İstanbul BAM 13. HD 2022/473 E. 2023/1700 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2022/473
2023/1700
2 Kasım 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/473 Esas
KARAR NO: 2023/1700 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2018/822 Esas - 2022/3 Karar
TARİHİ: 06/01/2022
DAVA: Şirket Yöneticinin Sorumluluğu ve Azli
KARAR TARİHİ: 02/11/2023
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; ... Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin 10.07.2007 tarihinde İstanbul ... ... Caddesi, No:... D:..." (yeni kapı no ...) adresinde kurulduğunu ve halen bu şirket merkezinde faaliyetini sürdürdüğünü, şirketin, ... isimli 28,50 m boyunda, 5 kamara ve 9 yolcu kişi kapasiteli üst gelir gruplarına hitap eden lüks olarak sınırlandırılabilecek yelkenli bir ticari tekne imal ederek 2011 yılında Bodrum Limanına bağlı olarak denize indirdiğini, gelirini Charter faaliyetlerinden yani şirkete ait teknenin tur satışlarından sağladığını, şirketin ağırlıklı müşterilerinin yabancılardan oluştuğunu, sözleşme ve haftalık tur bedellerinin Euro cinsinden belirlendiğini, şirketin kuruluşundan beri ortakları ve müdürleri olan davacı ... ve davalı ... tarafından çift imza ile temsil ve ilzam olunduğunu, ancak 2011 yılından beri şirkete ait teknenin ticari satışları, sözleşmeleri, tahsilatları ve kayıtlarının şirket müdürlerinden biri sıfatıyla davalı tarafından takip edildiğini, davalının bu yetkiyi kullanırken işlemlerin takibini dürüstlük ve sadakat ilkesine bağlı olarak gerçekleştirmesi, tur satış sözleşmesi ve tahsilatlarını şirket bilgisi dahilinde müşterek imza ile yaparak şirket hesabına yatırması, şirket haklarını ihlal ve kendisine haksız menfaat temin edecek işlemlerden kaçınması gerektiğini, şirketin "http: /www...com.tr" isimli bir internet sitesi olup, her yıl ilgili dönemler itibarıyla teknenin ticari olarak kiralanabileceği bedellerin ilan edildiğini ve kiralama bedellerinin bu liste fiyatları esas alınarak yapıldığını, teknenin yaz ayları sezonu Mayıs-Eylül sonuna kadar önemli bir doluluk oranında yani 90-100 günü charter kiralamasıyla geçtiğini, haftalık tur bedelinin 28.000,00 Euro, yıllık gelirin 280.000,00-300.000,00 Euro arasında olduğunu, şirket 2007 yılında kurulmuş ve ticari faaliyetine 2011 yılında başlamış olduğu halde kuruluşundan bugüne kadar Genel Kurullarının yapılmadığını, davalı müdürün şirketin gelirleri, giderleri ve kazançları hakkında ortaklara ve şirketin diğer müdürü davacıya bilgi ve hesap vermediğini, verdiği bilgilerin, doğruluk ve samimiyetinden şüpheye düşürür nitelikte olduğunu, 410 pay sahibi sıfatıyla ...'nun, Beyoğlu ... Noterliğinin 18.06.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı şirket müdürlerine yolladığı ihtarnamesi ile yapılmamış Genel Kurulların yapılmasını, 6102 Sayılı TTK madde 437, 438 gereği özel denetim ve bilgi alma kapsamında bilgi ve dokümanların (bilançolar, banka hesapları, gelir ve giderler ile faaliyetlere ilişkin bilgiler) noter kanalıyla kendisine yollanmasını istediğini, davalının bu ihtara cevap vermediğini, şirketin ortak ve ikinci müdürü olan müvekkilinin, davalıya Beyoğlu .... Noterliğinin 20.06.2018 tarih ve ... Sayılı ihtarı ile Genel Kurul kararı alınması için davette bulunduğunu, ancak davalının bu davete icap etmediğini, bugüne kadar genel kurulların yapılmadığını, davalı müdürün şirkete ilişkin gerçekleştirdiği tur satışları, tahsil ettiği paralar ve şirkete ilişkin kayıtlar hakkında hiçbir yazılı bilgi, kayıt ve hesap vermemesi, işlem ve gelirlerin muhasebe kaydında bulunan faturalardan ibaret olduğunu söylemesi, genel kurul davetine icabet etmemesi üzerine çift imza ile temsil olunan şirkette genel kurul kararı alınamadığını, müdür ve şirket ortağı sıfatıyla müvekkilinin 2018 Yılı Temmuz başı itibariyle şirket gelirlerine ve kayıtlarına ilişkin bilgileri araştırmaya başladığını, bu kapsamda teknenin bağlı limanı Bodrum'a giderek teknede seyahat gerçekleştiren yolcuların liman çıkış belgeleri, teknenin mazot defterinin suretlerini aldığını, şirketin muhasebecisinden kesilen faturaları istediğini, faturaya mesnet sözleşmelerin bulunmadığını gördüğünü, müvekkilinin, davalı müdürün şirketin tur satışları, müşterilerle yapılan sözleşmeler ve tahsilat yazışmalarını bulmak amacıyla şirket mail serverından "www..com.tr" adresindeki resmi "...@...com.tr" mail adresinin yazışmalarına bakmak istediğini, ancak yazışmaların bu mail adresinden yapılmadığını ve maillerin 8 haftada bir otomatik olarak silindiğini gördüğünü, bu defa davalı müdürün adına kayıtlı şirket uzantılı mail adresi olan "...@..." mail adresinin yazışmalarını incelendiğinde bunların da 8 haftada bir otomatik olarak silindiğinin tespit ettiğini, ancak tesadüf eseri olarak 17.07.2018 tarihinde davalının daha önce bir teknik düzenleme yaparak yedekleme olarak kaydettiğini düşündüğü şirket maili server yedek kayıtlarından 2013/2018 dönemini kapsar önemli sayıda mail kaydına ulaşıldığını, ulaşılan sınırlı sayıdaki mail ve ekleri kayıtları tekne yolcuları, liman kayıtları ve mazot defteri ile muhasebe kaydını tutan davalının aynı zamanda yakın arkadaşı ...'den alınan 2016-2017-2018 yıllarına ait yemek kayıtları ve fatura kayıtları ile şirket gelirlerinin yatırıldığı banka kayıtlarının karşılaştırmaya başlandığını, temin edilen bu belgelerin karşılaştırılması sonucu, belgelerin birbiriyle uyumlu olmadığını, davalının münferit imzayla şirket adına tur sözleşmeleri tanzim etme yetkisi bulunmamasına rağmen tekne kiralama sözleşmelerini münferit imzayla tanzim ettiğini, bu sözleşmeleri şirketten ve diğer müdürden gizlediğini, sözleşme bedellerini tam olarak tahsil ettiği halde, tahsil ettiği bedellerin %30-40 gibi bir kısmını şirket banka hesabına yollattığını, geri kalan % 60 ila 70'lik kısmını elden aldığını veya kendisi, annesi ..., babası ..., kuzeni ...'ın şahsi banka hesaplarına aktarttığını, bu suretle davalının elde edilen gelirlerin tamamını şirkete aktarmadığını, tahsil edilen sözleşme bedellerinin tamamına fatura kesmediğini, ya eksik fatura kestiğini veya hiç fatura tanzim etmediğini, bazen tur kiralaması ve yolcu liman çıkış belgesi bulunmadığı halde sahte tabir edilecek faturalar (fatura satışı gibi) tanzim ederek kayıtlara işlediğini, şirketi hem usulsüz kayıtlarla hem de elde edilen geliri kişisel zimmetine geçirip küçük bir bedelini şirket kayıtlarına aktararak büyük bir maddi zarara uğrattığını ve maliyeye sunulu bilanço ve mizanlarda “zarar” gösterdiğinin tespit edildiğini, davalının, tur yapacak müşteriler veya acenteler ile yapılan sözleşmeler ve tahsilat yazışmalarının çoğunu "...@..." adresinden takip ettiğini, ancak münferit imzası ile tanzim ettiği sözleşme ve tahsilat şekli belirtili bu yazışmalara ne şirketin resmi mail adresi "...@...", ne de müdür olarak "...@..." adresini bilgi (cc) olarak eklemediğini ve var olan sözleşme ve tahsilat bedellerinin girildiği 2017 yılından itibaren şirket uzantılı mail adresini kullanmayı azalttığını, Temmuz 2018 de ise, geçmiş dönem yazışmalara ilişkin bir kısım maillerine şirket 'yedek server'ından ulaşıldığından şüphelenmesi üzerine 17.07.2018'den sonra kayıtların izlenmesini ortadan kaldırmak için müşteri ve tekne brokerleriyle yaptığı yazışmalarda şirketin resmi mail adresi ve/veya kendi "...@..." uzantılı adresini hiç kullanmadığını, muhtemelen şirkete ilişkin sözleşme ve bedel tahsilat yazışmalarını "...@..." ve başka özel mail adreslerinden yapmaya devam ettiğinin gözlemlendiğini, tespit edilen bu ağır usulsüzlükler üzerine davacı şirket gelirlerinin yaklaşık %60 ile 70'lik kısmını zimmete geçiren ve şirketi bu fiili ile zarara uğratan davalıya zimmetine geçirdiği tahmin edilen yaklaşık 1.000.000,00 Euro tutarındaki şirket gelirini 3 gün içerisinde şirket kasasına aktarılması için Beyoğlu .... Noterliği'nin ... yevmiye sayılı, 01.08.2018 tarihinde keşide edilen ihtarnamesinin gönderildiğini ancak 17 Ağustos 2018 tarihinde ihtarnameyi elden tebliğ alan davalı parayı iade etmediği gibi ihtara cevap da vermediğini, şirket müdürü davacının ayrıca, 2016 yılının başından beri şirketin defter ve kayıtlarını tutan, faturalarını kesen, Vergi Dairesi ilgili bildirimlerini yapmakta olan muhasebeci ...'e Beyoğlu ... Noterliğinin 27.08.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesini keşide ederek davalının suiistimali ölçüsünde hatalı tanzim edilen tüm fatura ve kayıtların hukuki ve cezai sorumluluğu kendisine ait olmak üzere düzeltilmesini, bu aşamadan sonra ise şirketi çift imza ile temsil ve ilzam yetkisi çerçevesinde bilgi ve onayı olmadan ve fatura tanzimine mesnet teşkil eden sözleşme bedeli ve liman çıkış belgeleri gibi belgelere dayanmadan şirkete ilişkin hatalı, eksik bedelli ya da usulsüz bir kayıt oluşturulmamasını ihtar ettiğini, yukarıda kısaca izah edildiği gibi şirketin müdürü ve %50 pay sahibi ortağı davalının müdürlük yetkisini ve şirketin güvenini kötüye kullanarak şirketi zarara uğrattığının tespit edildiğini, dilekçeye ekli (EK-1) olarak sunulu şirket esas sözleşmesinin 10. maddesi gereğince müdürlerin görev süreleri sona ersin veya ermesin şirketin ödenmiş sermayesinin yarısından fazlasını temsil eden ortaklarının kararı ile değiştirilebileceğini, davalının şirketteki pay oranı sermayenin %50'sine tekabül ettiğinden ve müdürün azliyle ile ilgili olarak esas sözleşmeye göre çoğunluğun sağlanması mümkün olamayacağından TTK madde 630/2 uyarınca davalının müdürlük görevinden azli ve TTK madde 555/1 uyarınca davalının şirket gelirini zimmetine geçirerek şirketi uğrattığı zararın davalıdan alınarak şirkete ödenmesi talebiyle huzurdaki davanın pay sahibi sıfatıyla açıldığını, şirket ortağı ve müdürü davalının şirketi tek imza ile temsil ederek ve bazı sözleşmelerde diğer şirket müdürünün imzasını taklit ederek yetkisini aştığını ve kötüye kullandığını, şirket esas sözleşmesinde şirketin çift imza ile yani şirket ortağı ve müdürü ... ile ...'ın müşterek imzaları ile temsil ve ilzam olunacağının açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, davalının tekne kiralama sözleşmelerini tek imza ve “tekne sahibi" sıfatıyla imzaladığını, tespit ettikleri 2 örnekte ise müvekkili müdürün imzasını taklit ettiğini, 2011 yılından bu yana davacının sözleşmeleri sorguladığı durumlarda davalının kimi durumlarda sözleşme yapılmadığını ve pazarlık usulüne göre teknenin kiralandığını söylemiş olmasına rağmen, şirket yedek server'ından ulaşılan e-mail hesabının incelenmesiyle birlikte sözleşmelere ulaşıldığını ve davalının kötü niyetle kendine menfaat sağlamak amacıyla tekne kira bedelini saklama niyetiyle hareket ettiğinin sübut bulduğunu, davalının kanuna ve şirket esas sözleşmesine aykırı olarak ek imza ile şirketi temsil ettiği sözleşmelerin dilekçenin II/1/A ve II/1/B başlıkları altında sayıldığıını, davalının tespit edebilen yirmi altı usulsüzlüğünün tümünde şirket esas sözleşmesine aykırı olarak sözleşmeleri yetkisiz tek imzası ile temsil ve ilzam edilerek imzalandığının, sözleşme ve bedelleri hakkında davacı ve şirket bilgilendirilmeyerek gizlediğinin anlaşıldığını, davalının kanuna, şirket esas sözleşmesine ve kanuna aykırı olarak ortağı ve diğer şirket müdürü davacının imzasını taklit ettiği sözleşmeleri ... ile 09.03.2016 tarihinde akdettiğini ve 17.07.2016-23.07.2016 dönemi için ... isimli ticari tekneyi kiraladığını, sözleşmenin ilk sayfasında şirket müdürü davacı ...'nun imzasını taklit ettiğini, diğer sayfalarda tek başına paraf attığını, ... ile 09.03.2016 tarihinde sözleşme akdettiğini ve 26.04.2016-30.04.2016 dönemi için ... isimli ticari tekneyi kiraladığını, sözleşmenin ilk sayfasında şirket müdürü davacının imzasını taklit ettiğini, diğer sayfalarda tek başına paraf attığını, basit bir hesapla davalı tarafından tahsil edildiği halde şirket kasasına beyan edilmeyen ve eksik fatura kesilerek zimmetine geçirilen miktarın 2016 yılında 133.296,00 Euro; 2017 yılında 141.504,00 Euro; 2018 yılında (mail yazışmalarından tespit edebildiğimiz 17.07.2018 tarihine kadar) 43.000,00 Euro olmak üzere toplam 317.800,00 Euro olarak tespit edildiğini, salt usulüne aykırı olarak akdedilen imzalı sözleşmeler ve ilgili döneme ait kesilen faturaların toplamına göre davalının açıktan tahsil ederek zimmetine geçirdiği bedelin 201.368,00 Euro tutarında olduğunu, fazlaya dair hakları saklı olmak üzere huzurdaki davanın delilleriyle tespit edebildikleri işbu bedel üzerinden açıldığını, şirketin haftalık tur bedeli ortalaması 28.000,00 Euro ve yıllık geliri 280.000.00-300.000,00 Euro ortalamasında bulunmasına rağmen, 2016'da kesilen yıllık fatura tutarının 124.000,00 Euro; 2017'de kesilen fatura tutarının 87.896,00-Euro; 2018'de kesilen fatura tutarının 49.149,00 Euro olmak üzere üç yılda kesilen toplam fatura tutarının 261.045,00 Euro olduğunu ve faturaların hiç veya eksik bedel üzerinden usulsüz kesildiğini, yukarıda izah edildiği gibi davalının hesap vermekten kaçınması üzerine e-mail yazışmaları, davalının usulüne aykırı olarak akdettiği ve müvekkilinden gizlediği sözleşmelerin, liman çıkış belgeleri ve kesilen faturalara karşılaştırılmasıyla tespit edildiğini, davalının ortağı ve münferit imza yetkisinin bulunduğu ... A.Ş.'ye 17.08.2015 tarihinde 42.000.00 TL, 07.09.2015 tarih ve 14.000,00 TL tutarlı faturaları kestirerek ortağı bulunduğu şirketten usulsüz para çıkışı yaptığını, bu işleme şirketi de aracı kılarak usulsüzlük yaptırdığının ilgili döneme ait yolcu liman çıkış belgelerinden tespit edildiğini beyanla 6102 Sayılı TTK madde 630/2 gereği davalının müdürlük görevinden azlini, 6102 Sayılı TTK madde 644, 553 vd. hükümleri gereği fazlaya dair hakları saklı tutularak (bilirkişiler tarafından tespit edilecek olan belirsiz miktara tamamlatılmak ve harcı sonradan ikmal edilmek üzere) şimdilik 201.368,00 Euro zararın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile ... Tic. ve San. Ltd. Şti'ne ödenmesini, 4721 Sayılı TMK madde 427/4 gereği dava sonuçlanıncaya kadar ihtiyati tedbir mahiyetinde davalı ...'ın yerine kayyım müdür atanarak şirketin kayyım müdür ve diğer müdürü ... ile birlikte temsil ve ilzamını, şirkete ait gelirlerin bir kısmının hesaplarına geçirilmiş olduğu tespit edilen davalının babası ..., annesi ... , kuzeni ...'a ihbar edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 31/05/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile; Mahkeme huzurunda açılan davada davacı, ... Tic. ve San Ltd. Şti'nin ortağı olup, şirketin diğer ortağı ve aynı zamanda müdürü olan davalının müdürlük görevini kötüye kullanarak şirketin ... isimli teknesinin tur gelirlerinin önemli kısmını gerçekleştirdiği usulsüz işlemlerle şirket kayıtlarına sokmayarak kendisi ve aile yakınlarının hesap ve tasarruflarına geçirdiğini beyanla 6102 sayılı TTK madde 630/2, 644, 553, vd hükümleri gereği fazlaya dair haklar saklı tutularak bilirkişiler tarafından tespit edilecek olan belirsiz miktara tamamlatılmak ve harcı sonradan ikmal edilmek üzere tespit edilebilen 201.368,00 Euro zararın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan ... Tic. ve San. Ltd. Şti'ne ait olacak şekilde tazmini ile birlikte davalının müdürlük görevinden azlinin talep edildiğini, yargılamada taraflarca sunulu deliller kapsamında taraf delilleri, ticari defter ve kayıtlar incelenerek Mahkemece resen tayin edilen bilirkişi heyeti tarafından verilen 11.03.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda davalının suistimali suretiyle oluşan zarar / zimmet miktarının 730.036,00 Euro olduğu tespit edilmiş olduğundan bahisle, 26.03.2021 tarihli beyan dilekçesinde de belirtildiği gibi HMK 107/2 kapsamında işbu dilekçe ile davaya konu bedeli 730.036,00-201.368,00=528.668,00 Euro artırdıklarını beyanla, 528.668,00 Euro artırım bedelinin harcının ikmal edilerek tahsil edilmesini, davadaki talebin 760.036,00 Euro bedel üzerinden aynen kabul edilmesini, yabancı para cinsi Euro cinsinden alacağın TBK 99/3 uyarınca aynen davalıdan ... San Ltd.Şti.ne ait olacak şekilde tazminini, davanın sübut bulması nedeniyle davalının müdürlük görevinden azlini, karar kesinleşinceye kadar kayyımın görevine devam etmesini, dava harç ve masrafları ile dosyaya yatırılan yargılama gideri niteliğindeki kayyım ücretleri ve avukatlık ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; ... Şirketi'nin 2007 yılında kurulduktan sonra dava dilekçesinde de belirtildiği üzere 28.50 m boyunda 5 kamara ve 9 yolcu kapasiteli, ... isimli yelkenli tekne yaptırarak, 2011 yılında Bodrum limanına bağlamak suretiyle mavi yolculuk olarak adlandırılan ve genellikle 1 hafta ile 10 gün arasında değişen tur satışları yapmaya başladığını, asıl işi taşımacılık olan ... Şirketinin tahsis ettiği tekne bedelinin üzerine bir takım masraflarla oluşturulan turların satış ve pazarlamasının doğal olarak yurt içi ve/veya yurt dışı acenteler vasıtasıyla yapılmakta olduğundan, ağırlıklı olarak yabancı-müşterilerle çalışıldığını, davacının ve vekili olan eşinin, davalı müvekkilinden şirkette sözde düşük fatura kesmesi ve/veya aile fertleri ve akrabaları vasıtasıyla açıktan aldığını iddia ettikleri tutarlar konusunda taraflar arasında anlaşmazlık olmadığını, 2015 yılı öncesinde de aynı şekilde şirket kayıtlarının muhasebeleştiğini, üstelik açıktan alındığı iddia edilen tutarların daha sonra bu aile fertleri ve/veya akrabalar tarafından ... Şirketi muhasebecisi olan ...'e teslim edildiğini ve onun tarafından da ya her iki ortak adına yarı yarıya ... şirketlerine "ortaklar cari hesabı alacağı" olarak girildiğini ya da tekne ile ilgili bir takım faturasız giderlerin karşılanmasında kullanıldığını, bu bilgiler ışığında hemen belirtmek gerekir ki, davacı ve davacı vekili olan şirketin diğer ortağı eşinin 2018 yılı yaz başlarından itibaren, baştan beri bildikleri ve müştereken uyguladıkları sistemdeki açıklıktan faydalanmaya çalışacakları ve komisyon bedellerini ... Şirketindeki emellerine ulaşmak için koz olarak kullanacakları anlaşılınca, dava ihbar edilen davalının aile fertleri ve akrabalarının vergi barışı kapsamında bu gelirlerini bildirerek yapılandırmadan yararlandıklarını ve davacı ile eşinin şantaj olarak kullanacakları bu kozu ortadan kaldırdıklarını, hal böyle olunca da dava ihbar olunanlar tarafından davacının yönetim kurulu başkanı, davacı vekili eşinin de yönetim kurulu üyesi oldukları ... Şirketinin muhasebecisi ...'e verdikleri ve ... tarafından da davacı ve davalı adlarına yarı yarıya şirketlere (ortaklar cari hesap alacağı olarak) sokulan bu paralar nedeniyle hukuken alacaklı, davacı ve dava dışı ...'in de cezai anlamda sorumlu olduklarını, bu nedenle gerek müvekkilinin ve gerekse dava ihbar olunanların hukuki ve cezai tüm yasal haklarının saklı ve mahfuz olduğunu, gerekli yasal girişimlerde bulunulacağının izahtan vareste olduğunu, her ne kadar dava dilekçesindeki kurgu sürekli olarak müdürlerin, görevlerini özenle, şirketin menfaatlerini tüm yönleriyle gözeterek şirketin menfaatlerini başkalarının menfaatlerine feda edemeyerek yürütmeleri gerektiğine ilişkin doktrin örneklerine dayandırılmışsa da, belirttikleri açıklamalar ve toplanacak delillerle sabit olacağı üzere asıl, davacı ve dahi vekili olan diğer ortağın şirketin bugüne kadar gerçekleşen tüm ticari faaliyetlerini birebir ve tüm detayları ile bilmekte, desteklemekte, hatta bu şekilde gerçekleşmesi için teşvik etmekte olduklarını, şirketin resmileşen tüm ticari faaliyetlerinde (ki dava dilekçesinde yer alan sözde usulsüz işlemler ile aynı sistemde yapılmışlardır) onayı, imzası, muvafakati olan, acentelerin (brokerlerin) müşterileri ile ters düşmemeleri açısından doğrudan müşteri ile yapılan sözleşmelerle fatura tutarlarının aynı olmadığını gayet iyi bilen davacının, birdenbire bunları bilmiyormuş gibi davranmaya başlamasının Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesindeki objektif dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacının dava dilekçesinde haklı sebep olarak göstermeye çalıştığı sözleşme ve faturalar arasındaki farklılıkların acenteler (aracılar) ve müşteri getiren aile bireyleri ile yıllardır davacının da bilgisi dahilinde gerçekleşen ve resmileşen uygulamalar dahilinde olduğunun sunulan delillerin yargılama sonunda değerlendirilmesi sonucu ortaya çıkacağını, bu durumda asıl davacının tüm iddialarının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunun kanıtlanacağını, öte yandan davacının, TTK madde 644 yollamasıyla 553 ve devamı maddeleri hükümlerine göre davalının sözde şirketi uğrattığı iddia edilen zararların tazminine yönelik talebinin tamamen yersiz ve dayanaksız olduğunu, davacının, şirketin ve dolayısıyla kendisinin menfaatlerine olacak hususları baştan beri kurgulayan, uygulamaları teşvik eden, ses çıkartmayıp, onaylayıp hatta resmileştirip ondan sonra bir aşamada bunları yeni öğreniyormuş gibi yaparak davalı müvekkilini suçlamasının bedelinin ise hem ceza davası, hem de TTK madde 630/4 maddesi uyarınca tazminat olarak kendisine geri döneceğini, davacının bütün gerçeklere rağmen sanki davalı müvekkili müdür tarafından kendisine ve/veya ailesine çıkar sağlama iddiasıyla son derece kötü niyetli ve de dürüstlükten tamamen uzak bir şekilde dava sonuna kadar davalı müvekkili yerine kayyım atanarak şirketin kayyım müdür ve diğer müdür davacı tarafından müştereken çift imza ile temsil ve ilzam edilmesini talep etmesinin de son derece yersiz ve dayanaksız olduğunu, her şeyden önce davacının dava ile elde etmek istediği davalı müdürün azli talebinin ihtiyati tedbir yoluyla elde edilmesi anlamını taşıyacak olan bu talebin HMK hükümleri çerçevesinde kabulünün mümkün olmadığını, dava sonucunun ihtiyati tedbir yoluyla elde edilmesine olanak sağlayacak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olmadığına dair Yargıtay kararlarının mevcut olduğunu beyanla samimiyetten ve dürüstlükten uzak davanın ve davacının tüm taleplerinin reddine, yersiz ve mesnetsiz ihtiyati tedbir talebinin reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 06/01/2022 tarih ve 2018/822 Esas - 2022/3 Karar sayılı kararında;"Dava; şirket yöneticinin sorumluluğu ve azli konularında toplandığı istemine ilişkindir. Limited şirket müdürünün azli davası açısından, davada husumetin azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir.Şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için mülga 6762 sayılı TTKnın 341. Maddesinde şirket genel kurulunda bu yönde karar alınması gerektiği açık bir şekilde düzenlenmiş iken dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKKnın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme bulunmamaktadır. 6102 sayılı TTKnın 408/1 ve 479 maddelerindeki düzenleme ve bu husustaki Yargıtay yorumu karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gerekmektedir. Bu husus dava şartı olup mahkemece resen gözetilmesi gerekmektedir.Ancak, mülga 6762 sayılı kanunun 341. Maddesinin madde başlığı şirket namına açılacak dava olup madde içeriğinde de yöneticiler aleyhine şirket tüzel kişiliği tarafından sorumluluk davası açılmasına ilişkin düzenlemeye yer verilmiştir. Söz konusu açık düzenleme 6102 sayılı TTKda yer almasa da 408/1 ve 479. Maddelerdeki düzenleme karşısında şirket tarafından yöneticiler aleyhine açılacak sorumluluk davalarında şirket genel kurulunun bu yönde alınmış bir kararının gerektiği Yargıtay uygulamaları ile sabittir. Söz konusu dava şartı, davacının şirket olması halinde gerekli olan dava şartıdır. 6102 sayılı TTKnın 555. Maddesinde şirketin uğradığı zararların tazminini şirketin ve her bir pay sahibinin isteyebileceği düzenlenmiştir. Ortağın, şirket zararının tazmini için yöneticiler hakkında sorululuk davası açabilmesi için genel kuruldan bu yönde karar alınmış olması gerektiğine ilişkin bir düzenleme yasalarda yer almamaktadır. Yani ortağın şirketin zararı nedeniyle yöneticiler hakkında sorumluluk davası açması için şirket genel kurulundan bu yönde bir karar alınmasına gerek bulunmamaktadır.Mail yazışmalarına ilişkin delillerin hukuka aykırı delil olması nedeniyle dosyadan çıkartılması talebinin, Yargıtay, bir ilamında("2009/447 E Sayılı ilam") açıkça "İşverenin kendisine ait bilgisayar ve e-mail adresleri ile bu adreslere gelen e-postalan her zaman denetleme yetkisi bulunmaktadır." içtihadı, TTK. 437. madde ve AYM'nin ... numaralı Bireysel Başvuru kararı da dikkate alınarak reddine karar verilmiştir.Davalı tarafça dava dışı 3. gerçek kişilerin banka hesap dökümlerinin celbi talep edilmiş ise de kişisel verilerin korunması ilkesine aykırı bu talebin reddine karar verilmiştir.Mahkememizce; dosya kapsamı mevcut delil durumu, davanın vasıf ve mahiyeti, TTK'nun 408/2 bend (b) fıkrası ve TMK'nun 426 ve mütekaip maddeleri gereğince her ne kadar şirkette organsızlık hali söz konusu değil ise de, ortaklar arasındaki anlaşmazlık bulunduğuna dair yaklaşık ispat ölçütlerindeki delil durumu ve müşterek imza nedeniyle olumlu fiili eylemlerle zarar doğurucu işlem gerçekleştirilmesi mümkün değil ise de; olumsuz fiili eylemler ile şirketin işlerinin aksatılması mümkün olması yanında davalının da kısmen kabulünde olan ve bilirkişi tarafından da tespit edilen şirket gelirinin şirket kayıtlarına geçirilmemesi iddiaları dikkate alındığında davalı yetkilerinin tedbiren kaldırılarak yerine yönetici kayyumu atanması gerektiği nazara alındığında, şirket yönetiminde meydana gelen çekişmenin ve şirketin zarar görmesinin önlenmesi adına HMK'nun 389 ve müteakip maddeleri gereğince ihtiyati tedbir talebinin takdiren 250.000-tl teminat karşılığında kabulu ile, davalı şirketin müşterek imza sahiplerinden %50 hisseye sahip ...'a ait hissenin yönetim yetkisinin (sadece yönetim yetkisi ile ilgili olup genel kurul toplantısında temsili etkilememek kaydıyla) ihtiyati tedbiren kısıtlanmasına ve bu hisselerin mahkememizce resen kayyum olarak atanan ... tarafından diğer müşterek imza sahibi ortaklarla birlikte ve müştereken temsil edilebilmesi kaydıyla ihtiyati tedbiren kayyum tarafından temsil edilmesine karar verilmiştir. Tüzel kişinin ortakları ve üyelerinden bağımsız olarak başlı başına bir kişilik olması ve bu nedenle de yaptığı hukuki işlemlerinin sonuçlarından kendisinin sorunlu olması ayrılık ilesini doğurmuştur. Ayrılık ilesinin iki farklı görünüm biçimi vardır: Tüzel kişiliği oluşturanların malvarlığı ile tüzel kişiliğin malvarlığının birbirinden bağımsız olması “malvarlığının bağımsızlığı” veya “mal ayrılığı ilkesi” olarak ifade edilmektedir. Bu ayrılık ilkesinin ilk görünümüdür. Tüzel kişi kurucularından üyelerinden ve organlarını oluşturan kişilerden bağımsızdır. Bu nedenle tüzel kişilik kendisine ait malvarlığına, hak ve borçlara sahiptir. Nitekim Yargıtay bir kararında “Tüzel kişiliklerde mal ayrılığı ilkesi geçerli olup, tüzel kişinin malvarlığı onun ortaklarının ve onun yönetiminde bulunan organları oluşturan kişilerin ve kardeş ortaklıkların malvarlığından bağımsız ve ayrıdır” diyerek bu ilkeyi vurgulamıştır. Ortaklar, ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olmadıklarından, tüzel kişilik sadece kendi malvarlığı ile sınırlı olarak sorumludur. Bu nedenle kanun koyucu ortaklığın, devamlılığının sağlanması ve dolayısıyla mal varlığının korunması amacıyla çeşitli hükümler sevk etmiştir. Bu hükümlere; itibari değerinden aşağı bir bedelle hisse senedi çıkarılamaması, ortaklığın kendi paylarını, esas veya çıkarılmış sermayenin onda birini aşan veya bir işlem sonunda aşacak olan miktarda ivazlı olarak iktisap ve rehin olarak kabul edememesi, mal varlığın azalması durumunda özel tedbirler alınması örnek olarak verilebilir.Davalı tarafın savunmasının temeli, açıktan para tahsili konusunda davacının baştan beri bilgisi ve yönlendirmesi ile yapıldığı, zaten bu şekilde gelen paraların da tarafların ortak olduğu ... Şirketinin muhasebecisi veznedarı ... tarafından alınarak gerek ... ve gerekse ... şirketine ortaklar üzerinden sokulduğu, zimmete geçirilen bir bedel olmadığı yönündedir.Davalı tarafın savunmalarında aktarılan paraların davacının da şahsi hesabına geçtiği işlemlerine ilişkin tarih ve miktar bazında bir somutlaştırma da bulunmamaktadır. Bu iddianın bir an için ispatlanabildiği kabul edilse bile bir üst paragrafta açıklandığı üzere tüzel kişinin, ortakları ve üyelerinden bağımsız olarak başlı başına bir kişilik olması, tüzel kişiliği oluşturanların malvarlığı ile tüzel kişiliğin malvarlığının birbirinden bağımsız olması “malvarlığının bağımsızlığı” veya “mal ayrılığı ilkesi”nin bulunması dikkate alındığında, şirketin malvarlığına girmesi gereken paraların bir kısmının 3. Kişi bir şirketin hesabına ortaklar üzerinden sokulması, bir kısmının ise dava konusu ... şirketine sokulsa da ortaklar üzerinden sokulması nedeniyle şirketin kendi malvarlığında olması gereken para yerine bu para nedeniyle bir de ortaklar hesabında ortaklara borçlandırılması şirket yöneticisinin sorumluluğunun kaldırılmasına bir etkisi bulunmamaktadır. Tüm ortaklar bu durumu bilse bile şirkete iadesi için dava açmaları ...'ye de aykırı olmaz. Davalı, davacının da bu tür eylemlerde bulunduğu iddiası açısından, var ise bu bedellerin şirkete iadesi için dava açmakta elbette muhtardır. Bu son gerekçeye göre uyuşmazlığın hallinde kalan tek sorun, bu şekilde davalı ortağa aktarılan meblağın miktarını belirlemektir. Davacı tarafın davalının mail yazışma ve eklerinden ulaştığı bir kısım tur sözleşmeleri ve sonradan sunduğu sözleşme örnekleri ve davalı tarafın sunduğu sözleşme örneklerine ve bu sözleşme örnekler kapsamında düzenlendiği tespit edilen faturaların dökümü kök raporun 9,10,11. Sayfalarda dökümü verilmiş olup, davalı, ..., ... banka hesaplarına gelen tur bedelleri dökümü de yine kök raporun 13,14 ve 15. Sayfalarında teknik ayrıntısı verilmiş olup, davalı taraf, davacı adına ... ve ... hesaplarına yatırılan paraların her zaman kendisinin ve akrabalarının hesaplarına gelen para birimleri ile aynı gün ve saatlerde yapıldığı iddia edilse de ... avans hesabına ve ... hesabına ise ortaklar adına yatan paraların toplamının dahi tutmadığı, - kaldı ki “malvarlığının bağımsızlığı” veya “mal ayrılığı ilkesi”nin bulunması nedeniyle bu hususun da bir öneminin bulunmadığı, dosyaya sunulan sözleşme örnekleri, jurnal defteri, davalı, ..., ... hesaplarına yatan tur bedelleri teknik ayrıntısı kök raporun 21 ve 22. sayfalarında anlatıldığı üzere 730036 Euro'nun kayıt dışı bırakılarak şirket malvarlığına davalı tarafından aktarılmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle sonuçta aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ve verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; Yerel mahkemece toplanmış olan ve ana çekişme konusunu çözüme kavuşturmaya yarayacak delillerin, bir özet olarak 03.11.2020 tarihli dilekçe ile bilirkişi heyetinin önüne konulduğunu ve bu doğrultuda mahkemece görevlendirme yapılmışken buna direnen, davanın esasını çözecek delilleri incelememekte ısrar eden ve bu yönüyle eksik, hatalı, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmasının usule aykırı olduğunu, Yerel mahkemenin yargılaması sırasında dosyanın, görevlendirme yapılarak bilirkişi heyetine verildiğinde 03.11.2020 tarihli dilekçenin taraflarınca dosyaya sunulduğunu ve bu dilekçede;Davacı ... Tarafından Gerçekleştirilen Örnek İşlemler:A) 01.12.2013 Tarihli Sözleşmeye Göre Yurtdışından Gelen Ödemeye Ait İlk Örnek İşlem; 10.06.2019 tarihinde dosyaya sunulan delil listesinde bulunan ve hem davacı ..., hem de davalı ... tarafından imzalanmış 01.02.2013 tarihli ... tur sözleşmesi incelendiğinde, ödeme şeklinin 1.taksit (first installment) olarak 07.02.2013 tarihinde, 10.625 Euro ve 2. taksit (second installment) olarak da 22.05.2013 tarihinde 13.175 Euro şeklinde belirlendiğinin görüleceğini;Bahsi geçen 1. taksit ödemesinin (first installment), 14 Şubat 2013 tarihinde Paris-Fransa’da eğitim gören ve davacı ... ile hem şirket ortağı, hem şirketin, hem de davacının avukatı olan ...'nun kızları ve aynı zamanda davacının da halen hem avukatı ve hem de kızı olan ...’nun .../Paris'te bulunan IBAN: ... sayılı hesabına yapıldığını ve bu işleme ait dekontlar ve hesap hareketlerinin dava dosyasında bulunduğunu, aynı şekilde 2. taksit ödemesinin (second installment) de 22.05.2013 tarihinde ... hesabı kullanılarak yapıldığını;Dava dosyasına 12.10.2018 tarihinde ... Bankası’ndan gelen 03.10.2018 tarih ve NO:.... sayı ile kaydedilen müzekkereye cevap yazısının ekinde bulunan ...’a ait "IBAN:..." nolu "Vadesiz YP Hesap Euro Hesap Özeti" incelendiğinde, gelen bu ödemelerin tamamının davacı ...'nun hesabı ve ... hesaplarına geçirildiğinin görüldüğünü, 15.06.2019 tarihinde verilen delil listesinde de belirtildiği gibi, dava konusu yapılan tüm paraların, davacı ve davalı hesaplarına daima eşit olarak yatırıldığının ve tüm bu işlemlerin davacının ... şirketindeki elemanı olan ... tarafından yapıldığının belirtildiğini ve yukarıda genel olarak özetlenen bu işlemin detaylarının kolayca incelenebilmesi ve ilişkinin kurulabilmesi açısından tüm işlemlerin tarih ve saatli açıklamaları ile sunulduğunu, buna göre, davacı ve davalı tarafından birlikte imzalanmış 01.02.2013 tarihli ve 23.800 Euro bedelli ... tur sözleşmesinin olduğunu,Anılan sözleşmeye ait ilk taksit ödemesi olan 10.625 Euro, 07.02.2013 ... tarafından o tarihte Paris-Fransa'da eğitim gören ve halen davacının da vekili olan, davacı ... ve davacı vekili ...'nun kızları ...’nun ...’deki hesabına yapıldığını, bu şekilde gerçekleştirilen ilk işlemin hem davacı ... tarafından, hem de davacı vekilleri ... ve ... tarafından bilindiğini, davacı ... ve ailesi tarafından organize edildiğinin açık olduğunu, ancak yurt dışında bulunan ... tarafından, söz konusu 10.625 Euro tutarlı ödemenin, hesap sahibi ...'nun o tarihte öğrenci olması nedeniyle Fransız yasaları çerçevesinde kabul edilmeyerek 13.02.2013 tarihinde 14.02.2013 valörlü olarak gönderici ...ye iade edildiğini,14.02.2013 tarihinde paranın ... adına yatırılmasına ilişkin işlemin yapılamaması üzerine, davacının ve davacı vekillerinin yönlendirmesi ve bilgisi dahilinde, davalı ...'ın babası ...'a ... Bankası Ayaspaşa şubesinde ilk defa Euro hesabı açtırıldığını, açılan bu ... Euro hesabına 22.02.2013 tarihinde gerçekleştirilen ilk para yatırma işleminin, yine davacı ve davacı vekillerinin yönlendirmesi ve bilgisi dahilinde, ... adına gerçekleştirilememiş olan 10.625 Euroluk aynı transfer işlemi olduğunu,25.02.2013 tarihinde, bu hesaptan 10.625 Euro'nun, ... şirketi çalışanı ve ... şirketinin ortağı ve genel müdürü olan davacının elemanı olan ... tarafından nakden çekildiğini, ertesi gün, yani 26.02.2013 tarihinde, ... hesabından nakit olarak ... tarafından çekilen 10.625 Euro'nun, 7.975 Euro tutarındaki kısmının 2,36 TL/Euro kurdan 18.800 Türk Lirası'na çevrildiğini ve yine ... tarafından, 17.000 TL tutarındaki kısmının ... A.Ş.'nin ... Bankası Ayaspaşa hesabına ... adına nakden yatırıldığını, kalan 1.800 TL'nin ise açık kasaya alındığını, bakiye 2.650 Euro'nun ise yine açık kasadan komisyon olarak acenteye ödendiğini,Davacı ... adına yatırılan 17.000 TL'nin ... tarafından ... şirketindeki avans hesabından, kendi ... Bankası hesabına peyderpey çekilerek, 26.02.2013 tarihinde 5.710 TL, 28.02.2013 tarihinde 4.800 TL ve 01.03.2013 tarihinde 6.700 TL olarak ... hesaplarına havale edildiğini, 22.05.2013 tarihinde yine aynı ... banka hesabına, aynı sözleşmenin 2.taksit ödemesinin ... tarafından 13.175 Euro olarak yapıldığını, aynı gün, yani 22.05.2013 tarihinde ... hesabından 13.175 Euro'nun ... tarafından nakden çekildiğini, yine aynı gün, yani 22.05.2013 tarihinde 13.175 Euro tutarındaki dövizin bozdurularak, davacı ... adına ... tarafından nakden 15.817 TL ve davalı ... adına yine ... tarafından nakden 15.500 TL olarak ... hesabına yatırıldığını,Bu işlemlerin bağlı olduğu sözleşmede davacının da imzasının bulunduğunu ve diğer belgeler ile açıkça görüldüğü üzere bidayette davacı ... ve diğer şirket ortağı, davacı vekili ve şirket avukatı olan ...'nun kızları ...nun yurt dışı banka hesaplarına aktarılmaya çalışılması, bankacılık sistemi tarafından kabul görmeyince de davacının babası ...'ın banka hesapları üzerinden önce davacının elemanı ... tarafından kendi hesaplarına ve daha sonra da ... şirketinin banka hesaplarına her iki ortak (davacı ve davalı) adına girilmesinin, hem bu tür açıktan tahsilat işlemlerini ilk olarak bizzat davacının başlattığını, daha sonra da bu şekilde yapılması için davalıyı yönlendirdiğini, davacının tüm bu işlemlerden haberinin olduğunu ve esasen kendi iradesi ve yönlendirmesi ile yapıldığını, hem de ...'in bu tür işlemleri hiç yapmadığına dair tanık anlatımlarının tamamen gerçek dışı olduğunu gösterdiğini, bu uygulamaların ilk önce bizzat davacı tarafından başlatıldığını kanıtladığını; B) Elden Alınan Ödemelerle İlgili Örnek İşlem; dava dosyasında bulunan ... banka hesaplarının ve davacı tarafından 14.11.2018 tarihli yazı ekinde (55 sayfa halinde) sunulan davacı ...’na ait ... Bankası Ayaspaşa şubesi hesap özetlerinin incelenmesiyle, 07.06.2013 tarihinde ... şirketine ait ... teknesinin kaptanı olan ... tarafından davacı ...’nun Ayaspaşa şubesindeki hesabına 18.000 TL gönderildiğini, 14.06.2013 tarihinde ... hesabından ... şirketinin muhasebe elemanı ... tarafından nakden 18.000 TL’nin çekilerek, yine aynı gün ve saatte yine ... tarafından ... şirket hesabına bu 18.000 TL’nin nakden kasadan yatan açıklamasıyla yatırıldığının görüleceğini, bu işlemlerin de elden tahsil edilen paraların şirket hesaplarına nasıl sokulduğunu göstermesi açısından bir örnek olarak sunulduğu izah edilerek işlem detaylarının yine kronolojik olarak belirtildiğini, 07.06.2013 günü saat 16:05:31’de kaptan ...'nın, müşterilerden elden ve açıktan aldığı 18.000 TL'yi ...’nun ... Bankası Ayaspaşa şubesindeki hesabına EFT kanalıyla yatırdığını, 14.06.2013 günü saat 13:46:44’de ... hesabından bu 18.000 TL'nin talimata istinaden ... tarafından nakden çekildiğini, aynı gün, yani 14.06.2013 saat 13:48:00’de ...’nın ... Bankası Ayaspaşa şubesindeki hesabına, b şıkkındaki işlemden tam 1 dakika 16 saniye sonra ... tarafından kasadan yatan açıklamasıyla 18.000 TL yatırıldığını,Bu paragrafta açıklanan, davacının haberinin olmadığını ve kendisinden gizlendiğini iddia ettiği işlemlerin tamamının ilk başta, kendisi tarafından tasarlandığını ve uygulamaya konduğunu, dava konusu isnatların ilk örneklerinin ... ailesi ve ... vasıtası ile davacının tamamen bilgisi dahilinde ve kendi talimatlarına istinaden yapılmış işlemler olduğunu, davacının bu işlemleri inkar edecek, ben bunları bilmiyordum diyecek durumda olmadığını göstermesi bakımından çok önemli olduğunu, tüm bu işlemlerin, delilleri ile birlikte kronolojik olarak sunulmuş olması sebebiyle huzurdaki davaya konu edilen harici (açıktan) ödemelere ait ilk örnekler olması ve bu işlemlerin tamamının davacı ve davacı vekillerinin bilgileri dahilinde ve yönlendirmeleri ile bizzat kendileri tarafından yapılan örnek işlemler olması bakımından davacı tarafın samimi ve dürüst olmadığını gösteren başlıca deliller olduğunun vurgulandığını,Huzurdaki davada, dava konusu yapılan tüm işlemler bu iki örnek işleme uygun şekilde ve ve birebir aynıları olarak davacı ve davacı vekillerinin bilgileri dahilinde aynen devam ettirilmiş olan işlemler olup kanıtları ile sunulan açıklamalar göz önüne alındığında ve dava konusu tüm işlemlerin aynı şekilde, aynı kişiler tarafından ve aynen ilk örnek işlemler gibi yapıldıkları gözetildiğinde, dava dosyasına 10.06.2019 tarihinde sunulan yazı ekindeki açıklamalı tablolar, dava dosyasında bulunan banka kayıtları ve ... şirketi ortaklar cari ve sermaye hesapları ile ... şirketi banka kayıtları ve ... avans hesaplarının bilirkişi heyetince incelendiğinde dava konusu yapılan miktarlara ait işlemlerin tamamının, davacının aleni bilgisi ve yönlendirmeleri ile, tıpkı ilk başta kendisinin gerçekleştirdiği örnek işlemlerdeki gibi yapıldığının, davacının iftira niteliğindeki iddialarıyla güya bunu desteklemek için yalancı tanıklık yapan ...'in gerçek dışı ifadelerinin tamamen kurgu ve kumpas olduğunun ortaya çıkacağının belirtildiğini,Dava konusu edilen tutarların tamamının şirket resmi ve gayri resmi hesaplarına girdiğini, resmi ve gayri resmi ödemeler için ve en önemlisi buna ek olarak davacının ... şirketi nezdindeki avans hesaplarının kapatılmasında kullanıldığını, ... ve ... şirketlerinin muhasebe kayıtları ile banka hesapları incelendiğinde de net bir şekilde görülebileceği üzere, bu işlemlere ait ödemeler sonucu oluşmuş olan, ... cari hesaplarındaki ortaklara borçların şirket bünyesinde tutulduğu ve sonrasında ortaklara olan borç bakiyelerinin ortaklara geri ödenmeyerek şirket yasal kayıtlarına alınmak ve 529-Diğer Sermaye Yedekleri hesabına aktarılmak suretiyle, şirketin öz sermayesinde de bir değişim olmayacak şekilde şirket bünyesinde tutulduğunun açıklandığını;... Hesaplarına Yapılan Ödemeler; davacı tarafın, davalı müvekkilinin babası ..., annesi ... ve kuzeni ... (ki davacının büyük ortağı, Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü olduğu ... şirketinde 25 yıldır çalıştığını) hesaplarına gönderilen ancak şirket kayıtlarına girmediğini iddia ettiği ... şirket gelirlerinin, davacı tarafın da bilgisi ve yönlendirilmesi ile tıpkı yukarıda örnek olarak gösterilen işlemlerdeki gibi, ... şirketi banka hesaplarına elden ... tarafından nakden yatırılarak, şirket nezdindeki ortaklar hesapları üzerinden şirket kayıtlarına geçirildiğini, bir kısımının şirket açık hesap ödemeleri için kullanıldığını ve bir kısmının da davacı ...'nun, ... şirketi nezdindeki avans hesabı borçlarının kapatılmasında kullanıldığının 10.06.2019 tarihli delil listesinde yer alan ve dosyaya sunulmuş olan tabloların banka hesaplarındaki hareketler ve ... banka hesapları incelendiğinde olayın net bir şekilde ortaya çıkacağının izah edildiğini, davacının Mahkemeye sunduğu hesap özetleri incelendiğinde, davacının dava konusu ödemelerin olduğu 2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarında kendisini tamamen ... şirketinden kullandığı avanslar ile finanse ettiğini ve buna bağlı olarak davacının avans hesap borç bakiyelerinin bahse konu dönemde yıl sonlarında ... açık hesaplarından davalının aile fertlerine gelen paraları çeken/teslim alan davacının personeli ... tarafından nakit para yatırma işlemi olarak kapatıldığının da net bir şekilde ortaya çıktığının açıklandığını, ... şirketi hesaplarına davacı adına ... tarafından yatırılan avans hesap borç ödeme tarihlerinde, davacının banka hesap bakiyeleri ile kapatılan avans borçları kıyaslandığında, bu rakamların da davalı ...'ın akrabaları üzerinden gelen açık hesap paralarla kapatıldığının hem miktarlar hem de tarihlerle açıkça görülebileceğini, ... avans hesaplarında kapatılan borç bakiyelerinin her yıl yüz binlerce lira olmasının, davacının banka hesaplarında bu işlemleri karşılayacak bakiyelerin olmamasının ve avans hesabı borç bakiyelerinin hep ... vasıtasıyla nakden kapatılmasının da hayatın doğal akışına aykırı olduğunu, tesadüfle de açıklanmasının mümkün olamayacağının belirtildiğini, davacının ... şirketi nezdindeki avans hesaplarının bilirkişi heyetince incelenmesiyle, avans hesaplarındaki borç bakiyelerini kapatma işlemlerinin aşağıdaki şekilde olduğunun net bir şekilde görüleceğinin açıklandığını;Davacının 2011 Yılı ... Avans Hesabı Borç Kapatma İşlemleri; davacının dava dosyasına sunmuş olduğu 2011 ve 2012 yılı banka hesap özetleri incelendiğinde, davacının 2011 yılı sonunda ... avans hesaplarını kapatmak için toplamda ...'dan 125.000 TL borç aldığını ve bu para ile ... avans hesaplarını kapatarak devamında 2013 yılı Ocak ayı içerisinde ... şirketinden avans kullanarak, ...'a 125.000 TL borcunu ödediğinin görüldüğünü, davacı ...'nun 30.12.2011 tarihinde ...'dan 125.000 TL borç aldığını, 30.12.2011 tarihinde borç aldığı 125.000 TL'yi ... şirketinin banka hesaplarına avans hesabı bakiyesi için göndererek ... avans hesaplarını 2011 yıl sonu itibarıyla kapattığını, davacının ...'dan 2011 yılının son günü aldığı bu 125.000 TL borcunu, hemen 2012 yılının ilk günlerinde yine ...'ten kullandığı avanslarla, 02.01.2012 tarihinde ... 60.000 TL avans çekerek, aynı tarihte yani 02.01.2012 tarihinde ... adına 53.000 TL göndererek, 03.01.2012 tarihinde ... 45.000 TL avans çekerek, aynı tarihte yani 03.01.2012 tarihinde ... adına 45.000 TL göndererek, 04.01.2012 tarihinde ... 28.800 TL avans çekerek, aynı tarihte yani 04.01.2012 tarihinde ... adına 27.000 TL göndererek ödediğini;Davacının 2012 Yılı ... Avans Hesabı Borç Kapatma İşlemleri; davacının dava dosyasına sunmuş olduğu 2012 yılı banka hesap özetleri incelendiğinde, 2012 yılı sonunda ... avans hesaplarını kapatmak için; 20.12.2012 tarihinde 50.000 TL; 24.12.2012 tarihinde 60.000 TL; 26.12.2012 tarihinde 50.000 TL; 28.12.2012 tarihinde 40.000 TL olmak üzere toplamda ...'dan 200.000 TL borç aldığını ve bu para ile ... avans hesaplarındaki ... borç bakiyelerini;20.12.2013 tarihinde ... hesaplarına yaptığı 15.000 TL havale,20.12.2013 tarihinde ... hesaplarına yaptığı 25.000 TL havale,21.12.2013 tarihinde ... hesaplarına yaptığı 10.000 TL havale,24.12.2013 tarihinde ... hesaplarına yaptığı 25.000 TL havale,24.12.2013 tarihinde ... hesaplarına yaptığı 20.000 TL havale,25.12.2013 tarihinde ... hesaplarına yaptığı 15.000 TL havale,26.12.2013 tarihinde ... hesaplarına yaptığı 27.000 TL havale, 27.12.2013 tarihinde ... hesaplarına yaptığı 23.000 TL havale,28.12.2013 tarihinde ... hesaplarına yaptığı 25.000 TL havale,21.12.2013 tarihinde ... hesaplarına yaptığı 5.000 TL havale,31.12.2013 tarihinde ... hesaplarına yaptığı 10.000 TL havale işlemleriyle kapattığını;Davacının ...'dan 2012 yılı sonunda aldığı ve yıl sonu itibarıyla ... avans hesaplarını kapatmakta kullandığı bu 200.000 TL borcunun 190.000 TL tutarındaki kısmını hemen 2013 yılı başında ... yeniden kullandığı avanslarla;14.01.2013 tarihinde ... 20.000 TL avans çekerek, aynı tarihte yani 14.01.2013 tarihinde ... adına 20.000 TL göndermek,15.01.2013 tarihinde ... 23.500 TL avans çekerek, aynı tarihte yani 15.Ocak.2013 tarihinde ... adına 20.000 TL göndermek,16.01.2013 tarihinde ... 25.000 TL avans çekerek, aynı tarihte yani 16.01.2013 tarihinde ... adına 25.000 TL göndermek,21.01.2013 tarihinde ... 33.500 TL avans çekerek, aynı tarihte yani 21.01.2013 tarihinde ... adına 30.000 TL göndermek,22.01.2013 tarihinde ... 20.000 TL avans çekerek, aynı tarihte yani 22.01.2013 tarihinde ... adına 20.000 TL olarak göndermek, 24.01.2013 tarihinde ... 50.000 TL avans çekerek, aynı tarihte yani 24.01.2013 tarihinde ... adına 50.000 TL olarak göndermek,29.01.2013 tarihinde ... 28.500 TL avans çekerek, aynı tarihte yani 29.01.2013 tarihinde ... adına 25.000 TL olarak göndermek suretiyle ödediğini, son derece detaylı bir biçimde gösterilmiş olup bu detaylardan da açıkça anlaşılabileceği üzere davacının, ... şirketi nezdinde bulunan avans hesap borç bakiyelerini yıl sonlarında kendi kaynakları ile kapatmasının maddi olarak mümkün olmadığından bahisle 2013 yılına kadar davalının babası ve huzurdaki davada dava ihbar olunan olan ...'dan borç alarak kapattığının rahatlıkla tespit edilebileceğinin bildirildiğini;Davacının 2013 Yılı Sonrası ... Avans Hesabı Kapatma İşlemleri; 2013 yılında ... şirketine ait ... teknesinin faaliyete geçmesi ile birlikte, davacının ... şirketine olan avans borçlarının dava dosyasına sundukları cevap dilekçesi ve 10 Haziran 2019 tarihli delil listesinde belirtildiği gibi artık ...'dan borç alınarak değil, tamamen ... şirketi adına açıktan gelen ödemelerin davalının babası ...'a, annesi ...'a ve kuzeni ...'ın banka hesaplarına gönderilmesi ve akabinde yine ... tarafından çekilerek ya da ...'e verilerek şirkete yatırılması ile kapatılmaya başlandığının vurgulandığını, 2013 ve sonraki yıllara göre bu işlemler incelendiğinde, davacının ... avans hesap borç bakiyeleri ile bu bakiyelerin kapatıldığı tarih ve miktarların tamamen dava dosyasındaki deliller, incelenecek banka hesapları ve şirket ticari defter ve kayıtlardaki sabit maddi rakamların birebir aynı olduğunun belirleneceğinin bilirkişi heyetine bildirildiğini, 2013 ve 2014 yıllarında ... şirketinin yatırım borçlarına ait ödemeleri halen devam ettiği için avans hesaplarına ... açık kasasından para girişlerinin 2013 yılında eksik olarak ve 2014 yılında ise hiç ödenmediğinin açıklandığını, bu yıllardaki avans kapama işlemlerinin aşağıda özetlendiğini; 2013 yılı sonunda davacının ... avans hesap borç bakiyesi 30.12.2013 itibariyle 203.855 TL olup, işbu avans bakiyesinin 31.12.2013 tarihinde ... tarafından nakden 150.000 TL ödenerek kısmen kapatıldığını, yıl sonu 45.121,39 TL borç bakiyesi ile bir sonraki yıla devrettiğini, 31.12.2013 tarihinde ...'nun İşbankası hesap bakiyesinin 367,20 TL olduğunu, 31.12.2013 TCMB Euro/TL kuru 2,9441.TL olduğundan bahisle ...'nun hesabına ödenen tutarın 150.000TL/2,9441=50.949 Euro olduğunu, davacının ... avans hesap borç bakiyesi 31.12.2014 itibariyle 122.442,44 TL olup, işbu avans bakiyesinin davacı tarafından kapatılamadığını, 31.12.2014 tarihinde ... ... Bankası hesap bakiyesinin 64,81 TL olduğunu, ... yatırımları ve borç ödemelerinin devam ettiğini, açık kasada nakit bulunmadığı için davacının ödeme yapamadığını, 2015 yılından sonra işler değişip de ..., ve ... hesaplarına gelen ... açık ödemeleri ve komisyon bedellerinin tıpkı 2013 yılında yapılmış olan örnek işlemler gibi yürütülmesiyle; 2015 yılı sonunda davacının ... avans hesap borç bakiyesi 28.12.2015 itibariyle 156.117,64 TL iken 29.12.2015 tarihinde ... tarafından, ... açık kasasından alınan 60.300 Euro'nun, 3,2 TL/Euro kuru üzerinden bozdurularak 192.960 TL ve 12.600,00 USD'nin de 2,915 TL/USD kurdan bozdurularak 36.729 TL olmak üzere toplamda 229.689 TL elde edildiğini, bunun 156.000 TL'sinin ... avans hesabına ... tarafından nakden yatırılarak avans hesabı borç bakiyesinin kapatıldığını, 29.12.2015 tarihinde ...'nun ... Bankası hesap bakiyesinin 282,26 TL olduğunu, 29.12.2015 tarihinde TCMB Euro/TL kuru 3,21 olup ... hesabına ödenen tutarın karşılığının 48.581,48 Euro olduğunu,2016 yılı sonunda davacının ... avans hesap borç bakiyesi 03.10.2016 itibariyle 94.803,36 TL iken, 04.10.2016 tarihinde ... tarafından, ... açık kasasından alınan 27.965 Euro 3,39 TL/Euro olarak bozdurulmak suretiyle 94.803 TL elde edildiğini ve bu borcun ... hesabına ... tarafından nakden yatırılarak kapatıldığını, 04.10.2016 tarihinde ...'nun ... Bankası hesap bakiyesinin 1.850,74 TL olduğunu, 04.10.2016 TCMB Euro/TL kurunun 3,3946 olmakla ... hesabına ödenen tutarın 94.803,36/3,3946 = 27,927.69 Euro olduğunu, 2017 yılı sonunda davacının ... avans hesap borç bakiyesi 28.12.2017 itibariyle 171.907,13 TL iken, 28.12.2017 tarihinde ... tarafından, ... açık kasasından alınan 42.500 Euro 4,542 TL/Euro olarak bozdurulmak suretiyle 193.035 TL'nin 161.973 TL tutarındaki kısmının ... avans hesabına ... tarafından nakden yatırılarak avans hesabı borç bakiyesinin kapatıldığını, 28.12.2017 tarihinde ... Bankası hesap bakiyesinin 4.074,70 TL olduğunu, 28.12.2017 TCMB Euro/TL kuru 4,5629 TL olmakla, ... hesabına ödenen tutarın 161.973/4,5629 = 35.661,12 Euro olduğunu net bir şekilde ortaya koyduğunu, Bilirkişi Heyetinin burada özellikle dikkat etmesi ve davacının da açıklaması gereken hususun, davacı ...'nun daha önceden sürekli banka kanalı ile ve özellikle ...'dan aldığı borçlar ile kapattığı ... avans borç bakiyelerinin, neden ...ya ait teknenin faaliyete geçtiği 2013 yılından itibaren sadece ... tarafından nakden hesabına para yatırma işlemleri ile kapatılmaya başlanmış olduğunun ve bu ödemelerin kaynağının ne olduğunun gözden kaçırılmaması olduğunun vurgulandığını ve ... tarafından önce davacı hesaplarına ve daha sonra da ... hesaplarına yatırılan miktarlar ile aynı tarihlerdeki ...'na ait ... bankası hesap bakiyeleri ve ... nezdindeki ... avans hesap bakiyelerinin özet olarak tablo halinde dilekçe içinde sunulduğunu, bu tablodan da davacı ...'nun ... avans hesaplarındaki borç bakiyelerinin kapatılmasında sürekli olarak dava konusu yapılan, davalının baba, anne ve kuzenine gönderilmiş olan ve davacının fütursuzca ve utanmadan davalının zimmetine geçirdiğini iddia ettiği paralar olarak adlandırdığı ... kaynaklarını kullandığının, ... tarafından ... açık hesaplarından davacı ... adına ... avans hesaplarının kapatılması için yatırılan 562.776,36 TL'nin işlem tarihindeki TCMB Euro Efektif satış kuru karşılığının toplam 163.077,52 Euro olduğunun açıklandığını;... Avans Hesap Borç Kapatma Özeti; Bu tablodan da esasen şirket kaynaklarını kendi şahsi menfaati için kullananın davalı değil bizzat davacı taraf olduğunun ve bunun davacının bilgisi, onayı ve hatta yönlendirmesiyle davalının anne, baba ve kuzen hesaplarının kullanılarak yapıldığının, diğer bir anlatımla davacının ... şirketindeki avans hesaplarını 2011 ve 2012 yıl sonlarında kapatırken davalının babası ...'dan borç alıp yıl başlarında yeniden avans kullanmak suretiyle öderken ... şirketinin teknesi faaliyete geçtikten sonra 2013-2014-2015-2016 ve 2017 yıllarında davalının akrabalarının banka hesaplarını kullanarak oluşturduğu ... açık kasasının büyük bölümünü avans hesabı kapatmalarında kendi menfaatine kullandığının, 2018 yılına gelince şeytani bir planla bu hesapların davalının akrabalarına ait olmasından yararlanıp sanki yapılmış olan işlemlerden hiçbir haberi yokmuş gibi mağduru oynamak suretiyle davalı müvekkilini zimmetine para geçirme ve güveni kötüye kullanma ile suçlamaya kalkıştığının açıkça anlaşıldığının açıklandığını;...'in ... Şirketine Davacı Adına Yaptığı Ödemeler; dava dosyasında bulunan banka kayıtları ve belgelerle 10.06.2019 tarihinde Yerel mahkemeye sunulan delil listelerindeki belgelerden alınan bilgilere göre hazırlanan ve ... adına ... şirketinin hesaplarına ... tarafından nakden para yatırıldığı tarihlerdeki ...'na ait ... Bankası hesap bakiyeleri ile ... avans hesaplarının borç bakiyelerinin de bir tablo halinde bilirkişi heyetinin dikkatine TL ve Euro cinsinden ayrı ayrı sunulduğunu, bu tablolarda yer alan ve davacı ... adına ... tarafından ... TL ve Euro hesaplarına nakden para yatırma işlemlerinin yapıldığı tarihlerde, davacı ...'nun dava dosyasına sunduğu banka hesap özetleri incelendiği takdirde bakiyelerinin bu işlemleri yapmaya hiçbir şekilde uygun olmadığının görüleceğine de dikkat çekildiğini;... Adına ... Hesabına Yatan (TL)¸2013 yılında ... TL hesabına yatırılan;2014 yılında ... TL hesabına yatırılan;2015 yılında ... TL hesabına yatırılan;... Adına ... Hesabına Yatan (EURO) 2014 yılında ... Euro hesabına yatırılan;Davacı adına 2013, 2014 ve 2015 yıllarında ... şirket hesaplarına ... tarafından nakden yatırılan 191.496,80 TL'nin işlem tarihlerindeki TCMB efektif döviz kurları ile karşılığının da 69.589,32 Euro olduğunu, aynı şekilde 2013, 2014 ve 2015 yıllarında ... şirket hesaplarına davacı adına ... tarafından yatırılan toplam Euro miktarının 41.850,00 Euro olduğunu, davacının bizzat kendi muhasebe elemanı ... tarafından nakden toplamda en az 111,439.32 Euro'nun ... açık kasa kaynaklarından yine ... şirket hesaplarına yatırıldığının ortada olduğunu, asıl önemli olanın davacının davasında samimi ve dürüst olmadığının kanıtlanmış olacağının belirtildiğini, bilirkişi heyetinin ana noktalarının taraflarından gösterilen banka kayıtları ve hesap hareketlerindeki en basit inceleme ile bile 30 yıldır SPK nezdinde yetkili bir aracı kurum olan ... şirketinde halen genel müdür olarak çalışan ...'nun ... ve ... hesaplarındaki borçlarının ödenmesinde kullanılan paraların kaynağının ... açık kasa hesapları olduğunu anlayacağının belirtildiğini, bilirkişi heyetinin göz önüne alması gereken bir başka hususun da davacı ... adına ... ve ... hesaplarına yatırılan paraların her zaman davalı ve akrabalarının hesaplarına gelen para birimleri ile aynı birimlerde, ... tarafından paraların çekilmesi ya da teslim alınmasıyla aynı gün ve saatlerde yapıldığının ve böylesine bir tesadüfün hayatın olağan akışına aykırı olduğunun bildirildiğini;Bilirkişi heyetinden ayrıca mahkemenin görevlendirmesi kapsamında heyetçe kolay inceleme yapılabilmesi açısından sundukları bu dilekçe ve eklerinin, dava dosyasında bulunan ..., ..., ..., ... ile ... şirketi ve ... şirketinin banka kayıtları, muhasebe kayıtları ışığında incelenmesiyle tanık ...'in Yerel mahkeme huzurundaki tanık ifadesindeki "Ben ...'ın hesaplarından sadece 1-2 kere para çektim, onu da götürüp kendisine verdim. ... ve ... hesaplarına gelen paraları ne çektim, ne de başka yere yatırdım" şeklindeki anlatımlarının tamamen hilafına ve bu anlatımlarla çelişir şekilde en az 61 kez Ortaklar (Davacı-Davalı) ve ... adına işlem gerçekleştirmiş olduğu görülebileceğini de vurgulayarak;... hesaplarından toplam 7 kez nakit çekim işlemi,Euro hesabından 6 kez nakit çekme,25.02.2013 tarihli 10.625 euro nakit çekim işlem dekontu,TL hesabından 1 kez nakit çekme,10.09.2013 tarihli 13.350 TL nakit çekim işlem dekontu,... TL hesaplarından 10 kez nakit çekim işlemi,TL hesabından 10 kez nakit çekme,26.06.2013 tarihli 10.000 TL nakit çekim işlem dekontu,24.07.2013 tarihli 29.160 TL nakit çekim işlem dekontu,28.08.2014 tarihli 20.000 TL nakit çekim işlem dekontu, ... hesaplarına ortaklar adına 36 kez nakit yatırma işlemi,TL hesaplarına; 2013'de 8 işlem,2014'de 16 işlem,2015'de 6 işlem,olmak üzere 30 defa nakden para yatırdığı,Euro hesaplarına 2014 yılında 6 kez nakden para yatırdığı,... hesaplarına en az 6 kez nakit yatırma/çekme işlemi TL hesabından 1 defa nakit çekme işlemi, ... şirketi hesaplarına davacı ... adına en az 5 kere nakit para yatırma işlemi olduğunun net bir şekilde ortaya konmuşken, davanın esasını çözecek bu detayların hiçbir şekilde incelenmediğini, Mahkemenin incelenmesi yönünde görevlendirme yapmışsa da bilirkişi heyetinin buna direnip görevi yerine getirmemiş olmasına ve bu hususun taraflarından dosyaya sunulan Prof. Dr. ... imzalı uzman görüşü ile de vurgulanmasına rağmen Yerel mahkemenin yeni bir bilirkişi raporu almadan ve yukarıda belirtilen hususların tek tek incelettirilmesini sağlamadan hüküm tesis etmiş olmasının eksik ve hatalı inceleme yapıldığını gösterdiğini, bu şekilde hüküm tesisinin açıkça usule ve yasaya aykırı olduğunu; Dosyaya taraflarınca HMK madde 293 kapsamında sunulan ve Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Usul Ve İcra-iflas Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. ... imzalı hukuki mütalaada denetime elverişli olmayan eksik incelemeye dayanan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının bozma sebebi olduğunun belirtildiğini, bu belirtme ile ilgili olarak yapılan açıklamalarda da, Mahkemenin, yetersiz, eksik incelemeye dayalı ve denetime elverişli olmayan bir bilirkişi raporunu hükme esas alamayacağı, aksi takdirde kurulacak hükmün istinaf yargılamasında hükmün kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılmasına sebebiyet vereceği gibi temyiz incelemesinde de verilecek hükmün bozulmasına ve dolayısıyla yeniden yargılama yapılmasına sebebiyet vereceği, Yargıtay'ın yetersiz ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayalı hüküm tesis edilmesini doğru bulmayıp, bu yöndeki hükümlerin bozulmasına karar verdiği hususlarının vurgulandığını;HMK madde 293 kapsamında sunulan ve Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi E. Ticaret Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. ... imzalı hukuki mütalaada da esasen davanın bu haliyle bile kabul edilebilir bir dava olmadığının redde mahkum olduğunun açıkça ortaya konulduğunu, yine ülkemizin yetiştirdiği kıymetli Ticaret Hukuku Profesörlerinden biri olan Prof. Dr. ... imzalı olarak HMK madde 293 kapsamında dosyaya sundukları Uzman Görüşü'nde; davalının hukuki sorumluluğunu gerektirir şartların gerçekleşmediği, davalının hukuka aykırı bir fiille ve kusurlu olarak şirketi zarara uğrattığının ortaya konulamadığı, davacının şirketin diğer müdürü sıfatıyla söz konusu iş ve işlemlerden haberdar olduğu, bu kapsamda rıza gösterilen iş ve işlemlerin sorumluluğun dayanağı olamayacağı, hukuka uygunluk sebebinin huzurdaki davada mevcut olduğu, bir an için aksi kanıya varılsa dahi birlikte kusur ve rızanın varlığı dikkate alınarak tazminat belirlenmesi gerektiği, hukuka aykırı bir fiil ile şirketi zarara uğrattığı ispatlanamayan davalının yönetim ve temsil haklarının kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını gerektiren bir haklı sebebin mevcut olmadığı ve TTK madde 630’a dayalı bu istemin de reddi gerektiği şeklinde kanaat bildirildiğini; Her ne kadar davacı taraf, davanın esası yönünden dosya kapsamı ile ilgili olarak dosyaya sunulan bu bilimsel mütalaaya da Mahkemeye tavsiye ya da talimat gibi bir anlam yüklemeye kalkmışsa da esasen Ülkemizin en seçkin hukuk fakültelerinde ticaret hukuku dersleri vermiş bir öğretim görevlisinin bilimsel birikimini dosyaya yansıtarak davada baştan beri savundukları hukuksal tezleri desteklemekten başka bir anlam yüklenmesi mümkün olmayan bu bilimsel mütalaanın yargılama sürecinde hukuka uygun bir karar verilmesi için başvurulacak bir referans olduğunu;Dosyaya sunulmuş olan her iki bilimsel görüşün, dosyada taraflarından yapılmış olan tüm itirazlar ve bilirkişi heyetinden dava konusu iş ve işlemlerin davacının bilgi, izin ve hatta yönlendirmesi ile gerçekleştiğini gösteren hesap hareketlerinin gerektiği gibi incelenmeksizin diğer bir anlatımla davacının, dava konusu yaptığı davalının iş ve işlemlerinden haberdar olup olmadığı tam olarak belirlenmeden hüküm tesis edilmesinin, ortada bir zarar varsa bunun miktarının varsayımla değil gerçek zarar tespiti yöntemiyle yapılmamış olmasının, davalının aile bireylerinin banka hesaplarına gelen paraların şirketlere davacı ve davalı üzerinden aktarılmış olduğunun ve bu bu nedenle şirket açısından ortada gerçek bir zarar bulunmadığının göz ardı edilmesinin, tespit edilebilse dahi müdürlerin birbirinin iş ve işlemlerini denetleme yükümlülüğü çerçevesinde bu yükümlülüğü yerine 7-8 yıl yerine getirmediğini dava açarken ikrar etmiş olan davacının müşterek kusurlu olduğunun belirlenmesi ve buna göre hüküm tesis edilmesi gerekirken eksik ve hatalı yargılama sonucunda yazılı şekilde hüküm tesisinin açıkça usule ve yasaya aykırı olduğunu, bu madde kapsamında davacının açmış olduğu davadaki tüm samimiyetsizliğinin dürüst olmadığı dosya kapsamında toplanan delillerle sabit olduğunu;Davacının Temmuz 2018'de tesadüfen öğrendiği dava konusunun sözde haberinin olmadığı işlemler nedeniyle kimlerin banka hesaplarının kullanıldığını bildiğini, huzurdaki davayı, sadece davalıya karşı açarken bu kişileri sadece dava ihbar olunan şeklinde göstererek aslında davaya doğrudan dahil etmediğini, davacının iddiaları dürüst ve samimi olsaydı davalının sözde işbirlikçilerine de dava açacağını, şirketin uğratıldığı zararın herkesten tahsilini isteyeceğini, bunu yapmamış olmasının, bu gerçek dışı iddialarının aksinin bir şekilde ortaya çıkması halinde maruz kalabileceği olası iftira suçlamalarından bir ölçüde korunabilmek olduğunu;Davacının, davalı müvekkili açısından güveni kötüye kullanmak suçlamasıyla Savcılık şikayeti yapıp cezalandırma talep ederken, güya Temmuz 2018'den itibaren bildiğini, Eylül 2018'de dava açarken davayı ihbar ettiğini, sözde davalı müvekkilinin suç ortakları ..., ... ve ... hakkında şikayetçi olmayarak aslında iddiasının dürüst ve samimi olmadığını daha baştan gösterdiğini;Davacının, huzurdaki davayı açtığı Eylül 2018 ile Ekim 2019 arasında 1 yıl 2 aya yaklaşan süre boyunca yine sözde davalı müvekkilinin suç ortaklarından ... ile ... şirketinde bir arada çalışmaya devam ettiğini, dosyada mübrez noter ifade beyanı ve tanık anlatımları ile ...'ın dile getirdiği gibi bizzat ...'a tedirgin olmamasını, elbette dava konusu bu iş ve işlemleri bildiğini ama davalı müvekkilinin ...'ı sıkıştırmak ve her iki şirketteki hisselerini devretmesi için baskı unsuru yapmak için açtığını söyleyerek, ...'ın tedirgin olmamasını, onu işten çıkarmayı aklına bile getirmediğini söyleyebildiğini, bunun da davacının dürüst ve samimi olmadığının en büyük kanıtı olduğunu;Davacının, davaya cevapları görüp, davacının samimi ve dürüst olmadığı, bütün iş ve işlemlerden haberinin olduğu yönünde ciddi deliller ortaya konacağını anladığında 2019 yılı yaz aylarının başında ...'a baskı yaparak yazılı beyan istemeye başladığını ve vermezse işten çıkartacağını söylediğini, baskıyla böyle bir yazı imzalattığını ama ...'ın bu imzalanan yazının baskı altında verildiğini Noter'den ifade beyanıyla bildirmesi ve davada aleyhte tanıklık yapması üzerine Ekim 2019'da da işten çıkarttığını, yani davacının aklının başına huzurdaki davayı açtıktan yaklaşık 1 yıl 2 ay sonra geldiğini;03.11.2020 tarihli dilekçe ile bilirkişi heyetinin dikkate almasını istedikleri işlemlerin detaylı bir özet olarak dosyaya konması üzerine mahkemenin dosyada bildirilmiş olan tüm delilleri, banka hesaplarını, hesap hareketlerini inceleyerek rapor düzenlenmesi yönündeki görevlendirmesine rağmen bilirkişi heyetinin bunları incelemek istemeyerek ve bunda da ısrar ederek aslında davacı tarafı koruma ve kollama niyetinde olduğunu açıkça gösterdiğini;Mahkeme'nin ek rapor talebi üzerine de bilirkişi heyetinin aynı tutumu sürdürdüğünü, hatta bu raporda "bankacılık konusunda uzman değiliz" diyerek bahane yaratmaya çalışmasına rağmen kendilerince "...'in çektiği paralar ile şirketlere gönderilen paralar aynı tarihte ve aynı miktarda olabilir ama bakalım bunlar aynı paralar mı?" diye sorgulayarak net konuları şüpheli hale getirmeye çalıştığını, sıra zarar hesaplamasına geldiğinde birden şahin kesilip bunları saptamanın mümkün olmadığını ama son yıllardaki rakamlara bakarak kıyas yapabileceğini ve varsayımla hesap yaparız diyebildiğini;İşin ilginç yanının bu husus hem itiraz dilekçelerinde hem de usul ve esas yönünden talep ettikleri iki değerli öğretim üyesi Prof. Dr. ... ve Prof. Dr. ... imzalı uzman görüşü ve hukuki mütalaalarla mahkeme dosyasına defalarca belirtiilmiş olmasına rağmen Mahkemenin dahi bilirkişilere davanın en önemli kanıtlarını incelettiremediğini ve buna rağmen yeni bir bilirkişi heyeti dahi oluşturmadan eksik inceleme ile karar verdiğini;Yerel mahkemenin kararda yer alan; "davacının dava konusu iş ve işlemlerden haberi oldıuğu kanıtlansa bile dava açması ...'ye aykırılık teşkil etmez, davalının, davacının da bu tür eylemerde bulunduğu iddiasıyla davacı aleyhinde benzer dava açma hakkı elbette vardır." şeklindeki gerekçesinin hem dosyaya sunulmuş olan bilimsel mütalaalar hem de savunmaları karşısında hiçbir hukuksal anlam ifade etmediğini, bu ifadenin başta TTK madde 557/1, TBK madde 63,51,52 ve diğer yasal mevzuat hükümlerine aykırı olup eksik inceleme ile karar verildiğinin bizzat mahkeme tarafından ikrarı niteliğinde olduğunu;Esasen yapılan yargılama sırasında davacının aslında başından beri kendi bilgisi dahilinde, hatta yönlendirmesi ile yapılan düşük fatura kesme ve açıktan tahsil edilen paraların sürekli olarak davalının ailesinin banka hesapları üzerinden her iki şirketin de muhasebe sorumlusu ve mutemedi ... vasıtasıyla çekip davacıya ve .../... hesaplarına aktardığının ayan beyan ortaya çıktığını ve bu şekilde davacının davayı açarken kendisinin bu paralardan hiç haberi yokmuş gibi yaptığı kurgulama nedeniyle açığa düşmüş durumda olmasına rağmen mahkemenin nasıl bir vicdani kanaat ile yazılı şekilde hüküm kurabildiğini anlayamadıklarını;Bilirkişi kurulunun zarar hesaplamasında tamamen varsayım ve kıyas yöntemi ile hareket ettiklerinin özellikle raporun 11 sayfasının tablo üzerindeki Satış Muavin Ektreleri (2013-2018) başlıklı paragrafında yer alan " .. Bir başka ifade ile yukarıda sözleşme-fatura karşılaştırma tablosunda numaraları belirtilen faturalar dışında düzenlenmiş olanların, hangi sözleşmelere ilişkin düzenlendikleri ve -var ise- bu sözleşmeler dosyaya sunulu olmadığından düzenlenen faturalar ile tur bedelleri arasında bir farklılık olup olmadığının tespiti mümkün olmamıştır ... " şeklindeki ifadeye rağmen raporun 21 inci sayfasında 2017 ve 2018 yıllarına ait hesaplarda 276.089,00 Euro tutarındaki sözleşme bedelinin kayıt dışı bırakılmış olduğu kanaatine varılması ve aynı şekilde geriye doğru kıyas ve varsayım yöntemini yürüterek 730.036,00 Euro rakamını bulmaları olduğunu, bilirkişi raporundaki bu inanılmaz çelişkilerin varsayımlara ve kıyaslamaya dayalı değerlendirmelerin bilirkişi kurulunun adeta davacı iddialarına dayanak olmaya çalışan bir kurul olduğu görüntüsünü verdiğinin defalarca Mahkeme'ye bildirilmiş olmasına karşın Mahkemenin nasıl olup da bu afaki, hiçbir gerçek hesaplamaya dayanmayan rakamı kabul ederek hüküm tesis ettiğinin de muamma olduğunu;Son olarak taraflarınca dosyaya sunulmuş olan davacı ve davalının müşterek ıslak imzaları bulunduğu halde açıktan ve sözleşme bedelinin yarısı tutarında fatura kesilmiş olan 2013-2104 yıllarına ait sözleşmeler ortada iken hem bilirkişi raporlarında bunların yer almamış olması, hem de Yerel mahkemece hiç dikkate alınmamış olmaları, üstelik kararda davalının sorumlu tutulduğu tutara bunların da ilave edilmiş olmasının inanılır gibi olmadığını, bu sözleşme-fatura-tahsilat örneklerinin davacının bizzat ıslak imzası ile katıldığı işlemler olmakla aslında davanın samimi ve dürüst olmadığının tek başına yeterli kanıtı olmasına rağmen hiç dikkate alınmadığını, ama bununla da yetinilmeyip davacının sorumlu tutulduğu tutarın içine katılarak adeta bir hukuk faciası yaratıldığını;Yerel mahkemece yapılan yargılamanın neresinden bakılırsa bakılsın skandal nitelikte bir yargılama olduğunu, hukukun hiçbir prensibi uygulanmadan tamamen hukuk dışı bir yargılama sonunda hukuka aykırı bir hüküm tesis edildiğini beyanla Yerel mahkemece verilen karara karşı yaptıkları istinaf başvurusunun duruşmalı olarak incelenmek suretiyle kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, TTK'nın 644/1-a maddesinin atfı ile 553 ve devamı maddeleri uyarınca limited şirket müdürünün hukuki sorumluluğu nedeniyle şirketin uğradığı doğrudan, ortağın uğradığı dolaylı zararın tazmini ve TTK'nın 630. maddesi uyarınca müdürün görevinden azli taleplerine ilişkindir.Davacı taraf dava dilekçesi ile; tarafların 2007 yılında kurulan ... Limited Şirketi'nin ortağı ve müşterek yetkili müdürü olduklarını, şirketin 2011 yılında imal ettiği tekne ile özellikle yabancı müşterilere düzenlediği turlarla ticari faaliyetine başladığını, 2011 yılından bu yana şirkete ait teknenin ticari satışlarının, sözleşmelerinin, tahsilatlarının ve kayıtlarının davalı tarafından takip edildiğini, davalının 2011 yılından bu yana şirketin ticari faaliyeti ile ilgili olarak ortakları bilgilendirmediğini, genel kurul toplantısı yapmadığını ve yaptığı usulsüz işlemler ile şirketi zarara uğrattığını, bu minvalde 2014 yılından itibaren tek imza ile yapmış olduğu tur sözleşmelerinin bedellerinden daha düşük tutarda fatura düzenlemek veya fatura düzenlememek; sözleşme yapmaksızın düzenlediği turlar için düşük tutarlı fatura düzenlemek veya fatura düzenlememek; zimmetine para geçirerek; tur gelirlerini kendisi ve akrabalarının hesaplarına aktararak ve son olarak kayıt dışı şekilde ... yetkilisi ile ticaret yaparak şirketi zarara uğrattığından bahisle şirket zararının tespiti ile davalıdan tahsil edilerek şirkete ödenmesini, davalının müdürlük görevini kötüye kullanmış olması sebebiyle müdürlük görevinden azlini talep etmiş, davalı taraf cevap dilekçesi ile; dava dışı şirkete ait tekne ile gerçekleştirdiği turların satışlarının yurt içi veya yurt dışı acenteler vasıtasıyla yapıldığını, müşteri ile yapılan sözleşme fiyatına acente komisyonu ile müşterilerden alınan yeme-içme vs bedellerinin de dahil olduğunu ancak acenteye tur bedeli tutarında fatura kesildiğini, bu nedenle sözleşme bedelleri ile faturalar arasında farklılıklar bulunduğunu, yine fiili uygulamada müşterinin tarafların akrabaları tarafından bulunması halinde acente komisyonunun müşteriyi bulan kişiye ödendiğini, bu işlemlerin 2015 yılından önce de bu şekilde yapıldığını ve davacı tarafından bilindiğini, onaylandığını ve hatta davacının işlemlerin bu şekilde yapılmasına öncelik ettiğini, açıktan alınarak kendisinin ve akrabalarının hesaplarına aktarılan bedellerin davacının yönetim kurulu başkanı olduğu ... Şirketi'nin muhasebecisi olan ... tarafından çekilerek, ya her iki ortak adına yarı yarıya ... Şirketi ile ... Şirketi'ne ortaklar cari hesabı alacağı olarak girildiğini, ya da tekne ile ilgili bir takım faturasız giderlerin karşılanmasında kullanıldığını, davacının en başından beri bildiği, onayladığı hususları dava konusu etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Mahkemece ön inceleme duruşmasından önce 12.10.2018 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesi için mali bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş, alınan bu raporda dava dışı şirket tarafından 2013 ila 2018 yılları arasında düzenlenen satış faturaları ve davalı ile dava dışı ..., ... ve ... hesaplarındaki şirketle ilgili olan işlemler tespit edilmiş, davalı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davalı ile akrabalarının hesaplarına gelen paralardan kime, hangi tarihte ödeme yapıldığının araştırılmasını, dava dışı ... Şirketi'nin ticari defter ve kayıtlarının da incelenmesi ile avans hesaplarının ne şekilde kapatıldığının tespit edilmesini talep etmiş, Mahkemece 12.03.2019 tarihli ara karar ile davalıya ait hissenin yönetim yetkisinin tedbiren kayyıma verilmesine karar verilmiş, taraf vekillerince delil listeleri ve bu listede yer alan deliller dosyaya sunulmuş, ön inceleme duruşmasında tanıkların dinlenmesinden sonra bir sınırlandırma yapılmak suretiyle açık bir talimat verilmeksizin iddia, savunma, sunulan deliller, ... Şirketi ve ... şirketinin defter ve kayıtları, tüm dosya içeriği dikkate alınarak azil ve şirket yöneticisinin sorumluluğunun doğup doğmadığı, doğmuş ise sorumluluk miktarının tespiti için rapor düzenlenmek üzere dosyanın bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmiş, davalı vekili 03.11.2020 tarihinde bilirkişiler tarafından incelenmesini istedikleri hususları açıklar dilekçe ve eklerini sunmuş, bilirkişi heyetinin kök raporunda; dava dışı ... Şirketi ile ... Şirketi'nin ticari defterleri ile dosyaya sunulan deliller üzerinde yaptıkları inceleme neticesinde; davacı tarafından dava dilekçesinde beyan edilen ve ekinde sunulan ve davalının imzalamış olduğu sözleşme bedelleri ile fatura bedelleri arasındaki fark, davalının liman kayıtlarına göre sözleşme yapmaksızın düzenlediği tur faturaları ile tur bedelleri arasındaki fark, davacı vekilince dosyaya daha sonra ibraz edilen sözleşme ve sözleşmesiz turlar ile fatura bedelleri arasındaki fark, davalı vekili tarafından delil listesi ekinde dosyaya ibraz edilen ve her iki tarafça imzalı sözleşmeler ile fatura bedelleri arasındaki fark nedeniyle kayıt dışı tur gelirlerinden kaynaklanan şirket zararının 542.821 Euro olduğu, davalı ile akrabalarının banka hesaplarına dava dışı ... Şirketi ile ilgili olarak gelen paraların toplam 195.985,02 Euro ve 80.843,52 TL olduğu, dava dışı ...'ın banka hesabına gelen tutarlardan 69.565 Euro'luk kısmın dava dışı ... Şirketi'nin muhesebecisi ... tarafından çekildiği, davalının banka hesaplarına gelen ödemelerin birkaç gün içerisinde çekildiği ve ... tarafından davalının şahsi hesaplarından da ... tarafından para çekme işlemi yapıldığı, dava dışı şirketin Jurnal defterinin incelenmesi ile 2017 ve 2018 yıllarında düzenlediği turlar ile dosyaya sunulan sözleşmeler ve sözleşmesi olmaksızın düzenlenen faturaların karşılaştırılması ile kayıt dışı olduğu tespit edilen 276.089 Euro'nun da dahili ile şirket zararının 730.036 Euro olduğu tespit edilmiş, raporun taraf vekillerine tebliği üzerine davalı vekili rapora karşı itirazlarını içerir dilekçe sunarak yeni bir heyetten rapor alınmasını talep etmiş, Mahkemece aynı bilirkişi heyetinden davalı vekilinin itirazlarını karşılar ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi heyeti ek raporunda davalı vekilinin itiraz konusu ettiği hususların kök raporda incelendiğini, şahıslara ve her iki şirkete ait banka kayıtlarının mukayeseli olarak incelenmesinin uzmanlık alanlarının dışında olduğunu ve kök rapordaki görüşlerinin devam ettiğini beyan etmiş, davalı vekili bilirkişi ek raporuna karşı itirazlarını içerir dilekçe ile iki ayrı uzman görüşü sunmuş, Mahkemece davalının, dava dışı şirketi bilirkişi kök raporunda tespit edilen tutarda zarara uğrattığı kabul edilerek dava ve ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamından dava dışı ... Limited Şirketi'nin üç ortağının bulunduğu ve ortaklarının davacı, davalı ve davacının aynı zamanda dosyadaki vekili ve eşi olan dava dışı Avukat ... olduğu, davacı ile davalının kuruluşundan itibaren şirketi müşterek imza ile temsile yetkili müdür oldukları, davacının dava dışı ... Anonim Şirketi'nin yönetim kurulu başkanı ve temsilcisi, davacının eşinin de yönetim kurulu üyesi olduğu, dava dışı ... ile ...'ın ... Anonim Şirketi'nin muhasebecisi ve çalışanı oldukları anlaşılmıştır. TTK'nın 644/1-a maddesinin atfı ile 553. maddesi uyarınca limited şirket müdürünün sorumluluğundan bahsedilebilmesi için müdürün, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüğünü kusuruyla ihlal ettiği, bu nedenle şirketin zarara uğradığı ve zararın miktarının somut olarak ispat edilmesi gerekir. Yine TTK'nın 630. maddesi uyarınca şirket müdürünün görevden azli için haklı sebeplerin gerçekleştiğinin ispat edilmesi gerekir. T.C. Anayasası'nın 141/3. maddesi hükmüne göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmalıdır. 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmeli, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hüküm açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir.HMK'nın 282. maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır. Yine HMK'nın 281. maddesi uyarınca taraflar, süresi içerisinde raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri gibi, Mahkemece de, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alınabilmesi mümkündür. Somut dosyada; Mahkemece, davacı tarafından şirket zararı olarak ileri sürülen iddialar kapsamında bilirkişi kök raporunda yapılan tespite göre davanın kabulüne karar verilmiş ise de; kararın gerekçesinde hangi iddianın ve bu doğrultuda bilirkişi raporundaki hangi tespitin, hangi sebeple haklı bulunduğu, bilirkişi raporundaki tespitlerin denetlenip denetlenmediği, davalının cevap, beyan ve itiraz dilekçelerinde ileri sürdüğü savunma sebeplerinin ne şekilde karşılandığına yönelik bir değerlendirme yapılmamış, bilirkişi raporu dışındaki deliller tartışılmamış, davalının şirket müdürü olarak hukuki sorumluluğun şartları ve müdürlükten azil için gereken haklı sebebin varlığı konusunda bir değerlendirme yapılmamış, davalı vekilinin itirazları konusunda ek rapor alınmasına karar verilmiş ve alınan ek rapora karşı da aynı itirazlar ileri sürülmüş iken, ek raporun itirazları ne şekilde karşıladığı ve davalının yeni bir heyetten rapor alınması talebinin ne sebeple kabul edilmediği açıklanmamıştır. Mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi kök raporunda; davacı tarafından, davalının tek başına imzaladığı sözleşmeler ile bu sözleşmeler uyarınca düzenlenen fatura bedelleri arasındaki farkın şirket zararı olduğu iddiası kapsamında yapılan değerlendirmeye, davalı tarafça sunulan ve her iki tarafça imzalanmış sözleşmeler ile bu sözleşmeler uyarınca düzenlenen fatura bedelleri arasındaki fark da dahil edilmiş, üstelik bu sözleşmelerin tarihlerinin davacının sunduğu sözleşmelerin tarihlerinden önce olduğu anlaşılmıştır. Yine davalının savunması ile örtüşür şekilde, dava dışı ... hesabına yatırılan paraların dava dışı ... tarafından çekildiği tespit edilmiş ve adı geçenin davacının yönetim kurulu başkanı olduğu ... Şirketi'nin muhasebecisi olduğu açık iken, bilirkişi raporunda bu bedeller şirketin zararı olarak kabul edilmiş ancak davalının savunmasında ileri sürdüğü, 2013 yılında yapılan sözleşme bedeli olarak ... hesabına gelen paranın ... tarafından çekilerek taraflar adına 15.500 TL ve 15.817 TL olarak dava dışı şirket hesabına yatırıldığına yönelik tespit değerlendirmeye alınmamıştır. Raporda dava dışı şirketin 2017-2018 yılında düzenlediği faturalar, sözleşmeler ve jurnal kayıtları karşılaştırılarak çıkan farkın şirketin zararı olduğu kabul edilmiş, bununla birlikte bu fark bedelinin kimin hesabına geçtiğine yönelik herhangi bir bir tespit yapılmamışken, doğrudan davalının hesabına geçtiği kabul edilmiştir. Davalının itirazlarında belirttiği şekilde dava dışı kişilerin banka hesaplarının açılış tarihlerinin ve belirtilen tarihlerde bu hesaplara yatan paralar-çekilen paralar ile dava dışı ... Şirketi ve bu şirket ile organik bağ içerisinde olduğu anlaşılan ... Şirketi'nin kayıtlarının karşılaştırılması yapılarak davalının itirazları karşılanmamıştır. Davalı taraf cevap dilekçesi ile sunduğu tüm beyan ve itiraz dilekçelerinde, dava dışı şirkete ait tekne ile düzenlenen turların acenteler aracılığıyla yapıldığını, sözleşme bedelleri içerisinde acente komisyonu ile yeme-içme gibi bedellerin de olduğunu ancak fatura bedelinin yalnızca tur bedeli tutarında düzenlendiğini iddia etmiş iken, Mahkemece 2011 yılından itibaren düzenlenen fatura, sözleşme ve jurnal kayıtlarının karşılaştırılması ve gerekli olması halinde sektörel araştırma da yapılarak dava dışı şirketin ve sektördeki fiili uygulamanın en başından beri davalının iddia ettiği şekilde olup olmadığı, bu minvalde sözleşme ve jurnal kayıtlarında görünen bedel ile fatura bedelleri arasındaki farkın gerçekten şirket zararı olup olmadığı araştırılmamıştır. Yine HMK'nın 31. maddesi kapsamında dava dışı şirketin kuruluşundan itibaren müşterek temsil ile yetkili müdürü olan davacı taraftan, TTK'nın 625. maddesinde düzenlenen şirket müdürlerinin devredilemez ve vazgeçilemez hak ve görevlerini yerine getirip getirmediği, bu minvalde özellikle, ne sebeple olduğu açıklanmamakla birlikte 2011 yılından itibaren şirket yönetiminin kendisine devredildiği iddia edilen davalıyı denetleyip denetlemediği, anılan maddede yer alan görev ve yetkilerini yerine getirmemesi ve tüm şirket yönetimini davalıya devretmesi, 2018 yılına kadar ise herhangi bir denetleme yapmamasının haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığı konusunda açıklama istenerek bir değerlendirme yapılmadığı gibi, davacının sunduğu sözleşmelerden önceki tarihte düzenlenen ve her iki tarafın da imzasını içerir sözleşmeler ile bu sözleşmelere göre düzenlenen faturalar arasında da fark olmasına rağmen davacının, şirketin ticari işleyişinin bu şekilde olduğunu bilmediğini, bu işlemlere onay vermediğini iddia edip edemeyeceği ve sonuç olarak oluşan gerçek bir zarar var ise bu zararın oluşumuna, davacının onayladığı, bildiği veya bilmesi gereken işlemlerin sebep olup olmadığı, buna göre davalının bu zarardan sorumlu tutulup tutulmayacağı değerlendirilmemiş, yine davalının müdürlükten azlini gerektirir haklı sebeplerin varlığı gerekçede tartışılmamıştır. Açıklanan tüm bu sebeplerle Mahkemece eksik ve çelişkili bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme, açık ve yeterli olmayan gerekçe ile verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.Buna göre Mahkemece, içerisinde sektör bilirkişisi ile bankacı bilirkişinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden dava dışı ... Şirketi ile ... Şirketi'nin ticari defterleri, davalı ile dava dışı ..., ..., ... banka hesap hareketleri, jurnal kayıtları, sözleşmeler ile tarafların ve her iki şirketin banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak, şirketin 2011 yılından itibaren fiili olarak işleyişinin ne şekilde olduğunun, sektörel işleyişe uygun olup olmadığının, sözleşme ve fatura bedellerinin doğrudan ... Şirketi hesabına geçirilip geçirilmediğinin, dava dışı kişiler adına olan banka hesaplarının hangi tarihte açıldığının ve bu hesaplar ile şirketler arasındaki işleyişinin ne şekilde başladığı ve devam ettiğinin, sözleşme-fatura bedelleri arasındaki farkın neye dayandığının, sözleşme ve faturasız olarak düzenlendiği iddia edilen tur bedellerinin tarafların veya her iki şirketin hesabına geçirilip geçirilmediğinin tespiti ile davalı tarafın itirazlarını karşılar şekilde rapor alınması, alınacak raporun tüm dosya kapsamı ile tarafların hukuki durumu ve yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda değerlendirilmesi ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/01/2022 tarih ve 2018/822 Esas 2022/3 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 4-Davalı tarafça yatırılan teminatın İİK'nın 36. maddesi uyarınca tarafına iadesine, 5-Artan gider avansı olması halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/11/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:59:32