İstanbul BAM 12. HD 2024/671 E. 2024/898 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
bam
2024/671
2024/898
5 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/671
KARAR NO: 2024/898
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/02/2024 (Ek Karar)
NUMARASI: 2023/442 D.İş 2023/446 Karar
TALEP: İhtiyati Haciz
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/06/2024
İhtiyati hacze itirazın kabulüne ilişkin ek kararın alacaklı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TALEP: İhtiyati haciz talep eden vekili; müvekkili ile karşı taraf arasında 31.05.2022 tarihli Köln Noterliğinde resen düzenleme şeklinde sözleşme akdedildiğini, işbu sözleşme içeriğine göre müvekkilinin ... Şirketine 799.915-Euro borç verdiğini, ... şirketindeki hisselerinin bir kısmını ... 390.000-Euro ödeme vaadi ile ve ayrıca şirket hisselerinin bir kısmını ise ...'e 110.000-Euro ödeme vaadi ile devrettiğini, 799.915-Euro'nun müvekkiline geri ödeme tarihi en geç 15.09.2022 olup, yine 390.000-Euro ile 110.000-Euro'nun (hisse satış bedelleri) müvekkiline ödeme tarihlerinin ise en geç 15.09.2022 tarihi olduğunu, müvekkiline kayıtsız ve şartsız borç ikrarı ile ödenmesi gereken ve temeli ticari iş niteliğinde olan toplam 1.299.915-Euro müvekkiline ödenmediği gibi, müvekkilinin bu yöndeki taleplerinin sorumlular tarafından hiçbir şekilde dikkate alınmadığını ve bu güne kadar da müvekkiline bir ödeme yapılmadığını, söz konusu bedellerin müvekkiline ödenmesi hususunda diğer sorumlularla birlikte garantör olarak belirtilen ... ile ...'ın da müteselsilen sorumlu olduklarını, sorumluların borç ikrarlarını miktar, vade, nitelik belirtmek suretiyle açık ve koşulsuz olarak yaptıklarının Köln Asliye Hukuk Mahkemesi Başkanınca da imzalanarak onanmış resen düzenleme şeklindeki Noter sözleşmesi (icra edilebilir ilam) ile ortada olduğunu, işbu sözleşme Alman yasaları gereği ilam niteliğinde olduğu gibi, İİK'nın 38. maddesi uyarınca da ilam hükmünde olduğunu, alınan duyuma göre borçluların Türkiye'de mal kaçırma faaliyeti içinde olduğunu belirterek, İİK'nın 257. maddesi gereğince borçlular ... ve ...'ın 1.299.915-Euro borcuna yetecek miktarda menkul ile gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslarda olan hak ve alacaklarının haczi caiz olan kısmının teminatsız olarak ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; talebin dayanağı belge asılları ile talep edenin onayladığı aslına uygun suretlerinin incelenmesi sonucunda, borcun rehinle temin edilmediği, vadesinin geçtiği ve ödenmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, talebin kabulü ile alacağın %15'i oranında teminat karşılığında borçluların taşınır ve taşınmaz malları ile hak ve alacaklarının alacağa yetecek kadar kısmının ihtiyaten haczine karar verilmiştir.
İTİRAZ: İhtiyati hacze itiraz edenler vekili; ihtiyati haciz yetkisiz mahkemeden talep edildiği gibi alacağın da ipotekle teminat altına alındığını, ipotekle teminat altına alınmış olan alacak hakkında ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini, mahkeme yetkisiz olup yetkili mahkemenin Siegburg Almanya mahkemesi olduğunu, talepte bulunan ve müvekkillerinin uzun yıllardır Almanya'da mukim olduklarını, somut olaydaki akdi ve ticari ilişkinin de bütünüyle Almanya'ya münhasır olduğunu, sözleşmenin ifa yerinin Almanya olduğunu, tarafların Almanya merkezli ... şirketine ortak olduklarını, bu şirketin genel kurul kararı ile yine Almanya merkezli ... şirketine ödünç para verildiğini, bu şirketin mülkiyetindeki Lannesdorf ve Muffendorf bölgelerindeki 2 adet gayrimenkul üzerine alacaklı lehine ipotek tesis edildiğini, sözleşmede açıkça sözleşmenin Alman kanunlarına tabi olduğunun belirtildiğini, MÖHUK'un 24/1 maddesi gereğince sözleşmeden doğan borç ilişkilerinin tarafların açıkça seçtiği hukuka tabi olduğunu, dolaysıyla yetkili mahkemenin tespitinde de Alman Medeni Yargılama Usulü Kanunu hükümlerinin geçerli olduğunu, bu kanun gereğince de taraflar Almanya'da mukim olduğundan mahkemenin açıkça yetkisiz olduğunu, HMK hükümlerine göre de müvekkillerinin yerleşim yeri ve sözleşmenin ifa yeri Almanya olduğundan mahkemenin yetkisiz olduğunu, yine ipotekle ilgili davalar bakımından kesin yetki kuralı Alman mahkemelerinin yetkili olduğunu, alacağın ipotekle teminat altına alındığını, sözleşmeye göre Almanya'nın Lannesdorf ve Muffendorf bölgelerinde bulunan 2 adet taşınmaz üzerine davacı lehine ipotek tesis edildiğini, tüm ipotek kayıtlarında sözleşmeye atıfta bulunulduğunu, alacak şarta bağlı olup yargılamayı gerektiren bir ihtilaf bulunduğunu, bu nedenle ihtiyati haciz koşullarının gerçekleşmediğini, sözleşmede onay işlemlerinin bulunmadığını, Almanya'da gerçkleşen olaylar nedeniyle Almanya'da mukim müvekkillerine karşı Türkiye'de ihtiyati haciz talep edilmesinin Alman hukuku bakımından geçersiz olduğunu belirterek, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
EK KARAR: Mahkemece; taraflar arasında 31/05/2022 tarihinde Almanya'da bulunan Noterde düzenlenen sözleşme akdedildiği, sözleşmenin tercümesine göre; satıcı'nın satın alan 1'den 390.000-Avro ve satın alan 2'den 110.000-Avro satın alma bedelleri ile ilgili alacak talebinin güvence altına alınması için ve yanı sıra ... şirketine borç olarak verdiği 799.915-Avronun geri ödenmesi talebinin de güvence altına alınması için, yani toplam 1.299.915-Avro tutarındaki alacak talebinin güvence altına alınması hususunda teminat veren, satın alan 1, satın alan 2 ve garantörün borçlarını kabul ettikleri, teminat veren ...'ın Uckendorf tapu sicilinde ... nolu sayfada bulunan mülk üzerine ... adına tutarı 1.299.915-Avro olan devredilemez, koşullu bir ipotek tesis edeceğinin belirtildiği, taraflarca akdedilen 31/05/2022 tarihli sözleşme uyarınca 1.299.915-Avro tutarındaki alacağın Uckendorf tapu sicilinde kayıtlı bulunan bir taşınmaza ipotek verilmesi suretiyle teminat altına alındığı, yargılamayı gerektirir mahiyette olması sebebiyle teminatın alacağı karşılamadığına ilişkin iddiaya itibar edilmediği gerekçesiyle, itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: İhtiyati haciz talep eden alacaklı vekili; müvekkili ile karşı taraf arasında akdedilen 31.05.2022 tarihli sözleşmenin noterde resen düzenleme şeklinde akdedildiğini, sözleşmenin yetkili makamlarca onaylandığını ve apostil tasdik şerhini de içerdiğini, sözleşme içeriğine göre müvekkilinin ... şirketine 799.915-Euro borç verdiğini, ... şirketindeki hisselerinin bir kısmını ... 390.000-Euro ödeme vaadi ile bir kısmını ise ...'e 110.000-Euro ödeme vaadi ile devrettiğini, 799.915-Euro'nun müvekkiline geri ödeme tarihi ile 390.000-Euro ile 110.000-Euro'nun (hisse satış bedelleri) ödeme tarihlerinin de en geç 15.09.2022 tarihi olduğunu, müvekkiline kayıtsız ve şartsız borç ikrarı ile ödenmesi gereken ve temeli ticari iş niteliğinde olan toplam 1.299.915-Euro'nun talebine rağmen bu güne kadar müvekkiline ödenmediğini, söz konusu bedellerin müvekkiline ödenmesi hususunda diğer sorumlularla birlikte garantör olarak belirtilen ... ile ...'ın da müteselsilen sorumlu olduklarını, sorumluların borç ikrarlarını miktar, vade, nitelik belirtmek suretiyle açık ve koşulsuz olarak yaptıklarının, Köln Asliye Hukuk Mahkemesi başkanınca da imzalanarak onanmış resen düzenleme şeklindeki noter sözleşmesi ile ortada olduğunu, karşı tarafın teminat iddiasının yerinde olmadığını, tercüme evraklarından anlaşılacağı üzere ipotek bulunan taşınmazların kaydında, ipotek şerhinden önce bir çok ipotek ve takyidat bulunduğunu, bu nedenle ipoteklerin müvekkilinin alacağını temin edemeyeceğini, kaldı ki sözleşmenin C bölümü 5. maddesine göre ihtiyati haciz yoluna başvurabilmek için teminat yolunu tüketmenin gerekli olmadığını belirterek, mahkeme ek kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Talep, ihtiyati haciz kararına itiraza ilişkindir. Somut olayda; ihtiyati haciz talep eden satıcı alacaklı ile kendi adına şahsen ve alıcılar ... şirketi ve ... ile teminat veren ... adına vekaleten ... arasında Köln noterliğinde düzenleme şeklinde 31.05.2022 tarihli sözleşme akdedildiği, sözleşmede ...'in satıcı, ... şirketi ile ...'in alıcı, ...'ın garantör ve ...'ın teminat veren olarak yer aldıkları, sözleşmede; satıcı alacaklı ...'in ... şirketine 799.915-Euro borç verdiğinin, ayrıca ... şirketindeki hisselerinin bir kısmını ... 390.000-Euro bedelle, bir kısmını da ...'e 110.000-Euro bedelle devrettiğinin, 799.915-Euro borç, 390.000-Euro ile 110.000-Euro hisse devir bedellerinin ödeme tarihlerinin en geç 15.09.2022 olduğunun, sözleşmenin Almanya kanunlarına tabi olduğunun, teminat veren, satın alanlar ve garantörün birlikte borçlu olarak toplam 1.299.915-Euro alacağı 16.09.2022 tarihinden itibaren kanuni taban faiz oranının 9 puan üzerinde faiz uygulanması koşuluyla borçlu olduklarını ve alacaklıya ödemeyi taahhüt ettiklerinin, bu borç kabullerinin alacaklıya karşı müşterek ve müteselsilen sorumlu olarak ifa yerine (Alman MK madde 364/2) değil, bağımsız olarak ve yalnızca ifa amacıyla yükümlülük tesis ettiğinin (Alman MK madde 781), teminat veren, satın alanlar ve garantörün birlikte borçlu olarak toplam 16.09.2022 tarihinden itibaren 1.299.915-Euro alacağı faizi ile birlikte ödeme yükümlülükleri olması nedeniyle, müteselsil borçlular olarak bu belge uyarınca tüm mal varlıklarına derhal cebri icra uygulanabileceği yolunu kabul ettiklerinin, teminat veren ...'a ait Uckendorf bölgesinde bulunan 1187 parsel sayılı taşınmaz üzerinde alacaklı adına tutarı 1.299.915-Euro olan devredilemez, koşullu bir ipotek tesis edileceğinin hüküm altına alındığı, sunulan tapu ve ipotek belgelerine göre, sözleşmede satın alan olarak taraf bulunan ... şirketine ait Lannesdorf tapu sicilinin 10503 sayfasında kayıtlı taşınmaz ile ... tapu sicilinin ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... sırasında kayıtlı taşınmazlar üzerine dayanak sözleşmeye atıfla sırasıyla 46.425,53-Euro, 23.212,77-Euro, 23.212,77-Euro, 23.212,77-Euro, 23.212,77-Euro, 46.425,53-Euro ve 46.425,53-Euro tutarlı ipotekler tesis edildiği, ... ve ... şirketine ait ipotek tesis edilen taşınmazların tapu kaydında alacaklı lehine verilen ipotekler öncesinde başkaca ipotek şerhlerinin de bulunduğu anlaşılmaktadır. İtiraz edenler vekilince; somut olayda Türk mahkemeleri yetkisiz olup, yetkili mahkemenin Siegburg/Almanya mahkemelerinin yetkili olduğu ileri sürülmüştür. Bu durumda açıkça yabancılık unsuru içeren sözleşmeye dayalı ihtiyati haciz istemi bakımından Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir. Milletlerarası yetki dava şartlarından sayılmamakta olup, her devlet mahkemelerinin milletlerarası yetkisini bizzat tayin eder. Hukukumuzda ülke içi yer itibariyle yetki kuralları, aynı zamanda milletlerarası yetki kuralları olarak uygulanır. Bu nedenle HMK'da yer alan genel ve özel yetki halleri ile diğer kanunlarda belirtilen özel yetki hükümleri bulunan durumlarda, Türk Mahkemeleri milletlerarası yetkiye sahiptir. Yetkinin varlığında, davanın taraflarının Türk vatandaşı veya yabancı olması kural olarak bir faktör olarak alınmaz. Ayrıca cebri icra hukukundan kaynaklanan hususlarda Türk mahkemelerinin ülke içi yetkisinin ve ona bağlı olarak milletlerarası yetkisinin varlığını kabul etmek kaçınılmazdır. Türk Mahkemelerinin yetkili olduğu hallerde, tarafların yetki anlaşması ile Türk mahkemelerinin yetkisini kaldırarak yabancı bir ülke mahkemesini yetkili olarak kabul etmeleri de Türk mahkemesinin geçici koruma tedbiri olan ihtiyati haciz kararı vermesine engel değildir (Yargıtay 11. HD'nin 2013/2635 esas 2013/5653 karar sayılı, Yargıtay 19. HD'nin 2008/5052 esas 2008/6508 karar sayılı ilamları). Bu nedenle somut olayda itiraz edenler vekilinin Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisine yönelik itirazı yerinde görülmemiştir. Buna bağlı olarak geçici hukuki koruma kararlarının değerlendirilmesinde esas davadan bağımsız olarak Türk Hukuku'nun uygulanması gerekir. Yargıtay kapatılan 19 HD nin
2008/5052 Esas 2008/6508 Karar sayılı 12.06.2008 günlü kararın da açıklandığı üzere "Yabancılık unsuru taşıyan milletlerarası sözleşmelerde de bu anlayışın, yerel hukukî korumanın gerektirdiği hallerde geçerli olacağı şüphesizdir... Yetki sözleşmesi ile Türk Mahkemelerinin esas davadaki yetkisinin kaldırılmış olması Türk mahkemesinin geçici hukukî himaye tedbiri olan ihtiyati haciz kararı vermesine engel değildir. Aksi bir görüşün kabulü hâlinde yabancıların etkin hukukî korumadan yoksun kalmaları gibi kabul edilmesi mümkün olmayan bir sonuç doğar. Şahıs veya malvarlığı tehdit edilen kişilerin hukukî korumadan yararlanmamaları medeni milletlerin temel hukuk anlayışlarına aykırıdır. Toplum hayatının temel kuralları ve yabancıların haklarına saygı, esas davada yetkisiz olsalar bile geçici hukukî koruma tedbirleri söz konusu olduğunda mahkemeleri bu konuda yetkili kılmaktadır (İhtiyati tedbirlere ilişkin benzer açıklamalar için bkz. Ekşi, N.: Türk Mahkemelerinin Milletlerarası Yetkisi, İstanbul 2000, s.229). 1982 Anayasasının 2’nci maddesindeki “hukuk devleti” ilkesi ile güvence altına alınan, “bireylere etkin hukukî güvenlik sağlanması” esası, ...’nin aradığı belli şartların gerçekleşmesi hâlinde esas davada yetkili olmayan Türk Mahkemesi tarafından da dikkate alınmak zorundadır (İhtiyati tedbirlere ilişkin benzer açıklamalar için bkz. Şanlı, C. Uluslararası Ticari Akitlerin Hazırlanması ve Çözüm Yolları, İstanbul 2005, s.179-183). Bu açıklamalar çerçevesinde yerel Ticaret Mahkemesinin, Bankanın Türkiye’de ihtiyati haciz talep etmeye hakkı olduğu ve söz konusu ihtiyati haciz talebine ilişkin olarak İcra ve İflâs Kanunu'nun uygulanması yönündeki değerlendirmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur. "denilmiştir. Sözleşmede ... teminat veren olarak yer almaktadır. Buna göre teminat veren ...'a ait Uckendorf bölgesinde bulunan ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde alacaklı lehine tutarı 1.299.915-Euro olan devredilemez, koşullu bir ipotek tesis edileceği hüküm altına alınmıştır. Sunulan tapu ve ipotek belgelerine göre de ... adına kayıtlı taşınmaz üzerine sözleşmede öngörülen borç tutarınca alacaklı lehine ipotek tesis edildiği anlaşılmaktadır. İpotek, ayni sorumluluk doğuran güvence olup, bir alacağın güvencesi olarak taşınmazın karşılık gösterilmesi, diğer bir deyişle, bir taşınmazın bir borcun güvencesine özgülenmesi demektir. Burada alacaklı, alacağını ilk önce taşınmazın değeri üzerinden elde eder. Eğer ipotekli taşınmazın bu değeri alacağın ödenmesine yetmezse, alacaklının borçlunun mal varlığının tamamına başvurma hakkı vardır. Somut olayda sözleşmede ...'ın şahsi sorumluluğuna ilişkin bir hüküm bulunmadığı da dikkate alındığında, ... yönünden mahkemece ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. ... ise sözleşmede garantör olarak yer almaktadır. 6098 sayılı TBK'nın 128. maddesinde düzenlenmiş olan üçüncü kişinin fiilini üstlenme ile 581 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan kefalet sözleşmesinin temel amacı, esas itibariyle asıl borç ilişkisinin tarafı olmayan üçüncü kişilerce, alacaklıya şahsi teminat (güvence) verilmesidir. Ancak kefalet sözleşmesi yazılı şekil şartına tabi ve kefilin sorumlu olacağı tutarın gösterilmesi gerekmekte iken, garanti sözleşmesinin geçerliliği herhangi bir şekil şartına tabi tutulmadığı gibi verilen garantinin belirli bir limite bağlanması da öngörülmemiştir. Diğer yandan kefalette TBK'nın 591. maddesi hükmü uyarınca kefil, borçluya ait defileri alacaklıya karşı ileri sürebilme hakkına sahipken, garanti sözleşmesinde teminat veren kişiye bu hak tanınmış değildir. Ayrıca kefilin kefaletten doğan borcunu ödedikten sonra asıl borçluya yasadan doğan rücu hakkı bulunduğu halde, garanti sözleşmesinde teminat verene bu hak tanınmamıştır. Nihayet TBK'nın 598. maddesi gereğince kefalette, kefilin sorumluluğu asıl borcun geçerli oluşuna ve devamına bağlı iken, bir tür üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğini taşıyan garanti sözleşmesi, bağımsızlık ilkesi gereğince bu koşullara Bu farklılıklar nedeniyle garanti verenin sorumluluğu, kefalet verenin sorumluluğundan çok daha ağır koşullara tabi tutulmuştur. TBK'nın 586/1. maddesinde; ''Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifade ile yükümlülük altına girmeyi kabul etmiş ise alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir'' şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda ise ... sözleşmede kefil olmayıp garanti veren sıfatını taşıdığından, alacaklının bu borçluya başvurabilmesi, anılan koşulların varlığına bağlı değildir. Teminat veren ... ile asıl borçlu ... şirketine ait taşınmazlar üzerine alacaklı lehine ipotekler tesis edilmişse de, ipotek akit tablolarının incelenmesinde, tüm ipoteklerin asıl borçlunun borcunu teminat altına aldığı, ipotek akit tablolarında garanti verenin borcunu kapsadığına, teminat altına aldığına ilişkin bir ibare bulunmadığı, dolayısıyla garantörün borcunun teminat altında olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda somut olayda alacağın varlığı yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanmış olup, alacağın vadesinin geldiği ve garantörün borcunun rehinle de temin edilmediği görülmekle, mahkemece garantör ... yönünden ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; borçlulardan ... yönünden ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ek kararın kaldırılarak, borçlulardan ... yönünden verilen itirazın reddine "borçlu ... yönünden ihtiyati haciz kararına itirazın reddine" karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati haciz talep eden alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/442 D.İş - 2023/446 Karar 08/02/2024 tarihli ek kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "İhtiyati hacze itiraz eden ... yönünden İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/442 D.İş - 2023/446 Karar sayılı 07/12/2023 tarihli ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, İhtiyati hacze itiraz eden ...'ın ihtiyati haciz kararına itirazının reddine," İlk derece mahkemesine ilişkin olarak; "5.900-TL vekalet ücretinin alacaklıdan alınarak itiraz eden borçlu ...'a verilmesine, 5.900-TL vekalet ücretinin ihtiyati hacze itiraz eden ...'dan alınarak alacaklıya verilmesine" Yatırılan 427,60-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde alacaklıya iadesine, Alacaklı tarafından yapılan 210-TL yargı giderinin borçlu ...'dan alınarak alacaklıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/06/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45