İstanbul BAM 12. HD 2021/1945 E. 2024/900 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
bam
2021/1945
2024/900
5 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1945
KARAR NO: 2024/900
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/06/2021
NUMARASI: 2018/1060 Esas - 2021/725 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili, dava dışı ... San. Tic. A.Ş. 'nin davalı bankadan önceki bir tarihte kredi çekip teminat olarak keşidecisi ...Tur. Ve Tic. Ltd. Şti olan 5 adet çek verdiğini, çeklerin bir kısmının vade tarihinde karşılıksız çıkması üzerine davalı banka tarafından icra takibi başlatılmaması için ek teminat olarak ... Kimya'ya çeklerin toplam miktarı tutarında yeni bir kredi çekmesini ve davacının kefil olmasını teklif ettiklerini, bu nedenle ikinci krediye kefil olduğunu, davalının teminat olarak alınan önceki çekleri iade etmeyip keşidecileri aleyhine Büyükçekmece ... İcra Dairesinin ... esas (asıl alacak 123.000 TL) ve Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... E (asıl alacak 80.000 TL) sayılı icra takiplerini başlattığını, ancak takipleri layıkıyla yürütmediğini, bir kısım çeklerle ilgili olarak aldığı ihtiyati haciz kararını hemen işleme koymaması nedeniyle borçlunun takip tarihinde üstüne kayıtlı bulunan borcu karşılayacak nitelikteki taşınmazının 3. kişiye devrinin yapıldığını, satışın muvazaalı olduğunu, davalının yasal süresi içinde tasarrufun iptali davası açmayıp İİK'nın 331 maddesi uyarınca alacaklıyı zarara uğratmak için mal varlığının eksiltilmesi suçundan suç duyurusunda bulunmadığını, icra takibini gereken özen ile yürütülmesi sağlanmadığından tahsilat yapılmasının imkansız hale geldiğini, kefil olduğu kredi ödenemeyince davalının bu kez ... ve davacı müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi yaptığını, davacının TBK nın 592. Maddesi uyarınca davalıya olan borcunun 123.000-TL'lik kısmından kurtulmasının mümkün iken davalının ağır kusuru ve özen borcunu yerine getirmemesi neticesinde bu miktar yönünden zarara uğradığını ileri sürerek davalıya 123.000-TL'lik kısım için borcu olmadığının tespiti ile 123.000-TL’nin % 20’si üzerinden tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı olmadığını, davalının dava dışı ..A.Ş nin kullandığı kredilere kefil olduğunu, hesabın 30.04.2015 tarihinde kat edildiğini, borçlular aleyhine Büyükçekmece ... İcra Dairesinin 2015/9946 esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını, dava dışı ...şirketi ile davacının “kısmi itiraz”da bulunduğunu, diğer kefillerin ise borcun tamamına itiraz ettiğini, dava dışı ...aleyhine İstanbul Anadolu 7. ATM’nin 2016/435 E. Sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığını, davacının kısmi itirazı ile ilgili itirazın iptali davası açmadıklarını, bu nedenle davacının menfi tespit talebinde hukuki yararı olmadığını, çeklerin iade edilmediği iddiasının doğru olmadığını,çeklerin ... A.Ş.’nin yazılı talimatı ile işleme konulduğunu, çeklerin bankaya “Çek Tevdi Bordrosu” ile tahsile verildiğini, ayrıca çekler karşılıksız yazıldığı için kredi alacağının muaccel hale geldiğini, davacının ödeyemeyeceğini bildirmesi üzerine mutabık kalınarak kredinin yeniden yapılandırıldığını, yeni bir kredi kullandırımı söz konusu olmadığını, çek takiplerindeki tüm işlemlerin zamanında ve usulüne uygun olarak yapıldığını , ihtiyati haciz kararı alınıp işleme konduğunu ancak taşınmazın el değiştirmesinin öngörülemeyeceğini, davacının “özen yükümlülüğü” kılıfına sokarak borçtan kurtulmaya çalıştığını, devrin muvazaalı olup olmadığının bu davada dinlenemeyeceğini, davacının iddia ettiği yasal sürelerin henüz geçmediğini, dava açılsa bile ne kadar süreceği, lehe neticelenip neticelenmeyeceğinin bilinemeyeceğini, davacının “çek takibinin yürütülmemesi nedeni ile kefil sıfatı ile borçlu konumuna” düşmediğini, GKS’nin imzalandığı tarihten itibaren kefil sıfatı ile borçlu konumunda olduğunu, TBK'nın 592 maddesinin bu dava ile doğrudan veya dolaylı olarak hiç bir bağı olmadığını, maddenin “rehin ve borç senetlerinin tesliminden” bahsettiğini, bankanın çekleri ne borçluya, ne kefile ne de bir 3. kişiye teslim/iade etmeyip borçlunun/kefilin lehine olacak şekilde çek borçluları hakkında icra takibi başlattığını, ayrıca söz konusu çeklerin teminat çeki değil, tahsile verilen çekler olduğunu, bankanın vadesinde ibraz edip yazdırmamış ve yasal süresi içinde takibe konu etmemesi nedeniyle zamanaşımına uğratmış olsaydı bu iddiaların belki dinlenebileceğini ancak aksine kredi borçlusu ve kefiller lehine olmak üzere müvekkil banka çekler ile ilgili gereken her türlü yasal sorumluluğunu yerine getirdiğini ve getirmeye devam ettiğini,davanın reddi ile davacı aleyhine %20’den az olmamak kaydı ile tazminata hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI VE SÜREÇ : İlk derece mahkemesince hukuki yarar yokluğundan davanın reddine ilişkin kararın istinaf incelemesi Dairemizin 2018/171-523 karar sayılı 03.05.2018 tarihli kararı ile incelenerek "davacının TBK'nın 592 maddesi uyarınca dava açmakta hukuki yararının olduğu, takibin kesinleşmesinin menfi tespit davası açmasına engel teşkil etmediği gerekçesiyle kaldırılarak dava dosyası ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Kaldırma kararı üzerine Mahkemece, dava dışı ..AŞ'nin kullandığı kredi sözleşmelerine davacının müteselsil kefil olduğu, borcun ödenmemesi üzerine, kredi hesabının kat edilerek ilamsız icra takibi başlatıldığı, çek tevdi bordrosu ile çeklerin davalı bankaya kredi teminatı olarak verildiği, çeklerin vadeleri geldiğinde süresinde ibraz edilerek karşılıksız şerhi düşüldüğü, davalı tarafça Bakırköy 3. ATM'nin 2014/342 d. İş dosyasında ihtiyati haciz kararı alındığı, akabinde Büyükçekmece ... İcra Dairesi nezdinde takibe giriştiği, çeklerin keşidecisi aleyhine tasarrufun iptali davası açıldığı ve lehe sonuçlandığı, davalı bankanın dava konusu çeklerle ilgili olarak yasal takip süreçlerini azami özen ölçüsü dahilinde takip ve koordine ettiği kanaatine varıldığı, TBK nın 592 maddesi gereği alacaklının kefilin durumunu ağırlaştırmadan kaçınma yükümlülüğünün bulunduğu, bu yükümlülük çerçevesinde alacaklının-bankanın sadece belli işlemlerden kaçınmakla kalmayıp bazı müspet eylemlerde de bulunması gerektiğini, somut olayda davalı tarafından müspet eylemlerde bulunulduğu, davalı bankanın işlemlerde kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; davalının alacağın tahsili için bir takım işlemler yaptığını ancak olabildiğince hızlı davranarak borçlunun mal kaçırmasını engellemesinin gerektiğini, çeklerin ibraz süresi yönünden bir ihmal iddiaları olmadığını, vade tarihi birbirinden farklı 4 çek ile alakalı olarak son vade beklenerek tek başvuru yapılmasının gerekmediğini, çeklerin vade tarihleri itibari ile ihtiyati haciz kararı alabilecek (veya icra takibi başlatabilecek) iken tüm çeklerin muaccel hale gelmesinin beklendiğini, üstelik son çek muaccel hale geldikten bir buçuk ay sonra ihtiyati haciz başvurusu yaptığını, borçlunun malını, davalının haciz talebinden 6 gün önce kaçırdığını, İhtiyati haciz kararı 25.12.2014 tarihinde verilmesine rağmen 1 hafta işlem yapmadan beklenip takibin 02.021.2015 tarihinde başlatıldığını, borçlunun mal kaçırmasına davalının sebebiyet verdiğini, tasarrufun iptali davasının davalının kendi hatasını telafi etmesi olduğunu, tasarrufun iptali davasının açılma tarihinin de devrinden 2 yıl 3 ay, bu davanın açılmasından ise 6 ay sonra olduğunu, davacının zorlaması ile tasarrufun iptali davası açıldığını, ayrıca tasarrufun iptaline karar verilmediğini sadece taşınmazın ilk devrinden sonra yeni malik ... tarafından devredilen şahsın iyi niyetli olduğu kabul edilerek ilk devralan ...'in de bankaya karşı tazminat yükümlüsü kabul edildiğini,bu şahsın bankaya borçlu kabul edilmesinin kendileri için hiçbir anlam ifade etmediğini, borcu karşılayacak mal varlığı olup olmadığını bilemediklerini, zaman geçmesine rağmen borcun ...'den tahsil edildiğine ilişkin bir beyanda bulunulmadığını, tahsil edilseydi dahi, davanın açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmesi gerektiğini, toplamda 123.000 TL bedelli dört çek yönünden davalının özen yükümlülüğünü yerine getirmeyerek davacının zararına sebebiyet verdiğini ve bu miktardan borçlu olmadıklarını ileri sürerek kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, TBK'nin 592 maddesi uyarınca borçludan teminata alınan kıymetli evrakların zamanında icra takibine konu edilmeyerek , gerekli özen gösterilmeyip davacının zarara uğratılması nedeniyle takipte kesinleşen kredi borcu için teminat olarak verilen 4 adet çek bedeli kadar borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Dava dışı ... ...AŞ'nin asıl borçlu davacının müteselsil kefil olduğu 11.4.2014 tarihli 1.500.000-TL bedelli GKS'nin düzenlendiği tarih itibari ile 11.4.2014 tarihli çek tevdi bordrosu ile davaya konu keşidecisi dava dışı ... San ve Tic Ltd. Şti, lehtarı ...olan 2.8.2014 tarihli 40.000-TL, 31.8. 2014 tarihli 29.000-TL, 31.9.2014 tarihli 29.000-TL ve 2.11.2014 tarihli 25.000-TL olmak üzere toplam 123.000-TL tutarlı 4 adet çekin davalı bankaya verildiği, kredi borcunun ödenmemesi üzerine 30.4.2015 tarihinde hesabın kat edilip yetki itirazı sonrası banka tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile davacı ve asıl borçlu hakkında takip yapıldığı, davacı kefilin kısmi itirazda bulunduğu görülmüş, bilahare itiraz edilmeyen kısımda kaldığı bildirilen 123.000-TL için eldeki dava açılmıştır. Temlik cirosu ile bankaya teslim edilen dava konusu 4 çekin kredi lehtarı için açılmış ve açılacak krediler ile doğmuş doğacak borçların tahsili için verildiği, çeklerin keşide tarihleri geldikçe bankaya ibraz edilip karşılıksızdır şerhi yazıldığı,çeklerin tamamı için 17.12.2014 tarihinde Bakırköy 3. ATM'nin 2014/342 D.İş dosyası ile ihtiyati haciz kararı için başvurulup 25.12.2014 tarihinde ihtiyati haciz kararı alındığı, 02.01.2015 tarihinde Büyükçekmece ... İcra Dairesinin... esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü yolla icra takibi başlatıldığı, ihtiyati haciz talebi üzerine 9.1.2015 tarihinde çek borçlusu tarafından taşınmazın 3 kişiye satışının yapıldığının anlaşıldığı, davalı banka tarafından 6.4.2017 tarihinde İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde tasarrufun iptali davası açıldığı, çek keşidecisi tarafından ...'e 200.000-TL bedelle yapılan satışın muvazaalı olduğu, ancak ondan 2.500.000-TL'ye satın alan 3 kişinin iyi niyetli olması nedeni ile 139.050-TL'lik senet borç ve ferisinin ...'den tahsiline karar verildiği görülmüştür. Davacı, çeklerin vadelerinde ihtiyati haciz kararı alınıp takibe konmayıp son çekin vadesinin dolmasının beklendiği, ihtiyati haciz kararı varken icra takibi yapılıp mal kaçırma ihtimaline binaen ihtiyati haczin derhal uygulanması gerekirken banka tarafından infazında gecikilmesi nedeniyle çek keşidecisinin borcu karşılayacak miktardaki taşınmazının satılmasına sebebiyet verildiğini,gereken özenin gösterilmemesi nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek TBKnın 592 maddesi uyarınca ; davalı banka tarafından kredi borcu nedeniyle başlatılan ilamsız icra takibinde ; 4 adet çek bedeli kadar kredi borcu için başlatılan takipten borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, davalı banka gecikmenin olmadığını, taşınmazın hemen satışının yapılacağını öngöremeyeceklerini, gerekli özenin gösterildiğini tasarrufun iptali davasının kabul edildiğini savunmuştur. TBK'nın 592/1 maddesi ile "Alacaklı kefalet sırasında var olan veya daha sonra asıl borçludan alacağın özel güvencesi olmak üzere elde ettiği rehin haklarını, güvenceyi ve rüçhan haklarını kefilin zararına olarak azaltırsa, zararın daha az olduğu alacaklı tarafından ispat edilmedikçe, kefilin sorumluluğu da buna uygun düşen bir miktar azalır. Kefilin fazladan ödediği miktarın geri verilmesini isteme hakkının saklı olduğu"; TBKnın 592/son fıkrada; alacaklı haklı bir sebep olmaksızın yükümlülüklerini yerine getirmez, ağır kusuruyla mevcut belgeleri veya rehinleri yada sorumlu olduğu diğer güvenceleri elinden çıkarırsa kefil borcundan kurtulur. Bu durumda kefil ödediğinin geri verilmesini ve varsa ek zararın giderilmesini isteyebileceği," düzenlemesi mevcuttur. TBK'nın 592. Maddesi gereği alacaklının kefilin durumunu ağırlaştırmaktan kaçınma yükümlülüğü vardır. Kefil teminatların elden çıkması nispetinde uğradığı zarar ve ziyanı alacaklıdan talep edebileceği gibi, bu zarar ve ziyanı bir defi olarak da ileri sürebilir. O nispette alacaklıya ödemeden kaçınabilir. Bu yükümlülük çerçevesinde alacaklının sadece belli işlemlerden kaçınmakla kalmayıp bazı müspet eylemlerde de bulunması gerekir. Teminatı saklama bakımından alacaklının bir vekil gibi özen göstermesi gerekir. Somut olayda davalı banka tarafından karşılıksız şerhi düşülen senetler için işlemlerin başlatılması için son çekin gününün gelmesinin beklenildiği ,akabinde ihtiyati haciz kararı için başvurulmuş ise de ;bankanın her günü gelen çek için ihtiyati haciz başvurusunda bulunulmasının beklenemeyeceği , günlük gecikmelerin iş organizasyonu içinde olağan olduğu ,ihtiyati haciz kararı alınmasından sonra icra takibi başlatıldığı, ihtiyati haciz uygulaması sırasında keşidecinin borcu sonlandıracak değerdeki taşınmazının satışının yapıldığının anlaşıldığı görülmüştür. İhtiyati Haciz kararının borçlunun mal kaçırma hazırlığı içinde olması ve alacağın rehinle temin edilmemesi nedeniyle verildiği, haciz işlemlerinin ivedilikle takibinin gerektiği, davalının takibi 15 gün sonra yapması ve haciz işleminin hemen yerine getirilme talebinde bulunulmaması nedeniyle çek keşidecisinin taşınmazını 3. Kişiye satması sonucu davalı bankanın gerekli özeni göstermediği kabul edilse dahi; gecikmenin çeklerden kaynaklanan güvenceyi elinden çıkartacak nitelikte olmadığı, gecikildiği iddia edilen süreler gözetildiğinde bankanın ağır kusurundan bahsedilecek bir gecikmenin bulunmadığı, açılan tasarrufun iptali davası ile senet bedellerini içerir şekilde alacağa hükmedildiği, bu dava neticesinde ödeme iddiası bulunmasa da tahsil kabiliyetinin olmadığına ilişkin bir tespitin bulunmadığı, asıl borçlu tarafından davalı bankaya teminata verilen çeklerin karşılıksız olmasında bankanın sorumluluğunun bulunmadığı,somut durumda çeklerden kaynaklanan güvencenin kefilin zararına olacak şekilde azaltıldığının kabul edilemeyeceği , çeklerin davalı elinden çıkmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerden dolayı davacı kefilin çek bedellerinden sorumluluğunu kaldıracak mahiyette bankanın ağır kusuru ile teminatın tahsil kabiliyetinin kalmadığı ve davacının bu yönde zararının oluştuğunun ispatlanamadığı gözetilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 95,20-TL harcın mahsubu ile kalan 332,40-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/06/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45