İstanbul BAM 13. HD 2022/1231 E. 2023/1938 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2022/1231
2023/1938
7 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1231
KARAR NO: 2023/1938
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARI VEREN
MAHKEME: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/03/2022
DOSYA NUMARASI: 2020/328 Esas - 2022/215 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 07/12/2023
İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında imzalamış Satım Sözleşmesiyle ticari ilişkiye başlandığını, bu ticari ilişki çerçevesinde müvekkili tarafından üretimi yapılan malların (çantalar) davalıya ait marketlerde satışa başlandığını, ancak davalı tarafından faturalandırılan alacakların davalı borçlu tarafından ödenmediğini İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itiraz ettiğini, bu itiraza haksız olarak itiraz ettiğini ve bu itiraz ile takibin durdurulduğunu, davalının yapmış olduğu bu itirazın haksız olduğunu, ileri sürerek davalının haksız itirazının iptalini ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu imzalanan satım sözleşmelerine uygun olarak tüm ödemelerin yapıldığını, davacının müvekkilli şirketten bir alacağının bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 23/03/2017 tarih ve 2014/1283 Esas- 2017/272 Karar sayılı kararı ile; " Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan ve 01.01.2012 ila 31.12.2012 tarihleri arasındaki cari hesap alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesine göre iptali talebidir. Davacı ile davalı arasında ticari satım sözleşmesi yapıldığı, malların teslim edildiği noktasında ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf satım sözleşmesinden kaynaklı ve anılan cari hesap dönemine ilişkin mal bedellerinin davacıya ödenip ödenmediği noktasındadır. Davalı, davacının alacaklarının, alacağın temliki sözleşmesi hükümlerine göre dava dışı ... düzenli olarak ödediğini savunmuştur. Ne var ki davalı tarafından dosyaya sunulan ve icra takibine dayanak yapılan cari hesap çizelgesinde belirtilen alacağı davalının ödediğine dair bir delil sunulmamıştır. İddia ve savunmalar muvacehesinde ... ilgili kayıtlar celp edilmiş, tarafların ticari defterleri üzerinde mahkememizce bilirkişi incelemesi yapılmış, Mali Müşavir ..., bankacı ... ve hukukçu bilirkişi Yrd. Doç. Dr. ...'dan oluşan heyetten aldırılan bilirkişi raporuna göre, davacı ile davalı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, sahipleri lehine delil teşkil edebileceği, davacı yanın ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede 31.12.2012 tarihi itibari ile davalı yandan kaydi olarak 41.888,50 TL, 31.12.2013 tarihi itibari ile de davalı yandan kaydi olarak 37.998,74 TL alacaklı olduğu, davalı ticari defterlerine göre 02.03.2013 tarihi itibari ile 162,91 TL alacaklı olduğu rapor edilmiştir. Bilirkişiler tarafından verilen raporun dosyada bulunan delil, kayıt ve belgeler ile örtüştüğü, bu haliyle hadiseye ve hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı taraf davacı tarafa olan borcunu ödediğini savunmuş ise de buna dair belge sunamadığı gibi, taraf ticari defterlerine göre davalının halen davacı tarafa icra takibinde belirtildiği miktarda borçlu olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. " gerekçeleri ile, " 1-Davanın KABULÜNE, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına vaki davalı itirazının iptali ile takibin devamına, Alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatı olan 7.706,41 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 02/07/2020 tarih ve 2018/839 Esas - 2020/1170 Karar sayılı kararı ile; ".....Dava, İİK'nun 67.maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasıdır. Davacı taraf davalıya mal sattığını, bedelini alamadığını, davalı taraf ise dava dışı ... A.Ş nezdinde davacıya yapılan ödemelerin sabit olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur. Davalı taraf icra takibine yaptığı itirazında takip alacaklısına tüm alacakların ödendiğini, temlik ve finansman sözleşmesi gereğince müvekkilinin doğrudan davacıya ödeme yapmayıp fatura bedellerinin ... A.Ş tarafından ödendiğini belirtmiştir. Yargılama sırasında bilirkişi raporu alınmış ve bu raporda davalı yanın tanzim ettiği faturaların davacı tarafından kabul edildiğine dair belgenin bulunmadığı, faturaların davacı tarafça tebellüğünün ve kabulünün izaha ve ispata muhtaç olduğu yolunda görüş bildirildiği görülmüştür. Söz konusu raporda ayrıca 31/12/2013 tarihi itibariyle davacı defterlerinde davalıdan 37.998,74 TL alacaklı göründüğü, davalı defterlerinde ise 02/03/2013 tarihi itibariyle davacıdan 162,91 TL alacaklı göründüğü yolunda görüş bildirildiği görülmüş olup rapor bu haliyle hüküm kurmaya elverişli değildir. Zira taraf defterlerini inceleyen bilirkişilerin taraf defterlerindeki farklılıkların nelerden kaynaklandığını ortaya koyması, şayet bu farklılıklar davalının, davacıya düzenlediği faturalardan kaynaklanıyor ise bu faturalar nedeniyle davalının taraflar arasındaki sözleşme hükümleri de gözetilerek bu faturaları düzenleme hakkı bulunup bulunmadığı, fatura içerikleri konusunda davacıdan alacaklı olup olmadığı hususlarında ayrıntılı inceleme ve değerlendirme yapmaları gerekirdi. Dolayısıyla mahkemenin bahse konu raporu hükme esas alması usul ve yasaya aykırıdır. Öte yandan eldeki dava itirazın iptali davası olup itirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı davalardır. Davaya esas alınan icra takibinde davacı alacağın dayanağı olarak "30/04/2013 cari hesaptan kaynaklanan bakiye alacak" göstermiştir. Buna rağmen davacı vekili dava dilekçesinin ikinci sayfasında 03/08/2011 tarihinden önce de taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu ve bu tarihte imzalanan Erken Finansman Erişim ve Kullanım Sözleşmesinden önce de müvekkilinin devir bakiyesi alacağı bulunduğunu belirtmiştir. Buna göre öncelikle davacı tarafa alacağının kaynağının açıklattırılması, taraflar arasındaki tüm sözleşme hükümlerinin değerlendirilmesi, ayrıca yukarıda değinildiği üzere taraf defterleri arasındaki farklılıkların neden kaynaklandığının üzerinde durulması, şayet bu farklılıklar davalının düzenlediği faturalardan kaynaklanıyorsa bu faturaların sözleşme hükümlerine göre değerlendirilmesi ve davalının sözleşmeler uyarınca bu faturaları düzenleme yetkisinin bulunup bulunmadığı ve faturalar nedeniyle alacaklı olup olmadığı hususları üzerinde ayrıntılı incelemeyi içerir bilirkişi raporu alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir..." gerekçesi ile; 1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE, 2-İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/03/2017 tarih, 2014/1283 esas, 2017/272 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, ... " karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN İKİNCİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 16/03/2022 tarih ve 2020/328 Esas - 2022/215 Karar sayılı kararı ile; " Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan ve 01.01.2012 ila 31.12.2012 tarihleri arasındaki cari hesap alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesine göre iptali talebidir. İcra dosyasının celp edilip incelenmesinde: "....Dosya kapsamında yer alan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinden, davacının davalı aleyhine 26.06.2013 tarihinde 37.998,74 TL asıl alacak ve 534,06 TL İşlemiş faizi olmak üzere 38.532,80 TL’lik ilamsız takipte ödeme emri başlattığı, Davalı tarafa 10.09.2014 tarihinde tebliğ olunan ödeme emrine davalı vekilinin 17.09.2014 tarihli dilekçesi ile borcun tamamına, işlemiş faize ve talep edilen faiz oranına itiraz ettiği ve takibin durdurulduğu anlaşılmıştır...." Bilirkişi kök raporu özetle şöyledir: "Davacı şirketin 2009-2010-2011-2012-2013 yılına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, Davalı şirketin 2009-2010-2011-2012-2013 yılına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, Davacı şirketin sahibi lehine delil niteliğine haiz ticari defterlerine göre Davalı şirketten 37.998,74 TL alacaklı olduğu, Davalı şirketin sahibi lehine delil niteliğine haiz ticari defterlerine göre Davalı şirketten 162,91 TL alacaklı olduğu, Dava tarihinin 23.10.2014 olduğu, taraflar arasındaki cari hesap uyuşmazlığının 2014 yılı ve öncesine dayandığı, dava tarihinden önce tarafların hiçbir dönem sonunda mutabık olmadığının da tespit edildiği, Her yıl TTK 94/2 maddesi kapsamında mutabakat yapmaksızın ticari ilişkiyi devam ettiren tarafların, cari hesap uyuşmazlığının bilirkişi marifetiyle tespitinin beklenilmesi mümkün olmadığı, Davaya konu uyuşmazlığın mevcut belgeler ve dosya kapsamında tespiti mümkün olmadığından, tarafların muhasebe departmanlarınca yapılacak çalışmalar sonucunda cari hesap farklılığının somut olarak dosyaya sunulması gerektiğinin mahkemenin takdirinde olduğuna..." Bilirkişi ek raporu özetle şöyledir: "...Mahkemenin 30.06.2021 tarihli duruşma tutanağında; “Davacı ve Davalı tarafa 2 haftalık kesin süre verilerek farklılıklara ait faturaların ve dökümlerin hesap mutabakatı şeklinde kalem kalem belirtilerek her iki taraf birlikte çalışarak farklılıkları bildirmelerine ve farklılıklara ait bilgi ve belgeleri sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde hesap mutabakatını sunulmaması halinde dosya içerisindeki bilgi ve belgelere itibar edileceğinin hesap mutabakatı ve farklılıklara dair belge sunmayan taraf açısından dosyadaki bilgi ve belgelere itibar edileceğinin ihtarına(ihtarat yapıldı)” şeklinde karar verildiği görülmüştür. Davalı şirketin mahkemeye mutabakatsızlığa yönelik ibraz ettiği tabloya dayanak evrakları mahkemeye sunmadığı, maille talep edilmesinde inceleme kapsamına kısmi olarak sunduğu ve yapılan yerinde incelemede de belirtilen hareketlere dayanak evrakları tam olarak sunmadığı görülmüştür. Yapılan tespitler neticesinde Davalı şirketin dosya kapsamına ibrazda bulunmadığı ödeme kayıtları toplamı olan 68.558,76 TL tutarında Davacı şirkete borçlu olduğu, Ancak Talebe bağlı kalmak kaydıyla Davacı şirketin Davalı ... şirketinden 38.532,80 TL alacaklı olduğu takdirin mahkemeye ait olduğunu..." 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İtirazın iptali" başlıklı 67. maddesi şöyledir: "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." Toplanan deliller ve dosya kapsamına göre; davacının takip tarihi itibarıyla takip bedeli kadar alacaklı olduğuna ilişkin iddiasını alacağa dayanak olarak gösterdiği ticari defter kayıtları ile ortaya koyduğu, kök ve ek bilirkişi raporlarının davacının iddiasını destekler mahiyette olduğu, davalı tarafın davacı tarafından ortaya konulan fatura kayıtlarının karşılığını kendisine tanınan kesin süre içinde sunmadığı, mevcut delillere göre yapılan karşılaştırma neticeisnde neticesinde itirazının haksız olduğu yönünde bilirkişi tarafından tespit yapıldığı, faiz talebinin alacağın türü ve dosya kapsamına uygun düştüğü, takip talebine konu edilen alacağın miktar itibarıyla hesaplanabilir olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davaya konu edilen icra takibine yapılan itirazın haksız olduğu, icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair koşullarının somut dosya bağlamında mevcut bulunduğu değerlendirilmiş ve davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçeleri ile; "1-Davanın KABULÜNE, İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla devamına, Alacağın %20'si olan 7.706,56-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle kaldırılarak davanın reddi yönünde hüküm kurulmasını talep etme gereği doğduğunu, Huzurdaki davada alacağının ispat yükü davacı şirkette olmasına rağmen davacı tarafından iddiaları destekleyecek hiçbir delil sunulmamasına karşın yerel mahkemece olmayan alacağa dair davalı şirketçe delil sunulmasının beklenmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun ("HMK") "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde: "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." hükmü düzenlenmiş olup karşı ispat başlıklı 191. maddesinde ise "Diğer taraf, ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz." düzenlemesinin yer almakta olduğunu, Yine HMK m.194'ün "(1) Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar." şeklinde olduğunu, İşbu açık hükümlere karşın huzurdaki davada davacı, iddiasını ispat edememiş iken ispat yükünün davalı müvekkil şirkete yüklenerek, bilirkişinin dahi tespit edemediği taraflar arasındaki uyuşmazlığın nereden kaynaklandığı hususunda müvekkil şirketin delil sunmasının beklendiğini, oysa bilirkişi kök raporunda "Davaya konu uyuşmazlığın mevcut belgeler ve dosya kapsamında tespiti mümkün olmadığından, tarafların muhasebe departmanlarınca yapılacak çalışmalar sonucunda cari hesap farklılığının somut olarak dosyaya sunulması gerektiği" ifadesine yer verildiğini ve açık bir şekilde cari hesap ekstrelerinin karşılaştırılmadığı, farklılığın hangi işlemden kaynaklandığının tespit edilemediği belirtilmiş iken bu aşamadan sonra adeta ispat yükü davalı müvekkil şirkete geçmişçesine dosyaya bazı delillerin sunulmasının beklendiğini, Öyle ki, dava dosyasında mübrez bilirkişi raporuna beyan dilekçelerinde de ifade ettikleri üzere müvekkil şirket tarafından uyuşmazlığa konu olan faturalara dair BS bildirimlerinin bulunmadığı belirtilmiş olmasına karşın davalı müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtlarında yer almayan söz konusu faturalara ilişkin BS bildirimlerinin dosyaya sunulmasının talep edilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yukarıda açıklanan nedenlerle; ispat yükünü yerine getirmemiş olan davacının haksız davasının kabul edilmesi ve üstüne üstelik icra inkar tazminatına hükmedilmesi hukuka aykırı olduğundan yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddi yönünde hüküm kurulmasını talep etme gereği doğduğunu, Huzurdaki davada irdelenmesi gereken hususlar olmasına karşın yerel mahkemenin, dosyanın yeni bir bilirkişiye gönderilmesine dair taleplerini kabul etmeyerek ve mevcut raporlar kapsamında karar vererek eksik inceleme neticesinde hüküm kurduğunu, Yerel Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi ek raporunda, "Davalı şirketin mahkemeye mutabakatsızlığa yönelik ibraz ettiği tabloya dayanak evrakları mahkemeye sunmadığı, maille talep edilmesinde inceleme kapsamına kısmi olarak sunduğu ve yapılan yerinde incelemede de belirtilen hareketlere dayanak evrakları tam olarak sunmadığı görülmüştür." ifadelerine yer verilmiş ise de bilirkişiye, yerinde yapılan incelemelerde taraflar arasındaki uyuşmazlığın ... adlı sistemin davacı şirket tarafından kullanılması olduğu detaylıca anlatılmış olmasına rağmen dosyada mübrez bilirkişi raporlarında işbu hususa dair herhangi bir incelemeye değinilmediğini ve işbu hususta davacının sisteminin tartışmaya açılmadığını, Oysa ki, davacı şirketin kullanmakta olduğu ... sistemi (erken finans sistemi) adlı erken ödeme sisteminin, somut olay açısından oldukça önem teşkil etmekte olup tarafların ticari kayıtları arasındaki uyuşmazlığın kaynağı olduğunu, bu sistem ile davacının müvekkil şirketten olan alacağını vadesinden önce belirli bir faiz düşülerek bankadan tahsil etmekte ve bankadan vade kardırdığında ise ilgili bankanın, müvekkil şirketin davacı şirkete düzenlediği iade vb. faturalardan doğan alacakları müvekkil şirket hesabına yatırarak davacının düzenlendiği faturaların bedellerini (faiz tutarını da düşerek) davacının hesabına yatırmakta olduğunu, hal böyle iken somut olayda banka tarafından davacı şirket adına müvekkil şirkete yapılan ödemeler ve faiz giderlerinin davacı şirketin cari hesabına kaydedilmemiş gözükmekte olduğunu, davanın aydınlatılması için irdelenmesi gereken bu hususa hiçbir raporda değinilmemiş olmamasının huzurdaki davada eksik inceleme yapıldığını gösterir nitelikte olduğunu, Hesap kat edilip cari hesap mutabakatı sağlanmadan likit ve talep edilebilir bir alacağın varlığından söz edilemeyecek iken icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, Taraflarca hesap kat edilip mutabakat sağlanmadan cari hesap alacağının talep edilmesi ve icra takibine konu etmesinin mümkün olmadığını, somut olayda ise davacı şirket tarafından hesabın kat edilerek mutabakat sağlanması için hiçbir yazılı talebi olmadığını, hal böyle iken davacı şirketin cari hesap kat edilmeden ve mutabakat sağlanmadan, likit ve talep edilebilir bir alacağının varlığının kabulünün mümkün bulunmadığını, bu sebeple davacının taleplerinin reddinin gerektiği açıkken davalı müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtlarında yer almayan, likit” yani muayyen ve belirlenebilir olmayan, mutabakat sağlanmamış cari hesap alacağının inkarına dair icra inkar tazminatı ödenmesine de karar verilmiş olmasının yasaya ve yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, Tüm bu açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme'nin usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılarak davanın reddi yönünde hüküm kurulmasını talep ettiklerini beyanla; Açıklanan nedenlerle; İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/328 Esas- 2022/ 215 Karar sayılı ve 16.03.2022 tarihli kararı eksik incelemeye dayandığından ve hukuka aykırı olduğundan istinaf taleplerinin kabulü ile mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına, yapılacak yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; dava ve takip dayanağı cari hesaba konu faturalara konu ürünlerin davalıya satılıp teslim edilmesine rağmen davalı tarafından bakiye cari hesap alacağının ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, dava ve takip dayanağı cari hesaba konu faturalara konu ürünlerin davalıya satılıp teslim edilmesine rağmen davalı tarafından bakiye cari hesap alacağının ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, taraflar arasında 27.01.2011 ve 10.03.2012 tarihli satım sözleşmeleri akdedildiğini, akdedilen sözleşmeler kapsamında ticari ilişkinin karşılıklı tanzim edilen faturaların sistemlere dahil edilmesi ve alacakların birbirini takas/mahsup etmesinden sonra kalan bakiyelerin ödenmesi suretiyle yürütüldüğünü, ayrıca taraflar arasında davalı, davacı ve dava dışı ... A.Ş. arasında 03.08.2011 tarihinde Çerçeve Temlik ve İsteğe Bağlı Erken Finansman Sözleşmesi ve 03.08.2011 tarihinde davalı ile davacı arasında ... Sistemi'ne Erişim ve Kullanım Sözleşmesi akdedildiğini, söz konusu sözleşmeler çerçevesinde davacının alacağını vadesinden önce dava dışı ... A.Ş.'den tahsil ettiğini, davalının davacıya ödeme yapmadığını, ödemenin davacıya ... A.Ş. tarafından vadeden önce ödeme yapıldığından sözleşme hükmü gereğince iskonto yapılmak suretiyle ödeme yapıldığını, davalının sattığı ürünlere karşılık tüm ödemelerin yapıldığını, davacıya borçlu olmadıklarını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında 27.01.2011 ve 10.03.2012 tarihli satım sözleşmelerinin, davalı, davacı ve dava dışı ... A.Ş. arasında 03.08.2011 tarihinde Çerçeve Temlik ve İsteğe Bağlı Erken Finansman Sözleşmesi ve 03.08.2011 tarihinde davalı ile davacı arasında ... Sistemi'ne Erişim ve Kullanım Sözleşmesi akdedildiğine, sözleşmeler kapsamında taraflar arasında cari hesap ilişkisi olduğuna ve cari hesaba konu davacı tarafından davalıya düzenlenen faturalara konu ürünlerin davalıya satılıp teslim edildiğine ilişkin ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf davacı tarafından davalıya satılıp teslim edilen ürünlerin karşılığı davacının davalıdan bakiye cari hesap alacağı bulunup bulunmadığı, alacaklı ise miktarı, davalı tarafından cari hesap alacağının tamamının ödenip ödenmediği, ödenmemiş ise miktarı, davalı tarafından davacıya düzenlenen ve davacı tarafından kabul edilmeyen fiyat farkı, cezai şart, ayıp/gizli ayıp, ciro primi, aktivite/promosyon bedeli, bir önceki bildirimdeki yanlışlıkların telafisi gibi faturaların haklı olup olmadığı, dayanaklarının bulunup bulunmadığı hususlarındadır. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin/hizmetin verildiğinin, faturaya konu alacağın dayanağının ve iade faturası düzenlenmesi halinde iade faturası dayanağının düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir. Fatura sözleşmenin ifası aşamasına ilikin olmakla fatura düzenlenmesine dayanak mal veya hizmet teslimi ile somut uyuşmazlıkta olduğu gibi fiyat farkı, cezai şart, ayıp/gizli ayıp, ciro primi, aktivite/promosyon bedeli, bir önceki bildirimdeki yanlışlıkların telafisi gibi faturaların temel dayanaklarının da davalı tarafça geçerli ve yazılı deliller ile ispat edilmesi gerekmektedir. Mahkemece taraflar tacir olup, delil olarak tarafların ticari defter ve kayıtlarına dayanıldığından tarafların defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkemece ilk kaldırma ilamından önce ve sonra alınan bilirkişi raporlarında tarafların ticari defter ve kayıtlarının usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu ve sahibi lehine delil niteliğinde olduğu tespit edilmiştir. Davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davacının davalıdan 37.998,74 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıdan 162,91 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Tarafların ticari defter ve kayıtları arasındaki farkın davalı tarafından davacıya düzenlenen fiyat farkı, cezai şart, ayıp/gizli ayıp, ciro primi, aktivite/promosyon bedeli, bir önceki bildirimdeki yanlışlıkların telafisi gibi faturaların davacı tarafından kabul edilmemesinden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Davalı cevap dilekçesinde, aşamalarındaki beyanlarında ve istinaf dilekçesinde davalı, davacı ve dava dışı ... A.Ş. arasında 03.08.2011 tarihinde Çerçeve Temlik ve İsteğe Bağlı Erken Finansman Sözleşmesi ve 03.08.2011 tarihinde davalı ile davacı arasında ... Sistemi'ne Erişim ve Kullanım Sözleşmesi kapsamında faturalara karşılık vade tarihinden önce yapılan ödemelerin ... A.Ş. tarafından vadeden önce ödeme yapılması sebebiyle sözleşme kapsamında iskonto yapılmak suretiyle davacıya ödendiği, davacının söz konusu iskontoları davalının alacaklarını ödemediği ya da eksik ödediği şeklinde yanlış bir yönde yorumladığını savunmuştur. Oysa davacı tarafından taraflar arasında akdedilen adı geçen sözleşmeler kabul edildiği ve inkar edilmediği, ayrıca ... A.Ş. tarafından yapılan tüm ödemelerin de dekontlarının sunulduğu ve cari hesaba işlediği görülmüştür. ... A.Ş. tarafından yapılan ödemelere ilişkin gönderilen müzekkerede yapılan tüm ödemeler ile davacının sunduğu ödeme makbuzları birbiri ile örtüşmektedir. ... A.Ş. tarafından gönderilen hesap ekstrelerinde davacının düzenlediği faturalara ilişkin sözleşme kapsamında yapılan erken ödeme iskontosu, davalının düzenlediği fiyat farkı, cezai şart, ayıp/gizli ayıp, ciro primi, aktivite/promosyon bedeli, bir önceki bildirimdeki yanlışlıkların telafisi gibi faturalar sebebiyle yapılan SAS faturalarına ilişkin iskonto ve davacıya ödenen bedeller gösterilmiştir. Davalının istinaf dilekçesinde de belirtildiği üzere davacının düzenlendiği faturaların toplam bedelinden davalının düzenlediği fiyat farkı, cezai şart, ayıp/gizli ayıp, ciro primi, aktivite/promosyon bedeli, bir önceki bildirimdeki yanlışlıkların telafisi gibi faturaların bedelinin iskonto edilmesi sebebiyle taraflar arasındaki somut uyuşmazlığın doğduğu anlaşılmıştır. Yoksa davalının savunduğu gibi erken ödeme sebebiyle yapılan iskontodan kaynaklanmamaktadır. Mahkemece davalıya fiyat farkı, cezai şart, ayıp/gizli ayıp, ciro primi, aktivite/promosyon bedeli, bir önceki bildirimdeki yanlışlıkların telafisi gibi faturaların dayanakların ve faturaların ve dayanaklarının sunulması ve ispat edilmesi için süre verilmiş, ancak davalı tarafından fatura dayanakları dosya kapsamına sunulmamıştır. Davalı vekili istinaf dilekçesinde de ispat yükünün davacıda olduğunu, davalının delil sunmak ile yükümlü olmadığını savunmuştur. Ancak davacı faturalara konu ürünleri davalıya satıp teslim ettiğini ispat etmiş olup, bu hususta taraflar arasında ihtilaf da bulunmamaktadır. Davalı cari hesap borcunun ödendiğini savunmuştur. Bu durumda ödeme savunmasını ve yukarıda da açıklandığı gibi iade faturası dayanaklarını ispat etmekle yükümlü olup, bu yönde dosyaya geçerli ve kesin bir delil sunulmamıştır. Bu sebeple ... A.Ş. tarafından davacıya ödeme yapılırken davalının düzenlediği iade faturaları dikkate alınarak davacı alacağından iskonto yapması yerinde olmamıştır. Davacının alacağı faturalar ile likit olduğundan ve davalı tarafından iade faturaları ispat edilemediğinden icra inkar tazminatı koşulları da oluşmuştur. Bu sebeplerle Mahkemece davanın kabulü ile davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi isabetli olup, aksi yöndeki davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.632,17 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından istinaf aşamasında peşin olarak yatırılan 658,05 TL (80,70TL+577,35TL) istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 1.974,12 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/12/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:38