SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 12. HD 2021/2036 E. 2024/956 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/2036

Karar No

2024/956

Karar Tarihi

13 Haziran 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/2036

KARAR NO: 2024/956

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 20/09/2021

NUMARASI: 2020/590 Esas - 2021/673 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirketin davalıdan 273.268,55-TL fatura alacağı nedeniyle İstanbul ... İcra Dairesinin ...esas sayılı dosyası ile 03/08/2016 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçluya ödeme emrinin 18.10.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak davalının alacak miktarının 232.059,11-TL'lik kısmını 08/08/2016 tarihinde alacaklı şirket hesabına ödediğinden bahisle bu kısma ve ferilerine itiraz ettiğini, diğer kısmını ise icra dosyasına ödediğini, davalı tarafından borcun 232.059,11-TL'lik kısmı davacıya ödenmekle birlikte, bu ödemenin takip tarihinden sonra yapılmış olması nedeniyle, icra takip masrafları, vekalet ücreti ve ödeme tarihine kadar işlemiş faizin ödenmediğini, takibe sebebiyet veren davalının ödeme tarihine kadar işlemiş faiz, takip masrafları ve 3/4 oranında vekalet ücretinden sorumlu olduğunu belirterek, itirazın işlemiş faiz, icra takip masrafları ve vekalet ücretine yönelik kısmının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

ISLAH: Davacı vekili 11.06.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle, 14.905-TL olan dava değerini 3.489,44-TLartırarak 18.394,44-TL'ye çıkarmıştır.

CEVAP: Davalı vekili; taraflar arasındaki ticari ilişkinin herhangi bir sözleşmeye dayanmadığını, taraflarca belirlenmiş bir vade tarihi de bulunmadığını, ticari ilişkinin cari hesap ilişkisi olduğunu, davalı şirketin icra takibinden haberi olmaksızın 08/08/2016 tarihinde davacının hesabına 232.059,11-TL ödeme yaptığını, 18/10/2016 tarihinde tebliğ alınan ödeme emrine ise yaptığı işbu ödeme neticesinde kısmi itirazda bulunarak borcunun bakiye 41.209,44-TL olduğunu beyan ettiğini ve bu tutar üzerinden kapak hesabı yapılmasını talep ettiğini, yapılan kapak hesabı neticesinde ortaya çıkan miktarı icra dosyasına ödediğini, müvekkilinin sonuç olarak haricen ödenen 232.059,11-TL'lik kısım ile faiz ve ferilerine itiraz ettiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkide ve faturalar üzerinde bir vade bulunmadığını, bu nedenle alacağın muaccel olmadığını ve temerrüt durumunun söz konusu olmadığını, ödeme emri tebliğinden önce yapılan ödemelerden tahsil harcı alınmayacağını, temerrüde düşürülmeden aleyhine girişilen icra takibine kendisi sebep olmayan müvekkilinin, icra takibi kapsamında oluşan faiz, harç, masraf ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; takip dosyasında 03/08/2016 tarihinde 273.268,55-TL asıl alacak üzerinden takip başlatıldığı, davalının 08/08/2016 tarihinde 232.059,11-TL banka kanalı ile davacıya ödeme yaptığı, geriye kalan 41.209,44-TL üzerinden takibe devam edilmesinin talep edildiği, bunun üzerine toplam 48.939,22-TL dosya hesabının icra dairesi tarafından 03.11.2016 tarihinde çıkarıldığı, dava dilekçesinde kalan borç kısmının icra dosyasına ödendiği belirtilmekle, takip konusu asıl alacakla ilgili bir talebin bulunmadığı anlaşılmış olup, bilirkişi raporunda dava tarihi itibarı ile TBK 100 maddesi uyarınca kısmi ödemenin ferileri dikkate alınarak yapılan hesaplama neticesinde, davacı alacağının 18.394,44-TL olarak tespit edildiği, davacı vekilinin bilirkişi raporu doğrultusunda dava değerini 3.489,44-TL artırarak 18.394,44-TL'ye yükselttiği, ancak ıslah konusu kısım bakımında bir yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, bu nedenle somut olayda dava 14.905-TL üzerinden açılmış olmakla itirazın bu tutar üzerinden iptalinin gerektiği, icra inkar tazminatı talep koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptali ile takibin 14.905-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, ıslah konusu kısım bakımından davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, hükmedilen 14.905-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili; davacının dava dilekçesinde açıkça ödemeyi asıl alacağa kabul ederek feri alacak talebinde bulunduğunu, taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak yapılan kısmi ödemeden feri alacaklar mahsup edilerek kalanın asıl alacak olarak nitelendirilip bu meblağ üzerinden takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının muaccel olmayan bir alacak için takip başlattığını, taraflar arasında örtülü ödeme ilişkisi bulunduğunu, bu ilişki kapsamında müvekkilinin ara ödemeler yaptığını, davacının da bu ödemeleri kabul ettiğini, davacının ödeme konusunda bir ihtarının bulunmadığını, müvekkili temerrüde düşürülmediğinden alacağın ödeme emri tebliğinden önce muaccel hale gelmediğini, muaccel olmayan borç için başlatılan takibe itiraz edilmesi durumunda açılan itirazın iptali davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, ödeme emri tebliğinden önce yapılan ödemenin sırf takip tarihinden sonra olması nedeniyle mahkemece ödemenin ferilere mahsup edilerek asıl alacak yönünden itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin herhangi bir sözleşmeye dayanmadığını, taraflarca kararlaştırılmış bir vade tarihinin de bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: Dava, cari hesap alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından davalı aleyhine 273.268,55-TL alacağın tahsili istemiyle 03.08.2016 tarihinde ilamsız takip başlatılmıştır.Ödeme emri tebliğ tarihi öncesinde 08.08.2016 tarihinde davalı tarafından davacıya banka yoluyla 232.059,11-TLkısmi ödeme yapıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 18.10.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlu tarafından borcun 41.209,44-TL'lik kısmı kabul edilerek ferileriyle birlikte ödendiği, banka yoluyla ödenen 232.059,11-TL'lik kısım ile ferileri bakımından ise borca itiraz edildiği, davacı tarafça, haricen ödenen 232.059,11-TL'nin ferileri yönünden itirazın iptali istemiyle işbu dava açılmıştır. Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede borçlunun itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür.Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi, takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur (Yargıtay HGK'nin 2017/11-80 Esas, 2017/889 Karar sayılı ve 03/05/2017 tarihli; 2011/19-532 Esas, 2011/640 Karar sayılı ve 19/10/2011 tarihli; 2011/13-29 Esas, 2011/56 Karar sayılı ve 09/02/2011 tarihli kararları). Diğer yandan icra takibine başlanılmasından sonra, itirazın iptali davasının açıldığı tarihten önce TBK'nın 100. maddesine göre, yapılan ödemenin öncelikle işlemiş faiz ve takip masraflarına mahsup edileceği göz önünde bulundurulmalıdır. İlk derece mahkemesince, davalının takipten önce temerrüde düşmediği, davalının bu nedenle takibe sebebiyet vermediği, itiraz süresi içinde borcun bir kısmını da ödediği, bu nedenle icra harç ve giderlerinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın istinafı üzerine Dairemizin 2020/1177 esas 2020/1028 karar sayılı ilamıyla; davalı tarafça faturalarda vade bulunmadığı kabul edildiğinden takip tarihi itibariyle alacağın muaccel olduğunun kabulünün gerektiği,icra takip tarihinden sonra kısmi ödeme yapan borçlunun, alacak muaccel ise icra vekalet ücreti, ödeme tarihine göre gerekiyorsa icra tahsil harcı ve ödeme tarihine kadar işleyen faizlerden sorumlu olduğu, alacak aslı ödenerek borcun sona erdiğinin kabul edilemeyeceği, kısmi ödeme tutarı olan 232.059,11-TL'lik kısmın ferilerinin ödenmediği sabit olup, kısmi ödeme tarihinde hesaplanan toplam borç tutarından davalı tarafça yapılan ödeme düşülerek kalan miktarın da daima asıl alacak bakiyesi olacağının göz önünde bulundurularak, TBK'nın 100. maddesi dikkate alınarak kalan miktar hesaplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kaldırılmıştır. Mahkemece Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda alınan bilirkişi raporunda; takip tarihinden ödeme tarihine kadar olan süredeki işlemiş faiz tutarının 336,91-TL, kısmi ödenen 232.059,11-TL'nin icra vekalet ücretinin 14.905,16-TL, icra masraflarının 1.399,84-TLolduğu tespit edilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline, takibin 14.905-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, ıslah konusu kısım bakımından ise istemin hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş olup, takip tarihi sonrasında yapılan kısmi ödeme bakımından TBK'nın 100. maddesi gereği ödemenin öncelikle işlemiş faiz ve ferilere mahsubu sonucunda kalan asıl alacağa ve bu tutar üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davalı vekilince, davacının dava dilekçesinde açıkça ödemeyi asıl alacağa mahsup ederek feri alacak talebinde bulunduğu, bu nedenle kısmi ödemenin faiz ve ferilerden mahsubunun taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Ancak davacı alacaklının takip talebinde açıkça kısmi ödemelerin öncelikle TBK'nın 100. maddesi gereği faiz ve ferilere mahsubu talep edildiği gibi, madde gereği mahsup hükmünün resen uygulanması gerekmektedir. Dava dilekçesinde de kısmi ödeme yapılmasına rağmen takip masrafları, vekalet ücreti ve işlemiş faizin ödenmediği ileri sürülerek, feriler hesaplanarak itirazın iptaline karar verilmesi talep edilmiştir. Bu durumda mahkemece verilen hükümde taleple bağlılık ilkesine aykırılık bulunmamaktadır. Yine davalı vekilince, taraflar arasındaki ilişkinin bir sözleşmeye dayanmadığı, kararlaştırılmış bir vade tarihinin bulunmadığı, müvekkili temerrüde düşürülmediğinden alacağın ödeme emri tebliğinden önce muaccel olmadığı ileri sürülmüştür. Somut olayda taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme bulunmadığı gibi, dayanak faturalarda da vade bulunmadığı davalının kabulündedir. Borcun muaccel olması; ödeme zamanının, vadesinin gelmesidir. Temerrüt ise, muaccel hale gelmiş bir borcun ifasındaki gecikmedir ve kural olarak bu tür bir borcun borçlusu, ancak alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer. Dolayısıyla alacağın muaccel olması ile temerrüt birbirinden farklı olgular olup, borcun muaccel olması için temerrüt ihtarına gerek yoktur. Bu durumda her borcun doğduğu anda,somut olayda faturada vade öngörülmediğinden fatura tarihleri itibariyle muaccel olacağına ilişkin TBK'nın 90. madde hükmüne göre, icra takip tarihi itibariyle tüm alacağın muaccel olduğu anlaşılmakta olup, davalı vekilinin alacağın muaccel olmadığına yönelik istinaf nedeni de yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle,Dairemizin kaldırma kararı gereği usulünce yerine getirilmiş olup istinaf nedeni yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 1.018,16-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 313,84‬-TL harcın mahsubu ile kalan 704,32‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 40-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/06/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

nedenleriistinafreddinedereceİptaliSatımdanistanbulıslahhükümgerekçeesastanKaynaklanan)numarasımahkemesiİtirazınkararı(Ticaricevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim