SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 13. HD 2021/1042 E. 2023/1652 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1042

Karar No

2023/1652

Karar Tarihi

26 Ekim 2023

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1042 Esas

KARAR NO: 2023/1652 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2015/978 Esas - 2019/299 Karar

TARİHİ:12/03/2019

DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 26/10/2023

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ... A.Ş.'nin defalarca davalı ... Bankası A.Ş.'den taşıt kredisi kullanma yoluna gittiklerini bu krediyi kullanırken kendisinden dosya masrafı, kredi kullanım masrafı ya da başka adlar altında hukuka aykırı şekilde kesintiler yapıldığını ya da masraf alındığını, müvekkil ile banka arasında imzalanan sözleşmenin bir örneğinin davacının kendisine verilmediğini, önceden hazırlanmış matbu sözleşme olması dolayısıyla kendisine sözleşmenin içeriğine müdahale hakkı da verilmediğini ve sözleşme müzakere edilmediğini, müvekkilinden haksız ve hukuka aykırı olarak dosya masrafı, komisyon ve sair başkaca isim adı altında kesilen meblağların tespiti ile dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte müvekkile iade edilmesi için işbu davayı ikame etme zarureti hasıl olduğunu belirterek talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının tacir olup, aldığı kredinin ticari kredi olduğunu bilmekte olduğunu ticari işlerde kullanılmak üzere alınan kredi için her iki tarafı da tacir olan bu sözleşmelere dayalı olarak dosya masrafı, komisyon ile kredinin tahsisine ilişkin belirlenen sair ücret ve tutarların alınmasının olağan olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun ‘’ ücret isteme ‘’ başlıklı 20. Maddesine göre, Tacir olan veya olmayan bir kimseye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, münasip bir ücret isteyebileceğini bundan başka, verdiği avanslar veya yaptığı masraflar için ödeme tarihinden itibaren faize de hak kazanacağını, davaya konu komisyon, ücret tutarları mevzuat düzenlemeleri ve taraflarca imzalanan ticari taşıt kredi sözleşmesinin düzenlemeleri uyarınca usul, yasa ve sözleşmeye uygun olduğunu sözleşmeye göre; faiz vergi ve masraflar adı altında ‘’ kredinin verilmesinden kaynaklanan her türlü vergi, resim, ücret, komisyon ve sigorta primlerini ‘’ ödeneceği davacı tarafından kabul ve taahhüt edildiğini kredinin ne amaçla alındığının belli olduğunu kredinin kullanımından kaynaklanan masraf, komisyon, ücretlerin, sigorta primlerinin ödeneceği, kredi sözleşmesinde kararlaştırıldığını bu düzenlemelerin, gerek Bankacılık Mevzuatı gerekse de ticaret kanunu, Borçlar Kanunu ve sair mevzuata uygun olduğunu, müvekkili bankanın aldığı ücret ve komisyonların, sözleşmesel ve yasal dayanağı bulunduğundan, haksız davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 12/03/2019 tarih 2015/978 Esas - 2019/299 Karar sayılı kararında;"Mahkememizce yapılan yargılama ve dosya içeresinde toplanan delillerin bir bütün olarak irdelenmesi sonucu; davanın davalı bankanın davacı tarafa tahsis ettiği krediler nedeniyle dosya masrafı ve benzeri adlar altında davacıdan tahsil ettiği paranın iadesi için açılmış geniş anlamda bir istirdat davasıdır. Mahkememizce toplanan delillerden sonra dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Ancak bilirkişi raporu sadece hesaplama yönünden dikkate alınmış olup hukuki tartışma ve nitelemelerin mahkememize ait olması sebebiyle tarafımızca benimsenmeyen hukuki açıklamalara itibar edilmemiştir. Davacı ve davalı tarafından dosyaya ibraz edilen belgelere göre taraflar arasındaki taşıt kredisi nedeniyle davalı bankanın davacıdan 45.373,65 TL tahsil ettiği anlaşılmıştır.Bu kapsamda yapılan değerlendirmede davalı bankanın davacıdan aldığı masraf bedellerine yönelik sunulan herhangi bir dayanak kayıt, fatura, belge vs. Yoktur. Bu bedeller genel işlem koşulu gereğincedir. Genel işlem koşulları bir sözleşme yapılırken düzenleyenin ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla önceden tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Bu koşulların sözleşme metninde veya ekinde yer alması, kapsamı, yazı türü ve şekli nitelendirmede önem taşımaz.. Genel işlem koşulları içeren sözleşme veya ayrı bir sözleşmeye konulan bu koşulların her birinin tartışılarak kabul edildiğine dair kayıtlar tek başına onları genel işlem koşulu olmaktan çıkarmaz. Standart sözleşmeler içeriğini kısmen veya tamamen genel işlem koşullarının oluşturduğu, tarafların karışılıklı müzakereleri sonucu değil, aksine taraflardan biri veya üçüncü kişi tarafından önceden hazırlanmış hükümlerin kullanıldığı sözleşme tipi olarak tanımlanmaktadır. Genel işlem şartlarının unsurları ise ekonomik açıdan daha güçlü olan tarafça önceden tek yanlı olarak hazırlanıp belirlenerek müzakere edilmemesi, genel ve soyut nitelikte olması ve çok sayıda sözleşme için önceden hazırlanmasıdır.Dosya kapsamına göre taraflar arasında ticari nitelikli genel kredi sözleşmesi düzenlenmiş olup bu sözleşmede genel ifadeler kullanılarak, davacıdan kesilecek masraf kalemleri ayrıca ve net bir rakam olarak belirlenmemiş tek taraflı olarak hazırlanmamış olup, karşılıklı müzakere edilmemiştir. Bu noktada genel işlem şartlarının açık ve anlaşılır olmaması durumunda ilke olarak ekonomik açıdan güçsüz taraf aleyhine haksız şart olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır.Bu itibarla davacıdan alınan masraf bedelinin genel işlem koşulu olduğuna kanaat getirilmiş, davacının ıslah talebi de dikkate alınarak, taleple bağlılık ilkesi gereği aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir"gerekçesi ile, "Davanın KABULÜ ile, 10.000-TL alacağın davalından tahsili ile davacıya ödenmesine, Asıl alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına," karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkeme kararında, bilirkişi raporunun sadece hesaplama tespitinde karara esas alındığını bunun dışında bilirkişi raporuna iştirak edilmediğini belirterek dosyada mevcut uzman bilirkişi raporunun aksine karar verildiğinin gerekçesinde belirtildiğini; uzman bilirkişi raporunun hem yasaya hem de yargıtay içtihatlarına uygun olup, mahkemenin değerlendirmesinin hatalı olduğunu, Taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin tarihinin 26.01.2007 olduğunu; dava konusu edilen “kredi tahsis ve kredi kullandırım ücretlerinin” tahsil tarihlerinin ise 01.08.2006 ile 13.01.2011 tarihleri arasında olduğunu, Mahkemenin kabul gerekçesi kararında “taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin standart sözleşme olduğu ve bu sebeple anılan sözleşmelerin genel işlem koşullarından oluştuğu, genel işlem koşullarından oluşan bu sözleşmelerin ekonomik olarak güçsüz konumda olan davacı şirket aleyhine haksız şart olduğu ve bu nedenle davanın kabulüne karar verildiği şeklinde” açıklandığını, Dosyaya sunulan Bilirkişi Raporunda ise “5411 sayılı Bankacılık Kanununun 144. Maddesi çerçevesinde uygulamaya konulan Bakanlar Kurulu kararı ile T.C. Merkez Bankasının tebliği ile (2006/1 sayılı Tebliğdir.) taraflar arasındaki Genel Kredi Sözleşmesinde ayrıntılı şekilde yer alan hükümler ve Bankacılık teamülleri dikkate alındığında Davalı Bankanın, davacı şirkete kullandırmış olduğu kredilerden Bankacılık mevzuatı ve uygulamaları kapsamında faiz dışında tahsil etmiş olduğu kredi tahsis ve kredi kullandırım ücretlerinin davacı şirket tarafından istirdadının mümkün olmadığı, kredi kullandırımında haksız şart niteliğinde bir uygulamadan söz edilemeyeceği ve somut olayda 4077 sayılı Kanunun uygulanamayacağı, Kredi Sözleşmesinin 26.01.2007 tarihini taşıyor olmasından dolayı da 01.Temmuz.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK hükümlerinin değil, 818 sayılı TBK hükümlerinin uygulanacağı bu nedenle de 6098 sayılı TBK md 20 ve devamında düzenlenen genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerin somut olayda geçmişe dönük olarak uygulanmasının mümkün olmadığı” şeklinde belirtildiğini, Yerel Mahkemenin ise 26.01.2007 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine, 01.Temmuz.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK md 20 vd hükümlerini uyguladığını, Bilirkişi Raporunun ve delillerin aksine olarak hatalı bir şekilde davanın kabulüne karar verdiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlük maddesinde bu sözleşmenin 01.07.2021 tarihinde yürürlüğe gireceğinin yazılı olduğunu; Yargıtay 11. ve 19. Hukuk Dairelerinin tüm kararlarının da “sözleşmelerde genel işlem şartları yönünden değerlendirmenin ancak 01.07.2012 tarihinden sonra yapılabileceği belirtilmiştir.” şeklinde olduğunu; dosyaya ibraz ettikleri Yargıtay kararlarını tekrar ettiklerini ve bu dilekçelerinde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 26.01.2016 gün ve 2015/16741 E. 2016/ 836 K. Sayılı kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/7616 E. 2017/6215 K. Sayılı kararlarını belirttiklerini anılan kararlarda; “..Yanlar arasındaki ticari kredi sözleşmesi 2009 yılında imzalanmıştır. Genel işlem koşullarını düzenleyen TBK ise 01.07.2012 ‘ de yürürlüğe girmiştir.Sözleşmenin düzenlendiği tarihte ticari kredilerle ilgili genel işlem şartlarının uygulanacağına dair yasal düzenleme bulunmamaktadır. Bu sebeple Mahkemece, taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin imzalanmasından sonra yürürlüğe giren TBK 21. Maddesi uyarınca genel işlem şartları uyarınca değerlendirme yapılarak, bu sözleşmeyi kapsar şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir” denildiğini; açıkladıkları nedenlerle Mahkemenin, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren genel işlem şartları değerlendirmesini yanlar arasındaki 26.01.2007 tarihli Genel Kredi Sözleşmesini kapsayacak şekilde uygulamasının hatalı olduğunu; kararı öncelikle bu hatalı değerlendirme sebebiyle istinaf ettiklerini, Müvekkili banka tarafından davacı şirkete kullandırılan kredi ve tahsil edilen ücretler taraflar arasındaki sözleşmeye, bankalar kanununa ve bankacılık usul ve teamüllerine uygun olduğunu; bu durumun uzman bilirkişi heyet raporu ile de sabit olduğunu; buna rağmen Mahkemenin bu konuda uzman heyet raporuna itibar etmeyip, yürürlük tarihi itibariyle dahi taraflar arasındaki sözleşmeye ve tahsil tarihleri itibariyle dava konusu ücretlere uygulanması mümkün olmayan 6098 sayılı TBK genel işlem şartları değerlendirmesi yapmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Müvekkili Banka ile davacı şirket arasında, Müvekkili Banka Ankara Şubesinin açacağı kredilere ilişkin olarak 26.01.2007 tarih ve 12.000.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığırı; uzman heyet raporunun 2. Sayfasında da belirtildiğini, iş bu sözleşmede “Bankaca kullandırılacak kredilerin tabi olacağı hükümler ile esaslar ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.” Genel Kredi Sözleşmesinin 6. Maddesinde; “Bankanın tahsil edeceği faiz ve ücretler ile her ne nam altında olursa olsun masraf ve komisyonların, yetkili mercilerce ilan edilecek veya verilecek yetki çerçevesinde Bankaca serbestçe belirlenecek oranlar üzerinden ödeneceği, krediye üçer aylık dönemlerde bileşik usulde faiz tahakkuk ettirileceği, her iki tarafın serbest iradeleri ile kabul ve taahhüt edilmiştir. Her iki taraf da tacir olup, ticari faaliyetleriyle ilgili olarak tedbirli ve basiretli iş adamı gibi hareket etmek, kendilerinden beklenen özeni göstermek yükümü altındadır." düzenlemesi bulunduğunu, Bankaların kabul ettikleri mevduata ödeyecekleri faizler ile verecekleri krediler karşılığında kredi müşterilerinden tahsil edecekleri faiz ve ücretlerin özel yasa olan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ nda ayrıntılı olarak düzenlendiğini; Kanunun 144. Maddesinin;“Bakanlar Kurulu, bankaların ödünç para verme işlemleri ve mevduat kabulünde uygulanacak faiz oranlarını, katılma hesaplarında kar ve zarara katılma oranlarını, özel cari hesaplar dahil bu maddede belirtilen işlemlerde sağlanacak diğer menfaatlerin nitelikleri ile azami miktar ya da oranlarını tespit etmeye, bunları kısmen veya tamamen serbest bırakmaya yetkilidir. Bakanlar Kurulu bu yetkilerini Merkez Bankasına devredebilir” şeklinde olduğunu, T.C. Merkez Bankası da hükümetin kendisine verdiği yetkiye istinaden 09.12.2006 tarih ve 26371 sayılı Resmi Gazetede yayımladığı 2006/1 sayılı Tebliğine göre, “bankaların, mevduata verecekleri faizler ve kredilerden tahsil edecekleri faizler dışında müşterilerinden tahsil edecekleri ücret, masraf ve komisyonları serbestçe tayin etme hususunda bankaları yetkili kıldığını, böylece ücret ve komisyonların serbest bırakılmış olduğunu” açıkladığını, Yasal düzenlemeler gereği olarak Bankaların, yükümlülükleri ile varlıkları arasında öngörülere uygun bilanço ve kar/zarar yapısına sahip olmak, kaynakları ile krediler arasındaki mali dengeyi bozmayacak bir likiditeye sahip olmak zorunda olduklarını; bu nedenle Bankaların hem yasal yükümlülükleri yerine getirmeleri hem de bilanço ve gelir-gider hesapları arasındaki dengelerini koruması ve taahhütlerini yerine getirebilmesi için müşterilerine kullandırdıkları kredilerden faiz ve komisyon tahsil etmeleri keza her türlü bankacılık hizmeti karşılığında da ücret ve komisyon tahsil etmelerinin sundukları bankacılık hizmetinin ve tacir olmasının gereği olduğunu; Bankaların, kullandırdıkları kredilerden sadece faiz tahsil etmemekte olduklarını; çünkü Bankaların faiz maliyetinin onların direkt maliyeti olduğunu ancak faiz dışında istihbari çalışmalar, sunulan belgelerin geçerliliğine yönelik inceleme ve değerlendirme, kredi ile ilgili risk değerlendirmeleri, piyasa ve diğer bankalarca alınan ücret ve komisyonlara ilişkin inceleme, araştırma- geliştirme, kırtasiye,iletişim, yazılım gibi müşterilerine verdikleri hizmet için diğer maliyetlerinin de bulunmakta olduğunu; Bankaların işte ödünç para verme işlerine (kredi sözleşmeleri) müterafik olarak faiz dışında komisyon, ücret ve yaptıkları gider karşılıklarını aynen müşteriden tahsil etmekte olduklarını; Bankacılık Kanunu 144. Maddesinin bu amaçla yürürlükte olduğunu; bu durumu bilen ve bilmesi gereken kredi kullanan tacirlerin de bankacılık hizmetinden yararlanırken, kredi kullanırken kredinin faiz dışındaki ücret ve komisyonlar dahil olacak şekilde maliyet hesaplarını yapmalarının tacir olmalarının gereği olduğunu; bankanın kredi faiz oranının sadece faize ilişkin maliyet olduğunu; basiretli tacirin, faiz dışında ücret, komisyon gibi diğer eklentilerinin de maliyet hesabına katması gerektiğini; katmasının da zorunlu olduğunu; onun da tacir olduğunu; ve tacir olarak banka ile eşit yükümlülüklerine haiz olduğunu, Davacı şirketin tacir olduğunu; davacının kullandığı kredinin, ticari nitelikte olduğunu; taraflar arasındaki kredi sözleşmesinde kredi tahsis ve kredi kullandırım ücretleri alınacağının yazılı olduğunu; her iki tarafı da tacir olan ticari sözleşmelere ilişkin olarak Müvekkil Bankanın yukarıda belirttiğimiz sözleşme ve mevzuat hükümleri gereği kredi tahsis ve kredi kullandırım ücreti almasında hukuka aykırılık olmadığını; tacirler arasında imzalanan sözleşmelerin geçerli olacağı ve davacı şirketin de bu sözleşme hükümleri ile bağlı olacağının tartışmasız olduğunu; mahkeme kararının eksik, hatalı değerlendirmeye dayalı olup usul ve yasaya aykırı olduğunu, Ticari sözleşmeler ve banka sözleşmeleri uzmanı profesör bilirkişi ile bankalar yeminli murakıbı bilirkişiden oluşan uzman heyet tarafından yapılan inceleme ve hazırlanan dosyada mübrez bilirkişi raporunda, müvekkili bankanın tahsil ettiği ücretlerin fahiş olmadığı ve makul sınırlar dahilinde ücretlerin tahsil edildiğinin açıklandığını, Davacı şirketin, kredinin kullandırıldığı gün Bankanın hesabına tahakkuk ettirdiği kredi tahsisi, ekspertiz ve ipotek ücretlerine itirazda bulunmadan krediyi kullandığını; krediyi kullanırken hiçbir itirazda bulunmadığı ücretlere, krediyi kullandıktan sonra itirazda bulunması anlamını Medeni Kanun 2. Maddesinde bulan dürüstlük ilkesi ile de bağdaşmamakta olduğunu; tacirler arasındaki ilişkilerde de dürüstlük kuralının esas olduğunu; her tacirin haklarını kullanırken ve borçlarını eda ederken basiretli tacir gibi hareket edeceğini, basiretli tacir olmanın aynı zamanda alacağını alırken ve borçlarını yerine getirirken de dürüst olmayı gerektirdiğini; dava dilekçesinde ileri sürülen genel işlem koşulları itirazının ise görülen davada uygulanamayacağının yasal gerekçeleri ile gösterilmiş olduğunu; davacı şirketin dava dilekçesinde dava sebebi olarak gösterdiği hususların uyuşmazlığa uygulanmasının zaten yasal olarak mümkün olmadığından davasını da ispatlayamadığını; reddi gereken davanın kabulüne karar verilmesinin ise usul ve yasaya aykırı olup açıklanan nedenlerle iş bu kararın bozulması istemiyle istinafı gerektiğini, İleri sürerek, tehiri icra kararı verilmesini, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalı Banka tarafından davacıya kullandırılan krediler nedeniyle masraf ve komisyon adı altında tahsil edilen ücretin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece, genel kredi sözleşmesinde yer alan komisyon ve masraf tahsilatına ilişkin hükmün genel işlem koşulu mahiyetinde olduğu gerekçesiyle, davanın ıslah edilen tutar üzerinden kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; davalı bankadan muhtelif tarihlerde ve değişik tutarlarda taşıt kredisi kullanıldığını, bu kredilerden dosya masrafı, kredi kullanım masrafı ya da başka adlar altında hukuka aykırı şekilde kesintiler yapıldığını, yapılan kesintilerin dayanağı sözleşme hükümlerinin genel işlem şartı mahiyetinde olduklarını ileri sürerek, tüm kesintilerin tespiti ile tahsilini talep etmiş, 29/01/2018 harçlandırma tarihli ıslah dilekçesi ile netice-i talebini 1.000,00-TL'den 10.000,00-TL'ye çıkartmıştır.Davalı yan; taraflar arasındaki 26/01/2007 tarihli, 12.000.000,00-TL limitli genel kredi sözleşmesine istinaden davacıya krediler kullandırıldığını, alınan kredi tahsis ücretlerinin sözleşmeye, TTK'nun 20, 5411 Sayılı Kanunun 144 maddesine, 10/06/2006 tarih, 2006/11188 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ve TCMB tarafından çıkartılan 2006/1 sayılı tebliğe uygun olduğunu, davacının tacir olduğunu ve tüketici mevzuatından faydalanamayacağını, her iki taraf tacir olduğundan davacının genel işlem şartı iddiasında bulunamayacağını savunmuş ve davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından; dayanak genel kredi sözleşmesi, bu sözleşmeye istinaden kullandırılan kredilere ilişkin tüm talimat, dekontlar ile davacının davalı banka nezdinde kredi hesap özetleri celbedilerek, kök ve ek bilirkişi heyet raporları alınmış, bilirkişi heyeti ek raporunda davacıya kullandırılan krediler nedeniyle yapılan toplam kesinti tutarının 45.373,65-TL olduğu, iade talebinin yerinde olup olmadığı hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 20. maddesi uyarınca, tacir olan veya olmayan bir kişiye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir uygun bir ücret isteyebilir. Tacir olan bankalar da temel iştigal konuları olan kredi işlemleri dolayısıyla şartların mevcut olması halinde ücret isteyebilirler. 09/12/2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan ve 2014/6 sayılı Tebliğ ile güncellenen 2006/1 sayılı Tebliğin 4. maddesinde reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarının serbestçe belirleneceği kabul edilmiştir. Yine aynı Tebliğin 6/2. maddesine göre bankalar, TCMB'ye bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan eder ve bu oranları internet sitelerinde yayımlar. Bu durumda, ticari kredilerde bankalar tarafından alınacak olan kredi tahsis ve erken kapama komisyonlarının hukukilik denetimi yapılırken öncelikle, kredi sözleşmesiyle belirlenen bir oran olup olmadığı araştırılmalı, olması halinde bu oran üzerinden komisyon tahsil edilebileceği kabul edilmeli, sözleşmeyle bir oran belirlenmediğinin tespiti halinde ise, bankanın komisyona ilişkin olarak belirlediği ve ilan ettiği oranlar bulunup bulunmadığı tespit edilmeli, varsa yine bu oran üzerinden komisyon tahsil edilebileceği kabul edilmeli, ilan edilen bir oran bulunmaması halinde ise tahsil edilen komisyonların emsal banka uygulamalarına uygun olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Banka, kredi kullanımı sırasında sarf ettiği makul ve belgeli masrafları kredi kullanandan tahsil edebilir. (Bkz. Yargıtay 11. HD; 11/10/2018 Tarih, 2016/12666 E-2018/6233K.,Yargıtay 11. HD; 25/09/2018 Tarih, 2017/276 E-2018/5662 Karar sayılı ilamları) Taraflar arasında 26/01/2007 tarihli 12.000.000,00-TL limitli genel kredi sözleşmesi bulunduğu, dosyaya sunulan kredi kullandırım belgeleri(talimat ve dekontlar) kapsamından davacıya 01/08/2006 ila 13/01/2011 tarihleri arasında 102 adet taşıt kredisi kullandırıldığı, bu 102 adet kredi nedeniyle toplam 45.373,65-TL kredi tahsis ücreti kesintisi yapıldığı anlaşılmıştır. Gerek genel kredi sözleşmesi, gerekse kredi kullandırım tarihleri itibariyle 6098 Sayılı Kanun henüz yürürlükte olmadığından, bu kanunun 20 ve devamı maddelerinde düzenlenen genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerin geçmişe yürütülmesi mümkün değildir (bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2018/3231 Esas, 2019/4747 Karar Sayılı, 24/06/2019 tarihli ilamı). Mahkemece sözleşme ve kredi kullandırım tarihleri itibariyle 6098 Sayılı Kanunun yürürlükte bulunmadığının gözden kaçırılması isabetsiz olmuş, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 6.maddesinde; mevzuatın verdiği yetkiler dahilinde krediye tahakkuk ettirilecek, faiz, ücret, komisyon, masraf ve gider vergisi ve Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu Kesintisi ve sair gider karşılıklarının tahakkuk ve tahsil esasları taraflarca karşılıkı olarak kabul ve taahhüt edildiği, bankanın tahsil edeceği faiz ve ücretler ile her ne nam altırda olursa olsun masraf ve komisyonların, yetkili mercilerce ilan edilecek veya verilecek yetki çerçevesinde bankaca serbestçe belirlenecek nisbetler üzerinden ödeneceği, krediye üçer aylık dönemlerde bileşik usulde faiz tahakkuk ettirileceği kararlaştırılmış olup, sözleşmede açık bir oran belirlenmediği anlaşılmıştır. Davalı bankaca, 2006 ila 2011 yılları arasında kredi işlemlerinde uygulanacak ve ilan edilmiş tahsis ücreti oranlarının dosyada mevcut olmadığı, mahkemenin emsal banka uygulamaları ile ilgili araştırma da yapmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılacak iş; bankanın kredi tahsis ücretine ilişkin olarak 2006 ila 2011 yılları arası belirlediği ve ilan ettiği oranlar bulunup bulunmadığının araştırılması, bu konuda açıklama yapmak üzere davalı bankaya sonuçları hatırlatılarak kesin süre verilmesi, oran mevcut ise yapılan kesintilerin bu oranlara uygun olup olmadığının tespiti, ilan edilen bir oran bulunmaması halinde, ilgili yıllara ait emsal banka uygulamaları celbedilerek, tahsil edilen komisyonların emsal banka uygulamalarına uygun olup olmadığının tespiti için mahkeme ve kanun yolu denetimine açık bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesidir. 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesinde; "Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." hali, kararın kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesi sebepleri arasında gösterilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/03/2019 tarih ve 2015/978 Esas - 2019/299 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/10/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenSatımdankaldırılmasınataraflarınKaynaklanan)özetikararistinafderecesebeplerininistanbuldeğerlendirilmesisavunmasınınsebeplerimahkemesinin(Ticariİstirdatkararınınilerikabulüdosyatarihiiddianumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:56

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim