SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/2297

Karar No

2024/983

Karar Tarihi

25 Haziran 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/2297

KARAR NO: 2024/983

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 30/09/2021

NUMARASI: 2015/1012 Esas - 2021/1005 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/06/2024

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili, davacı bankanın Tuzla Şubesi ile asıl borçlu ... Tem. Tic. Ltd. Şti. arasında kredi genel sözleşmesi akdedildiğini, davalının da bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, sözleşmeye istinaden borçluya kredi açılıp kullandırıldığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine borçlular hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... (eski ... )esas sayıyla 48.648,37- TL asıl alacağın ferileriyle birlikte tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun borca, faize ve tüm ferilere itiraz ettiğini belirterek davalının takibe itirazlarının iptali ve % 20 den az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili, davalı adresinin Kocaeli ilinde olduğunu, dolayısıyla yetki yönünden itirazları tekrar ettiklerini, müvekkilinin böyle bir borcunun bulunmadığını, icra dosyasında bu hususun belirtilmesine rağmen, dava açılmasının iyi niyetli bir davranış olmadığını, sözü edilen kredinin ticari bir kredi olduğu ve şirkete kullandırıldığını, ticari kredilerin her yıl için ayrı ayrı verildiği ve yenilenen her yıl için ayrı kredi tanımlandığını, yenilenen kredide davalının kefil sıfatı devam etmemesine rağmen borçlandırılmasının hukuk ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle de borcun aslına ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, davalıya 02.04.2013 tarihinde Ankara ... Noterliği nezdinde ... yevmiye sayısıyla keşide edilen kat ihtarnamesinin, 04.04.2013 tarihinde sözleşmede belirtilen "... Mah. ... Sk. No: ... D... Gebze/ Kocaeli" adresine tebliğ edilemediği, kefile kat ihtarnamesi tebliğ edilemediğinden temerrüt faizi talep edilemeyeceği, kredi sözleşmesinin imzalandığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nun 490.maddesi gereği kefilin, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olduğu, kefil asıl borçlunun, asıl borcu ile temerrüt faizi borcundan kefalet limiti kadar sorumlu olduğu, ancak kendi temerrüdü oluştu ise bu aşamadan sonra limit ile sınırlı olmaksızın kendi sorumluluğu başlayacağı, kefil, takipten önce temerrüte düşürülmemişse hesap kat tarihinden takip tarihine kadar işleyen akdi faizden limiti dahilinde sorumlu olacağı, İİK nın 68/b maddesi hükmünün kefil yönünden uygulanması mümkün olmadığı (Yargıtay 19.HD 2015/3357 E, 2015/16301 K), bu kapsamda aldırılan 06.01.2021 tarihli heyet bilirkişi raporu benimsenerek, dava dışı şirketin davacı bankaya rotatif krediden ötürü takip tarihi itibariyle toplam 39.095,22-TL taksitli ticari krediden ötürü toplam 4.543,86-TL borçlu olduğunun hesaplandığından, takibin ... nolu kredi için 32.413,46-TL asıl alacak, 6.363,58-TL akdi faizi, 318,18-TL BSMV, 142,56-TL ihtarname masrafı toplamı 39.237,78-TL ve ... nolu kredi için 3.901,78-TL asıl alacak, 611,50-TL akdi faiz, 30,58-TL BSMV toplamı 4.543,86-TL yönünden itirazın iptali ile, takibin devamına, alacak likit olduğundan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:1- Davacı vekili, davalının sözleşmede yer alan beyanlarında, sözleşme adresine yapılan tebligatları, "aynen şahsına yapılmış gibi kabul edeceği"ni ifade ettiğini, banka tarafından davalı borçluya gönderilen ihtarnamenin davalı borçlunun krediler başvuru formunda beyan ettiği ikametgah adresine gönderildiği, davalı borçlunun, adres değişikliğini müvekkili bankaya bildirmediğinden tebligatın iade dahi dönse geçerli sayılacağını, hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarih, bila dahi olsa tebliğ tarihi sayılacağından, davalı borçlunun, ihtarnamenin tebliğ edilmeye çalışıldığı 04/04/2013 tarihinin ertesi günü olan 05/04/2013 tarihinde temerrüte düştüğünden davanın reddedilen kısımları bakımından kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 2-Davalı vekili, müvekkilinin asıl borçlu şirkete 750.000-TL limit dahilinde kefil olduğunu, kefil olarak sorumluluğu sadece bir yılla ve tek bir kredi ile sınırlı olduğunu, bir defa imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden birden fazla kez farklı dönemlerde kredi kullandırılamayacağını, müvekkilinin sorumlu olduğu kredinin kapatıldığını, sözleşmede müvekkilinin taksitli kredi ve rotatif kredi bakımından açıkça bilgilendirilmediğini, kefilin temerrütü söz konusu olabilmesi için ihtarın tebliğ edilmesi gerektiğini, ayrıca talep edilen %39 oranındaki temerrüt faizinin diğer bankalara göre yüksek olduğunu, makul bir seviyede olmadığını, ödeme planları üzerinde müvekkilin imzası bulunmadığından sorumluluğu olmadığını, uygulamada bankalar, kefilin imzası olsun veya olmasın tüm GKS'leri birleştirip tek bir alacak olarak kefalet limiti ile talepte bulunduklarını, kredilerin hangi tarihlerde kullandırıldığı, limiti, asıl borçlunun ödeme yapıp yapmadığı gibi bilgilerin yer almadığını, 2011 yılında kullanılan kredi nedeniyle 2013 yılında icra takibi başlatılması, asıl borçlular tarafından ödeme yapıldığının veya yeni bir kredi kullandırıldığının göstergesi olduğunu,müvekkilinin onayı ve bilgisi olmayan kredilerden sorumlu tutulmaya çalışıldığını, başkaca kredi sözleşmesi ibraz edilmemesi müvekkilin işbu kredilere kefil olduğunu göstermediğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasına, davanın reddine ve davacı tarafın kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borca müteselsil kefilin sorumluluğu nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı banka tarafından borçlular ... şirketi, ... ve ...'a yönelik 26.07.2013 tarihinde ... nolu kredi için 32.413,46-TL asıl alacak, 7.787,92-TL akdi faiz, 5.914,54-TL temerrüt faizi, 535,12-TL BSMV, 142,56-TL ihtarname masrafı toplamı 43.793,60-TL ve ... nolu kredi için 3.901,78-TL asıl alacak, 325,95-TL akdi faiz, 581,67-TL temerrüt faiz, 45,37- TL BSMV toplamı 4.854,77-TL olmak üzere toplamda 48.648,37-TL alacağın tahsili için ilamsız takip yapıldığı, borçlu/ davalı ...'ın itirazı nedeniyle takibin durduğu anlaşılmıştır. Davacı ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında 01/03/2011 tarihinde 750.000-TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, bu kredi sözleşmesine davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarih itibariyle davalının müteselsil kefaleti gerekli geçerlilik koşullarını taşımaktadır. Dosyada birden çok bilirkişi incelemesi yaptırılmış, tüm bilirkişi raporlarında belirlendiği üzere dava dışı şirkete; 20.07.2011 tarihinde yıllık %12,60 oranda akdi faiz ile 13 ay taksit ödemeli 45.000-TL taksitli kredi kullandırılmış, borçlu şirket 12 ay taksit ödemesine rağmen 20.12.2012 tarihli son taksit olan 3.901,78-TL'yi ise ödememiştir. Bu nedenle takip ile talep olunan bu miktar kadar davacı bankanın taksitli ticari krediden asıl alacağı bulunmaktadır. BCH olarak da adlandırılan rotatif kredinin ise hesap kesim tarihi itibariyle 8.2.2013 tarihi itibariyle 81.413,46-TL cari kredi borcu olup, 4.4.2013 tarihinde yapılan 49.000-TL kısmi ödemeden sonra bakiye kalan 32.413,46-TL asıl alacak kaldığı ve aynen bu miktarın icra takibinde asıl alacak olarak talep edildiği anlaşılmaktadır. Davalı vekili, %39 temerrüt faizi oranının fahiş olduğunu ileri sürmekte ise de; genel kredi sözleşmesinin 19 maddesinde temerrüt halinde bankaca uygulanan en yüksek orana %50 ilave edilmesi suretiyle temerrüt faiz oranı uygulanacağı kararlaştırılmıştır. 1.1.2013 tarihinden itibaren TCMB tarafından belirlenen aylık faiz oranlarının aylık 2,84 oranda olduğu hatırlandığında faiz oranının fahiş olduğu yolundaki istinaf nedeni dinlenebilir değildir. BCH kredisi akdi faiz oranı %26 oranda olup, %50 si ilave edildiğinde talep olunan %39 oranda temerrüt faizi fahiş sayılamayacak bir düzeydedir.Davalı vekilinin faiz oranına yönelik istinaf nedenleri yerinde değildir. Yine davalı vekili; kefaletinin 1 yıl ile sınırlı olduğunu süresinin bittiğini ileri sürmekte ise de, kullandırılan ve icra takibine konu kredi (BCH) rotatif kredidir. Rotatif kredi, tanınan limit dâhilinde, hesaptan istenildiğinde para çekilebilen ve transfer edilebilen,nakit akışına göre kredinin vadesinden önce kapatabilme imkanı sağlayan, sabit faizli olmayıp, kullanılan gün üzerinden faizi hesaplanan,faizler üçer aylık dönemlerde, anapara ise vade içinde istenilen tarihlerde ödenebilen, kapama tarihine kadar işlemiş faizlerin ödenmesi kaydıyla istenildiği zaman kapatılabilen bir kredi türüdür. Bilirkişi raporunda ;genel olarak bankalar uygulamasında 1 yıllık süreler dahilinde kullandırıldığı belirtilmiştir. Ancak 1 yıllık sürenin dolması, kredinin sonlandığı anlamına veya bir yıllık sürenin dolmasıyla hesap kat edilip, geri ödeme istenilmedikçe devam eden süreçte faiz hesaplaması bakımından öngörülen 1 yıllık süre sonunda borç ödenmedikçe alacaklı banka müteselsil kefile başvurabilecektir. BCH hesabında daima borç bulunabilir ve limit dahilinde para çekilebilir. Davalı vekilinin 1 yıllık süre dolduğunda kefaletin sona erdiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Keza, davalının müteselsil kefaleti bulunan genel kredi sözleşmesi imzalandıktan sonra açılan BCH hesabı ve taksitli krediden davalı müteselsil kefilin sorumlu olduğunda tereddüt olmayıp ,davalı tarafça alacaklı banka tarafından başka bir kredi sözleşmesi imzalanarak davalının kefaletinin sonlandırıldığı yolunda somut bir delil ibraz edilmediği gibi, imzalanan sözleşmeden hemen sonra kullandırılan kredilerden doğan borç nedeniyle davalı müteselsil kefil sorumlu olduğundan,davalının sorumluluğunu bankanın ispatlaması gerektiğine yönelik istinaf nedeni de doğru bulunmamıştır. Davacı banka icra takibinde asıl alacağına hesap kat tarihine kadar işleyen akdi faizi asıl alacağına ilave ederek kapitalize etme hakkı var iken bu hakkını kullanmamış, akdi faizi ayrıca talep etmiş olup bu uygulama borçlu lehinedir. Davacı vekili, müteselsil kefilin sözleşmede yazılı adresine çıkartılan tebligat yapılamadığı halde tebliğin adrese ulaştığı tarihten itibaren davalının temerrüte düştüğünü bu sebeple alacağına eksik hükmedildiğini istinaf nedeni olarak ileri sürmüştür. 6102 sayılı TTK’nın 7/1 maddesine göre; kefile, taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez. Dolayısıyla asıl borçlunun borcunu ödemediği müteselsil kefile ihbar edilmedikçe, oluşan temerrüt faizinden müteselsil kefil sorumlu tutulamaz. Buna göre davalının takip tarihi itibariyle temerrüde düştüğünün kabulü ile takip tarihine kadar akdi faiz hesaplama seçeneğine göre karar verilerek, davacı banka tarafından hak edilmeden fazla istenilen temerrüt faizi bakımından davanın kısmen reddine karar verilmesi yerindedir. Davacı vekilinin ileri sürdüğü gibi İİK nın 68.madde hükmü asıl borçlu için uygulanması mümkün ise de müteselsil kefile uygulanamayacağından aksi yöndeki istinaf nedeni haklı bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekili alacağın likit olmadığını ileri sürmekte ise de; banka genel kredi sözleşmesinden doğan kredi borcu likit olduğu yerleşik yargı uygulamasındandır. Hesaplanabilir, bilinebilir niteliktedir. Ayrıca sözleşme tarihi itibariyle TBK yürürlüğe girmediğinden sözleşme hükümlerinin genel işlem denetimi de yapılamaz. Müteselsil kefil davalının takip tarihi itibariyle temerrüte düştüğünün kabulü ile borçlu yararına olacak şekilde kalan 13. taksit bedeli asıl alacak ve BCH hesabından ödeme nedeniyle kalan miktarın 32.413,46-TL asıl alacaklara hesap kat tarihinden 26.07.2013 tarihine kadar işleyen akdi faiz tutarına yönelik itirazın iptaline, fazla istemin reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığından her iki taraf vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiş istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 368,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalıdan alınması gereken 2.990,72-TL istinaf karar harcından yatırılan 747,68‬‬-TL harcın mahsubu ile kalan 2.243,04-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Taraflarca yapılan yargı giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/06/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapesastanİptaliistinafreddineKaynaklanandereceistanbul(HaksızgerekçesebepleriİtirazınZararmahkemekararıNedeniyle)numarasıEylemdenhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim