SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/2047

Karar No

2024/995

Karar Tarihi

27 Haziran 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/2047

KARAR NO: 2024/995

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 30/12/2020

NUMARASI: 2019/349 Esas - 2020/751 Karar

DAVA: İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/06/2024

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili; davacı banka ile kredi borçlusu ... Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine istinaden borçluya krediler kullandırıldığı, davalıların ise sözleşmeleri müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesap kat edilerek borcun ödenmesi ihtar edilmişse de borcun ödenmediğini, bu nedenle davalılar hakkında Bakırköy ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, borçluların haksız itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, davalıların itirazının iptali ile davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalılar vekili; asıl borçlu şirkete Bakırköy 3. ATM'nin 2018/1172 esas sayılı dosyasında 09.05.2019 tarihinde konkordato kesin mühlet kararı verildiğini, davalı ...'nın üç adet genel kredi sözleşmesinden ilk ikisinde imzası bulunmakta olup son sözleşmede imzasının bulunmadığını, ilk iki sözleşmedeki borç ödenmiş ise bir borç çıkması halinde kefalet imzası bulunmayan son sözleşme nedeniyle bu davalının borçtan sorumluluğunun bulunmadığını, ayrıca davalı ...'nın 2017 yılı şubat ayında borçlu şirketteki hisselerin diğer kefil ...'a devrederek ortaklıktan ayrıldığını, bu durumda önceki savunmalarının kabul görmemesi halinde davalının kefaletinin ilk iki sözleşmedeki kefalet limitleri üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini, borcun bir kısmının ... kredisinden kaynaklandığını davalı ...'nın bu kredide imzası bulunmadığını, bu nedenle bu borçtan sorumlu tutulamayacağını, ayrıca ... kredisi bakımından davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, asıl borçlu tarafından davacı bankaya verilen çeklere dayalı olarak davacı tarafından toplam 196.000-TL tahsilat yapıldığını bu tutarın borçtan düşülmesi gerektiğini,asıl borçlu hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ...013187 esas sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, bu dosyada yapılacak tahsilatın da göz önüne alınması gerektiğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davalılar vekilince alacağın dayanağını teşkil eden genel kredi sözleşmesinin TBK nın 583. maddesi gereğince geçersiz olduğu ileri sürülmüş ise de; dosyaya sunulan ve inkar edilmeyen genel kredi sözleşmesinin davalılar tarafından müteselsil kefil olarak imzalandığı, yine kredi sözleşmesinde davacıların sorumlu olduğu miktarın açıkça belirtildiği,davalıların imzaladıkları genel kredi sözleşmesi kapsamında ödenmeyen ve tahakkuk eden alacakla ilgili icra takibi kapsamında, davalıların icra takibinden sonra davadan önce yaptıkları ödemenin mahsubundan sonra, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 11/11/2020 tarihli raporda da belirtildiği üzere davacı tarafın taleple bağlı kalınarak davalılardan 802.773,51-TL nakdi ve 9.720-TL gayri nakit alacağı mevcut olduğu,gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalıların itirazının iptaline, tahsilde tekerrür olmamak koşuluyla takibin 802.773,51-TL asıl alacak (kredi borcu) ve 9.720-TL gayri nakdi (çek yaprağı kaynaklı) alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %40 temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanmasına, hükmedilen alacağın %20'si üzerinden hesaplanan 160.554-TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ: Davalılar vekili; kefiller açısından usulüne uygun bir kefalet sözleşmesi bulunmadığından davanın reddinin gerektiğini, ... kredisi açısından davacı bankanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, Bakırköy 3. ATM'nin 2021/152 esas sayılı dosyasında asıl borçlu şirketin iflasına karar verildiğini, iflastan sonra faiz işletilmesi mümkün olmayıp kefilin sorumluluğu da asıl borçlunun sorumluluğunun üzerinde olamayacağından, faize yönelik kararın hatalı olduğunu, asıl borçlu şirket hakkındaki ipotekli takipte tahsilat yapılması halinde ana borçtan düşülmesi gerekirken, bu dosya incelenmeksizin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla dahi karar verilmesinin hatalı olduğunu, emekli banka müdürlerinden alınan bilirkişi raporunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davalı ...'nın üç adet genel kredi sözleşmesinden ilk ikisinde imzası bulunmakta olup son sözleşmede imzası bulunmadığını, dolayısıyla son sözleşme tarihinden itibaren borca kefaletinin bulunmadığı, ayrıca ikinci sözleşmenin imzalanması ile ilk sözleşme hükümsüz kaldığından davalının sadece ikinci sözleşmedeki 613.000-TL'lik kefalet limitinden sorumlu tutulabileceğini, asıl borçlu şirket tarafından davacı bankaya teminat mukabili tevdi edilen çeklere ilişkin herhangi bir inceleme yapılmamış olmasının hatalı olduğunu, ayrıca icra takibi ve dava daha yüksek bir meblağ üzerinden açılmasına rağmen reddedilecek kısım bakımından davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu .... Ltd. Şti. arasında 06.11.2012, 14.05.2015 ve 11.05.2017 tarihli genel kredi sözleşmeleri akdedildiği, davalı ...'nın her üç sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, davalı ...'nın ise ilk iki sözleşmede kefalet imzası yer almakta olup 11.05.2017 tarihli son sözleşmede kefaletinin bulunmadığı, asıl borçluya kullandırılan kredi borçlarının ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek 18.01.2019 tarihinde asıl borçlu ve kefillere kat ihtarnamesi keşide edildiği, kat ihtarının asıl borçluya 21.01.2019 ve davalı kefillere ise 19.01.2019 tarihinde tebliğ edildiği,borcun ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine Bakırköy ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, ayrıca asıl borçlu şirket aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı, davalı kefillerin süresinde borca itirazları üzerine işbu davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı kefiller aleyhine açılan davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.TBK'nın 583/1 maddesi; "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." hükmünü haizdir. Somut olayda imzası davalılarca inkar edilmeyen kefalet sözleşmeleri kanunda öngörülen zorunlu şekil şartlarını haizdir.6098 sayılı TBK’nın 584/1. maddesinde; eşlerden birinin, mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabileceği, bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olmasının şart olduğu hüküm altına alınmıştır. Maddeye 28.03.2013 tarihinde yapılan değişiklik ile eklenen 3. fıkrada, şirket ortak ve yöneticilerinin şirket lehine verdikleri kefaletlerde eş rızasının aranmayacağı belirtilmiştir. Somut olayda 06.11.2012 tarihli ilk genel kredi sözleşmelerindeki kefaletler bakımından eş rızası alınmıştır. Davalı kefiller 14.05.2015 ve 11.05.2017 tarihli ikinci ve üçüncü genel kredi sözleşmeleri tarihlerinde ise borçlu şirkette ortak ve yönetici konumunda olduklarından, yasa değişikliği doğrultusunda son iki sözleşmedeki kefaletleri eş rızasına tabi değildir. Bu nedenle davalıların kefaleti geçerlidir. Kefalet sözleşmesi, alacaklı ile kefil arasında kurulan ve alacaklıya kişisel güvence sağlayan bağımsız nitelikte bir borç ilişkisidir. Kefalet sözleşmesi kişisel bir teminat sözleşmesidir. Müteselsil kefil kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olup, kefilin temerrüdü için hesap kat ihtarının tebliğ edilmesi gereklidir. Kefiller, kendi temerrüdünün sonuçlarından kefalet limiti kapsamında asıl borçlunun borcu kadar sorumludur. Davalılardan ... 06.11.2012 ve 14.05.2015 tarihli genel kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil olarak yer almakta olup, 11.05.2017 tarihli son genel kredi sözleşmesinde kefaleti bulunmamaktadır. Gerek davacı bankaca sunulan kredi kullandırım belgeleri gerekse mahkemece alınan bilirkişi raporlarında, asıl borçlu şirkete kullandırılan kredilerin tümünün davacı ...'nın kefalet imzasının bulunmadığı son sözleşme tarihinden sonra 2018 yılı içerisinde kullandırıldığı, ilk iki sözleşme kapsamında doğan bir borç bulunmadığı anlaşılmaktadır. Aynı zamanda davalı ... 26.01.2017 tarihli hisse devri sözleşmesiyle asıl borçlu şirketteki hisselerini devrederek ortaklıktan ayrılmış ve bu husus 10.02.2017 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edilmiştir. Davalının kefalet imzasının bulunduğu ilk iki sözleşme mevcut ve aynı sözleşmelere dayalı olarak davalı kefilin sorumluluğu devam ederken, davacı bankanın yeni genel kredi sözleşmesi düzenlemesi nedeniyle, iradesi önceki sözleşmenin devamı değil, yeni sözleşme yapmak olarak yorumlanmalıdır. Zira takip ve dava konusu tüm krediler bu davalının imzasının bulunmadığı son sözleşme kapsamında kullandırılmıştır. Bu nedenle davalının imzasının bulunmadığı yeni sözleşmenin, önceki sözleşmenin devamı olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bu durumda davalı ...'nın kefalet imzasının bulunmadığı son sözleşmeden kaynaklanan işbu dava konusu borçtan sorumlu tutulamayacağından davalı ... aleyhine açılan davanın reddi gerekirken, kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Bu davalı yönünden davacı bankanın takipte kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından, davalı lehine kötü niyet tazminatı talep koşulları oluşmamıştır.Asıl borçluya 19.01.2018 tarihinde kullandırılan 250.000-TL'lik kredi ... kefaletiyle kullandırılmıştır. 26.12.2017 tarih ve 2017/11177 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile değişik 31.10.2016 tarihli ve 2016/9538 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Kredi Garanti Kurumlarına Sağlanan Hazine Desteğine İlişkin Karar'ın 3. maddesinin 1. bendinde, ... destekli kredilerde temerrüt sonrası takip süreçlerinin kredi verenlerce yürütüleceği, 5. bendinde ise temerrüt durumunda teminatların nakde çevrilmesine ve kanuni takibe ilişkin işlemlerin kredi verenler tarafından yürütüleceği, elde edilen tahsilatın, tazmin edilen kefalet oranında ...'ye aktarılacağı hüküm altına alınmıştır. Bu kapsamda asıl borçlunun temerrütü halinde alacaklı bankanın ...'den tazmin ettiği tutar yönünden de takip işlemlerinde kredi veren banka yetkili kılınmıştır. Bu nedenle somut olayda bankanın ...'den tahsil ettiği tutar yönünden de takip başlatılmasında hukuka aykırılık bulunmamakta olup, davalılar vekilinin davacı bankanın aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı yönünde ki istinaf nedeni yerinde değildir. Asıl borçlu şirket hakkında Bakırköy 3. ATM'nin 2021/152 esas sayılı dosyasında iflas kararı verilmiş ve iş bu karar kesinleşmiştir.Davalılar vekili, alacağa uygulanan faiz oranına yönelik bir istinaf nedeni ileri sürülmemekle birlikte, asıl borçlunun iflasından sonraki dönem için alacağa faiz işletilmesinin mümkün olmadığı ileri sürülmüş ise de ;iflas kararından evvel temerrüde düşen müteselsil kefil bakımından temerrüt faizi işletilmesi gerekir.Kefil ise kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından kefalet limiti bağlı olmaksızın sorumludur.Davalılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Davacı banka tarafından asıl borçlu şirket hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılmış olup, takipte henüz tahsilat yapılmamıştır. Bu nedenle mahkemece işbu takip ile tahsilde tekerrüre neden olmamak üzere karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Diğer yandan davacı bankaca kat tarihinden sonra takip tarihinden önce 53.200-TL tahsilat yapılmış olup, bu tutar borçtan mahsup edilerek takip başlatılmış, takip tarihinden dava tarihine kadar olan dönemde de 115.000-TL tahsilat yapıldığı bildirilerek kalan tutar üzerinden itirazın iptali davası açılmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ayrıca takip tarihinden dava tarihine kadar olan dönemde toplam 196.000-TL tahsilat yapıldığı tespit edilerek, mahkemece tahsilatların düşülmesi sonrası tespit edilen alacağa hükmedilmiştir. Davalılar vekilince, asıl borçlu şirket tarafından davacı bankaya teminat mukabili tevdi edilen çeklere ilişkin herhangi bir inceleme yapılmadığı ileri sürülmüşse de, bilirkişi raporunda davacı banka kayıtlarında bulunan tahsilatların borçtan mahsubu yapılmıştır. Davalı tarafça bu kayıtlar dışında ödeme ya da tahsilat yapıldığı yönünde başkaca bir delil ibraz edilmemiştir. Ayrıca dava 802.773,51-TL nakit ve 9.720-TL gayrı nakit alacak üzerinden açılmış olup, mahkemece de bu tutarlar üzerinden kabul kararı verilmekle , davada reddedilen bir kısım bulunmamaktadır.Davalılar vekilinin red edilen kısım bakımından vekalet ücreti takdir edilmediğine ilişkin istinaf nedeni de haklı değildir. 5941 Sayılı Çek Kanununun 3/9. maddesinde; "Çekin, üzerinde yazılı baskı tarihinden itibaren beş yıl içinde ibraz edilmemesi hâlinde, muhatap bankanın üçüncü fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu sona erer." düzenlemesi yer almaktadır. Dosyada mevcut çek suretlerine göre asıl borçluya teslim edilen çeklerin en son kısmının basım tarihi 09.08.2018 olarak görülmektedir. Dolayısıyla çek basım tarihlerine göre 5 yıllık sürenin istinaf aşamasında 09.08.2023 tarihinde dolduğu anlaşılmakta olup, gayri nakit alacak talebi yargılama sırasında konusuz hale gelmiştir.Davanın konusuz kalması halinde ise HMK'nın 331/1 maddesi uyarınca dava tarihi itibariyle haklılık durumuna göre yargı giderinin takdiri gerekir. Gayri nakit alacak depo talebi yönünden, bu yükümlülüğün kefilden talep edilebilmesi için, bankanın yükümlülüğünün sözleşmede karşı taraf kefil tarafından üstlenildiğine ilişkin açık hüküm bulunması gerekir. Ancak,taraflarca akdedilen genel kredi sözleşmelerinde davalı kefilin çek sorumluluk bedelinden kaynaklanan gayrı nakit alacaktan sorumlu tutulacağına dair açık bir hüküm yer almamaktadır. Bu nedenle bankaya iade edilmeyen çek yapraklarından kaynaklanan gayri nakit alacak depo talebi yönünden davacı banka haksız olup, yargılama giderlerinin takdirinde davalı kefil lehine değerlendirme yapılması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; davalı ... aleyhine açılan davanın reddi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, "davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... bakımından nakit alacak bakımından itirazın iptaline ,gayri nakit alacak talebi konusuz kalan davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına,nakit alacak üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, davalıların kötüniyet tazminatı isteminin reddine " karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/12/2020 Tarih 2019/349 Esas 2020/751 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;"1-Davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine,2- Davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, davalının Bakırköy ... İcra Dairesinin ... takip sayılı takibine yönelik itirazın kısmen iptaline, İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak koşuluyla, takibin 802.773,51-TL nakit alacak üzerinden devamına, nakit alacağa takip tarihinden itibaren %40 oranında temerrüt faizi ve %5 oranında BSMV uygulanmasına, gayri nakdi alacak depo talebi yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Hükmedilen nakit alacağın %20'si oranında hesaplanan 160.554-TL icra inkar tazminatının davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine", İlk derece mahkemesine ilişkin olarak;"Alınması gereken 55.265,05‬-TL karar ve ilam harcından (nakdi alacak yönünden 54.837,45-TL ile gayrinakdi alacak yönünden 427,60-TL) davacı tarafından mahkeme veznesine yatırılan 9.120,50-TL ve icra veznesine yatırılan 4.588,87-TL olmak üzere toplam 13.709,37-TL harcın mahsubu ile kalan 41.128,08‬-TL'nin davalı ...'dan alınarak Hazineye gelir kaydına,Davacı tarafından ödenen 13.753,77‬-TL peşin harçların davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan davalı ... bakımından yapılan giderler ayrık tutularak hesaplanan 2.500-TL bilirkişi ücreti, 135,10-TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.635,10-TL yargı giderinin, davanın kabulü oranında hesaplanan 2.600-TL'sinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine nakit alacak yönünden takdir olunan 57.189-TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,Gayrinakit alacak bakımından takdir olunan 9.720-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, Davalı ... lehine takdir olunan nakit alacak nedeniyle hesaplanan 118.305,08-TL-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'ya verilmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,"Davalılar tarafından yatırılan 13.715-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Davacı tarafından yapılan 100,10-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 98-TL'sinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 27/06/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

nedenleriistinafdereceİptaliistanbulhükümgerekçemahkemenumarasıkararıİtirazıncevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim