Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
bam
2021/1328
2024/984
25 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1328
KARAR NO: 2024/984
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/09/2020
NUMARASI: 2018/69 Esas 2020/555 Karar
DAVA: İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ:25/06/2024
Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin davalının hakim ortağı olduğu ... adlı şirkete 08.02.2007 tarihli cari hesap sözleşmesine istinaden 150.000-Euro kredi kullandırdığını, bu sözleşmeye ek olarak davalı ile de aynı tarihte 150.000-Euro limitli kefalet sözleşmesi akdedildiğini, borçlu şirketin kredi borcunu ödemediğini, şirketin müvekkiline 19.12.2013 itibariyle 33.701-Euro borcunun bulunduğunu, şirketin tüzel kişiliğine son verildiğinden alacağın asıl borçludan tahsil imkanı kalmadığını, bu nedenle davalı aleyhine Ankara .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, davalının yetki itirazının yerinde olmadığını, ödeme emrinin usulüne uygun olduğunu, alacağın zamanaşımına uğramadığını, borcun sona ermediğini, zira davalının temlik ettiği alacağın karşılıksız çıkmakla tahsil edilemediğini, temlik aldıkları ipotekli takibe karşı borçlunun açtığı menfi tespit davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; mahkemenin yetkisiz ve görevsiz olduğunu, davacı ile imzalanan kefalet sözleşmesi ile 5 yıllık zamanaşımı süresi kararlaştırıldığını, bu nedenle alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin temlik ettiği alacaklar nedeniyle davacıdan alacaklı olduğunu, davacı ile müvekkili arasında, dava dışı şirketin borcuna karşılık olarak Beyoğlu Noterliğinin 27.05.2008 tarihli alacağın temliki sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmeyle müvekkilinin ...'dan olan gayrimenkul ipoteği ile temin edilen alacağın davacıya dava dışı 3. kişi şirketin borcunu ödemek amacıyla devredildiğini, temlik işleminin borcu sona erdirmek amacıyla gerçekleştirildiğini, davacının temlik aldığı ipotek nedeniyle tahsil ettiği tutarlar ile ilgili bilgi vermediğini, bu miktarların alacaktan mahsup edilip edilmediğinin belli olmadığını, dava konusu alacağın, alacağın temliki suretiyle sona erdiğini, davaya uygulanacak hukuk bakımından sözleşmelerin imza tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK hükümlerinin uygulanması gerektiğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine en az %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; davalının, davacının borçlusu olan dava dışı ... şirketine kefalet sözleşmeleri uyarınca kefil olduğu, bunun yanı sıra Bakırköy ... Noterliğince imzalanan alacağın devri sözleşmesi ile de temlik eden davalı ...'ın, temlik alan davacıya 27/05/2008 tarihli temlik sözleşmesi ile 378.885-TL borcu olduğunu kabul ettiği, kabul ettiği bu borca ve temlik nedeni ile noterde oluşan makbuzlu noter masraflarının ilavesi ile oluşacak toplam borcuna karşılık olarak, ... olan ipotekli alacağını davacıya temlik ettiği, davalı vekili her ne kadar temlik sözleşmesi ile borcun sona erdiğini ileri sürse de, temlik sözleşmesinin ifa uğruna edim olarak akdedildiğinin kabulü gerektiği, temlik alacaklısı davacı aleyhine açılan menfi tespit davası sonucu davacının katlanmak zorunda kaldığı masraflar nedeniyle zararın meydana geldiği, bu zarardan alacağı temlik eden davalının sorumlu olduğu, 08.02.2019 tarihli bilirkişi raporu ile davacının kefalet sözleşmeleri ve temlik sözleşmesinden kaynaklanan alacağının 77.442,05-TL bakiye anapara, 6.530,59-TL faiz olmak üzere toplam 83.972,64-TL olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının takibe itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden kaldığı yerden devamına, fazla istem ile icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
TAVZİH KARARI: Davacı vekilinin talebi üzerine mahkemece 10.06.2021 tarihli ek karar ile; davanın kısmen kabulüne karar verildiği belirtilmesine rağmen alacak miktarının yazılmadığı, alınması gereken harcın kısmen kabul edilen miktar üzerinden paylaştırılmasının mümkün olmadığı,kararın 3. bendinin tashihi gerektiği, ayrıca davacı tarafından yatırılan peşin harçların tahsiline karar verilmediği, reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekalet ücreti takdirinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle; tavzih talebinin kısmen kabulü ile Ankara ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyasına davalının yaptığı itirazın iptaline, takibin 83.972,64-TL (77.442,05-TL ana para+6.530,59-TL faiz) üzerinden devamına, fazla istemin reddine,kararın 3. bendinin "Alınması gereken 5.731,17-TL harçtan peşin alınan 1.634,74-TL harcın mahsubu ile 4.101,43-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına" şeklinde tashihine, hükmün 6. bendine "Davacı tarafından yatırılan 31,40-TL peşin harç, 4,30-TL vekalet harcı, 1.634,74-TL peşin harç olmak üzere toplam 1.670,44-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine"ibarelerinin eklenmesine, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili; bilirkişinin kök rapora yönelik itirazlarında yer alan Bakırköy 3. ATM'nin 2015/205 esas sayılı dosyada tespiti yapılan 83.972,64-TL meblağın konusunun müvekkilinin zararlarına ilişkin olduğunu, işbu davanın konusunun ise davalı aleyhine kefalete dayalı olarak başlatılan takibe yönelik itirazın iptali olduğunu, 08.02.2019 tarihli bilirkişi raporunda, asıl borçlu dava dışı şirketin takip tarihi itibariyle davacıya 15.492-Euro anapara, 10.743,60-Euro faiz (akdi+temerrüt faizi) ve 7.500-Euro Almanya-Belçika takip masrafı olmak üzere toplam 33.735,60-Euro borçlu olduğunun, bunun takip tarihindeki TCMB döviz satış kuru karşılığının 43.486,04-TL anapara, 30.157,29-TL toplam faiz ve 21.052,50-TL Almanya-Belçika takip masrafı olmak üzere toplam 94.695,83-TL olduğunun hesaplandığını,ek raporda da dava dosyası içinde fiziken yer almayan tarafların dayandığı dosyaların incelendiğini belirtmek amacıyla 83.972,64-TL meblağın beyan edildiğinin, alacağın konusu ile ilgili bir tespit ya da değerlendirme yapılmadığının, mahsup işlemi de yapılmadığının belirtildiğini, dolayısıyla raporda mahkeme gerekçesinde yazılı olduğu şekilde bir alacak tespiti bulunmadığını, bu nedenle mahkemece 77.442,05-TL asıl alacak ve 6.530,59-TL işlemiş faiz üzerinden karar verilmesinin hatalı olduğunu,kararda çelişkiler bulunduğunu, itirazın tümüyle iptaline dair karara rağmen davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın 94.695,83-TL alacak bakımından kabulü ile davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; davacı tarafça aynı ticari ilişki kaynaklı üç ayrı dava açıldığını, bu davalardan birinin aynı mahkemenin 2018/71 esas sayılı dosya olduğunu, diğer dosyada verilen kararın ise Yargıtay 11. HDnin 2019/83 esas, 2020/3914 karar sayılı kararı ile bozulduğunu, bozma gerekçesinde somut olayda ilanen tebligat şartlarının mevcut olmadığı, davalının yurtdışı adresi bulunmasına rağmen yurt dışı adresine tebligat çıkarılmadığı tespitlerinin yapıldığını, davacının kötü niyetli olarak müvekkilinin Türk vatandaşı olmasından faydalanarak Türkiye'de dava açtığını, yıllar evvel yıkılmış olan bir apartmana tebligat çıkarıp tebligat yapılamayınca da ilanen tebligat yaptırdığını, aynı uyuşmazlığa ilişkin dosyaların birleştirilmesi veya en azından Yargıtay'da bulunan dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, icra dosyasındaki temlik işleminin de dayandığı borç ilişkisinin Alman hukuku uyarınca zamanaşımına uğradığını, zira yabancılık unsuru bulunan, dava dışı yurt dışı merkezli şirketler ile davalı arasındaki şahsi kefalet sözleşmesinin Almanya'da imzalandığını ve sözleşmede uyuşmazlık halinde Alman hukukunun uygulanacağının kararlaştırıldığını,Yargıtay kararında da yabancılık unsuru bulunan sözleşmeye Alman hukukunun uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin belirtildiğini,kararın eksik ve hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, kefalet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... arasında 08.02.2007 tarihli 150.000-Euro tutarlı kredi sözleşmesi imzalandığı, şirkete verilen krediye ilişkin olarak davacı ile davalı arasında da müteselsil kefalete ilişkin aynı tarihli ve 150.000-Euro limitli kefalet sözleşmesi düzenlendiği, asıl borçlu şirketin malvarlığı bulunmadığından tüzel kişiliğine son verildiği, 27.05.2008 tarihli alacağın devri sözleşmesi ile; 09.05.2008 tarihi itibari ile davalının davacı bankaya 63.643,66-Euro borcunun bulunduğu kabul edilerek, davalı tarafça dava dışı ... maliki olduğu taşınmaz için Isparta .... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin icra takibindeki 117.000-TL asıl alacak ve 261.885-TL işlemiş faiz toplamı 378.885-TL alacağın davalının borcuna karşılık olarak davacıya noter masrafları ile ihale masraflarının mahsubu ile bakiye bedelin iadesi kaydıyla davacıya temlik edildiği, icra takibinin davacı banka tarafından takip edildiği, dava dışı ipotek borçlusu ... tarafından açılan menfi tespit davası sonucunda 367.006,17-TL borçlu olmadığının kabulü ile bu kısma ilişkin takibin iptaline, ipoteğin 11.878,83-TL asıl alacak üzerinden devamına, icra inkar tazminatı, yargılama gideri ve vekalet ücretinin dosyada davalı olarak bulunan temlik alan bankadan tahsiline karar verildiği, davacı banka tarafından 08.02.2007 tarihli kredi ve kefalet sözleşmesinden kaynaklanan 15.492-Euro asıl alacak, 10.709-Euro işlemiş faiz ve 7.500-Euro takip masrafı olmak üzere toplam 33.701-Euro alacağın tahsili istemiyle Ankara ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında ilamsız takip başlatıldığı, davalı borçlunun yasal süresinde ödeme emrine itirazı üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; sunulan hesap özetine göre 06.11.2008 tarihi itibariyle davacının kredi ana para alacağının 15.492-Euro olduğu, sözleşmeye göre akdi faiz oranının yıllık %9, temerrüt faiz oranının ise yıllık %4,5 olduğu, bu oranlar üzerinden yapılan hesaplamaya göre davacının 7.162,40-Euro akdi ve 3.581,20-Euro temerrüt faiz alacağının bulunduğu, toplam 26.235,60-Euro ana para ve faiz alacağına 7.500-Euro Almanya-Belçika takip masraflarının eklenmesiyle davacının toplam 33.735,60-Euro alacağının bulunduğu, takip tarihindeki TCMB efektif satış kuruna göre ise davacının alacağının 43.486,04-TL ana para, 30.157,29-TL işlemiş faiz ve 21.052,50-TL takip masrafı olmak üzere 94.695,83-TL olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen hükümde kabul ve reddedilen miktarların gösterilmemesi nedeniyle davacı vekilince kararın tavzihi talep edilmiş olup, mahkemece verilen 10.06.2021 tarihli tavzih kararı ile; tavzih talebinin kısmen kabulü ile hükmün tavzihi suretiyle davanın kısmen kabulüne, davalının takibe yönelik itirazının iptaline, takibin 83.972,64-TL (77.442,05-TL ana para+6.530,59-TL faiz) üzerinden devamına, fazla istemin reddine karar verilmiştir. Davalı tarafça, hükmedilen alacağa ve alacak miktarına yönelik bir istinaf nedeni ileri sürülmemiş olup, aynı taraflar arasında görülen dosyaların birleştirilmesi veya Yargıtay'da bulunan dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiği, tebligatın usulsüz olduğu, yabancılık unsuru bulunan uyuşmazlığa Alman hukukunun uygulanması gerektiği, borç ilişkisinin Alman hukuku uyarınca zamanaşımına uğradığı ileri sürülmüştür. Aynı taraflar arasında görülmekte olan aynı mahkemenin 2015/205 esas sayılı dosyasında nihayetinde Dairemizin 2021/66 esas 2021/838 karar sayılı kararıyla davanın 235.701,18-TL üzerinden kısmen kabulüne karar verildiği ve kararın Yargıtay 11. HD nce onanarak kesinleştiği; aynı mahkemenin 2018/71 esas sayılı dosyasında verilen kısmen kabul kararının istinafı üzerine Dairemizin 2021/1602 esas 2023/2003 karar sayılı kararıyla, talep edilen alacağın Dairemizin 2021/66 esas 2021/838 karar sayılı ilamıyla hüküm altına alındığı ve kararın kesinleştiği, bu nedenle davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir.Bu suretle işbu dava dışındaki iki davada verilen kararların kesinleştiği görülmekle, davalı vekilinin davaların birleştirilmesi veya bekletici mesele yapılması taleplerinin konusu kalmamıştır. Taraflarca hukuk seçimi yapılmamış olup, MÖHUK'un 24/4 maddesi hükmü, hukuk seçimi yapılmayan hallerde akitle en sıkı ilişkili hukukun uygulanması gerektiğini öngörmektedir. Akitle en sıkı ilişkili hukukun tayini konusunda MÖHUK’ta öncelikle emredici nitelikte bazı karinelere yer verilmektedir. Bu karineler, akdin ticari veya mesleki faaliyet çerçevesinde kurulmuş olup olmamasına göre farklılık arzetmektedir. Buna göre ticari veya mesleki faaliyet çerçevesinde kurulmuş olan akitler bakımından, karakteristik edim borçlusunun (akdin kuruluşu sırasındaki) işyerinin bulunduğu ülke hukuku akitle en sıkı ilişkili hukuk olarak kabul edilmiştir. Karakteristik edim borçlusunun işyeri bulunmuyorsa, (akdin kuruluşu sırasındaki) yerleşim yeri hukuku, akitle en sıkı ilişkili hukuk olarak kabul edilmiştir. Ancak ticari veya mesleki faaliyet çerçevesinde kurulmuş bir akit söz konusu olsun veya olmasın, karakteristik edim borçlusuna istinaden tayin edilen hukukla kıyaslandığında, akitle daha sıkı ilişkiye sahip bir hukuk varsa, bu hukuk yetkili olacaktır. MÖHUK'un 24/4 maddesine göre öncelikle karakteristik edim borçlusunun tespiti gerekmektedir. Karakteristik edim kavramı, doktrinde akdi karakterize eden, akde adını veren ve diğerine nazaran daha rizikolu konumda bulunan edim olarak tarif edilmektedir. Somut olayda karakteristik edim borçlusu davalı müteselsil kefildir.İşyeri bulunduğu belirlenemeyen davalının Türk vatandaşı olduğu gözetildiğinde, davalının yerleşim yerinin İstanbul olduğu (Isparta 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/346 esas 2013/3 karar sayılı ilamındaki davalı adresi) taraflarca uygulanması dilekçelerinde Türk Hukukuna dayandıkları anlaşıldığından alacak 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabi olduğundan, davalının zamanaşımı def'i yerinde değildir. Davalı vekilince 10.01.2014 tarihli ödeme emrine itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine itiraz edilerek davalının Bakırköy'de bulunan adresi icra daireleri yetkili olarak gösterilmiş olup, davalının söz konusu adresine tebligat yapılamaması üzerine davalıya 13.04.2016 tarihinde ilanen tebligat yapılmıştır.Tebligat Kanununun 31. maddesi uyarınca ilanen yapılan tebligatlarda, son ilan tarihinden itibaren 7 gün sonra tebliğ yapılmış sayılacağından, 7 günlük süre sonu itibariyle davalıya tebliğin yapıldığı tarih 20.04.2016 tarihidir. Davalı vekilince yasal süresinde süre uzatım talep edilmiş ve mahkemenin verdiği bir aylık ek süre içerisinde de cevap dilekçesi ibraz edilmiş, yargılama sırasında da davalı vekili ile temsil edilmiştir. Mahkemece yapılan tüm tebligatların da davalının vekiline yapıldığı anlaşılmakla, davalının savunma hakkının kısıtlanmasından söz edilemeyeceğinden, davalı vekilinin usulsüz tebligata ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davacı tarafça ise; mahkemece bilirkişi raporunda tespit edilen alacak miktarına aykırı olarak 77.442,05-TL asıl alacak ve 6.530,59-TL işlemiş faiz üzerinden karar verilmesinin hatalı olduğu, kararın maddi hatalı ve çelişkili olduğu, harç ,vekalet ücreti ,yargı giderine ilişkin kısımların düzeltilmesi istenilmiştir.Alınan bilirkişi raporunda; davacının 15.492-Euro asıl alacak, 7.162,40-Euro akdi ve 3.581,20-Euro temerrüt faiz alacağının bulunduğu, toplam 26.235,60-Euro ana para ve faiz alacağına 7.500-Euro Almanya-Belçika takip masraflarının eklenmesiyle davacının toplam 33.735,60-Euro alacağının bulunduğu, takip tarihindeki TCMB efektif satış kuruna göre ise davacının alacağının 43.486,04-TL ana para, 30.157,29-TL işlemiş faiz ve 21.052,50-TL takip masrafı olmak üzere 94.695,83-TL olduğu hesaplanmıştır.Mahkemece bu bilirkişi raporu hükme esas alınmasına rağmen, bilirkişi tarafından aynı mahkemenin 2015/205 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda tespiti yapılan ve Isparta 1. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında hükme bağlanan masraflar ve tazminata ilişkin değerlendirmede belirtilen ve işbu dava ile ilgisi bulunmayan miktarlar esas alınarak karar verilmesi doğru olmamıştır.Bilirkişi raporundaki hesaplamaya dayalı olarak karar verilmesi gerekirken işbu dava konusu ile ilgisi bulunmayan alacak miktarı üzerinden karar verilmesi hatalı bulunmuştur. Diğer yandan, dayanak icra takibinde yabancı para üzerinden talepte bulunulmasına rağmen mahkemece Türk Lirası karşılığı üzerinden hüküm kurulmuşsa da, taraflarca bu husus istinaf konusu edilmemiş ,karar bu yönüyle kesinleşmiştir.Bilirkişi raporunda tespit edilen alacak miktarı ve taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek, alacağın takip tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanan Türk Lirası karşılığına ,yine taleple bağlı kalınarak alacağa yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir. Takip tarihi itibariyle Euro efektif satış kuru 2,8447 olup, buna göre asıl alacak 44.070,09-TL, işlemiş akdi faiz 20.374,87-TL, işlemiş temerrüt faizi 10.187,43-TL, takip masrafı ise 21.335,25-TL olup toplam alacak miktarı 95.967,74-TL'dir. Ancak davacı vekilince, bilirkişi tespiti doğrultusunda 43.486,04-TL asıl alacak, 30.157,29-TL işlemiş faiz ve 21.052,50-TL takip masrafı olmak üzere 94.695,83-TL alacak talep edilmiş olmakla, taleple bağlılık ilkesi gereğince bu miktarlar üzerinden davanın kabulüne karar verilmek gerekmiştir.Davacı vekilinin istinaf başvuru tarihinden sonra mahkemece verilen tavzih ek kararı ile hükümdeki çelişki giderilerek harç tahsiline ilişkin hata düzeltilmiştir. Dairemizce de yeniden karar verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verildiğinden , davacı vekilinin kararda ferilere ilişkin ileri sürdüğü istinaf nedenleri konusuz kalmıştır.Uyuşmazlık konusu alacak kredi ve kefalet sözleşmesinden kaynaklanmakta olup likit alacak niteliğindedir. Davalı da takibe itirazında haksız bulunmakla, kabul edilen alacak üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi yerinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak "davanın kabulüne" karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/09/2020 Tarih 2018/69 Esas 2020/555 Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kabulüne, davalının Ankara .... İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takibine yönelik itirazının iptaline, takibin 43.486,04-TL asıl alacak, 30.157,29-TL işlemiş faiz ve 21.052,50-TL takip masrafı olmak üzere 94.695,83-TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren taleple bağlı kalınarak %9 oranında yasal temerrüt faizi işletilmesine, %20 oranda hesaplanan 18.939,16-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 6.468,67-TL karar ve ilam harcından davacı tarafından mahkeme veznesine yatırılan 1.634,74-TL harcın mahsubu ile kalan 4.833,93-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye ödenmesine,"Davacı tarafından yatırılan toplam 1.659,94-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 600-TL bilirkişi ücreti, 298,15-TL posta masrafı olmak üzere toplam 898,15-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Kullanılmayan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine" Alınması gereken 5.736,17-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.432,80-TL harcın mahsubu ile kalan 4.303,37-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yapılan 75-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/06/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25