SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 13. HD 2022/1594 E. 2023/1458 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/1594

Karar No

2023/1458

Karar Tarihi

5 Ekim 2023

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1594

KARAR NO: 2023/1458

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 30/04/2018

NUMARASI: 2014/36 Esas - 2018/586 Karar

DAVA: Menfi Tespit (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 05/10/2023

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2008 yılında geçirdiği maddi ödeme güçlüğü sonrasında, davalıdan %143,60 dönem faizi ile 125.000.-TL ödünç para almak zorunda kaldığını, müvekkili tarafından davalıdan almış olduğu borcun teminatt olarak da müvekkiline ait Bursa ili, Nilüfer ilçesi, ... Mahallesinde kaim meskenin tamamının ipotek edildiğini, davalının bir ikrazat firması olduğunu, müvekkilinin söz konusu sözleşme uyanca davalıya aylık 6.343,75.-TL olmak üzere 17 aylık toplam 107.831.-TL ödeme yaptığını, müvekkilinin ekonomik zorluklar nedeniyle ödemelerini aksatması sebebiyle davalı tarafından müvekkili aleyhine Şişli ... İcra Müdürlüğünün ... E, sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, bu takip sonucunda müvekkiline ait ipotekli gayrimenkulün satışa çıkarıldığını, müvekkilinin bu takibin yapılmasından ve takip tarihinden sonra da davalıya toplam 269.348,75.-TL lik ödeme yaptığını, müvekkilinin davalıdan almış olduğu 125,000.-TL lik ödünç para için davalıya 377.174,75.-TL lik ödeme yaptığını ancak takip sonrasında yapılan ödemeler icra dosyasına yansıtılmadığından ve yüksek oranda faiz işletildiği için müvekkilinin davalıya borcunun, faiz ve masraflar dahil 800.000.-TL den fazla olduğunu, bu miktarın ise davalıdan alınan borç paraya göre çok yüksek olduğunu ve müvekkilinin ekonomik yönden mahvına neden olabilecek nitelikte olduğunu ileri sürerek müvekkilinin Şişli ... İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası nedeniyle borçlu bulunmadığının tespitine, davalı - alacaklı aleyhine davalıya ödenen 269.348,75 TL üzerinden % 20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ikrazatçı olduğunu, yasal değişiklik nedeni ile yeni müşteri kabul etmediğini, davacı iddialarının aksine müvekkilinin işyerinin kapanmadığını, sadece yasa gereği yeni müşteri kabul etmediğini ve yeni ikrazat işleri yapmadığını, davacının kendilerinden 6 yıldır birçok krediler alarak ticaretlerinde kullandıklarını, taraflar arasındaki işin ikrazat işi olduğunu ve bunun bir ticari iş olduğunu, davacının bu nedenle faize ilişkin iddialarını kabul etmediklerini, davacının yapmış olduğu ödemelerin davacı borcundan düşülerek kalan bakiyenin kendisinden talep edildiğini, sözleşmeye göre %225 faiz talep etme hakları olmasına rağmen davacıdan %180 oranında faiz talep edildiğini, davacının 04/12/2008 tarihli ve ... Sözleşme nolu sözleşme ile ve İpotek Belgesi ve Resmi Senet ile müvekkilinden ödünç para aldığını, ancak sözleşme ve akit tablosuna aykın hareket ederek sözleşme hükümlerini yerine getirmediğini, davacıya gönderilen ihtarname ile sözleşme hükümlerini yerine getirmesinin talep edildiğini, ancak davacı tarafından sözleşme hükümleri yerine getirilmediğinden İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. nolu takip dosyası ile icra takibine geçildiğini, davacının yaptığı ödemeler de göz önüne alarak borcundan düşüldüğünü ve bu ödemeler eklenerek hesaplama yapılması suretiyle bakiye borcun talep edildiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 30/04/2018 tarih ve 2014/36 Esas - 2018/586 Karar sayılı kararında;"Davacı tarafından açılan dava, İİK 72. maddesine dayalı menfi tespit davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı icra dosyasında takibe konu olan faiz alacağından dolayı davacının davalıya borçlu olup olmadığı hususlarındadır.Taraflar arasında 04/12/2008 tarihli ... sıra numaralı 17 maddeden mütevellit bir Ödünç Sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşme ekindeki geri ödeme tablosuna bakıldığında, davacının kullandığı kredi miktarının 125.000.-TL olduğu, aylık faizin %2,99, dönem faizinin ise %143,60 olduğu, alınan tutarın ilk ödeme 04/01/2009 tarihinde, son ödeme ise 04/12/2012 tarihleri arasında aylık 6.343,75.-TL lik 48 adet eşit taksit halinde ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu, bu sözleşmenin teminatı olmak üzere Bursa ili, Nilüfer ilçesi, ... Mahallesinde kaim ... Pafta, ... Ada, ... Parsel, numaralarında kayıtlı ... arsa paylı, ... Blok ... Kat ve ... Kat ... nolu taşınmazın davacı tarafından 04/12/2008 tarih ... yevmiye nolu Resmi Senet ile davalıya ipotek verilmiş olduğu, davalı tarafından Beşiktaş ... Noterliğinin 15/04/2010 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edilerek 04/03/2010 tarihinde ödenmesi gereken 78,29.-TL, 04/04/2010 tarihinde ödenmesi gereken 6.343,75.-TL olmak üzere vadesinde ödenmeyen toplam 6.422,04.-TL nin ihtarnamenin tebliğinden itibaren 10 gün içinde gecikme faizi ile ödenmesi, aksi takdirde temerrüde düşülmüş sayılarak %225 temerrüt faizi ile alacağın tahsili için ipoteğin paraya çevrileceğinin ihtar edildiği, ihtarnamenin 30/04/2010 tarihinde davacıya tebliğ edilmiş olduğu, davacı tarafından 30/04/2010 tarihinde 106,18.-TL ve 6.237,52.-TL, 14/06/2010 tarihinde de 462,66.-TL ve 537,34.-TL ödemeler yapıldığı ve bu tarihten sonra takip tarihine kadar herhangi bir ödemenin yapılmamış olduğu, kalan taksitlerin ödenmemesi üzerine davalı tarafından 15/06/2010 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... K. sayılı dosyası ile 110.662,50.-TL asıl alacak ve 22.148,47.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 132.810,47,-TL üzerinden takibe geçilmiş olduğu, takibin itirazsız olarak kesinleştiği, ipoteğe konu taşınmazın kıymet takdirinin yapıldığı, 04/09/2013 tarihinde taşınmazın satılarak paraya çevrilmesinin talep edildiği, Bursa ... İcra Müdürlüğünün ... Tal. sayılı dosyasına müzekkere yazılarak, taşınmazın paraya çevrilmesinin istendiği, 07/01/2014 tarihinde borçlunun değişik tarihlerde yapmış olduğu toplam 265,131,25.-TL lik ödemenin alacaklı vekilince dosyaya bildirildiği, tahsil harcı yatırılarak 08/01/2014 tarihi itibariyle İcra Müdürlüğünce yapılan dosya hesabında bu tarih itibariyle bakiye borcun 607.524,26,-TL olarak hesaplandığı, davacının İstanbul 13. İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/21 E, sayılı dosyasına yapmış olduğu şikayet üzerine Mahkemece 15/01/2014 tarihinde takibin tedbiren durdurulmasına karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu 04,12.2008 tarihli 559 nolu ödünç sözleşmesinin 8. Maddesi (Ödünç Alanın Temerrüte Düşmesinin Hukuki Sonuçları) : b) Birbirini izleyen en az iki taksidin ödenmemesi durumunda ise, ödünç veren geri ödeme tablosunda yer alan kalan borcun tamamım talep etme hakkına sahip olup, muaccel hale gelen ve temerrüte düşülen borcun tamamına ödenmeyen ilk taksit tarihinden itibaren bu sözleşmede yazılı akdi faiz oranına (+% 189,10 puan ilave edilmek suretiyle oluşacak faiz oranı üzerinden yıllık (%225) temerrüt faizi ve eklentileri uygulanacağı ödünç alan tarafından kabul edilmiştir. Dava konusu 04.12.2008 tarihli 559 nolu ödünç sözleşmesinden verilen ipotekten Tapu Sicil Müdürlüklerince Düzenlenen Resmi Senet Madde-2) Sözleşme Faizi ve Eklentileri: Borç verilen miktar taksitler halinde geri ödeneceğinden, işbu kesin borç ipoteği; borcun anaparası yanında, taksitlere yüklenen (yıllık %35,90), %143,60 oranındaki 43 aylık akdi faizin ve termerrüde düşülmesi halinde akdi faiz oranına (+%189,10) puan ilave edilmek suretiyle oluşacak faiz oranı üzerinden yıllık %225 temerrüt faizi ve eklentilerinin, bu faizin gider vergisinin, sigorta primlerinin, masrafların ve diğer eklentilerinin de teminatını teşkil etmek üzere tesis edilmiştir. Deliller toplandıktan sonra mahkememizce belirlenen uyuşmazlık konusunda rapor hazırlamak üzere dosya mali müşavir bilirkişi ..'ye tevdi edilmiş olup, bilirkişi tarafından ibraz edilen 16/03/2015 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalı defterlerinde yapılan incelemede, davacı ile olan münasebetini 120.35.308.001 nolu hesap altında 125.000.-TL lik ana para borcunu, 120.35.308.009 nolu hesap altında da toplam 179.500.-TL olan ikrazat sözleşmesine konu faiz bakiyesini talep ettiğini, davacının icra dosyasına yapmış olduğu brüt ödeme tutarının 265.131,25.-TL olduğunu, bu tutardan (tahsil harcı ve ceza evi harcı, vs.) düşüldükten sonra davalı defterlerine yansıyan net tahsilat tutarının 249,534,62.-TL olduğu anlaşılmakta olup, takip tarihindeki davacının asıl borcunun 110.662,50.-TL olduğu noktasında çekişme bulunmadığını, davacı yanın, davalının talep ettiği ve dosya hesabında esas alındığı anlaşılan %180 faiz oranına itiraz ettiğini, emsal gösterdiği Yargıtay Kararlan ışığında faiz oranının bankalarca verilen kredi faizleri de gözetilerek makul bir seviyeye indirilmesi talebinde bulunduğunu ve bu yapıldığı takdirde, yaptıkları ödemeler dikkate alınarak, fazla ödeme yaptıklarının ortaya çıkacağı anlatımında olduğunu, davalı yanca da Yargıtay Hukuk Genel Kumlunun aksi yöndeki bir karar emsal gösterilerek, taraflar arasındaki ilişkinin bir ikrazat işi olduğu ve bunun ticari ilişki olduğu, davacı talebinin mümkün olmadığı, sözleşmeye göre %225 oranında faiz talep etme hakları mevcut iken iyi niyet göstererek %180 oranında talepte bulunduklarının ifade edildiğini, davaya konu takip dosyasında davacının takip tarihi itibarıyla kesinleşen borcunun 110.662,50.-TL asıl alacak ve 22.148,47.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 132.810,97.-TL olduğunu, davalı yanın talebi dikkate alınarak % 180 temerrüt faiz oranına göre yapılan hesaplamada, 10.12.2013 dava tarihi itibariyle, 110.662.50 TL. asıl alacak ve 467,243.74 TL. işlemiş faiz olmak üzere toplam davalı alacağının 577.906.24 TL olduğunu, Davacı talebi dikkate alınarak, banka kredi faiz oranlarının ortalamalarına göre yapılan hesaplamada ise, 71.067,43 TL asıl alacak ve 21.294.72 TL. işlemiş faiz olmak üzere toplam davalı alacağının 92,362.15 TL. olduğunu beyan etmiştir. Bilirkişi raporunda çelişkiler bulunması ve taraflar arasındaki ilişkinin ticari iş kapsamında olup olmadığının değerlendirilmemesi nedeni ile bankadan sunulan bireysel kredilere ilişkin faiz oranları da dikkate alınarak rapor tanzim etmek üzere dosya bankacı bilirkişi ...'a tevdi edilmiş olup, bilirkişi tarafından ibraz edilen 06/02/2017 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacının fazla ödeme yapması nedeniyle davalıdan 27.01.2014 dava tarihi itibarı ile 7.668.06 TL alacaklı olduğunun hesaplandığını beyan etmiştir. Bilirkişi raporunun sadece bankacı bilirkişi tarafından düzenlenmiş olması karşısında denetime açık ve hükme esas almaya elverişli olmadığı kabul edilerek mali müşavir bilirkişi ...l'ün katılımı ile ek rapor alınmasına karar verilmiş olup bilirkişiler tarafından ibraz edilen 02/02/2018 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; Davalı firmanın ibraz edilen 2009 - 2016 yıllan arası ticari defterlerinin açılış tasdikinin süresinde yapıldığını, kapanış tasdiki yapılmadığını, dolayısıyla ticari defterlerin sahibi lehine delil niteliği taşımadığını, davacı ile ilgili borç-alacak ilişkilerinin 120.08.00518.03 Alıcılar ve 128.06.048.01 Şüpheli Ticari Alacaklar alt hesaplarında takip edildiğini, davalı tarafın bilgisayar ortamında tutulan ticari defterinin incelenmesinde, bu hesabın borç-alacak kayıtlarının, müstenidatı fatura ve belgelere uygun olduğunu, davacının 15.06.2010 takip tarihi itibariyle 110,662,50 TL anapara borcu ve gelecek dönemlerde ödenmesi gereken 92.227,78 TL faiz borcu olduğunu, davacı ... ile 5 kez ödünç para sözleşmesi, dava dışı ... ile de bir kez ödünç para sözleşmesi düzenlendiğini, ödünç sözleşmesinin 8. maddesi ve ödünç sözleşmesinden verilen ipotekten Tapu Sicil Müdürlüklerince Düzenlenen Resmi Senet 2. maddesi ile yıllık %225 temerrüt faizinin düzenlendiğini, davacı tarafça davacının ödünç parayı çocuklarının eğitim masrafları için ve özel amaçlarla aldığının iddia edildiğini ancak bu iddiayı kanıtlayacak herhangi bir belge ibraz edilmediğini, davacı vekilinin ibraz ettiği Yargıtay İlamında, uygulanacak faiz türü belirtilmemiş olup, kararda “Bankalarca verilen kredi faizleri” ifadesinin geçtiğini, davalı vekilinin 02.08.2016 tarihli dilekçesi ekinde ibraz ettiği Türkiye Ticaret Sicili Gazeteleri incelendiğinde; davacı ... ve dava dışı ...’nın ... Sanayi Ltd. Şti, ... Tahmil Tahliye Ticaret Ltd. Şti, ... Ticaret Sanayi Ltd. Şti. ortakları ve müdürleri olduğunu, davacı ...'nin, ... Temizlik Tic Ltd.Şti. ortağı ve müdürü olduğunu, dava dışı ...’nın da şirketin ortağı olduğunu, davalı vekilinin 02.08.2016 tarihli dilekçesi ekinde ibraz ettiği ... web sitesinden alınmış 16.05.2016 tarihli döküm ve ... Gazetesi web sitesinden alınmış 04.01.2013 tarihli dökümler incelendiğinde, davacı ... TOBB Bursa Kadın Gişimciler Kurulu İcra Komitesi’ne ...’nın ise TOBB Bursa Genç Girişimciler Kurulu’na seçilmiş olduklarını, ... ile yapılan söyleyişte, “..Konteyner taşımacılığı ve gemicilik hizmetlerinde öncü taşımacılık sektöründe edindiğimiz tecrübeler bizi her geçen gün farklı alanlarda yatırımlar yapmaya iterken hizmet verdiğimiz müşterilerden gelen yoğun talepler üzerine konteyner taşımacılığı şirketimizi de grubumuza katarak Türkiye'nin en büyük sanayi şehirlerinden biri olan Bursa'ya hizmet veriyoruz ” ifadelerinde bulunduğunu, taraflar arasında düzenlenmiş dava konusu sözleşmede ve resmi senette yıllık faiz oranı % 225 olarak belirlenmiş olup davalı tarafın talebinin % 180 olduğunu, bu orandan faiz hesaplanmasının davacının mahfına sebep olup olmayacağının dava dosyasına ibraz edilen belgelerden anlaşılmadığını, seçenekli olarak 1-Sözleşme ile belirlenen temerrüt faiz oranı dikkate alınarak, yani davalının talebi % 180 faiz oranı dikkate alınarak 110.662,50 TL asıl alacak üzerinden, 2-Bankalarca bildirilen kredi faiz oranları dikkate alınarak, 3- Bankalarca bireysel kredilere uygulanan faiz oranları dikkate alınarak hesaplama yaptıklarını, Birinci seçenekte: davalı firmanın 10.12.2013 dava tarihi itibariyle 584.374,80 TL alacağı bulunduğunu, bilirkişi Mali Müşavir ...’nün düzenlemiş olduğu 09/03/2015 tarihli rapordaki faiz tutarı arasındaki farkın nedeninin Sayın Bilirkişinin sehven 19.08.2010 tarihindeki ödemeyi borçtan düşmesi gerekirken toplama dahil etmesinden ve genel toplamı yanlış toplamasından kaynaklandığını, İkinci seçenekte: 117.613.68 TL alacağı bulunduğunu, Üçüncü seçenekte: 56.759.46 TL olduğunu beyan etmişlerdir. Son Bilirkişi Raporu, dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, açıklayıcı ve hükme esas almaya elverişlidir. 6762 Sayılı Ticaret Kanunu' nun ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu' nun 4. maddelerine göre dava konusunun ödünç para verme işine ilişkin sözleşmede öngörülen hususlardan doğmuş olması karşısında ticari iş niteliğinde olduğu, ticari işlerde faiz miktarı serbestçe tayin olabileceğinden davacı borçluların faiz ve faiz oranına itiraz etmiş olmasına rağmen, sözleşme ile belirlenen faiz oranının tarafları bağlayıcı olduğu, kural olarak ekonomik bakımdan zayıf, güçsüz kişilerin karşı tarafça önceden hazırlanan genel işlem şartına katılma yolu ile girdikleri sözleşme ilişkilerinde edimler arasında dengesizlik bulunduğu taktirde, sözleşmenin aynen ifası borçlunun ekonomik varlığını önemli ölçüde etkilemekte ise, hakim özel hukuk düzeninin çerçeve hükümleri yoluyla sözleşmeye müdahale edebilir ise de, davalının %180 faiz oranı talebinin sözleşme ile düzenlenen yıllık %225 temerrüt faizinin altında kalması ve davacının ortağı olduğu şirketin mali durumu dikkate alınarak %180 faiz oranı mahkememizce makul seviyede kabul edilmiştir. MK 6. maddesi gereğince bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Menfi tespit davasında borçlu, borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa bu durumda ispat yükü davalı alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun düştüğünü ileri sürüyorsa ispat yükü doğal olarak davacı borçluya düşer. Somut olayda, davacı borçlu faize ilişkin borcun varlığını inkar ettiğinden ispat yükü davalı alacaklıya düşmektedir. Davalı, kendi ticari defterlerine, taraflar arasındaki ödünç sözleşmesine ve ipotek belgesine dayanmaktadır. Davalının ticari defterleri sahibi lehine delil niteliği taşımasa da asıl alacak yönünden taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlık konusunun takip sonrası uygulanan faiz oranı olduğu ve taraflar arasındaki ödünç sözleşmesinin 8. maddesi ve ödünç sözleşmesinden verilen ipotek belgesinin 2. maddesi ile yıllık %225 temerrüt faizinin düzenlendiği dikkate alındığında, davalı alacaklının %180 oranında faiz talep etmesinin yerinde olduğu kabul edilerek davalı takip tarihinde 110.662,50 TL asıl alacak ve 22.148,47 TL faiz alacağı talep ettiğinden, %180 faiz oranı uygulanmak suretiyle 110.662,50 TL asıl alacak üzerinden son bilirkişi raporunun birinci seçeneğinde hesaplanan 584.374,80 TL faiz alacağı miktarına ve davacının davayı 132.810,97 TL dava değeri üzerinden açmış olmasına göre, davacının davalıya borçlu olduğu anlaşılmış, davacının menfi tespit davasının reddine karar vermek gerekmiştir. "gerekçesi ile, Davanın Reddine karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; davalıya yapılan ödemelerin bir kısmının (269.348,75.-TL) huzurdaki davanın açılma tarihinden sonra, davalı tarafça icra dosyasına bildirildiğini, davalı tarafça, müvekkile ait ipotekli gayrimenkulün satışının talep edildiğini ve huzurdaki menfi tespit davasının, 10.12.2013 tarihinde açıldığını, buna ilişkin harçlandırma formunun ekte yer aldığını, (EK.1) bu takip açıldıktan sonra, davalı tarafa, müvekkil tarafından haricen 269.348,75.-TL ödeme yapıldığını, buna ilişkin dekontların dosyaya ibraz edildiğini, yapılan ödemeler hususunda bir uyuşmazlık olmadığını, davalı tarafça, davanın açılması ve İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/450 E. - 2013/596 K. Sayılı dosyasından verilen görevsizlik kararını müteakip 07.01.2014 tarihinde müvekkilin haricen ödemiş olduğu 269.348,75.-TL ödemenin dosyaya bildirildiğini, 08.01.2014 tarihinde tahsil harcının yatırıldığını (EK.2); Huzurdaki menfi tespit davasının açılması tarihi itibariyle, müvekkil tarafından davalıya ödenen 269.348,75.-TL dava konusu icra dosyasına henüz bildirilmediğini, her davanın açılmış olduğu tarihe göre değerlendirildiğini, bu nedenle, davanın açıldığı tarihte davalı tarafa yapıldığını ve dosyaya bildirilmediğini, haricen ödenen 269.348,75.-TL için bir karar verilmesi gerekirken bunun yapılmadığını, % 20 kötüniyet tazminat talebinin de bu miktar üzerinden olduğunu, davalının müvekkilin yapmış olduğu ödemeleri dava tarihinden 4 gün önce icra dosyasına bildirmiş olduğu iddiasının doğru olmadığını, huzurdaki davanın açılma tarihinin 10.12.2013 olduğunu, davalının davanın açıldığını öğrenmesi tarihinden çok sonra dosyaya ödemeleri bildirdiğini;Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2013/19239 E. - 2014/2635 K. Sayılı kararında; "Davacı, 14.000.-TL'lik bedel ödendiği halde ödenen bu bedel de dahil edilerek 17.000.-TL asıl alacak üzerinden aleyhine takibe girişildiğini, sadece 3.000.-TL asıl alacak miktarında borcu kaldığı halde bu şekilde takibe girişilmesinin doğru olmadığını iddia ederek dava açmış, davalı vekili ise davacının iddiası doğrultusunda açıklamalarda bulunarak ödenen 14.000.-TL bedelinin sehven takip konusu yapıldığını belirterek bu kısma ilişkin takibinden yargılama sırasında feragat etmiştir. Bu durumda, dava tarihi itibariyle davacının dava açmakta haklı olduğu gözetilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve ayrıca davacının kötüniyet tazminatı talebinin değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." denildiğini;Bu nedenle, ödenen miktarların icra dosyasına yansıtılmaması nedeniyle, müvekkilin ödemek zorunda kalacağı temerrüt faizi miktarının da yüksek olduğunu ve müvekkilin zarara uğradığını, icra dosyasının açılması tarihinden sonra davalıya ödenen 269.348,75.-TL hakkında menfi tespit talebinin ve bu miktar üzerinden % 20 kötüniyet tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, bu nedenle İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kararının istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması gerektiğini;Dava konusu takipte alacaklı sıfatı bulunmadığını, dava sırasında ayrıntıları ile açıkladıkları üzere, icra takibi alacaklısı davalı ... firmasının faaliyetlerine son verildiğini, bu nedenle davaya konu takipte alacaklı sıfatının bulunmasının mümkün olmadığını, bu durumun Yerel mahkemece araştırılmadığını;Müvekkilin davalıdan aldığı paranın bireysel borç ve ticari iş olmadığını, davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilin tacir olmadığını, bu nedenle söz konusu sözleşmenin ticari nitelikteki sözleşme olduğu iddiasının doğru olmadığını, Yerel mahkemenin kararında; "davacı tarafça davacının ödünç parayı çocuklarının eğitim masrafları için ve özel amaçlarla aldığının iddia edildiğini ancak bu iddiayı kanıtlayacak herhangi bir belge ibraz edilmediğini," hükmünün yer aldığını, yargılama aşamasında dosyaya sunulan dava konusu borç ilişkisine dair ödeme planının başlığında "Bireysel Kredi Ödeme Planı" ibaresinin yer aldığını, her iki tarafça söz konusu belgenin altının imzalandığını, davalı tarafça bu belgeye itiraz edilmediğini, bu yazılı belgenin taraflar arasında borç ilişkisinin ticari olmadığını ortaya koyduğunu, müvekkilin iki çocuğunun da yurt dışında okuduğunu, gerektiğinde buna ilişkin okul belgelerinin gerekli kurumlardan celp edilebileceğini; Müvekkilin ekonomik olarak zayıf olduğu, paraya ihtiyacı olduğu bir dönemde, davalıdan borç aldığını, kendisine uygulanan % 180 faiz oranının çok yüksek olduğunu ve müvekkilin ekonomik yönden mahvına neden olabilecek nitelikte olduğunu, Mahkemece, ikrazatçı alacaklının sağladığı haksız kazanç ölçüsünde sözleşmeye müdahale edilerek ödünç sözleşmesinde kararlaştırılan faiz ile gecikme faizinin bankalarca verilen kredi faizleri de gözetilerek makul bir seviyeye indirilmesi gerektiğini, dosyaya bir örneğini sundukları Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2008/18296 E. - 2008/21466 K. sayılı kararında;"Ancak, kural olarak ekonomik bakımdan zayıf, güçsüz kişilerin karşı tarafça önceden hazırlanan genel işlem şartına katılma yolu ile girdikleri sözleşme ilişkilerinde edimler arasında dengesizlik bulunduğu taktirde; sözleşmenin aynen ifası borçlunun ekonomik varlığını önemli ölçüde etkilemekte ise, hakim özel hukuk düzeninin çerçeve hükümleri yoluyla sözleşmeye müdahale edebilir. Nitekim, Anayasa; Borçlar Hukuku yönünden de temel üst normdur. Anayasa ile öngörülen ekonomik bakımdan güçsüz olanların korunması lüzumu, özel hukuk ilişkilerinde de gözetilmeli; hakim, TMK.nun 1. maddesinin kendisine tanıdığı kanun koyucu gibi hareket etme yetkisine dayanarak; ( özellikle hakların kullanılmasında ve borçların yerine getirilmesinde objektif iyi niyet kurallarına uyulmasını emreden MK.2/1; ekonomik varlığın yitirilmesinin kişilik hakları ile ilgisi itibariyle, kişiliğin korunmasını düzenleyen MK.nun 24 ve BK.nun 19/2 gibi genel kurallara dayanarak ) sözleşmeye müdahale etmelidir.Gecikme faizi yönünden de BK.nun 161/son hükmü uyarınca bu imkan açıkca düzenlenmiş bulunmaktadır.Taraflar arasında ödünç verence önceden düzenlenen sözleşmeye katılan davalılar aylık faiz oranını %10 gecikme faizini %20 olarak kabul etmiştir.Dairemize gelen benzer dava dosyalarından ödünç sözleşmelerinin tümünde aylık faizin %10, gecikme faizinin %20, kararlaştırılan vadenin tüm sözleşmelerde bir ay gibi kısa süreli olarak belirlendiği, sonuçta, borçlunun temerrüdünün alacaklıyı zarara uğratmadığı aksine kazançlı duruma getirdiği görülmektedir. Bu dava dosyalarındaki tüm savunmalarda sözleşmeyi müşterek borçlu olarak imzalayan davalıların ödünç para almayıp gerçekte kefil olduklarını ileri sürdükleri, asıl borçlunun bankadan kredi alamayacak durumda borca batık kişilerden olduğu, özellikle memur,işçi yahut emekli oldukları gözlenmiştir. Sözleşme hükümleri uyarınca giderek artan borç yüksek gecikme faizi sayesinde zaman içerisinde büyümekte, ekonomik bakımdan güçsüz olan borçlunun ekonomik varlığını büyük ölçüde yitirmesine neden olmaktadır.Mahkemece, ikrazatçı alacaklının sağladığı haksız kazanç ölçüsünde sözleşmeye müdahale edilerek yukarıda anılan hükümler uyarınca ödünç sözleşmesinde kararlaştırılan faiz ile gecikme faizinin bankalarca verilen kredi faizleri de gözetilerek makul bir seviyeye indirilmesi suretiyle bir hüküm kurulmalıdır." denildiğini; Davalı tarafça ve Bilirkişi Raporları'nda belirtilen Yargıtay Kararlarının Bankalardan alınan ticari Genel Kredi Sözleşmeleri için verilmiş kararlar olduğunu, sundukları kararın olayla birebir emsal olabilecek ikrazat firmasının verdiği borçlarla ilgili olduğunu;Müvekkilin bu borcu bireysel ihtiyacı için aldığını, dosyaya sunulan Bireysel Kredi Ödeme Planının da bu durumu ispatladığını, huzurdaki icra dosyasına dayanak yapılan sözleşmenin 04.12.2008 tarihli olduğunu, Yeni Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce akdedildiğini, bu nedenle Yeni Türk Ticaret Kanunu'nun sözleşmeye uygulanmasının mümkün olmadığını; Müvekkilin bir ticari şirketin ortağı olması ya da ayrıca iş kadını olmasının başlı başına müvekkilin her işinde tacir hükmünde sayılacağı anlamını taşımadığını, davalının sözleşme tarihinde, 545 sayılı KHK ile değişik 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında ikrazatçılık faaliyeti ile uğraşmakta olup, davacı ile davalı arasındaki ilişkide bu kapsamda taraflar arasında imzalanan Karz Akdi (Ödünç Verme)'ne dayandığını;

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2008/18296 E. - 2008/21466 K. Sayılı, 16.12.2008 tarihli kararında;

"Mahkemece TTK'nın 14. Maddesine göre davacı taraf tacir sayıldığından 8. Maddesine göre ticari işlerde faiz miktarı serbestçe tayin olabileceğinden davalı borçluların faiz ve faiz oranına itiraz etmiş olmasına rağmen sözleşme ile belirlenen faiz oranının tarafları bağlayıcı olduğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Ancak, kural olarak ekonomik bakımdan zayıf, güçsüz kişilerin karşı tarafça önceden hazırlanan genel işlem şartına katılma yolu ile girdikleri sözleşme ilişkilerinde edimler arasında dengesizlik bulunduğu takdirde; sözleşmenin aynen ifası, borçlunun ekonomik varlığını önemli ölçüde etkilemekte ise, hakim özel hukuk düzenin çerçeve hükümleri yolu ile sözleşmeye müdahale edebilir. Nitekim, Anayasa; Borçlar Hukuku yönünden de temel üst normdur. Anayasa ile öngörülen ekonomik bakımdan güçsüz olanların korunması lüzumu, özel hukuk ilişkilerinde de gözetilmeli; hakim, TMK'nın 1. Maddesinin kendisine tanıdığı kanun koyucu gibi hareket etme yetkisine dayanarak; (özellikle hakların kullanılmasında ve borçların yerine getirilmesinde objektif iyiniyet kurallarına uyulmasını emreden MK.2/1; ekonomik varlığın yitirilmesinin kişilik hakları ile ilgisi itibariyle, kişiliğin korunmasını düzenleyen MK'nun 24 ve BK'nun 19/2 gibi genel kurallara dayanarak) sözleşmeye müdahale etmelidir. Gecikme faizi yönünden de BK'nun 161/son hükmü uyarınca bu imkan açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Taraflar arasında ödünç verenlerce önceden düzenlenen sözleşmeye katılan davalılar aylık faiz oranını % 10 gecikme faizini % 20 olarak kabul etmiştir. Dairemize gelen benzer dava dosyalarından ödünç sözleşmelerinin tümünde aylık faizin % 10 gecikme faizinin % 20, kararlaştırılan vadenin tüm sözleşmelerde bir ay gibi kısa süreli olarak belirlendiği, sonuçta, borçlunun temerrüdünün alacaklıyı zarara uğratmadığı aksine kazançlı duruma getirdiği görülmektedir. Bu dava dosyalarındaki tüm savunmalarsa sözleşmeyi müşterek borçlu olarak imzalayan davalıların ödünç para almayıp gerçekte kefil olduklarını ileri sürdükleri, asıl borçlunun bankadan kredi alamayacak durumda borca batık kişilerden olduğu, özellikle memur, işçi yahut emekli oldukları gözlenmiştir. Sözleşme hükümleri uyarınca giderek artan borç yüksek gecikme faizi sayesinde zaman içerisinde büyümekte, ekonomik bakımdan güçsüz olan borçlunun ekonomik varlığını büyük ölçüde yititmesine neden olmaktadır. Mahkemece, ikrazatçı alacaklının sağladığı kazanç ölçüsünde sözleşmeye müdahale edilerek yukarıda anılan hükümler uyarınca ödünç sözleşmesinde kararlarştırılan faiz ile gecikme faizinin bankalarca verilen kredi faizleri de gözetilerek makul bir seviyeye indirilmesi suretiyle bir hüküm kurulmalıdır." denildiğini; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2014/10769 E. - 2015/2063 K. 29.01.2015 tarihli kararında (İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin E 2012/ 315 K. 2013/218, 01.10.2013, tarihli kararı ile ilgili olarak) "Tarafların edimleri arasında hakkaniyete aykırı ve dengesiz bir durumun mevcut olduğu, sözleşmede kararlaştırılan temerrüt faizi oranına davacının temerrüdü durumunda alacaklıyı zarara uğratmayıp, aksine kazançlı hale getirdiği, davacının ipotekli taşınmazının takip dosyasında satılacağı endişesi ile borcunu ödediği dikkate alınarak fazla ödenen faiz tutarının istirdadını isteme hakkına sahip olduğu, TMK'nın 2/2-24 BK'nun 19/2-161 son hükmü uyarınca sözleşmeye müdahale etme koşullarının oluştuğu ve bilirkişi raporu ile belirlenen % 32,06 faiz oranı uygun görülerek yapılan hesaplama sonucunda belirlenen tutarın davacı talebini aşması nedeniyle, ... TL talebi ile bağlı kalınarak davalıdan tahsiline karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış" hükmü verildiğini, bu emsal kararların taleplerinde haklı olduklarını ortaya koyduğunu, müvekkilin almış olduğu ödünç paradan 10 kata yakın fazlalıkta bir faiz ödemesi yapma tehlikesi ile karşı karşıya kalması ve bu durumunda ekonomik yönden mahvına neden olması gerçeği ile karşı karşıya kaldığını beyanla;Yukarıda açıklanan nedenlerle ve resen dikkate alınacak hususlarla;Yerel mahkeme kararının istinaf yolu ile incelenerek kaldırılmasını, davanın ve tüm taleplerin kabulünü tehiri icra taleplerinin kabulünü, incelemenin duruşmalı yapılmasını talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen ödünç sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalıya ödenen bedelin davalı tarafından zamanında icra dosyasına bildirilmemesi ve kararlaştırılan faiz oranlarının fahiş olması sebebiyle faiz oranının da indirilerek davacının fazla çıkarılan borç miktarından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesine ilişkin menfi tespit davasıdır. Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili, davacı tarafından davalıya yapılan ödemeler ödendiği tarihlerde bildirilmeyip dava tarihinden sonra icra dosyasına bildirildiğini ve bu sebeple davacının borcunun arttığını, ayrıca sözleşmede belirlenen faiz oranının fahiş olduğunu ve indirilmek suretiyle davacının borçlu olduğu miktarın belirlenmesini ve yapılan ödemeler sonrasında icra dosyasında borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmeye konu işin ticari iş olduğunu, ticari işte faiz oranlarının serbestçe kararlaştırılmasının yasal olarak olanaklı olduğunu, ayrıca davacı tarafından yapılan ödemelerin dava tarihinden önce icra dosyasına bildirildiğini ve bu sebeple davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Somut davada; taraflar arasında 04/12/2008 tarihli ödünç sözleşmesi akdedilmiştir. Bu sözleşmeye göre davacı ödünç alan, davalı ödünç verendir. Ödünç alan sözleşmede kararlaştırılan ve ödünç verenden alınan 125.000,00 YTL taksiler halinde geri ödeme üzere ödünç almıştır. Sözleşmede on iki aylık faiz oranı net % 35,90, kırk sekiz aylık faiz oranı net % 143,60 olarak belirlenmiştir. Yıllık temerrüt faiz oranı ise % 225 olarak belirlenmiştir. Davacı tarafından sözleşmede yer alan taşınmaz üzerine borcunun teminatı olarak ipotek konulmuştur. Davacı tarafından ödünç paranın davacının çocuklarının eğitim masrafları ve özel amaçlarla alındığını, davacı tarafından sözleşme kapsamında bir kısım ödemeler yapıldıktan sonra geri kalan kısım ödemeler vadesinde yapılmamış ve davalı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında 110.662,50 TL asıl alacak, 22.148,47 TL %180 oranında işlemiş temerrüt faizi ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yıllık % 180 temerrüt faiz oranı ile birlikte 15/06/2010 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatılmıştır. İcra takibi ile davacının ipotek vermiş olduğu taşınmaz paraya çevrilmiştir. Ayrıca davacı tarafından sunulan banka kayıtlarında ve davalının icra dosyasına 08/2014 tairhinde bildirdiği haricen ödeme bildiriminde davacının 2010, 2011, 2012, 2013 yıllarında farklı aylarda ödeme yapmasına rağmen söz konusu ödemeler ödendiği tarihlerde davalı tarafından icra dosyasına bildirilmemiş, iş bu dava tarihi olan 10/12/2013 tarihinden sonra davalı tarafından toplu olarak 08/01/2014 tarihinde icra dosyasına bildirildiği tespit edilmiştir.Davacı vekili, davacının tacir olmadığını, dava konusu ödünç sözleşmesi kapsamında alınan ödünç paranın çocuklarının eğitim masrafları ve özel amaçlarla alındığını, dolayısıyla kararlaştırılan faiz oranın yüksek olduğunu iddia etmiştir. İlk Derece Mahkemesince dava konusu işin ticari iş olduğu ve ticari işlerde faiz oranının serbestçe kararlaştırılacağı, davacının ortak olduğu şirketin mali durumu dikkate alındığında %180 faiz oranının kabul edilebilir olduğunu kabul etmiştir. Davacı dava konusu sözleşmeyi ortağı olduğu şirket adına değil kendisi adına imzalamış ve ödünç parayı kendisi adına almıştır. Bu sebeple davacının mali durumu değerlendirilirken davacıdan ayrı tüzel kişiliği bulunan şirketin mali durumunu göz önünde bulundurmak yerinde değildir. Mahkemenin bu yöndeki kabulü isabetli olmamış ve davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Davacı vekili, sözleşmede kararlaştırılan faiz oranın fahiş olduğunu ve indirilmesi gerektiğini iddia etmiştir. İlk Derece Mahkemesince dava konusu işin ticari iş olduğu ve ticari işlerde faiz oranının serbestçe kararlaştırılacağını kabul etmiştir. Gerek sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'nın 3. ve 4. maddeleri, gerek 6102 sayılı TTK'nın 3. ve 4. maddeleri uyarınca dava konusu rehin karşılığı ödünç verme sözleşmeleri ticari iştir. Yine 6762 sayılı TTK'nın 8. maddesi ve 6102 Sayılı TTK'nın 8. maddesine göre ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir. Ancak Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin 16/12/2008 tarih, 2008/18296 esas ve 2008/21466 karar sayılı ilamında da işaret edildiği üzere ".... kural olarak ekonomik bakımdan zayıf, güçsüz kişilerin karşı tarafça önceden hazırlanan genel işlem şartına katılma yolu ile girdikleri sözleşme ilişkilerinde edimler arasında dengesizlik bulunduğu taktirde; sözleşmenin aynen ifası borçlunun ekonomik varlığını önemli ölçüde etkilemekte ise, hakim özel hukuk düzeninin çerçeve hükümleri yoluyla sözleşmeye müdahale edebilir. Nitekim, Anayasa; Borçlar Hukuku yönünden de temel üst normdur. Anayasa ile öngörülen ekonomik bakımdan güçsüz olanların korunması lüzumu, özel hukuk ilişkilerinde de gözetilmeli; hakim, TMK.nun 1. maddesinin kendisine tanıdığı kanun koyucu gibi hareket etme yetkisine dayanarak; (özellikle hakların kullanılmasında ve borçların yerine getirilmesinde objektif iyi niyet kurallarına uyulmasını emreden MK.2/1; ekonomik varlığın yitirilmesinin kişilik hakları ile ilgisi itibariyle, kişiliğin korunmasını düzenleyen MK.nun 24 ve BK.nun 19/2 gibi genel kurallara dayanarak) sözleşmeye müdahale etmelidir. Gecikme faizi yönünden de BK.nun 161/son 6098 Sayılı TBK 182/son) hükmü uyarınca bu imkan açıkca düzenlenmiş bulunmaktadır. Mahkemece, ikrazatçı alacaklının sağladığı haksız kazanç ölçüsünde sözleşmeye müdahale edilerek yukarıda anılan hükümler uyarınca ödünç sözleşmesinde kararlaştırılan faiz ile gecikme faizinin bankalarca verilen kredi faizleri de gözetilerek makul bir seviyeye indirilmesi suretiyle bir hüküm kurulmalıdır. ..." Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin ve değerlendirilmeksizin karar verilmesi yerinde olmamıştır. Bunun yanında 6098 sayılı TBK'nın 88. maddesi; “Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz” hükmünü, yine aynı Kanunun 120. maddesi “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.” hükmünü içermektedir. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu’nun 2. maddesinde; "Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları, gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın, bütün fiil ve işlemlere uygulanır" denildikten sonra, görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlığını taşıyan 7. maddesinde aynen “Türk Borçlar Kanunu'nun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76., faize ilişkin 88., temerrüt faizine ilişkin 120. ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138. maddesi, görülmekte olan davalarda da uygulanır.” hükmü düzenlenmiştir. TBK'nın 88 ve 120. maddelerinin düzenleniş amacı ve niteliği gözetildiğinde, emredici nitelik taşıdığının kabulü gerekir. (Yargıtay 07/12/2015 tarih, 2015/18746 esas ve 2015/30601 karar sayılı ilamı). Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin ve değerlendirilmeksizin karar verilmesi yerinde olmamıştır. İlk derece Mahkemesince yukarıda belirtilen Yargıtay kararındaki ilkeler ve TBK'nın 88. ve 120. maddeleri değerlendirilmeksizin hüküm kurulması yerinde olmamıştır. Davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. O halde Mahkemece yapılacak iş; davacı tarafından sözleşme kapsamında icra takibinden önce yapılan ödemeler, icra takip dosyasındaki borca ilişkin yapılan tüm ödemeler ve davalı tarafından tahsil edilen ve taşınmazın satışı sonrası tahsil edilen bedeller ödeme tarihleri dikkate alınarak davacının dava tarihi itibariyle icra takip dosyasındaki borcunun tespiti, ikrazatçı davalının sağladığı haksız kazanç ölçüsünde sözleşmeye müdahale ederek yukarıda anılan hükümler uyarınca ödünç sözleşmesinde kararlaştırılan faiz ile gecikme faizinin kamu ve özel bankalarca verilen kredi faizleri de gözetilerek makul bir seviyeye indirilmesi ve ödünç sözleşmesi kapsamında kararlaştırılan faiz ile aynı dönemde kamu ve özel bankaların uyguladıkları en yüksek temerrüt faiz oranlarının ortalamasının TBK'nın 120. maddesi uyarınca %100 fazlası oranı ile davacının yapmış olduğu ödemeler ve taraflarca belirlenen borç ve ödeme takvimine göre davacının davalıya ödediği miktar dikkate alınarak davacının davalıya borçlu olup olmadığı, borçlu ise miktarı ve fazla ödenen miktar bulunması halinde fazla ödenen miktarın tespiti için önceki bilirkişiden veya uzman bir bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesidir.Açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/04/2018 tarih ve 2014/36 Esas - 2018/586 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 4-Artan gider avansı olması halinde avansı yatıran taraflara iadesine, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/10/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenVermeTespitkaldırılmasınataraflarınMenfiKaynaklanan)(ÖdünçözetiistinafderecesebeplerininistanbuldeğerlendirilmesiiadesinesebeplerisavunmasınınmahkemesininkararınınSözleşmesindenilerikabulüiddianumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:03:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim