İstanbul BAM 13. HD 2021/895 E. 2023/1640 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2021/895
2023/1640
26 Ekim 2023
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/895 Esas
KARAR NO: 2023/1640 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2014/452 Esas - 2021/64 Karar
TARİHİ: 21/01/2021
DAVA: İtirazın İptali (Hisse Bedeli Alacağı)
KARAR TARİHİ: 26/10/2023
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin bireysel yatırımcı olarak halka açık şekilde İMKB' de işlem gören ... A.Ş' nin 1.972.437 adet hissesini satın aldığını, davalı borçlu şirketin "sermaye azatlımı ve eş zamanlı sermaye artırımı" gündemiyle yapılan 08/10/2013 tarihli Genel Kurulu' nda diğer bazı hissedarlarla birlikte bir(l) hisse değen 0,46-TL' den "ayrılma hakkını" kullandığını, borçlu davalı şirket tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP)'na gönderilen 10/10/2013 tarihli bilgilendirme yazısında Genel Kurulda ayrılma hakkını kullananların toplam hisse değerlerinin belirtildiğini, davacı müvekkil tarafından, Davalı şirketçe istenen taahhütnamelerin imzalandığını ve ödemelerin yapılacağı hesap bilgileri ile birlikte 01/11/2013 tarihinde Davalı şirkete teslim edildiğini, Davalı borçlu şirket tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP)' a gönderilen 20/11/2013 tarihli bilgilendirme yazısında ayrılma hakkını kullanan ve ödeme yapılacak 89 yatırımcı hakkında bilgi verildiğini, Sermaye Piyasası Kurulu' nun ayrılma hakkı kullananlara yapılacak ödemenin 10/12/2013 tarihine kadar tamamlanması yönündeki talimatı Davalı borçlu şirketin 06/12/2013 tarihli KAP Bildiriminde de açıkça yer almasına rağmen icra takip tarihine kadar müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını,Davalı şirketin Sermaye Piyasası Kurulu' na "ödemelerin sermaye artırımına kadar ertelenmesi" talepli 12/12/2013 tarihli başvurusunun kabul edilmemesi üzerine 32 (otuziki) yatırımcıya ayrılma hakkı kapsamında ödeme yaptığını 13/12/2013 tarihli KAP (Kamuyu Aydınlatma Platformu) Duyurusunda ilan ettiğini, Müvekkilinin taahhütnameleri imzalayarak, hisse bedeli olan 907.321,02-TL' nin ödeneceği konusunda Davalı şirketin ve SPK'nın beyanına da güvenerek 1.972.437 adet hissesini Davalı şirket tarafından açılmış ... A.Ş' deki emanet hesabına 15/12/2013 tarihinde virman edildiğini ve hisselerin bu hesapta bloke halinde olup müvekkile iade edilmediğini, Davalı şirketin açık beyanı ve ödeme taahhüdünün varlığı, Ticaret Sicilinde tescil edilen ve halen geçerli olan 08/10/2013 tarihli Genel Kurul Kararının iptaline yada uygulamasının durdurulmasına ilişkin herhangi bir mahkeme kararını bulunmaması dikkate alındığında Davalı şirketin haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline ve %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine kara verilmesinin arz ve f talep edildiği, görülmüştür.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Müvekkili Şirketin diğer yatırımcıları tarafından 08/01/2014 günü Bakırköy 15.Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2014/8 E. Sayılı dosyası ile Genel Kurul Kararlarının iptali davası ikame edildiğini, halen derdest olan bu davada mahkemece Genel Kurul Kararının iptal edilmesi olanağı bulunduğunu, hal böyle iken müvekkili şirketin iptal olunacak ve işlemle koyamayacağı bîr karar sonucu Davacı için çekilemez durumda buluna işlemin yapılması da mümkün olmayacağından Davacının ayrılma hakkını kullanarak ayrılmasına gerek kalmayacağından Davacı tarafa bir ödeme yapılmasının hukuken himaye edilemeyeceğini,Türk Ticaret kanunu’ nun 473. ve Pay Tebliğinin 19.maddesi uyarınca esas sermayenin azaltılmasına karar verilebilmesi için; Yönetim Kurulu tarafından sermaye azaltımına ilişkin olarak rapor a hazırlanması, bu raporun Genel Kurula sunulması ve Genel Kurulca onaylanmış raporun tescil ve ilan edilmesi gerektiğini, ancak Dava konusu işleme esas Genel Kurul kararında genel kurula sunulmuş rapor olmadığını böyle bir rapor olmadan genel kurul tarafından oylama yapıldığını hal böyle iken sermaye âzaltımtnın yapılmasının hukuken mümkün olmadığını,bu nedenle şirkette ortak kalmayı mümkün kılmayan ortaklığı çekilmez hale getiren bu işlemin baştan beri yok hükmünde olup uygulanmasının mümkün olmadığından "ayrılma hakkına" ilişkin bir alacağın doğmasından da bahsedilmeyeceğini, Açıklanan nedenlerle davanın reddinin talep edildiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 21/01/2021 tarih 2014/452 Esas - 2021/64 Karar sayılı kararında;"Dava, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.(İİK madde 67 ) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının tetkikinde alacaklı ..., tarafından borçlu ...'ye yönelik 907.321,02 TL asıl alacağın tahsili için takip yapıldığı, borçlunun süresi içinde borca itiraz ettiği, takibin durduğu davanın İİK nun 67.Maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı tespit edilmiştir.Somut olayda, davacı ...'nun borsada işlem gören davalı şirketin 1.972.437adet hissesini satın aldığı, 08/10/2013 tarihinde davalı şirketin yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında davacının her bir hissesinin 0,46TL'den davalı şirket tarafından alınmasının kararlaştırıldığı ve bu şekilde davacının şirketten ayrılma hakkını kullandığı, akabinde bu durumu SPK'ya bildirilerek devir için gerekli olan tüm işlemleri davacı tarafından yerine getirildiği ve davacının devri kararlaştırılan tüm hisselerini dava dışı ... A.Ş.'nin emanet hesabına 15/11/2013 tarihinde virman ettiği, buna rağmen toplam hisse bedeli olan 907.321,02 TL'nin taahhüt edilen 18/11/2013 tarihine kadar davalı tarafından ödenmediği ve bunun üzerine davacı tarafından dava konusu takibin başlatıldığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı tarafından dava konusu hisselerin ... A.Ş. tarafından ... A.Ş.'ye virman edildiği beyan edilmiş ise de, ... A.Ş.'nin 25/03/2015 tarihli yazısı uyarınca söz konusu davacıya ait hisselerin kendilerine virman edilmediği bildirilmiş, nitekim ...A.Ş. Ve cevabı yazısında bunu doğrulamıştır. Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/259 Esas ve 2015/218 Karar sayılı dosyası ve ... A.Ş.'nin cevabı yazısı uyarınca; davacı tarafından emaneten virman edilen dava konusu hisse senetlerine davalı şirketin borçlarından dolayı Adana 5 Ocak Vergi Dairesi Müdürlüğünce haciz konulduğu, bu pay senetlerinin satılarak davalı vergi dairesinin hesabına gönderildiği anlaşılmıştır. Davacı ile birlikte 89 kişinin hisselerinin davalı şirketçe geri alınmasına ilişkin 08/10/2013 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Kararlarının iptali istemiyle Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesine dava açıldığı, mahkememizce de Bakırköy 1. ATM'nin 2014/429 Esas ve 2015/871 Karar (yeni esas:2020/212) sayılı dosyasının neticesinin bekletici mesele yapıldığı, ancak yukarıda da anlaşıldığı üzere; yargılama dava konusu hisselerin yapılan haciz işlemi neticesinde satılmış olması nedeniyle söz konusu genel kurul kararı iptal edilse dahi hisseler davacı tarafa iade edilemeyeceğinden bekletici mesele ara kararından vazgeçilmiştir. Mahkememizce dava konusu hisselerin bedelini davalı tarafından ödenip ödenmediği veyahut hisselerin iade edilip edilmediği noktasında teknik bilirkişiler eliyle davalı kayıtları üzerinde incelemeler yaptırılmıştır. Buna göre davacıya ait ayrılma hakkı ödemesinin yapılmadığı gibi hisse senetlerinin de iadesinin yapılmadığı tespit edilmiştir. Bu açıklamalar ışığında; davacı tarafın 907.321,02TL'lik ayrılma hakkının davalı tarafından ödenmediği, hisselerin davalının borçları dolayısıyla satıldığı, dolayısıyla hisselerin davalıya iade imkanının da kalmadığı anlaşılmakla, davalı şirketin genel kurul kararı ile belirlenen hisse değeri üzerinden davacının alacak talebinde bulunmakta haklı olduğu takdir ve sonucuna varılarak talep gereği asıl alacak üzerinden takibin devamına dair karar vermek gerekmiştir. Dava konusu alacağın miktar itibariyle olağanüstü genel kurul toplantısında belirlenmiş olması nedeniyle likit kabul edilerek haksız itiraz nedeniyle davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin de kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir."gerekçesi ile, "Davanın KABULÜ İLE,1-İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın asıl alacak yönünden iptali ile, 907.321,02 TL asıl alacağın takip talebinde belirtilen faiz oranları üzerinden takibin devamına, 2- Asıl alacağın likit olması ve itirazın haksız olması nedeniyle asıl alacak miktarı üzerinden hesaplanan 181.464,20TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine," karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacı, dava dilekçesinde genel kurulda olumsuz oy kullanmış olduğu "sermaye azaltım ve eş zamanlı artırım" konulu gündemin 11. maddesi kapsamında Sermaye Piyasası Kanunu'nun 24. maddesi uyarınca ayrılma hakkından doğan alacağını talep etmekte ise de söz konusu talebin hukuken kabul edilebilir nitelikte olmadığını; çünkü ayrılma hakkının doğma nedeni olan genel kurul kararının Bakırköy 1 Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen karar ile butlan ile malul olduğunun tespit edildiğini, Ayrılma hakkının halka açık şirketler bakımından özel olarak Sermaye Piyasası Kanunu'nun 24. Maddesinde düzenlenen bir hak olduğunu; şirket genel kurulu tarafından alınan, şirketin faaliyetlerini ve idaresini temelden etkileyecek önemli bir karara katılmayan, bu karar dolayısıyla ortaklığı çekilmez hale gelen ve ortaklığa bu nedenle devam etmek istemeyen pay sahibine SPK tarafından belirlenen belirli bir fiyattan şirketten ayrılma hakkı verildiğini; payları borsada işlem gören ortaklıkların payları için ayrılma hakkı kullanım fiyatının, işlemin ilk defa kamuya açıklandığı tarihten önceki, açıklanan tarih hariç olmak üzere, otuz gün içinde borsada oluşan düzeltilmiş ağırlıklı ortalama fiyatların aritmetik ortalaması olduğunu,Nitekim 08/10/2013 tarihli Genel Kurul gündeminin 11. Maddesinde görüşülen " sermaye azaltım ve eş zamanlı artırım" maddesinin de Sermaye Piyasası Kurulu tarafından önemli işlem olarak nitelendirildiğini ve karara "hayır" oyu veren pay sahiplerine 0,46-TL'den ayrılma hakkı tanındığını; davacının da 11. maddeye hayır oyu verdiğini ancak 08/10/2013 tarihli Genel Kurul toplantısında alınan kararlar aleyhine Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/459 E. Ve 2015/871 K. (yeni esas 2020/212E.) Sayılı dosyası ile dava ikame edildiğini, dosya kapsamında yapılan yargılama sonucunda ilgili genel kurulun "sermaye azaltımı ve eş zamanlı sermaye artırımı" başlıklı 11. Maddesinin butlan ile malul olduğunun hüküm altına alındığını, temyiz incelemesi sonucu Yargıtay'ın gündemin 11. maddesi ile ilgili olarak verilen kararı onadığını; Butlanın, bir hukuki işlemin, hukuk düzeni tarafından öngörülen geçerlilik şartlarını içermemesi nedeniyle başlangıçtan itibaren hüküm ve sonuç doğurmaması olduğunu; butlanına karar verilen bir karar, geçmişe etkili olarak yok hükmünde olacağından bu kararların taraflar bakımından herhangi bir sonuç doğurmayacağının izahtan vareste olduğunu; bir başka ifade ile davacının SPK 24. Maddesi uyarınca kullandığı ayrılma hakkına ilişkin karar verilen Mahkeme kararı ile geçmişe dönük olarak tüm sonuçları ile ortadan kalktığından ayrılma hakkının da ortadan kalktığını, Nitekim İlk Derece Mahkemesi'nin de yargılamanın başında bu görüşü benimsediğini ve Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/459E. Ve 2015/871K. (yeni esas 2020/212E.) sayılı dosyasında görülen davayı uzun süre bekletici mesele yaptığını; yine Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/440E. Sayılı dosyasında açılan ve konusu aynı olan dava da Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/459E. Ve 2015/871K. (yeni esas 2020/212E.) sayılı dosyasının bekletici mesele yapıldığını; hatta bu dosya kapsamında alınan dosyaya mübrez bilirkişi raporunda da gündemin 11. maddesinde görüşülen kararın butlan ile malul olduğunun tespit edilmesi durumunda ayrılma hakkının da geçersiz sayılacağının isabetli olarak mütalaa edildiğini,Davacının olumsuz oy kullanıp SPK m. 24 uyarınca ayrılma hakkını kullanmasına sebebiyet veren genel kurul kararının butlan ile malul olduğuna karar verildiğinden, bu haliyle davacının ayrılma hakkını kullanmasının dayanağının da ortadan kalktığını; burada butlan ile malul olduğu tespit edilen bir hukuki işlem bulunduğundan tarafların ancak sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca birbirlerine kazandırdıklarını iade yükümlülüğü altında olduğunu; buna göre müvekkili şirketin yükümlülüğü hisseleri veya hisselerinin talep ediliği tarih itibariyle değerlerini iade etmekten ibaret olduğunu; bu haliyle davacı tarafından ortadan kalkmış bir hukuki işlemin dayanak gösterilmek suretiyle ayrılma hakkı bedeli talep edilmesinin hukuken mümkün olmayıp davacı tarafından sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca da bir talepte bulunulmadığından davanın reddi gerektiğini, Sermaye Piyasası Kanunu'nun 24. maddesinde düzenlenmiş bulunan ayrılma hakkının, borsada işlem gören halka açık şirketlerde, şirketin faaliyetlerini ve idaresini temelden etkileyecek genel kurul tarafından alınan kararlara katılmayan ve alınan bu kararlar nedeniyle ortaklıktan ayrılmak isteyen pay sahiplerine tanınan bir hak olduğunu; bir başka ifade ile bu kararın alınmamış olsa idi davacı için ayrılma söz konusu olamayacağını ve davacının ortaklığa devam edeceğini, bu nedenle ilk derece mahkemesi tarafından ayrılma hakkı kapsamında davanın kabulüne karar verilmesinin "ayrılma hakkı" düzenlemesinin ruhuna da aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından müvekkili şirket tarafından hisselerin davacıya iade edilmesinin mümkün olmadığı şeklinde gerekçe oluşturulmasının da hukuken hatalı olduğunu; şirket paylarının halka açık olup müvekkili şirket tarafından hisselerin iade edilmesinin de mümkün olduğunu; sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iade yükümlülüğü doğar ise bunu da yerine getireceklerini beyan ettiklerini, İlk Derece Mahkemesi tarafından alacağın likit olması nedeniyle verilen icra inkar tazminatının da hukuken hatalı olduğunu; takip dayanağını oluşturan Genel Kurul kararının butlan ile malul olduğuna karar verildiğini; hal böyle iken yok hükmünde bir karar uyarınca talep edilen ayrılma hakkı bedelinin likit olmadığının da izahtan vareste olduğunu, Sonuç olarak; ilk derece mahkemesi tarafından dava dayanağı olan genel kurul gündeminin 11. maddesinde görüşülen "sermaye azaltım ve eş zamanlı artırım" kararına ilişkin olarak Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/459e. ve 2015/871k. (yeni esas 2020/212e.) sayılı dosyasında verilen karara göre 11. maddenin butlan ile malul olduğunun tesptine karar verildiğinden davaya dayanak gösterilen taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yok hükmünde olacağından davanın reddi gerektiğini, Aksi görüşte olunması halinde ihtilafın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre çözümlenmesi, takip tarihi ( 13.01.2014 ) veya dava tarihi ( 05.02.2014 ) itibariyle şirket hisse senedi fiyatının ...A.Ş.'den istenilmesi suretiyle davacı hisselerinin değerinin belirlenmesi gerekirken, bekletici mesele yapılması kararından dönülmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu; bu kararın kaldırılması gerektiğini, İleri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belitilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı şirketin sermaye azaltımına olumsuz oy kullanarak 6362 Sayılı Kanunun 24 maddesi uyarınca ayrılma hakkını kullanan davacının, ödenmeyen hisse bedelini tahsil amacıyla başlattığı takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı Şirketin 08/10/2013 tarihinde yapılacak olağanüstü genel kurul toplantısına ilişkin 27/09/2013 tarihli sicil gazetesinde yapılan çağrı ilanında, 6362 Sayılı Kanunun 23 ve 24 maddeleri uyarınca, gündemin 11 maddesinde görüşülecek esas sermaye değişikliğine hayır oyu verecek ortakların ayrılma hakları bulunduğu ve ayrılma hakkı fiyatının bir adet hisse için 0,46-TL olduğunun belirtildiği, 08/10/2013 tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 11 nolu karar ile; şirketin 162.000.000,00-TL olan çıkarılmış sermayesinin, önceki dönem zararlarına mahsuben 35.000.000,00-TL'ye indirilmesine, indirimle eş zamanlı olarak 42.000.000,00-TL arttırım yapılarak çıkarılmış sermayenin 77.000.000,00-TL'ye yükseltilmesine karar verildiği, toplantıya katılan davacının karara olumsuz oy kullanarak, ayrılma hakkını kullanacağına dair şerhini tutanağa geçirttiği, davalı şirketin toplantıya katılıp karara olumsuz oy kullanan ve ayrılma hakkını kullanan 89 pay sahibinin paylarının 0,46 TL fiyat üzerinden satın alınacağını 10/10/2013 tarihinde KAP'da açıkladığı, yine 23/10/2013 tarihli KAP açıklaması ile ayrılma hakkı talep formlarının ilan edildiği, 04/11/2013 tarihinde bu formların davalıya ulaştırılmaması halinde ayrılma hakkından feragat edilmiş sayılacağının belirtildiği, davacının 1.972.437 adet payının, her pay için 0,46-TL üzerinden değerinin 907.321,02-TL olduğu, ayrılma hakkı talep formunu genel kurul kararı ve KAP açıklamalarında belirtildiği üzere 01/11/2013 tarihinde davalı şirkete ulaştıran davacının, hisselerini davalının bildirdiği aracı kurum olan ... A.Ş. hesabın olarak virman ettiği, bu hisselerin anılan aracı şirket hesabında blokeli olarak tutulduğu, aralarında davacının da bulunduğu ayrılma hakkını kullanan bazı hissedarlara devir bedelinin ödenmemesi nedeniyle Sermaye Piyasası Kurulu tarafından davalı şirkete gönderilen 23/11/2013 tarihli yazı ile, ayrılma hakkı kullanım bedellerinin ilgili pay sahiplerine en geç 10/12/2013 tarihi mesai saati sonuna kadar ödenmesi, yahut 12/12/2013 tarihi mesai saati bitimine dek dek söz konusu payların pay sahiplerine iade edilmesi uyarısının yapıldığı, davacıya takip ve dava tarihlerine dek ödeme yapılmadığı gibi, payların da iade edilmediği, bu arada davacının aracı kuruma virman ettiği ve blokeli hesapta bulunan hisseler üzerine, davalı şirketin Adana 5 Ocak Vergi Dairesi'ne olan vergi borçları nedeniyle Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından re'sen haciz konulduğu, haczedilen hisselerin 25/03/2014 ve 26/03/2014 tarihinde satıldıkları, bedellerinin 28/03/2014 tarihinde Adana 5 Ocak Vergi Dairesi'ne davalı şirket vergi borcuna mahsuben aktarıldığı, bu tarih itibariyle davacının aracı kurum nezdinde hissesinin de kalmadığı hususları ihtilaf konusu değildir. Davalı taraf, ayrılma hakkının dayanağını teşkil eden 08/10/2013 tarihli genel kurulda alınan 11 nolu kararın batıl olduğunun tespiti için, Bakırköy 1 Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde dava açıldığını, Mahkemenin 2014/429 esas, 2015/871 Karar sayılı ilamı ile bu kararın butlan ile malul olduğunu tespit edildiğini, kararın temyiz incelemesinden geçerek onandığını, karar baştan itibaren hükümsüz olduğundan, ayrılma hakkının da baştan itibaren doğmadığını, ayrılma hakkı kullanım bedelinin talep edilemeyeceğini, davacı tarafından aracı kuruma virman edilen hisselerin, davalı şirket vergi borcuna istinaden haczedilip satılmaları nedeniyle iade edilebilecek pay da mevcut olmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, yahut sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre takip ve dava tarihlerindeki beher pay bedeli tespit edilerek, buna göre iade tutarının belirlenmesi gerektiğini savunmuş, istinaf sebebi olarak da bu savunmaları ileri sürmüştür. Bakırköy 1 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/429 esas, 2015/871 Karar sayılı 19/11/2015 tarihli kararı ile davalı şirketin 08/10/2023 tarihli olağan üstü genel kurul toplantısında alınan 11 nolu kararın butlan ile malul olduğunun tespitine, 12 ve 13 nolu kararların iptali istemlerinin reddine karar verildiği, karara karşı davacılar tarafından temyiz başvurusunda bulunulduğu, Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2016/1884 esas, 2018/707 Karar Sayılı 26/01/2018 tarihli kararında, dava konusu genel kurulda alınan 11 nolu karara ilişkin istem kabul edildiğinden, davacıların bu karara karşı temyiz yoluna başvurmakta hukuki yararlarının bulunmaması nedeniyle temyiz istemlerinin reddine, gündemin 12 nolu kararına ilişkin temyiz isteminin kabulüne karar verilmiş, karar düzeltme istemi de 05/02/2020 tarihli ilam ile reddedilmiş olup, sermaye azaltımı ve arttırımına ilişkin karar bozma kapsamında olmadığından karar düzeltme isteminin reddi tarihi itibariyle kesinlemiştir. 6362 Sayılı Kanunun 24/1 fıkrasında, halka açık anonim şirket pay sahipleri için öngörülen ayrılma hakkı; aynı Kanunun 23/1 maddesi uyarınca Kurul tarafından "önemli nitelikte iş" kabul edilen genel kurul kararlarına olumsuz oy kullanılması ve muhalafetin tutanağa geçirilmesi koşulu ile, pay sahibine paylarını şirkete satarak ayrılma imkanı vermektedir. Hükme göre; halka açık şirket bu payları pay sahibinin talebi üzerine, Kurulca belirlenecek esaslara göre adil bir bedel üzerinden satın almakla yükümlüdür. Somut olayda, halka açık anonim şirket niteliğini haiz davalı şirketin sermaye azaltımı ve eş zamanlı arttırımı kararının, Kurulca önemli nitelikte iş kabul edildiği, davacının ilgili karara olumsuz oy kullandığı muhalefetini ve davalı şirketin çağrı ilanında belirttiği ve KAP'da açıkladığı 0,46-TL fiyat üzerinden ayrılma hakkını kullanacağını tutanağa geçirttiği; ayrılma hakkının doğumuna esas teşkil eden genel kurul kararının butlan ile sakat olduğunun 05/02/2020 tarihinde kesinleşen mahkeme kararı ile tespit edildiği, butlan ile malul kararın baştan itibaren geçersiz olduğu sabit ise de; davalı şirketin Kurul'un uyarı yazısına rağmen, davacının ayrılma hakkı bedelini 10/12/2013 tarihine dek ödememiş, 12/12/2013 tarihine dek de payların iadesini sağlamamış olması, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi nedeniyle, davalı şirket adına dava dışı aracı kurum nezdindeki hesapta blokeli olarak saklanan davacı paylarının, yine davalı şirketin vergi borcuna istinaden 6183 Sayılı Kanun Kapsamında 25/03/2014 ve 26/03/2014 tarihlerinde satılarak, bedellerinin 28/03/2014 tarihinde vergi dairesine gönderilmiş olması, alınan bilirkişi raporu ile davalı tarafından KAP'da yapılan açıklamalar kapsamından, genel kurul kararına karşı 07/01/2014 tarihinde açılan davadan sonra ayrılma hakkını kullanan başka bazı pay sahiplerine ödeme yapıldığının anlaşılması karşısında; davalı tarafından dayanak genel kurul kararının batıl olduğunun ileri sürülmesi, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorunda olduğunu öngören, hakkın kötüye kullanılması yasağının da dayanağını oluşturan TMK'nun 2 maddesine aykırılık teşkil edecektir. Davalı şirketin, anılan genel kurul kararının batıl olması nedeniyle ayrılma hakkının doğmadığına, ayrılma bedelinin talep edilemeyeceğine, ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade talep edilebileceğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; ilk derece mahkemesi tarafından, davacının aracı kurum nezdindeki hisselerinin davalı vergi borcuna mahsuben satılmış olması, davalının iadesini sağlayabileceği pay bulunmaması nedeniyle davanın kabulüne karar vermesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış olup, karar ve gerekçede kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince istinaf talep eden davalıdan alınması gereken 61.979,09-TL istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 15.494,77-TL harcın mahsubu ile bakiye 46.484,32- TL.'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 26/10/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:56