlemesinin bulunduğu, konişmentonun arka yüzünde yer alan taşıma şartlarının düzenlendiği 27. maddesinde sözleşmeden doğan taleplerde İngiltere Mahkemelerinin yetkili olacağının belirtildiği, taşımaya ilişkin düzenlenen konişmentonun taşıyanın yabancı acentesi tarafından imzalandığı, navlun faturasının fiili taşıyan ... tarafından düzenlendiği, Türk acentenin taşıma sözleşmesini yaptığına ya da taşımayı üstlendiğine dair delil bulunmadığı, bu nedenle münhasır yetkiden bahsedilemeyeceği, TTK'nun 1237.maddesinde taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmentonun esas alınacağı, sigortalının yükü teslim aldığı anlaşıldığından, konişmentodaki yetki şartının sigortalı gönderilen ve buna göre davacı açısından da bağlayıcı olduğu kabul edilmekle, konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden İngiltere Yüksek Mahkemelerinin yetkili olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçeleri ile; " 1-Davalı vekilinin Milletlerarası yetki itirazının kabulü ile davanın USULDEN REDDİNE, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Eksik ve hatalı olarak yapılan yargılama neticesinde, davanın yerel mahkemenin yetkisiz olduğu gerekçesi ile usulden reddine karar verildiğini, Davalının acente olup, sözleşmelerin nispiliği uyarınca, konişmento ancak taraflar bakımından bağlayıcı olduğundann, sözleşmeye göre üçüncü kişi konumunda olan davalının, konişmentoya dayanarak yetki itirazında bulunmasının mümkün olmadığını, Yerel Mahkeme huzurunda ikame edilen davada, dava konusu taşımanın ... numaralı konişmento tahtında Felixstowe Limanından Ambarlı Limanına yapıldığı, uyuşmazlık yabancılık unsuru taşıdığından yetki itirazının MÖHUK kurallarına göre belirleneceği, MÖHUK 47. maddesinde, "yer itibariyle yetkinin kamu düzeni veya münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılabileceği" düzenlemesinin bulunduğu, konişmentonun arka yüzünde yer alan taşıma şartlarının düzenlendiği 10. maddesinde sözleşmeden doğan taleplerde İngiltere Mahkemelerinin yetkili olacağının belirtildiği, TTK'nun 1237.maddesinde taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmentonun esas alınacağı, müvekkil Şirket sigortalısının yükü teslim aldığı anlaşıldığından, konişmentodaki yetki şartının müvekkil Şirket açısından da bağlayıcı olduğu kabul edilmekle, konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden İngiltere Mahkemelerinin yetkili olduğu kanaatine varılarak, davanın usulden reddine karar verilmişse de, işbu kararın son derece hatalı olduğunu, Sözleşmelerin nispiliği uyarınca, konişmentonun ancak taraflar bakımından bağlayıcı olup, sözleşmeye göre üçüncü kişi konumunda olan davalının, konişmentoya dayanarak yetki itirazında bulunmasının mümkün olmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2016 T., 2016/6216 E. Ve 2016/7347 K. Sayılı ilamında; "Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davanın bir yıllık hak düşürücü sürede açıldığı, geminin yabancı bayraklı ve yükleme limanının ... dışında ... olduğu, taşımada yabancılık unsurunun bulunduğu, MÖHUK m. 47.'ye göre yetki şartının geçerli olması için uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, Türk Mahkemeleri'nin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmemiş olması ve uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğmasının gerektiği, ... Ltd adına davalı tarafından düzenlendiği anlaşılan konişmentonun 27.maddesinde taşıyıcı aleyhine açılacak herhangi bir davanın, ...'daki ... Bölge Mahkemesi'nde görüleceğinin belirtildiği gerekçesiyle mahkemece davalının yetki itirazının kabulü ile dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, uluslararası deniz taşımacılığından kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davalının yetki itirazının kabulü ile dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmiştir. Davalı acente olup, davacı ile dava dışı firma arasındaki konişmentoya dayanarak yetki itirazında bulunmuştur. Sözleşmelerin nispiliği uyarınca, konişmento ancak tarafları bakımından bağlayıcı olup, sözleşmeye göre üçüncü kişi konumunda olan davalı acentenin, konişmentodaki yetki sözleşmesinden yararlanması olanağı yoktur. Bu nedenle davalının konişmentoya dayanarak yaptığı yetki itirazının kabulü ile yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir." denilmekle, sözleşmeye göre üçüncü kişi konumundaki acentenin, konişmentodaki yetki sözleşmesinden faydalanmasının olanağı olmadığı hususunun açık bir şekilde ifade edildiğini, bu durumda yerel mahkeme huzurunda görülüp karara çıkan dosyada da, davalının acente olduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda davalının yetki sözleşmesinden faydalanmasının olanağı olmamasına karşın, davalının yetki itirazının kabul edilmiş olmasının son derece hatalı olduğunu, izah edilen nedenlerle, yerel Mahkemece verilen davanın usulden reddi kararının, yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, - Yabancı tacirler hesabına acentelik yapanlar bakımından müvekkili adına Türkiye’de dava açılması halinde sözleşmedeki yetki şartının MÖHUK gereğince geçersiz olduğunu, davalı yanın Türk Kanunlarına göre kurumuş ve merkezi Türkiye'de bulunan bir şirket olup, Türk Hukuk Sistemine göre kendisini daha iyi savunabilecekken, uluslararası yetki itirazında bulunmuş olmasının Türk Medeni Kanunu'nun 2. madde hükümleri ile bağdaşmamakta olduğunu, Davalı yanın yabancı menşeili şirket adında acentelik yapmakta olup, 6102 Sayılı Kanun'un 105/2 maddesi son cümlesi uyarınca, yabancı tacirler hesabına acentelik yapanlar bakımından müvekkili adına Türkiye’de dava açılması halinde, sözleşmedeki yetki şartının MÖHUK gereğince geçersizliğinin öngörülmekte olup, bu durumda Türk Mahkemeleri'nin münhasır yetki taşımakta olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25.02.2020 T ve 2019/3298 E. ve 2020/2018 K. sayılı ilamında; "Asıl ve birleşen dava, uluslararası deniz yolu ile taşıma işinden dolayı uğranılan zarara bağlı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl ve birleşen davada, davalı ... hakkında mahkemenin yetkisizliği sebebiyle usulden, ... A.Ş. hakkında pasif husumet yokluğundan, ... San. ve Tic. A.Ş. hakkında ise davanın esastan reddine karar verilmiştir. Davaya konu taşıma işleminde yabancılık unsuru mevcut olmakla MÖHUK’un tatbiki gerekmekte olup, bu çerçevede taraflar arasında düzenlenen konişmentolardaki yetki şartının MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Davalılardan ... A.Ş.’nin dava konusu uyuşmazlığı doğuran taşıma işinde davalı yabancı şirketin acentesi sıfatıyla hareket ettiği sabittir. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar bakımından taraflar yetki sözleşmesi yapabilirlerse de, Türk mahkemelerinin MÖHUK 47. maddesine istinaden münhasır yetkisinin olduğu hallerde bu yönde bir sözleşme yapılması mümkün değildir. 6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi son cümlesi uyarınca, yabancı tacirler hesabına acentelik yapanlar bakımından müvekkili adına Türkiye’de dava açılması halinde sözleşmedeki yetki şartının MÖHUK gereğince geçersizliği öngörüldüğüne göre, madde hükmü ile bu nitelikteki uyuşmazlık bakımından Türk mahkemelerinin münhasır yetki taşıdığının kabul edilmesi gerekmektedir. Buna dayalı olarak, somut olayda taraflar arasında düzenlenen konişmentolardaki yetki şartı geçersiz olduğunda davalı ... hakkında yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple temyiz eden asıl ve birleşen dava davacısı yararına bozulması gerekmiştir." denilmekle; yabancı tacirler hesabına acentelik yapanlar bakımından müvekkili adına Türkiye’de dava açılması halinde sözleşmedeki yetki şartının MÖHUK gereğince geçersizliği öngörüldüğünden, madde hükmü ile bu nitelikteki uyuşmazlık bakımından Türk mahkemelerinin münhasır yetki taşıdığının kabul edilmesinin gerektiği hususunun açık bir şekilde belirtilmiş olduğunu, Davalı ... A.Ş.' nin Türk Kanunları' na göre kurulmuş ve merkezi Türkiye'de bulunan bir şirket olduğunu, davalının Türk Kanunları'na göre kurulmuş, Türkiye menşeili bir şirket olduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda, kendisini Türk Mahkemelerinde daha iyi savunacağı hususunun aşikar olduğunu, ancak buna rağmen davalının yetki itirazında bulunarak, yetkili mahkemelerin İngiltere Mahkemeleri olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiş olmasının, Türk Medeni Kanunu'nun 2. Maddesinde düzenlenen dürüst davranma kuralları ile çelişmekte olduğunu, yerleşik Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olup, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25.11.2015 T. ve 2015/5517 E.- 2015/12591 K. sayılı ilamında da; "Davalı vekili; dava konusu uyuşmazlığın çözümünde taraflar arasında geçerli olan ve dava konusu taşımaya kapsayan konşimento hükümler uyarınca Amerika Birleşik Devletleri Güney Bölgesi, Teksas Houston Mahkemesi'nin yetkili olduğunu, Milletler arası yetki sözleşmesi niteliğindeki söz konusu konşimento hükmünün tarafları bağladığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; birleşik nakliye konişmentosu ve eki taşıma koşullarını düzenleyen kuralların Türkçe tercümesine göre, konişmentonun 19.maddesinde "Bu nakliye konşimentosu altında yapılan bütün talepler sadece Birleşik Devletler Kanununa tabidir ve yetkili mahkeme Birleşik Devletleri Güney Teksas Houston Mahkemesidir" ibaresinin yer aldığı, davada münhasır yetki ve kamu düzenine ilişkin bir hususun olmadığı, MÖHUK'nın 47. maddesi gereğince tarafların yetkili mahkemeyi sözleşme ile belirledikleri, davalının yetki itirazının yerinde ve süresinde olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin MÖHUK 47. maddesi gereğince mahkemenin milletler arası yetki kuralları gereğincen yetkili olmadığından dava dilekçesinin milletler arası yetki yönünden reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Dairemizin 2000/3706 Esas, 2000/4482 Karar ve 22.05.2000 tarihli kararında da belirtildiği üzere, münhasır yetki ve kamu düzeninin söz konusu olmadığı hallerde yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklarda yabancı bir devlet mahkemesinin yetkili kılınması mümkün ve böyle bir halde kural olarak davanın yetkili kılınan yabancı devlet mahkemesinde açılması gerekir ise de; yine örneği dosya içerisinde bulunan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1982/12-524 Esas, 1984/522 Karar ve 09.05.1984 tarihli ilamında da belirtildiği üzere iyiniyet kuralları yetki konusunda da uygulama yeri bulur. Somut olayda yabancı devlet mahkemesini yetkilendiren konşimento şartına rağmen malın alıcısı konumunda bulunan taşıtan ... San. A.Ş'nin sigortacısı olan davacı ... A.Ş, Türk Kanunlarına göre kurulan ve ikameti Türkiye'de olan davalı taşıyan aleyhine kendi ikametgah mahkemesinde dava açtığından, kendi ikametgah mahkemesinde kendisini daha iyi savunabilecek olan davalının davaya bakmaya Birleşik Devletler Güney Teksas Houston Mahkemeleri'nin yetkili bulunduğu yolundaki yetki itirazı MK'nun 2.maddesi hükümleri ile bağdaşmaz. O halde, davalının yetki itirazının reddiyle uyuşmazlığın esasına girilmek gerekirken, anılan husus gözden kaçırılarak dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir." denilmekle; konişmentoda yabancı ülke mahkemeleri yetkili olarak belirlenmiş olsa dahi, davanın Türk Kanunlarına göre kurulmuş, ikameti Türkiye'de bulunan şirkete ikame edilmesi halinde, davalı kendisini daha iyi savunabilecek durumda olacağından, davalı tarafından yapılan uluslararası yetki itirazının TMK'nın 2. maddesi kapsamında değerlendirilerek, işbu itirazın reddine karar verilmesi gerektiği hususunun açıkça belirtilmiş olduğunu, bu durumda da yerel mahkemece reddine karar verilen davanın, işbu çerçevede değerlendirilerek, davalının uluslararası yetki itirazının reddine karar verilerek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etme gerekliliği hasıl olduğunu, Yerel mahkemece kurulan hükmün usul, hukuk, yasa ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olup, hatalı ve eksik incelemeye dayanmakta olduğunu, bu nedenle yerel mahkemece kurulan hükmün, yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davalının uluslararası yetki itirazının reddi ile davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini beyanla; Açıklanan ve re'sen göz önünde bulundurulacak nedenlerle, - İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19.01.2023 tarih ve 2022/78 E- 2023/16 K sayılı usul ve yasaya aykırı olan davanın reddi kararının kaldırılmasına, - Davanın kabulüne, - Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davacı nezdinde nakliyat emtia sigorta poliçesi kapsamında sigortalı olan ve taşıma sırasında zarar gördüğü iddia edilen dava konusu emtialar için dava dışı sigortalısına ödenen bedelin halefiyet ilkesi gereğince davalı taşıyıcıdan tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir. Mahkemece davalı vekilinin Milletlerarası yetki itirazının kabulü ile davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Taraflar arasında istinafa gelen temel uyuşmazlık; iş bu yargılamaya konu uyuşmazlığın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisinde kalıp kalmadığı ve konişmentodaki yetki şartının geçerli olup olmadığı noktasındadır. 5718 Sayılı MÖHUK'un 24/1 maddesine göre; sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tâbidir. Aynı Kanunun 29/1 maddesine göre; eşyanın taşınmasına ilişkin sözleşmeler tarafların seçtikleri hukuka tâbidir. Yine aynı Kanunun 47/1 maddesine göre; yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, taraflar, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler. Anlaşma, yazılı delille ispat edilmesi hâlinde geçerli olur. Dava, ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili Türk mahkemesinde görülür. 6102 sayılı TTK'nın 1237. maddesine göre; Taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmento esas alınır. Taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler navlun sözleşmesinin hükümlerine bağlı kalır. Somut uyuşmazlığa konu olan ve dosyaya orijinal örneği ve Türkçe tercümesi sunulan konişmentoda, yükletenin ... Ltd., gönderilenin davacının sigortalısı ... Tic. Ve San. A.Ş., yükleme limanının Felixstowe/İngiltere, tahliye limanının Ambarlı/İstanbul, taşıyanın ..., acentesinin davalı olduğu, geminin ... olduğu ve taşıyan adına ... tarafından imzalandığı ve bu durumda dava konusu ihtilafta yabancılık unsurunun bulunduğu aşikardır. Bu nedenle davalı tarafın ileri sürdüğü yetki itirazı, milletlerarası yetki itirazı niteliğindedir. Konişmentoda atıf yapılan ve konişmentonun arka yüzünde belirtilen hüküm ve koşulların 27/1 maddesinde taşıyana karşı yöneltilecek tüm taleplerin münhasıran İngiltere Adalet Yüksek Mahkemesinde görüleceği, bu konişmentoda aksi belirtilmedikçe bu taleplere ilişkin İngiltere Hukuku'nun uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan borç ilişkisi mevcut olup, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda tarafların anlaşması mümkündür. Davada münhasır yetki veya ve kamu düzeni sözkonusu değildir. Yetki şartının bulunduğu düzenlemede davacı taraf sigortalısı gönderilen (konişmentonun meşru hamili) sıfatına haiz olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda konişmentodaki yetki şartı alıcı/gönderilen ve TTK'nın 1472. maddesi gereğince onun halefi olan davacı sigorta şirketi için de bağlayıcıdır. Davaya konu taşımaya ilişkin konişmento taşıyan adına ... tarafından imzalanmıştır. Dolayısıyla konişmentonun taşıyanın Türkiye acentesi olan davalı tarafından düzenlenmediği ve taşıma sözleşmesi yapılmasına davalının Türkiye acentesinin aracılıkta bulunduğu iddia ve ispat edilmediğine göre, acentenin aracılık ettiği veya yaptığı sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı açılacak davalara ilişkin bir düzenleme olan TTK'nın 105. maddesinin eldeki davada uygulanma olanağı yoktur. Ayrıca uyuşmazlık konusu taşımada, davalı şirket ve taşımayı yapan firma yabancı menşeli bir şirket olduğundan Türk mahkemelerinin yetkisine itirazının dürüstlük kuralına aykırı olduğu iddiası da yerinde değildir. Davacı vekili tarafından sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince davalı acentenin yetki itirazını ileri süremeyeceği iddia edilmiştir. Ancak davacı tarafından acente aleyhine açılan iş bu davada yargılamanın lehine sonuçlanması için müvekkilinin hakkını koruyan tüm işlemleri yapmak ve defi ve itirazları ileri sürmek hakkı ve yükümlülüğüdür. Bu sebeple acente tarafından milletlerarası yetki itirazının ileri sürülmesi hak ve yükümlülüğünde olduğundan davacı vekilinin bu iddiasına da itibar edilmemiştir. Bu hususlar gözetilmek suretiyle Mahkemece geçerli olan ve tarafları bağlayan konişmentodaki münhasır yetki şartı nedeniyle davalının milletlerarası yetki itirazının kabulü ile davanın usulden reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85-TL istinaf karar harcı davacı tarafından istinaf aşamasında peşin olarak yatırılmış olmakla yeniden harç tahsiline yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunnması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/12/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenusuldentaraflarınesastanYükKaynaklanan)İptaliözetiAlacaklılığındanistinafreddinederecesebeplerininistanbulVedeğerlendirilmesi(Gemisavunmasınınsebepleriİtirazınmahkemesininmöhukkararınınileridosyaiddianumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:38

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim