İstanbul BAM 13. HD 2021/1075 E. 2023/1737 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/1075
2023/1737
8 Kasım 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1075 Esas
KARAR NO : 2023/1737 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2019/832 Esas - 2021/228 Karar
TARİHİ : 04/03/2021
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 08/11/2023
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili ... Ltd.Şti.'nin ... A.Ş ile araç tanıma sistemi ile motorin satın alma anlaşması bulunduğunu, müvekkili şirket İETT ile anlaşmalı olarak halk otobüsü çalıştırdığını, bu nedenle tüm motorin ihtiyacını tüm araçları için araç tanıma sistemi ile ... A.Ş den karşıladığını, aralarında Otobil Müşteri Sözleşmesi bulunduğunu, davacı müvekkiline ait ... plakalı çift katlı araca 08/08/2018 ... A.Ş nin Sultangazi /istanbul şubesinden yakıt almış ve içinde 60-80 arası yolcu ile 20-25 km yol gittikten sonra yanlış yakıt dolumu yapılmış olması sebebi ile yolda arızalandığını, servise götürüldüğünde ... A.Ş tarafından motorin yerine benzin depoya konulduğu için aracın arızalandığının söylendiğini, gerekli araştırmayı yapan müvekkilinin ... Benzin istasyonundan motorin deposuna aracı firma ... A.Ş. tarafından motorin yerine benzin boşaltılmış olduğu için o istasyondan yakıt alan birçok araçla birlikte müvekkilinin de aracına yanlış yakıt dolumu yapıldığını öğrendiğini, bu nedenle yalnız müvekkiline ait araç değil birçok araç bu nedenle arızalandığını, davacı tarafa ait ... plakalı araç 60-80 yolcu ile ve yaklaşık 20-25 km yanlış yakıt ile gitmesi nedeni ile hasar büyük olmuş tüm motor ve bağlı aksamların hasaflandığını, durumun dertıal davalı firma yetkililerine bildirildiğini, aracın yetkili servise çekildiğini, araç tamir eden yerin vermiş olduğu tüm teklifler mail ortamında davalıya iletilmiş araya bayram tatillerinin girmesi ile araç tam 23 gün tamir servisinde kaldığını, yanlış dolum nedeni ile araçta oluşan hasar tamir olmuş 137.386,22 TL olarak faturalanan bu tamir gideri müvekkili tarafından ödendiğini, araç 23 gün çalışamamış araçta iş kaybı-kazanç kaybt oluştuğunu, araç çalışamadığı için ortak havuz sisteminden aracın çalışamadığı her gün için ceza ödemek zorunda kalındığını, kazanç kaybına ilişkin emsal günlük kazanç ekte olduğunu, tamir bedeli, kazanç kaybı ve ödenen ceza tazminatlarıyla müvekkilinin zararının katlanarak arttığını, ... zararı karşılayacağını söylemiş ... istediği yerde ve yetkili serviste araç tamire verilmiş tamir teklifi ...' ede mail olarak bildirilmiş olduğunu, ancak sonradan davalı keyfi nedenlerle depomuza benzin yerine mazotu boşaltan .... A.Ş ödesin size demiş ne yönlendirdiği firma ne kendisi ödemek istemediğinde arabuluculuk sürecine başvurulmuş ancak bu süreçte de anlaşmaya varılmamış olduğunu, araç sisteme otomotik tanımlı olduğundan istense dahi araca yanlış yakıt doldurulamayacağını, ancak opet yakıt dolumu yapan motorin deposuna benzin boşalttığı için ... plakalı araç dahil aynı depo ve istasyondan yakıt alan araçlar arızalanmış olduğunu beyan ile, fazlaya ait haklar saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin aracının tamir bedeli olan 137.386.22TL zarar tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, davacının hasar nedeni ile 23 gün aracın çalışmamasından kaynakla zararı nedeni ile şimdilik 1000TL nin zarar tarihinden itibaren avans faiziyle tahsilini, davacının hasar nedeni ile 23 gün aracın çalışmamasından kaynaklı havuz sistemine ödemek zorunda olunan ceza ödemesinin şimdilik 100TL' nin zarar tarihinden itibaren avans faiziyle tahsili, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Müvekkili ile arasında otobil müşteri sözleşmesi bulunduğunu, ... plakalı aracına 08.08.2018 günü yakıt aldıktan sonra bir süre gittiğini, daha sonra aracın arızalandığını, serviste araca motorin yerine benzin konulması sebebiyle arızanın yaşandığının söylendiğini, istasyondaki motorin deposuna dava dışı ... A.Ş. tarafından benzin boşaltılmış olduğunu öğrendiğini, bu nedenle tüm motor ve bağlı aksamların hasar gördüğünü, zararının ne ... ne de ... tarafından giderilmediğini iddia ederek tazminat talebinde bulunmuş olduğunu, davaya konu edilen olay ile ilgili müvekkiline husumet yöneltilmesi mümkün olmadığından açılan haksız ve hukuka aykırı davanın reddi gerektiğini, dava dilekçesinde açıkça İkrar edildiği üzere, davacı yan iddia ettiği zarara ... A.Ş'nin kusurlu davranışının sebep olduğunu, istasyondaki motorin tankına dava dışı şirket tarafından benzin konulduğunu beyan ettiğini bu nedenle davanın dava dışı ... AŞ'ye ihbar edilmesi gerektiğini beyan ile, dava dilekçesinde müvekkili şirkete yöneltilen herhangi bir iddia ve delil bulunmadığı gibi dava konusu olayın meydana gelmesinde müvekkili şirkete yüklenebilecek bir kusur da bulunmadığından davanın müvekkili şirket yönünden husumet yokluğundan reddini, haksız ve yersiz davanın esastan da reddini, yargılama giderinin ve avukatlık ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 04/03/2021 tarih 2019/832 Esas - 2021/228 Karar sayılı kararında; "RAPOR:Bilirkişinin raporunda özetle; Mevcut verilerin değerlendirilmesi sonucu; DİZEL yakıt konulması gereken dava konusu ... plaka sayılı araca hatalı-benzin yakıtı koyan, yakıt deposunda onarım gerektirecek hasara sebebiyet veren, meslek ve sanatta acemice davranan davalı tarafın hatalı yakıt konulmasında %100 oranında kusurlu olduğunu, dava konusu aracın, yaşı(11 yaş), KM'sinin en az (Hasardan yaklaşık 3 ay önce 1.138.489 km de olduğu) de dikkate alındığında, sürücünün kusursuz olduğunun, ... plaka sayılı otobüsünün mazot tankına konulan benzin sonucu oluşan hasarın yakıt sistemi-motor ve bağlantılı sistemde meydana gelen hasar ile uyumlu olduöu, hasarın durumunun olayın oluş şekline ve dosya kapsamına uygun olduğunu, dava konusu ... plaka sayılı MJT CIFT KATLI OTOBÜS D02D marka/tip, 2007 model otobüsün mazot yerine benzin konularak bu yakıt ile 20-25 km gidilmesi sonucu oluşan yakıt sistemi-motor ve bağlantılarılarındaki hasar durumu, 30/08/2018 tarihli faturadaki hasar kalemlerinin şekli ve işçilik skalasındaki kalemlerinin niteliği, toplam malzeme ve işçilik tutarı da dikkate alındığında, aracın toplam hasar tutarının KDV dahil 137.386,22 TL olabileceği, rayiç değeri ve sovtaj değeri de dikkate alındığında onarımının ekonomik olduğunu, dava konusu aracın hasar tarihinde yaşı (11 yıl), 08/08/2018 tarihli motor hasarı öncesinde (Hasardan yaklaşık 3 ay önce 1.138.489 km de olduğu) teknik özellikleri, İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı yoğun çalışan özel Halk Otobüsü oluşu, hasarın yine yoğun çalışan motor ve bağlantılarında oluşu, oıjinal parçalarla layiği ile tamir edilmesi nedeniyle Yargıtay 17.Hukuk Dairesi, 24.10.2018 tarih, Esas: 2015/ 13811, Karar: 2018 / 9512 Nolu Kararı doğrultusunda %50 kıymet tenzili takdir edilmiş olup, zarar tutarının 68.693,11 TL olduğunun, davacıya ait otobüsün dava konusu hasarın onarım süresinin 15 gün olduğu kabul edilerek yapılan hesaplamada aracı kullanamamaktan doğan zararının 22.372.42 TL olabileceğinin, 158 kod ve ... plakalı Özel Halk Otobüsünün 08.08.2018 ile 22.08.2018 tarihleri arasında motor arızası beyan ederek çalışmadığı 15 güne ilişkin herhangi bir yaptırım yada ceza uygulanmadığının, sonuç ve kanaatine varıldığını beyan etmiştir.
ISLAH:Davacı vekilinin ıslah dilekçesinde özetle; Tamir bedeli olan 137.386.22 TL zarar tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yaptırım cezası olarak 100 TL, davacının hasar nedeni ile 15 gün aracın çalışmamasından, aracın kullanılmamasından kaynakla zararı nedeni ile 1.000 TL taleplerinin 22.372,42 TL' ye yükselterek alacak taleplerini arttırdıklarını beyan etmiştir.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:Dava, adam kullanan ve çalışma yardımcısının eylemi nedeniyle oluşan zararın tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında; davacı şirkete ait aracın dizel olduğu ve yakıt ikmali için 08/08/2018 tarihinde davalı akaryakıt istasyonuna geldiği, istasyon görevlisi tarafından araca benzin ikmali yapıldığı, kısa bir süre sonucunda aracın arızalandığı/hasarlandığı, davalı tarafından araca yanlış yakıt ikmali yapıldığı hususu çekişmesizdir. Tarafların tüm delilleri toplanmış, konusunda uzman bilirkişiler marifetiyle rapor alınmıştır. Bilirkişiler 30/11/2020 tarihli raporda; dizel yakıt konulması gerekilen dava konusu ... plaka sayılı aracı hatalı-benzin yakıtı koyan, yakıt deposunda onarım gerektirecek hasara sebebiyet veren meslek ve sanatta acemice davranan davalı tarafın hatalı yakıt konulmasında %100 oranında kusurlu olduğu, aracın toplam hasar tutarının KDV dahil 137.386,22 TL olabileceği, rayiç değeri ve sovtaj değeri de dikkate alındığında onarımın ekonomik olduğu, davacıya ait otobüsün dava konusu hasarın onarım süresinin 15 gün olduğu kabul edilerek yapılan hasaplamada aracı kullanamamaktan doğan zararın 22.372,42 TL olabileceği, davacının motor arızası beyan ederek çalışmadığı 15 güne ilişkin herhangi bir yaptırım ya da ceza uygulanmadığı hususlarında tespitlerde bulunmuştur.Her ne kadar bilirkişi heyeti Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 24/10/2018 tarih, 2015/13811 esas ve 2018/9512 karar sayılı ilamını nazara alarak %50 tenzilat yaparak zarar tutarının 68.693,11 TL olarak tespit etmiş ise de bilirkişi heyetinin ilgili gösterdiği mezkur yargıtay kararının somut olay ile ilişkisinin bulunmadığı zira Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2014/35321 esas ve 2015/33536 karar sayılı ilamında yanlış yakıt ikmali sonucu açılan davada yerel mahkemenin tenzilat hükmünü ; " 3 yaşında bulunan araca yanlış yakıt konulmasından dolayı motorun aşınan yıpranan parçalarının fabrikasyon orjinalleri ile değiştirilmesi/yenilenmesi nedeniyle değişen parça tutarından %25 eskime payı indirimi yapılmış ise de; davalıların kusuru ile meydana gelen hasarın sağlıklı bir şekilde giderilmesi için yapılacak tüm masrafların herhangi bir tenzile tabi tutulmaksızın davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekir." şeklindeki açıklamaları ile yerinde bulmadığı anlaşıldığından davalının kusuru ile meydana gelen hasarın sağlıklı bir şekilde giderilmesi için yapılacak tüm masrafların herhangi bir tenzile tabi tutulmaksızın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kabul edilen maddi olgulara ve kanıtlara dayanan, bilimsel ve objektif olan, denetime elverişli bulunan bilirkişi raporu mahkememizce de kabul edilerek hükme esas alınmış; Buna göre, davacının 08/08/2018 tarihinde davalı firmanın ismi altında işlettilen petrol istasyondan yakıt aldığı, motorin deposuna yanlışlıkla benzin boşaltılmasından kaynaklı verilen yakıtın dizel yerine benzin olduğu ve bu nedenle de aracında zarar oluştuğunun sabit olduğu, kusurun tamamının davalı tarafa ait olduğu, davacının zararının tamamının davalı tarafından istenebileceği, davacının motor arızası beyan ederek çalışmadığı 15 güne ilişkin herhangi bir yaptırım ya da ceza uygulandığını ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, Davanın KISMEN KABULÜNE,-137.386,22TL'nin olay tarihi olan 08/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, -22.372,42TL'nin dava tarihi olan 18/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, -Fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davaya konu edilen olay ile ilgili müvekkile husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığından açılan davanın reddi gerektiğini;Dava dilekçesinde de açıkça ikrar edildiği üzere, davacı tarafın iddia ettiği zarara ihbar olunan şirketin kusurlu davranışının sebep olduğunu; davacıya müvekkili şirket istasyonundan standart dışı, bozuk yahut kalitesiz bir yakıt verilmediğini; yine aynı şekilde benzin yerine motorin ya da motorin yerine benzin verilmiş olmasının da söz konusu olmadığını; davacının motorin kullanılan aracına motorin tankından dolum yapıldığı hususunda şüphe bulunmadığını; dolayısıyla her ne kadar müvekkili şirkete husumet yöneltilerek dava açılmışsa da müvekkile, müvekkilin bayisine veya bayi çalışanına sorumluluk yüklenemeyeceğinin aşikar olduğunu; bu nedenle dava dava dışı ... A.Ş’ye ihbar edildiğini, Müvekkili şirket yakıt teminini bu şirketten sağlamakta olup aralarındaki ilişki gereği motorin ve benzin depolarına yakıt ikmalini sağlayan ihbar olunan şirket olduğunu; davacının da görülen davada iddiasının, ihbar olunan şirket tarafından motorin tankına motorin dolumu yapılması gerektiği halde, şirketin kusurlu davranışı neticesinde benzin konulması olduğunu; müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığı ve müvekkile kusur yüklenemeyeceğinden husumetin de yöneltilemeyeceğinin açık olduğunu; davacı tarafından dava açılırken husumetin yanlış belirlenmiş olup Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak müvekkili şirket yönünden davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, Haksız fiil iddiasıyla açılan maddi tazminat talepli davada müvekkili şirketin kusuru bulunmadığı gibi herhangi bir fiilinin de söz konusu olmadığını; haksız fiili düzenleyen BK 49. maddesinde; “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” düzenlemesinin yer aldığını; davacı tarafından da kusurun ihbar olunan şirkete yüklendiği arabuluculuk görüşmelerinin de yine bu şirket ile yürütülmüş olması ile de sabit olduğunu; müvekkili şirketin ise ne bir fiili ne de kusurunun bulunmadığını; dolayısıyla illiyet bağının da söz konusu olmadığını; bu nedenle de müvekkili hakkında davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Davacı tarafından belirsiz alacak davası açılmış olmakla iddia olunan alacağın belirli olması nedeniyle belirsiz alacak davası açılmasının hukuka aykırı olduğunu, HMK’da açıkça yer aldığı üzere; ancak dava değerinin tam ve kesin olarak belirlenememesi halinde belirsiz alacak davası açılabilecek olmakla görülen davada talep edilen alacağın dava tarihi itibariyle hesaplanabilir olduğundan bu alacakla ilgili olarak belirsiz alacak davası açılamayacağını; şartların bulunmadığı halde belirsiz alacak davası olarak açılan davanın menfaat yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini; Yerel Mahkemece bu husustaki itirazlarının hiç değerlendirilmediğini, usuli itiraz gözetilmeden esasa ilişkin incelemeye başlandığını; hatta bu husustaki itirazlarına gerekçeli kararda dahi yer verilmediğini; itirazlarının sanki hiç yapılmamışcasına görmezden gelindiğini; hukukumuzda usulün esastan önce geldiği hususunun izahtan vareste olup usul değerlendirilmeksizin verilen hükmün geçersiz olduğunu; kararın öncelikle bu nedenle kaldırılmasını talep ettiklerini, Davanın belirsiz alacak olarak açılabilmesi için Kanunun davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin TAM VE KESİN olarak davacı tarafça belirlenememesi şartını aradığını: görülen davada davacı tarafından talep konusu yapılan kalemlerin aşağıdaki şekilde olduğunu:Tamir bedeli (Bu kaleme ilişkin ödemenin dava açılmadan önce zaten yapılmış olup belirlenebilir olmanın ötesinde zaten belli olduğunu,), Kazanç bedeli (Aracın serviste kaldığı sürenin belli olup bu kalem belirlenebilir olduğundan olsa olsa kısmi dava konusu olabileceğini,), Ceza bedeli (Bu kaleme ilişkin ödemenin de dava açılmadan önce zaten yapılmış olduğu iddia edilmiş olmakla belirlenebilir olmanın ötesinde zaten belli olduğunu,) olmakla davacının görülen davayı belirsiz alacak davası olarak açmasında hukuki yararı bulunmadığından, davanın usulden reddinin gerektiğini; Yerel Mahkemece esasa girilmeksizin davanın yanlış türde açılması sebebiyle davanın usulden reddi gerekirken davanın kısmen kabul edilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, Yerel Mahkemece eksik inceleme yapıldığını, savunmalarının değerlendirilmeden hatalı bir sonuca varılarak hatalı bir hüküm tesis edildiğini, gerekçeli karar incelendiğinde ne taraflarınca ne de ihbar olunan şirket tarafından dosyaya sunulan savunma ve beyanların dikkate alınmadığı, gerekçeli kararda dahi itirazlarına yer verilmediği ve savunmalarına neden itibar edilmediğinin veya itirazlarının neden kabul edilmediğinin gerekçelendirilmediğinin görüldüğünü; mahkemelerce verilen kararın gerekçesinin bulunması zorunluluk olmakla eksik inceleme neticesinde verilen kararın bu nedenle de kaldırılması gerekmektiğini, Hükme esas alınan bilirkişi raporunnun açıkça hukuk aykırı olduğu halde rapora yapmış oldukları itirazların değerlendirilmediğini, eksik ve hatalı rapor doğrultusunda hatalı bir hüküm verildiğini, mahkemece hükme esas alınan 30.11.2020 tarihli bilirkişi raporunun denetime elverişli olmayıp eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeler üzerine kurulu olduğunu; taraflarınca rapora itiraz edilmişse de itiraz dilekçelerinin Mahkemece dikkate alınmadığını, itirazlarını gidermeye yarayacak bir ek rapor dahi alınmadan hatalı rapor doğrultusunda hüküm oluşturulduğunu; gerek taraflarınca gerekse ihbar olunan şirket tarafından kök rapora yapılan itirazlar giderilmeden, tarafların eşitliği ilkesine ve adil yargılanma hakkına da aykırı olacak şekilde verilen kararın bu nedenle de hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini; yerel mahkemece yargılamanın hiçbir aşamasında beyanlarının ve itirazlarının dikkate alınmadığından burada tekrar etme lüzumu doğmuş olduğunu, aşağıda açıklanan nedenlerle hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, Davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu mail görüşmelerinden, davacıya derhal konunun takip edileceği bildirildiği halde davacının kendi kendine onarımı yaptırdığını belirtilerek fahiş ve mesnetsiz talepler ileri sürdüğünün görüleceğini; dolayısıyla hasarın giderilmesi için davacının gerçekçi bir adım atmadığı ve adeta krizi fırsata çevirmek maksadıyla hareket ettiğini, davacı tarafın basiretli bir tacir olarak yapması gereken "ekspertiz raporu" alma işini dahi yapmadığını; dolayısıyla davaya konu araç görülerek ve araç üzerinde inceleme yapılarak alınmış bir raporun dahi olmadığını, yerel mahkemece bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın hükme esas alındığını, hatta ve hatta bilirkişi raporunda uygulanan kıymet tenzilinin de yerinde olmadığı belirtilerek kıymet tenzili uygulanmaksızın hüküm kurulduğunu; halbuki davacı tarafça tek başına yaptırdığını söylediği tamir bedeli ödemesinin gerçekten yapıldığının dahi ispat edilebilemediğini; davacı tarafın iddia ettiği hasar sebebiyle meydana gelen 137.386,22-TL tutarlı ödemeyi yaptığını ispat edemediğini; fatura bedelini kabul anlamına gelmemekle birlikte bu fatura bedelinin şayet davacı tarafça karşılanmışsa yapılan ödemeye ilişkin belgenin dosyaya sunulmasının şart olduğunu; davacı tarafın hasara ilişkin yaptığını öne sürdüğü ödeme belgelerini süresinde dosyaya ibraz etmemesine rağmen yerel mahkemece sanki bu paranın gerçekten de ödendiği ispat olunmuş gibi somut gerçek ve ispat külfeti gözardı edilerek verilen kararın açıkça haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Yerel Mahkemece, yukarıda da yer verilen dosyada mübrez bilirkişi raporundaki Yargıtay kararının yerinde olmaması sebebiyle kıymet tenzili yapılmadan hüküm kurulmuş olmasının da son derece hatalı olduğunu; dava konusu aracın 11 yaşında, 1 milyon km'nin üzerinde bir araç olup aracın eskimiş ve hasarlı olan parçalarının orijinal ve yeni parçalarla değiştiğini; Bilirkişi raporunda dava konusu aracın hasar tarihindeki yaşı (11 yıl), teknik özellikleri, km'si (hasardan yaklaşık 3 ay önce 1.138,489 olduğu), geçmiş hasar kayıtları, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı yoğun çalışan Özel Halk Otobüsü oluşu, hasarın yine yoğun çalışan motor ve bağlantılarında oluşu ile orjinal parçalarla layiği ile tamir edilmesi nedeniyle %50 oranında indirim yapıldığı halde Yerel Mahkemece '"Her ne kadar bilirkişi heyeti Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 24/10/2018 tarih, 2015/13811 esas ve 2018/9512 karar sayılı ilamını nazara alarak %50 tenzilat yaparak zarar tutarının 68.693,11 TL olarak tespit etmiş ise de bilirkişi heyetinin ilgili gösterdiği mezkur yargıtay kararının somut olay ile ilişkisinin bulunmadığı'' denilerek hataya düşüldüğünü; bilirkişi raporunda belirtilmiş olan Yargıtay kararının; tam da görülen davada olduğu gibi davacının kusursuz olduğunu iddia ettiği, araçta oluşan maddi hasara ilişkin olduğunu; dolayısıyla -davacının kusuruna ilişkin itirazlarımız saklı kalmak kaydıyla- görülen dava için uygulama alanı bulabilecek bir emsal karar olduğu hususunda şüphe olmadığını, T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2015/13811 K. 2018/9512 T. 24.10.2018 kararında "Davacı aracının orjinal parçalarla onarım masrafının kalem kalem belirlenip tespiti, araçta orjinal parçalarla tamir nedeniyle oluşan kıymet kazanma tenzilinin belirlenip, onarım masrafından mahsup edilmesi..'' denildiğini, karardan da görüleceği üzere kıymet kazanma tenzili oluşması sebebiyle onarım bedelinde indirim yapılması gerekildiğinin Yargıtay'ın yerleşik kanaati olduğunu; ayrıca bilirkişi tarafından kıymet tenzili belirlenirken dikkate alınan hususları kabul etmekle birlikte, bu hususların yanı sıra dava konusu aracın satış değeri ile araçta meydana gelen hasar tutarı arasındaki orantının da dikkate alınması gerektiğini; bilirkişi tarafından belirlenen hasar tutarı ve araç piyasa değerini kabul anlamına gelmemek üzere bu doğrultuda dahi, araç hasar tutarının neredeyse araç piyasa bedeli kadar olduğunu; bu sebeple tenzilat oranının daha yüksek belirlenmesi gerektiğini; her halükarda Yerel Mahkemece hatalı bir gerekçe ile tenzilat uygulamadan tazminata hükmedilmesinin açık bir biçimde davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verdiğini, Gerekçeli kararda emsal olarak gösterilen karardaki aracın 3 yaşında olduğu ve sadece %25 eskime payı olduğunun görüldüğünü; somut olayda ise aracın 11 yaşında olup 1 milyon km'nin üzerinde yol yapması sebebiyle %25 eskime payını kat ve kat aşmış durumda olduğunu; bu nedenle yerel mahkemece kıymet tenzilinin yapılmamasına gerekçe gösterilen Yargıtay kararındaki aracın yaşı ve eskime payının somut olayla uyumlu olmayıp yerel mahkemenin bu gerekçesinin yerinde olmadığını; hasara konu aracın yaşı, teknik özellikleri, km'si, geçmiş hasar kayıtları ve sair özellikleri dikkate alındığında araçtaki parçaların yenisiyle değişmesi sebebiyle araçta değer artışı olacağının açık olup bu değer artışı dikkate alınmaksızın hasar bedeline hükmedilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2014/24664 E. 2015/3863 K. Sayılı kararında'' Orjinal parçalar kullanılarak aracın tamir bedeli belirlendikten sonra aracın modeli, onarım işlemi kullanılan parçaların sayısı ve özelliğine göre araçta meydana gelen kıymet kazanma tenzilinin, onarım giderinden mahsubu ile gerçek zararın tespit edilmesi gerekir." denildiğini,Aracın rayiç değerinin de hatalı belirlendiğini; hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu otobüsün piyasa değeri olarak; hasar tarihindeki kasko değerinnin dikkate alındığını (190.000-TL), devamında aracın teknik özellikleri, km değeri (hasardan yaklaşık 3 ay önce 1.138,489 olduğu), geçmiş hasar kayıtları (kayıtlı hasar 15 adet), serbest piyasada tercih edilebilirlik durumu dikkate alınarak serbest piyasa koşullarında rayiç değerinin 170.000,00-TL civarında olduğu kanaatinin belirtildiğini; bu belirlemenin de yerinde olmadığını; piyasa koşulları ve ilgili aracın hasar görmesi, pert olması ihtimaline binaen kasko değerinin araç değerinin üstünde belirlendiğini; bu sebeple aracın piyasa değerinin üzerinde olan kasko değerinin dikkate alınmasının yerinde olmadığını; bunun yanı sıra aracın teknik özellikleri, km değeri, geçmiş hasar kayıtları ve serbest piyasada tercih edilebilirlik durumuna göre belirlenen değerde düşüm yapılmışsa da yapılan düşümün yalnızca 20.000,00-TL olmasının da hakkaniyete aykırı olup kabul edilebilir olmadığını; aracın km'sinin oldukça yüksek olduğu ve 15 adet hasar geçmişinin bulunduğunu; araç hasar bilgileri incelendiğinde yalnızca hasar tutarı toplamının yaklaşık 20.000-TL olup bu tutarların da hasarın meydana geldiği tarihe göre dikkate alınmakta olduğunu; örneğin 2014 yılından meydana gelen çarpışma sebebiyle araçta meydana gelen hasar tutarının 12.773,70-TL olarak belirtildiğini, ancak bu tutarın 2014'ten 2018'e kadar oluşan enflasyon ve araç değerlerindeki değişim dikkate alındığında artış göstereceğini; bu hususlar dikkate alınmaksızın çok düşük bir düşüm yapılmasının hatalı olduğunu, Bilirkişi raporunda onarım fiyatları ile hasar kalemlerine ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının talebine ilişkin faturada belirtilen hasar kalemlerinin yalnızca yerinde olduğunun belirtildiğini, onarım fiyatlarına ilişkin ise herhangi bir belirlemede bulunulmadığını ancak yanlış akaryakıt dolumu sebebiyle oluşacak hasarların haricinde birçok alakasız ve yersiz onarım kalemlerinin mevcut olduğunu; davacı tarafın aslında yanlış akaryakıt dolumu ile ilgisi olmayan veya sirayet etmeyecek parçalara ilişkin onarım/parça bedellerini de fatura içeriğine derç ettirdiğini; buna ilişkin bilirkişi raporuna itirazları arasında ayrıntılı olarak beyanda bulunulmuşsa da Mahkemece ek rapor alınmadan hüküm tesis edildiğinden bir kez daha davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açıldığını; faturada yer alan "Alt Takım Conta, Yağ Soğutucu, Eksantrik Yatağı, Turboşarj, Mekanik İşçilik ve Reftefiye İşçilik, Silindir Kapağı" onarım/parça bedelleri gibi fatura içeriğinde yanlış akaryakıt dolumu ile ilgisi olmayan daha bir çok kalemin mevcut olduğunu,
Dosyaya sunulu "Eksper Raporu"nun 4. sayfasında, faturada hasara ilişkin yapılan onarım kalemlerine ilişkin tek tek açıklama yapıldığını; eksper raporunda ayrıca; "... firmasının onarım talebi ile tarafımızın değerlendirmesi arasında çok yüksek fark çıktığı için ilgili firma ile mutabakat imkanı olmamıştır. Tabloda görülen hesaplamamız evrak üstü inceleme ile yapıldığı için olası hesaplama sapmaları için tedbiren 5.000-TL daha ... firması lehine masraf eklemesi yapılarak hasarın maliyetinin 18.385,30-TL+KDV hesaplanabileceği muhataplara bildirilmiş ancak mutabakat sağlanamamıştır." denilerek, davacı taraf ile mutabakat sağlanamadığının belirtildiğini, Her onarım kaleminin ayrı ayrı düşünüldüğünde kimi kalemlerin yakıt karışımı ile ilişkilendirilemeyecek olduğu, kimi kalemlerin miktarları, kimi kalemlerin de birim fiyatı üzerinde uyuşmazlık olduğunun görüldüğünü; yakıt kaynaklı olmayan parçalar ve işçiliklerin faturadan çıkartılmaksızın hazırlanan rapora göre hüküm verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olmakla kararın bu nedenle de kaldırılması gerektiğini, Yine ihbar olunan şirket tarafından dosyaya sunulan eksper raporunda bahsedildiği üzere, hasara konu otobüsün değer tespit amacı ile yapılan araştırmada aynı model aracın muadilinin pazarlıksız 115.000-TL bedelle satış ilanı olduğu tespit edilmiş olmakla aynı marka ve modelde bir aracın satış fiyatının çok daha üstünde tamir bedeli hesaplanmasının akla mantığa ve hakkaniyete uygun olmadığını, Aracın serviste kaldığı sürenin hatalı belirlendiğini; davacı tarafın davaya konu aracın tam 23 gün tamir servisinde kaldığını iddia etmekteyse de dosyaya celp edilen İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün cevap yazısında dava konusu aracın sadece 08.08.2018-22.08.2018 tarihleri arasında çalışmadığının belirtildiğini; dava açıldığı tarihte aracın onarımının tamamlandığını ve tamirde kalan süresinin açıkça belli olmasına rağmen, afaki ve mesnetsiz taleplerle aracın 23 gün serviste kaldığının iddia edilmesinin açıkça kötü niyetli olduğunu; gelen cevap yazısına göre aracın 15 gün çalışmadığını; aracın çalışmamasının, aracın serviste kaldığına ilişkin bir veri de olmadığını, Bilirkişi tarafından davacının beyanından bağımsız ve objetiktif bir biçimde dava konusu aracın meydana gelen hasar sebebiyle serviste kalması gereken muhtemel gün sayısının belirlenmesi gerekirken, yalnızca cevap yazısına bağlı kalınarak çalışılmayan gün sayısı aracın serviste kalan süresiymiş gibi değerlendirme yapıldığını; objektif ve bağımsız bir biçimde aracın salt serviste tamir için geçiriciğe süre hesaplanmadan tazminat ödenmesine hükmedilmiş olmasının açıkça haksız ve hukuka aykırı olup kararın bu nedenle de kaldırılması gerektiğini, Bilirkişi tarafından aracın günlük hak edişinin hatalı belirlendiğini ve kazanç kaybı hesaplamasının eksik yapıldığını; hükme esas alınan raporda dava konusu aracın 2018/Mayıs-Haziran-Temmuz-Ağustos hak ediş faturalarına göre ortalama alınarak günlük hak ediş hesaplaması yapıldığını; ortalama günlük hakediş belirlenirken geçmiş 3 ayın da hesaba dahil edilmesinin anlaşılabilir olmadığını; hesaplama yapılırken aracın 01.08.2018-07.08.2018 ve 23.08.2018-31.08.2018 tarihleri arasındaki çalışmaya göre günlük hak edişinin 809,81-TL ise, şayet araç hasar görmeyerek tam ay çalışmış olsa idi ne kadar hak edişi olacağı orantı yapılarak rahatlıkla tespit olunabilecekken hükme esas alınan bilirkişi raporunda somut tarih aralığı göz ardı edilmek suretiyle yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, Ayrıca bu belirlemede sadece "davacının elde ettiği kar"a dikkat edilmesi gerekirken fatura değerlerinin göz önünde bulundurulmasının da hatalı olduğunu, aracın günlük ortalama km'si tespit edilerek yakıt gideri, aracı sürecek şoför için yapılacak günlük yevmiye ve/veya maaş ücreti, aracın günlük ortalama km'si nazarında araçta oluşacak değer kaybı ve aracın kullanılması sebebiyle meydana gelecek her türlü masraf ve ödemelerin hakediş faturalarından mahsubunun yapılması gerekmekte iken bilirkişi tarafından bunun gözardı edilmesinin, hatalı ve eksik bir rapora sebebiyet verdiğini; taraflarınca rapora bu açık hata nedeniyle de itiraz edildiğini ve yukarıda belirtilen, mahkemece itirazlarını gidermeye yarayacak bir ek rapor alınmadan hatalı rapor doğrultusunda hüküm tesis edildiğini, Netice olarak ortalama belirlenen gün hak edişe göre aracın serviste kaldığı süreye tekabül eden kazanç kaybı belirlemesinin tek başına yeterli olmayıp yapılan ve yapılması muhtemel masrafların bu bedelden mahsubunun şart olduğunu; bilirkişi tarafından mahsubun yapılmaması ve Mahkemece ek rapor dahi alınmadan hatalı hazırlanan rapora binaen hüküm kurulması sebepleriyle de kararın kaldırılması gerekmektiğini; aksi halde davacının sebepsiz zenginleşmesinin doğacağının açık olduğunu, Gerekçeli karar incelendiğinde sürücünün kusursuz olduğu sonucuna varıldığı görülmekteyse de bu tespitin hayatın olağan akışına ve somut gerçekliğe aykırı olduğunu; Yerel Mahkemece aracın yaşının 11 oluşu ve km'sinin 1 milyonun üzerinde olması sebep gösterilerek sürücü mantığa aykırı gerekçelerle kusursuz bulunduğunu; böyle bir ifadenin kabulü halinde 10 yaşının üzerinde ve km'si yüksek tüm araçların karışabileceği kazalarda aracı kullanan sürücülerin kusursuz kabul edilmesinin gerekeceğini; böylesi bir kabulün akla, mantığa aykırı olduğunu; davacı dilekçesinde aracın yakıt aldıktan sonra 20-25 km yol kat ettiğini ve daha sonra arızalandığını belirttiğini; halbuki yanlış akaryakıtın depoya girmesinden itibaren (deponun hacmi ve içerisindeki yakıt miktarı dikkate alınarak) en fazla 5-10 km yol kat edebileceğini, bu sırada araçta ortalama bir otobüs sürücüsünün fark edebileceği düzeyde motorda çekiş düşüklüğü, motordan hırıltı ve tekleme gibi hissedilebilir derecede belirtilerin oluşacağının bilindiğini, Zarar görenin TBK md.52 kapsamında zarar verenin yükümlülüğünü arttırmama ödevi mevcut olup somut olayda zarar görenin aracı uygun bir şekilde durdurmayarak, motordan gelen tepkilere kayıtsız kalarak, motoru daha fazla zorlaması neticesinde hasarın daha fazla büyütüldüğünü; bu sebeple müterafik kusurun söz konusu olup tazminata hükmedilirken müterafik kusur sebebiyle indirime gidilmemiş olmasının da hatalı olduğunu, (T.C. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E. 2020/5923 K. 2021/1100 T. 8.2.2021)Yerel Mahkemece davacı tarafın defterlerinin irdelenmesinde hataya düşüldüğünü; yargılama sırasında celp edilmesi ve araştırılması gereken hususların eksik bırakıldığını; şöyle ki hükme esas bilirkişi raporunun "b. Kanuni defter kayıtları yönünden inceleme" başlıklı maddesinde davacı tarafın sabit kaytlarında bulunan davaya konu aracın 25.12.2018 tarihinde...'e satılmış olduğunun belirlendiğini, Ancak raporun "IV.Gelir Kaybı Yönünden Değerlendirme" başlıklı maddesinde İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nden gelen cevap yazısında aracın 22.05.2019 tarihinde Kaner Aktürk'e devredildiğinin bildirildiğinin söylendiğini; aracın akıbetine ilişkin belirsizlik olmakla birlikte, davacı defter kayıtlarının da gerçeği yansıtmadığına ilişkin şüphe uyanmakta olduğunu; üstelik aracın ne kadara devrolduğunun tespitinin görülen dava açısından önemli olduğunu; satışı gerçekleşen dava konusu aracın satış tarihi ve değerinin tespit edilerek değerlendirilmesi gerekirken, bu hususun araştırılmamasının da kararı hatalı kılmakta olduğunu, Bilirkişi raporu hükme elverişli olmadığı gibi gerekçeli kararın da eksik ve hatalı olduğunu; dosyadaki taraf itirazlarının değerlendirilmemesi, dosyada ek rapor dahi alınmaması bir yana hükme esas alınan bilirkişi raporunun da salt davacı tarafın iddialarını gerçek varsayarak hazırlanmış olduğunun aşikar olduğunu; gerekçeli kararda oluşan kanaatin gerekçesinin dahi açıklanmadığını, T.C. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E. 2009/11178 K. 2010/966 T. 28.1.2010, T.C. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2006/36990 K. 2007/7441 T. 19.3.2007)İleri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmaması sebebiyle davanın öncelikle usulden reddine, dava konusu olayın meydana gelmesinde müvekkili şirkete yüklenebilecek bir kusur bulunmadığından davanın husumet yokluğundan reddine, aksi halde esasa ilişkin açıklamaları doğrultusunda davanın esastan reddine, karar verilmesini, ilama dayanılarak müvekkil aleyhinde icra takibi başlatılması muhtemel olduğundan icra takibinin geri bırakılmasını temin için tehir-i icra kararı verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; ayıplı akaryakıt satışı nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; davalı şirket ile aralarında araç tanıma sistemi ile motorin satın alma anlaşması bulunduğunu, davalı şirkete ait ... plakalı iki katlı özel halk otobüsünün 08/08/2018 tarihinde, Opet ...Sultangazi istasyonundan yakıt aldığını, 20-25 km yol kateden aracın, depoya motorin yerine benzin doldurulmuş olması nedeniyle arızalandığını, durumun davalı şirkete bildirildiğini, yanlış yakıt dolumu nedeniyle meydana gelen hasarın tamir ettirildiğini, servis tarafından tanzim edilen 137.386,22-TL Bedelli tamir faturasının davacı tarafından ödendiğini, aracın 23 gün çalışmaması nedeniyle kar kaybı oluştuğunu, ayrıca ortak havuz sistemine çalışılamayan günler için ceza ödendiğini ileri sürerek, 137.386,22-TL tamirat bedelinin, kar kaybı nedeniyle şimdilik 1.000,00-TL'nin, ödenmek zorunda kalınan ceza için şimdilik 100,00-TL'nin tahsilini talep etmiştir. Davalı yan; hasarın meydana gelmesinde davalı istasyonu motorin deposuna hatalı dolum yapan yakıt tedarikçisi ihbar olunan ...Turizm Şirketi'nin sebep olduğunu, davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, davacının belirsiz alacak davası açamayacağını, tamir faturasının fahiş olduğunu, fatura muhtevası tamir işlemleri ile yanlış yakıt dolumu arasında illiyet bulunmadığını, ayrıca fatura bedelinin davacı tarafından ödendiğinin kanıtlanamadığını, araç onarım süresinin 23 gün süremediğinin, aracın kullanılmadığı sürenin davacı kusuru ile uzadığını, havuz sistemine ödendiği iddia olunan ceza tutarı ile ilgili delil sunulmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece taraf delilleri toplanarak, davacının ticari defter ve kayıtları ile dosya üzerinde, makine yüksek mühendisi ve mali müşavir bilirkişiden oluşan heyet marifetiyle bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi heyet raporunda; mazot ile çalışan araca konulan benzinin, aracın çalıştırılarak hareket etmesi ve 20-25 km yol gitmesi nedeniyle yakıt, motor ve bağlantı sistemine sirayet edeceği, bu nedenle, konulan benzinin dava konusu aracın faturada belirtilen parça ve malzemelerinde meydana gelen hasara sebebiyet verebileceği, araç üzerinde yakıt, motor ve bağlantı sisteminde meydana gelen arızanın onarımı için gereken yedek parça ve işçilik tutarının fatura tarihi itibariyle serbest piyasa koşullarında yedek parça için KDV hariç 98.229,00-TL, işçilik için KDV hariç 18.200,00-TL olabileceği, KDV dahil 137.386,22-TL fatura tutarının piyasa rayici ile uyumlu olduğu, aracın rayiç ve sovtaj değeri dikkate alındığında onarımının ekonomik olacağı, Yargıtay 17 Hukuk Dairesi'nin 2015/13811 esas, 2018/9512 Karar sayılı ilamı uyarınca, orijinal parçalarla tamir nedeniyle araçta oluşan kıymet kazanma tenzilinin, onarım bedelinden mahsubu gerektiği, aracın yaşı, kilometresi, geçmiş hasar kayıtları ile İBB'ye bağlı yoğun çalışan bir araç olması nazara alındığında kıymet kazanma tenzilinin %50 olması gerektiği, aracın 15 gün serviste kaldığı, davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu üç ay için günlük hakediş ortalamasının 1.491,49-TL olduğu, 15 günlük hakediş kaybının 22.372,42-TL olduğu, davacının ortak havuz sistemine çalışmadığı günler için ceza ödediğine dair delil bulunmadığı sonuç ve kanaati bildirilmiştir. Davalı vekilince rapora karşı sunulan itiraz dilekçesinde, özellikle hesaplama ve teknik tespitler bakımından; bilirkişilerce aracın rayiç değerinin hatalı belirlendiği, davacının dosyaya sunduğu tamir fatuyrası fatura içeriğinin yeterince incelenmediği, örneğin faturada yer alan Alt Takım Conta (1.317,00-TL), Yağ Soğutucu (4.500,00-TL), Eksantrik Yatağı (4.375,00-TL), Turboşarj (7.000,00-TL), Mekanik İşçilik ve Reftefiye İşçilik (10.000,00-TL), Silindir Kapağı (29.500,00-TL) gibi bazı hasar kalemlerinin yakıt arızası ile ilgisiz olduğu ve onarım fiyatlarının gerçeği yansıtmadığı hususunun gözardı edildiği, kıymet kazanma tenzilatı oranının düşük olduğu, aracın serviste kaldığı sürenin hatalı belirlendiği, bu durumun gelir kaybının da fahiş hesaplanmasına yol açtığı, dava konusu aracın 2018/Mayıs-Haziran-Temmuz-Ağustos hakediş faturalarına göre bunların ortalaması alınarak günlük hak edişinin hesaplanması hatalı olduğu gibi, hak ediş belirlenirken salt davacının elde ettiği karın dikkate alınması gerekmekteyken hakediş faturalarının değerlerine göre hesaplama yapılmasının da yanlış olduğu, davaya konu hasar ödemesinin yapılıp yapılmadığının, yapıldı ise davacı tarafından mı yapıldığı hususlarının davacı defterleri üzerinde inceleme yapılarak tespit edilmediği yönündeki itirazların ileri sürüldüğü anlaşılmıştır.
Mahkemenin, 14/01/2021 tarihli celse ara kararı ile; davalı vekilinin tenzilat oranına yönelik itirazının mahkemece değerlendirilebileceği, bunun dışındaki itirazların ise yerinde olmadığı, denetime elverişli rapora karşı itirazların yargılamayı uzatmaya yönelik olduğu gerekçesi ile itirazların reddine karar verildiği anlaşılmakla birlikte, gerekçeli kararda tenzilat oranına yönelik itiraz dışındaki itirazların karşılanmadığı anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nun 266. maddesi uyarınca, mahkemece çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerin mevcudiyeti nedeniyle bilirkişi raporu alınmasından sonra, raporun hüküm kurmaya elverişli olmaması veya yeterince açık olmaması sebebiyle denetlenememesi ya da tarafların rapora itiraz etmeleri halinde HMK'nın 281. maddesi uyarınca bilirkişiden ek rapor alınması veya yeni bir bilirkişi aracılığıyla incelemenin tekrarlanması mümkün olup, somut dosyada davalının faturada yer alan yedek parça değişikliği ve işçilik kalemlerinin bazılarının yanlış yakıt dolumu ile ilgisi bulunmadığına, diğer ifade ile gerçek hasar tutarına, rayiç değerin hatalı belirlendiğine, davacı kar kaybı nedeniyle uğradığı zararın tazmini talep etmesine rağmen, bilirkişilerin maliyetleri göz önünde bulundurmaksızın hakediş faturalarının ortalamasını esas aldığına, fatura bedelinin davacı tarafından ödenip ödenmediğinin tespit edilmediğine yönelik somut ve ciddi itirazlarını karşılar şekilde mahkeme ve kanun yolu denetimine açık ek rapor alınması gerekirken, davalı itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesi ile reddedilmesi ve itirazların gerekçe de de karşılanmaması yerinde olmamış, davalı vekilinin rapora karşı itirazları karşılanmaksızın hüküm tesis edildiği yönündeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davalı yanın diğer istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/03/2021 tarih ve 2019/832 Esas - 2021/228 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde yatıran tarafa iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/11/2022 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:59:32